KOPYA OLMAZ

 
           KOPYA     OLMAZ
        AKP iktidarının CHP’nin varlık nedenleri hilafına başarmakta olduğu karşı-devrimin;
        Seçimle durdurulmasının dışında çaresi bulunmuyor!          
        AKP’deki modelinden yararlanılan CHP yeni tüzüğü  seçim performansını arttırmak üzere sorumlulukların yaygınlaştırılmasını amaçlıyor.
        Yönetimin başkan yardımcılarından oluşması ,Genel Sekreterliğin sadece temsil nitelikli olacağı öngörülüyor.       
        Nitekim ilk kez  MYK’da doğrudan belirtilen görevleriyle Genel Başkan Yardımcıları belirlenmiştir.
        Mesela ekonomiden Faik Öztrak,Umut Oran sorumludur. Dışişlerinde Osman Korutürk,Faruk Loğoğlu .
        Her PM üyesi belirli seçim bölgesinden, her milletvekili  kendi ilinden sorumlu!        
        İktidar yürüyüşünün felsefesini;çalışan ve her seçmenle temas kuran kadro ve etnik- dinci kimlik söyleminden uzak çoğulculuk oluşturuyor…       

        *
        Seçim sistemi “yönetimde istikrar-temsilde en az adalet” esasında birinci olan partiyi teşvik etmektedir.
        Haziran seçimleri için bugünün anketlerinde  AKP %40-45 bantında bulunuyor.
        CHP’yi gösteren  %25 oy; muhtemel %15’lik  MHP ya da %5’lik  BDP ile koalisyona dahi imkan vermiyor.
        O halde CHP’nin seçmen çevresini genişletmesi gerekiyor.

        *
        Bugün kıtasal ya da ulusal farklılıkların da önem taşımadığı bir anlayışın çağı yaşanmaktadır.
        Küresel sermaye halkların kültürü,inançları ve emek değerleri gibi farklılıklarını hizalıyor!
        Ancak rafine kalitede ülkeler ve halkları,
        Ya da  gerçek demokrasinin ölçütleri olan işsizlik,yoksulluk ve eşitsizliklere karşı adil ve refah düzeyi yüksek bir toplum;esen kalabiliyor…

        *
        Halbuki Türkiye’de bir yıl içinde elde edilen toplam gelirin %5 ini en fakir 14 milyon insan paylaşırken,
        En zengin 14 milyon insan toplam gelirden %47 pay almaktadır!
        Küresel sermayenin  rafine ölçütünde adaletsizlik ve eşitsizlik her yanı sarıyor;
        Eğitimsiz,mesleksiz,örgütsüz ve yoksul halk hayattan ve ülkesinden kopmaktadır;inancı,amacı ve mücadelesi kalmıyor.
        İnsanlık ölürken toplumsal birlik  yıkılıyor…

        *
        AKP iktidarı  Türkiye’nin küresel sermayeye ilişiklenmiş ve “ayakta tutulan” bir avuç rafinesi -ki;
        Vizyonuna denk bir cemaat ve iş örgütü için,
        Ekonomik,sosyal ve dış politika konularında oldukça başarılı performans sergiliyor!
        Üstelik inanılmaz bir cüretle devleti de partileştirmiştir-ki, asla bir denetime tabi tutulamıyor!   
        Taban oniki ay her an bir seçim  yapılacakmış gibi  aralıksız çalışmaktadır.
        Sadece İstanbul’da seçim eğitimi almış  geçimi sağlanan 300 bin gönüllü,mahalle ağabeyleri,ablaları,Kadın ve Gençlik Örgütleri,
        Yandaş dernekler,yardım kuruluşları, vakıflar;ev-ev,kapı-kapı ev sohbetleri düzenliyor.
        Çoğunluğu işsiz,gündelikçi,sütçü,çöpçü,muavin,tombalacı,ayakçı,ocakçı,bekçi,bulaşıkçı,komi,boyacı,
        Kahvehane oturucusu,garson,ateşçi,kürekçi,lastikçi,yıkayıcı,gömücü,at arabacısı,fahişe,
        Şöför,küçük esnaf,emekli,küçük memurun ve daha nicesinin  evine,kapısına,odasına…
        Asgari yaşam gereklerinin temininde çare olunuyor!
        Milyonlarca insanda beklenti yaratılmış,dünyada eşine rastlanılamaz,insan ruhunun sömürüsü esasında çok geniş organize bir şebeke   kurulmuştur!
        Ülke çevrilirken garip ne yapsın?

        *
        CHP ‘nin seçmenle temas kuracak  çalışkan kadrosunun AKP ile rekabetinin çok zor olduğu anlaşılıyor!
        Çünkü Lâik Sünni ve Alevi kesimin siyasi ittifakında CHP’de sosyal demokrasi ve özellikle Kemalist söylem,
        Ya da kurucu iradenin karakterinde olmak vasfı;
        CHP tabanının AKP’nin  sosyo-kültürel ve ekonomik modelinde veya doğrultusunda olmasına engel oluyor.
        Başbakan Erdoğan’ın sıkça  “milletin derdiyle dertli olmak” ifadesiyle dile getirdiği, fakir-fukara,garip-gurabaya  gösterilen  AKP oportünizmine:CHP nin kanı  asla uyuşmuyor!
        O nedenle  yeni tüzükle yeni örgütlenme modelinin oy oranını arttırmada başarısının sınırlı kalacağını düşünmek gerekiyor. 
       
        *
        Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kurultay’da sıraladığı 41 maddelik vaad listesi;
        Yoksulluğun tarihe karışması,Mazottan ÖTV’nin ve Üniversitede harçların kaldırılması,Emekli intibakleri ,İşsizlik Sigortası,GAP’ın bitirilmesi, Doğuya sıfır faizli kredi verilmesi vesaire,
        Kaynak yokluğundan değil  fakat AKP yandaşı sivil örgütlerin ve medyanın karşı propagandasıyla;
        Daha ilk anında toplumda  yarattığı heyecanı  söndürülmüş  ve etkisini kaybetmiş bulunuyor!
        İlave getireceği seçmenin sınırlı olacağı görülüyor.
 
        *
        O halde başka yöntemler geliştirilmeli ve AKP nin oy oranının düşürülmesi sağlanmalıdır.
        Bu yöntem “kendi alacağın oy oranını arttırmak yerine rakibin oyunu azaltmak”tan geçiyor.
        Tam bu noktada bir müddet önce BDP’nin CHP’ye seçim ittifakı teklifi ak’la geliyor!
        Abdullah Öcalan;toplam gelirden %47 pay  alan en zengin 14 milyon insan içinden,
        AKP iktidarının siyasal,ekonomik ve sosyal yapısının omurgasını oluşturan,
        Fethullah  Gülen’e  uzlaşma teklif ediyor ve Mart ayına kadar süre veriyor!
        Uzlaşma Kürt hareketine  oy ve ekonomik avantajların sağlanmasıdır-ki, elbette AKP de oy oranının düşmesi ihtimali CHP’ nin de işine geliyor!
        CHP;Kürt Sorunu çözümünde susuyor…

        *
        Öte yanda Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanının adınında karıştığı,
        Belediye,Valilik ve Adliye üçgeninde gelişen “rüşvet,irtikap,resmi belgede sahtecilik,nitelikli dolandırıcılık” benzeri,
        İktidarın cemaat tabanını damardan vuracak ahlaksızlık,hırsızlık, yalan,dolan, ihanet belgeleyen
        Başka  suç dosyaları  da var mıdır, bilinmiyor!
        Çünkü Kılıçdaroğlu’nun en önemli söylemi  yolsuzluklarla ilgilidir-ki;
        Kayseri dosyasında gündemde ikinci planda kalması; kimbilir, o’nun ortalığı  önce bir güzel ısıttığı anlamına mı geliyor?

        *
        Bakınız, şu felek Türkiye’yi nasıl bir sırat’tan geçiriyor?
        Galiba “benim adım Kemal Kılıçdaroğlu” derken bunları söylüyordu!
        Aksi taktirde Başbakan Erdoğan’ın bütçe konuşmalarında itham ettiği üzere;
        “Bir liderden beklenmeyecek ciddiyetsizliğin ne alemi,var?”

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.