Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, artık Birleşmiş Milletler’in (BM) de Avrupa Birliği’nin (AB) de Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin şımarık tavırlarından bıkma, usanma noktasına geldiğini söyledi.

KKTC Başbakanı İrsen Küçük ve beraberindeki heyetle ABGS’deki makamında yaptığı görüşme öncesi basına açıklama yapan Bakan Bağış, Kıbrıs’ın Türkiye Cumhuriyeti için milli bir dava olduğunu, bu konunun Türkiye’de iktidar-muhalefet, asker-sivil, doğulu-batılı ayrımı olmadan herkesin ortak davası olduğunu kaydetti.

Kıbrıs konusunun Türkiye’nin AB süreci için önemine işaret eden Bağış, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin ortaya koyduğu zorluklar nedeniyle AB sürecinde sorunlar yaşadıklarını söyledi.

AB ile müzakerelerde şu ana kadar açılamayan 20 faslın 17’sinin siyasi sebeplerle engellenmiş durumda olduğunu belirten Bağış, “Bunların büyük çoğunluğunun perde arkasında da Kıbrıs Rum yönetiminin şımarıklığı var. Kendilerinin devlet olduklarını iddia ediyorlar. Bazı AB üyesi ülkeler de onların devlet olduğunu iddia ederek üye yaptılar ama daha geçen hafta Pınar Karşıyaka Basketbol takımı oraya bir maç için gittiğinde devlet değil, kabile bile olamadıklarını bir kez daha ortaya koydular. Konuk bir basketbol takımının güvenliğini sağlayamayan bir yönetimin devlet olamayacağını bütün dünyaya kendileri ilan etmiş oldular” diye konuştu.

Bakan Bağış, Kıbrıs Rum Kesimi’nin hala 1974 öncesi önyargılara sahip olduğunu ifade ederek, “Bizim hoşgörü anlayışımızla onlara da bir takım konularda öncülük edebiliriz diye düşünüyorum” dedi.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bağış, Kıbrıs görüşmelerinde BM Genel Sekreteri Ban Ki-Mun’un ocak ayında yapılacak görüşmelerden sonra iyi niyet misyonunu bir kez daha gözden geçireceğini söylediği anımsattı.

BM’nin çekilmesi halinde Kıbrıs konusunun nasıl bir noktaya geleceğinin sorulması üzerine Bağış, şöyle konuştu:

“BM’nin sabrının da bir haddi var. Bugüne kadar BM’nin tüm çabalarına, Türkiye’nin ve KKTC’nin bütün barış ve uzlaşı önerilerine hayır diyen bir taraf var. Zorla kendileriyle bir uzlaşma gerçekleştirilemez. Bir yerde BM de yaptığı çalışmaların neticesini alma arzusunda olacaktır, bu da doğaldır. Sayın Genel Sekreterin ocak sonundaki görüşmelerden sonra Rum tarafının aynı tavrı sergilemesi durumunda yaptığı çalışmaların, harcadığı emeğin gözden geçirmesini yapması en doğal hakkıdır. Rum kesiminin bunu bir uyarı olarak kabul etmesini ümit ediyorum. Artık BM de AB de Rum kesiminin bu şımarık tavırlarından bıkma, usanma noktasına gelmişlerdir.

Bir spor müsabakasına bile tahammül edemeyen bir zihniyete Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımızı, kardeşlerimizi nasıl emanet edeceğiz? Onun için siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm diyerek yıllardır dilimizde tüy bitti. İşte sebebini kendileri ispat ettiler. Bütün bu süreç ve yaşananlar uluslararası kurumların evrensel saygınlığına da gölge düşürmeye başladı. Bugün bu süreci izleyen bir Çinli, bir Afrikalı, bir Malezyalı da BM’nin kredibilitesini sorgular hale geldi. BM’nin kendi saygınlığını artık düşünmesini gerekir. Aynı şekilde AB’nin de kendi saygınlığını, inanılırlığını düşünmesi gerekir. Şimdi bakın Kültür ve Spor konularından sorumlu AB Komisyonu üyesi Androulla Vassiliou. Kendisi Kıbrıslı bir Rum. Kendi ülkesinde böyle bir şiddet yaşandığı zaman nasıl bir tepki ortaya koyacak? Ben Vassiliou’nun henüz bir açıklamasını duymadım. Kendisine bu konuda bir çağrıda bulunuyorum. Eğer AB komisyonu üyesi ise Avrupa’nın çıkarlarını gözetmesi gerekir, kendi ülkesinin değil. Şu andaki konumu itibariyle artık o bir Rum yetkilisi değil, Avrupa yetkilisi. Bakalım Avrupalı olabilmişler mi? Onu orada göreceğiz hep beraber.”

-“2011 YILINDA BM’NİN DAHA DA ETKİN OLMASINI BEKLİYORUZ”

KKTC Başbakanı İrsen Küçük de basın mensuplarına, Türkiye’de bir dizi ziyaret gerçekleştirdiklerini, Türkiye’ye 2011 yılının Kıbrıs yılı ilan edilmesi dolayısıyla geldiklerini belirterek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Türk hükümetine teşekkür etti.
Küçük, “Bu, 2011 yılında ülkemizdeki turizm hareketine büyük bir destek olacağına inandığımız bir proje ve anavatanımızın en ücra köşelerine kadar Kıbrıs’ımızı tanıtma, Türk halkını da Kıbrıs’a taşımayı gerektirecek bir proje. Bu projeyle de bu tanıtma ve işbirliğimizin çok daha üst düzeylere çıkacağını bekliyoruz” diye konuştu.

Kıbrıs’ta görüşmelerin devam ettiğini, gerek Türkiye hükümeti gerekse KKTC hükümeti ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun Kıbrıs meselesinde büyük bir samimiyetle masada yerini aldığını kaydeden Küçük, görüşmelerde ümit veren tarafın ya Türkiye ya da KKTC olduğunu söyledi. Küçük “Bu iyi niyeti Güney’den veya Hristofyas’tan görmek mümkün değil. Hristofyas zaman içerisinde belki daha ılımlı bir lider olarak görünmeye çalışmaktaysa da etrafın telkinleri ve özellikle kilisenin ağırlığı ile bu tutumlarını, bu samimiyetsizliklerini devam ettirmekteler” diye konuştu.

Rum Kesiminin samimiyetsizliklerini her platformda sergilediğini, buna son olarak basketbol maçında yaşananların ve her iki toplumun biraraya gelerek barış amacıyla yaptıkları etkinliklerde yine bir Türk sanatçının Rum tarafında silahlı saldırıya uğramasının örnek olarak gösterilebileceğini dile getiren Küçük, “Rum tarafının samimiyetine inanmak ve kabul etmek mümkün değil. Rum tarafı ve Yunanistan bizim gibi, anavatanımız gibi samimi bir tutum içerisine girerlerse ancak o zaman bir çözümden bahsetmek mümkün olabilir. Bugün için bir anlaşma ya da bir barışa yakın olmadığımızı görüyor ve üzülüyoruz. Biz yine de iyi niyetimizi devam ettirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

İrsen Küçük, 2011 yılında BM’nin daha da etkin olmasını beklediklerini ifade ederek, BM Genel Sekreteri Ban’ın son zamanlardaki girişimlerine dikkati çekti.

Küçük, “Ocak ayı sonunda Zürih’te yeniden biraraya getirme gayretleri var. Bunları olumlu girişimler olarak görüyoruz. BM Genel Sekreterinin bu girişimlerini destekliyoruz. Biz hep samimiyetimizle bu görüşmelere katılıyoruz ve katılacağız. Güney Kıbrıs’ın da aynı samimiyetle bu görüşmelere katılması bizim ümitlerimizi artırıcı emareler olabilir” diye konuştu.

AA

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.