MERKEZ’DE BÜYÜK BULUŞMA; BABA OCAĞI’NDA VUSLAT

Atatürk Nevruz kutlamalarında, 21 Mart 1922, Ankara

BİRLEŞİK DEMOKRAT PARTİ HAREKETİ

Mustafa Nevruz SINACI

19 Haziran 2015 Cuma günü sabah erken saatlerde Ali Naili Erdem (*) aradı; “Sınacı, gördüm ki, bu seçimler ve neticede ortaya çıkan fotoğraf, özellikle biz tarihi, kadim Demokrat Partilileri derinden yaraladı, siyaseten rencide etti, üzdü. Başta, adalet ahlâkı ve hukuk olmak üzere; Demokrasi karşıtı görüntü, Memleket ve millet sevdalıları için kaygılı, düşündürücü bir tablo! Artık, vicdanen bu gidişe sessiz, ilgisiz ve seyirci kalamayız. Bir şekilde: “Yeter artık, dur demek lâzım” diye düşünüyorum. Sen ne dersin?” dedi.

Cevaben: “Başta, tarihi, kadim Demokrat Parti’nin aziz, mümtaz ve muhterem camiası olmak üzere; Hak, hukuk, adalet, demokrasi ve devlet idaresinde fazilet özlemi içinde ümit ve çıkış kapısı arayan bütün vatandaşlarımızın hasreti, böyle müjdeli bir vuslattır. Mutlaka doğru ve yerinde olur. Ayrıca isabetli bir konjonktür ve en uygun zamanda milletin hayati ihtiyacına cevap verilir ve “fazilet anlamında siyaset, düştüğü yerden kaldırılır” dedim.

“Peki, şöyle ufaktan bir start verelim, nabız yoklayalım, bakalım ne olacak!..

Görelim Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler..”

TEVAFUK

Bu müşaverenin tam üçüncü günü, sabaha karşı Süleyman Demirel vefat etti.

Eğer bu konuşma Süleyman Bey’in vefatından sonra yapılsaydı, olağan addedilir ve sıradan bir sohbet olarak hatıra kompartımanımızdaki yerini alırdı. Fakat 18. dönem ANAP Sakarya Milletvekili ve iki devre Demokrat Parti Genel Başkanlığı yapmış Yalçın Koçak’ın “Türkiye’de emanet, vesayet, velâyet ve icazet dönemi bitti” tarzındaki beyan ve yayınındaki hikmet sanki böylece ortaya çıktı. Dolayısıyla, Ali Naili Erdem’in bahusus izharı, halisane temenni, öneri ve arzusu iki cihetle çok büyük bir önem ve değer kazanmış oldu.

Bunlardan birincisi: Vefattan yaklaşık üç gün önce yapılan bu konuşma, açıklama, muhavere ve müşaverede bahse konu edilen çok önemli tespitler, tarihi sözler ve beyanlar! İyice farkına varılan, her zaman ve zeminde hissedilen, kendini hissettiren milletin arzusu… Bu ümit, arzu ve beklentinin özünde şekillenen Demokrat Parti misyonu, 46 ruhu, davası ile umur-u devlet (Atatürk ilkeleri ve Türk İnkılâbı’na dayalı; namuslu/dürüst-demokrat, onurlu ve sorumlu, muktedir bir hükümet) istemi…

İkincisi: Ali Naili Erdem’in siyasette (dava ve misyonda) kıdem, ehliyet ve liyakatinin yanı sıra merhum Süleyman Demirel’e siyaseten en yakın olması. Defin merasiminin heyecan ve elemle karışık, hüzünle icrası esnasında Ali Naili Erdem’i gören bazı vatandaşların; O’nun yanına gelerek: “Sayın Bakanımız, siz Baba’nın en yakın dostu, kader arkadaşı, doğal olarak da Halifesi konum, makam ve durumundasınız. Ne olur, artık şu Demokrat Parti davasına bir el atın; Merkez Sağ’a sahip çıkın ve bizi Ocaksız, Bucaksız, Partisiz kalmaktan kurtarın Allah aşkına” diye adeta yalvarmalarıdır. (Bunu kendisinden değil ama bizatihi orada, yanında hazır olanların nakil, beyan ve anlatımlarından duydum.)

Demek ki, tarihi ve kadim Demokrat Parti’nin yeniden inşası, merkez sağın ihyası ve siyasetin, 27 Mayıs 1960 kalkışmasında düşürüldüğü yerden onurla ayağa kaldırılıp, şerefle, şanla taçlandırılmasının zamanı gelmiştir. Bu cihetle bir tevafuk (tesadüf zannedilen şeylerin kader ile örtüşmesi, tesadüf demenin daha anlamlı hali, tesadüfe nazaran, arkasında gizli bir kudret olma ihtimali) eseri hayat bulması mümkün olacaktır inşâllah!..

GERÇEK DEMOKRATLAR

Şimdi mesele: Tarihi ve kadim Demokrat Parti’nin dava, ideal ve ilkelerini kucaklayıp inançla, inatla hayata geçirmektir. Bu uğurda azim, irade ve kararlılıkla çalışacak; Demokrasi, adalet, ahlâk ve hukuk’u ayağa kaldıracak Gerçek Demokrat’ların, Birleşik Demokrat Parti Hareketi nezdinde el ve gönül birliği yapması şart. Ali Naili Erdem ile birlikte Nevzat Ercan, Esat Kıratlıoğlu, Rasim Cinisli ve Yalçın Koçak el ele vermiş, Demokrasi kervanı yola çıkmış bulunmaktalar. Darısı, Demokrat Parti davası, manâ ve misyonuna gönül verdiği halde “geçici olarak” ayrılanların başına!.. Hayırlı, uğurlu ve kutlu olsun, İnşâllah..

(*) Ali Naili Erdem: 1927 İzmir, Kemalpaşa doğumlu ve Ankara Hukuk Fakültesi mezunu Avukat. 1961-1980 arası 1, 2, 3, 4 ve 5. dönem İzmir Milletvekili. Sanayi, Çalışma (iki defa) ve Millî Eğitim Bakanlığı yaptı. 1980 askeri darbesinden sonra çeşitli İl ve İlçelerde milletle buluştu, konferanslar verdi. Radyo ve televizyonlarında konuşmalar yaptı. Halen Demokratlar Kulübü Başkanı olan Ali Naili Erdem, evli ve üç çocuk babasıdır.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. https://www.turkishnews.com/en/content/2023/02/08/facts-not-reported-by-the-media-re-turkiye-earthquake/ yardım malzemelerinde, gıda kutularında, çadırlarda karşıt taraflar arasında AKP logo savaşları yapıldığı yabancı basına düşmüş gözüküyor. utanç vverici

  2. KUR’AN’ı Kur’an’dan Tanımak! KUR’AN! Nasıl Bir Kitap? KUR’AN; yaşamın Kitabıdır, yaşam eğitim Kitabıdır, hayata hazırlar, hayat hakkında bilgilendirir, rehberlik eder,…

  3. türkiye’de sokak hareketlerini muhalefet partilerinden beklemek pek doğru değil. Yasal sınırlar içinde kalarak farklı bir oluşum olur mu?

  4. Maalesef yazdıklarınıza katılmamak mümkün değil. O yüzden umutsuz bir durum içindeyiz. Bu durumda çıkış, dediğiniz gibi muhalefet tarafından sokakta örgütlenmiş…

  5. Böylesine âdi, tiksindirici bir yazıyı sayfalarınızda görmekten üzüntü duydum..Bu yazılanları kaleme alanın bırakınız ülkemizde bulunmasını, bu Dünya’da bile yeri olmaması…

  6. Hey Ağalar Türk’e »Hiciv Şiiri« Hey ağalar Türk’e cevap bulunmaz Darılıp ağzını açtığı zaman Değme şeyle karşısında durulmaz Darılıp köpüğün…

  • Deprem Felaketi

    Deprem Felaketi

    Deprem felaketi hatırlattı ki, bizim Türk- Kürt sorunumuz yokmuş aslında, bizim; Alevi- Sünni sorunumuz da yokmuş. Hatta ve hatta Ermeni sorunu, Yunan sorunumuz da yokmuş. “İnsanlık” diye bir üst başlık altında yaşıyormuşuz hepimiz. İşte; dünya bu üst başlık altında, insanlık başlığında buluştuk. Azerbaycan’dan, Pakistan’dan, Türk kardeşlerimizden yardım geleceğini biliyorduk zaten. Öyle […]


  • Bir şehri değil, bir ülkeyi yok ettiler

    Bir şehri değil, bir ülkeyi yok ettiler

    Bir sehri deyil, bir ülkeyi yok ettiler..KAR, HIRS, HIRSIZLIK, RÜSVET,KORRUPTION, Kadin ticareti,  hesi  Allahin ismi altinda….! Türkiyede, ekonomik gelişme ve büyümeyi sağlamak için en büyük koz olarak inşaat sektörü görüldü. Ancak bu sektörün sağlıklı ve kalıcı bir ekonomik büyüme yaratamadığına dair pek çok araştırma ve inceleme daima görmezden gelindi. Şehirler […]


  • Tanrının habercisi Türklerin yol göstericisi: Bozkurt

    Tanrının habercisi Türklerin yol göstericisi: Bozkurt

    Tanrının habercisi Türklerin yol göstericisi: Bozkurt Bir röportaj sırasında İngiliz televizyoncunun dikkatiniduvardaki hilal ve bozkurt çeker.Azerbaycan Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’e bunun ne olduğunu sorar:“O Bozkurt’tur.” der Elçibey ve devam eder:“O gördüğünüz Türk Milleti’nin sembolüdür totemidir.”İngiliz televizyoncu biraz düşündükten sonra özür dileyerek tekrar sorar;“Niçin kendinize vahşi ve yırtıcı bir hayvanı sembol olarak […]


  • TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN…!!!

    TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN…!!!

    Bir Deprem oldu… Bütün alışılmış ve kabullenilmiş dünya düzenlerini yıktı geçti “O” sabah. Bir deprem oldu… Küsmenin, kızmanın, kırılmanın ne kadar anlamsız olduğunu adeta omuzlarımızdan tutup “kendine gel hayat çok kısa” diye sarsarak bize yeniden anlattı. En sevdiğimiz insanların,en sevdiğimiz eşyaların,en sevdiğimiz yemeklerin,en sevdiğimiz mekanlarınaslında saniyeler ile nasıl kaybedeceğimizi yeniden […]


  • Güney Azerbaycan Kuruluşlarının Türkiye Depremi İle İlgili Bildirisi

    Güney Azerbaycan Kuruluşlarının Türkiye Depremi İle İlgili Bildirisi

    Ne yazık ki Türkiye’miz çok büyük ve ağır bir doğal afetle karşılaşmıştır. Türkiye’nin on ilini vuran ve büyük can kaybı ve yıkıma neden olan deprem afeti, bizi de Türk Dünyası ailesi ve büyük Türk milletinin bir parçası olarak derinden üzmüş ve kederlenmiştir.Fakat biliyoruz ki Türkiye muktedir bir millet ve devlettir […]