Ana sayfa Doğu Avrupa Ukrayna

KIRIMOĞLU’NUN NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜNE ADAYLIĞI

MUSTAFA ABDÜLCEMİL KIRIMOĞLU’NUN NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ ADAYLIĞINA UKRAYNALI AYDINLARDAN TAM DESTEK

Kırım Haber Ajansı’sının (QHA) haberine göre, Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti Simferopol’de (Akmescit) yapılan 1. Dünya Kırım Tatar Kongresi’nde 22 Mayıs 2009 tarihinde alınan kararla, Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi kararlaştırılmıştır.

Polonya Kırım Tatarları lideri Selim Hazbiyeviç‘in, Kırımoğlu’nun Nobel’e aday gösterilmesi önerisi, Kırımoğlu’nun dışında kongreye katılanların oy birliğiyle kabul edilmiştir. Selim Hazbiyeviç teklifini sunduğu konuşmasında, Mustafa Kırımoğlu’nun Kırım Tatar-Türk  halkının haklarının iadesi uğruna kan dökmeden sürdürdüğü mücadelesinin, Ukrayna, Rusya ve Avrupa arasındaki anlaşmazlıklarda istikrar sağlayıcı faktör olmasından dolayı Nobel barış ödülüne layık olduğunu söylemiştir.

Hazbiyeviç, Kırım Türklerinin, Rusya’nın Kırım’daki etkisini artırmak için yaratabileceği olası gerginliğe karşı denge unsuru olabileceğini açıklamıştır. Önerisinin oylanmasından sonra yaptığı konuşmada, ödülün sadece Kırımoğlu’na değil, aynı zamanda Kırım Tatar-Türk halkının verdiği vatana dönüş mücadelesinin sonuçlarının kabullenmesi olarak sayılacağını belirtmiştir.

Mustafa Kırımoğlu’nun Nobel Barış Ödülüne adaylığının her ülkede siyasetçiler, bilim adamları, aydınlara anlatılması gerekmektedir. Bu yıl Ödül’e  205 aday önerilmiştir. Bu bir rekordur.  Nobel Barış Ödülü’nde önceki aday rekoru 2005 yılında kırılmıştı. Prestijli bu ödül için Oslo Nobel Enstitüsü’ne 2005 yılında 199 aday önerilmişti.

Enstitü tarafından yapılan açıklamaya göre 2009 Nobel Barış Ödülüne aday gösterilenlerin 172’sini kişiler, 33’ünü ise kuruluşlar oluşturmaktadır. Norveç yayın kuruluşu NRK, Nobel’e aday gösterilenler arasında ABD Başkanı Barack Obama ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin de bulunduğunu bildirmiştir. Nobel Ödül Komitesi adayların isimlerini açıklamamıştır. 5 kişilik komitenin başkanlığını, Norveç Parlamento Başkanı Thorbjorn Jaglend yapmaktadır.

Barış ödülünün sahibi Ekim ayında açıklanacaktır.

Kırımoğlu, ancak önümüzdeki yıl aday gösterilebilir.

Türkiye’den önce Ukraynalı aydınlar, Kırım Tatar Milli Meclis Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Nobel Barış Ödülü adaylığına tam destek vermişlerdir. Türk aydınlarından henüz bir ses çıkmamıştır.  

Nobel Barış Ödülü, Alfred Nobel’in vasiyeti uyarınca her yıl ulusların ve halkların kardeşliği, silah ve orduların azaltılması ile barış kongreleri düzenlemek için en çok çaba harcayan kişi, kişiler veya kuruluşlara Oslo’daki Norveç Nobel Komitesi tarafından verilmektedir.

Adaylar, üniversite profesörleri, daha önce ödül alan kişiler, bakanlar, parlamenterler ve bazı uluslararası kuruluşların üyeleri tarafından önerilmektedir.

İlki 1901 yılında ihdas edilen Nobel Barış Ödülü şimdiye kadar  dört  müslüman kişiye verilmiştir. Bunlar; 1978 de  Enver Sedat (Mısır), 2003 de Şirin Ebadi (İran), 2005 de  UAEK Başkanı Muhammed El Baradei, 2006 da  Muhammed Yunus‘tur. (Bangladeş) Geçen yıl ödülü Finlandiya eski Cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari almıştır.

Ukrayna Cumhurbaşkanı’na bağlı Kültür ve Maneviyat Milli Kurulu Başkanı Nikolay Julinskiy, Kırımoğlu’nun 20 ve 21 nci  yüzyılların en iyi insan hakları savunucusu olarak Nobel ödülünü kazanması için nedenlerin çok olduğunu belirtmiştir. Julinskiy, Ukraynalı aydınların Kırımoğlu’nun adaylığını memnuniyetle destekleyeceğini, bunun da Kırım Tatar-Türk halkının komünist rejimine karşı verdiği mücadeleye gösterilen saygı olacağını açıklamıştır.

Julinskiy, “Kırımoğlu, Komünist rejime karşı mücadeleye daha gençken başladı. Ben onun hayatını çok iyi biliyorum. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, sadece Kırım Tatar halkı için değil, tüm dünya hak mücadelesi tarihinde önemli insandır. Kendi yaşamıyla, sürgün edilen Kırım Tatar halkının hak ve özgürlüğünün kendisi için en önemli şey olduğunu ispatlayan bir insandır” demiştir.

Ukraynalı akademisyen, Türkiye’ye Kırım Tatar heyeti ile birlikte gittiğini, orada Kırımoğlu’nun milli kahraman gibi  karşılandığını şöyle anımsatmıştır: Onu tüm Türk halklarının lideri olarak kabul ediyorlar. Onun sayesinde biz en yüksek seviyede karşıladılar. Türkiye Cumhurbaşkanı ile görüştük, birçok bakanlıkta görüşmeler yaptık. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun otoritesi dünyada tartışılmaz.”

Türk aydınlarının bir kısmı belki ilk defa Kırımoğlu’nun ismini duymaktadırlar. Bu sebeple ben Kırımoğlu’nun özgeçmişini Zafer Karatay’dan yaptığım bir özet alıntı ile sizlere aktarmak istiyorum.

Kırımoğlu, 13 Kasım 1943 tarihinde  Bozköy’de doğmuştur. 18 Mayıs 1944 de  bütün Kırım Tatarları gibi Kırım’dan Özbekistan’ın Andican bölgesine sürgün edilmiştir. 1959 yılında orta öğretimini tamamlamış ve Taşkent üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümüne girmek için müracaat etmiştir. Ancak, “Kırım Tatarlarını, yani Sovyetlere sadık olmayan bir milletin mensuplarını bu fakülteye almıyoruz” diyerek reddedilmesi üzerine bir fabrikaya işçi olarak girmiştir.

1961 yılında arkadaşlarıyla birlikte Kırım Tatar Milli Gençlik Teşkilatı’nı kurmuştur. 1968 de Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgalini protesto etmekle suçlanmış, Yahudi şair İlya Gabay ve II. Dünya Savaşı’nın  generallerinden Piyotr Grigorenko ile birlikte  tutuklanarak Taşkent’e getirilmiştir.

Kırımoğlu ve İlya Gabay 3’er yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir. Kırımoğlu 1974 yılında üçüncü defa tutuklanmış ve 1 yıl Sibirya’da ağır şartlı çalışma kampına sürgün edilmiştir. Ünlü fizikçi Andrey Saharov ile  General Piyotr Grigorenko gibi Sovyet insan hakları savunucuları onun serbest bırakılmasını talep etmişler, bu amaçla  Birleşmiş Milletlere ve  İnsan Hakları kuruluşlarına mektup yazmışlardır. Böylece Kırımoğlu’nun adı ve Kırım Türklerinin sorunları Türk ve dünya kamuoyuna duyurulmuştur.

Kırımoğlu,  Sibirya’daki Omsk şehrinde yargılanmış ve 2.5 yıl  çalışma kampı cezasına mahkum edilmiştir. Cezasını  tamamladıktan sonra Taşkent’e  getirilmiş, açık nezaret altına alınmıştır. Bir yıl sonra açık nezaret şartlarını ihlâl ettiği gerekçesiyle beşinci defa tutuklanmıştır.

Yargılama sonucunda 4 yıl Yakutistan’daki Zıryanka kasabasına sürgün edilmiştir. Yakutistan’dan döndükten sonra ailesiyle birlikte  Kırım’a gelmiş, üç gün sonra zorla Özbekistan’a götürülmüş ve Yangiyul kasabasında yaşamaya başlamıştır.

1983 Kasım’ında  altıncı defa tutuklanmış ve üç yıl ağır şartlı çalışma kampına gönderilmiştir. Magadan şehri yakınlarındaki kampta cezasını tamamlanmasına az bir zaman kala Kırımoğlu aleyhine yeni bir dava açılmıştır. 1986 yılı sonunda Magadan’da yargılanmış ve üç yıl hapse mahkum edilmiştir.

Türkiye ve ABD’de serbest bırakılmasına yönelik başlatılan yoğun kampanyalar ve İzlanda’nın başkenti Reykjavik şehrinde yapılan Gorbaçov-Reagan zirvesinde, Reagan’ın  aralarında Kırımoğlu’nun da bulunduğu hapisteki 5 insan hakları savunucusunun serbest bırakılmasını talep etmesi sonucunda şartlı olarak serbest bırakılmıştır.

Arkadaşlarıyla birlikte 1987 yılında Kızıl Meydan’da Sovyet tarihinde benzeri  görülmemiş Kırım Tatar gösterilerini organize etmiştir. Bu gösteriler, gerek Sovyetler Birliği’nde gerekse hür dünyada büyük yankı yaratmıştır.

Kırımoğlu 1989 Mayıs ayında Taşkent’te toplanan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşebbüs Grupları Genel toplantısında kurulan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı başkanlığına seçilmiştir.

Ekim 1998 de, halkını sürgünden barışçı yollarla ve olağanüstü bir mücadeleyle vatanlarına döndürmeyi başardığı için Birleşmiş Milletler Mülteciler ve Kaçaklar Yüksek Komiserliği tarafından Nansen Madalyası ile ödüllendirilmiştir.

2003 yılında devletin kalkınmasına sağladığı katkılardan dolayı 60. yaş günü kutlamaları vesilesiyle Ukrayna Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Yaroslav Mudrıy nişanına layık görülmüştür. 2006 yılında Azerbaycan Uluslararası Bilim Merkezi’nden fahri doktorluk unvanı almıştır.

Eskişehir, Kırım kökenli Türklerin yoğun oldukları bir kenttir. Bu kentte iki üniversitemiz vardır. Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitelerimizin Kırımoğlu’na fahri doktora unvanı vermemesi için hiçbir sebep yoktur.

Daha önce üniversitelerimizden biri tarafından başlatılan girişim sonuca ulaşamamıştır. Eskişehir’deki bu üniversitemizin konuyu yeniden gündemine almasını ben öneriyorum. İnsan haklarının çok önem kazandığı günümüzde bu üniversitemizin yöneticilerinin süreci kaldığı yerden başlatmalarında sonsuz yarar vardır. 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here