Hoop, Yanı Başımızda Süleyman Şah Türbesi!

GİDİLESİ, GELİNESİ…YENİSİ, SEVİLESİ:(Hizmetse, Vatana Hizmet: -Hoop, Yanı Başımızda Süleyman Şah Türbesi!) - 11001942 10153081532927860 1794122803717375961 n
11001942_10153081532927860_1794122803717375961_n

GİDİLESİ, GELİNESİ…
YENİSİ, SEVİLESİ:
(Hizmetse, Vatana Hizmet: -Hoop, Yanı Başımızda Süleyman Şah Türbesi!)

Bir de Hizmet Beğenmezler!
Aha da oldu işte…
Süleyman Şah Türbesi, yanı başımızda…
Bir soluk ötemizde…
İsteyen istediği an geçiverir sınırı ve yaya, hiçbir araca binme gereği duymadan Süleyman Şahı ziyaret ediverir…
Eskiden böyle miydi?
Gidemez, gelemezdin…
Gir Suriye toprağına, git Allah git…
İşid tehlikesi, PYD tehlikesi, öteki isyancılar tehlikesi, Esad tehlikesi…
Tehlikeler içinde, her an işgal edilip havaya uçurulabilecek bir türbe!
Akıl alacak şey mi?
Kim şu iş güç dünyasında o kadar zamanını ayırır da, ta oralara gider…
Sıcağı, kenesi, Arap topraklarında olur olmaz virüsü tehlikesi!
Aha şimdi kapımızda…
Çık sınırdan, bir adım ötesi…
Yürüme mesafesi beş dakika…
Hem daha konforlu..
Daha estetik…
Daha güvenli…
Daha gidilesi, gelinesi, el kaldırıp, iki dua edilesi…
Hayır dilenesi, yad edilesi…
Süleyman Şah’ın sandukasını bulunduğu yerden alıp, bir gece elli tankla, sınırımızın dibine kadar getirmek aman ne büyük hizmet!
Sırtımızda bir sanduka, gecenin ayazında, bize ait olan bir değeri, sandukanın üzerindeki dualar yazılı yeşil örtüyü dalgalanır haldeyken, alaca karanlıkla birlikte, önce sınır içimize, ardından da şatafatlı bir törenle yeni binasına getirmedik mi?
Dünyada var mı gecenin bir yarısında, dört tahtadan çakılmış bir sandukayı yellendire yellendire kırk kilometre taşıyan, böylece uçurulmaktan kurtaran bir başka örnek?
Başkası uçuracağına biz uçurduk; Süleyman Şah Türbesi’ni yerle yeksan ettik…
Ama ne için?
Vatan toprağını kurtarmak için…
Gerçi gelirken on tane zırhlı aracımız sınırın ötesinde kaldı ya, neyse…
O kadarı da olur artık…
Sanduka şurada yüz yıllıkmış, gerçek naşı toprağın içinde, eski yerlerinde kalmış; onu İŞİD değil, biz kendi ellerimizle havaya uçurmuşuz; getirip sonra, bir gecekonduluk yer kapar gibi, hem de bir şahsa ait olan toprağı işgal edip, oraya dayayıp dozeri, kepçeyi; iki üç doğulu işçiyi, yeniden türbemizi kurmuşuz, ne var bunda?
Hizmetse işte hizmet!
Yine türbe binamız var!
Yine sandukamız var…
Hem de daha konforlu;
Daha güvenli…
Yakında alışveriş merkezleri de açarız yanında yöresinde…
Maksat, tarihe saygı ve deeee vatandaşa hizmet…
Süleyman Şah’ın ruhu ve kemikleri huzur içinde şimdi…
“Kemikleri eski yerinde, belki de Caber Kalesi’nde kaldı; getirilen geçmişi yüz yılı aşmayan sanduka mı?
Sahi mi?
Yahu, sen de; geç bunları, geç…
Altı üstü birkaç kemik parçası öte yanda kalmış; on dönümlük toprak vatan toprağ ımıymış…
Parayla karşılığı olmazmış!
Hangi devirdeyiz be adam?
Kendine gel kendine…
Geçiver sınırı;
Bir nefes ötende yenisi,
Eskisi zaten eskimişti, yenisini kurduk;
Hayır dua eyle,
Yenilen,
Kendine gel, kendine!

Okumaya devam et  PROF. DR. KEMAL ARI: YOL AYRIMI… -“Seni faşist, seni Kemalist, seni azılı Türkçü…”

Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir