Danimarka, Norveç, İsviçre ve Kanada Büyükelçileri İstenmeyen Adam İlan Edilmeli, Türkiye’den Derhal Çıkartılmalıdır

Turhan FEYİZ0ĞLU

Aslında yukarıdaki istenmeyen elçilerin arasında ABD elçisi Edelman da vardı; ama herif Türkiye’den kendisi ayrılmak zorunda kaldı.

“TCK Kadın Platformu” imzasıyla Ankara’da, “Türk Ceza Kanunu değişiyor/ O halde mücadeleye devam” sloganıyla afişler asıldı.

Afişin altındaki imzalarda ayrıca: “Danimarka Büyükelçiliği, İsviçre Büyükelçiliği, Norveç Büyükelçiliği ve Kanada Büyükelçiliği” imzaları da vardı.

Emperyalist güçler, Birinci Dünya Savaşı’nda bile bu kadar cüretkar değillerdi. Bunu yapacak cesaretleri yoktu. Ama bugün yapabilecek cesareti gösterebiliyorlar. Bu cesareti kimden alıyorlar?

Bu afişin altında imzaları bulunan Norveç Büyükelçisi H. W. Longva’nın, Danimarka Büyükelçisi C. Hoppe’nin, İsviçre Büyükelçisi Dr. W. B. Gyger’in ve Kanada Büyükelçisi Michael Leir’in “istenmeyen adam” ilan edilerek Türkiye’den derhal çıkartılması gerekir.

Bunlar Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı “mücadeleye devam” ettiklerini söylemektedir. Bu içişlerimize karıştıklarının açıkça, hem de başkent Ankara’da itirafıdır.

Tüm dünyada herkesin başkanları için “Aptal” nitelendirilmesi yapılan ABD’nin Türkiye’den giden elçisi Eric Edelman, Boğaziçi Üniversitesi’nde (BÜ) bir konuşma yaptı. 3 Haziran 2005 tarihinde yayınlanan açıklamasında Edelman, yaptığı konuşmada, özetle şunları söylemişti:

“İki ülke ilişkilerini yanlış yönlendiren fikirler ve ABD şirketlerini boykot çağrıları, özellikle çirkin başlarını kaldırdıkları zaman ezilmelidirler.”

Bu açıklama beni şaşırtmadı.

ABD şirketi Cargill’in Bursa’nın İznik Gölü havzasında yaptırdığı mısır işletme tesisiyle ilgili Türk yasaları tarafından verilen ceza kararlarıyla ilgili uygulama hakkında ABD Başkanı George Bush, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan ABD şirketlerinin zorluklarla karşılaştığı eleştirisini yaptı ve bunun halledilmesini istedi.

ABD’nin siyasette iki yüzlü hareket eden çirkin yüzü böylece bir daha açığa çıktı. Edelman’ın açıklamasıyla ABD politikası suçüstü yakalandı. Bu açıklama yeni bir itiraftır.

“Baş ezmek” ne anlama geliyor ?

“Baş ezmek”, ya ABD’nin istediğini yapacaksın, ya da öleceksin anlamına geliyor.

Edelman denen herif kimin başını ezdi ve ezmek istiyor?

% 80’i ABD emperyalizmine karşı olduğu söylenen Türk halkının başının ezilmesini istiyor?.

Peki gittiği her ülkede kışkırtıcılık yapan- kan dökülmesine yol açan olaylara sebep olan Edelman kim?

Ukrayna göçmeni Yahudi bir aileden olan Edelman’ın annesi İstanbul Yahudilerinden. Bu nedenle Türkçeyi anadili gibi konuşuyor. Fakat, Edelman, Türkiye’de Türkçe’yi az anlarmış gibi hareket etti, taklitçilik yaptı, herkesi kandırmaya çalıştı.

İsrail’deki ırkçı-faşist Likud Partisi’nin çok sevdiği bir isimdi Edelman.

ABD emperyalizmine karşı Türk yurtseverlerinin düzenlediği bir eylemle Edelman gibileri hakkında bir örnek vermek istiyorum.

CIA ajanı Robert Commer, 1968 yılında Türkiye’ye ABD elçisi olarak atanmıştı.

Commer de, Edelman gibi gittiği her ülkede karışıklık çıkartan bir görevliydi.

Yurtsever-devrimci Türk gençleri, 1968-1969 yıllarında, Commer’in Türkiye’de istenmeyen adam edilmesini ve derhal Türkiye’den çıkartılmasını isteyen eylemler yaptı. Bunlardan en önemlisi, ABD Elçisi Robert Commer’in otomobilinin ODTÜ’de yakılmasıydı. Commer bu eylemler sonucunda bir kaç ay içinde defolup gitti.

ABD 6. Filosu Türkiye’ye 1950’den itibaren geliyordu.

1964 yılında, ABD’nin baskısına karşı Başbakan İsmet İnönü, “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye’de orada yerini alır”, diyerek tepkisini dile getirmişti.

Kıbrıs nedeniyle 1964’te ve 1974’te ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı ambargoyu unutmadık.

Yurtsever-devrimci Türk gençleri, düzenlediği eylemlerle ABD’nin 6. Filo’sunun Türkiye’ye gelmesini 1970 yılında tamamen engelledi.

1968-1972 yılları arasında çeşitli provokasyonlar sonucunda yurtsever-devrimci Türk gençlerinin “başları ezildikten” sonra ABD 6. Filosu Türkiye’ye tekrar gelmeye başladı.

ABD’nin Türkiye’de yaptığı provokasyonları-katliamları unutmadık.

Sinan Cemgil, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve yüzlerce yurtsever Türk genci ABD emperyalizmine karşı geldiği, direndiği için ABD ve İngiltere’nin maşaları tarafından öldürüldü.

ABD’nin Büyükelçisi Edelman’ın deyimiyle, “Başları ezildi.”

ABD’nin kendi çıkarları için Türk devletine karşı maşalarını-teröristlerini kullanmasını, desteklemesini unutmadık.

Tarihten bir örnek vermek istiyorum.

ABD ve İngiltere’nin maşaları, 20 Haziran 1987 tarihinde, Mardin’in Ömerli İlçesi Pınarlı Köyü’nü basarak, Bedirhan Öztep’in ailesinden kadın-erkek-çocuk 29 kişiyi katletti.

Bedirhan Öztep’in ailesinden katledilen 29 kişiyi unutmadık. Onlar kardeşimizdir.

ABD ve İngiltere’nin maşaları tarafından alçakça katledilen 40 bine yakın şehidimizi unutmadığımız gibi, yakın zamanda, 1 Haziran 2004’ten Mayıs 2005’e kadar ABD’nin kullandığı maşalarca öldürülen 107 Türk şehitle 231 yaralıyı da unutmadık, unutmayacağız.

ABD ve İngiltere’nin yaptığı insanlık dışı diğer olayları unutmadığımız gibi, Süleymaniye’de Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesini, Musul’da 5 Türk güvenlik görevlisinin öldürülmesini yurtsever Türk vatandaşları olarak unutmadık, unutmayacağız.

Irak’ta ve Türkiye’de yaşayan bazı maşalar, ABD ve İngiltere’nin Ortadoğu’ya gelerek soykırım yapmasını şenliklerle, halaylarla karşıladı-kutladı, destek verdi, veriyor. Bu ABD ve İngiltere taraftarı maşalar, Ortadoğu’da bazı halklara-milletlere yönelik soykırım ve katliamlara iştirakten-desteklemekten tarih içinde sorumludur. Bu katliamın-soykırımın tarih açısından da bir hesabı olduğu unutulmamalıdır. ABD ve İngiltere’yle yaptıkları bu alçakça işbirliği her zaman karşılarına çıkacaktır.

Irak ve Afganistan’daki gözyaşı devam ediyor.

ABD’li diye bir millet yok ama Türk diye dünyanın en eski milletlerinden bir millet var.

Türk, tüm zamanların içinde her zaman varoldu-varolacak ama ABD’li diye bir şey olmayacak.

ABD’yi oluşturan ve onlarla işbirliği içinde olan maşalar para için her kılığa bürünmüş, para için herşeyi yapmıştır.

Mersin’de, Türk Bayrağı’nı yakmak isteyen bir-iki çocuk ortaya çıktı.

Bu olay bir şeyin açığa çıkmasına yol açtı.

Bu olay, ABD ve İngiltere dahil emperyalist bazı güçlerle işbirliği içinde olan bazı maşalar tarafından Türkiye’de uygulanmak istenen oyunun ne olduğunun ortaya çıkmasına yol açtı.

Bu oyunu bilen yurtsever Türk komünisti, yurtsever Türk milliyetçisi ve yurtsever Türk İslamcısı, evine-işyerine Türk Bayrağı astı, tepkisini dile getirdi, ABD ve İngiltere’nin provokasyonlarına dikkat etmesini istedi.

2005 yılında, Çanakkale Şehitliği’ni her hafta sonu 100 bin kişi ziyaret ediyor.

Bu gibi örnekler, ABD ve İngiltere karşıtlığının Türkiye’de giderek yapısallaşması anlamına geldiğinin örneklerini veriyor.

Başka örnekleri diğer yazılarımda vereceğim. Fakat, bu olaylar, şunu söylüyor: Artık, hiç kimseye taviz yok.

Bir şeyi belirtmem gerekiyor.

Türk toplumunun, hiç kimseye-topluluğa-topluluklara karşı hiç bir düşmanlığı yok, olmamış. Özellikle dostluğu ve korumalığı olmuş. Bu tarihte örnekle kanıtlanmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Yurtta barış, dünyada barış.”

Barış nasıl olacak?

Türkler sabrının son sınırına kadar sabreder, bekler.

Şair Nazım Hikmet bir şiirinde ne diyor:

“gayrı yeter demesinler.”

Türk’ün sabrını zorlamayacaksınız.

Türk toplumu bu deyime her zaman uymuş ama, Türk toplumuna karşı kim haince saldırı yapmış, kötülük etmişse, eninde sonunda bedelini ödemiş, ödetilmiştir.

Türk unutmaz, affetmez.

Tarihe bakın bunun binlerce kanıtını görürsünüz.

20.6.2005

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.