ALMANYA’NIN ANKARA BÜYÜKELÇİSİ CUNTZ:

“HUKUKİ BİR DEĞERİ BULUNMAYAN (VİZE MUAFİYET BELGESİNİ) ALMA ŞARTI BULUNMUYOR ANCAK İŞLERİ KOLAYLAŞTIRIYOR”

(DENİZ FENERİ e.V SORUŞTURMASI) KONUSUNU SİYASİLEŞTİRMENİN VE SİYASETE ALET ETMENİN ÇOK DOĞRU OLMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

ANKARA (A.A) – 08.06.2009 – Almanya’nın “vizesiz girişe” ilişkin getirdiği yeni uygulamaya ilişkin eleştiriler artarken, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Eckart Cuntz, büyükelçilik tarafından verilebilecek olan “vize muafiyet belgesinin” hukuki değeri olmadığını ancak belgenin işleri kolaylaştıracağını söyledi.

Diplomasi Muhabirleri Derneği (DMD) üyeleri ile bir araya gelen Büyükelçi Cuntz, Almanya’ya “vizesiz giriş” uygulaması ve Deniz Feneri davasına ilişkin soruları yanıtladı.

Cuntz, Avrupa Adalet Divanının kararı doğrultusunda sanatçılar, bilim adamları, sporcular ve şoförlerin Türkiye’deki ikametlerini korumak kaydıyla ve iki ayı geçmeyecek şekilde Almanya’ya vizesiz giriş hakkı kazanmasının Türk basınına olumlu şekilde yansımasından memnun olduğunu ifade etti.

Bu uygulamanın sadece bazı meslek grupları için geçerli olmasının “ayrımcılık” olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Büyükelçi Cuntz, Adalet Divanı’nın kararına saygılı olduklarını ve bu karar çerçevesinde bu alanlarda hizmet vermek üzere Almanya’ya gidecek olanlar için böyle bir uygulama getirildiğini kaydetti.

Büyükelçi Cuntz, havalimanlarına bu uygulamaya ilişkin tebligat henüz gitmediği için sorunlar yaşandığının hatırlatılması üzerine, vize muafiyeti uygulamasından aslında Alman federal polisinin de haberdar olduğunu söyledi. Bu uygulama kapsamına giren kişilere arzu ettikleri takdirde bir vize muafiyet belgesi verilebileceğini, bunun da sınırlarda kolaylık sağlayacağını ifade eden Cuntz, “hukuki bir değeri bulunmayan bu belgeyi alma şartı bulunmadığını ancak işleri kolaylaştıracağını” bildirdi.

Cuntz, “Vizesiz giriş kararı alınmışken, neden bir de bu tür bir vize muafiyeti belgesine ihtiyaç görüldüğü, bu uygulamanın aslında Adalet Divanı kararını sulandırma amacı taşıdığı, sınır polislerine bu kadar çok inisiyatif verilmesinin haksızlık olduğu” eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, bu belgenin süreci kolaylaştırma amacı taşıdığını iddia etti.

Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği, Avrupa Adalet Divanının ”Soysal davasında” verdiği 19 Şubat 2009 tarihli kararı doğrultusunda, idari uygulamada değişiklik yapılarak, sanatçı, bilim adamı, sporcu ve şoför Türk vatandaşlarının, 5 Haziran 2009 tarihinden geçerli olmak üzere, Türkiye’deki ikametlerini korumak kaydıyla ve iki ayı geçmeyecek şekilde Almanya’ya vizesiz giriş yapabileceğini açıklamıştı.

Ancak bu uygulama çeşitli eleştirilere maruz kalıyor ve uygulamada bazı sıkıntılar doğuruyor. Havalimanı yetkilileri, vizesiz giriş uygulamasına ilişkin bir talimat olmadığı için eski uygulamanın yürürlükte olduğunu ve buna devam ettiklerini bildiriyorlar. Atatürk Havalimanı’ndaki Lufthansa Havayolları ve Türk Hava Yolları (THY) yetkilileri, Almanya’ya vizesiz giriş konusunda hangi kriterleri uygulayacakları konusunda ellerinde bir belge bulunmadığını da kaydederek, bir yolcunun yanlış şekilde Almanya’ya gitmesi ve yolcunun tekrar geri gönderilmesi durumunda kendilerine ağır para cezaları gelebileceğini belirtiyorlar.

-DENİZ FENERİ SORUŞTURMASI-

Büyükelçi Cuntz, Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturma ile ilgili olarak da Türkiye ile Almanya arasında hukuki alanda olağan bir işbirliği bulunduğunu söyleyerek, konuyu siyasi boyuta çekerek, çeşitli yorumlar yapılmasının doğru olmadığını kaydetti. Dava ile ilgili Alman mahkemelerinde yargılamanın yapılıp, kararların verildiğini hatırlatan Cuntz, adli yardım çerçevesinde Türkiye’nin kendilerinden istediği belgeleri gönderdiklerini belirtti. “Bu konuyu siyasileştirmenin ve siyasete alet etmenin çok doğru olmadığını düşünüyorum” diyen Cuntz, “Almanya olarak konuya sadece adli yardım dosyasını iletmek üzere muhatap olduklarını” bildirdi.

Büyükelçi Cuntz, terör örgütü PKK’nın mali kaynakları ile ilgili soru üzerine de iki ülke arasındaki adli yardım sisteminin çok iyi çalıştığını ifade ederek, “bir şey elde edilmek isteniyorsa bunu almanın mümkün olduğunu, Alman makamlarına doğru yoldan bilgi ve belgeler sunuluyorsa, bunlar uygun bilgi ve belgelerse mutlaka gereğinin yapılacağını” söyledi.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.