HER GÜN BİR ERMENİ VAHŞETİ (3)

 

          Ermenistana bir maç için gitme telaşının arkasında yatan daha başka ve önemli etkenler ve bu gidişin doğuracağı sonuçların araştırılması gerekir.  Bir maç ile başlayan dostluk bir “penaltı düdüğü” ile son bulur. Ermenilerin yakın geçmişte yaptığı vahşet ve kıyımları bir yana bırakın, daha dün sayılabilecek bir geçmişte, yabancı ülkelerde görevi başında öldürülen büyükelçilerin, konsolosların kanının hesabını kim verecek ? Bunlar için en ufak bir pişmanlık belirtisi gösterilmiş midir? Umarız ki bu günkü maç da büyük bir fiyasko ile son vermesin.

         Bu gün oynanacak maç ile ilgili olmak üzere, üç gündür devam eden, Erzurumun işgali sırasında ermeni soykırımını bizzat yaşayan ve daha sonra “Müstantik” sıfatı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk hakimlerinden biri olan babam Av.Mahir Akyüz’den bizzat dinlediğim anıların sonuncusunu vermekteyiz. Gerekirse bu ve buna benzer yayınlar devam edecektir :

 

             Erzurum’da ermeni ve rus işgalini yaşıyorduk. Soğuk bir kış gecesi idi. Kapımız gürültü ile kırıldı. İçeriye elleri silahlı, komitacı giysili birkaç ermeni girdi. Babamla beni yaka paça dışarı çıkardılar. Engel olmak isteyen annemi dipçikle yere yıktılar. Küçük kız kardeşim, bir köşede korkudan büyümüş gözleri ile bize bakıyordu. Ben 10-11 yaşlarında bir çocuktum. Babam 60 yaşını çoktan aşmış, ak sakallı bir ihtiyardı. Diğer evlerden topladıkları mahalleliyi sıraya sokmuş götürüyorlardı. Bizi de sıraya soktular. Biraz sonra genç bir rus askeri yanımıza sokuldu. “Baba sen yaşlısın, çocuğunu al git” dedi.

            Eve geldik, kapıyı kapatmaya çalışıyorduk ki, kapı ardına kadar yeniden itilerek açıldı. Önceki ermeni askerlerinden biri gelmişti. Dipçikleyip küfür ederek bizi tekrar alıp götürdü, sıraya koydu. Biraz yürümüştük ki, aynı genç rus askeri bizi gördü. Bizi sıradan çıkardı, eliyle gitmemizi işaret etti. Koşarak eve geldik. Duvarda, yataklarımızı koyduğumuz tahta bir dolap vardı. Babam tahta dolabın içine girdi, üzerine yorganları örttüler. Annem, beni “tandır” ın içine soktu. 

            Tandır, Erzurum evlerinde bulunan, fırın benzeri bir yerdir. Tandırın üzerini örttü. Tandır henüz tam olarak soğumamıştı, ellerim ayaklarım yandı ama hiç ses çıkarmadım. Biraz sonra şiddetli gürültüler duydum. Evin kapısı tamamen kırılmıştı. Etrafı dağıtıp kırıyorlardı. Bizi arıyorlardı. O sırada dışarıdan bağırtılar geldi, çıkıp gittiler. Saatler sonra tandırdan çıktım, anam yanıklarımı sardı.

            Ertesi sabah, gün ağarırken dışarı çıktık. Her evden arta kalan yaşlı kadın, erkek, çocuk, soğuktan titreyerek ve birbirimize sığınarak yürüdük. İlerideki mahalle camisi yarı yanmış vaziyette idi, bir kaç yerinden hala dumanlar çıkmakta idi. Gece götürülen komşularımızı içeride yanmış ve kurşunlanmış olarak bulduk.” 

 

            Erzurum’da, aynı tandırın başında bu anıları büyülenmiş gibi dinlerdik.

 

İlk yayınladığı yer ve anı dizileri adresi :

http://www.asahaber.com/modules.php?name=News&file=article&sid=8288

 

Yayım tarihi
Genel olarak sınıflandırılmış ile etiketlenmiş

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.