Kategoriler
Necdet Buluz

AB’nin gündeminde Kıbrıs sorununa çözüm var….

NECDET BULUZ

 

Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerde son 10 yılda beklenen ilerleme kaydedilmedi. Ancak, Davutoğlu Başbakanlığı’nda kurulan yeni Hükümetin programında AB ile ilişkilerde ilerleme kaydedilmesi içine gereken adımların atılacağı vurgulanıyor. Daha yumuşak, daha ılımlı ve daha olumlu bir yaklaşımın söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

AB cephesinden gelen haberlere bakacak olursak, Davutoğlu Başbakanlığı’ndaki Hükümetin yaklaşımları gelecek için umut verici olarak değerlendiriliyor.

08 Ekim tarihinde “ilerleme raporu” yayınlanacak. Bu ilerleme raporunda öncelik Kıbrıs sorunu yer alıyor. Bugüne kadar iki toplum liderleri arasındaki müzakerelerde başarı elde edilemedi. Ancak, bundan sonra her iki tarafın da daha somut adımlar atması gerektiği vurgulanacak.

AB, Kıbrıs sorunun çözümü için bastırıyor. Bu sorunun mutlaka çözüme kavuşması gerektiğini de iki toplum liderlerine anımsatıyor. Burada en sıkıntılı olan taraf KKTC’dir. Rum tarafının AB üyesi olduğunu göz önünde bulunduracak olursak, Rum tarafının sırtını AB’ye dayamakta olduğunu da açık biçimde görürüz.

Peki, AB Kıbrıs sorunun çözümünde hangi konuda ısrarlı? Edindiğimiz bilgilere göre AB, Annan Planı dışına çıkılmamasını, “federal sistemin “en iyi çözüm olabileceğini savunuyor. Bu konuda Rum tarafının daha eğilimli olduğunu görmekteyiz. Ancak, yine de iki toplumun kabul edebileceği bir gelecek bize göre en güzel bir kalıcı çözüm olacaktır.

Şimdi 08 Ekim’de yayınlanacak olan ilerleme raporu bu konulara geniş yer verecek. Kıbrıs sorunun “ivedilikle çözüme kavuşturulması” istenilecek.

Bundan sonraki müzakerelerde neler yapılacak? Hangi planlar üzerinde durulacak? Bunların hazırlıkları yapıldı mı bilmiyoruz? Bugüne kadar ki müzakerelerde ortaya koyduğumuz planlar kabul görmediğine ve müzakerelerin kitlenmesine neden olduğuna göre çok daha önemli kozlarla Rum’ların karşısına olmamız gerekiyor.

Hiç kuşkusuz en önemli kozlarımızdan birisi Türkiye’den adaya gelecek olan su olacaktır. Bu kozu en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor.

Görebildiğimiz kadarı ile bundan sonra Rum tarafı, AB’nin desteğini de arkasına alarak çözüm için daha da bastıracaktır. Bunu göz önünde bulundurarak, karşı atağa geçebilmemiz için çok daha önemli planlar yapmamız gerekiyor.

Kıbrıs’taki müzakerelerde ve çözümde AB’nin bundan sonra oynayacağı rolün ağırlığını da görebilmeliyiz. Bu nedenle AB ile olan ilişkilerimizdeki ilerleme ve ikna edici turlara önem vermek gerekiyor. Bunun yolu da AB İlerleme raporunda yer alacak olan önerilerin özenle yerine getirilmesi gerekiyor.

İlerleme Raporu, hiç kuşkusuz sadece Kıbrıs sorunu ile sınırlı olmayacak.

Bugüne kadar gerek bağımsız yargı, gerek ekonomik alandaki gelişmelerle ilgili AB’nin uyarıları askıda kalmış ve hatta gerginliğe bile neden olmuştu. Özellikle bağımsız yargı vurgusu bizim için önemlidir. AB’nin bu konudaki hassasiyeti ve duyarlılığı önemsenmelidir.

Özgür medya ve sosyal paylaşım sitelerine uygulanan ambargo ve baskıların da AB’nin ilerleme raporunda yer alacağını biliyoruz.

Şiddete başvurmadan yapılan protesto, gösteri gibi eylemlerin önünün açılması da AB’nin istekleri arasında yer alıyor. Anımsayacak olursak, daha önce bu konularda AB ile sürtüşmeler bile yaşanmış ve görüşmelerde kesintiler yaşanmıştı.

Rapor yayınlandığında bunları daha açık ve net biçimde göreceğiz.

Burada önemli olan şu olmalıdır:

Eğer, AB ile yola devam edilecekse AB kriterlerinin yerine getirilmesi kaçınılmadır. Yok, eğer AB’nin içinde yer almak istemiyorsak, o zaman bu konuyu kapatmaktan başka çare de bulunmuyor. Özetle ikisinin arası yoktur.

Davutoğlu Başbakanlığı’ndaki Hükümet, programında “Öncelikli stratejik hedef” olarak AB ile müzakereleri oturtmuş bulunuyor. O halde, bundan sonra gereği de yapılmalıdır.

Biz, bundan sonra AB ile müzakelerdeki ilerlemenin en fazla Kıbrıs sorunun çözüme kavuşturulması çalışmalarına katkı sağlayacağı görüşündeyiz. Bunda, Hükümetin uygulayacağı politikalar, Yavru Vatan’a vereceği destek ve dış politika göstereceği performans rol oynayacaktır.

Bundan önceki iki toplum arasındaki müzakereleri değerlendirecek olursak, bundan sonra başlayacak müzakerelerde Türk tarafının elinin daha güçlü olduğunu görürüz. Adaya gelecek olan su bu silahların en önemlisidir. Eğer AB ile olan ilişkilerde başarı sağlanır ve AB desteği de sağlanırsa, müzakerelerin Türk tarafının ağırlığı ile sürmesi de sağlanmış olacaktır.

e.mail: [email protected]

             [email protected]

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.