Kandil, çekilme konusunda adım atmıyor…

NECDET BULUZ - necdet buluz

NECDET BULUZ

 

                                                           PKK’ya silah bıraktırma amacı ile başlatılan süreçte, her şeyin istenildiği gibi gitmeyeceği baştan belliydi. Nitekim İmralı canisi Öcalan’ın 21 Mart’ta Diyarbakır’da okunan mektubunun ardından PKK’nın silah bırakacağı ve başka bir ülkeye çekileceği beklentisi vardı. Kandil’deki silahlı güçlerin elebaşısı Murat Karayılan, ard arda yaptığı açıklamalarda çekilmelerinin koşullara bağlı olduğunu söylemeye başladı. Görebildiğimiz kadarı ile zaman kazanmaya ve ayak sürümeye başladılar.

                                                            Açık şekilde şu görülüyor:

                                                            PKK, silah bırakmayacak. Çekilme konusunda da o kadar acele etmiyor. Her ne kadar Öcalan için “Önderin sözleri bizi bağlar” deniliyorsa da, yapılan açıklamalar, ardı arkası gelmeyen istekler bu işin sanıldığı kadar kolay olmayacağını gösteriyor. Görebildiğimiz kadarı ile Kandil ikna olmamış, birçok garanti istiyor. Hatta son açıklamalarında “Bundan sonra silah işlev görmez demek tam olarak doğru olmaz, Ama biz sadece ateşkes ilan ettik” diyor.

                                                              KANDİL İKNA EDİLEMİYOR

                                                               Nuce TV’ye konuşan Murat Karayılan’ın şu son açıklamalarına da bir göz atalım:

                                                              “ Sanki orada birkaç grup var. “Gel” deyince gelirler. 30 yıllık bir grup var,”gel” demekle gelinmez, ben getiremem. Savaşa inanıyorlar, savaşla sonuca ulaşılacağına inanıyorlar. Ben getiremem, bize zor geliyor. Öyle kolay bir şey değil. Geri çekilme konusunda bizim elimizin güçlendirilmesi lazım.”

                                                               Burada bırakın silah bırakmayı, geri çekilmeyi bile istemeyen grupların var olduğu görülüyor. Karayılan’ın “Beni bile aşar” anlamına gelen açıklamaları içinde bulunduğumuz tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor. Demek ki silahlı gruplar içinde, savaşarak istedikleri noktaya gelebileceklerine inanların var olduğunu da bu açıklamalardan öğrenmiş bulunuyoruz.

                                                                Kandil’deki durumu PKK’nın siyasi uzantıları BDP’liler de görüyor. Bu nedenle BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Hükümet yetkilileri ile bir araya gelip “Öcalan’ın canlı video yayını ile Kandil’e seslenmesi ve ikna etmesini sağlamak gerekir” önerisinde bulunmak zorunda kaldı. Belki bir telefon bağlantısı sağlanacak, belki bir başka mektup daha getirilecek bunu önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.

                                                                 ÖCALAN SÖZÜNÜ GEÇİREMİYOR MU?

                                                                 Kendi görüşümüzü de yansıtalım:

                                                                 Burada, Öcalan’ın şu an için silahlı kadrolara tam anlamı ile hakim olamadığını görüyoruz. Zaten, hükümet yetkilileri de, yaptıkları bu hamle ile İmralı canisinin silahlı kadrolar üzerinde ne kadar etkili olup olmadığını ölçmek istediler. Bunun koşullarını da ortaya koydular. Görülüyor ki, Kandil kolay kolay bu işe balıklama atlamak istemiyor.

                                                                  Sorun sadece bu kadarla da sınırlı değil. İstekler var, hükümet kanadı tarafından atılması gereken adımlar var, bunların hayata geçirilmesi isteniliyor. İmralı’nın mesajlarında da bunlar var. Kandil ve BDP’liler de sıkça bu istekleri dillendiriyorlar. Öcalan ile BDP heyeti arasındaki tutanakların medyaya yansımasında İmralı canisi “Merak etmeyin ben de diğerleri de özgür kalacağız. Tutuklu kimse olmayacak” diyor. Demek ki kendisine bunun garantisi verilmiş. Hükümet kanadı da bunu bugüne kadar yalanlamadığına göre, kapalı kapılar ardında pazarlıklar yapılmış.

                                                                 ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK İSTENİYOR

                                                                  Anayasa’da istenilen değişiklikler, KCK tutuklularının tamamının serbest bırakılması, ana dilde eğitimin başlatılması, özerklik sözünün yerine getirilmesi, hatta Kandil ve BDP’lilerin “Öcalan serbest kalmazsa süreç başarılı olmaz” açıklamaları bu işin giderek sulanmaya başladığını da gösteriyor. Dikkat ediniz, bugünlerde gruplar halinde KCK tutukluları serbest bırakılmaya başlandı. Son bir ayda 50’ye yakın KCK tutuklusunun serbest kaldığı biliniyor. Önümüzdeki günlerde bunun devamı da mutlaka gelecektir.

                                                                  Kamuoyunu rahatsız eden, 30 bin kişinin ömür boyu hüküm giymiş katilinin bir gün serbest bırakılacağıdır. Bu endişe halen sürüyor. PKK ve yandaşları “Öcalan serbest bırakılmazsa, barış gelmez” diyorlar. Bunu işin olmazsa olmazı olarak görüyorlar. Özerklik istiyorlar. Ana dilde eğitim istiyorlar. Anayasa’dan Türk kelimesinin kaldırılmasını istiyorlar. İşte Kandil’den Karayılan da “Hükümet gerekli adımları atmalı ve elimizi güçlendirmeli” derken bunların yerine getirilmesini beklediklerinin mesajlarını veriyor.

 e.mail: [email protected]

 

 

                                                             

 


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir