Kategoriler
Prof. Dr. Rıdvan Karluk Türkiye

Orhan Pamuk Legion d’honneur Nişanını Neden Aldı?

Yazar Orhan Pamuk’a Fransa Kültür Bakanlığı’nda 29 Ekim’de düzenlenen törenle Legion d’honneur nişanı verilmiştir. Törende konuşan Fransa Kültür ve İletişim Bakanı Aurelie Filippetti, Pamuk’un liberal duruşuna dikkati çekerken, yazarlığını övmek için de Orhan Pamuk ile Victor Hugo arasında benzerlik kurmuştur. Fakat ya Hugo’yu ya da Pamuk’u okumamıştır.
Yazarın özellikle İstanbul temalı hikayelerinden etkilendiğini belirten Filippetti, “İstanbul hikayeleri nedeniyle sizi Fransız yazar Victor Hugo’ya, hikayenizi de Sefiller’e benzetiyorum. Bu bakımdan oldukça tanıdık geliyorsunuz” demiştir.
Hugo Sefiller romanında Paris varoşlarını tüm çarpıcılığı ile anlatırken ve de sınıflar arasındaki farkları gösterirken, Pamuk İstanbul’u Nişantaşı penceresinden görmektedir.
Fransa tarafından Napolyon döneminden bu yana verilmekte olan nişan, Fransa’da ciddi bir “seçkinler ağına” dahil olmanın yanı sıra, pek çok kazanım da sunmaktadır. Bu sebeple nişanı alan çoğu kişi bunu iade etmek istemez.
Orhan Pamuk, törende yaptığı konuşmasında Türk-Fransız ilişkilerine değinerek, “Osmanlı-Türk siyasi batılılaşmasının modeli Fransa olmuştur” demiştir ama Paris’in Sevr banliyösündeki Porselen müzesinin önüne Ermeniler tarafından 8 Mart 2001 tarihinde dikilen Ermeni Kin Anıtı’nın üzerindeki “1915’te Jön Türk Hükümeti tarafından katledilen 1.5 milyon Ermenin anısına” yazısını ve de anıtı görmezden gelmiştir.
Belki bu anıttan haberi bile yoktur.
Fransa, Türkiye’yi tarihte yapılmayan sözde Ermeni soykırımı ile suçlayan ve bu konuda parlamentosundan yasa çıkaran ilk ülkedir.
29 Ocak 2001 tarihinde onaylanan bir cümlelik yasa şöyledir: “Fransa , Ermenilerin 1915 yılında maruz kaldığı soykırımı tanır.”
Fransa, Osmanlı İmparatorluğunu tarihe gömen Sevr (Sevres) Anlaşması’nın imzalandığı binanın önüne kin anıtı dikilmesine izin veren ülkedir.
Ermeni soykırım anıtı dikilmesinin sebebi şudur: “Biz Ermeniler Türkiye Cumhuriyetini kuran Lozan Anlaşmasını tanımıyoruz. Bizler Sevr Anlaşmasının halen yürürlükte olduğunu kabul ediyoruz. Çünkü Sevr’de büyük Ermenistan vardır.” Ermenistan, Türkiye’nin doğu sınırlarını tanımamakta ve Ağrı dağını kendi toprağı olarak görmektedir.
Fransa, 24 Nisan 2003 tarihinde Paris’te Kanada meydanına Komitas Sogomonyan adına bir diğer sözde Ermeni kin anıtı dikilmesine de onay veren ülkedir.
Fransa, başta Lyon olmak üzere ülkenin diğer kentlerinde ve de Paris’in banliyölerine sözde Ermeni kin anıtlarının dikilmesine izin veren ülkedir.
Fransa, Türkiye’nin Paris Büyükelçisini koruyamamış ve büyükelçi İsmail Erez’in 1984 yılında Ermeni terör örgütü Asala tarafından şehit edilmesine engel olamamıştır.
Fransa, beş diplomatımızın Ermeni Asala teröristlerince şehit edildiği bir ülkedir.
Fransa, Büyükelçiliğimizin arkasında bulunduğu Paris’in en küçük sokağına (148 m. uzunluk, 15 m. genişlik) Ankara (rue d’Ankara) adını veren ülkedir. Buna karşılık Ankara’nın en güzel caddelerinden biri Paris Caddesi’dir.
Fransa, Ruanda’da 1994 yılında yaklaşık 800 bin kişinin öldürüldüğü soykırımdan sorumlu ülkedir. Terry George’ın 2004 yapımı Otel Ruanda filmi Fransa’nın Ruanda da yaptıklarını anlatmaktadır. Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame, 6 Ağustos 2008 tarihinde Fransa’nın Hutu rejimi ile bağı olduğuna ilişkin ellerinde güçlü kanıtlar olduğunu öne sürmüştür.
Fransa eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand “O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil” şeklinde açıklamada bulunmuştur. (Le Figaro, 12 Ocak 1998)
Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, 2006’da Cezayir’e yaptığı ziyarette “Babalarının yanlışları için oğulların özür dilemesi beklenemez” demiştir.
Fransa, Cezayir’de gerçekleştirdiği soykırımın hesabını henüz verememiş bir ülkedir.
Fransa, Avrupa Birliği müzakere sürecinde 5 müzakere başlığını veto ederek Türkiye-AB ilişkilerinin donmasını sağlayan ülkedir.
Yaşar Kemal de, 18 Aralık 2011 tarihinde İstanbul’da kendisine sunulan Legion d’honneur Grand Officier’i (büyük subay) nişanını alırken yukarıdaki gerçekleri sanırım bilmiyordu. Yoksa bu nişanı kabul etmezdi.
http://webtv.hurriyet.com.tr/2/25807/0/1/yasar-kemal-e-fransa-dan-buyuk-subay-nisani.aspx linkini tıklayanlar, Yaşar Kemal’in ödül törenine katılanların memnuniyetini göreceklerdir.
12 Ekim 2006 tarihinde Fransızların Ermeni soykırımını inkara ceza yasasını parlamentolarından geçirdikleri gün Ermeni soykırımını kabul eden Orhan Pamuk’a Nobel Edebiyat Ödülü verilmiştir.
Acaba sizce bu bir tesadüf müdür yoksa bir merkezden yönetilen bir planın parçası mıdır?
Orhan Pamuk, İsviçre’de yayınlanan günlük Tagesanzeiger gazetesinde 6 Şubat 2005 tarihinde yayınlanan röportajında “Türkiye’de otuz bin Kürt ve bir milyon Ermeni öldürüldü. Neredeyse benim dışımda hiç kimse konuşmaya cesaret edemiyor ve milliyetçiler bunun için benden nefret ediyorlar” dediği için Nobel Edebiyat ödülünü almıştır.
Bu ifade bir cehaletin tescilidir.
Türkiye’de bir milyon Ermeni öldürülmemiştir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti 1923 yılında kurulmuştur. Acaba Cumhuriyet’in savcılarının “Türkiye’de bir milyon Ermeni öldürüldü” diyen Pamuk hakkında neden işlem yapmadıklarına ben şaşıyorum.
Pamuk bu demecinin ardından ABD’de yayımlanan Time dergisinin 8 Mayıs 2006 tarihli sayısının Time 100: Dünyamızı Biçimlendiren Kişiler başlıklı kapak yazısında tanıtılan 100 kişiden biri olmuş, 2007 Mayıs’ında yapılan 60’ncı Cannes Film Festivali’nde jüri üyeliği yapmıştır.
Her nedense tüm bu başarılar 6 Şubat 2005 tarihinden sonra gelmiştir.
1964 yılında kendisine verilen Nobel Edebiyat ödülünü reddeden Fransız düşünür J. P. Sartre’ın, “Benim gibi yaşlı bir devrimciye böyle bir ödül vermek, kapitalizmin öç alma girişiminden başka bir şey değildir” deyişinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Doktor Jivago’nun yazarı Rus Boris Pasternak’ın Nobel Edebiyat ödülünü (1958) reddetme gerekçesi olan ödülün yazarlığı için değil, ülkesini eleştirdiği için verildiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Fransızlara karşı özgürlüğü savunurken 1930- 1944 tarihleri arasında Fransızlar tarafından tutuklanan Vietnamlı Le Duc Tho’nun da Nobel Barış ödülünü reddettiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Güney Afrika’nın eski Devlet Başkanı Nelson Mandela’nın 1992 yılında Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’nü reddettiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
93 yaşındaki Mandela’nın ABD’nin Houston Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Gülen Enstitüsü’nün 2010 Barış Ödülünü 27 Ocak 2011’de aldığından acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin Cumhurbaşkanımız Gül’ün telefonuna büyük bir saygısızlık göstererek çıkmadığından acaba Pamuk’un haberi var mıdır? Gül, “Savaşta bile cumhurbaşkanları birbirleriyle konuşurlar” diyerek nazik bir şekilde tepkisinin göstermişti.

Fransa Anayasa Mahkemesi’nin sözde soykırım yasasını iptal kararına ve 6 Mayıs 2012 tarihinde gerçekleşen Fransa Cumhurbaşkanlığı İkinci Tur Seçimlerini Sosyalist Parti Lideri François Hollande’ın kazanmasına rağmen, sözde soykırım iddialarının Fransa’daki ortaokul ders kitaplarına sokulduğundan acaba Pamuk’un haberi var mıdır?

Eski Dışişleri ve Milli Savunma Bakanı Hasan Esat Işık 1968 yılında Paris Büyükelçisi iken Marsilya’daki sözde Ermeni kin anıtının açılış törenine Fransız hükümetinin resmen katılmamasını istemesine rağmen anıtın açılışına Fransız bakanlardan birinin katıldığını görünce Ankara’ya sorma gereğini dahi duymadan Paris’i terk edip Ankara’ya dönmesinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Monnet, Maupassant, Marie ve Pierre Cruie, Ravel, Jean Paul Sartre, Simon de Beauvoir, Catherine Deneuve, Jacques Prevert gibi alanlarında çok seçkin kişilerin kendisinin sevinerek aldığı nişanı reddettiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?

EHESS / Paris ve INSERM araştırma merkezi profesörlerinden, asbest karşıtı hareket üyesi, sosyolog Annie Thébaud-Mony’nin, 14 Temmuz 2012 tarihinde yeni Fransa hükümeti tarafından kendisine verilen Légion d’honneur nişanını kabul etmediğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?

Mony’nin reddetme gerekçesini açıkladığı mektubundaki “Çalışma koşullarındaki kötüleşmeyi, iş kazası ve meslek hastalıklarının yarattığı dramları, asbest, tarım ilaçları, nükleer ve kimyasal atıkların doğal çevremizi nasıl tahrip ettiğini görünür kılmaya çalıştığımız zaman, kamusal otoriteler tarafından ciddiye alınmak istiyoruz.”görüşünden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?

Türkiye’den YÖK eski başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç ile eski bakanlardan Karman İnan’ın Ermeni tasarısı sebebiyle Légion d’honneur nişanını iade ettiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?

Fransa’nın 29 Ekim 1919’da Kilis’i, 5 Kasım 1919’da da Antep’i işgal ettiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Türkiye’nin, Fransa topraklarında Gaziantep’te ve Kahraman Maraş’ta yapılan Ermeni katliamları için anıt açamayacağından acaba Pamuk’un haberi var mıdır?

İşgale katılan Fransız askerleri arasında bölgeden daha önce göç eden Ermenilerin de olduğundan ve bu Ermenilerin bölge halkını katlettiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Antep kentinin başına “gazi”, Maraş kentinin başına “kahraman” sıfatlarının neden getirildiğinden acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Gazi sıfatının Fransızları memleketlerinden kovan Anteplilere, TBMM’nin 6 Şubat 1921’de verdiği unvan olduğundan acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Fransa’da bugünlerde sözde Ermeni soykırımı anketi yapıldığından acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Ankette yeni bir Ermeni soykırımı yasası gerekli mi diye sorulmuştur. (http://www.newsring.fr/societe/165-faut-il-une-loi-sur-le-genocide-armenien)
Ankette 274555 oy kullanılmıştır ve bu oyların yüzde 52’si yeni bir sözde Ermeni soykırım yasasının çıkarılmasından yanadır.
“1.5 milyon”, Ermenilerin çaldıkları bir rakamdır. Bu rakam Auschwitz-Birkenau toplama kampının önüne dikilen taşta vardır. 1.5 milyon Yahudinin Naziler tarafından İkinci Dünya Savaşı’nda burada katledildiği taşta yazılmıştır. Bu, bir uluslararası intihal olayıdır. Ermenilerin, 1.5 milyon Ermeninin Türkler tarafından katledildiği yalanını nereden çaldıklarından acaba Pamuk’un haberi var mıdır?
Ziya Paşa ne demiş: Bed-asla necâbet mi verir hîç üniforma,
Zerdûz palan ursan eşek yine eşektir. (Mayası bozuk olanlara üniforma –yüksek makam görevi- asalet verir mi hiç? Altın ile yapılmış palan da vursanız, eşek yine eşektir.)
***
Sevgili Okurlar,
Selahattin Demirtaş geçen hafta “Bir halkın önderi özgür olmadıkça çözüm gelmez. Avrupa’da Türklere Türkçe eğitim verilmiyormuş. Böyle gerekçe mi olur? Burası Kürdistan olduğu için anadilde eğitim hakkı var” demiştir.
Türkçe dışında anadili olan tüm Türk vatandaşlarının ana dilini öğrenmek, konuşmak, yazılı ve görsel alanlarda serbestçe kullanmak hakkına sahip olması onların demokratik haklarıdır.
Bir Avrupa Birliği üyesi olan Letonya’da Rusçanın ikinci resmi dil olmasına ilişkin yasa teklifi 18 Şubat 2012 tarihinde yapılan halk oylamasında reddedilmiştir.
Kayıtlı seçmenlerin yaklaşık yüzde 70’inin katıldığı oylamada sandık başına giden Letonyalıların yüzde 75’i Rusçanın Letonya’nın ikinci resmi dili olması önerisine hayır oyu vermiştir.
Rusçanın ikinci resmi dil olabilmesi için oylamaya katılan seçmenlerin en az yüzde 51’inin evet oyu gerekliydi.
2,1 milyonluk Letonya nüfusunun yaklaşık yüzde 44’ünü oluşturan Rus kökenlilerin Rusçanın ülkede ikinci resmi dil olması talebi daha önce de Letonya Meclisi’nde görüşülmüştü.
2010 yılında 100 üyeli Letonya Meclisi’nde Rusçanın ikinci resmi dil olarak benimsenmesine yönelik bir yasa teklifi 34 milletvekilinin olumlu oyuna karşı 60 milletvekilinin hayır oyuyla reddedilmişti.
Kürt kökenli Türk vatandaşları devletin resmi dili olan Türkçeyi öğrenmek zorundadırlar. Bu, anadillerini unutmak anlamına gelmez.
ABD yasalarına göre ABD vatandaşı olmak için aranan şartlardan birisi iyi ahlaklı olmak, bir diğeri ise İngilizce bilmektir. İngilizce bilmeyen ABD vatandaşı olamaz.
Türkiye’de de Türkçe bilmeden Türk vatandaşı olunamayacağı açıktır.
***
Habertürk’te 29 Ekim’ de yayınlanan Balçiçek İlter’in programına konuk olan Gülten Kaya’nın dağdaki PKK’lılar için “Dağda savaşan çocuklar” ifadesini çok yadırgadım.
Dağda savaşan çocuklar acaba bu dağlarda papatya mı topluyor diye aklıma geldi ama maalesef yanlı sunum yapan Balçiçek İlter nedense bu soruyu Gülten Kaya’ya soramadı.

Yazar Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım.

1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı.

1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim.

1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum.

İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.

“Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.

Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.

ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır.

Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.