EY ULUSUM! Sen Egemensin…

1008860_10152099911977860_138659605_o-300x225

EY ULUSUM!
“(-Sen Egemensin… O Senin Onurundur, Şerefindir, Namusundur!)
Ey ulusum, neden egemen olmak durumundasın?
Çünkü egemenlik senin hakkın…
Hiç kimseye, şu ya da bunun gereğidir diye egemenlik verilemez, devredilemez.
Senin adına o gücü kullananlar, yalnız sen temsil eder.
Vekildir onlar, asıl değil…
Gerçek olan sensin…
Niçin mi?
Çünkü sen ve herkes, doğduğu zaman kesin olarak özgürdünüz.
Sizin özgürlüğünüzü kısıtlayacak en küçük bir kural, yasa, kral ya da başka bir güç yoktu.
Yaratılış olarak sen ve herkes, tam olarak özgürdünüz.
Ancak doğduğunuz anda, sizi toplumda kurgulanmış kurallar karşıladı.
Yasalar diyorlardı buna…
Kimi zaman da gelenekler elini ayağını bağlamaya, seni, gerçekte senin olan haklarından uzaklaştırmaya başladı.
Kesin olarak özgürlüğün yasalar, gelenekler, töreler ve temel kurallar gereği zincirlere alınmak isteniyordu.
Sense, doğada tek başına yaşayacak iradeye sahip değildin.
Bu nedenle, bu kurallara boyun eğdin; toplum içinde yaşayabilmek için, doğanın sana verdiği özgürlüklerin bir kısmından vaz geçmek durumunda kaldın.
Ve gerçekte, sana ait olan özgürlüğünün bir kısmını sen ortak yaşama adına, getirdin, yaşadığın kentin ortasında yapılmış büyük bir havuzun içine attın.
Senin gibi herkes de onu yapıyordu.
Vazgeçilen özgürlükler, o devasa havuzun içine atılıveriyordu..
Bu özgürlüklerinden vazgeçmeyenleri toplum zaten kabul etmiyor ve; “Benimle ortaklaşa, benim içimde yaşayacaksan, bazı özgürlüklerinden vaz geçeceksin. Örneğin, komşun var. Tutup da geceleri avazın çıktığı gibi özgürüm ben diye, bağıramazsın… Tutup, sevmediğin birini, özgürüm ben diye tepeleyemezsin!” diyorlardı sana.
Ve sen de denileni yapıp, özgürlüklerinin bir kısmından vaz geçtin ve o havuza vaz geçtiğin özgürlükleri attın; tıpkı başkaları gibi…
Ve o havuzda vazgeçilen özgürlükler birikti.
Bu bir kuvvetti.
Bu kuvvete; “Kamu gücü” dendi.
O güç, sen ve senin gibi özgürlüklerinden vaz geçmiş olan herkesin gücüydü.
İşte bu güce egemenlik denildi.
Sorun şuydu:
Sana ve senin gibilere ait olan bu gücü kim kullanacak?
Gerçekte, sen ve senin gibi o güçte hakkı olanlar topluca kullanmalıydı.
Ama bunu yapacak bir mekanizma yaratamamıştı insanlık daha.
Bu nedenle, kendi içinden bir kral çıkardı ve ona:
-“Bu egemenlik denilen güçtür. Bu bana aittir. Ancak ben onu kullanamıyorum, çünkü bunu nasıl yapacağımı öğrenemedim. Ben bunu öğrenene kadar, bu yetkiyi sana vereyim ve sen onu benim adıma kullan!” dedin.
O ilk kral da bunu kabul etti…
Sana ait hakkı, senin önerin üzerine aldı ve kullanmaya başladı.
Yasama, yürütme ve yargı güçlerinden oluşan egemenliği, hak senin olmakla birlikte, senin izninle senin üzerinde kulllandı.
Ancak gün geldi; cumhuriyet denilen bir yönetim biçimi ortaya çıktı.
Bu sistem, özgür ortamlarda, seçimlerle bu hakkı kullanabilme aygıtını önüne koydu.
Artık sen, sana ait olan bu hakkı özgürce seni temsil edenler aracıllığıyla kullanabilirdin.
Bu nedenle kralın karşısına çıkmak, ondan hakkını istemek; onu geri almak; eğer kral buna karşı çıkacak olursa, zorla da olsun, onu geri alma hakkına sahiptin…
Ve işte şimdi cumhuriyeti yaşıyorsun..
Cumhuriyet sana verilmedi, o zaten senindi.
Sana onu verenler, sana ait olanı, sana verdiler.
Sen nasıl oluyor da şimdi, o sana ait olan ve özgürlüğünle eş anlamlı bir anlam taşıyan o hakkı başkasına peşkeş çekebilirsin?
Bunu kendi adına yapma özgürlüğün olduğunu söylesen de, çocuklarına da aittir o hak; kendi çocuklarının ve başkalarının hakkını nasıl başkasına verebilirsin?
Uyan…
Sen cumhursun.
Cumhuriyet senin…
Senin hakkın ve özgürlüğün…
O nedenle sen egemensin.
O senin onurun, şerefin ve haysiyetindir…
Ondan geriye adım atmak, canına kastetmektir, anla artık…

Kemal Arı, 23.03.2014.

Haberi paylaşın
EY ULUSUM!“(-Sen Egemensin… O Senin Onurundur, Şerefindir, Namusundur!)Ey ulusum, neden egemen olmak durumundasın?Çünkü egemenlik senin hakkın…Hiç kimseye, şu ya da bunun gereğidir diye egemenlik verilemez, devredilemez.Senin adına o gücü kullananlar, yalnız sen temsil eder.Vekildir onlar, asıl değil…Gerçek olan sensin…Niçin mi?Çünkü sen ve herkes, doğduğu zaman kesin olarak özgürdünüz.Sizin özgürlüğünüzü kısıtlayacak en küçük bir kural, yasa, kral ya da başka bir güç yoktu.Yaratılış olarak sen ve herkes, tam olarak özgürdünüz.Ancak doğduğunuz anda, sizi toplumda kurgulanmış kurallar karşıladı.Yasalar diyorlardı buna…Kimi zaman da gelenekler elini ayağını bağlamaya, seni, gerçekte senin olan haklarından uzaklaştırmaya başladı.Kesin olarak özgürlüğün yasalar, gelenekler, töreler ve temel kurallar gereği zincirlere alınmak isteniyordu.Sense, doğada tek başına yaşayacak iradeye sahip değildin.Bu nedenle, bu kurallara boyun eğdin; toplum içinde yaşayabilmek için, doğanın sana verdiği özgürlüklerin bir kısmından vaz geçmek durumunda kaldın.Ve gerçekte, sana ait olan özgürlüğünün bir kısmını sen ortak yaşama adına, getirdin, yaşadığın kentin ortasında yapılmış büyük bir havuzun içine attın.Senin gibi herkes de onu yapıyordu.Vazgeçilen özgürlükler, o devasa havuzun içine atılıveriyordu..Bu özgürlüklerinden vazgeçmeyenleri toplum zaten kabul etmiyor ve; “Benimle ortaklaşa, benim içimde yaşayacaksan, bazı özgürlüklerinden vaz geçeceksin. Örneğin, komşun var. Tutup da geceleri avazın çıktığı gibi özgürüm ben diye, bağıramazsın… Tutup, sevmediğin birini, özgürüm ben diye tepeleyemezsin!” diyorlardı sana.Ve sen de denileni yapıp, özgürlüklerinin bir kısmından vaz geçtin ve o havuza vaz geçtiğin özgürlükleri attın; tıpkı başkaları gibi…Ve o havuzda vazgeçilen özgürlükler birikti.Bu bir kuvvetti.Bu kuvvete; “Kamu gücü” dendi.O güç, sen ve senin gibi özgürlüklerinden vaz geçmiş olan herkesin gücüydü.İşte bu güce egemenlik denildi.Sorun şuydu:Sana ve senin gibilere ait olan bu gücü kim kullanacak?Gerçekte, sen ve senin gibi o güçte hakkı olanlar topluca kullanmalıydı.Ama bunu yapacak bir mekanizma yaratamamıştı insanlık daha.Bu nedenle, kendi içinden bir kral çıkardı ve ona:-“Bu egemenlik denilen güçtür. Bu bana aittir. Ancak ben onu kullanamıyorum, çünkü bunu nasıl yapacağımı öğrenemedim. Ben bunu öğrenene kadar, bu yetkiyi sana vereyim ve sen onu benim adıma kullan!” dedin.O ilk kral da bunu kabul etti…Sana ait hakkı, senin önerin üzerine aldı ve kullanmaya başladı.Yasama, yürütme ve yargı güçlerinden oluşan egemenliği, hak senin olmakla birlikte, senin izninle senin üzerinde kulllandı.Ancak gün geldi; cumhuriyet denilen bir yönetim biçimi ortaya çıktı.Bu sistem, özgür ortamlarda, seçimlerle bu hakkı kullanabilme aygıtını önüne koydu.Artık sen, sana ait olan bu hakkı özgürce seni temsil edenler aracıllığıyla kullanabilirdin.Bu nedenle kralın karşısına çıkmak, ondan hakkını istemek; onu geri almak; eğer kral buna karşı çıkacak olursa, zorla da olsun, onu geri alma hakkına sahiptin…Ve işte şimdi cumhuriyeti yaşıyorsun..Cumhuriyet sana verilmedi, o zaten senindi.Sana onu verenler, sana ait olanı, sana verdiler.Sen nasıl oluyor da şimdi, o sana ait olan ve özgürlüğünle eş anlamlı bir anlam taşıyan o hakkı başkasına peşkeş çekebilirsin?Bunu kendi adına yapma özgürlüğün olduğunu söylesen de, çocuklarına da aittir o hak; kendi çocuklarının ve başkalarının hakkını nasıl başkasına verebilirsin?Uyan…Sen cumhursun.Cumhuriyet senin…Senin hakkın ve özgürlüğün…O nedenle sen egemensin.O senin onurun, şerefin ve haysiyetindir…Ondan geriye adım atmak, canına kastetmektir, anla artık… - cumhuriyet

KONU HAKKINDA DAHA FAZLA:

GİRİŞ TARİHİ:

GÜNCELLEME:

Bu gibi içeriklerin devam etmesini istiyor, Akademik yayınları veya vatandaş gazeteciliği destekliyorsanız, maddi katkıda bulunabilirsiniz.

İçerik desteği, sponsorluk veya işbirliği teklifleri için bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem

  1. ALLAH-TANRI; Kitabı KUR’AN! Ve, Akıl!? (1) (Yunus,34)”Allah! Yaratışı başlatır, sonra onu çevirip yeniden yaratır-her şeyi yoktan var eden ve sonra…

  2. Eleştirdiğiniz kısımları belirtmeniz tek tek güzel bir şey ama kanıta dair herhangi bir şey göremiyorum ayetlerini ve surelerini yazarsanız çok…

  3. Siyasi Partillesme ve Milli bir Örgütlenme ile siyasi ve ekonomik isgale karsi savasmaktan baskacaremiz hic bir yok.

  4. Şimdi de Çiftçilerin önü kesiliyor. Her çiftçi her istedini ekemeyecek, ekime sınır getiriliyor, hayvancılığa sınır getiriliyor. Enflasyon düzelirim dersiniz.

  • “Kıbrıs’ta 2 ayrı devlet var…”

    “Kıbrıs’ta 2 ayrı devlet var…”

    Kıbrıs’ta sular durulmuyor. Kıbrıslı Rumlar AB’nin desteği ile iyice şımardı. Önemli haklar elde etmeye çalışıyor. Ancak karşılarında KKTC’nin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı buluyorlar. Tatar, hiç taviz […]


  • Dünya Siyasetinde Değişim Başlıyor

    Dünya Siyasetinde Değişim Başlıyor

    New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) 78’inci Genel Kurulu görüşmeleri bu yıl geçmişlerden farklı ve yeni bir dönemin başlayacağının habercisi konumunda zira 2023 yılında dünya […]


  • Altın Koza’ya Altın Program

    Altın Koza’ya Altın Program

    30. yılını kutlayan Adana Altın Koza Film Festivali’nin 18-24 Eylül tarihleri arasında Esas 01 Burda AVM, Cinema Pink salonlarında gösterime sunulacak uluslararası programı; Berlin, Cannes, […]


  • Ruslar Türkiye’den ayrılıyor

    Ruslar Türkiye’den ayrılıyor

    Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan, Rus göçü, Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşa daha fazla vatandaşın katılmasını gerektiren kısmi seferberlik kararından sonra […]


  • BRiCS DUVARI EMPERYALİZME KARŞI

    BRiCS DUVARI EMPERYALİZME KARŞI

    Son aylarda birbiri ardı sıra gündeme gelen uluslararası kongreler ve toplantılar sürüp giderken ,bugünkü dünya siyaseti normal koşulların ötesinde gelişmeler göstermektedir .Ülkeler ve devletler arası […]


  • SADAKA

    SADAKA

    Bir dakika durup düşünün, ne kadar aşağılayıcı bir durum içindeyiz bu günlerde. Emekli vatandaşların emekli maaşlarına 3 liramı verelim yoksa 5 liramı verelim konusu, bütün […]


  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”AB İle Yolları Ayırabiliriz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”AB İle Yolları Ayırabiliriz”

    Birleşmiş Milletler 78. Genel Kurulu görüşmelerine  katılmak için  New York’a  gitmeden  önce Cumhurbaşkanı Erdoğan: ”AB ile yolları ayırabiliriz” diyerek önemli bir açıklamada bulunmuştur: ”Avrupa Birliği, […]


  • BİRİ YER, BİRİ BAKAR…

    BİRİ YER, BİRİ BAKAR…

    Enflasyon altında ezilen yurttaş bütçeyi de finanse etti. Merkezi yönetim bütçe sonuçlarına göre yılın ilk sekiz ayında başta ÖTV ve KDV’de olmak üzere vergi gelirlerinde […]


  • O YILLAR

    O YILLAR

    O YILLAR                 HÜSEYİN MÜMTAZ                 Biz eskidik ama yazılar hiç eskimiyor galiba…                 Tam on yıl önce, Falih Rıfkı Atay’dan şu kısa alıntıyı yapmışız; […]


  • Sivil giyimli ÍŞGĂL ORDUSU

    Sivil giyimli ÍŞGĂL ORDUSU

    Halkımız aptal değil, tehlikenin farkında. Yıllardır „sivil işgal kuvvetleri“ ülkemize dolduruluyor. „Barış süreci“ diye, binlerce PKK askeri, davul-zurna eşliğinde silâhları ile birlikte ülkemize sokuldu. Onları […]


  • Siyasette “aptal sözcüğü”

    Siyasette “aptal sözcüğü”

    Sosyal medyada aptal sözcüğünün çok sık kullanıldığını görmüşünüzdür. Siyasi ya da ideolojik tartışmayı aptalsın, akıllısın gibi yere indirgemek, aslında “entelektüel yeteneğin” sınırlı olduğuna işaret eder, […]


  • ŞEYHÜLİSLAMLIK KURULUYOR

    ŞEYHÜLİSLAMLIK KURULUYOR

    ÇEDES PROJESİ İLE AKP KARŞI DEVRİM’İNİN ŞEYHÜLİSLAMLIK AYAĞI DA KURULMUŞ OLUYOR Çağdaş bir devlet yurttaşlarına din dayatmaz. DİB bütçeden aldığı bakanlıklar üstü ödenek ile toplumun […]


  • Ganire Pashayeva…

    Ganire Pashayeva…

    Ganire Pashayeva üzerinden Türklük şuurunuzu ve samimiyetinizi müşahede ettik! İsmail bey Gaspıralının işte,dilde,fikirde birlik ülküsünün uygulayıcısı, Türk dünyasının Tomris Hatunu, Türk birliğinin rol modeli Ganire […]


  • “Devletimizin tanınması gerekiyor…”

    “Devletimizin tanınması gerekiyor…”

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ersin Tatar’ın inatla üzerinde durduğu bir konu var: KKTC’nin artık tanınması gerektiğini söylüyor. Bu konuda bazı ülkelerle de teması var. […]


  • ABDÜLHAMİT-HÜSEYİN MÜMTAZ

    ABDÜLHAMİT-HÜSEYİN MÜMTAZ

    ABDÜLHAMİT HÜSEYİN MÜMTAZ                 Sina Akşin şöyle anlatıyor;                 “24 Nisan günü Hareket Ordusu İstanbul’u işgal etti. Abdülhamit direnilmemesi için askere emir vermiş olmasına rağmen, […]


  • Dünya ülkeleri Türkiye’den neler almak istiyor?..

    Dünya ülkeleri Türkiye’den neler almak istiyor?..

    Üretimde artışlar yüz güldürüyor. Türkiye’den dünya ülkelerinin neler istediği belli oldu. Burada önemli olan şu: Yapılan üretimin ithalat olmadan oluşmasıdır. Yoksa ithalata dayalı üretim sadece […]


  • FEYM GRUBU BÜLTENİ

    FEYM GRUBU BÜLTENİ

    ERMENİ Faaliyetleri (22 Eylül 2023) 1.  Artsakh (“sözde” Dağlık Karabağ Ermeni devleti) ve Azerbaycan temsilcileri arasında, Azeri askeri saldırısının ardından askerlerin geri çekilmesi ve tahliye edilen […]


  • İngilizler, kesenin ağzını açtı…

    İngilizler, kesenin ağzını açtı…

    Kartla harcamalar çoğaldı. Yapılan araştırmada yurt dışına tatile çıkan İngilizlerin kesenin ağzını açtığı ifade ediliyor. Türkiye’yi ziyaret eden yabancı turistlerin yaptığı fiziksel harcamalar, bir önceki […]


  • Şirketler birer birer kapanıyor…

    Şirketler birer birer kapanıyor…

    İyimserlik devam ediyor ama ekonomik kriz karşısında da şirketler birer birer kapanıyor. Yeni şirketler de kuruluyor. Ancak, bu çok sınırlı. Kapanan bazı şirketlerin yetkilileri ”Ekonomik […]


  • ATATÜRK’E, TÜRK’E VE GERÇEK TC DEVLETİNE SALDIRILAR KARŞI DEVRİMİN ANAYASA DEĞİŞTİRMESİNE YÖNELİK ALIŞTIRMALARDIR. Sefa Yürükel

    ATATÜRK’E, TÜRK’E VE GERÇEK TC DEVLETİNE SALDIRILAR KARŞI DEVRİMİN ANAYASA DEĞİŞTİRMESİNE YÖNELİK ALIŞTIRMALARDIR.       Sefa Yürükel

    Atatürk’ün kurtardığı milletin bazı bireyleri ve Atatürkün kurduğu devletin bazı bürokratları, kurtarılmayı ve Türk Milletinin mensubu ve TC devletinin vatandaşı olmayı hak etmiyorlar. Son bir […]



Posted

in

by