“Ordu Üzerinde Psikolojik Harp Oyunu Oynanıyor” Demişti..

İlker Başbuğ bir takım çevrelerin karalama kampanyasına fırsat bulduğu her alanda sert bir şekilde eleştirmiş ve özellikle güneydoğuda olan olaylarla ilgili ise bir takım kişilerin ve grupların halkı ayaklandırmaya çalıştığını dile getirerek BDP’ye dikkat çekmişti. - Psikolojik Harp Oyunu

Psikolojik Harp Kuvvet Komutanlarından Sonra Genel Kurmay Başkanının’da Tutuklanmasına Sebep Oldu

İlker Başbuğ bir takım çevrelerin karalama kampanyasına fırsat bulduğu her alanda sert bir şekilde eleştirmiş ve özellikle güneydoğuda olan olaylarla ilgili ise bir takım kişilerin ve grupların halkı ayaklandırmaya çalıştığını dile getirerek BDP’ye dikkat çekmişti. - Psikolojik Harp Oyunu

İlker Başbuğ bir takım çevrelerin karalama kampanyasına fırsat bulduğu her alanda sert bir şekilde eleştirmiş ve özellikle güneydoğuda olan olaylarla ilgili ise bir takım kişilerin ve grupların halkı ayaklandırmaya çalıştığını dile getirerek BDP’ye dikkat çekmişti.

Yakın geçmişine ve Genelkurmay Başkanlığı dönemindeki sergilediği davranışlara, uygulamalarına bakıldığında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un hayatının her anını PH olarak algıladığını görüyoruz. Bu bir asker hele ordunun en üst kademesinde yer alan bir subay için elbette yaşamının her alanında olmazsa olmaz bir hale gelmiştir. Ancak ordunun içinde bulunduğu durumdan Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un bu davranışlarını örnek göstererek kendilerine paye çıkartan bir takım gruplar, kendi içlerinde sözüm ona demokrat kisvesine bürünmüş görevi sürecinde her defasında İlker Başbuğ’u ve yönetimindeki askeri eleştirmişti. Hayatının hert alanında psikolojik harekatı bir yaşam tarzı olarak benimsemiş Emekli Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ Trabzon’da fırkateynde, medyaya, bilim adamları ve entellektüellere nizam verme tarzındaki konuşmasında TSK’ya yönelik asimetrik psikolojik savaş yapıldığını belirtmişti. Kendisinin de bu psikolojik savaştan rahatsızlığı ifadelerinden de oldukça belirgindi.  İlker Başbuğ 17 Aralık 2009 da TCG Trabzon Limanına Demirli TCG ORUÇREİS Savaş Gemisinden başta Ergenekon Savcılarına, Siyasete, Medyaya ve Türk Milletine şöyle sesleniyordu;

TARİH:
 17 Aralık 2009 –
GİZLİ TANIKLARA DİKKAT ÇEKTİ

Org. Başbuğ, Ergenekon soruşturmasına üstü kapalı değinerek ‘Gizli tanık ifadelerine itirafçı ifadelerine dikkatle yaklaşılmalı ve bu konudaki bilgiler Genelkurmay’la paylaşılmalıdır’ dedi.

SAVAŞ GEMİSİNDEN CANLI YAYIN

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ Trabzon’da Oruç Reis Fırkateyni’nde bir basın toplantısı düzenledi. Kameraların karşısına geçen Başbuğ şunları söyledi:

TSK AZİM VE KARARLIDIR

Farklılıklara saygılı olmak her zaman farklılıklarımızı öne çıkarmayı gerektirmez. Esas önemli olan binlerce yıllık sahip olduğumuz ortak değerlerin sıkça ortaya konulmasıdır.

Türkiye 84’ten beri, PKK ile mücadele etmektedir. Ülkemiz ve milletimiz insanımız terörün yoğun olduğu bölgedeki insanlarımız terörden zarar görmüştür. TSK bölücü terör örgütüne karşı mücadelesine kararlılıkla devam etmiştir ve devam etmeye de azimli ve kararlıdır.

Okumaya devam et  Atatürk’ün bilinmeyen not defterinde yazanlar ortaya çıktı..

Ana hedefimiz bölücü terör örgütü ile mücadelede Türkiye’nin gündeminin en alt sıralarına indirilmesidir. Unutmayınız ki teröristler gündemin kan, gözyaşı kin ve nefret üzerinde oluşmasını ister.

ORUÇ REİS FİRKATEYNİNDE AÇIKLAMA YAPMAMIN ÖZEL BİR ANLAMI VAR

Unutulmamalıdır ki ülkenin ve milletin bütünlüğünün korunmasında her zaman bir bedeli olur. Son zamanlarda TSK’ya karşı yürütülmekte olan psikolojik asimetrik harekata değinmek istiyorum. Bu konuya değinmeyi bugün beraber olduğumuz TCG Oruç Reis Fırkateyni’nde değinmemin özel bir anlamı vardır. Bakınız Türkiye’nin bulunduğu coğrafya zor bir coğrafyadır.

GÜÇLÜ OLMAYAN AYAKTA KALAMAZ

Ülkemizin etrafı sorunlarla çevrilidir. Bu coğrafyada güçlü olmayan devletler ayakta kalamaz. Etkin ve caydırıcı niteliklere sahip bir silahlı kuvvetlere sahip olunması hayatidir. TSK’nın kendisine olan özgüveni tamdır. Bundan kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın.

ASİMETRİK PSİKOLOJİK HAREKAT

Sahip olduğunuz bu özgüven TSK’nın kendisine yönelik gerçeklere dayanan sağduyulu eleştirileri saygıyla karşıladığını, eleştirilere her zaman açık olduğunun açık bir kanıtıdır. Ancak bu duruma karşın son zamanlarda gerçek dışı olaylara yalanlara dayalı önyargılı olarak bazı çevreler ve kişiler tarafından TSK’ya karşı asimetrik psikolojik bir harekat yürütülmektedir.

MEDYANIN BİR KISMI

Özellikle Türkiye’de medyanın bir kısmının varoluşlarının temel nedeni gerçeklere ve doğrulara dayanmayan eleştiriler yaparak TSK’yı her gün gündemde tutmak ve TSK aleyhine kampanya yürütmektir.

İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ SÜREÇTEN RAHATSIZIZ

Bunlar aynı zamanda kendilerini demokrasinin savunucusu olarak göstermektedir. Demokrasiyi savunmak için tek çıkar yol silahlı kuvvetlerin karşısında olmaktır. TSK her vesileyle demokrasiye ve hukuk devletinin yanında olduğunu her vesileyle ifade etmektedir. İçinde bulunduğumuz bu süreçten rahatsızız. Bu rahatsızlığımızı her vesileyle ilgili makamlara ilettiğimiz gibi yasal olarak yapılması gerekenleri yapıyoruz.

ASKERE KARŞI DURANLARIN YOLU VE YERİ

Hem ülkesini hem miletini sevmek hem de haksız yere psikolojik harekat yürütmek bir arada olamaz. TSK’ya karşı planlı ve kendi amaçları çerçevesinde psikolojik harekat yürütenlere diyorum ki bulunduğunuz yol ve yer doğru değildir. Türk milletinin büyük çoğunluğu da ne yaptığınızın farkındadır.

DEDİKODULARA YER YOKTUR

Meydana gelen her terör olayıyla TSK’yı ilişkilendirme çabaları vardır. PKK destekleyicileri, PKK sempatizanları TSK ile ilişkilendirmeyi yapabilir ancak böyle ilişkilendirmeleri siyasiler, akademisyenler ve medya mensupları yapamaz yapmamalıdır.

Okumaya devam et  Sincar Bombalaması, PKK ASALA İşbirliği ve Sykes-Picot Anlaşması

KANLI HESAPLAR

Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir. Herşey yasalara uygun yürütülür. İmalara ve dedikodulara yer yoktur. Bizi en çok üzen ve yaralayan noktalardan biri ise TSK içinde bizlere canları emanet edilen Mehmetçikleri üzerinden kanlı hesaplar yapabilenlerin olduğunun düşünülmesi konusudur. Bu düşünceleri kapalı ve açık şekilde söyleyen ve ima edenler bize göre bu yaptıklarıyla Türk milletine ne kadar zavallı bir durum olduklarını göstermektedirler. Bu kapsamda adli makamlara da sorumluluklar düşmektedir.

HATALAR EKSİKLER OLABİLİR

Adli makamlar ihbar mektuplarına gizli tanıkların ifadelerine karşı daha duyarlı ve daha dikkatli olarak hareket etmeldiir. Böyle durumlarda TSK ile işbirliğinde bulunmalıdırlar. TSK’nın hataları örtme ve suçluları koruma gibi durumu olmamıştır. Ancak artık haksız ve mesnetsiz suçlamalara karşı TSK sessiz kalamaz. Bazı meydana gelen terör olaylarında bazen hatalar, eksiklikler olabilir.

AMAÇLARINA ULAŞACAKLARINI SANANLAR

Bunlar görevin içinde olan ihmalli davranışlardır. Ancak ihmal başka birşeydir, kasıtlı hareket etmek başka birşeydir. TSK ihmal ve eksikliklerin olduğu tüm olayları yargıya taşımak zorundadır. TSK’yı başka orduların ordularıyla karıştıranlar bu şekilde amaçlarına ulaşacaklarını sananlar, Türk toplumunun tarihi gerçeklerini bilmeyenler ya da kendileri yabancılaşmış olanlar ne yaparlarsa yapsınlar TSK’nın etkinliğini azaltamazlar.

BİZLERİ GEREĞİNDEN FAZLA MEŞGUL ETMELERİ

Elde ettikliri tek şey bizleri gereğinden fazla meşgul etmeleri ve TSK’nın tüm personelerini en önemlisi de Türk milletini üzmeleridir. Ama Türk milleti nelerin yapıldığını bilmektedir. Silahlı kuvvetlere ihtiyacı olabileceği bilincindedir TSK. Bugün de yarın da dimdik özgüvenle yasalarla kendisine verilen özgüven ve sorumlulukları yerine getirmeye hazırdır TSK. TSK gücünü Türk milletinden almaktadır.

GÜN BİRLİK BERABERLİK GÜNÜ

Ziyaret ettiğimiz her bölgede halkımızın Türk ordusuna komutanlarına olan sevgisini görmekteyiz. Bu bizim için en büyük güçtür. En büyük gücümüzü halkımızın TSK’ya duyduğu sevgi saygı ve güven oluşturmaktadır. Biraz sonra Trabzon halkıyla olacağız.

Daha büyük boyutta sevgi ve saygıyı burada da yaşayacağız. Türkiye’nin önünde elbete zorluklar vardır. Türk milleti, Türkiye Cumhur,yeti birlik beraberlik ve bütünlüğünü koruduğu sürece her türlü zorluğu yenecek güçtedir. Gün birlik, beraberlik günüdür. Demişti…

Okumaya devam et  Eski Genelkurmay Başkanı cezaevinde

Aktütün Saldırısı ile ilgili eleştirilerin hedefi haline gelen TSK’ nin her şeyin farkında olduğunu belirten İlker Başbuğ  , 15 Ekim 2008 tarihinde bazı bölgelerde provokasyonlar yaparak vatandaşlar arasında çatışma yaratmak isteyenler olduğunu ifade ederek, şöyle demişti:

”Bu fevkalade tehlikeli bir oyundur. Bunun için bizim bütün vatandaşlarımıza, bu türlü tahriklere ve provokasyonlara alet olmamaları, bunlar konusunda çok dikkatli olmalarını özellikle ifade etmek istiyorum. Bazıları bu tip tahriklere, provokasyonlara girişebilir. Onun için biz Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm vatandaşlarının bu tip tahrik ve provokasyonlardan uzak kalmalarını, sağduyulu ve dikkatli olmasını, dikkatli hareket etmesini özellikle istiyorum. Bu vesileyle sizler vasıtasıyla bunların tüm vatandaşlarımıza duyurulmasında yarar görüyorum. Bu bizim için fevkalade önemli bir noktadır.”
Emekli Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bu Psikolojik Harp ustalığını yaşam tarzına yansıtması olağandır. Dolayısıyla silahsız soğuk savaş yapabilecek kabiliyette çelikleşmiş bir iradeye sahip olmayan bir Genel Kurmay Başkanı ya da Subay düşünülemez. Özellikle mensubu bulunduğu Türk Silahlı Kuvvetlerinin duruşunu ve ifadesini yansıtmadaki ustalığını anlamak herkes için kolay değildir. Bunu görebilen, anlayabilenlerin de kamuoyuna açıklayacağını zannetmiyorum. TCG ORUÇREİS Gemisinde yaptığı bu konuşmasında Ordu Karşıtlarının kendi değimiyle sözde demokrasiden yana görünenlerin dikkatlerini üzerine çeken eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ’un psikolojisinde, görevden alınarak yargılanacağını alınmasa da bir şekilde görevi sonrasında yargılanacağını o günlerde sanırım tahmin etmişti. Özellikle ordu karşıtlarının eleştiri oklarını ordunun birliği ve bütünlüğünü gösteren hareketlerle bir psikolojik harp yürüten İlker Başbuğ 30 Ağustos resepsiyonunda Astsubay ve Uzman Erbaşlarında bulunmasını sağlayarak adeta bir göz dağı veriyordu. Bu Ergenekon Davası adı verilen süreçte askerin yıpratılması çalışmalarına karşı bir psikolojik harekat hem de askerin yaşadığı travmayı en aza indirgemek maksadıyla yapılmış bir moral çalışmasıydı.

İnsan ilişkilerine özel önem veren ve bu konuda hassasiyetini bulunduğu çevrelerde gösteren İlker Başbuğ 23 Nisan 2009 da Şırnak’ta halkın arasına karışarak gösterdi.

www.usakhaberajansi.com, 07 Ocak 2012


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir