Fatih Akın’ın ‘The Cut’ (Kesik) filmi 27 Ağustos-6 Eylül arasında yapılan Venedik Film Festivali’nde izleyicinin karşısına çıkmıştır. Film, 16 Ekim’de Almanya dahil Avrupa’daki 7 ülkede gösterime girecek. Türkiye vizyon tarihi Ekim ayı olarak planlanıyor ama bu filmi oynatacak salon olursa.

Akın’ın New York Times’a verdiği  röportajında Türkiye’nin bu film için hazır olduğunu düşünüyorum” şeklinde açıklama yapması, The Cut’ın Türkiye’de tepki çekme riskine sahip olduğu kanaatini  güçlendiriyor.

Filmin, 1915’te savaş halindeki Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet yönetimine karşı gelenler için askeri birliklerce tedbir almak  amacıyla çıkarılan Tehcir Kanunu gereğince Mardin’de bütün Ermeni erkeklerinin toplanması üzerine başlaması gerçekçi değil.

“1915… Mardin’de bir gece. Osmanlı askeri şehirdeki tüm Ermeni erkekleri toplar, demirci Nazarat Manukyan’ı da ailesinden koparırlar. Yıllar sonra 2 kızının hâlâ hayatta olduğunu duyan Nazarat, kızlarını bulmayı kafasına koyar. Bu yolculuk onu Mezopotamya çöllerinden Havana’ya, oradan da Kuzey Dakota Eyaleti’nin ıssız ve çorak arazilerine sürükler…”

Nitekim filmi izleyen Ahmet Hakan da aynı düşüncede.

Filmin 1915’te başladığını, 2 saat 28 dakikalık filmin 40 dakikasında Türkler aleyhine  sahneler bulunduğunu,  filmdeki Ermenilerin İngilizce konuşmasının  “özel” bir anlamı olduğunu geçen hafta yazdı.

Fatih Akın bir demecinde, “Filmden korkanlar varsa, ben de onlara ‘Bu yalnızca bir film’ diyorum. Ama şundan eminim ki, benim de bir parçası olduğum Türk toplumu bu filme hazır…izleyenleri, 1915 üzerine daha çok şey öğrenmeye teşvik etmesini, böyle bir şeyin tekrar yaşanmaması için düşünmeye sevk etmesini umuyorum” demiştir ama sözde Ermeni soykırımı hakkında bilgi sahibi olmadığı da ortaya çıkmıştır.

Fatih Akın  filminin  herkesi 1915 üzerine daha çok şey öğrenmeye teşvik etmesinitavsiye ediyor ama kendisinin konu hakkında bilgi eksikliği var.

Justin McCarthy’nin Ölüm ve Sürgün (Death and Exile, İnkilap Kitabevi, 1995) kitabında, 19’ncu yüzyıl ile yirminci yüzyılın başlarında Balkanlarda, Ortadoğu’da ve Asya’da milyonlarca Müslümanın öldürülmesi ve tehcir edilmesini yazmaktadır.

Anadolu’da, Balkanlar’da ve Güney Rusya’da Müslümanların çoğunluğunu oluşturdurduğu bir nüfus vardır. Bu nüfus bölgeye egemen olan Osmanlı devletinin yıkılmasıyla aniden yok olmamıştır.

Akın Ermeni tehcirini konu almıştır  ama, Ermenilerin tehcirine onay veren Meclis’te Ermeni mebusların  olduğunu  bilmiyor.

Malta’da Ermeni soykırımı yapmakla suçlanan 120 Osmanlı aydınının  beraat ettiğini de bilmiyor.

1919’da başlayan ve 1921’de sona eren davayla ilgili İngilizler hem kendi hem ABD hem de Osmanlı arşivlerinde geniş çaplı araştırma yapmış, ardından da tüm sanıkların beraat etmesine karar vermiştir. Şimdi bu mahkeme kararını yok mu sayacağız?

Fatih Akın birkaç uluslararası festivalde ödül almak istiyor olabilir. Zaten  Türkiye’yi eleştiren bir bakış açısı ile ödül almak moda oldu.

Tıpkı Orhan Pamuk gibi.

Akın, Orhan Pamuk’un  Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, “Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü dedikten sonra Nobel Edebiyat Ödülü aldığını biliyordur  ama 12 Ekim 2006 tarihinde Fransızların Ermeni soykırımını inkara ceza yasasını parlamentolarından geçirdikleri gün Ermeni soykırımını kabul eden  Orhan Pamuk’a Nobel Edebiyat Ödülü verildiğini  bilmiyor olabilir.

Bu ne tesadüf değil mi?

1877’de kurulan  Hınçak Komitası’nın, 1890’da  kurulan  Taşnaktzutyun’un   amacı Ermenistan’ın bağımsızlığını sağlamaktır.  Özellikle Taşnaktzutyun’un Rusya’nın desteğiyle kurulmasını, Paris’i propaganda merkezi  yapmasını Akın bilmiyor.

Hınçak’ın  kurucularının Osmanlı İmparatorluğu’nda hiç yaşamamış olmalarını da bilmiyor.

 

Amerikalı misyonerlerin 19’ncu yüzyılın  başından itibaren Osmanlı topraklarındaki Ermenileri kurdukları okullar ve kiliseler  ile  Osmanlıya kışkırttıklarını da  bilmiyor.

2015’in Ermeni tehcirinin 100’ncü yılı olduğunu da  bilmiyor.

Fransa’da Halk Hareketi Birliği (UMP) milletvekili Boyer’in Türkiye için “ Türkiye’nin AB’ye girmesine kesinlikle karşıyım. Bu ülke Asya kıtasında bulunuyor ve 20’nci yüzyılın en büyük soykırımını yapmış. Bu yüzden bizim inşa ettiğimiz insan haklarına dayanan Avrupa’da yeri yok” dediğini de bilmiyor.

Paris’in Sevr banliyösündeki Porselen müzesinin önüne Ermeniler tarafından  8 Mart 2001 tarihinde dikilen Ermeni Kin  Anıtı’nın  üzerindeki  “1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından katledilen 1.5 milyon Ermenin anısınayazısını da  bilmiyor.

Fransa’da 29 Ocak 2001 tarihinde onaylanan “Fransa , Ermenilerin 1915 yılında maruz kaldığı soykırımı tanır”  yasasını   biliyordur ama Fransa’nın, Osmanlı İmparatorluğu’nu tarihe gömen Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı binanın önüne kin anıtı dikilmesine izin veren  ülke olduğunu  da bilmiyor.

Ermeni soykırım anıtı dikilmesinin sebebi şudur: “Biz Ermeniler Türkiye Cumhuriyetini kuran Lozan Anlaşmasını tanımıyoruz. Bizler Sevr Anlaşmasının halen yürürlükte olduğunu kabul ediyoruz. Çünkü Sevr’de büyük Ermenistan vardır.

Ermenistan’ın, Türkiye’nin doğu sınırlarını tanımamakta ve Ağrı dağını kendi toprağı olarak görmekte olduğunu da bilmiyor.

Fransa’nın,  24 Nisan 2003 tarihinde Paris’te Kanada meydanına Komitas Sogomonyan adına  bir diğer sözde Ermeni  kin anıtı dikilmesine  onay veren ülke olduğunu da bilmiyor.

26 Şubat 1992 tarihinde  güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi’nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366′nci Rus Motorize Alayı’nın koruması altındaki Ermeni çetelerinin Hocalı’ya saldırarak tarihin en vahşi katliamlarından birini yaptığını, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok Azeri’yi  vahşice katlettiğini de bilmiyor.

 

Ermeni terör örgütü ASALA tarafından 35 Türk diplomatının  şehit edildiğini  de  bilmiyor.

 

The Cut için Wikipedia  “Alman drama filmi”  yazıyor ve Ermeni Soykırımını işlediğini belirtiyor:The Cut is a 2014 German  drama film  directed by Fatih Akın. It was selected to compete for the  Golden Lion at the 71st Venice International Film Festival.  The film is based on the  Armenian Genocide.”

The Cut için Wikipedia’da yazılanları ve Ermeni soykırımı teması  üzerine filmin çevrildiğini de bilmiyor.

Ahmet Hakan’ın yazdığına göre Akın’ın babası  Enver Akın sıkı MHP’li imiş. Ben bu işi hiç anlamadım

Fatih Akın’ın tüm tanıtımlarını Alman filmi gibi yapıp sonra “Bu bir Türk filmi” demesi  ne anlama geliyor? Acaba  bütün bunlar  bir tesadüf müdür  yoksa bir merkezden yönetilen bir planın parçası mıdır?

 

f

 

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Kırım’ın Yasadışı İlhakını Tanımayacağız”

 

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta devlet ve hükümet başkanları seviyesinde yapılan NATO-Ukrayna komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, Ukrayna’nın siyasi bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve milli birliğine Türkiye tarafından verilen desteğin önümüzdeki dönemde devam edeceğini açıklamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırım’ın yasadışı ilhakının tanınmayacağını hatırlatmasının ardından, baskıya maruz kalan Kırım Tatar Türklerinin izole edilmesine yol açılmaması, krize siyasi çözüm bulunmasına yönelik çabaların desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Benzer hassasiyetin torun tarafından Tatar olduğunu açıklayan Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’dan da beklediğimi, Eskişehir Kırım Derneği eski Başkanı olarak bu köşede ifade ediyorum.
 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.