Yunan Mitolojisinde Pan, sürülerini hileyle çoğaltan çobanların hak yiyici pirî, sürülerin tanrısı Hermes’in oğlu  ve çobanların hilekâr tanrısıdır.
Keçi ayaklı,keçi kafalıydı,çoban kavalını sever,azgın tekeler gibi su kaynaklarında,pınarlarda,ormanlar,kırlarda şekillenen  Zeus’un kızları güzel tanrıçaların peşinden koşardı.
Aniden insanların karşısına çıkar,görüntüsüyle onları korkuturdu ya da insanların,hayvanların uyuduğu kızgın yaz öğlelerinde birdenbire,beklenmedik gürültüler koparır,dört bir yana korku ve panik saçardı.
Marathon savaşı gecesinde Persleri bu şekilde korkutarak paniğe uğrattığı için Atinalılar o’nu herşeyin üstesinden gelen bir tanrı haline getirir ve Akropolis’in eteğinde ona bir tapınak yaparlar,tâ ki …

*
ABD Soğuk Savaş sonrası dönemde Çin’in ekonomik gücünün ve Rusya’nın boru hatları üzerindeki rekabetinin giderek o ülkelerin askeri ve siyasal nufûzunda artışa yol açmasından endişelidir.
Bu endişe, ABD’nin Rusya ve Çin’e caydırma stratejisi mi ya da bu stratejiyi uzlaşmacı metodlarla mı uygulayacaktır noktasında yeni küresel dengeyi oluşturuyor… 
*
ABD caydırma stratejisinin özü, 80’lerde Başkan Reagan’ın, SSCB’nin nükleer başlıklı kıtalararası balistik füzelere karşı geliştirilen Stratejik Savunma İnisiyatifi -Yıldız Savaşları projesinin,90’lar da Başkan Clinton döneminde  güncelleştirilen Füze Kalkanı projesine dayanıyor.
Projede hava savunma sistemi kimi sorunlarından dolayı bir süre askıda tutulmuş – o arada, ABD Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerin kıtalararası füze geliştirmeleri bahanesi ile çıkabilecek tehditi önlemek için Alaska’da 100 bataryalık anti–balistik füze savar sistemi konuşlandırmıştır.
Hava savunma sisteminin sorunları da çözülünce güncelleştirilen projeyi,ABD küresel ölçekte müttefikleriyle paylaşmak üzere,“Füze Savunma Sistemi”tanımıyla,Lizbon NATO Zirvesinde karar aldırmış bulunuyor. 

*
Ne ki Rusya, ABD/NATO’nun Füze Savunma Sistemi projesini, ABD ile yaptığı Anti- Balistik Füzeler Anlaşması hükümlerince izin verilenin dışında ülkelerin topraklarında geliştirmek istemesine karşıdır ya da ABD’nin Anti- Balistik Füzeler Anlaşmasından çekilmesini önermektedir.
Üstelik Rusya 08’de batı yanlısı Mihail Saakaşvili yönetiminde NATO üyesi olmak isteyen Gürcistan’ın ayrılıkçı bölgeleri Güney Osetya ve Abhazya’nın  bağımsızlık ilanları, ardından Güney Osetya’yı yeniden merkeze bağlamak için düzenlediği operasyona müdahale edip ,NATO’nun doğu yönünde genişlemesini engellediğinden bu yana belirlediği yeni esaslarda yürüyor.
Bu çerçevede Sovyetler Birliği zamandaki yakın çevrede ilgi alanları oluşturma doktrinini -bugün,uluslararası hukuka saygı,ABD’nin tek kutuplu dünya düzenine karşı çıkma,diğer ülkelerle dostluk ilişkilerini geliştirme,tüm Rus vatandaşlarının her yerde çıkarlarını korumak esasları çerçevesinde uzak çevreyi de kapsayan yeni doktrine değiştirmiştir- bu, yeniden Soğuk Savaş ve uluslararası istikrar ve güvenliğe ara verilmesidir.

*
O esnada ABD Ortadoğu’da bulundurduğu deniz kuvvetlerini devamlı kalınacak Asya-Pasifik’te Tayland/Utapao üssüne taşımaktadır.
Utapao Üssü ABD’nin ekonomik gücünün artmasından endişe duyduğu Çin’in Asya ve Afrika’ya açılımını Pasifik Okyanusunda kilitlemek ve Asya’nın da kontrolünü sağlamak üzere hazırlanıyor.
Çin’in açılımlarını kilitlemek ve Asya’yı kontrol etmek, askeri yığınak yapmak -fakat,o süreçte Füze Savunma Sistemlerinin inşasıyla kuşatılacak o bölgede,bilhassa Çin’in deniz ve hava gücünü uzun menzillere yansıtabilme olanaklarından caydırmak anlamına geliyor… 

*
Ortadoğu’daki ABD kuvvetlerinin Çin ve Asya’yı kontrol etmek üzere Asya-Pasifik’teki yeni üslerine hareketi,ABD  Ortadoğu stratejisinin yeni bir aşamada olduğunu gösteriyor.
Büyük Ortadoğu  Stratejisi bir yanda İran’ın nükleer programı bahanesiyle yerleştirdiği  Füze Kalkanı Savunma Sistemleriyle Rusya’nın gücünü uzun menzillere yansıtabilme olanaklarından caydırmayı -bu suretle,nufuz alanını daraltmayı amaçlıyor.
Öte yanda Türkiye ve Arap ülkelerinde İslam’ın siyasal sistem dışına itilmiş olması halinin toplumsal istikrarı sağlamadığı,otoriter yönetimlerin varlıklarını sürdürmek için ülke dinamikleri tükettiğini ve Batı’ya dayanmak zorunda kalındığı hesabıyla,
Siyaset ve toplumsal sorumlulukların genişletilmesiyle istikrarın ve güvenliğin sağlanacağına ikna edilen İslamcı hareketlere yasal siyaset yolunun  açılması -bu suretle din,mezhep,etnik kimlik ayaklanmalarına meydan verilmesiyle maksat oluşuyor.
İşte Libya’dan Mısır’a,Yemen’den Bahreyn’e ülkeler ayrışmalarla derin istikrarsızlıktadır,istikrarsızlıkları İsrail’in güvenliğini ve nükleer programında gelişen İran’ın da bölgesinde tek hedef olarak  belirmesini sağlıyor…
*
Fakat bu noktada Suriye ABD’nin stratejisine karşı  duruşuyla küresel dengede sorun haline gelmiş,benzer pozisyonlarıyla hem Rusya hem Çin hem de İran için sigorta mekanizması konumuna yükselmiştir.
ABD/NATO Füze Savunma Sistemlerine etap-etap işlerlik kazandırır giderek bölgede egemenliğine yürürken, oluşabilir bir kaostan güçlerini de emniyete almaktadır,deniz birliklerini yavaş yavaş Taylan’da yeni üssüne taşıyor.
Nasılsa Türkiye sıkı bir NATO ülkesidir, Suriye  Doğu Akdeniz’de ihtilaflı sularda Akdeniz Kalkanı’nda görevli ve  olasılıkla kimlik tanınma yazılımları bir şekilde değiştirilmiş bir keşif uçağını düşürünce-NATO’ya başvuruyor.
Suriye Krizinin çözümünde BM Güvenlik Konseyinde Rusya ve Çin’in veto hakkını by-pass etmek için NATO’nun doğrudan müdahalesine yol açan plan işlerlik kazanıyor!
*
O saatte Rusya devrededir,Türkiye’nin başvurusundan hareketle-aslında,NATO’ya bölgede gerginliğin artmasının alarm verici bir senaryonun işareti olduğu ve olumsuz senaryoların gerçekleşmesine neden olacak herhangi bir adım atılmamasına dikkat çekiliyor.
Nitekim Türkiye’nin talebiyle toplanan NATO  konseyi,NATO’nun devamlı artan bir kaygıyla güneydoğu sınırını dikkatle gözlemleyeceği kararını vermiştir.
Cumhurbaşkanı Gül’ün,”Kesinlikle bu olay sineye çekilmeyecektir” ifadesi,NATO’nun da 5.maddeyi şimdilik rezervine aldığı anlamına mı geliyor?
*
Başbakan Erdoğan,”NATO’nun tavrından doğrusu memnunuz.28 ittifak üyesi,Suriye’yi şiddetle kınamışlardır ve saldırının kabul edilmeyeceği vurgulanmıştır”diyor.
Doğrudur-ne ki, NATO’nun ittifak üyeleriyle  gösterdiği beraberlik,uluslararası alanda olayın mağduru Türkiye’nin başka bir zaafiyetini de sergiliyor.
Bu zaafiyet Başbakan Erdoğan’ın grup konuşmasında,” Türkiye’ye,kendi ülkesine,kendi memleketine maşa,taşeron gibi ifadelerle hakaret edenler,haksızlık edenler var.Biz kimsenin maşası değiliz,taşeronu da değiliz”ifadesindedir.
Erdoğan 10 yıllık iktidarında ulusal birlik ve beraberliği perişan etmiştir,bir başka ülke Türkiye’nin uçağını düşürüyor -rağmen,ulusal birlik ve beraberlikte buluşulması gerekirken  çok büyük bir kitle krize, Başbakan’ın  “Eşbaşkan”lığı  noktasından yaklaşıyor.
Suriye Krizinin geleceğiyle ilgili  Türkiye’nin misyonuna uluslararası inandırıcılık yalnızca hayalperestlerin işi oluyor…
NATO’nun 5.maddesini işletmesi halinin başarısı için öncelikle Türkiye’nin ulusal birlik ve beraberliğini sağlaması gerekiyor!

*
…Bir gün seferdeki bir gemide tayfalar bir uğultu duyarlar, bir ses dümenciye “Ulu Pan öldü!” haberini verir.
Dümenci karaya doğru “Ulu Pan Öldü!”diye seslenince, karadan korkunç bir inilti ve  dehşet bir  feryat duyulur.
Hak yiyiciliğin pirî Hermes’in  oğlu hilekâr Pan  ölmüştür…

28.6.2012

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.