Büyük SÖYLEV

Yurdumuzun kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün, Genel Başkanı olarak 15–20 Ekim 1927’de toplanan CHP 2. Büyük Kurultay’ında yaptığı 36,5 saatlik konuşması Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en gerçekçi, en anlamlı destanı sayılacak içeriktedir. Belgelerle açıklanan olayları, Ulusal Kurtuluş Savaş’ımızın tüm olumsuzluklara karşın nasıl kazanıldığını, “Türk Mucizesi” adı verilen bu yoktan var olma, ölüm-kalım uğraşının isyanlara, ihanetlere, Şeyülislâm Dürrizade Abdurrahman efendinin ölüm fetvası, Padişah-Halife Vahdettin’in idam fermanına karşın nasıl başarıya ulaştığını Türk Ulusu’nun bilgisine sunmaktır.

İleri görüşlülüğün en belirgin kanıtlarından biri olan Gençliğe Sesleniş’le biten Büyük Söylev, yarınlarda karşılaşılacak durumların nasıl önlenip giderileceğine ilişkin öngörüleri de taşımaktadır. Bugün içinde bulunduğumuz sorunlar, karşılaştığımız güçlükler, dış güçlerin baskı ve dayatmalarıyla içimizdeki işbirlikçilerin tutumu gözetildiğinde Mustafa Kemal’in ne kadar haklı, ne kadar gerçekçi ve ne kadar derin düşünceli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Batı’nın sömürgesi durumuna düşmüş, Balkan ve 1. Dünya Savaşlarında büyük yitikler verip acılar çeken bir ülkenin bıkkınlık duyan, yoksunluklar içinde bocalayan ama bağımsızlığı için canını adayan insanlarını nasıl birleştirip zafere ulaştırmış olduğunun en sağlıklı belgesi Büyük Söylev’dir. Erzurumlu Raif Efendi’yle birlik olarak Müdafaai Hukuk Derneği’ne karşı Muhafaza-i mukaddesat Cemiyeti’ni kuran eski arkadaşlarından kimilerinin saltanat yandaşlığı ve duygusallık nedeniyle gerçekleri çarpıtarak yazdıklarına yollama yapan kimi eski faşist yeni liberal(!) iktidar şakşakçıları Büyük Söylev’i sözde eleştirileriyle yalanlamaya çalışmaktadır. Kimi üniversitelerde yuvalanan laik cumhuriyet ve Atatürk karşıtları da bilimsel gerekleri dışlayarak soy ve din sömürüsüyle aynı kötülüğü işlemektedir.

Samsun’a çıkışından sonra dört yıl içinde 623 yıllık imparatorluğa son vererek demokrasiyi amaçlayan çağdaş cumhuriyeti kurmasını, aramızdan ayrıldığı yıla değin onbeş yıl gibi çok kısa bir sürede inanılması güç Türk Devrimini atılımlarıyla kazandırdıklarını gözardı eden, yadsıyan değerbilmezlerin çabaları boşunadır. Büyük Türk Ulusu, Atatürk’ünü Türkiye’mizin doğal ve tarihsel varlıklarının ve değerlerinin özeti ve simgesi saymakta, O’nu bir kişi değil Türkiye’mizle özdeşleyerek kurumlaşmış bir ilkeler anıtı bilmektedir. Gerçekten Atatürk bizim için bağımsızlık, özgürlük, ulusal egemenlik, uygarlık ve çağdaşlığı kapsayan Türkiye aydınlanmasının kaynağı demektir. Onur, ahlak, adalet bilinmektedir. Yaşamsal önemdeki ilkeleri ulusal dayanağımızdır.

Önyargılı, koşullanmış, dogmalar, hurafeler pençesinde aymazlık ve bağnazlığa düşmüş, değişik nedenli bağlılıklar ve bağımlılıklarla akıl ve bilim dışında kalmış, kötü alışkanlıkları, ruhsal ve beyinsel bozukluklarıyla sapkınlıklara, düşmanlıklara soyunmuş olanlar Atatürk’e ilişkin ne varsa kötülemektedir. Kimileri de anlamadıkları yargı kararlarını kendi yorumları gibi, anladıkları gibi yansıtarak gerçekleri saptırmaktadır. Özellikle laiklik konusunda.

Büyük Söylev’in 81. Yıldönümü’nde ATATÜRK’ü en iyi duygularla anarken özellikle gençlerimizin bu tarih destanını başucu kitabı olarak bulundurmalarını, hatta her yurttaşımızın en sıkıntılı günlerinde okuyarak direnme güçlerini koruyup artırmalarını öneriyoruz.

ATATÜRK’ün bir sözünü anımsatmayı yararlı buluyoruz. “Yemin kutsal bir yüklenme demektir. Namuslu bir kimse verdiği sözden dönmez”. Günümüz için bu anlamlı sözü ölçüsünde Büyük Söylev’i de bize nice dersler vermektedir. Yararlanmasını bilmeliyiz.

Yekta Güngör ÖZDEN – Sözcü Gazetesi – 20.10.2008

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.