Kategoriler
Fransa

Kutsal dokunulmaz mı?

Kutsala saygı, onu mizah konusu yapabildiğinizde gerçek saygıya dönüşür. Aksi durumun adı sadece korkudur

Karikatürist Charb, saldırıya uğrayan Charlie Hebdo binasının önünde.

AHMET İNSEL

Geçen salı gecesi, ünlü Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’nun (Türkçe Şarli Hebdo okunur) birkaç hafta önce yerleştiği mekan yakıldı. Bir görgü tanığı iki kişinin mekanın dış cephesine bir şeyler attıktan sonra kaçtığını görmüş. Charlie Hebdo, o haftaki sayısının kapağına, sakallı, sarıklı bir insan karikatürünün ağzından, ayet tarzı bir cümle koymuştu: “Gülmekten ölmezseniz 100 kırbaç!” Charlie Hebdo başlığının altına da bir kelime ve ses oyunu yapıp Charia Hebdo yazmıştı. Yani Şeriat Hebdo!
Yangının gerçekleştiği gün, derginin internet sitesi de Akıncılar adlı, Türk oldukları iddia edilen bir hacker grubu tarafından işgal edildi. Sitenin hizmet aldığı Belçika’daki şirkete de, derginin sitesine yer vermeye devam etmemesi çağrısı içeren tehdit mesajları gelmiş. Belçikalı şirket suç duyurusunda bulundu. Charlie Hebdo’nun üç hafta önce yerleştiği mekanda, bu derginin varlığını gösterecek hiçbir dış işaret yer almıyordu. Derginin bu yeni adresine taşındığını da pek az kimse biliyordu. Belli ki saldırıyı programlayanlar, Hz. Muhammed karikatürlerini yayımladığı tarihten beri dergiyi yakından takip ediyorlar. Yangının sabahında, Liberation gazetesi Charlie Hebdo’ya kapısını açtı ve perşembe günü gazete dört sayfalık bir Charlie Hebdo ilavesinin içinde yayımlandı.

Marx da var Papa da
Türkiye’de Leman dergisinin kardeş mizah dergisi olan Charlie Hebdo, her zaman ince mizah yapmayan, zaman zaman son derece bayağı mizaha başvurmaktan çekinmeyen, otoriteye, yerleşik ahlak ve terbiye kurallarına boyun eğmemeyi yücelten, tabuları hedef alan anarşist-özgürlükçü bir geleneğin önde gelen temsilcilerinden biri. Buna karşılık yaşayan kişilerin özel yaşamlarına saygılı olmaya, iftira etmemeye dikkat ederken, istisnasız herkesle ve elbette önce kendisiyle dalga geçmekten de geri kalmaz. Bir tür kesintisiz tabu kırıcı işlevini yerine getirir. Hakkında kişilik haklarını ihlalden elbette birçok dava açılır ama siyasal alanda yer alan kişiler bu davaları nadiren kazanır. Zaten Charlie Hebdo’nun mizahının hedefinde bu kişiler veya tarihi şahsiyetler vardır. Bunlar peygamberler olduğu gibi, ünlü düşünürler ya da siyasetçilerdir. Örneğin Fransa’nın önde gelen tarihi şahsiyeti De Gaulle dergi sayfalarında bundan on yıl öncesine kadar çok sık yer alırdı. Şimdi artık iyice unutulmuş olmalı ki, pek rastlanmıyor.
Charlie Hebdo, dini inançlara karşı saygısızlık etmenin de ifade özgürlüğünün olmazsa olmaz bir parçası olduğunu savunur. Çünkü tabu kırıcılık yapılacaksa, bunlar sadece dünyevi tabular olamaz. De Gaulle’ü, Marx’ı mizah malzemesi yaparken, peygamberleri ve başta Papa olmak üzere din adamlarını bunun dışında bırakmanın riyakarlık veya sahtekarlık olduğu fikrini savunurlar. Gerçekten de Hz. Muhammed karikatüründen daha fazla Papa ile ilgili, saygısızlığı diz boyuna varan karikatür ve hikaye yıllardır derginin sayfalarında yer alır. Cumhurbaşkanları, başbakanları, ünlü televizyon sunucuları ve önde gelen kanaat önderleri de derginin bazen belden aşağıya kadar inen mizahının malzemesi olurlar. Charlie Hebdo geleneği, dindarların dine küfretme olarak algıladıkları alanın da mizah konusu olduğunu, olması gerektiğini savunur. Hatta dinsel tabuların, örtük biçimde birçok siyasal tabunun ve otorite biçimlerinin kaynağını oluşturduğu inancından hareket ederek, sadece siyasal tabuları malzeme olarak kullanan bir mizahın sosyal ve siyasal işlevini bütünüyle yerine getiremeyeceğini iddia eder. Charlie Hebdo çalışanlarından biri yangından sonra, “Bazılarının dine küfür olarak algıladıkları konulara girmezsek, kurur gideriz” diyordu.
Charlie Hebdo yangınını kimin yaptığı şimdilik bilinmiyor. Aşırı sağ çevreler, yangını Fransa’da Müslümanlara yönelik kampanyanın malzemesi yapma fırsatını elbette kaçırmadılar. Sağın bir kısmı da, açıkça olmasa da, gözkaş işaretiyle bu temayı önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanacak. Ancak, köktendinci tepki sadece Müslümanlardan gelmediği için, geleneksel sağ bu konuya temkinli yaklaşıyor.
Bir buçuk haftadır, Paris’te bir tiyatro oyunu jandarma çemberi ve salonda tetikte bekleyen sivil polislerin koruması altında sahneye konuyor. Oyunun adı, Tanrı’nın Oğlunun Yüzü Kavramı Üzerine. Oyunun sahneye konmasından beri, yüze yakın kişi gözaltına alınmış ve haklarında kamu düzenini bozmaktan dava açılmış, serbest bırakılmışlar. Oyun sırasında, tiyatronun önünde her gece karşı gösteri düzenleyenler bu kez köktendinci Katolik çevreler. Ön planda Civitas Enstitüsü ve Franko ve Salazar diktatörlüklerini sitayişle anmaya devam eden Fransız Yenilenme hareketi var. Katolik-milliyetçi olarak tanımlanan bu çevre, eşcinsel yürüyüşlerine, İsa’ya hakaret edildiğini iddia ettikleri sergilere karşı düzenledikleri saldırılarla tanınıyor. Charlie Hebdo da faşist ve Nazi geçmişe, uzaktan da olsa sıcak bakan Katolik-milliyetçi çevrelerin yıllardır hedef tahtasında. Ancak bu dergiye karşı düzenledikleri kampanyaların toplumda ve özellikle iktidar ve ana muhalefet partilerinde olumlu herhangi bir yankı almıyor olması nedeniyle, hedeflerine sergileri, yürüyüşleri ve tiyatro gösterilerini koyuyorlar.

Mizah hakkı
Bundan birkaç ay önce de İsa’yı hoşlanmadıkları biçimde gösteren bir filme karşı benzer bir protesto kampanyası yapmışlardı. Benzer köktendinci Katolik hareketler başka Batı toplumlarında da giderek artıyor. Dikkat edilmezse, üstü örtülü bir nefret suçuna dönmesi olasılığını da dikkate alarak, temel hak ve özgürlüklerin arasında mizah hakkının da yer aldığı, alması gerektiği gerçeğiyle yüzyüze yeniden Batı dünyası. Liberation gazetesinin birinci sayfasını Charlie Hebdo’ya ayırdığı sayısındaki başyazıda, laik toplum olmanın bir koşulunun da karikatürcülerle müminlerin yan yana yaşayabilmesi olduğu gerçeği hatırlatılıyor. Ve basının önemli bir işlevinin rahatsız etmek olduğunun kabul edilmesi olduğu ilave ediliyor.
Kutsala saygı onu da mizah konusu yapabildiğiniz zaman gerçek bir saygıya dönüşür. Aksi durumun adı saygı değil, sadece korkudur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.