Kategoriler
Almanya Çek Cumhuriyeti

TÜRK TOPLULUKLARINDAN HABERLER

İÇİNDEKİLER:  

-TÜRKİYE’NİN BERLİN BÜYÜKELÇİSİ ACET’İN CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI: “ÇAĞDAŞ TÜRKİYE, 21. YÜZYILDA DÜNYADAKİ SAYGIN YERİNİ ALMIŞTIR”
ŞANLIURFA’DA AVRUPA’YI KONUŞMAK
‘HER SAFHASI ASKERİ TAKTİĞE UYGUNDU’
ABHABER AÇIKLIYOR:ÇEK DÖNEM BAŞKANLIĞI: TÜRKİYE KONUSUNDA AŞIRI HIRSLI OLMAK ÜLKENİN ADAYLIĞINA ZARAR VEREBİLİR 

*** 

TÜRKİYE’NİN BERLİN BÜYÜKELÇİSİ ACET’İN CUMHURİYET BAYRAMI MESAJI:

-“ÇAĞDAŞ TÜRKİYE, 21. YÜZYILDA DÜNYADAKİ SAYGIN YERİNİ ALMIŞTIR”

 

BERLİN (A.A) – 27.10.2008 – Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ahmet Acet, Türkiye Cumhuriyeti’nin 85. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı.

Büyükelçi Acet, mesajında, 85 yıldan bu yana Cumhuriyetin korunması ve yüceltilmesi yolunda kararlılıkla yürüyen nesiller sayesinde çağdaş Türkiye’nin, 21. yüzyılda dünyadaki saygın yerini aldığını belirterek, “Cumhuriyet Bayramı gibi önemli günlerde, bizim bu düzeylere gelmemizde tarihi rol oynayan Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ü ve Onunla beraber fedakarca emek veren kahramanları milletçe sonsuz minnet ve rahmetle anıyoruz” ifadesini kullandı.

Acet, Türkiye’den uzakta yaşayan, ancak yürekleri ana vatanla birlikte atan Almanya’daki Türk toplumunun da hak ettiği konuma ulaşmak için çaba harcamaya, Alman toplumuyla kaynaşmış şekilde yaşamaya devam edeceğine ve Türk-Alman ilişkilerine katkıda bulunmaya devam edeceğine içtenlikle inandığını kaydetti.

Bunun için Almanya’daki Türk çocuklarının ve gençlerinin ana dillerinin yanı sıra Almancayı en iyi şekilde öğrenmelerinin şart olduğunu belirten Acet, mesajında, “Çocuklarımızın ve gençlerimizin ebeveynlerine düşen sorumluluklar büyüktür ve öncelikli görev, iyi nesiller yetiştirme yükümlülüğünü yerine getirmek olmalıdır” ifadesine yer verdi.

Cumhuriyetin ancak bu sayede güçlenebileceğini belirten Büyükelçi Acet, “Bu düşüncelerle Cumhuriyetin kuruluşunun 85. yıl dönümünü Büyükelçiliğimiz ve Almanya’daki tüm Başkonsolosluklarımız çalışanları adına kutlar, sizlere sevgilerimi ve saygılarımı sunarım” dedi.

(EA-HA-SRP)

 

***

 

http://www.hurriyet.de/?navi=yazshow&id=125&banner=0

 

Zeynel Lüle

 

26.10.2008

 

ŞANLIURFA’DA AVRUPA’YI KONUŞMAK

 

Şanlıurfa’ya ayak bastığımızda böyle bir manzara ile karşılaşmayı doğrusu beklemiyordum. Alman Federal Milletvekili Hakkı Keskin, Berlin Parlamentosu Milletvekilleri Özcan Mutlu ve Bilkay Öney ile havaalanından doğruca Urfa’nın ünlü “Sıra geceleri”ne doğru yol aldık. Bizleri orada Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba, eşi ile birlikte karşıladı. Hamburg Eyaleti Meclisi’nin Başkanvekili Nebahat Güçlü, Viyana Milletvekili Şirvan Ekici, Danimarka’nın eski milletvekili ve şimdiki Avrupa Parlamentosu adayı Hüseyin Araç, Yukarı Bavyera Bölge meclisi üyesi Adil Oyan ve Almanya’nın Aşağı Saksonya Eyaleti Meclis üyesi olan, AP adayı Murat Kalmış, bir gün önce Urfa’ya gelmiş ve çoktan Urfalılarla kaynaşmıştı bile…

Tam 400 yıllık bir konağın salonlarından biri hazırlanmıştı. Halılar üstündeki yer sofralarında bir yandan, Urfa’nın ünlü mutfağının ürünlerini tadarken, diğer yandan da “Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar” ile başlayan güzel türküler kulağımızı doldurdu.

Fakıbaba, 12 bin yıllık Urfa tarihini anlattı. “Medeniyetler bu şehirden başladı” dedi. Peygamberler şehri Urfa’ya olan sevdasından söz etti. TBMM’nin en genç milletvekillerinden olan 1976 doğumlu Emin Önen de aramıza katıldı ve Avrupa’nın Türkiye kökenli milletvekillerine ev sahipliği yapma görevini yerine getirdi.

XXX

Aynı zamanda Doktor olan Belediye Başkanı Fakıbaba, kentte çok seviliyor. Kentin turistik ziyaretlere açılması için dört yıldan bu yana aralıksız çalışmış. Şanlıurfa ve Harran’ın dünya tarihi ve kültürel mirası bakımından büyük önem taşıyan değerlerini, halka anlatıp gelecek nesillere aktarılması amacıyla belediye “Tarihe yolculuk turu” adında seferler başlatmış. Harran, Bazda Mağarası, Şuayb Şehri, Soğmatar ve Ören’e yazın ücretsiz turlar düzenleniyormuş.

Belediye yeşiller içerisinde bir Şanlıurfa oluşturmak için imar planında park ve yeşil alan olarak ayrılan yerlerin ağaçlandırma çalışmalarına ağırlık vermiş. Şanlıurfa’da Cumhuriyet tarihinden bu yana toplam 42 park yapan geçmiş yerel yönetimlere nazaran 4 yıl içinde 88 yeni park yapılmış. Bu çalışmalarla toplam 380 bin metrekare yeşil alan oluşturulmuş. Ayrıca yeni açılan orman sahaları, park, refüj, kaldırım ve kavşaklara yaklaşık 185 bin bitki ve ağaç dikilmiş.

Kente, bizim hiç bilmediğimiz bir turist akını var. Özellikle İranlılar, erzaklarını yanına alarak Hazreti İbrahim türbesini ziyarete geliyor ve sabahlara kadar cami avlusunda uyuyarak mağaradan su içebilmek için bekliyorlarmış.

 

Ama artık ŞanlıUrfa, Avrupa’ya açılmak istiyor. Fakıbaba, Güneydoğu’daki Urfa’nın “terörle” anılmasından hiç hoşnut değil. “Burada en ufak bir olay yok ama, insanlar gelmeye korkuyorlar” diyor. Bunun için de Avrupalı Türkiye kökenli milletvekillerinden destek istiyor. “Buraları görün ve içinde olduğumuz şu huzurlu ortamı oralarda anlatın” diyor.

Daha öncede bu köşede dile getirdim. Avrupa’nın seçilmiş Türkiye kökenli milletvekillerinin bir misyonları var. O da “Anavatan Türkiye’nin elçiliğini üstlenmek”. Bunu hakkıyla yerine getirenler var. Onların sırtındaki yük oldukça ağır. Ama işin güzel tarafı, bu yükü seve seve taşımaya hazırlar.

 

 

***

http://www.milliyet.com.tr/Yazdir.aspx?aType=HaberDetayPrint&ArticleID=1008754

 

HER SAFHASI ASKERİ TAKTİĞE UYGUNDU’

 

Basına bilgi veren Org. Koşaner, “Hiçbir görüntü, Aktütün’e yönelik bir eylemin emaresini teşkil etmiyor” dedi. Koşaner, Aktütün görüntüleri denilen görüntüler ile bölge arasında kilometrelerce mesafe olduğunu belirtti

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Aktütün Sınır Karakolu’nun emniyetini sağlayan Bayraktepe’ye düzenlenen ve 17 askerin şehit olduğu saldırıyla ilgili olarak İkinci Ordu Komutanlığı’nca yapılan incelemenin sonuçlarını açıkladı.
Baskının önceden bilindiğine ilişkin görüntü ve duyum raporlarına dayanan yayınlara tek tek yanıt veren Koşaner, bölgedeki birliklerin Bayraktepe’yi teslim etmediklerini, olayın her safhasının askeri taktiğe uygun olarak gerçekleştirildiğini söyledi.
Org. Koşaner, dün Genelkurmay Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un TSK’nın kendine güvenen bir kurum olduğu ve incelemenin açıklanacağına ilişkin sözlerini hatırlattı. Org. Koşaner, isim vermeden Taraf gazetesinde 14 Ekim’de, “Aktütün baskını biliniyordu” iddiasıyla yer verilen görüntüler ile Asayiş Kolordu Komutanlığı’nın duyum raporlarıyla ilgili olarak tek tek açıklamada bulundu. 

Görüntü yorumları
“Hiçbir görüntü, Aktütün emniyet mevzilerine yönelik bir eylemin emaresini teşkil etmemektedir” diyen Koşaner, Taraf’ta yayımlanan İnsansız Hava Aracı (İHA) görüntüleriyle ilgili şu bilgileri verdi:
–  5 Eylül 2008 tarihli görüntüde, ‘Kandil’de tespit edilen 80 kişinin Hakkâri Şemdinli bölgesine hareket ettiği’ iddia ediliyor. 80 kişinin nasıl sayıldığı ve 100 kilometrenin üzerindeki mesafeden Şemdinli’ye hareket ettiğinin nasıl anlaşıldığı merak konusudur.
–  3 Ekim tarihli saat 08.35’e ait görüntüye dayanılarak, Aktütün’e 25 kilometre mesafedeki bölgenin teröristlerce mayınlandığı iddia ediliyor. Irak’ın kuzeyindeki Keritepe’nin, karakol emniyet mevzilerine kuş uçuşu mesafesi 17.5 kilometre. En etkili havanın mesafesi 8.5 kilometre.
–  3 Ekim’de saat 13.00’ten sonra Aktütün Karakolu üzerinden alınan görüntü doğrudur. Saat 13.04’te eylem başlamıştır. Yerlerini tespit için İHA bizim tarafımızdan bölgeye getirilmiştir. Önceden koordinatların yüklenmesi gibi bir şey söz konusu değildir.
–  2 Ekim, 09.00-09.30 saatleri arasında alınan görüntüde, ‘Aktütün’e sadece 1 kilometre mesafede sırtlarında yükle yürüyen teröristleri gösterdiği’ iddia ediliyor. Görüntüdeki coğrafi koordinatın gerçek yeri Şemdinli-Umurlu köyü, sınırın hemen Irak tarafındaki Ziki köyünün güneyidir. Boş olan köyün bahçeleri daha güneyden gelen köylüler tarafından ekilip biçiliyor.

Duyum raporları
Koşaner, Taraf’ın yayımladığı duyum raporlarıyla ilgili olarak da şu açıklamalarda bulundu:
–  23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı kaynaklı 2 Ekim tarihli haber metni esas alınarak, ‘Aktütün eylemini yapacak teröristin adının bile belli olduğu, ağır silah taşıyacak 25-30 katırın Aktütün karşısında Mezi Deresi’nde bekletildiği’ iddiaları var.
25-30 katırın beklediği yer, belirtilen koordinata göre Aktütün’e 125 kilometre mesafede, ismi Mezi olan bir başka dereye aittir.
–  Hakkâri İl Jandarma Komutanlığı’nın 29 Eylül tarihli duyumuna ait haberde, Dağlıca bölgesindeki gelişmelere ait bilgiler, Aktütün olayıyla ilişkilendirilmeye çalışılıyor.
Aktütün ile Dağlıca arasındaki bölge son derece sarp bir arazidir. İki bölge arasında coğrafi bir bağlantı yoktur. Dağlıca’da bulunduğu söylenen teröristlerin, Aktütün’e eylem yapma niyetinde olduğunu bilmek mümkün değildir.

Kilometreler var
–  Hakkâri 3. Taktik Piyade Tümen Komutanlığı’nın, 2 Ekim 2008 tarihli ‘35 teröristin 6 katırla Çukurca’ya geldiği ve diğer gruplarla birleşerek bölgedeki askeri birliklere eylem kararı aldıkları’ duyumu da Aktütün ile ilişkilendirilmek isteniyor. Çukurca, karakola kuş uçuşu 60 kilometre mesafede. 
–  2 Ekim tarihli bir başka duyumda, 32 teröristin füze ve havanlarla Karanlıkdağ’da mevzi hazırlığında olduğu’ belirtiliyor. Burası Aktütün’e kuş uçuşu 88 kilometre mesafede.
–  2 Ekim 2008 tarihli bir duyumda ‘Sayıları 40-45 arasındaki teröristin Hakkâri’nin Şemdinli kırsalında ve köylerde oldukları, kamu kurumlarına, koruculara, konvoylara, polislere ve izne giden gelen askerlere eylem yapacakları’ yer alıyor. Bu haberlerin Aktütün olayıyla doğrudan bir ilgisi yoktur.
Koşaner, “Görüldüğü gibi basında ‘istihbarat alındı’ şeklinde yer alan haberlerin ve bunlara dayanılarak ileri sürülen iddiaların Aktütün olayı için emare teşkil edecek hiç bir yönü yoktur, iddialar doğru değildir” dedi.

Zafiyet yok
İstihbarat zafiyetinin olmadığını dile getiren Koşaner, saldıran teröristlerin 150 dolayında olduğunu söyledi. Koşaner, İHA görüntülerinin gerçek zamanlı görüntüler olmadığını, görüntünün alındığı zaman ile karargâha ulaştığı zaman arasında belirli bir sürenin olduğunu ifade etti.
Koşaner, TSK’nın 25 yıldır bölücü örgüte kırsal kesimde verdiği başarılı mücadelenin dünyada bir örneği olmadığını belirterek, bu sürede terör örgütünün yaklaşık 50 bin mensubunu kaybettiğini söyledi.
Bayraktepe’nin teslim edilmediğini, mücadalede herhangi bir eksiklik ve aksaklık olmadığını vurgulayan Koşaner, “Bayraktepe’de görevli birlikler canları ve kanları pahasına mevzilerini savunmuşlardır” dedi. Koşaner, askerlerin ödüllendirilmesi konusunda değerlendirme yapıldığını da belirtti.
“Teröre karşı yürütülen mücadele bir psikolojik savaştır” diyen Koşaner, “Eğer basınımız daha sağduyulu ve dikkatli davranırsa, kamuoyumuzu yanlış yönlendirmezse, terörist örgütün arzu ettiği şeyleri yapmaktan imtina ederse, gerçekler daha iyi ortaya çıkar” dedi.

Emniyet vurgusu
Org. Koşaner, sorular üzerine, ABD’nin Kuzey Irak’ta görev yapan İHA’lardan birini Türkiye’ye tahsis ettiğini, ikincinin devreye girmek üzere olduğunu belirterek, kendilerinin bu İHA’yı istenen bölgeye yönlendirebildiklerini, Bayraktepe saldırısı sırasında da yönlendirildiğini, ancak yoğun ateş nedeniyle belli bir mesafede konuşlandırıldığı için çok sağlıklı görüntü alınamadığını söyledi. Görüntülerin Genelkurmay karargâhından ilgili birliklere gönderildiğini belirten Koşaner, “ABD’nin bu görüntüleri nereye aktardığını biz bilemeyiz” dedi.
Koşaner, duyumların ise teyit edilmediği için istihbarat raporu olmadığını ifade ederek, “İstihbarat duyumları paylaştırılır. Pek çok adrese dağıtılmaktadır. Pek çok adresten sızdığı hakkında araştırmamız devam etmektedir” diye konuştu.
Duyumların istihbarat birimleri ile Emniyet’e de mahalli olarak verildiğini kaydeden Koşaner, askeri belgelerin sızdırılmasıyla ilgili adli soruşturmanın ise sürdüğünü hatırlattı.

 

***

http://www.abhaber.com/haber.php?id=23650

 

ABHABER AÇIKLIYOR:ÇEK DÖNEM BAŞKANLIĞI: TÜRKİYE KONUSUNDA AŞIRI HIRSLI OLMAK ÜLKENİN ADAYLIĞINA ZARAR VEREBİLİR

 

1 Ocak 2009’da başlayacak olan AB Çek Dönem Başkanlığı dış ilişkilerde doğuya doğru bakıyor. 20 Ekim’de PASOS (Açık Toplum için Politika İşbirliği) ve PASOS’un üyelerinden biri olan Europeum tarafından Prag’da düzenlenen bir konferansta 35 düşünce kuruluşu ile 22 Orta Avrupa, Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkesinin temsilcileri bir araya gelerek 2009’un ilk altı aylık döneminde AB’nin izleyeceği dış pollitikayı tartıştı.

ABHaber’in aldığı bilgilere göre toplantıda Rusya ve diğer eski Sovyet Blok’u ülkeleri ile olan ilişkiler tartışmaların merkezinde oldu. Çek Dış İşleri Bakanı Tomas Pojar, bazı ülkelerdeki istikrarsızlığa dikkat çekerek, bu konuların Çek Dönem Başkanlığı’nın ajendasında önceliğe sahip olacağını, ancak beklenmedik bir kriz olması durumunu göz önünde bulundurmaları, dolayısıyla en kötü durum için hazır olmaları gerektiğini ifade etti.

Batı Balkanlar

AB’nin bölgedeki genişleme süreci devam edecek veÇek Dönem Başkanlığı’nda vize sisteminin serbestleştirilmesinde aşama kaydedilecek. Çek Cumhuriyeti Lizbon Antlaşması’nın yürürlüğe girmesi ile genişleme süreci arasındaki bağlantıyı reddediyor, gerçekçi olarak belirlenmiş üyelik tarihlerinin gerekli kurumsal düzenlemeleri yapmak için yeterli zaman tanıdığına inanıyor.

Pojar, bu sebeple Hırvatistan ile olan müzakerelerin gelecek yıl sona ermesini beklediğini, ancak en iyimser senayo ile bunun İsveç Dönem Başkanlığı’nda olabileceğini söylüyor.

Pojar, Bosna Hersek için bu sürecin daha çok zaman alacağını ancak ülkenin kritik bir dönemde olduğunu ifade ertti. Çek Cumhuriyeti AB üye ülkelerinin Bosna Hersek ile uyumlulaştırılmış bir gelecek kurması gerektiğini düşünüyor.

Bu uluslararası toplum ofisinin yüksek temsilciliğinin kapatılması uzun süredir planlanıyor olsa da kapanış için kesin bir tarih belirlenmedi. Bosna Hersek teknik seviyede muktedir olsa da, Avrupa Araştırma Merkezi’nden Tija Memisevié, eğer ülke şu anki siyasi liderlere bırakılırsa kaos oluşma riskinin var olduğuna dair uyarıyor.

Çek Dönem Başkanlığı, Makedonya ile üyelik müzakerelerinin başlamasına yönelik bir Komisyon tavsiyesi hazırlanmasını beklemiyor. Makedonya ile Yunanistan arasında süren isim anlaşmazlığı müzakerelerin başlamasını engellemeye devam ediyor.

Çek Cumhuriyeti temsilcileri, Sırbistan (ve Kosova) için üyelik yolunun uzun ve engebeli olacağını ifade ediyor ve Belgrad’a yönelik olası bir jest göremediklerini kaydediyorlar. Belgrad Avro-Atlantic Çalışmaları Merkezi’nden Jelena Milié, AB’den Sırbistan’a “tutarlı bir cevap gelmemesinin” sorunlar yarattığına ve Sırpları Avrupa entegrasyonuna dahil etmek için vize serbestleştirmesinin gerekli olduğuna dikkat çekti. Diğer taraftan, AB, Belgrad’daki yasal sistemde reform yapılmadıkça sert tutumunu devam ettirmeye kararlı.

Kosova Açık Toplum Vakfı’ndan Luan Shllaku Kosova’nın üç sorunla karşı karşıya olduğunu kaydetti: Anayasa’nın uygulanması (Ahtisaari planı), EULEX heyetinin yayılması (Belgrad’ın bu bağlantıda ağırlığını koyması bekleniyor) ve Birleşmiş Milletler temsilciliği sorusunun unutulması.

Kosova İleri Çalışmalar Enstitüsü’nden Shapend Ahmeti ise bunun yanında Priştine’nin bağımsızlığını tanımayan beş AB ülkesi Kıbrıs, İspanya, Yunanistan, Slovakya ve Romanya tarafından tanınması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu görüş Avrupa İstikrar İnisiyatifi’nden Verena Kanuss tarafından da paylaşılıyor. Knauss, Çek Cumhuriyeti’nin bu amaç uğruna tüm ağırlığını kullanması gerektiğini söylüyor.

Türkiye

Çek Cumhuriyeti temsilcileri Türkiye konusunda aşırı hırslı olmaya gerek olmadığını, çünkü bunun ülkenin adaylığına zarar verebileceğini ifade ediyor. Pojar, sürecin devam edeceğini ve gelişmelerin büyük ölçüde Kıbrıs’a bağlı olduğunu kaydederek, dolayısıyla bu aşamada Fransa Dönem Başkanlığı’nda başlayan ritim ile fasıl açılmasına devam etmek ve İsveç dönemi için altyapı hazırlamak gerektiğini ekliyor.

Bu yaklaşım Avrupa Kamu İlişkileri Enstitüsü’nden David Kral tarafından da destekleniyor. Kral, müzakereleri bürokratikleştirmek ve tartışmaları depolitize etmek gerektiğini ifade ediyor. Slovak Dış Politika Araştırma Merkezi’nden Lucia Najslovs da bu görüşe katılarak Çek Dönem Başkanlığı’nda ufak adımların atılabileceğini umduğunu belirtiyor.

Rusya

Önümüzdeki birkaç ay içinde AB-Rusya ilişkilerinin nasıl ilerleyeceğini tespit etmek güç ancak Çek Dönem Başkanlığı AB27 arasındaki birliği devam ettirmek ve Fransa Dönem Başkanlığı’nda atılan adımları izlemek istediğini kaydetti. Pojar, AB’nin Rusya’ya saygılı olması gerektiğini ancak Rusya’nın da aynı sayıyı göstermesi gerektiğini ifade ederek yeni ortaklık antlaşması için müzakerelerin gelecek yıl da devam etmesini umduğunu belirtti.

Avrupa Araştırmaları Merkezi’nden Michael Emerson, Cenevre müzakereleri rayına oturana kadar AB’nin müzakare başlatmaması gerektiğini ifade etti. Tüm katılımcılar kesinlik ve açıklığın gerekli olduğu ve Rusya’yı izole etmeye yönelik girişimlerin felakete yol açacağı konusunda hem fikir. Katılımcılar insan hakları ve demokrasi konusundaki sorunların gelecek dönem başkanlığında da üzerinde durulması gerektiği konusunda görüş birliği içindeler.

Doğu Ortaklığı

Çek Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı yardımcısı, vize kolaylaştırması ve serbest ticaret antlaşmalarının üzerinde durulacağını belirtiyor. Başbakan yardımcısı Beyaz Rusya’nın da bu ülkelerin arasında olmasını dilediğini ve Minsk’ten bazı sinyaller aldığını ileterek ekledi: “Doğu Ortaklığı’nda Ukrayna en önemli ülkedir”. Moldovya’da baharda gerçekleştirilecek seçimler Çek Dönem Başkanlığı için önemli olacak. Çek Cumhuriyeti’ndeki AB Özel Temsilcisi Kalman Mizsei, bu seçimlerin büyük bir test olacağını, ve eğer standartlara uygunsa geleceğe olumlu bakabileceklerini belirtti. Ancak yine de Cenevre’de düzenlenen Gürcistan’ın güvenlik ve istikrarına yönelik tartışmalara devam etmek ve Azerbaycan’a daha çok görünürlük sağlamak Çek Cumhuriyeri’ne bağlı olacak.

ABHaber, 27-10-2008 11.00 (TSİ)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.