Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nu tekzip makinası gibi çalışan Genel Sekreter A.Fogh Rasmussen,NATO Parlamenterler Asamblesi üyeleriyle TBMM’de bir aradaydı,
“Kürecik’teki Füze kalkanını NATO değil Türkiye istedi”diyor.
Doğalgaz sıvılaştırma terminali ve askeri hava üssü kurulması gündemiyle Güney Kıbrıs’a günü birlik ziyarette bulunan İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu,”Türkiye’nin bölgenin büyük ağabeyi haline gelmeye çalıştığı” yönündeki bir soruya,”Bir kardeşlik iyi olurdu. Büyük ağabeylik o kadar da iyi bir fikir değil” yanıtı veriyor!

*
İran İstihbarat Bakanı Haydar Muslihi’ye göre, İran rejimine yönelik ağır bir psikolojik savaş yürütülmektedir.
Bir yanda ABD,“Hazar Havzasının Enerji Kalkınması Projesi”yle Hazar  ülkelerinin Rusya’dan geçen hatlara bağımlılıklarının kaldırılması,alternatif ihraç yollarının bulunması,mevcut rejimiyle İran’ın Hazar enerjisinde rol almamasını,
“Büyük Ortadoğu Projesi”yle de gerek Kuzey Afrika’nın gerekse Körfez ve olası bir operasyonla İran petrollerinde etkin olmayı öngörmektedir.
Hidrokarbonlu yakıtlar üretiminde dünya çapında enerji sektöründe kararların alınmasında önemli bir rol oynayan Rusya ise giderek ekonomik etki gücünü kaybeden ABD ile boru hatları üzerinde rekabetinde Ortadoğu’da,Kafkasya,Hazar ve Orta Asya’da nufuz oluşturabildiği taktirde yeniden süper güç olmak  stratejisindedir. 

*
Bu muazzam rekabette ABD,müttefiki İsrail etrafındaki Arap-İslam ülkelerini bir şekilde istikrarsızlığa uğratmak, İran’ı da bölgesinde tecrit etmek stratejisi uyguluyor. 
Nitekim pan-islamist Osmanlı konsepti çerçevesinde ulusal,etnik,mezhepsel,sınıfsal farklılıkları kaşınan Libya,Mısır ve başka ülkeler sosyo-politik istikrarsızlığa sürükleniyor.
Afrika’nın en büyük petrol rezervlerinin sahibi Libya’nın ve en büyük petrol rafineri sektörü,Nil Deltasında büyük petrol ve doğal gaz rezervi,Süveyş-Akdeniz Boru Hattı ve Süveyş Kanalıyla Mısır’ın rejimlerine düne kadar yasaklı ve İsrail tehditkârı dinci örgütler kardeşlik fikri,dayanışma hissi ve fütüvvet ilkesiyle müdahale ederken, o debdebede ilgili ülkelerin ulusal iradeleri zayıflatılıyor,her biçimde rekabetçilikleri yok ediliyor.
*
Suriye ise biri Hazar Denizi’nden başlayıp Türkiye ve İsrail üzerinden Kızıl Deniz’e uzanan,diğeri Irak’ı Akdeniz’e bağlayan iki önemli enerji koridorunun ortasında yer alıyor.
Üstelik Doğu Akdeniz’in Dalit,Leviathan,Tamar basenlerinde İsrail ve Güney Kıbrıs Cumhuriyetinin birlikte bulduğu devasa petrol ve doğal gaz rezerv alanına da komşu olması önemini bir kat daha arttırıyor.
O nedenle ABD Suriye’yi enerji güzergahıyla birlikte kontrolde tutmanın,Rusya ise bu müthiş güzergahta ve bu devasa rezerv alanında  olmak için askeri güç olarak Suriye’de tutunmanın savaşımını veriyor…

*
ABD’nin projeleri çerçevesinde Türkiye,Libya ve Mısır’ın -şimdilerde,Suriye’nin dini eğilimlerle rejimlerine müdahale edilmesi ve kaynaklarına el konulması sürecinin işbirlikçisi olduğu da giderek açıklığa kavuşuyor!
Rejimlerine musallat olunan ülkelerde  ağır sorumluluk altına alınan islami örgütler,İsrail’i tehdit edecek güçten düşüyor ve elleri-kolları bağlanırken İsrail’in askeri güvenliği de sağlanıyor!
Öte yanda hedef olarak en önemli hasım İran, bölgesinde tek başına beliriyor.

*
Tecritte ve olası bir operasyonla rejiminin devrilmesi ardından  hidrokarbon kaynaklarına el konulmak istenen İran’a karşı -üstelik,Rusya’nın stratejik güvenliğine ciddi tehlike olarak kabul ettiği ABD/NATO’nun Füze Savunma Sistemi radarı Malatya’da konuşlandırılmıştır.
Bakan Davutoğlu,”NATO hiç bir belgesinde füze savunma sistemi her hangi bir somut ülkeye karşı kurulduğunu söylemiyor” ifadesine rağmen Genel Sekreter Rasmussen’in,
“Kürecik’teki Füze kalkanını NATO değil Türkiye istedi” açıklaması,Türkiye’nin radara ev sahipliği yapmanın ötesinde işletilmesinde yetkisizliğini ve misyonu doğrultusunda  gözükara gayretkeşliğini göstermesi bakımından talihsiz bir diyalog olarak görülüyor.
*
ABD ve bölgede İsrail’in çıkarlarını teminen  garip bir gayretkeşlikle bunca rizki  göğüslenilirken,İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu Güney Kıbrıs Cumhuriyet’inde Doğu Akdeniz’deki enerji  kaynaklarıyla ilgili ortak projeler ve askeri işbirliğini görüşmektedir.
Bahis konusu ortalama 1.7 milyon varil kurtarılabilir petrol ve 122 trilyon feet küp kurtarılabilir doğal gaz rezervidir-ki,ekonomisi hem ABD hem de İsrail’in jeopolitik planlarının değişimine bile neden olabilir!
*
Türkiye, KKTC ile birlikte Güney Kıbrıs yönetiminin tek taraflı olarak deniz yetki alanları belirleme, ruhsat verme ve denizde hidrokarbon arama/çıkarma faaliyetlerine baştan beri itiraz etmektedir.
Bu faaliyetlerin Kıbrıs Türklerinin eşit ve tabii haklarını ihlal ettiğine, halen devam eden BM kapsamlı çözüm müzakerelerinin amacına ve ruhuna aykırı olduğuna ve bölgede gerginliğe sebebiyet verdiği konusunda  uluslararası toplumun dikkatini çekiyor. 
*
Ne ki Türkiye’nin Kıbrıs ve İsrail’in  sözde münhasır ekonomik bölgesini tanımayacağı ilanını ABD ve NATO sert uyarılarla karşılamıştır!
İsrail’in bu konuda Güney Kıbrıs ve ekonomik krizde Yunanistan’la geliştirdiği ilişkiler-yetmezmiş gibi,ABD’nin desteğiyle İsrail’in Güney Kıbrıs’ta askeri bir hava üssü kurma hakkını koparması da Türkiye’yi telaşlandırıyor…
*
Başbakan Netenyahu,Güney Kıbrıs’la işbirliğinin ortak değerlere dayandığını ifade ederek,”Üstelik pek çok ortak çıkarımız var.Ortak çıkarlarımız tamamen su yüzüne çıktı ve şimdi bunları sudan alıp piyasalara ihraç etmemiz gerekiyor”diyor.
İsrail,Türkiye’nin karasuları ve deniz sahanlığı haklarını gözardı ederek,Güney Kıbrıs’la münhasır ekonomik bölge anlaşması imzalamış ve bölgenin petrol ve doğalgaz rezervlerini ABD liderliğinde müttefikleri çıkarlarına açıyor…
*
Bu süreçte ABD projeleri çerçevesinde Türkiye’dede yıllardır yasaklı cemaatler kurumlar vasıtasıyla rejime müdahale ederek siyasetin egemeni olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti tüm kurum ve kuruluşlarıyla dönüştürülürken rekabetçiliği ve  bağımsızlığı da zayıflamış bulunuyor.
Bir gün bu günün mütemadiyen koşulları değişen küresel mücadelenin sonuna gelindiğinde İsrail Başbakanı Benyamin Netenyahu’nun,”Türkiye’nin bölgenin büyük ağabeyi haline gelmeye çalıştığı” yönündeki soruya,”Bir kardeşlik iyi olurdu. Büyük ağabeylik o kadar da iyi bir fikir değil”yanıtının,Türkiye’ye kader olmasına şaşmamak gerekiyor.
Mustafa Kemal,”Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır”diyor…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.