BİZE HER YER AMERİKA..

untitled

BİZE HER YER AMERİKA..

Hüseyin MÜMTAZ

 

                Bir önceki yazımızı;

“Yâni; BİR NUMARA hep Amerika’dır, Amerika hep ve daima İSRAİL’i düşünür.

Siz siz olun Obama’yı, daha doğrusu Amerika’yı asla ihmal etmeyin.

Etmeyin ama kendi duruşunuzu da belirleyin” diye bitirmiştik..

                Amerika, kendi milli menfaatlerine göre kendi yarattığı/şekillendirdiği “konjonktür”e göre Mısır’ı, Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Afganistan’ı (ve……) ister döver, ister öper..

                Amerika’da başkanlar, bakanlar değişir fakat Amerika’nın “Tanrı tarafından bahşedilmiş-vaadedilmiş” politikası asla değişmez..

                “Manifest Destiny”..

                Çünkü bırakın Meso-Potami’yi, aslında bütün yer küre Amerika’nın hükümranlık alanıdır.

                Gözünüzden kaçtı mı bilmiyorum..

                Amerikan özel kuvvetleri bu ayın başında Libya ve Somali’de El Kaide ile Eş Şebab örgütlerine yönelik operasyonlar kapsamında El Kaide’nin üst düzey liderlerinden Ebu Anas el Libi’yi başkent Trablus’ta yakalamış ve “götürmüştü”. Ebu Anas’ın 15 yıl önce Kenya ve Tanzanya’daki Amerikan Büyükelçiliklerine yapılan bombalı saldırılarda rol aldığı belirtiliyordu.

                Anas el Libi’nin ABD özel birlikleri tarafından ele geçirilmesinden sonra Libya, Washington’dan kendi toprakları üzerinde yapılan operasyonla ilgili açıklama talep etmişti…

                Çünkü ABD, Trablus’taki “operasyonu”, Libya’nın izni-haberi olmadan gerçekleştirmişti..

                Oscar’lı ARGO filmini seyretmiş miydiniz?

                “Operasyon”dan sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Ebu Anas’ın Libya’da yakalanmasını “yasal ve yerinde” bir operasyon olarak değerlendirdi.

                “Kendisi El Kaide’nin üst düzey isimlerinden birisi” diyen Kerry;  “2001 yılında askeri gücün kullanılmasıyla ilgili kabul edilen bir yasaya çerçevesinde bu kişinin yakalanmasıyla ilgili hukuki bir ihlal yok” diye de ilave etti.

                Demek ki sayın seyirciler, Amerikan Senatosu’nun Amerika için çıkardığı kanun bütün dünyada geçerli, her şey kanuni, her şey “yasal”.

                Senato, kanunları “yerküre” için yapıyor.. Diğer bütün ülkelerdeki şahlar, padişahlar, krallar, meclisler vızıltı.

                Dün İran, bugün Libya, yarın kim bilir neresi?

Neresi?

                Amerikalılara göre “Bize her yer Amerika!”

                Daha dün Suriye, İran, Mısır “düşman”dı.

                Şimdi “dost”.

                Amerika’ya göre “her yer aynen öyle Amerika” ki, her yerde her şeyi yapıyor, kendi kanunlarına göre adam kaldırıyor.

Her yerde herkesi dinliyor.

Dinleyenleri bile dinliyor.

Geçen haftaki en son bomba habere göre Alman hükümeti, Başbakan Angela Merkel’in cep telefonunun ABD istihbaratı tarafından takip edildiği bilgisine ulaştıklarını açıkladı.

Merkel’in ABD Başkanı Barack Obama’yı arayarak konuyla ilgili acilen ayrıntılı izahat istediği belirtildi. Merkel, telefonunun dinlenmesinin ‘kesinlikle kabul edilemez’ olduğunu vurguladı.

Merkel, iddiaların doğru olması durumunda, ABD’ye duydukları güvenin suiistimal edilmiş olacağını kaydetti.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre ise Obama, kendisini dinlemedikleri konusunda Merkel’e “güvence” verdi.

Almanya ile ABD ilişkileri, Amerikan Ulusal Güvenlik Kurumu’nun müttefik ülkeleri de dinlediğinin ortaya çıkmasıyla gerilmişti.

“Müttefik ülkeleri” de mi?

“Yahu açık söyleyin, hangi müttefik ülkeler?” diye yaralarımız depreşirken Hürriyet’ten Tolga Tanış’ın haberi geldi.

“NSA’in eski çalışanı Edward Snowden’ın tetiklediği dinleme krizi ABD’yi her geçen gün daha çok sıkıştırıyor. Ülkeler iddialar sonrası Washington’dan teker teker hesap sorarken, Obama da dünya liderlerine telefon edip ‘Sizi dinlemiyoruz’ garantisi veriyor. ABD Dışişleri Sözcüsü, garantilerin her müttefik için geçerli olmadığını açıklarken, Türk Başbakan’ın ofisinde geçen sene bulunan böceklerle ilgili, ‘Bu türden dinleme faaliyetlerine Amerikalıların dâhil olmadığı garantisini Türklere verdiniz mi?’ sorusuna, ‘Ben bunu duymadım’ yanıtını verdi ancak ‘Dinlemedik’ demedi.

Dinleme krizi, ABD’nin peşini bırakmıyor. En son dün akşam 35 dünya liderinin ABD’nin ultragizli istihbarat örgütü Ulusal Güvenlik Ajansı tarafından dinlendiğinin ortaya çıkmasından sonra ABD’nin başının bu işten daha da ağrıyacağı kesinleşti.

Eski NSA çalışanı Edward Snowden’ın beş ay önce basına sızdırdığı belgelerle patlayan skandalın ardından Brezilya ve Almanya Birleşmiş Milletler’de ABD’nin dinleme faaliyetlerini hedef alan bir düzenleme çalışması başlattı. ABD Yönetimi de dün terörle mücadele kapsamındaki istihbarat çalışmalarını mahremiyet hakları açısından gözden geçirme kararı aldığını duyurdu.

ABD, NATO müttefikleri için bile ‘Sizi dinlemiyoruz’ garantisi vermekten kaçınırken, Türkiye’nin şimdiye kadar ABD’ye bu konuda bir rahatsızlık iletip iletmediği bilinmiyor. ABD’nin Başbakan Erdoğan’ın ofisinden çıkan böcekler konusu dâhil Türk liderlerin dinlenmediği yönünde Türkiye’ye verdiği bir garanti de henüz yok”.(Hürriyet.Tolga TANIŞ / WASHINGTON. 25 Ekim 2013)

Eşkıya dünyaya hükümran olur mu?

Ferman “başkan”ınsa “memleket” bizim değil mi?

                O halde ne yapmalı?

                Çok basit..

                Önce Türk Devleti’nin “milli hedefi ve milli çıkarları” belirlenecek sonra o milli hedefe doğru bıkıp yorulmadan yürünecek.

                Milletçe.

Çünkü “Hiç dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla ve asla yorulmazlar”. 25 Ekim 2013

 

57’İNCİ ALAY HER YERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ