Kategoriler
Kültür/Sanat

O akıllı Frenkler hangi Avrupa’dadır bilmem!

Turkish Forum Danışma Kurulu Üyesi Muhammet Safi

Sefaretnameleri inceleyerek, Osmanlı Elçilerinin Wikileaks Raporları kitabını yazan Muhammet Safi; ülkelerin askeri gücü, devlet yapısı ve toplum hayatıyla ilgili çarpıcı bilgiler veriyor.

RÖPORTAJ

Neziha Çakıroğlu

OSMANLI Elçilerinin gittikleri ülkelerle ilgili değerlendirmelerini kapsayan bazı sefaretnameler Osmanlı’nın Wikileaks belgeleri olarak kitaba dönüştü. Araştırmacı Yazar Muhammet Safi ile Osmanlı Elçileri’nin Wikileaks Raporları isimli kitabı üzerine konuştuk.

Kitabınızın hareket noktası Wikileaks belgeleri mi?

Kitabın yazılmasında Wikileaks olayları tetikleyici oldu.  Madem ABD dünyayı bu şekilde kontrol etmeye çalışıyor Osmanlı bu konuda neler yapmış diye bir merak uyandı. Eski tarihlerdeki elçilerin rapor halinde yazıp padişaha sundukları sefaretnameleri inceledim. Sefaretname yazan kırk üzerindeki elçinin gittikleri ülkeler hakkındaki raporlarını ele aldım. Sefaretnamelerde Osmanlı’nın komşularına bakışını anlatan Wikileaks benzeri bilgileri toplayabilirsem güzel bir panorama çizmiş olurum dedim. Osmanlı’nın Avrupa’ya bakışını Fransa, kuzeye bakışını Rusya, doğuya bakışını İran ölçeğinde ele aldım. Dolayısıyla Fransa’ya giden ilk elçi Yirmisekiz Mehmet Çelebi’den başladık, İran ve Rusya’yla devam ettik. Ardından yüz sene sonra gidenleri ele aldım.

Sefaretnamelerin önemi nedir?

Türk Edebiyatına birçok yabancı kelime sefaretnameyle girmiştir. Muhteva yönüyle diplomatik, üslup yönüyle edebidirler. Sefaretnameleri sefirler değil, yanlarında götürdükleri özel yetişmiş,dil bilen katipler yazıyor.  Çünkü bu rapor padişaha uzanan bir hiyerarşide saraya sunuluyor.  Ülkeler arasında verilecek kararlarda etkili oluyor. Sözgelimi İran’a giden sefir ticaret anlaşması bahanesiyle gidiyor ancak oranın genel durumu hakkında fikir ediniyor. Ve iki sene sonra da Osmanlı İran’a sefer düzenliyor. Yirmisekiz Çelebi Fransa’ya gittiğinde Fransa padişahı çocukmuş. Aynı yıllarda Rusya’ya da bir elçi gönderiyoruz.  Yirmisekiz Çelebi kralın saçını okşadım, önümde yürüttüler diyor. Rus çarı da elçimize, “Fransa kralı üç beş sene sonra büyüyecek İspanya’dan kız alışverişi yapacak Avusturya- Macaristan’ı yerle bir edecek” diye öngörüde bulunuyor. İki raporu önüne alan padişah sağlıklı bir karar verebilme imkanı buluyor. 1720 yılı hem Rusya hem Fransa hem de İran’a Osmanlının aynı anda elçi gönderdiği yıldır. 1720 ile 1725 arasındaki dönem dünyada çalkantıların olduğu bir dönemdir.

Daimi elçilik açma konusu da kitapta yer alıyor.

Son zamanlarda Osmanlıya yönelik bir suçlama gündeme geldi. Dediler ki;  İstanbul fethedildikten sonra Avrupa’da birçok ülke İstanbul’da daimi elçilik açmıştır. Ancak Osmanlı uzun yıllar daimi elçilik açmamıştır. Bilinenin aksine Osmanlı, komşularını çok iyi takip edip etüt etmiştir. Osmanlı yabancı ülkelerle ilgili istihbaratını başka kaynaklardan temin ediyordu. Çavuşluk teşkilatı, tüccarları,  sonradan Müslüman olanlar, hatta maaşlı görevlileri vardı… Yeni ekol tarihçiler de daimi elçilik açılmamasını isabetli buluyor. Sefaretleri okuduğunuzda proaktif bir yaklaşım görüyorsunuz. Yani kontrol Osmanlı da o eksenle bakıyor ve her ülkeyi muhatap almıyordu. Elçilik raporları tıpkı vakanüvisler gibi kendi bakışımızı yansıttığımız için önemlidir

Sefaretnamelerde Avrupa’yla ilgili genel intiba nasıl?

Daimi temsilcilik öncesi raporlarda klasik Osmanlı sistemini geleneksel yapıyı irdeleyen hatta zorlayan bilgiler var. Avrupa’ya baktığında elçilerimiz şunlar bizde olsa daha iyi olur diyorlar. Fakat bunun yanında; “Biz bunları nasıl yenemiyoruz, Tophane Kayıkçıları daha iyi laf anlar”diyen ifadeler var.

Sefaretnamelerin o dönemde bugünkü gibi yayınlanma imkanı  olsaydı neler olurdu?

Skandal olurdu! Ancak şu da var Yirmisekiz Mehmet Çelebi’in sefaretnamesi İstanbul’da elle çoğaltma aşamasında padişaha sunuluyor. Fransız Büyükelçisi şu şu noktalar bizi rencide eder diyerek müdahale ediyor. Buna rağmen sefaretname Fransa aleyhine cümleleri barındırıyor. O gün yayınlansaydı tabi ki Wikileaks gibi ses getirirdi. Siz, ‘Ruslar kalın kafalıdır’ diyorsunuz.

Osmanlıca tarihi kaynaklarımızın bugünün konjonktürü açısından              önemi nedir?

Osmanlıca tarihi kaynaklarımız sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor Osmanlı coğrafyasında bugün bağımsızlığını kazanan 40’ın üzerinde devletin de Wikileaks belgeleridir bunlar. Nasıl ABD arşivlerinde her devletle ilgili bilgi varsa Osmanlı’da da her temas kurulan ülkeyle ilgili bilgi ve belge vardı. Bugünkü Wikileaks’lerden farkı da Osmanlı elçilerinin raporların arşivdeki diğer belgelerle doğrulanabiliyor oluşu. Bütün elçi raporlarının resmi yazışma karşılığını bulabilirsiniz. Her elçi raporunun el yazması üç beş nüshası var. Hatta bunların başka dile çevrilmiş olanı da var. Sefaretnamelerde Osmanlı’nın kendine güvenini görüyorsunuz. Bu kitap devlet geleneğimizin sahip olduğu gücü bize hissettirebilirse amacına ulaşmış demektir.

Osmanlı modernleşmesi açısından sefaretnameleri ele alacak olursak ?

Derler ki;  Yirmisekiz Mehmet Çelebi Fransa yerine İngiltere’ye gitseydi Türk modernleşmesi İngiliz şablonlu olurdu. Fransa’yla ilişkiler daha yakın oluğu için modernleşmede Fransız etkisi görülür. Sefaretnamelerin Türk modernleşmesinde önemli bir etkisi vardır. Botanik bahçesinden opera ve baleye kadar hiçbir ayrıntıyı atlamamış Osmanlı’da olmayan ne varsa hepsini kaydetmişlerdir. Bir önceki elçi ile  bir sonrakinin bilgilerinin aynı istikamette oluşu dikkat çeker. Elçilik raporlarında yer alan sosyal hayat, yaşam, ekonomi ve az da olsa sanayiye yönelik bilgileri Osmanlı uygulamıştır.

Star

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.