Ana sayfa Haberler Türkiye

Uluslararası terörü destekleyen Türkiye!

Terörden en çok çekmiş ülkelerden birisidir Türkiye. Hala da çekmektedir. Zira 1984 yılından beri, bu ülkede, sistemli olarak ve kesintisiz bir şekilde uygulanan terör faaliyeti vardır. Türkiye, önceki yıllarda da terör sorunuyla karşı karşıya gelmiş bir ülkedir. Esasen bu durumu biraz normal karşılamak da gerekiyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, beklentileri ve menfaatleri birbirinden farklı, irili, ufaklı onlarca, hatta yüzlerce topluluğun oluşturduğu bir imparatorluğun mirası üzerinde kurulmuştur.

İmparatorluk döneminde bütünüyle “KUL” statüsünde olarak eşit durumda bulunan milletler, toplumlar ve topluluklar, Cumhuriyetin kurulmasıyla ve “ULUS” devlet konumuna geçmekle birlikte bu eşit statüyü büyük ölçüde kaybetmiş bulunmaktadırlar. En azından fiilen olmasa bile resmen, isimlerini ve kültürel varlıklarını bile yitirmekle karşı karşıya kalmışlardır ki; bunun içine ülke nüfusunun büyük kısmını teşkil eden Türkler de dahildir. Hele hele son dönemde Türkler, kültürel kimliklerini büsbütün yitirmekle karşı karşıya kalmışlardır. Çünkü, son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, ismi bile bazı çevreleri rahatsız etmeye başlamıştır ki; bu çevrelerin başında iktidar partisine mensup bazı vekiller de bulunmaktadır.

Bu konudaki en son ve en ilginç çıkışlardan birisi AKP Diyarbakır Milletvekili Mine Lök Beyaz’a ait olup, adı geçen milletvekili, Diyarbakır’ın sembolü olan “Karpuz” heykelinin altında yazan “Ne mutlu Türküm diyene” yazısının kaldırılmasını ve onun yerine “Ne mutlu Türkiyeliyim diyene” yazılmasını teklif etmiştir(1). Hatırlanacağı gibi, AKP’li birçok vekil, Anadolu kırsalında, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da bulunan kışla ve karakolların civarındaki yamaçlarda veya bu tür yerlerin çatılarında ve nizamiye kapılarında yazan “Ne mutlu Türküm diyene” tabelalarına kafayı takmışlar ve bu tabelaların kaldırılmasını gündeme getirmişlerdir. AKP’li Hüseyin Çelik, “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi”nin ayet veya hadis olmadığından bahisle kitaplardan çıkarılmasını gündeme taşırken, meclis eski başkanı da olan Mehmet Ali Şahin, İstiklal Marşı’nın her yerde okunmasına gerek olmadığını beyan etmiştir. Yine AKP’li bölge milletvekillerinin baskısıyla, “Mustafa Muğlalı” örneğinde olduğu gibi, bazı askeri kışla ve tesislerin adı bile değiştirilmeye başlanmıştır.

Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu, Milli Mücadele’nin lider kadrosu içinde bulunan İsmet Paşa’yı tarihteki şerefli yerine gönderemediğimiz için hayıflanırken, ülkenin Başbakanı bile, Milli Mücadele’nin önder kadrosuna saldırmaktan geri kalmamış, bu çerçevede “İskilipli Atıf Hoca” üzerinden Ali Çetinkaya’ya saldırmaktan geri durmamıştır. Üstelik sözüm ona hakaret etme maksadıyla kendisine “Kel Aliço” diyerek, Ali Çetinkaya ile ünlü Kırkpınar Bapehlivanı Kel Aliço’yu birbirine karıştırmıştır…

Atatürk’ün Mucizesi!

Atatürk, insanlık tarihi için, özellikle de mazlum milletler için öyle büyük işler yapmış ve tarihe kolay kolay çıkması mümkün olmayan öyle bir imza atmıştır ki; onun atmış olduğu bu imza, bugün adeta bir mucize gibi bir şekilde kendini göstermektedir. Bugün için Türkiye’de, gerek yapılan yasal düzenlemelerle, gerekse diğer resmi uygulamalarla Atatürk, her ne kadar bu milletin gündeminden kaldırılmaya ve hafızasından silinmeye çalışılsa da o, ne kadar büyük olduğunu bir şekilde bize hissettirmektedir.

Türkçe, İngilizce, Almanca ve Rusça olarak dört ayrı dilde yayın yapan ” https://www.turkishnews.com” isimli internet sitesinin moderatörlerinden Dr. Kayaalp Büyükataman dostumuzun göndermiş olduğu e-postadan anlaşıldığı kadarıyla Yunanistan’ın en çok satan gazetesi olan “Ta Nea”, “Dünyayı değiştiren konuşmalar” serisine Mustafa Kemal Atatürk’ün “NUTUK” isimli eseriyle başlamış. Gazete, Atatürk’ün Nutku’nu sunuş metninde;

“Kemal, Türkiye’de görülmemiş değişiklikler yaptı, esas hedefi, toplumun milli dayanışma temelinde yeniden yapılanması, din ile siyasi iktidarın tamamen birbirinden ayrılması ve yeni devletin bilinçli olarak Ortadoğu’dan Avrupa’ya yönelmesi idi” ifadelerini kullanmış.

Gelecek hafalarda ADB’nin eski başkanlarından John Keneddy, Güney Afrika’nın eski devlet başkanı Nelson Mandela, ABDli siyasetçi ve aktivist Malcolm X, Küba’nın efsanevi lideri Fidel Castro’nun konuşmalarını da okurlarına verecek olan Ta Nea’nın seriye Atatürk ile başlaması başlı başına önemli bir konudur. Taki Berberakis’in haberine göre, Nutuk’tan verilen bölümler şunlarmış:

* Atatürk’ün Samsun’a çıkış 1919
* Erzurum Kongresi
* Sivas Kongresi
* TBMM’nin kuruluşu
* İlk bakanlar kurulu
* CHP’nin kuruluşu
* Cumhuriyetin ilanı
* Halifeliğin kaldırılması
* Atatürk’ün gençliğe hitabesinin tam metni.

Türkiye uluslararası terörü desteklediği sürece Pkk terörü bitmez!

Dedik ki; önceki dönemlerde de terör olaylarına sahne olan Türkiye, 1984 yılından beri sistemli ve kesintisiz bir şekilde uygulanan terör olaylarına sahne olmaktadır. Bu terör olaylarında on binlerce insanını teröre kurban veren Türkiye, kurban vermeye halen devam etmekte, terör olaylarının sonu bir türlü gelmemektedir. Bunun en önemli sebebi, şüphesiz terör örgütü PKK’nın uluslararası bir terör örgütü hüviyetinde olması ve yabancı ülkelerden her anlamda destek görmesi ise de asıl önemli sebep Türkiye’yi yönetenlerin yanlış politikalar takip etmesi ve yanlış uygulamalara imza atmalarıdır. Öncelikle belirtmek gerekirse; Türkiye teröre karşı bir türlü net bir tavır takınmamaktadır.

Daha da açık söylemek gerekirse; Türkiye bir taraftan yabancı ülkelerin PKK terör örgütüne destek vermelerinden yakınırken, diğer taraftan yabancı terör örgütlerine açıktan destek vermekte ve başka ülkelerin iç işlerine müdahale anlamına gelecek bir dış politika izlemektedir. Türkiye’nin bu ikircikli tutumunu bilen ülkeler de, Türk yetkililerinin konuya ilişkin yakınmalarını ısrarla görmezden gelmekte ve PKK’ya olan desteklerini ısrarla sürdürmektedirler. Yani özetle; PKK’ya yapılan uluslararası desteğin kesilmemesinde belirleyici etken Türkiye’nin takınmış olduğu tutumdur. Türkiye, uluslararası teröre verdiği desteği kestiğinde, PKK’ya verilen dış desteği kesmeleri konusunda yabancı ülkeler nezdinde yapacağı girişimlerde eli güçlenecek ve şu veya bu şekilde mutlaka olumlu bir sonuç alacaktır.

Sayın Başbakan, yıllardır hemen her platformda terörün dini, dili ve vatanı olmadığını, terörün milletlerarası bir sorun olduğunu, hiç kimsenin “benim teröristim iyidir” diyemeyeceğini, bu sebeple terörün bitirilmesi için mutlaka milletlerarası işbirliğinin gerektiğini söyler durur. Gelin görün ki; aynı başbakan bir şekilde “Benim teröristim iyidir” anlamına gelen tavır ve hareketler sergilemeye devam ederek, söylediklerinin tam tersini yapmaya devam etmekte ve uluslararası arenada da böyle bilinip, böyle kabul görmektedir.

Başbakan 2007 yılının Eylül ayı içinde ABD’de “Council on Foreign Relations-Dış İlişkiler Konseyi” adlı düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmada, şöyle demiştir: “Terörün dini
yoktur, milleti yoktur, vatanı yoktur. Senin teröristin kötü, benim teröristim iyi anlayışıyla bu işi çözemeyiz. Teröristin hepsi kötüdür, hepsi lanetlenmelidir ve hepsine karşı da ortak tavır almak durumundayız….”(2).

ABD Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komisyonu’nda sözde Ermeni soykırımı tasarılarının kabul edilmesi ile ilgili olarak, New York’ta Türk Evi’nde yaptığı konuşmada ise şunları söylemiştir: “Bazı ülkeler ve iller terör eyleminin dışında tutuluyor. Terör nereden gelirse gelsin terördür. Bunun dini, dili, ırkı yoktur. Nerede, ne zaman kimi vuracağı belli değildir. Terörle savaş, ortak dayanışma ister”(3)

2011 yılının Ağustos ayı içinde Çukurca’da şehit edilen 7 askerin ölümü üzerine yapmış olduğu değerlendirmede yine aynı konuya değinerek şöyle demiştir: “Ama ne yazık ki terör böyle acımasız dini milleti ırkı vatanı olmayan bir olay bir fenomen”(4).

Geçen sene Eylül ayı içinde Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Muhammet El-Şazli’yi kabulünde yaptığı konuşmada yine aynı konuya değinerek şunları söylemiştir:

“Terörizme karşı ortak bir mücadele platformu oluşturulması gerekir. Terörün İslam ile özdeşleştirilmesini katiyen kabul etmiyoruz. Terörizmin dini imanı olmaz. Nasıl ABD’de masum insanlar öldürüldüyse, bu bahane edilerek, başka ülkelerdeki masum insanların öldürülmesi de bizi üzer”(5).

Özetle; Sayın Başbakan yıllardır diline pelesenk ettiği “terörün dini ve milliyeti yoktur” teranesini söyler durur. Gelin görün ki, en başta bizzat kendisi söylediklerine inanmaz. Çünkü tam tersini yapar. Adeta “Benim teröristim iyidir” demeye getirir işi. Ona göre; Müslüman terör yapmaz, yapsa yapsa cihat yapar. E cihat yapan adama da terörist değil, ancak “Mücahit” denir. Libya’da Kaddafi’ye karşı savaşanlara açık destek veren Başbakan, ülkesinde insanlık suçu işlediği gerekçesiyle interpol aracılığı ile ve kırmızı bültenle aranan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’i resmi devlet töreniyle karşılamaktan da geri durmamıştır.

İsrail’in terörist örgüt olarak kabul ettiği Radikal İslamcı Hamas’ı desteklemekten, bütün dünyanın karşı çıkmasına rağmen bu örgütün lideri Halit Meşal’i ve bu örgütün lider kadrosuna mensup İsmail Haniye’yi Türkiye’de ağırlamaktan da çekinmemiştir. O Hamas ki; sadece İsrail ile değil, yıllardır Filistin’deki asıl çoğunluğu teşkil eden ve Filistin Devleti’nin kurucu unsuru olan El-Fetih örgütü ile da kanlı, bıçaklıdır. Filistin Devleti’nin zayıf düşmesi pahasına Gazze Şeridi’nde ikinci bir Filistin Devleti kurmuştur. AKP hükümeti, Filistin merkezi hükümetiyle ilişki kurmak yerine daha çok Hamas’ı muhatap almakta ve bunun için İsrail’i karşısına almayı bile göze almaktadır. Türkiye’nin uluslararası itibarına gölge düşüren Mavi Marmara Baskını da zaten bu sebepledir.

Bir taraftan “Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız” diyen iktidar, bir taraftan da Irak’ın toprak bütünlüğü için en büyük tehdit olan Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi ile çok taraflı ilişkiler kurmaktan asla geri durmamaktadır. Aynı oyunu Suriye’de de sahneye koyan AKP hükümeti, şimdi de harıl harıl Suriye muhalefetini desteklemekte ve onlara her türlü desteği vermektedir. Türkiye, halen Suriye’deki karışıklıklardan kaçan yüz bine yakın sivili iskan etmenin yanı sıra, Suriye’de Beşar Esat’a karşı savaşan askeri güç mensuplarına da açık destek vermektedir. Sözcü gazetesinin haberine göre; Suriye’de savaşan unsurlar, kendileri için tespit edilen kamplarda kalmak yerine, Hatay şehir merkezinde kiraladıkları evlerde barınmakta, savaş yorgunluklarını buralarda atıp, savaşmak üzere tekrar Suriye’ye geçiyorlarmış! Hatta Hatay kent merkezindeki parklarda rahat rahat dolaşıp, lokantalarda yedikleri yemeklerin bedelini bile ödemiyorlarmış(6).

Bunlardan daha da önemlisi, yine Sözcü gazetesinin haberine göre; Libya’da Kaddafi’ye karşı savaşan ve ABD gizli servisinin adamlarından olan Libya vatandaşı Mahti Al-Harati isimli paralı asker, şimdi de Suriye’de Beşar Esat’a karşı savaşıyormuş. O Mahti Al-Harati ki; İsrail’in gerçekleştirdiği Mavi Marmara Baskını’nda yaralanmış ve Türkiye’de tedavi edildiği sırada Başbakan’ı alnından öperek kutlamıştır! Eğer doğruysa bütün bunlar gösteriyor ki; Sayın Başbakan’ın sözleriyle fiilleri arasında bir çelişki vardır ve başbakan bu tavrıyla adeta “Benim teröristim iyidir” demektedir. Mahti Al Harati gibi adamlar, uluslararası terörist tanımına girerler ki; Türkiye uluslararası terörü destekleme anlamına gelen bu tür politikalara devam ettiği sürece PKK terörü bitmeyecek, Mehmetçikler şehit olmaya, evlere ateş düşmeye devam edecektir. Ve bu ateş, bir gün sebep olanlar da dahil bütün bir milleti yakıp kül edecektir.

Bize göre; Gültan Kışanak ve Aysel Tuğluk’un, 8 Mehmetçiğin katili PKK militanıyla kucaklaşmasıyla, Başbakan’ın, El-Kaide üyesi de olan uluslararası terörist Mahti Al-Harati ile kucaklaşması arasında hiçbir fark yoktur ve her iki kucaklaşma da sadece ve sadece teröre hizmet etmektedir. Bu anlamda, geçtiğimiz hafta Gaziantep’te sivillerin katledilmesinin, bu iki kucaklaşma ile direk ilişkisi vardır. Al-Harati gibi, halen Suriye’de rejime karşı savaşan adamların Türkiye tarafından desteklenmesi karşısında, Gaziantep saldırısını gerçekleştirenlerin Beşar Esat tarafından desteklenmediğinden emin miyiz? Değiliz. Anlaşılan kim kimin kucağında belli değildir. Allah Türk Milletine acısın ve yardım etsin. Gerçekten milletçe zor bir süreçten geçiyoruz…
______________
1- Sözcü “AKP’li kadın vekil bu tabeladan rahatsızmış” başlıklı ilk sayfa haberi, 26.08.2012.
2- http://haber.gazetevatan.com/0/139030/1/Haber,
3- http://www.ihyahaber.com/haber/hn-10493.html,
4- http://www.haberx.com/basbakan_erdogan_teror_dini_olmayan_bir_fenomen(17,n,10745554,138).aspx,
5-http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/108787.asp,
6-Sözcü, “Tayyip’in alnını öptü Kaddafi’yi devirdi şimdi Esad’ın peşinde” başlıklı manşet haber, 26.08.2012.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here