SÜLEYMAN ŞAH OPERASYONU: TÜRKİYE KENDİ KENDİNE BAŞARILI (?) BİR ASKERİ OPERASYON YAPTI…

Kemal Arı, 22.2.2015. - turkish army turk ordusu operasyon savas

SÜLEYMAN ŞAH OPERASYONU:
TÜRKİYE KENDİ KENDİNE BAŞARILI (?) BİR ASKERİ OPERASYON YAPTI…
(-Ve kendi toprağını kaybetti… Ne bu Afra Tafra?”

Ardından çarpıcı kimi başka bilgiler geliyor:
Acaba Türk askeri bölgeye Kobani üzerinden mi geçti?
Eğer öyleyse, bölgedeki PKK ve PYD güçleri, Türk Ordusu’na bölgeye geçişinde rehberlik mi etti?
Ya da bir ortak harekât biçiminde mi oldu?
Bir çatışma çıkmamış; ancak öyle de olsa, Türkiye tarafından terörist olarak kabul edilen gayri resmi güçlerle, Türk Ordusu’nun birlikte hareket etmesi çok önemli…
Bu durumda yakında terörist olarak kabul edilen grupların artık terörist sayılamayacağına ilişkin bir argümana ve dayatmaya dönüşebilir…
Ancak ya bu harekâtı bir başarı imiş gibi göstermeye ve “aliyyülâlâ” ile dosta düşmana davullar zurnalar çalınarak duyurulmasına ne demeli?
Yani Türkiye’nin kendine karşı yaptığı bir operasyonla çekilirken indirdiği al sancağın yerinde şu an PKK ve DYP’nin paçavraları dalgalanıyor
Süleyman Şah, tarihsel bir kişilik.
Gerçek ya da efsane olsun, önemli değil..
Sonuçta Türkler’in en büyük atalarından biri.
Anadolu’ya Suriye üzerinden yürüyen ilk alperenlerden. .
Osman Gazi’nin dedesi…
Bu ilerleyiş sırasında, Fırat’ın bir kolunu geçerken sulara kapılıyor atıyla ve boğuluyor…
Sonra çocukları ve silah arkadaşları onun naşını, Ceber Kalesi’nin eteklerine defnediyorlar…
Yıllar yılı, yurdun dört bir yanında, sınır boylarında hala manevi varlıklarıyla yurdu koruyan manevi gönül erenleri ve gaziler onlar…
Sonra ne oldu?
Osmanlı Devleti’nde, başta II. Abdülhamit olmak üzere, sonradan bu mezarın olduğu yere ardı ardına birkaç kez türbe yapıldı, onarıldı.
Derken Ulusal Savaş’ta, Ankara Hükümeti, yedi düvele karşı savaşırken, Süleyman Gazi’nin türbesinin vatan toprağı sayıldığını bildirdi. Bu önemli yurt toprağı, başta Ankara Antlaşması olmak üzere ulusal savaşın başarıyla sonuçlanmasından sonra Lozan’da Türkiye’nin bir parçası sayıldı.
Uluslar bu kuralın altına imza koydular.
Sonradan Süleyman Şah Türbesi yeniden onarıldı. Karakol haline getirildi. Ve Türk askerlerince korunmaya başladı.
Suriye’de Fransız etkisi bitip, bağımsız bir Suriye devleti oluşturulduğunda da bu hüküm korundu.
Bir ara, Suriye bir baraj inşasına yöneldi.
Türbe sular altında kalacaktı. O nedenle Türkiye ve Suriye karşılıklı oturarak, türbenim bugünkü yerine taşınmasına karar verdiler.
Varılan anlaşma iki ülke tarafından imzalandı.
O günden bugüne bu statü korunurken, dün geceden bu yana, yeni bir fiili durum ortaya çıktı.
Türkiye, ağır askeri güçleriyle, büyük olasılıkla Ayn’ül Arab (Kobani) yönünden bölgeye girdi.
Orada görev yapan kendi askerlerini,. Türbede bulunan Süleyman Şaha ait sandukaları ve türbede ve karakolda bulunan eşyalarını aldı.
Sonra kendi topraklarında bulunan, kendisine ait türbeyi ve karakolu İŞİD’in eline geçmesin diye havaya uçurdu.
Sonra oradan ayrılarak, Kobani denilen Kanton’a yakın bir yerde, Türkiye’ye 200 metre uzaklıkta, Suriye’ye ait bir toprağa girerek, orayı kordon içine aldı. Bayrağını dikti. Ve muhtemelen oraya yeni bir türbe yapılarak, söz konusu sanduka ve öteki eşyalar konulacak. Belki bir de karakol inşasına gerçekleştirilecek.
Ancak kimi sorular, işin garip yanlarını ortaya koyuyor:
Kimin topraklarına karşı harekât yapıldı?
Türkiye’nin…
Harekâtı yapan kim?
Türkiye…
Bu harekât sonrasında ne oldu?
Türkiye’ye ait topraklar, yine Türkiye’ye ait olan bir türbe ile karakol boşaltıldıktan sonra, buralar havaya uçurulduktan sonra boşaltılarak geri dönüldü.
Toprak kaybeden kim?
Türkiye…
Ve dikkat:
Bu, büyük bir gururla kutlanacak bir başarıymış..
Öyle deniliyor…
Ya sonrası?
Yeni bir harekât daha var:
Ne o?
Suriye tarafından korunamayan, ama Suriye’ye ait bir toprak parçası işgal edilmix oldu.
Kim tarafından?
Türkiye.
Yani Türkiye kendine karşı operasyon yaptı; kendi toprağını üzerindeki yapıları uçurarak terk etti.
Ancak yine Suriye’ye ait, ancak yine Suriye’nin uluslararası antlaşmalarla tasarrufunda olan bir toprak parçasını işgal ederek, uluslararası antlaşmaları çiğnemiş oldu.
Suriye de doğal olarak bu olayı protesto etti.
Şimdi bu hengâme ortasında oraya bir türbe yapılacak ve türbeye de şu an Türkiye’ye getirilmiş sandukalar konulacak…
Peki, ya Sandukalar…
Onlar yalnızca tahta parçası… Üzerinde dualar olan kimi örtüler var. Hepsi bu.
Ya sonrası?
Yine sorularla gidelim:
Türkiye, uluslararası antlaşmalarla kendine ait bir toprak parçasını terk etti. Bir daha oraya dönebilir mi?
Fiilen zor, hatta imkânsız.
Pekâlâ, ya yeni işgal ettiği toprağı elinde tutabilir mi?
O da zor. Çünkü o toprakların Türkiye’ye ait olduğunu saptayan bir anlaşma ve uzlaşma söz konusu değil.
Suriye bu toprakları geri isteyecek ve Türkiye ileride ya bu toprağı geri verecek ya da kendi başkasına ait bir toprağı işgal ettiği için bunun karşısında oluşacak baskıyı göğüslemek durumunda kalacaktır…
Sonuç:
Ortada bir başarı falan olmadığı gibi; kendi kendine operasyon yapan bir Türki ye var.
Maharet kendine ait toprakları terk etmek değil, onu korumaktır.
O halde; ne bu afra tafra?

Kemal Arı, 22.2.2015.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bugün Gündem
  1. Kıymetli Kardeşim, seçkin Silah arkadaşım Levent, Çok anlamlı değerli bir yazı kaleme almışsın. Seni kutluyorum. Bu devirler geçecek, Ordu ve…

  2. Bir ülkede yaşayan çok çeşitli ırklar olabilir vatandaş olarak sorun bu değil sorun kendi yaşadığı ülkenin menfaatlerini değil de dışardaki…

  3. Doğduğum köyün adı Ocak. Soyadım da buradan geliyor. Onun için “ocak” sözcüğü ve kökeni benim ilgi alanım. Bu nedenle yerdeşim…

  4. KUR’AN yakma, Peygambere hakaret! Suç Kimin?! Kendini-sınırını bilmez bir akılsız yobazın KUR’AN yakma eylemi; inanılan değerlere hakaret, aşağılama evet kötü,…

  5. Artık zenginler Trump veya temsilcisi Macron gibi parti başkanlığı ordan zıpp ülke yönetiminde.. çağımız iklim gibi kuralsızlıklara anomik çeşitliliği var…

  • DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    DÜKLÜK ve DÜDÜKLÜK

    Kimse dillendirmese de ben söylemiş olayım; eğer ‘Millet İttifakı’ beklenildiği üzere hem cumhurbaşkanlığını ve hem de Meclis’teki çoğunluğu sağlayabilirse, buna, Türkiye’nin yeni ‘Kurucu Meclis’i diyebileceğiz. Şimdi ‘aklıevvel’ kimi hukukçu ve siyasetçinin ‘Kurucu Meclis’ başka şeydir, o daha çok ‘Anayasa’ yapmak için kurulan meclistir diyecekleri beklenebilir. Diyebilirler. Nitekim bu tip ‘hukukçu’lar Dr […]


  • YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR!

    YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR!

    VEKİL ADAYI GENÇCAN: YÜZÜKLE BAŞLADI YATLARLA KATLARLA DEVAM EDİYOR! Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sakarya Milletvekili Aday Adayı Kadir Gündüz Gençcan, CHP Grubu’nun “Cumhurbaşkanlığı harcamalarının hukuksal çerçevesinin araştırılması” amacıyla TBMM Başkanlığı’na verdiği Meclis Araştırma önergesinin, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedilmesine ilişkin eleştiride bulundu. Vekil Adayı Gençcan: “Tok, açın halinden tabii […]


  • Köy Enstitüleri 27 Ocak 1954 tarihinde yıkılmıştı!

    Köy Enstitüleri 27 Ocak 1954 tarihinde yıkılmıştı!

    KÖY ENSTİTÜLERİNİ, 1946’DA CHP’NİN VURDUĞU İLK DARBEDEN SONRA 27 OCAK 1954 TARİHİNDE İKİNCİSİNİ VURAN DP (Demokrat parti) YIKMIŞTI! 2. Cihan Savaşı sürecinde Genç Türkiye Cumhuriyet, Batı’nın batağına giden yola adım adım sokulur. Geleceğin meçhul aydınlanmacılarına ışık götürecek ilkokul öğretmeni yetiştiren Köy Enstitüsü tasarımına (proje) ilk darbe bu kurumlara yaşam veren CHP’den […]


  • EKONOMİ ve TÜRKİYE

    EKONOMİ ve TÜRKİYE

    Haftaya encamımızı görerek başlayalım dedik…  Seçim yılı 2023’te yüksek enflasyon, faiz politikası, değer kaybeden TL ve büyüyen cari açık, ekonomideki belirsizlikleri artırıyor . Yoksulluk hızla artmaya devam ediyor..  Geride bıraktığımız 2022 yılı, sene başındaki umutların aksine küresel ve bölgesel çapta siyasi ve ekonomik krizlerin yaşandığı bir yıl oldu. Dünya genelinde […]


  • Uğursuz 24 Ocak

    Uğursuz 24 Ocak

    1980,1993 VE 2001 YILLARININ EN UĞURSUZ GÜNÜ 24 OCAK’TIR • 24 Ocak 1980’de İktisadi İstikrar Kararları Milli Cephe oyları ile TBMM yasalaşmıştı.   Böylece AB(D)’nin haremine kapatılan Türkiye için bu karalar iktisadi kapilasyondur. • 24 Ocak 1993’de gazeteci Uğur MUMCU, • 24 Ocak 2001’de Diyarbakır Emniyet Md. Gaffar Okkan ve beş polisimiz […]



Posted

in

by