Site icon Turkish Forum

BATAN GEMİDEKİ MARAŞ

BATAN GEMİDEKİ MARAŞ - Cyprus about uydu

RR

BATAN GEMİDEKİ MARAŞ

Hüseyin MÜMTAZ

 

                Bu Maraş, “Kahraman” değil, başka Maraş.

Gerçi bunun başında da “K” var.. “Kelepir Maraş”.

Hani “Doğu Akdeniz’in batmayan uçak gemisi” derlerdi ya, inanmayın; şimdi güneyi ve kuzeyi ile batmakta olan gemi..

Ekonomik, sosyolojik ve de siyaseten batmakta..

Gazi Magosa’nın Maraş’ı da işte aynen öyle; batmakta olan geminin açık arttırmada haraç mezat tezgâha konulan malı..

1974’den bu yana OKTY, KTFD ve nihayet KKTC dönemlerini gören Kıbrıs Türkü; yine 1974’den bu yana Maraş’a uzaktan bakıyor.

Ecevit’in sayesinde..

20 Temmuz’da, “Uçaklardan önce güvercin resmi atın” diyen Ecevit en başından Maraş’ı boş bırakarak “verileceğini” bir anlamda beyan etmişti.

Rum bu, kaçırır mı; o saat Maraş’ı aldı cebine koydu ve “başka?” demeye başladı..

O zamandan bu zamana Rum hep “Tamam oturalım da ne vereceksiniz?” anlayışında.

Ve böylelikle tam 39 senedir Maraş, Maraş olalı böyle eziyet görmedi.

Anastasiadis masaya oturmak için Türk tarafının önce bir jest yapmasını istiyor, “jest”in adını da koyuyor.

Anastasiadis’e göre Maraş’ın ve “tüm Kıbrıslılar” tarafından ticaret amaçları için Magosa limanının kullanımıyla birlikte, “yasal sakinleri”nin yeniden yerleşmeleri için BM himayesine terk edilmesini ve karşılığında Türkiye’nin AB ile katılım müzakerelerindeki bir miktar müzakere başlıklarındaki Kıbrıs itirazlarının kaldırılabileceğini söylerken hemen ve derhal Ankara protokolüne göre, gerekli yükümlülüklerin Türkiye tarafından uygulanmasını istiyor.

Önce Maraş’ı “yasal sakinlerine” ver, sonra “bakarız” diyor.

Peki “yasal sakinler” kim?

Konu böylesine dallanıp budaklanınca “KKTC Milli Varoluş Konseyi” bıçağın kemiğe dayandığını hissetti ve “Maraş, haksız ve gerekçesiz olarak Kıbrıs Türk Halkından çalınmak isteniyor.  Rumlarca, arkalarına aldıkları emperyalist güçlerin de desteği ile böylesine bir oyun oynanmaktadır. Ne yazık ki aramızdan türeyen bazı guruplar da Rumların ve emperyalizmin bu oyununa hizmet etmektedir. Bu nedenlerle Maraş konusunda, halkımızı aydınlatmak amacıyla konuyu masaya yatırma gereksinimi duyduk” açıklamasıyla 11 Eylül günü Lefkoşa TMT Mücahitler Derneği’nde bir çalışma düzenledi.

Toplantıda Emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Taner Erginel, Milli Arşiv eski Müdürü Mustafa Haşim Altan ve Avukat Ergin Ulunay birer konuşma yaptılar.

Elimde Taner Erginel’in araştırma metni var.

Erginel   “Maraş gerçekten geçmişte bir vakıf malı mıydı?” sorusuyla başlıyor ve “Bu konuda fazla araştırma yapmamıza gerek olmadığı kanısındayım. Çünkü kesin ve açık bilgi sahibiyiz. Gazi Mağusa Tapu Dairesi elimizdedir.  Maraş’ta tapu sahibi olan Rumların koçan kopyaları elimizdedir. Bu koçanların üzerlerinde açıkça geçmişte vakıf arazisi olduğu ve daha sonra zamanaşımı nedeniyle birisine geçtiği yazılıdır” dedikten sonra “Maraştaki devir işlemleri Kıbrıs’ta her zaman yürürlükte kalmış olan ‘Ahkamül Evkaf’ a göre yasal değildir” hükmüne varmakta ve Gazimağusa Mahkemesinin 27.12.2005 tarihinde verdiği 271/2000 sayılı kararda Maraşın büyük bölümünün vakıf arazisi olduğu ve Ahkamül Evkafa aykırı olarak özel kişilere devrolduğu, bu devir işlemlerinin geçersiz olduğu belirtilen kararına atıfta bulunmaktadır.

Söz konusu kararda dava konusu olan malların Abdullah Paşa Vakfına ait olduğu konusunda tespit kararı verilmiştir. Davaya müdafaa dosyalayan KKTC Başsavcısı Akın Sait davaya önce savunma dosyaladıklarını fakat daha sonra yaptıkları araştırmada iddiaların doğruluğunu saptadıklarını, Abdullah Paşa vakfına ait malların gasp edilmiş olduğunu söylemiştir.

Taner Erginel şöyle devam ediyor; “Böyle bir karardan sonra bu karar değişmeden, bu karara aykırı bir işlem yapmak yani Maraş’ı vermek yeni bir hukuka aykırılık yaratacaktır. Bu konuda müzakere yapılacaksa hiç değilse ileride kararın değişmesi koşuluna bağlı olması gerekir.

Annan Planında BM uzmanları hiç çekinmeden Türklerin elde ettiği tapuların geçersiz olduğunu varsaymış ve sadece bir kullanma hakkı varmış gibi hareket etmiştir. Yani malın orijinal mal sahibinde kaldığı kabul edilmiştir. Diyelim ki KKTC tapularını ilk alan onlara göre geçersiz bir yasaya dayanarak aldı, yani yasal mal sahibi olamadı. Daha sonra onlardan satın alanların tapularını geçersiz saymak nasıl mümkün olabildi?

 İşte bize karşı uygulanmış ilkenin aynen Maraş’ta da kullanılmasını talep etmemiz gerekiyor. O zaman Maraş’taki tapular önce veya sonra elde edilmiş olması fark etmeden tümü orijinal mal sahibi olan Evkafa ait olacaktır. Bunu öne sürmemek bizim Rumlarla eşit haklara sahip olmamayı kabul ettiğimiz anlamına gelir. Hâlbuki dünyada hiçbir halk diğer bir halkla eşit olmadığını kabul etmez.

Rumlar kendileri lehine uyguladıkları ilkeleri bizim için de uyguladıkları anda Kıbrıs sorunu çözülebilir.  Annan Planında bize uyguladıkları ilkeleri Maraş’a da uyguladıkları anda Maraş’ın vakıf malı olduğunu ve orijinal vakıf tapularının geçerli olduğunu kabul etmek zorunda kalacaklardır. 

O zaman anlayacaklar ki Kıbrıs sorunun doğru çözüm yolu global mal takasıdır. Toplu göç olan tüm yerlerde malların da global bir şekilde takas edilmesi gerekir. Bu yapılmazsa çok az kişi tatmin olacak Türk veya Rum halkların büyük kesimi mağdur olacaktır.

Global mal takası konusunda en başarılı örnek 1923 de Anavatanlarımız arasında gerçekleşmiştir. Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs sorunu başlayıncaya kadar barış gerçekleşmiştir.

Sadece Maraş değil Güneyin belki de 1/3 ü Ahkamül Evkafa aykırı olarak zamanaşımı gerekçesi ile Rumlara geçmiştir. Rum komşularımız bizim yerimizde olsalar eski Evkaf mallarının tümünü geri talep edeceklerdi. Aynı şeyleri bizim için de istemeleri ve bu ilkeye dayanarak global mal takası talep etmeleri halinde Kıbrıs sorunu çok kolay çözülebilir”.

Evet benim anlamadığım, anlamakta zorluk çektiğimi de defalarca bu köşede dile getirdiğim konunun can damarı tam da burası..

Türkiye Cumhuriyeti’nin kalabalık kentlerinde veya kuş uçmaz kervan geçmez dağ başlarında azınlıklara ait el kadar vakıf arazilerinin mülkiyeti “sonradan çıkarılan onca yasaya rağmen” azınlıklara devrediliyor; yâni onlar vakıf malı sayılıyor da Kıbrıs’taki Osmanlı vakıfları neden vakıf olamıyor?

Yoksa Dâvutoğlu’nun “restorasyon” dönemlerine temel teşkil eden “tarihdaşlık” kavramı Kıbrıs’ı kapsamıyor mu?

Yâni Kıbrıs Türk mü değil, Osmanlı mı?

Öyleyse ne?

Ona karar verebilirsek Maraş’ın da “kelepir” mi yoksa “batan geminin malı” mı olduğunu daha iyi isimlendirebileceğiz. 13 Eylül 2013

 

 

 

57’İNCİ ALAY HER YERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ

 

 

 

Exit mobile version