Göçmen ailelerin çocuklarından beklentileri

Dr. Ali Sak

Kuşkusuz, anne baba olarak her şeyden önce çocuklarımızın başarılı bir birey olmasını ve dolayısıyla da mutlu olmasını isteriz. Elbette hepimizin gönlünde bir aslan yatar, yani her anne baba gibi biz de çocuğumuzun doktor, mühendis, profesör, öğretmen olması için imkanlarımızı seferber ederiz; hatta deyim yerindeyse „saçlarımızı süpürge ederiz“. Kültürümüzde yaygındır, „çocuğum benim gibi olmasın“ diyerek adeta çocuklarımızı kendi yaşantımızdan, kendi benlik ve kimliğimizden uzak tutmaya çalışırız. Bu yaklaşımın arkasında elbette kişinin kendi başarısızlığından yola çıkarak çocuklarının mümkün oldukça kendilerinden daha başarılı olmasını isteyerek kendi başarısızlığını başarıya çevirme içgüdüsü yatmaktadır. Bu yaklaşım özellikle göçmen kökenli insanlarda oldukça pekişmiştir. Yerleşik toplum tarafından sürekli aşağılanan göçmenler bulundukları topluma uyumun ve dolayısıyla da mutluluğun sırrının yerlilerden daha eğitimli ve başarılı olmaktan geçtiğine inanmaktadır.

 

Bu yaklaşım ne kadar gerçekçidir?

Bu şekilde davranarak gerçekten de çocuklarımızın daha başarılı olmasını sağlayabiliyormuyuz? Bu konuda Bamberg üniversitesinde yapılan ve özet olarak Spiegel dergisinde 1.1.2011 de yayınlanan bir araştırmaya göre ilginç sonuçlara varılmıştır. Bamberg üniversitesi bilim adamı Jörg Dollmann ve ekibinin yapmış olduğu araştırmaya göre göçmen ailelerin, özellikle de Türk velilerin, Alman okul sisteminden beklentileri veya umdukları oldukça yüksek ve abartılıdır. Bu araştırma velilerin aşırı iyimserliğinin veya beklentilerinin Alman okul sistemindeki gerçeklerle çatıştığı sonucuna varmaktadır. Gerçekten tuhaf bir çelişkiyle karşı karşıyayız. Bir taraftan Türk velilerin çocuklarından beklentileri Alman velilerin kendi çocuklarından beklentilerinin çok ötesinde iken, Türk çocukları bu beklentileri karşılamayacak durumdadırlar.

 

Bu ikilem nereden kaynaklanmaktadır?

Araştırmayı yöneten Yörg Dollmann’a göre bunun dört sebebi vardır:

  1. Göçmenler genelde Alman okul sistemindeki geçirgenliği gerçekçi bir şekilde değerlendiremiyor; mesleki eğitimle ilgili bilgileri yetersiz olduğu için çocuklarını (Türkiye’de olduğu gibi) genelde üniversite eğitimine yönlendiriyorlar.
  2. Göçmenlerin çocuklarının eğitimi konusunda beklentileri Alman velilere göre çok daha fazla; zira onlar kendilerinin başaramadıklarını çocuklarının başarmasını istemekteler. Yani yerleşik toplumda sınıf basamaklarını atlayabilmek için eğitimde çok daha başarılı olmaları gerektiğine inanmaktalar.
  3. Bu beklentilerinin arkasında çocukların notlarından çok kişisel değerlendirmelerine güvenmekte ve gerekçelendirmekteler.
  4. Çocuklarının ileriki okul ve mesleki hayatlarında yerleşik toplum tarafından ayrıma uğrayacağının bilincindeler ve bunu da sadece yüksek bir eğitim başarısıyla telafi edebileceklerine inanmaktalar.

 

Bamberg üniversitesinde yapılan bu araştırma Alman toplumunda yaygın olan bir kanıyı, yani Türk ailelerin çocuklarının eğitimine önem vermediklerini, ortadan kaldırmaktadır. Hatta tam aksine, aynı sosyal gruplar çerçevesinde değerlendirecek olursak, Türk ailelerinde eğitim başarısı çok daha fazla ön planda olduğunu göstermektedir. Gerçekten de aynı not ortalaması ve benzer sosyal katmanlar içinde değerlendirecek olursak, Türk velileri çocuklarının Almanlara göre daha sık Realschule veya Gymnasium’a gitmesine gayret etmekteler. İlginçtir, Alman toplumuna uyum sağlamış göçmen ailelerin çocuklarından beklentileri daha gerçekçi oluyor. Bunun sebebini ise bu tür ailelerde ötekileşme hissinin gerilemiş olması ve dolayısıyla da göçmenliğin getirmiş olduğu başarı içgüdüsünün daha gerçekçi dayanakları olmasına bağlayabiliriz.

 

Aşırı beklentilerin nedenleri nedir?

rg Dallmann’a göre bunun açıklaması göçmenlik iyimserliğinden (Immigrant Optimism) kaynaklanmaktadır. Buna göre, göçmenler bulundukları toplumda sosyal başarıya ulaşabilmek, yani sınıf atlayabilmek için, olağanüstü bir isteğe sahiptirler. Zira göçmenliği seçmelerinin gerekçeleri arasında göç edilen ülkede daha başarılı, daha refah içinde, çocukları için daha iyi bir gelecek hazırlayabilme isteği ve umuduyla yaşamaktır. İlk gelen nesil genelde işçi ve vasıfsız kişilerden oluşmaktaydı ve eğitim seviyeleri de yerleşik halkdan çok düşüktü. Bu nedenle kendilerinin başaramayacaklarının bilinciyle, kısmen de olsa gerçek dışı beklentilerini ikinci ve üçüncü nesillere yansıtmaktalar.

 

Çocuklarından beklentileriyle birlikte Alman okul sisteminden beklentileri de artmaktadır. Türkler genelde Alman okul sisteminin gelmiş oldukları ülkeye göre daha açık ve daha ilerici olduğunu düşünmekteler. Bu beklentilerine paralel olarak Alman okul sisteminin çocuklarının başarısı için daha uygun olduğunu, başarı için tüm kapıların açık olduğunu, düşünmekte ve beklemekteler. Fakat göçmenlerin beklentileri genelde Alman okul sisteminin ve Türk çocuklarının başarı gerçekleriyle örtüşmemektedir.

 

Alman okul sistemindeki gerçekler

Özellikle de Alman okul sistemindeki geçirgenlik ve başarı olanakları hiç de sanıldığı gibi kişilerin sosyal durumundan bağımsız değil. Yapılan PİSA araştırmalarına göre özellikle Bavyera veya Baden-Vürtemberg gibi daha muhafazakar tutumlu eyaletlerde sosyal köken ile okul başarısı arasındaki ilişki oldukça güçlüdür. Sosyal eşitlik konusunda Alman okul sistemi Avrupa ülkeleri arasında en son sıralarda yer almaktadır. Alman okul sistemindeki başarı ve sosyal kökenin güçlü ilişkisi nedeniyle Türk kökenli göçmen çocuklarının çok büyük bir bölümü okulda başarılı olamamakta. Örneğin, genel olarak ele alırsak hiçbir diploma almadan okul hayatları sona eren çocukların oranı Almanlarda yüzde 3 civarında iken bu oran Türklerde yüzde 10 cıvarında. Aynı şekilde Gymnasium’a gitme oranı Almanlarda yüzde 25’lerde iken bu oran Türklerde yüzde beş civarında. Kısacası, ikinci ve özellikle de üçüncü nesile ait Türk kökenli çocuklar ailelerinin aşırı başarı isteğine rağmen, sırf göçmen ve özellikle de Türk veya müslüman olmaları nedeniyle, baştan başarılı bir hayat sürme şansını kaybetmektedirler.

 

Kaynak: http://www.spiegel.de/schulspiegel/wissen/0,1518,736392,00.html

Yayım tarihi
Almanya olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.