5.2.14_1-

Türk yargısı işlemeyince, Alman yargısı çalışmaya başladı…

(ES) Sarızeybek Haber
Derya Kırıcı yazdı…

Alman Adalet Bakanlığı’nın elinde gerek Başbakan Erdoğan gerekse Burak Erdoğan hakkında bu yönde elinde bir hayli bilgi olduğu ve bunların bir kısmını Türk yargısına teslim ettiği sır değil.

Görevden alınan Deniz Feneri savcılarına gönderilen klasörlerde, Burak Erdoğan’ın Deniz Feneri e.V binasına ellerinde valizle giriş-çıkış yaparken resimlerinin gönderildiği yargı çevrelerinde dillendiriliyor.

Zaten Almanya’daki savcı, Burak Erdoğan’ın Almanya’yı sık ziyaret ettiğini ve bu ziyaretlerde Deniz Feneri Derneği’ne uğradığını belirterek, “Bizzat oğul Erdoğan, derneğin bankadan yüklü para çektiği dönemlerde geliyordu…” demişti.

Burak Erdoğan, Başbakan oğlu olduğu için arama yapılmadan VIP salonlarından giriş-çıkış yapıyor ve üstü ile eşyaları aranmıyordu. Savcının burada demek istediği aslında çok açıktı. 

Almanya’daki davayı,“Almanya’nın en büyük bağış skandalı” olarak niteleyen Hakim Johann Müller dekararı açıklarken üstüne basa basa, “Baş sorumluların Türkiye’de” olduğunu belirtmişti.

Müller ayrıca, “Burada dolandırıcıların basit bir eylemi söz konusu değildir. Siyasi ve İslami bir ideoloji vardı” diyerek, davada dolandırıcılık suçundan 5 yıl 10 ay hapis cezası alan Mehmet Gürhan’ınhiyerarşide kendisinin üstünde bulunan kişilerin onayı ve izni olmadan tek başına karar veremediğini de eklemişti.

Ama o günlerde, Kürt açılımı ve pehlivan tefrikalarına dönen Ergenekon iddianameleri ile düzmece fotokopi belgeleriyle beyni lime lime dağıtılmış Türk kamuoyunun, hakimin kararı açıklarken yaptığı bu önemli tanımlamaları, sivrisinek efekti yapmaktan öteye gidemedi.

Başbakan’ın her gelişinde “Türklerin uyum süreci”ne sekte vurduğuna inanan Alman yöneticileri, “Güçlü Başbakan” imajı bir hayli devalüe olmuş Erdoğan’ın son ziyaretini, “Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyası çerçevesinde yapılmış bir ziyaret” olarak görüyor.

Yolsuzluk konusunda puzzel’ın parçaları yavaş yavaş toplanırken, Alman yargısının elindeki belgeleri açıklayacağı günlerin uzak olmadığını da tahmin etmek zor değil.

ABD tarafından artık “envanterden düşürüldüğü” ifade edilen Başbakan Erdoğan’ın AB’de de üzerinin çizildiğinin sesleri işte ilk o dosyalardan gelecek…(Odatv)

 

Haber böyle…

Şimdi bu habere 17 Aralık yolsuzluk operasyonunu ekleyiniz ve bu operasyonda adı geçenleri…

Hatırlarsınız Burak Erdoğan hakkında yakalama kararı olduğu söyleniyordu ama sonra üstü örtülmüştü.

Şimdi bu iki habere bir de Kaşif Kozinoğlu’nu ve söylediklerini ekleyiniz…

Ne demişti Kozinoğlu, okuyalım…

 

Kaşif Kozinoğlu, Türk Milli İstihbarat Teşkilatı Asya Daire Başkanı ya da daha da üst düzeyde bir yetkili idi.

ODA Tv davasında terörist olduğu gerekçesiyle görevde iken gözaltına alındı ve tutuklandı.

MİT Daire Başkanı Kaşif Kozinoğlu, üstelik görevde idi…

Hapiste iken öldü, ölümü bize sorarsanız hala şüphelidir, Harp Okulu’ndan tanırız, büyük bir sporcudur o, bildiğimiz dört duvar öldürmez onu.

Kaşif de başına gelecekleri tahmin etmiş olsa gerek ki, ölmeden(!) önce el yazısı ile kamuoyuna bir açıklama gönderdi ve bir çok önemli konuda açıklama yaptı.

Biz bu açıklamalardan sadece bir tanesini ele alacağız, o da Başbakan Erdoğan’a ait olduğu söylenen İsviçre’deki sekiz ayrı hesapta yaklaşık 800 milyon ABD doları paranın varlığı…

 

Rahmetli Kaşif’in el yazısı ile yaptığı açıklama aynen şudur:

“Almanya, AKP” href=”http://www.sarizeybekhaber.com/haberleri/akp”>AKP’ye koz olarak elinde bulundurulması amacıyla; Recep T. Erdoğan’ın İsviçre bankalarında bulunan 800 milyon ABD Doları civarında olan, sekiz ayrı hesabın numaralarını ve kimlerin adına yatırıldığını öğrenebilmek ve belge temin edebilmek amacıyla,

EYŞAN Adalarındaki İsviçre Bankası Müdürü’nü( Alman Dış İstihbarat Servisi BND’nin söz konusu müdür gibi bir çok elemanı mevcuttur İsviçre Bankalarında) kullanarak R.T Erdoğan ve benzeri bazı hedef şahısların( TC Vatandaşı, AKP” href=”http://www.sarizeybekhaber.com/haberleri/akp”>AKP Yöneticisi) hesaplarının tüm belgelerini 30 milyon Euro karşılığında temin etmişlerdir…”

 

Şimdi mesele şudur:

Bu açıklamayı yapan Milli İstihbarat Teşkilatı üst düzey bir yöneticisidir ve bu açıklamayı görevde iken yapmıştır, üstelik el yazısı ile yazarak yapmış olduğu açıklamanın ardında dik durduğunu da bize göstermiştir, yani dedikodu değil.

Öyleyse bu konu aydınlatılmalıdır; Başbakanlık ve MİT bu konuda resmi açıklama yapmalıdır, devlet işidir bu, çiftlik değil.

 

Meselenin diğer önemli yanı ise şudur;

İsviçre bankalarında hesabı olduğu söylenen kişi Sarı Çizmeli değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanı’dır, Recep T. Erdoğan.

Demek ki Başbakan Erdoğan’ın  etrafında istihbarat örgütleri cirit atmaktadır, demek ki bizden saklanan ne varsa, her türlü gizli bilgi ve belgeler yabancı istihbarat örgütlerin elinde mevcuttur. 

Bu konu derhal açığa kavuşturulmalı, Kaşif Kozinoğlu’nun dedikleri doğru ise Başbakan kendini tehdit eden bu şantaj ve tehditten derhal kurtulmalıdır.

Çünkü söz konusu olan Erdoğan değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.

 

On yıldır AB çığırtkanlığı yapanlara sesleniyoruz; böylesi bir açıklama AB Ülkelerinden birinin İstihbarat yetkilisinden gelmiş olsaydı, orada bilin ki hükümet düşerdi, ama bizde ses yok, yazık.

Namus ve şeref tellallığı yaparak aslında cellat olanlara sesleniyoruz;

800 milyon dolar bu, laf değil, göreve geldiğinde çulsuz olan bir Başbakan hakkında bir milyar dolar gibi bir yolsuzluktan bahsediliyorsa eğer, neden bu olayın üstüne gitmiyorsunuz,  araştırılmaz hiç böylesi ağır iddia ve ithamlar!

 

Kod adı Ergenekon olan soruşturmanın savcılarına sesleniyoruz;

Ergenekon Kasası dediniz, Kuddisi Okkır cezaevinde öldü, cenazesini para yokluğundan belediye kaldırdı.

Hala “kasa kasa” diyerek ülkemizde alın teriyle, namus ve şerefiyle yaşamış olan insanlarımızın yedi göbek sülalesini araştırıyorsunuz, bankalara yazı yazıyorsunuz, bizde olmayan kasa arıyorsunuz, sözümüz yok! 

Peki, peki, bu Başbakan Erdoğan hakkında ileri sürülen bu bir milyar dolarlık kasa sizi hiç ilgilendirmiyor mu, ey vicdan, ey adalet?

 

Araştırın, şu İsviçre bankası hikayesini, iddiasını, suç duyurusunu, ihbarı, bir araştırın da hiç değilse Kaşif Kozinoğlu boşa ölmemiş olsun, hiç değilse Kaşif mezarında rahat uyusun!

 

Yanılmıyorsak eğer Rahmi Koç da yıllar önce “Tayyip’in bir milyar doları var” demişti, ardından ülkemizden uzaklaşmak zorunda kalmış ve teknesiyle bir yıl süren dünya turuna çıkmıştı, demek ki bir nedeni varmış…

(ES) Sarızeybek Haber

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.