BÜTÜN YOLLAR YÜCE DİVAN’A ÇIKAR

          BÜTÜN YOLLAR YÜCE  DİVAN’A  ÇIKAR
        
          Başbakan Erdoğan, Aydın’dan meydan okuyor:
          “Bakıyorsunuz CHP’ye, MHP’ye, ne diyor? Seni Yüce Divan’a göndereceğiz.
          Biz bu yola beyaz gömleğimizi giyerek çıktık. Başımızı koyduk biz bu yola!” diyor.         
          CHP’de  Kılıçdaroğlu  yanıtlıyor.
          “Bizim senin bedeninle sorunumuz yok. Milletin başına neler getirdin, derdimiz onunla!”
          MHP’de  Bahçeli,
          “O gün geldiğinde seni güle güle Yüce Divan’a göndereceğim.” diyor…
 
          *
          Lâik Cumhuriyete rağmen  hem de iktidarda ılımlı islam,
          Ulus-üniter devlete rağmen Ayrılıkçı Kürt Hareketi; siyasetlerini uygulayabilmeyi teminen;
          Türkiye’nin Kemalist özü, kurum ve mensuplarıyla hesaplaşma  özlemindedir.
 
          *   
          Muhalefet; bu gayretiyle  Başbakan Erdoğan’ın Yüce Divan’da yargılanması düşüncesindedir.
          Büyük Orta Doğu Projesi Eşbaşkanlığı görevi ve Cumhuriyetin niteliklerini sakatlayan uygulamaları,
          Ve yolsuzlukların gölgesinin,
          Ancak hukuk denetimde kaldırılması halinde;
          Bir Türkiye Demokrasisi vaadindedirler…
 
          *      
          Uzun süredir Yüce Divan polemiklerine muhatap Başbakan Erdoğan,
          Elbette tedbirlerini alıyor.
          Madem ithamlar Büyük Orta Doğu Projesinden gelişiyor,
          O halde sığınacağı tek liman  ABD’ nin; Orta Doğu politikalarında en iyi müttefiği olmakta sınır tanımıyor.
          Bu amaç için iç politikada  bütün engellerin  kaldırılmasına yönelik,
          Emniyet İstihbarat, Telekomünikasyon ve İletişim Başkanlığı, Bankalar ve Sermaye Piyasalarında ki
egemenliğini kullanıp,
          Hukukçuyu,siyasetçiyi, yazar-çizeri, askeri, iş adamını, sivil toplum liderlerini,
          Yargıda kadroları ve Özel Yetkili Mahkemelerle de muhalifleri susturduğu şüphesi toplumda  yaygın kanaat oluşturuyor…      
          Başka bir kanaat;
          Büyük Orta Doğu Projesinin  iç politikaya yansıyan kimi uygulamaların muhalifi TSK ‘nın,
          Ergenekon,Balyoz  ve diğer davalarda yargılananan mensupları üzerinden kurumsal kimliğinin de değiştirilmek isteğidir.
          İşte, Anayasa Mahkemesinin çalışma ve yargılama usulünü değiştiren, HSYK nın yeniden yapılanmasını kapsayan,
          Anayasa Değişikliği de 12 Eylül Referandumuyla oylanıyor!
          Üstelik  bir değişiklik te, görevleriyle ilgili suçlarda  Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanlarına Yüce Divan yolunu açıyor…
          Elbette Başbakan Erdoğan, Yüce Divan tehditine tedbirler alıyor…
          Çaresiz referandum sonucunda ” Parti benim, Devlet benim,Hukuk benim,Hak benim” deyip,
          Büyük Orta Doğu Projesi doğrultusunda Cumhuriyet niteliklerinin hiç edildiği Türkiye’nin, Sultan’ı olmayı hedefliyor!
 
          *
          İlgili projeden nemalanan Abdullah Öcalan, devletle uzlaşmak için TBMM de “Hakikatleri Araştırma ve Adalet Komisyonu” kurulmasını istiyor.
          BDP’den  Sırrı Sakık ve  Ahmet Türk, İzmir’de,
          “Kürtlere yönelik gerçekleştirilen faili meçhullerin araştırılması,
          Devletin özür dilemesi, tazminatların ödenmesi ve sorumluların mahkemelerde ve Yüce Divan’da yargılanması”nı istiyor.
          Ayrılıkçı Kürt Hareketi barış için Yüce Divan’ı şart görüyor!
 
          *
          Yüksek Askeri Şura; bu aşamada ağır bir kriz ile sonuçlanmıştır.
          Şura’dan bir süre önce Özel Yetkili Mahkeme Balyoz Davasında 11 i terfi sırasında general 102 muvazzaf-emekli  asker için  yakalama emri çıkarıyor!
          Şura’nın  ikinci gününde  bir yıldır bekletilen bir belgeye dayanarak hükümetin terfisini istemediği kuvvet komutanı ile ilgili soruşturma başlatılıyor!
          Terfiler donuyor.
          TSK; siyasetin hukuk kurgusuyla kurumsal kimliğine ağır bir darbe vurulmak tehditi altındadır.
          Ulus-üniter devlet, bölünmez bütünlük, laik esas tehdit edilirken; asker yargılanıyor,kurumsal kimliği değiştirilmek isteniyor,Yüce Divan’la tehdit ediliyor…
          Oysa TSK varlığını;  Atatürkçü Düşünce temelinden ve Cumhuriyetin niteliklerinden alıyor.
          Temeli  disiplindir.
          Son raddeye gelindiğinde, TSK varlığının korunmasını teminen disiplin ortaya çıkıyor.
          Kara Kuvvetleri Komutanlığına atanan Org.Atila Işık’ın emekliliğini istemesiyle,
          Tüm açıklığıyla ayrışma, titretiyor…                   
 
          *
          Hesaplaşmak!  Fikri ve isteği Türkiye’de geniş bir tabana yerleşmiş görünüyor.
          Nasılsa çok yol alınmıştır o nedenle Küreselliğin çıkarları için de  şu aşamada Türkiye’nin  uzlaşma sağlaması gerekiyor.          
          Şimdi  divan kurulmalı,hesaplaşılmalı  ardından ortak bir uzlaşma ortamı yaratılmalıdır.
 
          *
          Bir komployla  yenilenen CHP nin söyleminin  yumuşaklığı farkediliyor.
          Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Başbakan Erdoğan’ın Yüce Divan’a gönderilmesinde samimidir.
          Bir süreden beri eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın da Yüce Divan’a verilmesini istiyor.
          27 Nisan e-muhtırası ve Dolmabahçe görüşmesinin dönemin siyasetini dizayn ettiğini iddia ediyor.         
          Nitekim CHP  suç duyurusunda bulunuyor.
          Büyükanıt’ın emekliliğine iki ay kala yaptığı icraatlar;
          Mesela parasızlıktan taşınamayan  Aktütün karakolunda PKK baskınıyla ağır kayıpların yaşanması,
          Teröre karşı 40-50 milyon dolarlık elektronik donanım ihalesinin yapılmamasına rağmen,
          Almanya’dan 7 yıl sonra teslim alınacak  okyanus denizaltıları için 3.5 milyar dolar peşin,
          5 yıl sonra teslimde silah taşıma yeteneği olmayan  helikopterlere 1 milyar peşin, ödemeli işlerde imzası,
          Genel  yolsuzluklar dosyası kapsamının  ek’ini mi oluşturuyor?
          CHP ‘nin AKP nin ılımlı islam politikası,  kürt sorunu ve TSK nın yeni konumuna balans sağlayacak  güçlü bir söylemi olduğu anlaşılıyor…
 
          *
          Türkiye’nin tüm güçleri muhataplarına Yüce Divan’ı öngörüyor!
          Türkiye Demokrasisi ve Dünya için uzlaşmayı teminen,
          Yüce Divan’da; ülkeyi işbu  kavgaya getirenin şahsından hareketle hesaplaşmak gerekiyor!
          Yok, daha neler? Kemalizm’e karşı Tayyibizm, Apoizm!
          O noktadan hareketle yeni bir Anayasa için Yüce Divan gerekli görülüyor…
          Bütün yollar Yüce Divan’a çıkıyor. ( Tutte le strade portano a Corte Suprema! )

Yorum Gönderin Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.