Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

AKİL ADAMLARDAN ULUSAL HÜKÜMET

Başbakan Nuri el-Maliki”Türkiye karşılıklı saygı prensibine uymuyor” diyor-işte,Türkiye Irak merkezi hükümetinin karşı çıkmasına rağmen Kürt Yönetimi ile yaptığı anlaşma üzerine bölgeden ham petrol alımına başlamıştır.

Öte yanda Irak Ulusal Meclis Başkanı Usame Nuceyfi,Erdoğan ile birlikte İstanbul Ataşehir’de Mimar Sinan Cami’sinin açılışını yaptıktan sonra,Bağdat’ta,”Başbakan Maliki Mesud Barzani’yi azletmek istiyor.Bunun için Kuzey Irak’ta yeni seçim hazırlığı yapıyor” açıklamasıyla entrika çeviriyor.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bir kez daha terörle mücadelede desteğini almak üzere Barzani ile görüşmek üzere Kuzey Irak’a gitmeye hazırlanmaktadır.
Başbakan Erdoğan ise Londra’ya hareketinden önce “Kuzey Suriye” kavramını kullanarak, bu algının en üst düzeyde var olduğunu gösteriyor!

*
Başbakan Erdoğan’ın Kürt politikasında nasıl bir seyir izlediğinin üzerinden kısaca geçmek bu kaosu anlamaya yeterlidir.
Erdoğan 2008-11’de devletin resmi bir heyetini,”Barış ve Kardeşlik Projesi”çerçevesinde belli aralıklarla hem Abdullah Öcalan hem de örgütüyle,devamında uluslararası bir kurumun ev sahipliğinde Oslo’da olmak üzere müzakerelerde bulunmaya görevlendirmiştir.
Haziran 2011 Genel Seçimleriyle başlayan süreçte Abdullah Öcalan,kapitalist modernitenin Kürtleri yok etmemesi için yerleşik konuma oturtmak üzere Kürt kimliğine özgürlük talebinde bulununca işin rengi değişiyor…
Çünkü Öcalan,”AKP ne kadar Kürtlerden daha fazla oy alır ve Kürtlerin oyu ne kadar azalırsa,o zaman AKP ‘Kürtleri ben temsil ediyorum.Kürtler bir şey istemiyor’ diyecektir.Bu durumda Kürtler geriler ve yok olma noktasına gelirler” öngörüsündedir ve 12 Haziran seçiminde Fethullah Gülen’den cemaatinin BDP’yi desteklemesini istiyor!

*
Pazarlık bir süre,”Ya 12 Haziran’dan sonra büyük anlaşma olur ya da topyekün büyük bir savaş olabilir,kıyamet kopar” düzleminde koyultuluyor.
Ardından Temmuz 2011’de “Demokratik Özerk Kürdistan” konseptinde Kürt toplumunun gölge devletinin kurulması yönünde sivil itaatsizlik eylemleri başlıyor.
Halbuki Erdoğan din’i toplumsal davranış ve sosyal düzeni belirleyen bir sistematik olarak kurgulamakta, bu kurguyu liberalizme monte etmektedir-o nedenle, PKK’nın konfederalist siyaseti ve gereklerine dair taleplerinde uzlaşması mümkün olmuyor.
Kürtlerin tasfiyesini gerçekleştirmeden iktidarının tamamlanmayacağı düşüncesindedir,”Siyasetle Müzakere,Terörle Mücadele” konseptinde siyasal,örgütsel ve ideolojik tasfiye sürecini başlatıyor,.. utanılası Uludere Katliamı,… derken,

*
Erdoğan ABD’nin desteği ile güçlenen Mesut Barzani’nin ekonomik büyümesini sağlamak için Türkiye’ye ihtiyacı olduğundan hareketle terörle mücadelede umutlanıyor,Barzani ile ilişkileri istihbarat paylaşımı düzeyinden birlikte terörle mücadeleye yöneltmek istiyor.
Bu uğurda ekonomik-siyasi teşviklerde bulunuyor-daha ötesi, Barzani’nin Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt Devleti kurması için sırtı sıvazlanıyor,merkezi Irak hükümetine karşı destekleniyor.
Türkiye’de ise 2010-11 Temmuz’da terörle mücadelede TSK’nın 225 operasyonuna PKK 131 operasyon tertiplemiş,TSK 59 kez F-16,19 kez Kobra helikopteri,266 kez tank ve top bombardıman saldırısı düzenlemiştir-ki,bu tablo terörle mücadelenin müthiş boyutunu rağmen bugün gelinen başarısızlığı göstermeye yetiyor!

*
Çünkü ABD Ortadoğu’yu sömürüye açmak,kontrol etmek ve üzerinde baskı kurmak amacıyla tarihte ilk kez ulusal devlet modelinin aşılmasını test etmektedir.
Sınırların anlamsızlaştırılması için Ortadoğu’nun Müslüman,Hristiyan,Musevi,Arap,Türk,Kürt her din,her mezhep ve her etnik kimliğin ortak vatanı yapılması gerekiyor.
Nitekim Ortadoğu’lu halkların islamcı kesimi gizliden gizliye Osmanlı’da Sultan Abdülhamid’in pan-islamist resmi ideolojisinden eğitilerek,sivil toplumdan kamusal ve özel yönetimlerde genişlemenin hareketi olan Arap Baharı ile ortak vatan parolasıyla İslam’ın Birliği hedefleniyor!

*
Bu noktada Kürt realitesi kendini gösteriyor!
Kürtler bu süreçte yok edilmemek için Kürt kimliği ile muhayyel Kürdistan’da uluslaşma hedefindedir.
O nedenle Ortadoğu’da ortak vatan parolasıyla İslam Birliği hedefleyen ABD ve ortağı Erdoğan hükümetine ters düşülüyor ve hedefe ulaşmanın gayretinde olunuyor.

*
Irak Parlamentosunda Kürt milletvekili Mahmud Osman bu süreçte tüm Kürtlerin Kürdistani bir yaklaşım içinde olmaları gerektiğine dikkat çekiyor.
Murat Karayılan “Ortadoğu kaynıyor.Kürtler de bu bölgede bir faktördür. Sorunlarımız Demokratik Özerklik ekseninde çözülmezse-gerekirse,Kuzey Irak Kürt Bölge Yönetimiyle birleşerek,bağımsızlığımızı ilan ederiz”diyor ardından, Devrimci Halk Savaşı Stratejisi sürecini başlatıyor.
Erdoğan’ın çok güvendiği Mesut Barzani Suriye Kürt örgütlerini eşit katılım esasında birleştirmiştir.
Beşşar El Esad’ın Suriye krizinde Kürt dayanışması,muhayyel Kürdistan için Kürtlere ufuk açıyor,ABD’nin ve Erdoğan’ın Ortadoğu’da ortak vatan hedefine de sekte vuruyor!
Suriye güvenlik güçleri Kürtlerin yoğun yaşadığı merkezlerde geri çekilirken, BAAS yönetimlerini Kürtler dev’ralmaktadır -bugün,bu komiteler Barzani’nin işaret ettiği yönde tüm Kürtleri temsilen “Yüksek Heyet” oluşturmuş bulunuyor.

*
Devrimci Halk Savaşı Stratejisi; Kürtlerin ABD ve Erdoğan’ın Ortadoğu’yu İslam çatısı altında ortak vatan etme sürecinde İran’ın,Suriye’nin,Irak’ın ve Türkiye’nin sınırlarının anlamsızlaşacağı o güne hazırlanılması sürecidir.
İşte,yaşadıkları merkezlerin yönetimlerini almaya başlayan Suriyeli Kürtler Alevi Azınlık,Hristiyanlar ve Sünni demokratlarla ittifak kurarak Türkiye’nin hegemon siyasetini kırmayı hedefliyor.
O nedenle Başbakan Erdoğan’ın Kuzey Suriye ifadesi kullanması Türkiye’nin bir kırılma anını gösteriyor.

*
Mesud Barzani her ne kadar Şiilerin Irak’a egemen olma mücadelesinden rahatsız, güçlenmek için Iraklı sünni azınlık ve Iraklı demokratlarla ittifak arıyor- bu suretle, İran’ın ve Türkiye’nin hegemon siyasetinden kurtulacağını hesaplıyor görünse de;
Nihai olarak Kürdistani yaklaşımdadır ve Kürtlerin uluslaşmasını hedefliyor -üstelik, Erdoğan’ın bitip-tükenmeyen Ortadoğu’yu ortak vatan etme siyaseti baskısından çıkmaz da değildir -şimdi,neden Türkiye’nin hegemon siyasetini kırmak için Irak merkez hükümeti ile ittifakını geliştirmekten kaçınsın?

*
Kürtler politikalarıyla Irak’ın ve Suriye’nin bölünmesinin önüne geçmeyi, önce bulundukları coğrafyada birbirleriyle ilişkide güçlü özerk yapılar kurmayı öngörüyor.
PKK ise mütemadiyen terörle Türk hükümetini oyalamakta ve gücünü zayıflatmaktadır- Türkiye’nin,bu çıkmazıyla mutlaka bir gün özerk yapı kurmaları yönünde kendilerine ödün vereceğine inanılıyor.

*
Erdoğan ve hükümetinin Türkiye’ye tarihin en büyük zararını verdiği, zaman ve enerjisini tükettiği çok açıktır.
Ne yapmak gerekiyor? İşe ulusal kararlılıkta akil adamlar hükümetinin kurulmasıyla başlanmalıdır,çare bu gerçekle başlıyor…

*
Nazım Hikmet,”Beş Satırla” başlıklı şiirinde,
“Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.” diyor…
28.7.2012

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here