Kategoriler
Necdet Buluz

Srebrenica,Kıta Avrupa’nın kara vicdanıdır…

NECDET BULUZ

 

                                             “Boşnak Soykırımı” olarak da tarihe geçen Bosna-Hersek’teki Srebrenica ‘daki Sırp saldırılarında hunharca katledilen Müslüman Türklerle ilgili daha önce yazmamız gerek yazıyı, yoğun gündem nedeni ile bugün yazıyoruz. Almanya Lübeck’ten bize konu ile ilgili uzun bir yazı gönderen Remzi Uysal, bu katliamı bilgi birikimi eşiğinde geniş şekilde kaleme almış. Biz de yazıyı kısaltarak sizlerle paylaşmak istedik.

                                             Kıta Avrupa’nın bir kara vicdanı olarak zihinlerde yer edinen bu katliam hiç kuşkusuz unutulmayacaktır. Çünkü Sırp General Mladiç, Srebnica’da katliama başlamadan önce Boşnaklar için “ Türklerden intikam alma zamanı geldi. Srebrinaca’yı Büyük Sırbistan’a hediye edeceğim” diyerek burada aslında bir Türk katliamına imza atmıştır.

                                             Şimdi sizi Remzi Uysal’ın yazısı ile baş başa bırakıyoruz:

                                             BU SOYKIRIM UNUTULMAYACAK

                                             Srebrenica, Avrupa basınında her ne kadar kanlı katliamının yıl dönümlerinin dışında hakkında fazla bir şeyler yazılıp, çizilmese de; özellikle Türk insanının beyninde ve yüreğinde silinmesi mümkün olmayan yerini koruyacak, büyük bir yürek yarasıdır.

                                                        10 Temmuz 1995 gününe kadar, Bosna Hersek´in doğusunda ve Sırp sınırına 10 km uzaklıktaki ve halkının %75,2´si Boşnak olan, adını parlak, gümüş anlamına gelen „srebren“ kelimesinden alan Srebrenica, Boşnak halkı ile Sırp saldırılarına karşı büyük tepkiler vermiş ve Sırplara karşı üstünlükler sağlamışdı. 

                                                      Srebrenica halkı, Sırbistan Devlet Başkanı Milosevic´in  eski ordu komutanlarından Nasır Oriç´in önderliğinde  şehirde Sırplara karşı oluşturduğu güçlü direniş hareketi ile komşu kasabalardan 50 bin Boşnak´ın Srebrenica´ya sığınıp canlarını kurtarmalarını sağlamıştı.  Srebrenica´nın Sırplara karşı vermiş olduğu başarılı savunma, Boşnak şarkılarına konu dahi olmuştur.

                                                   11  Temmuz 1995 günü Sırp Ordulari komutanı general Ratko Mladic, kasabaya bakan bir tepenin üzerinden Sırp televizyonuna şu demeci veriyordu: Artık „Türklerden“ intikam alma zamanı geldi. Srebrenica´yı büyük Sırbistan´a hediye edeceğim“ demiştir.

                                                    Burada dikkât edilmesi gereken söylem; faşist Sırp general Radko Mladic, Srebrenica halkını „müslümanlar“ diye değil de „Türkler“ diye tanımlamasıdır.  Sırbistan devlet başkanı Milesovic, Sırp halkına ve Sırp ordusuna „büyük Sırbistan“ sözü vermiş ve beyinlerine empoze etmiştir.

                                         AVRUPA KATLİAMA SEYİRCİ KALDI

                                                                                                                                                         Aynı gün, 11 Temmuz günü, Srebrenica´da barışı sağlamakla görevli Birleşmiş Milletler mensubu Hollandalı askerler, Sırp faşist güçlere, içlerinde çocuk yaşta olanların dahi bulunduğu sekiz bin Boşnak erkeğin otobüslere, cemselere bindirilip, kasaba dışında II. Dünya Savaşı´ndan bu yana dünyanın yaşadığı ve tanık olduğu en kanlı katliamının gerçekleşmesine fırsat verdi. Srebrenica´dan götürülen Boşnaklar, sehir dışında önceden hazırlanmış büyük ve geniş toplu çukurların – hendeklerin kenarlarına gruplar halinde dizilip, katledilip, bu toplu mezarlara gömüldüler.

                                                         Bu katliam, medeni Batı Dünyası´nın büyük bir yüz ve vicdan karasıdır. Bu katliamın emrini kimin verdiği pek önemli değil. Önemli olan bu katliama, Bosna´da barışı sağlamak için görevli Avrupalı Birleşmiş Milletler´in ve görevlilerin buna fırsat vermesi ve dünyanın suskun kalması idi.

                                                    Onlarca yıldan bu yana barış içinde ve de azınlıkta olmanın verdiǧi korku ve  de ürküntüsü içinde  yaşayan bu insanlara karşı, hangi gizli el, hangi kara vicdan komşularını kışkırttı ve Avrupa´nın namusuna emanet olan bu insanların kuzular gibi boǧazlanmalarını istedi?

                                                    „Boşnakların büyük bir çoğunluğu, Osmanlıların Rumeli’deki fetihleri sırasında Anadolu’dan o topraklara göç etmiş, bugün Evlad-ı Fatihan denilen insanlardır. Halen günümüz Boşnakça´sında sekiz binden fazla Türkçe kelime ve deyim vardır. Boşnaklar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Devlet-i Ali’nin en sadık unsurlarındandı. Başta Sokollu Mehmet Paşa olmak üzere yirminin üzerinde sadrazam ve yüzlerce Boşnak asıllı devlet adamı, Osmanlıların bir cihan imparatorluğu olmasına katkıda bulunmuşlardır.“ (Naim Yüksel)

e.mail: necdetes@mynet.com