H İ K Â Y E L E Ş T İ R E R E K
 
          Eğitim ve öğretimin karmaşık felsefesi insanın nasıl öğrendiğiyle ilgileniyor.
          Öğrenmenin anlaşılması ve sağlanmasına yönelik bir yığın teori, metod ve  yöntem bulunuyor.
          Ortak bileşke; amaç olmayınca öğrenmenin olmayacağı ilkesidir.
          Önce amaç konuyor:
          Neden öğrenmek? Bilmek için!
          Neden kazanmak?  Güc için!
          Neden bağımsızlık? Özgürlük için!  
          Sonra öğrenmenin metodları uygulanıyor.
          Öğrenme davranışlardan mı, sosyal çevreden mi ya da bilginin öğrenilmesiyle mi  sağlanacaktır?
          En iyi yöntemin ise problem çözerek, analiz-sentez teknikleriyle öğrenmek olduğu biliniyor.
 
           *
          Kemalist  Düşüncenin sürekli bir sorun olarak  kabul edilmezleri,
          İrtica ve bölücülük ,
          Ya da  yeni tanımıyla demokratik cumhuriyette din ve  etnik kimlik özgürlüğü;
          Cumhuriyetin çözüm isteyen iki temel problemini teşkil ediyor.
 
           *
          Çözüm sağlayanın bizzat irtica ve bölücü  olması;
          Problemin problem çözmesi gibi bir abukluğa ya da kaos yaşanmasına neden oluyor…
          Anayasa Mahkemesinin antilâik odak – Kemalist Düşünceye göre irtica, hükümlüsü,
          AKP iktidardır ve  demokratikleşmenin bayraktarlığını yapıyor!
          İrticayı ve  bölücü Kürt hareketini; Milli Dayanışma ve Kardeşlik projesiyle,
          Türkiye’nin legal siyaseti çerçevesine  almaya çalışıyor!
 
           *
          Sözde çözüm için tarihin en eski ve bilinen bir  yöntemi kullanılıyor.
          Bir zaman  Peygamberleri  Musa’nın yanlarından ayrılmasını fırsat bilip,
          Firavunun ineğini  kendilerine tanrı edinen Musevilerin  sonradan  Yahudiliği ılımlılaştırdıkları gibi,
          Gerçeği hikayeleştiriyorlar!
 
          *
          Mesela İttihad-ı İslam (İslam Birliği) görüşünde Said-i Nurs’î;
          Sözler, Şualar  adlı eserlerinde ya da Lâika’da  Barla’dan Mektuplarında,
          Mustafa Kemal’e, Cumhuriyet ve ilkelerine küfür ve kin kusarken,
          Bugün o çevrelerden yetişmiş, onlarla  iç-içe  ardılları  Mustafa Kemal’i yere göğe sığdıramıyor!
          Ağızlarını açtıklarında Büyük Atatürk ya da Gazi Mustafa Kemal diyorlar!
          Bölücü Kürtçü hareketin lideri  Abdullah Öcalan; İmralı’dan örgütüne  talimatlarında,
          Mustafa Kemal’in; Kürt hareketin önemini  kavramış ve  düzenlemeler yapmış bir lider olduğunu söylüyor!
          Mustafa Kemal’in Kürtlerin özerkliğine onay verdiği,
          Hatta TBMM de bu konuda yapılan oylamada 64 red, 373 kabul oyu sağlandığının altı çiziliyor.
          Ne ki bu hususta tek bir satır belge gösterilmiyor. 
          Fakat Mustafa Kemal aşkının  hem de irtica-î ve bölücü çevrelerde depreşmesi dikkat çekiyor!
 
          *
          Sonra yine bir ağız birliği sağlanıyor.
          İngilizlerin direktifinde İsmet İnönü ve Fevzi Çakmak önderliğinde  İttihad ve Terakki kadrolarının,
          Mustafa Kemal’i etkisizleştirdiği söyleniyor.
 
          *
          Tam bu noktada; Mustafa Kemal’i etkisizleştirenlerin,
          Cumhuriyet algısı, yönetimleri ve sonuçlarıyla  Türkiye’yi  felakete sürükledikleri  düşüncesi işleniyor.
          Başbakan Erdoğan, Hitler’e  benzettiği İsmet İnönü için faşist suçlamasında bulunuyor!
          Ya da,
         -Biz bu CHP nin cemaziyelevvelini biliriz,hiç bir eserleri yoktur, diyor.
          Ya da hilafet yanlısı ve din elden gidiyor vaveylasıyla isyan eden Şeyh Sait,
          Dersim İsyanında Seyit Rıza,
          Kürt İstiklal Komitesi Başkanı Miralay  Cibranlı Halit’e verilen ölüm cezalarında,
          İttihad ve Terakki çevrelerinden  günümüze yansıyan; çarpıtılmış  bir Cumhuriyet algısının,
          Ya da ulus- üniter devlet  esasında  faşizm dayatmasının ,
          Kürtler için bugün de kullanıldığını söylüyorlar…
 
          *
          İki temel sorun, dinci ve etnik kimlikçi problemin  çözülmesinde,
          Türkiye’nin esası  Kemalizm; amaç olmaktan çıkarılıyor.
          Mustafa Kemal; sıradanlaştırılıyor ya da devleştiriliyor sonuçta yalnızlaşıyor.
          Oluşan hikayede Mustafa Kemal; Kemalizme yabancılaşmıştır.
          Kemalizm; İttihad ve Terakkici ve sonrasında CHP denilen kadroların algısı haline geliyor!
          Uzatılan-kısaltılan, eğilip-bükülen,kırılan-koparılan, hep değiştirilen,
          Hatta canı istediğinde  küfr’edilebilen bir Cumhuriyet oluşuyor.
          Bu temelden hareketle;
          Gücleniyorlar.., yok artık! Bizzat problemi oldukları problemi çözmeye yelteniyorlar…
 
          *
          12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbeleriyle  Mustafa Kemal’in hikayeleştirilmesinde en büyük pay,
          Tertemiz duygulu, yiğit Mehmetçiklerin – ne garip, Genel Komutanları ve
          En son temsilcisi İlker Bey,
          Hikayeleştirdikleri Mustafa Kemal’in aslını araya-dursunlar,
          TBMM de Dersim tartışmalarındaki rengiyle CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun da;
          Problemlerin çözümünde zorlanacağı görünüyor.
 
          *
          Kemalizm hikaye olunca,
          Türkiye  mürkiye oluyor!
          Bunu ben söylemiyorum, Başbakan Erdoğan söyledi:
          -Hem lâik hem müslüman olunmaz. Ya müslüman olacaksın ya lâik!
          İkisi bir arada ters mıknatıslanma yapar,demişti!
          Aşağıdakini de, dün Abdullah Öcalan demiş:
          -Ben demokratik-barışçıl çözüm yolunu gösteriyorum.
          Ama ittihatçı artığı CHP ve MHP zihniyeti çözüm sağlayamaz!
          Yaa…

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.