Blog

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 05 Haziran 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 05 Haziran 2018 )

    1.. Minsk Grubu Eş Başkanları 13 Haziran’da Ermenistan’ı ziyaret edecek.  Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Basın sözcüsü Tigran Balayan Salı günü bir brifingde yaptığı açıklamada, AGİT Minsk Grubu Eş Başkanları’ nın  (Rusya Federasyonu’ndan Igor Popov, Fransa’dan Stephane Visconti ve Amerika Birleşik Devletleri’nden Andrew Schofer) 13 Haziran’da  Dağlık Karabağ barış süreciyle ilgili olarak Ermenistan’ı ziyaret edeceklerini ve Bakan Mnatsakanyan ile görüşmelerinin beklendiğini bildirdi.  (İ)

    1. Üçüncü Aurora Ödülü etkinlikleri kapsamında Ağrı Dağı’na yakın bir yerde gün doğumu etkinliği planlandı. Üçüncü Aurora Ödülü ve bu program kapsamındaki hafta sonu aktiviteleri  8 Haziran’da Erivan’da başlayacak. (İ)
    1. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Tigran Balayan 5 Haziran’da gazetecilere verdiği brifingde İsrail Parlamentosu Knesset’te Ermeni <sözde> soykırımının tanınması konusundaki gelişmelere değindi. Balayan’a göre Soykırım suçunun tanınması, soykırım gibi suçların önlenmesi ve bir daha tekrarlanmamasına yönelik evrensel değerlerin üstünlüğü ve insan haklarını teyit eden bir süreçtir. Ermeni <sözde>  soykırımının küresel tanınması sürecine değinen Balayan “Ermenistan için bu süreç büyük önem taşıyor. Biz de uluslararası alanda bu konuya yönelik gösterilen çabalarda öncü rol oynamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.  Balayan’ın yaptığı açıklamaya göre, dünyanın çeşitli ülkeleri ve uluslararası kurumlarca kabul edilen yasa tasarıları Ermeni <sözde> soykırımının tanınma sürecinin geri dönülmez bir noktada olduğunu ispatlıyor. (İ)

    https://www.panorama.am/en/news/2018/06/05/Armenian-Genocide-recognition-process-irreversible-–-Tigran-Balayan/1959638

    1. Nikol Paşinyan ve Piotr Switalski Ermenistan – AB ilişkilerini tartıştı. Başbakan Nikol Paşinyan bugün AB Delegasyonu Başkanı Büyükelçi  Piotr Switalski’yi  kabul etti.   Paşinyan, Avrupa Birliği ile olan ortaklığın sürekli gelişimine önem verdiğini belirterek   hükümetin faaliyet öncelikleri ve programlarına değindi. Özellikle Başbakan, Ermenistan’daki son olayların demokrasinin gelişmesine ve güçlendirilmesine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu söyledi. Ona göre, mevcut olumlu  ortam, farklı alanlarda reformları ve radikal değişiklikleri uygulamak için yeni bir ivme kazandıracaktır. (İ)
    1. Paşinyan AB Büyükelçisine yaptığı açıklamada, ortak programlarımıza ve hedeflerimize bağlıyız dedi ve Ermenistan hükümetinin AB ‘ye olan bağlılığı  konusundaki kararlılığını yineledi. (İ)
    1. Zhamanak’ ta yer alan habere göre ; Müreffeh Ermenistan Partisi lideri Gagik Tsarukyan Rus yetkililerle aktif görüşmelerde. Geçtiğimiz birkaç gün içinde Moskova’da bulunan  Tsarukyan’ ın siyasi ekibinin parlamentodaki gelecekteki rolünü tartıştığı düşünülüyor. (İ)
    1. Aurora İnsani Girişimi’ne ilişkin resmi etkinlikler 9-10 Haziran’da Ermenistan’da yapılacak.  Aurora İnsani Girişimi’nin birinci ödül töreni, 9 Haziran 2018 tarihinde Ermenistan’ın başkenti Erivan’daki Tumo Yaratıcı Teknolojiler Merkezinde gerçekleştirilecek. Törende 2018’de “Aurora” Ödülüne layık görülen üç isim olan Kyaw La Aung, Sunitha Krishnan ve Tomas Gonzalez Castillo ödüllendirilecek. Törenin ikinci kısmı  Erivan’dan 30 kilometre uzakta, Ağrı Dağı’na mümkün olduğu kadar yakın bir noktada sabah saatlerinde yapılacak. “Gündoğumu” anlamına gelen ve insanlığın yeniden uyanışını sembolize eden “Aurora”  2018 ödül sahibinin ismi güneşin doğduğu saatlerde açıklanacak. (T)
    1. Ermenistan Eğitim Bakanı Arayık Harutyunyan, okulların politika dışında tutulmasının öncelikli bir görev olduğunu söylüyor.“Okulların siyasallaşması, onları büyük ölçüde tahrip ettiğinden kısa vadeli öncelikli görevlerimizden biri” diyor. (İ)
    1. Ermenistan Dışişleri Bakanlığı  sözcüsü Tigran Balayan,  Ermeni <sözde> soykırımının İsrail  parlamentosu  tarafından tanınması konusundaki tartışmaya değinerek, “Ermeni <sözde> soykırımı tanıma sürecinin Ermenistan için büyük önem taşıdığını ve Ermenistan’ın bu yolda uluslararası toplumun çabalarında öncü rol oynamaya devam edeceğini” söyledi.  (İ)
    1. Kadife Devrimi sonrası ; Ermenistan . Ermenistan, protestolar, istifalar ve yeni hükümetin kurulması sırasında, kendisini demokratik bir yola doğru yeniden yapılandırmak için eşsiz bir durumda. Ancak, Ermenistan ve  yeni hükümet  birçok engelle karşı karşıya.  (İ)
    1. Ermenistan – Türkiye Sinema Platformu’nun başvuru çağrısı açıldı. 2009 yılında Altın Kayısı Sinema Geliştirme Fonu (Ermenistan) ve Anadolu Kültür (Türkiye) ortaklığında kurulan Ermenistan – Türkiye Sinema Platformu (ETSP) Türkiye ve Ermenistan arasındaki ortak yapımları destekliyor. İki ülkeden sinemacılar için yapım platformu görevi gören ETSP, uluslararası ve çok dilli kültürel işbirliğini, profesyonel eğitimleri ve deneyim paylaşımını hedefliyor.  Kuruluşundan bu yana, 24 belgesel ve kısa filmin yapımına katkıda bulunan Platform, bu yıla kadar 270’ten fazla sinemacının buluşmasına öncülük etti ve yapımları destekledi. ETSP’nin desteklediği filmler dünyanın dört bir yanındaki festivallerde ve kültür merkezlerinde gösterildi, binlerce izleyiciye ulaştı. Bugün ETSP, iki ülkeden ve diasporalarından 270’den fazla sinemacının dahil olduğu bir geniş ağ.  (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/06/05/Ermenistan-Türkiye-Sinema-Platformu/130547

  • Membiç Mutabakatı Kürdistan mutabakatı mı?

    Membiç Mutabakatı Kürdistan mutabakatı mı?

    Pusuda bekleyen felaket diye bir yazı yazmıştım. İçinde bulunduğumuz ekonomik çıkmazın, siyasi tavizlerle çıkılmasından korkuyorum demiştim.

    Bu yargıya da Osmanlının son yıllarında ortaya çıkan açlık, üretimsizlik Avrupa devletlerinin iç işlerimize kolayca karışmasını sağladığını hatırlatmıştım.

    Membiç’te Türk askeri varlığı ile beraber Amerikan askeri varlığı YPG ve PKK’yı bölgeden uzaklaştırdığında PKK’lılar nereye gidecekler? Örgütlü bir şekilde Fırat’ın doğusuna gidecekler.

    YPG Fırat’ın doğusuna gitmeyecekte Amerika’ya mı gidecek? Hayır.

    Amerika’nın Bizi gene kandırdığı ortaya çıkıyor. Membiç’deki Türk Amerikan beraberliği kullanılarak, Amerika’nın Suriye’deki askeri ve siyasi varlığı devam etmiş olacaktır.

    Diyelim ki ABD ile Türkiye Membiç’i YPG’den temizledi. ABD Membiç’i Suriye devletine teslim mi edecek? Bölgeye bölge ülkelerini bölmek üzere gelmiş Amerika ile işbirliği yapmak, Suriye’ni bölünmesine hizmet etmek anlamındadır.

    Anlaşılan odur ki, içinde bulunduğumuz borç krizi önce Suriye’yi satmak arkasından İran’ı ABD’ye satmak eğer mümkün olursa da Rusya’yı aradan çıkarmak!

    Anlaşılan odur ki, Membiç Planı, Astana Sürecinin sonu anlamına gelmektedir.

    Seçim süreci kimsenin tartışma imkânı bulamadığı süreçlerdir.

    Bu mutabakattan Millet İttifakı memnun olacaktır. Çünkü işin içinde Amerika vardır. Onların düşüncesi; işin içinde “Amerika varsa gerisini boş ver” şeklinde olduğunu biliyoruz.

    İktidar da kendini kurtarmak ve sıcak para akışını yeniden sağlamak için böyle bir yola girdiği anlaşılmaktadır.

    Eğer böyle bir hesapla Membiç Yol Haritası çizilmişse, İran, Rusya ve Suriye’nin hiç memnun olmadığını şimdiden söylemek mümkündür.

    Suriye’de, Suriye savaşı yeniden başlayacak demektir. Suriye’de bir sekiz yıl daha savaş sürerse, Afganistan’da yaşananlar bölgede de yaşanacak demektir.

    İktidar şimdiye dek girdiği yoldan tam ters istikamete bir yola girdi.

    Bölge ülkeleri ile çatışma Amerika ile iyi geçinme  yolu zaten denenmiş ve 15 Temmuz’a gelinmişti.

    Denenmişleri yeniden denemek yeniden duvara toslamak demektir.

    5.6.2018

  • Cumhurbaşkanı  Adayları ve  Seçim  Vaatleri: Ne Kadar Gerçekçi

    Cumhurbaşkanı Adayları ve Seçim Vaatleri: Ne Kadar Gerçekçi

    Haziran ayında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacak 6 partinin cumhurbaşkanı adayları  seçildikleri takdirde yapacaklarını kamuoyu ile paylaşmışlardır. Adaylardan  5’i  iktidarda olmadıkları için onlar kamuoyuna taahhütte bulunmuşlardır.   Cumhur İttifakının  adayı olan  Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan  ise hem şimdiye kadar yaptıklarını ve hem de bundan sonra yapacaklarını açıklamıştır. Tüm adaylar benim görüşüme göre  taahhütlerini,  ekonominin genel dengesini bozmadan ve  enflasyona yol açmadan nasıl finanse edecekleri konusunda kamuoyunu  tam olarak  tatmin etmemişlerdir.  .

    AK Parti’nin seçim bildirisi Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan tarafından açıklanmıştır. Seçim bildirisine  göre  Sayın Erdoğan turizmde kış, inanç, İpek Yolu, zeytin, Batı Karadeniz kıyı ve yayla olmak üzere 6 tematik turizm koridoru oluşturulacağı taahhüdünde bulunmuştur.

    Plajlarda, deniz turizmi tesislerinde ve deniz turizmi araçlarında çevre dostu mavi bayrak sayısı artırılacak,  Frigya, Kapadokya, Hitit, Troya, Aphrodisias, Söğüt, Göller Bölgesi ve GAP başta olmak üzere kültür, termal ve doğa temalı turizm gelişim bölgeleri oluşturulacaktır.

    Ar-Ge ve yenilik alanındaki harcamaların katma değere dönüşümü teşvik edilerek milli teknoloji  hamlesi başlatılacak,  imalat sanayisinin 130 milyar dolarlık ara malı ithalatını oluşturan 2 bin 739 adet ürün grubu teknoloji düzeyine göre öncelikledirilecektir.

    Tarımsal destekler asgari 3 yıllık dönemler için açıklanacak, tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı ekonomik yatırımlara yüzde 50 hibe desteği verilmeye devam edilecek,  tarımda yenilenebilir enerji ve bilgi teknolojilerinin kullanımı desteklenecektir.

    Gelecek dönemde yerli ve yenilenebilir kaynaklara öncelik verilerek enerjide kaynak çeşitlendirilmesinin sağlanacak, teknoloji transferi sağlayarak yeni ve yerli teknoloji kullanımı artırılacaktır. Bor’a dayalı sanayinin gelişimini desteklenecektir.

    Dış politikayla ilgili olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin reform ihtiyacı, terör örgütleri FETÖ, PKK ve DEAŞ ile mücadele, Türk diasporası ile Avrupa’daki Müslümanların durumu öne çıkan konular arasında yer alacak, dünyanın beşten büyük olduğunu hatırlatılacak, FETÖ’nün elebaşlarının yargı önüne çıkarılmasına ve örgütün yurt dışı uzantılarının ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar sürdürülecektir.

    Filistin’e yönelik yardımlar her alanda sürdürülecek, Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü gayri hukuki ve BM kararlarına aykırı girişimlere  karşı durulacak, uluslararası kuruluşlardaki Türk uzman personel sayısı artırılacaktır.

    Türkiye, Avrupa Birliği  hedefini stratejik hedef olarak görmektedir.  Ancak Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi, diğer ilişkilerimizin bir alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak tanımlıyoruz. Türkiye, açılan tüm fasıllara paralel şekilde reform süreçlerini tamamlamış, çıkarları doğrultusunda işbirliğinin ötesinde AB ile entegrasyonunu gerçekleştirmiş şekilde güçlü ve etkili bir ülke olarak AB katılım hedefini sürdürmektedir. Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilecek, aile hekimine düşen kişi sayısı düşürülecek, sağlıkta yerlileşme projelerine  devam edilecektir.

    İşsizlik sigortası, daha fazla sosyal koruma sağlayacak şekilde yeniden düzenlenecek, istihdam oranı 2023 yılında  yüzde 53’e, kadınların işgücüne katılma oranı da yüzde 41 düzeyine çıkarılacak, gelecek 5 yıllık dönemde yılda en az 1 milyon istihdamla toplamda 5 milyonun üzerinde  ek istihdam oluşturulacaktır.

    Eğitimde kalite konusu öncelik verilen alanların başında gelecek, eğitimde kalite seferberliği başlatılacak, Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkarılacak,  ilkokula başlamadan önce her çocuğun en az bir yıl okul öncesi eğitim alması sağlanacak, yabancı dil öğrenimi daha etkin hale getirilecektir. Temel eğitimden ortaöğretime geçiş ve üniversiteye giriş sınavlarında temel beceriler ölçülecektir.

    Enflasyon hedeflemesi  ve dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülecek, döviz piyasaları yakından takip edilecek, gerektiğinde dengeleyici döviz likiditesi araçları kullanılmaya devam edilecektir. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisinin belirlemesi esas olacaktır.

    Kadın fırsat eşitliğini gözeten ve kadınlara pozitif ayrımcılık yapan işletme ve kuruluşlara yönelik sertifikasyon programı başlatılacak, 18-29 yaş aralığındaki girişimci gençlerin ilk defa Bağ-Kur kapsamına girmesi halinde 1 yıl süreyle primleri karşılanacaktır.

    Cemevleri, eğitim sisteminde sağlıklı bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda Alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımlar atılacak, cemevlerine hukuki statü tanınacaktır.

    OHAL uygulaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerine zarar gelmeden milli güvenliğin ve vatandaşların huzuru tam olarak  sağlanana  kadar kaldırılmayacaktır.

    Makroekonomik ve finansal istikrar kararlı şekilde sürdürülecek, ekonominin  önemli çıpası olan mali disiplinden taviz verilmeyecek, enflasyon yeniden tek haneye indirilecek, yerel yönetimlerin özgelirleri artırılacaktır. Gelir Vergisi Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunu  reforma tabi tutulacaktır.

    Yeni dönemde güçlü meclis ve güçlü hükümet dönemi olacak, bu iki temel kurumun kendi alanlarına yoğunlaşmalarının yanı sıra ahenk içinde çalışmaları milli hedeflerin gerçekleşmesine hizmet edecek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yeni bir şahlanış dönemi başlayacaktır.

    Yeni sistemle Cumhurbaşkanlığı Merkez Teşkilatı politika ve strateji geliştirmeye, izleme ve değerlendirmeye yoğunlaşacaktır. Yeni hedef, Türkiye’yi yüksek gelirli ülkeler ligine taşımak olacaktır.

    Diyarbakır, Kayseri, Konya, Sakarya, Trabzon ve Van İstinaf Mahkemeleri faaliyete geçecek, Türkiye’nin güney ve doğu sınırlarına yakın noktalarda ticareti yasal ürünler için serbest ticari bölgeler oluşturulacaktır. Siyasi Partiler Kanunu’nda değişiklikler yapılacaktır.

    Ülkenin karayolu atardamarlarını oluşturan kuzey-güney ve doğu-batı koridorları tamamlanacak, 450 kilometrelik Akdeniz sahil yolu, vatandaşların ve turizmin hizmetine sunulacak, havacılık ve denizcilik sektörlerinde Türkiye, dünyanın en önemli transit merkezlerinden birine dönüştürülecektir.

    Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyen  Milliyetçi Hareket Partisi, seçim bildirisi yayınlanması konusunda yapılan eleştirileri şöyle cevaplandırmıştır: “MHP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile Meclis’in daha etkin ve güçlü bir yapıya kavuşacağını en başından bu yana vurgulamıştı. Buna göre de AKP ile ittifak yolunu seçti. Ortaya da ‘Cumhur İttifakı’ çıktı. ‘Millet İttifakı’nda yer alan partiler de şimdi kendi seçmenlerine ‘güçlü Meclis’ vurgusunu yapıyorlar…Biz o yüzden seçmene ‘güçlü Meclis güçlü Türkiye’ vurgusunu yapıyoruz. MHP’nin Meclis’e güçlü gelmesi için oy istiyoruz. Bunun için de seçim bildirimizi açıklıyoruz.”

    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin seçim bildirisini açıklarken 2023’te  büyükşehirleri kapsayacak şekilde yüz il, bin ilçeden oluşan bir idari sistemle, ekonomide yerli ve milli diriliş sayesinde  Türkiye’nin bölgesinde süper güç olacağını belirtmiştir.

    MHP’nin seçim bildirisinde öne çıkan başlıklar özetle şöyledir: Teröristler, çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, kadın katilleri hariç olmak üzere, kader kurbanlarına af çıkarılacak, vatandaşlar  yoksulluk tuzağından kurtarılacaktır. Ekonomide yapısal reformlar yapılacak, esnaf ve çiftçilerin vergi ve prim yükü hafifletilecek, AVM yasası yeniden düzenlenecek, AVM ve zincir marketler ile belediye işletmelerine yönelik tedbirler alınacaktır.

    Esnaf ve sanatkarların geçmiş hizmetlerine borçlanma hakkı tanınacak, staj ve çıraklık süreleri emekliğe sayılacak, yük ve yolcu taşımacılığı yapan esnafa vergisiz akaryakıt sağlanacak, çiftçilerin kullandığı mazottaki vergiler kaldırılacak,  sulamada ve tarım işletmelerinde kullanılan elektrikten KDV alınmayacak, tohum, fide ve ilaç gibi  tarım girdilerinin vergi yükünün düşürülecek, işsiz her aileden bir kişiye asgari ücretin yarısı kadar aile desteği yardımı verilecek, gençler iş bulana kadar ailelerinin sağlık sigortasından yararlandırılacaktır.

    Üniversite giriş sınavı kaldırılacak,  askerlik süresi prim ödemeksizin emekliliğe sayılacak, emekli aylıklarındaki eşitsizlikler giderilecek,  kadınlara sigortalılık öncesi doğumları için borçlanma hakkı tanınacak, kadına şiddet  ile  çocuk istismarının önlenmesi sağlanacak,  kadına ve çocuğa karşı suçlarda cezalar ağırlaştırılacaktır.

    Asgari ücretten vergi alınmayacak,  ücretlilerin asgari ücret kadar gelirinin vergi dışı bırakılacak, kadro alamayan taşeron işçiler, 4/B’li, vekil, sözleşmeli, fahri ve geçici statüde çalışanlar kadroya alınacak, yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlar genel idari hizmetlere geçirilecek, kamu çalışanlarının ek ödemeleri emekli aylığına yansıtılacak,  sağlık çalışanlarına yıpranma payı hakkı verilecek, mühendislerin özlük hakları iyileştirilecek, öğretmenlerin ek göstergesi 3 bin 600’e çıkarılacak, atanamayan öğretmenler  için kadro  çıkarılacaktır.

    Maliye ve gelir idaresi çalışanlarına kurum içi uzmanlık sınavı açılacak, mübaşir, zabıt katibi ve diğer adalet çalışanlarının  özlük hakları iyileştirilecek, uzman çavuşlar  kadroya alınacak, emniyet çalışanlarının özlük haklarının düzeltilecek,  polislerin ek göstergesi 3 bin 600’e yükseltilecek,  haftada 40 saatin üzerindeki hizmetler için fazla mesai verilecektir.

    Engelli ve engelli yakını aylığı yükseltilecek,  engelli aylığı ödenmesinde aile geliri yerine kendi gelirlerinin esas alınacak,  doğuştan ya da işe girmeden önce engelli olanlar malul şartlarından yararlandırılacak,  muharip gazi şeref aylığı  ile  şehit anne ve babalarının aldıkları maaş artırılacak,  şehit yetimlerinin tamamına iş hakkı verilecek, terörle mücadele gazilerine ikinci istihdam imkanı sağlanacak,  ordu ve polis vazife malullerinin maaşları iyileştirilecek,  gazilere ÖTV’siz araç imkanı getirilecektir.

    CHP’nin  226 sayfalık seçim bildirisi Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından  açıklanmıştır.  Bildiride ekonomi, demokrasi, eğitim, toplumsal barış ve dış politika başlıkları dikkat çekmiştir. Seçim bildirisinin ana hatları  aşağıda özetlenmiştir.

    Bugün yaptığımız toplantı demokrasi tarihinin en önemli toplantılarından biri olacaktır. Bu seçimler tarihi seçimlerdir. O yüzden de bu tarihi bir toplantıdır. Türkiye’nin 5 temel sorununu çözeceğiz. Türkiye’nin en sorunlu alanlarından biri ekonomidir. TL’nin nasıl eridiğini hep birlikte gözlemiyoruz. Türkiye’yi dünyada nasıl lider yapacağız eriyen TL ile mi? Yoksa güçlü bir TL ile mi yapacağız?

    Çiftçi, emekli, işçi hayatından memnun değil. Fabrikalar yapan değil hapishaneler yapan bir Türkiye hükümeti ile karşı karşıyayız. 81 milyona sesleniyorum bu düzenden memnun olan bir sınıf var. Onun adı rantiye sınıfı. Rantiyeciler memnun.  Bu düzeni değiştirmenin sorumluluğu hepimize düşüyor. Bana düşüyor, Muharrem İnce’ye düşüyor, işçiye, esnafa düşüyor.

    Bu düzeni nasıl değiştireceğiz? Bu gerçeği toplumun önüne net şekilde koymamız gerekiyor. Türkiye ekonomisi değişim ve dönüşüme ihtiyaç duyuyor. 16 yıl Türkiye’yi yönetenler bu değişikliği ve dönüşümü gerçekleştirebilir mi? Onların seçim bildirilerini dinledim. Onlarınki ranta dönük. Bizim bildirimiz insana ve üretime dönük. Ranta dönük bir bildiri değil, insana yönelik bir bildiriyle yola çıktık.

    Değişimi nasıl yapacağız? Hangi devlete bakarsanız bakın büyük değişim ve dönüşümler planlama ile olmuştur. Eğer bir ülke önümüzdeki 100 yılı planlamışsa o ülke dünyada söz sahibi olur. İşin anahtarı geleceği planlamaktadır. 16 yıldır ülkeyi yönetenler Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapattılar. Biz Türkiye’nin geleceğini planlayacak yeni bir kurum oluşturacağız. İnsani Geliştirme Stratejileri ve Bilgi Kurumu‘nu kuracağız.

    Eğer bir ülke önündeki 100 yılı planlayamıyorsa geri kalmaya mahkumdur. Biz mademki Türkiye’de büyük bir değişimi sağlayacağız, o zaman şimdiden gecikmeksizin geleceğimizi planlamak zorundayız. Bu kurumda Türkiye’nin en saygın bilim insanları çalışacak.

    Bugün bir başka gerçeğe de tanıklık ediyoruz. Bizim bilim insanlarımız geleceği başka ülkelerde arıyorlar. Yaşadığımız en büyük ayıplardan birisi de budur. Bir de Cumhuriyet’in ilk yıllarına bakın. Batı’nın bilim insanları Türkiye’ye geliyordu. Şimdi bizim parlak beyinlerimiz Batı’ya gidiyor. Beyin göçünü tersine çevireceğiz.

    Dünya sanayide 4.0’ı konuşuyor. Dünyanın hiçbir lideri yol, köprü yapıyoruz diye övünmez çünkü bunu ayıp sayar. Elin oğlu uzaydan altını nasıl getiririm diye mücadele ediyor. Türkiye’yi bölgesinde 21. yüzyılın lideri yapmaktır.

    Bilim ve teknolojideki hızlı dönüşüm bizim de hızlı adım atmamıza neden oluyor. Dijital dönüşüme ayak uydurulması gerekiyor. Hızlı değişim ve dönüşüme ayak uyduran firmalar KOBİ’lerdir. KOBİ’lere biz ne yapacağız?

    Sayın Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı olduğu CHP’nin parlamentoda çoğunluğu olduğu Türkiye’de KOBİ’lere vergi ve sigorta borcun yoksa 1 yıl süreyle 0 faizli kredi vereceğiz.

    Vergi ve prim borcu zamanında ödenince devlet en az 322 milyar lira az borçlanacak. Türkiye, dünyanın en büyük faizini ödemeyecek. Bu vergisini ve sigortasını zamanında ödeyenler için.

    Piyasalara istikrar gelecek. Herkes neyin ne yaptığını bilecek. KOBİ de kendisine yol çizecek. Kayıt dışı büyük ölçüde sonlandırılacak.

    Katma değeri fazla olan şirketlere  sıfır faizli kredi imkanı sağlayacağız. Bunun sonucunda ihracatımız geleneksel ürünlerin dışına çıkacak ve çok daha fazla döviz getirisi olan Türkiye’yle karşı karşıya olacağız.

    Türkiye en geç 5 yılda orta gelir tuzağını aşacak ve kişi başına düşen gelir 15 bin dolar olacak.

    Fiskobirlik, TARİŞ, Çukobirlik, Et ve Süt Kurumu gibi kurumları yeniden ayağa kaldıracağız. Çiftçiyi güçlendireceğiz.

    Fındıkta dünya lideriyiz. Ama fiyatını biz belirlemiyoruz. Karadeniz’de fındık borsasını kuracağız. Fiyatını Türkiye belirleyecek.

    Çiftçiye mazotu KDV’siz ve ÖTV’siz 3 liradan vereceğiz. İtiraz ettiler, sayın İnce bindi çiftçinin traktörüne doldur bakalım şu traktörünü dedi. 5 lira 72 kuruşa litresi mazot aldı.

    Tarım teknoloji liseleri kuracağız. Çiftçiyi yeniden milletin efendisi yapacağız. Çiftçi bir yıl önceden ne üreteceğini bilecek ve kar edecek. Mazotu düşük fiyattan vereceğiz.      Süre0:00

    Şeker fabrikalarını geri alacağız. Onlar bu milletindir, birilerini değil.

    Esnaf zor durumda biliyorum. Esnaf bakanlığı kuracağız.  Sabahın köründe dükkanı açan esnaf için biz diyoruz ki, senin kira stopajı derdinden kurtaracağız. Esnaf Bakanlığı kurup bütün sorunlarını çözeceğiz.

    Anadolu’yu şaha kaldıracağız. Anadolu’nun içini dolduracağız. İki dev projeyle Anadolu’yu şaha kaldıracağız.

    Bir yılda 180 bin öğretmen atayacağız. Öğretmenler kadrolu olacak. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlere ayrıca birer maaş ikramiye vereceğiz.

    Bir  darbe  kurulu olan YÖK’ü kaldıracağız.

    Avrupa Birliği ile ilişkileri düzelteceğiz. Fasıl açacaklar mı diye beklemeyeceğiz. Tam demokrasi için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Filistinlilere vizeyi kaldıracağız. Filistinlilerde de İsrailliler gibi vizesiz gelebilecekler. Mavi Marmara Anlaşması’nı iptal edeceğiz. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı’nı kuracağız. Kurucuları Türkiye, İran, Irak ve Suriye olacak.

    İYİ partinin 138 sayfalık  bildirisi de  Genel Başkan Meral Akşener tarafından açılanmıştır.  Bildiride  hedeflerinin,  parlamenter sistemi en kısa sürede tekrar hayata geçirmek olduğu belirtilmiştir. İYİ Parti seçim bildirisinin önemli başlıkları özetle aşağıda açıklanmıştır.

    Egemenliği yeniden millete verecek olan parlamenter sisteme dönüş hedefi gerçekleştirilecektir. Cumhuriyet ve demokrasinin tüm uygulamaları, Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanı taşıyan herkese eşit biçimde sağlanacaktır.

    Olağanüstü Hal uygulamasına son verilecektir.

    Devletin idari yapısı ve faaliyetlerinde, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis edilecek,  hazırlanacak yeni anayasada bireysel hak ve hürriyetleri  güçlü bir şekilde teminat altına alınacaktır.

    RTÜK’ün  siyasi etkilerden arındırılarak asli görevlerine odaklanması sağlanacak, kamunun ödediği vergilerle, belirli bir kesimin borazanlığını yapmaktan başka bir işlevi kalmamış olan TRT satılacaktır.

    Toplumun sosyal medyada, ifade özgürlüğünü garanti altına almak, bilgiye erişimini kolaylaştırmak için internet özgürleştirilecektir.

    İnsanların  dini inançları üzerinden oy devşirme dönemi kapatılacak, din ve mezhep üzerinden siyaset yapılamayacak, Allah’la kul arasına hiç kimsenin, hiçbir mekanizmanın girmesine izin verilmeyecektir.

    İnanç özgürlüğü önündeki fiili engeller kaldırılacak, her bir inanç grubuna mensup vatandaşların hakları, ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde koruma altına alınacaktır.

    Devleti  değil, bireyi odağa alan, toplumun tüm kesimlerini kucaklayan ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşü sağlayan yeni bir anayasa yapılması için inisiyatif alınacaktır.  Yeni anayasa çalışmalarında, güçler ayrılığı ilkesine ve demokratik hukuk devletinin teminatı olarak görülen  yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığına özel önem verilecek, parlamenter sistem en kısa sürede  hayata geçirilecektir.

    Seçim barajı yüzde 5’e indirilecek, yurt dışında yaşayan vatandaşlar  için seçmen sayısına göre yurt dışı seçim bölgeleri oluşturulacaktır. Devlette; meşru hiyerarşik yapı dışında  hiçbir grup veya örgütün yapılanmasına  izin verilmeyecek,  mevcut iktidar tarafından tamamen devre dışı bırakılmış olan Sayıştay tekrar işler hale getirilecektir.

    Polislerin  özlük haklarını iyileştirilecek,  ek göstergelerini 3600’e çıkarılacak, uzman er ve erbaşlara, görev süreleri sonunda kadroya geçme fırsatı sunulacak, öğretmenlerin ek ders ücretlerini artırılacak, onlara 3600 ek gösterge verilecektir.

    FETÖ’nün siyasi bağlantılarını ortaya çıkartılacak,  bölücü terör örgütü ile mücadeleye gerek kentlerde, gerekse kırsalda kararlı bir biçimde devam edilecektir.

    Ordumuzun kurumsal yapısı ve iç işleyişini, kapsamlı bir şekilde gözden geçirerek, siyasi etkilerden tamamen arınmasını ve bünyesinde hiçbir ideolojik grubun örgütlenememesini sağlamak için gerekli yasal ve idari önlemler alınacak,   Kuleli Askeri Lisesi olmak üzere  tüm askeri liseler, Harp Akademileri ve GATA yeniden faaliyete geçirilecektir.

    Enflasyon, döviz kuru ve faizleri kontrol altına alacak bir makro ekonomik istikrar programı açıklanacak, bütçe birliği ilkesi çerçevesinde Varlık Fonu’nu kaldırılacak, başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu olmak üzere kalkınmada sorun yaşayan bölgelerde üretim odaklı kamu-özel işbirliği projelerini teşvik edilecektir.

    İşsizlik oranı OECD ortalamasına (yüzde 5.6) düşürülecek, kadın istihdamı yüzde 50’ye yükseltecek, meslek yüksek okulu mezunlarına, kısa dönem askerlik imkanı tanınacaktır.

    Çiftçimizin mazotu yüzde 50 indirimli alması sağlanacaktır. Özel teknoloji meslek liseleri kurulacaktır.  

    YÖK kaldıracaktır.

    Vatandaşlarımızın ödeyemedikleri için bankalar tarafından tahsilat şirketlerine satılmış olan  tüketici kredisi, kredili mevduat hesabı ve kredi kartı borçlarının en az yüzde 80’ini silinecektir.

    Genç işsizlere, iş bulana kadar aylık 500 TL vatandaşlık maaşı bağlanacak, emeklilere yılda iki kez bayramlarda 1.500’er TL tutarında  ikramiye verilecektir.

    İhtiyaç sahibi ailelerin yeni doğan çocuklarının, 36 aya kadar gıda ve temel ihtiyaçlarını karşılayacak bir sistem kurulacak, yoksul ailelerin çocuklarına yükseköğrenimde karşılıksız eğitim bursu verilecektir.

    Ev sahibi olmak isteyen düşük gelir grubuna, TOKİ aracılığıyla satın alma opsiyonlu kiralama yöntemiyle peşinatsız ve taksitsiz ev sahibi olma imkanı sağlanacaktır.

    Engelli, terör mağduru, eski hükümlü ve şehit ailelerinin istihdamına yönelik, işverenlere sigorta prim desteği verilecek, bu grubun 50 kişi ve üzerinde işçi çalıştıran işyerlerindeki kontenjanları yüzde 4’e yükseltilecektir.

    25 yaşına kadar tüm üniversite öğrencilerine ücretsiz mobil internet ve konuşma dakikaları verilecek,  öğrenim kredisi borcu olan gençlere borçlarını faizsiz ve 60 aya varan vadelerle yeniden yapılandırma imkanı sağlanacak, gaziler SGK ile anlaşmalı tüm sağlık kuruluşlarından ücretsiz hizmet almasını sağlanacak, passolig uygulamasını kaldıracaktır.

    Saadet Partisi’nin    19 sayfalık   Genel Başkan Temel Karamollaoğlu tarafından açıklanan seçim bildirisinde öne çıkan başlıklar  aşağıda özetlenmiştir.

    Tüm vatandaşlarımıza eşit mesafede duracağız. Mahallelere, belediyelere, üniversitelere bölgelere hizmet götürürken kesinlikle ayrımcılık yapmayacağız. Hiç kimseyi siyasi görüşünden dolayı hizmetten mahrum bırakmayacak ve hiç kimseye ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapmayacağız. Sözün kısası kutuplaşmaya kesinlikle fırsat vermeyeceğiz.

    Bugün ne yazık ki en önemli problemimiz kutuplaşmadır. Farklı düşüncedeki insanlar, çocuklarının birbiriyle oyun oynamasını bile istemiyorlar.  Saadet iktidarında her türlü kutuplaşmayı ortadan kaldıracağımız gibi, kucaklaşmayacağımız kimse kalmayacak. İdare ve iradede temel ölçümüz her zaman hukukun üstünlüğü olacaktır. Hukuk istisna gözetilmeksizin devletin bütün organları üzerinde egemen kılınacaktır.

    Talimatla harekete geçen ve karar veren bir yargı mekanizması ülkeyi felakete götüren yanlışların en büyüğüdür.  HSK 16 Nisan referandumu ile birlikte tarafsızlığını ve bağımsızlığını ne yazık ki bütünüyle yitirmiştir. Saadet iktidarında herkes Ankara’da hakimler var diyecektir. Siyasetten tayin bekleyen hakimler dönemi kesinlikle son bulacaktır.

    Savcılar ve avukatların konumları denk hale getirilecektir. Böylece savunma hakkı güçlendirilecek ve adalet mekanizmasına daha fazla işlevlik kazandırılacaktır. Yargıya ayrılan bütçe payı artırılıp kadro sorunları  çözülecektir. Hakim ve savcıların meslek içi eğitimlerine önem verilecektir. Yürütmeyi denetlemesi gereken yargı da yürütmenin etkisine girmiştir. Kuvvetler ayrılığı Saadet Parti’mizin vazgeçilmez prensiplerinin en başında gelmektedir.

    Saadet iktidarında halkın menfaatlerini insanların temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almak amacıyla birbirinden ayrı fakat birbirini denetleyen ve dengeleyen kuvvetler ayrımı sistemi mutlaka tesis edilecektir. Sultanlarda dahi olmayan bir yetkiyle bu ülkenin yönetilmesine kesinlikle müsaade etmemekte kararlıyız.

    Asgari ücret yoksuzluk sınırının  üzerinde ve vergiden muaf tutulacaktır. Hedef açlık sınırı değil, yoksulluk sınırı olacaktır.

    Ülkemizde yaşanan bir sorun da Kürt sorunudur. Biz bu sorunu hak ve adalet ekseninde çözmekte kararlıyız. Biz inanıyoruz ve savunuyoruz ki, bütün insanlar haysiyet ve haklar bakımından hür ve eşit doğarlar. Yine biz inanıyoruz ve savunuyoruz ki, bütün insanlar akıl ve vicdan sahibidirler. İnsanı insan kılan bu özelliklerden ötürü birbirlerine karşı kardeşlik zihniyetiyle mutlaka hareket edilmelidir.

    Kürtler ve Türkler aynı dinin mensubu, ortak bir tarihin çocukları, aynı kültürün renkleri ve aynı vatanın evlatlarıdır. Türkler ve Kürtler, bir vücudun azaları gibidir. Aslında Türk’ün Kürt diye, Kürdün de Türk diye bir meselesi, problemi yoktur.  Kürt meselesinin çözülmemiş olması, hak, adalet, ekonomi, eğitim, güvenlik gibi birçok alanda ortaya konan yanlış anlayış ve yapılan ihmallerin ortak sonucudur.

    Bugün tatbik edilen ekonomi politikasının adı rant politikasıdır. Rant ekonomisiyle ülke yönetiliyor. Vergi, zam, faiz, düşük ücret ve düşük taban fiyatları vasıtasıyla halkın sahip olduğu bütün imkanlar elinden alınmaktadır. Milli kuruluşlar yabancı ve yerli tekellere haraç mezat satılmış ve hala da satılmaya devam etmektedir. Artık nerede ise soluduğumuz havadan dahi vergi alınacaktır.

    Saadet iktidarında ilk işimiz vergi yükünü hafifletmek, vergide adaleti tesis etmek olacaktır. Asgari ücret yoksulluk sınırının mutlaka üzerinde olacak ve işverene de yüklememek için asgari ücret vergiden muaf tutulacaktır.  Yıllık ortalama yüzde 7-10 civarında yapacağımız artışlarla 10 – 15 sene içerisinde bu hedefleri mutlaka gerçekleştireceğiz. Akaryakıttan alınan yüksek vergi oranlarının da azaltılması, düşürülmesi gerektiğine inanıyoruz.

    Üretimin en önemli öznesi ve gücü gençlerimizdir. Ülkemizde toplam işsiz sayısı ne yazık ki 3,5 milyon civarındadır: Aslında cebinde 500-600 lira gibi bir sosyal yardım adı altında para konulan insanlarımız bu yardım kesilir endişesiyle iş aramaya çıkmadıkları için rakam 3,5 milyon seviyesinde gözükmektedir. Bunun esas miktarı 5 milyonun üzerindedir ne yazık ki.

    15 – 24 yaş arası genç işsiz oranı toplam işsizlik oranının yüzde 21’i seviyesindedir.  Bugün 700 bin gencimiz işsizdir ve bu rakam artmaktadır. Saadet iktidarı gençlerimizin sorunlarına ciddiyetle eğilecek, gençlerimiz için yatırım, istihdam ve üretim hamleleri gerçekleştirilecektir. Maalesef bugün eğitim sistemi bir yarış atı maratonu mantığıyla çocuklarımızı YGS KPSS ALES daha var mı bilmiyorum ama parkurlarında nefes almaksızın koşturulmaktadır.

    Eğitimde değerler öne çıkarılacak, bunun için müfredat ve öğretmen kalitesine önem verilecektir. Ehliyeti dikkate almayarak ve partizanlığı ölçü olarak benimseyen partiye üye kaydeder gibi yapılan öğrenci ve memur alımlarıyla gençlerin 20-25 yıllık emeği ne yazık ki hiçe sayılmaktadır.

    Lisans üstü öğrenim ve kurum mülakatlarında temel prensiplerimiz dünya görüşü, yaşam tarzı, inancı ne olursa olsun işi en iyi yapana teslim etmektir. Saadet iktidarında siyasi tutumundan dolayı kimse işinden, kariyerinden mahrum bırakılmayacaktır.

    Saadet iktidarında üniversitelerin asıl amacı bilim ve bilgi üretmek olacak. Siyasi çekişmelerin nesnesi haline getirilen üniversitelerimizin işsizler ordusu yetiştirmesine artık son verilecektir. Üniversitelerin asli görevi olan eğitim, araştırma, uygulama, bilgi üretme ve yayma işini sağlıklı şekilde yapabilmeleri için özgün bir ortama ihtiyaç vardır. Üniversitelerde siyasi baskı ve vesayetten uzak bir idari yapı mutlaka oluşturulacaktır.

    YÖK kaldırılacaktır.

    Biz,  Üniversitelerarası Kurul’un daha aktif hale gelmesine, işlev kazanmasına özen göstereceğiz. Rektör seçimlerindeki yöntem değiştirilecektir. Çünkü YÖK’ün vasıtasıyla bugünkü rektör seçimi önce üniversite içinde kamplaşmaya arkasında da tek bir kişinin iradesine bırakılıyor.

    Kadına yönelik fiziksel, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddetin ve ayrımcılığın karşısında duracak bu konuda da asla taviz vermeyeceğiz. Şiddet mağdurlarının, mağduriyetlerini gidermek adına uygulamada mevcut olan her türlü gerekli düzenlemeleri kadınların katılımı ile süratle yerine getireceğiz.

    Bugünkü mevzuatta güya problemi çözmek için getirilen bir takım mevzuat, işi  çığırından çıkarmış, engellenmeye çalışılan bir mecraya da sevk etmiştir. Çalışma hayatında kadınlarımızın yaşadığı sözel, psikolojik taciz, mobbing ile etkin şekilde mücadele edeceğiz. Çalışan kadınlarımıza destek verilecek, doğum yapan anneler istedikleri takdirde gereği kadar belki 2-3 yıla kadar doğum izni alabileceklerdir.

    Ülkemizde 12 milyon emekli vatandaşımız bulunmaktadır. Uzun yıllar prim ödemiş olmalarına rağmen emeklilerimizin aldıkları aylıklar bazı durumlarda çok düşük seviyelerde kalmaktadır. Saadet iktidarında, yoksulluk sınırının altında aylık almayan emekli kalmayacaktır. Bu asgari ücretli için de söylediğimiz, aynı şekilde çeşitli vesilelerle çiftçimiz için de dile getirdiğimiz olmazsa olmaz bir hedeftir.

    Emeklilerimizin maaşlarına her yıl, refah payı adı altında o yılın büyüme oranı kadar zam yapılarak ekonomik büyümeden kendilerine bir pay sağlanacaktır. Saadet iktidarında engelliler için engelsiz Türkiye’yi  yaratmakta  kararlıyız. Engelli vatandaşlarımıza yaptığımız hiçbir hizmeti bir lütuf olarak görmüyoruz.

    Vatan Partisi’nin  seçim bildirisi,“Herkese İş Üreten Millet, Teröre Son Güçlü Devlet! Çözüm Perinçek!” başlığı altında 88 maddeden oluşmuştur. Doğu Perinçek, sözde Ermeni soykırım yalanını yerle bir eden liderdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde  üst üste iki dava kazanarak, Batılı emperyalistlerin dört dayatmasından birini bozguna uğratmış ve Türkiye’nin vatan savunması için silah kullanmasına yönelik suçlamaların temelini yıkmıştır.

    Perinçek, Kürt açılımı adı altında tezgahlanan bölücülüğü bitiren liderdir. AKP iktidarı ve CHP muhalefeti, Kürt açılımında ve Avrupa Özerklik Şartı’nda birleştiği zaman, bu bölücü girişimin karşısına dikilmiştir. Vatan Partisi’nin mücadelesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin direnci sayesinde Kürt açılımına son verilmiş ve bölücü terörü yurt içinde ve dışında etkisiz hale getiren silahlı harekatlar başlatılmıştır.

    Perinçek, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin bastırılmasında tarihi bir görev yapmıştır. Türkiye’yi yönetenlerin çaresiz görüntüler sergiledikleri ve kimi liderlerin saklandıkları koşullarda, televizyon ekranlarına çıkarak  darbenin Amerikancı ve FETÖ’cü karakterini açıklamış, orduyu ve milleti göreve çağırmış ve o gece bütün dengeleri değiştirmiştir. Perinçek, zor günlerin kararlı, tecrübeli ve cesur lideridir.

    Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi borç batağına batıran, Cumhuriyetin temel kurumlarının altını oyan, bölgede ve Asya’da güvenilmeyen yöneticidir. Bugün Türkiye’nin yüz yüze geldiği sorunların baş sorumlusu  AKP yönetimidir. Türkiye artık  Tayyip Erdoğan’ı sırtında taşıyamaz.

    Bugün Türkiye’nin önünde üç seçenek var gibi gözüküyor. Birisi, Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli seçeneğidir. Bu seçenek, sözde Cumhur İttifakı diye anılıyor. Ancak bu seçeneğin cumhuriyetimizle sorunları vardır. İkinci seçenek, kendisini sözde Millet İttifakı diye takdim ediyor. Ancak bu seçeneğin saklı müttefikleri var: HDP/PKK ve FETÖ. Millet İttifakı, ikinci turda HDP ile ittifak planını açıkça ilan etmektedir. HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı Cumhurbaşkanı Yardımcısı yapacaklarını belirtmekten çekinmiyorlar.

    Açıkçası Millet İttifakı, HDP/PKK ile birlikte hükümet kurma girişimi içindedir. FETÖ de elindeki bütün olanaklarla Millet İttifakını destekliyor. Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın ikisi de NATO yanlısıdır. Perinçek, bağımsız ve başı dik Türkiye’nin önderidir. Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın ikisi de Avrupa Birliği’ne katılmak peşindedir. Perinçek, Washington’dan ve Brüksel’den yönetime son verecektir.

    Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın ikisi de özelleştirmecidir. Her ikisi de Kemal Derviş ekonomisinin uygulayıcılarıdır. Perinçek, 1980’lerden bu yana özelleştirmeye karşı Atatürk’ün KİT’lerini savunan liderdir. Tekellerde, Telekom’larda, kömür işletmelerinde, SEKA’larda, Sümerbank’larda, Şeker Fabrikaları’nda, Et Balık ve Süt Endüstri Kurumları’nda, bütün işçi ve çiftçi hareketlerinde en ön safta yer almıştır.

    Kalkınmayı ve bölgeler arasında dengeleri sağlayan, halkı zenginleştiren Planlı ve Karma Ekonomi, Türkiye’miz için biricik çözümdür. Borçlanma ekonomisi, Türkiye’yi iflas noktasına getirdi. Sadaka dağıtmayacak, yoksulluğu kaldıracağız. İşsize sadaka değil, iş vereceğiz. Herkesin işi olacak. Sadakaya harcanan kaynakları üretime yönlendirerek işsize iş alanı açacak, çalışanlara ücret ve aylık vereceğiz.

    Kanal İstanbul, 4. Köprü, 3. Havalimanı gibi İstanbul’u yönetilemez büyüklüğe iten, sözde büyük yatırım projeleri dönemine son vereceğiz. Aşırı konut ve inşaat yatırımları ekonomimizde üretken olmayan bir atımlık büyüme etkisi yaratmaktadır.

    Çin Halk Cumhuriyeti yöneticileriyle görüşüyoruz. Çin ile ekonomik ilişkilerimizde gelişmeyi paylaşma temelinde büyük bir yatırım atağı gerçekleştireceğiz.   Çin pazarını Türk sanayici ve tarımcısına açacağız. Perinçek Hükümeti döneminde, Çin’in Bir Kuşak Bir Yol adını verdiği Yeni İpek Yolu projesinde Türkiye’miz kilit ülke olacaktır. Türkiye’nin güvenliği Çin’den başlar. Çin’in güvenliği Türkiye’den başlar.

    En başta şeker fabrikalarımız olmak üzere KİT’lerin özelleştirilmesi durdurulacaktır. Şeker vatandır, vatan satılmaz. Enerji, ulaştırma, iletişim, haberleşme, bilişim ve gıda güvenliği gibi stratejik sektörlerde özelleştirilen KİT’leri kamulaştıracak ve verimli işleteceğiz. Çiftçiyi ucuz mazot, faizsiz kredi, ucuz tarım ilacı, ucuz gübre, ucuz tohumlukla destekleyeceğiz. Vatan Partisi hükümetinde köylü memleketin efendisi olacaktır.

    Büyükşehir Yasası’nı kaldıracağız.

    Sanayi ve tarım üreticimizi gümrüklerle koruyacağız. Bu amaçla Avrupa Birliği ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’na son vereceğiz.

    Paranın giriş çıkışını denetleyeceğiz. Dışalım ve dışsatım için gerekli olanlar dışındaki yabancı para mevduatlarını rayiç bedel üzerinden Türk Lirasına çevireceğiz. Dünya fındık borsası, Hamburg’da değil, Ordu’da olacaktır. Petrol aramaları devlet tarafından yapılacaktır. Çok sayıda turistin Türkiye’ye gelmesi için, Çin, Rusya ve İran ile çalışmalarımızı verimli sonuçlara ulaştırıyoruz. Önümüzdeki yıl Çin yılıdır. İlk hedefimiz turizm gelirini ikiye katlamaktır.

    Taşeronluk uygulamasını kaldıracağız.

    Asgari ücreti işçilerin taleplerine uygun olarak bir ailenin çağdaş ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde belirleyeceğiz. Milletvekili maaşları en yüksek devlet memuru maaşını geçmeyecektir. Kamu çalışanlarına gerçek toplu pazarlık ve grev hakkı veren yasal düzenlemeyi hızla yapacağız. Emekli, dul ve yetim aylıklarını, emekli örgütleriyle görüşerek, günün ihtiyaçlarına göre insanca yaşamaya imkan verecek bir düzeye yükselteceğiz.

    Genel Sağlık Sigortası’nı kaldırarak, Türkiye Cumhuriyeti kimliği olan her vatandaşa, yaş sınırı koymaksızın parasız sağlık hizmeti sağlayacak düzenlemeleri iki yıl içinde tamamlayacağız. Devlet bütçesinden özel hastane ve özel tıp fakültelerine harcanan bütçe, devlet hastanelerine ve tıp fakültelerine yönlendirilecektir.

    Harp prensiplerine aykırı olarak Kanun Hükmünde Kararnamelerle  bozulan ve savaş etkinliği zayıflatılan emir-komuta yapısı yeniden düzenlenerek, TSK’da emir komuta birliği sağlanacaktır. AKP iktidarı tarafından kapatılan ya da dönüştürülen askeri eğitim ve öğretim kurumları, ordumuzun geleneksel örgütlenme anlayışına göre yeniden açılacaktır.

    Türkiye, NATO’dan çekilecek, emperyalist askeri ittifaklara katılmayacaktır.

    İncirlik başta olmak üzere Türkiye’deki bütün ABD üsleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin denetimi altına alınacaktır. Üsleri terk etmesi için ABD kuvvetlerine iki hafta süre verilecektir.

    İran, Irak ve Suriye ile işbirliği yaparak, Kandil’e üç ay içinde beyaz bayrak çektireceğiz.  Bölücü Terör Örgütü PKK’nın yasal olanakları terör amacıyla kullanmasına son vereceğiz. Yerel yönetimler, yasalar gereği bölücü terör örgütünün elinden alınacak, halkın yönetimine ve hizmetine verilecektir.

    Türk de biziz Kürt de biziz, hepimiz Türk milletiyiz.

    Milleti birleştirmek ve tecrübelerinden yararlanmak için, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’a, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak kuracağımız hükümete katılmalarını önereceğiz.

    Hukuk devleti, bütün kurum ve ilişkileriyle kurulacak ve işletilecektir. Anayasada Devrim Kanunları  diye anılan yasalar uygulanacaktır. Türkiye; şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar ülkesi olmayacaktır. Türkiye’mizi etnik bölücülüğe, mezhep ayrımcılığına, cemaat ve tarikat sultasına teslim etmeyeceğiz. Sünni ve Alevi vatandaşlarımızın eşitliği, ülkede barış ve kardeşliğin temelidir.

    İmam Hatip Okulları, imam ve din adamı ihtiyacını karşılayacak sayıya indirilecektir. Temel eğitimin son dört yılında üniversiteye giriş sistemi, 13 yıllık temel eğitimin son dört yılında verilecek yükseköğretime hazırlık eğitimine dayandırılacak ve yurt çapında fırsat eşitliği gerçekleştirilecektir.

    Üniversiteye giriş sınavı kaldırılacaktır. Basında yabancı sermaye yasaklanacaktır. 

    Ana okulundan üniversite sonuna kadar eğitim ve öğretim dili Türkçe olacaktır. Yabancı diller, yetkin ölçülerde öğretilecektir. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu yeniden özerk yapıya kavuşturulacaktır. Toplumsal ve kültürel uygulamalarla  çocuk gelin uygulamasının zeminini ortadan kaldıracağız.

    Bölgemizde savaşı önleyecek ülke Türkiye’dir. Savaşı önlemenin biricik yolu, ABD ve İsrail tehdidine karşı Batı Asya ülkeleri ile dayanışmadır. Suriye Irak ve İran ile askeri işbirliği dahil her alanda işbirliği yaparak PKK/YPG/YPD adı altındaki bölücü terör örgütünü sınır boylarımızdan temizleyeceğiz.

    KKTC’nin Türkiye ile bütünleşmesini gerçekleştirecektir.

    Kıbrıs’ta Türkiye ve Yunanistan dışında, herhangi bir devletin ve devletler topluluğunun askeri güç bulundurması ve üsler kurması kabul edilemez. Kuracağımız hükümet, ABD’nin İran’a uygulayacağı yaptırım ve ambargolara kesinlikle katılmayacaktır. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını tanımıyoruz. Doğu Kudüs, Filistin’in başkentidir. Filistin’in toprak bütünlüğü ve bağımsızlık için verdiği mücadele, Türkiye’nin de mücadelesidir.

    Batı Asya’da yaşayan bütün Kürt kardeşlerimizi ABD’nin bölücü planlarına karşı bölge ülkeleri ve halklarıyla birliğe çağırıyoruz.  Irak, İran, Azerbaycan ve Rusya, bizim enerji güvenliğimizi sağlayan ülkelerdir. Onlarla Vatan Partisi olarak her alanda işbirliğini geliştiriyoruz. Türkiye’nin Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan ile her alanda ortak gelişmesi için çalışacağız. Karabağ’ı Ermeni işgalinden kurtarma mücadelesinde Azerbaycan’ı kararlı olarak destekleyeceğiz.

    Türk cumhuriyetlerinin ve Asya’nın her yerinde yaşayan bütün Türk kökenlilerin Rusya, İran, Çin ve Hindistan gibi ülkelerle birlikte Avrasya’nın öncü konumunda buluşması, 21. yüzyılı belirleyen süreçlerden biri olacaktır. Vatan Partisi, Avrasya’da on yıllardır yürüttüğü çalışmalarla ve saygınlığıyla bu sürece önderlik edecek tek partidir.

    Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olacağız.

    Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeler. Vatan Partisi, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü içindeki bağımsız yerini almasını programına alan tek partidir. Vatan Partisi, sözde Ermeni soykırımı dayatmasına karşı kazandığı başarıyla, cesur bir hükümetin neler yapabileceğini  daha hükümet olmadan kanıtlamıştır. Devrimci önderimiz Atatürk gibi düşüneceğiz, Atatürk gibi olacağız, Atatürk gibi yapacağız.

    Şimdi,  Cumhurbaşkanı adaylarının  açıklamaları kapsamında  bazı eleştirilerde bulunacağım.

    Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda adayların çok farklı görüşleri vardır. AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği  hedefini stratejik bir hedef olarak görmekte, çıkarlarımız  doğrultusunda işbirliğinin ötesinde AB ile entegrasyonunu gerçekleştirmiş şekilde güçlü ve etkili bir ülke olarak AB katılım hedefini sürdürmektedir” görüşündedir.

    Fakat  Cumhurbaşkanı Erdoğan Şanghay İşbirliği Örgütüne  üye olma girişiminde de bulunmuştur. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi  ise GATT/WTO kurallarını yok sayarak Avrasya Gümrük Birliğine girmemiz gerekir demiştir.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği üyeliğini  stratejik bir hedef olarak görmektedir. Ama bu hedef için Kalkınma Bakanlığı,  2019-2023 döneminde Onbirinci Kalkınma  hazırlık çalışmaları kapsamında   kurulması gereken  Avrupa Birliği Özel İhtisas Komisyonu’nu oluşturmamıştır.

    Türkiye’nin AB ile olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vizelerin kaldırılması, mali işbirliğinin derinleştirilmesi, Türkiye-AB ilişkilerinde pozitif gündemin güçlendirilmesi, katılım sürecinde siyasi sebeplerden kaynaklanan tıkanıklıkların aşılması, bazı AB çevrelerinde yeniden gündeme getirilmeye çalışılan “imtiyazlı ortaklık” görüşünün mevcut hukuki düzenlemeler kapsamında geçersizliğinin ortaya konulması, tıkanan müzakere sürecinde yeni başlıkların açılmasının sağlanması, AB ile sorunların çözüm yollarının  tespit edilebilmesi  için bu  komisyonun  çalışmaları önemliydi.

    Böyle bir Komisyon’un olmamasından duyduğum hassasiyeti belirtmek için DPT’da 1982 yılında Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’n direktifleri ile DPT AET Dairesini kuran ve 3 yıl Başkanlığını yapan eski bir DPT mensubu olarak 25 Ocak 2017 tarihinde Kalkınma Bakanlığı’na bir yazı ile başvuruda bulunmama rağmen, komisyonun kurulmasına ilişkin önerim Bakanlık tarafından kabul edilmemiştir.

    Eğer Avrupa Birliği ile ilişkilere önem verilmiş olsaydı, 25 Ocak 2017 tarihinde Kalkınma Bakanlığı’na sunduğum  önerim  kabul edilir ve önceki Plan  dönemlerinde olduğu gibi Avrupa  Birliği ÖİK toplanırdı.

    Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı çifte standart olan  Bobon kriterlerini  (Bo: Bizden Olanlar, Bon: Bizden Olmayanlar)  göz ardı etmemek gerekir.  Rahmetli Süleyman Demirel’in Kırmızı Koltuk programında Emin Çölaşan’ın sorduğu “Süleyman Bey, biliyorum ki siz beni hiç sevmezsiniz, ben de sizi. Size tek bir sorum olacak, net cevabınızı rica ediyorum. Türkiye Avrupa Birliği’ne girecek mi girmeyecek mi?” sorusuna verdiği cevap Türkiye AB ilişkilerini çok güzel özetlemektedir:  “Güzel kardeşim, bir şeyin bir şeye girebilmesi için, diğer şeyin açılması gerek.

    CHP Bildirisi’nde de,“Avrupa Birliği ile ilişkileri düzelteceğiz. Fasıl açacaklar mı diye beklemeyeceğiz. Tam demokrasi için ne gerekiyorsa onu yapacağız”  hükmü yer almıştır. Diğer adaylar Erdoğan ve İnce gibi Türkiye AB ilişkilerine özel bir önem vermemişlerdir. Vatan Partisi ise farklı bir yaklaşım açıklamıştır:  “Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olacağız. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeler. Vatan Partisi, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü içindeki bağımsız yerini almasını programına alan tek partidir.”

    Eğer Vatan Partisi’nin bu isteği gerçekleşirse Türkiye’de eksen kayması olur. Bunun gerçekleşmesi bence mümkün değildir.

    CHP seçim bildirisinde Devlet Planlama Teşkilatı’nı kapatılmasına karşı çıkmış,  DPT yerine İnsani Geliştirme Stratejileri ve Bilgi Kurumu’nu kurulacağını açıklamıştır. Eski bir planlamacı olarak Devlet Planlama Teşkilatı’nın kaldırılmasını ben de uygun bulmamaktayım.

    Bildiride  “Beyin göçünü tersine çevireceğiz” taahhüdünün nasıl gerçekleştirileceğine yönelik bir açıklama bulunmamaktadır.  CHP,  İyi Parti,  Saadet ve Vatan Partisi adayları şeker fabrikalarının satışına karşı çıkmışlardır.

    AK Parti bildirisinde, “Filistin’e yönelik yardımlar her alanda sürdürülecek, Kudüs ve Mescid-i Aksa’ya yönelik her türlü gayri hukuki ve BM kararları hilafına girişime tavizsiz olarak karşı durulacaktır” hükmü yer almıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu tespiti doğrudur: “Biz Müslümanlar kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz.”  Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğluİktidarlar miting tertip etmez, iktidarlar icraat yapar” derken  haklıdır.

    Aslında Filistin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi   ilişkileri, Filistin Türkiye ilişkilerini kıskandıracak seviyededir.

    GKRY Filistin’i 1967 sınırları içerisinde tanıyan ilk Avrupa Birliği ülkesidir. Ayrıca bugün Ramallah’ta temsilciliği bulunan ender ülkelerden biridir.  İki tarafın dışişleri sorumluları 28 Ocak 2011 tarihinde özgür ve bağımsız Filistin için ortak çalışma sözü vermişlerdir. Türkiye, Filistin için miting yaparken Mahmud Abbas’ın Rumlarla işbirliği içinde olduğu unutulmamalıdır.  

    Türkiye, Filistin’i  ve Filistinlileri devamlı desteklemiştir. Buna karşılık   Temmuz 2009’da Filistin Devlet  Başkanı Mahmud Abbas Güney Kıbrıs Rum Yönetimini ziyaret etmiş, Kıbrıs sorununda Rum tezlerini desteklediklerini açıklamıştır. Bunun üzerine  Rum Yönetimi de  Filistin de temsilcilik açma kararı almıştır.

    Mahmud Abbas resmi davetli olarak  9 Temmuz 2009 tarihinde Güney Kıbrıs’a gelerek Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas’la görüşmüş, her iki lider  işgalin  sona erdirilmesi için ortak mücadele edeceklerini  açıklamıştır.  Rum tezlerini İslam Konferansı Örgütü’nde savunduğu için  Abbas’a, Abbas ise iki devletli bir çözüm çerçevesinde başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız bir Filistin devleti kurulması mücadelesine verdiği destek için Hristofyas’a teşekkür etmiştir.

    Abbas, Rum Meclisi Başkanı Marios Garoyan ve Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hrisostomos ile de  görüşmüş, Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi’nin Filistinlere destek vermeye hazır olduğunu  açıklayan Başpiskopos Hrisosotomos, Filistin ve Kıbrıslı Rumların ortak mücadele verdiğini savunmuştur. Rum basını ziyareti, “Rum Yönetimi Türklerin, Filistin ise İsrail’in işgaline son verilmesi için birbirini karşılıklı destekliyor” ifadesiyle değerlendirmiştir.

    Güney Kıbrıs Rum Yönetimi,  Yunanistan ve Filistin arasında üçlü işbirliğinin temelleri 2016 yılında  New York’ta üç ülke dışişleri bakanlarının yaptığı toplantıda atılmıştır. BM Genel Kurul toplantısı sebebiyle New York’ta bulunan Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Filistin Dışişleri Bakanları Yoannis Kasulidis, Nikos Kocas ve Riyad al-Maliki   üç ülkenin siyasi konular, turizm, terörle mücadele gibi birçok konuda işbirliği yapmalarının temellerini atmışlardır.

    Avrupa Birliği adanın kuzeyindeki KKTC’yi dışarıda tutarak Rum Kesimi’nin AB üyeliğini onaylayınca,  2004 yılından sonra  Rum Kesimi’nin  Doğu Akdeniz bölgesinde önemi artmış,  Doğu Akdeniz, Ortadoğu, Avrupa ve Rusya ekseninde önemli dış politika atılımları gerçekleştirmiştir. İki tarafın dışişleri sorumluları 28 Ocak 2011 tarihinde özgür ve bağımsız Filistin için ortak çalışma sözü vermişlerdir. Türkiye-İsrail arasında yaşanan Mavi Marmara krizinden sonra İsrail Türkiye’ye karşı Rum Kesimi’nin tezlerini desteklemeye başlamıştır.

    Filistin Türkiye ilişkileri  konusuna en çok önem veren  aday Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

    Tüm adaylar kamu görevlilerine 3.600 ek gösterge verilmesi konusunda  yarış içine girmişlerdir. Yarış devam ederken  Maliye Bakanı Naci Ağbal  yarışa son vermiştir:  “Yapacağımız düzenlemeyle polisimiz, öğretmenlerimiz, hemşirelerimiz, din görevlilerimiz ve idarecilerin emeklilik ek göstergelerini 3600’e çıkaracağız. Bu düzenlemeden, halihazırda bu görevlerden emekli olmuş vatandaşlarımız da yararlanacak.”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cemevlerine hukuki statü tanınacaktır” açıklaması doğru bir yaklaşımdır ama şimdiye kadar neden bir adım atılmamıştır sorusu akla gelmektedir.

    Sayın İnce’nin  “Türkiye en geç 5 yılda orta gelir tuzağını aşacak ve kişi başına düşen gelir 15 bin dolar olacak” taahhüdünün  bugünkü ekonomik şartlarda  5 yılda gerçekleşeceğini mümkün görmemekteyim.

    Adaylar arasında en ütopik taahhütleri Vatan Partisi adayı Doğu Perinçek açıklamıştır: “Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı’nın ikisi de Avrupa Birliği’ne katılmak peşindedir! Perinçek, Washington’dan ve Brüksel’den yönetime son verecektir.  Türkiye’nin güvenliği Çin’den başlar. Çin’in güvenliği Türkiye’den başlar. Avrupa Birliği ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’na son vereceğiz.  Dünya fındık borsası, Hamburg’da değil, Ordu’da olacaktır. Türkiye, NATO’dan çekilecek, emperyalist askeri ittifaklara katılmayacaktır. Üniversiteye giriş sınavı kaldırılacaktır. KKTC’nin Türkiye ile bütünleşmesini gerçekleştirecektir. Şanghay İşbirliği Örgütü’ne Üye Olacağız. Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, Şanghay İşbirliği Örgütü’ndeler.”

    Doğu  Perinçek diğer adayların aksine  AK Parti, İyi Parti ve MHP  adaylarına  Cumhurbaşkanı Yardımcılığı teklifinde  bulunmuştur.

    Doğu Perinçek’in “Üniversiteye giriş sınavı kaldırılacaktır” taahhüdü  Devlet  Bahçeli tarafından da taahhüt edilmiştir: “Üniversite giriş sınavı kaldırılacak.” Fakat her iki aday da sınavlar kaldırıldığında yerine ne konulacağı konusunda bir açıklamada bulunmamışlardır. Geçmişte  üniversite sınavlarını kaldıracağını söyleyen siyasetçiler de olmuştur.

    Genç Parti  Genel Başkanı Cem Uzan, 19 Temmuz 2007 tarihinde “Kim ne derse desin üniversite sınavı kalkacak ve isteyen istediği üniversitede okuyacak”  demiştir. Benzer şekilde dönemin Başbakanı Tansu Çiller de  12 Mayıs 1997’de  “Üniversite sınavlarını kaldıracağım” diye 2 milyon öğrencinin aileleriyle birlikte gönlünü çelmeye kalkışmıştır.  İki gün sonra kendi Milli Eğitim Bakanı “Nereden çıkardınız sınavların kalkacağını, mümkün değil” diyerek başkanını yalanlamıştır.  Geçen sürede üniversite sınavları kaldırılmamıştır.

    Perinçek, “Avrupa Birliği ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’na son vereceğiz” derken hukuk bilgisinin yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Çükü AB ile Gümrük Birliği Anlaşması adıyla bir anlaşma imzalanmamıştır.  Sözü edilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’dır. Ayrıca siz istediniz diye bir uluslararası hukuk metni olan  bir anlaşma  ortadan kalkmaz. O zaman Atatürk Kurtuluş savaşı yaparak vatanı kurtarmak yerine, biz Cumhuriyeti kurduktan sonra Sevr (Sevres) Anlaşması’na son vereceğiz diyerek Sevr’i ortadan kaldırırdı.

    Ayrıca ŞİÖ üyesi olmayan Azerbaycan ve Türkmenistan gibi Türk Cumhuriyetleri de vardır.

    Devlet  Bahçeli diğer adaylardan farklı olarak kader kurbanlarına af çıkarılacak” taahhüdünde  bulunmuştur. Cumhur İttifakı’nda yer alan MHP Lideri  Bahçeli’nin kader kurbanlarına af çıkarılması konusundaki ısrarı İttifak ortakları tarafından şimdilik destek görmemiştir. Bahçeli, “Af çıkarılması ile ilgili kararlılığımız sürüyor. Duruşumuzdan geri adım düşünülemez” açıklaması karşında diğer ortakların tutumu net değildir. MHP lideri seçimlerden 20 gün önce ” Affı gündeme almak hükümet için zor değil af çıkarılmalıdır.açıklamasında bulunmuştur.

    Aslında hapse giren herkes kendisini kader kurbanı ilan etmektedir. Her cezaevine giren kişiyi oraya güya kaderi sürüklemiştir. Canisi de, dolandırıcısı da kader kurbanıdır. Bunlara af çıkardığınızda bu kişilerden mağdur olanlara ne diyeceksiniz? Sayın Bahçeli 21 Şubat 2017’de “Hainler idamdan korkmuyor ve milletimiz de idam talebinde ısrar ediyorsa, o zaman bize düşen bu kanuni düzenlemeyi TBMM’de yapmak. AKP top çevirmesin, zamana oynamasın, hakikaten idamın geri getirilmesi konusunda samimiyse, MHP’nin sözü söz olsun, buna kayıtsız şartsız destek verecektirdemiştir.
    Sayın Bahçeli o tarihte eğer idam cezası yasalaşsa,   idamlar gerçekleştikten sonra bunların kader kurbanı olduğu ortaya çıksa acaba ne derdi? Tıpkı rahmetli Menderes, Polatkan ve Zorlu gibi.
    Cumhurbaşkanı Erdoğan  27 Kasım 2016’da   idam kararının parlamentodan çıkması  durumunda  onaylayacağını   belirtmiştir: “Bize bu konuda akıl verenler, akıllarını kendine saklasın.”  Fakat günümüzde sayın Cumhurbaşkanı ve Devlet Bahçeli dahil hiçbir aday idamdan  söz etmemektedir. Acaba neden?

    CHP ve İYİ Parti  olağanüstü hal uygulamasına son verecekleri konusunu öne çıkarmışlardır. 

    CHP adayı Muharrem  İnce diğer adaylardan farklı olarak “24 Kasım Öğretmenler Günü’nde öğretmenlere ayrıca birer maaş ikramiye vereceğiz”  derken  Meral  Akşener de diğer adaylardan farklı olarak Kamunun ödediği vergilerle, belirli bir kesimin borazanlığını yapmaktan başka bir işlevi kalmamış olan TRT satılacaktır taahhüdünde bulunmuştur.

    Tüm adaylar  Türkiye’de gelir dağılımındaki adaletsizlik üzerinde durmuşlardır.

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine  göre hesabında 1 milyon lira veya üzeri parası olan mudi sayısı, bu yılın ilk 4 ayında 10 bin 739 kişi artarak 149 bin 719’a yükselmiştir.  Geçen yılın sonuna göre 10 bin 739 kişi artan milyonerlerin toplam mevduatı 995 milyar 484 milyon liraya ulaşmış, milyoner başına düşen ortalama mevduat  6 milyon 649 bin lira olmuştur.

    Bu dengesizlik emekli, dul ve yetim aylıklarını arttırmakla,  yoksulluk sınırının altında aylık almayan emekli  kalmamakla,  emeklilerin maaşlarına her yıl refah payı adı altında zam yapılmakla, emeklilere yılda iki kez bayramlarda 1.500’er TL  ve  2 maaş ikramiye  verilmekle, ek göstergelerin  3 bin 600’e yükseltilmekle,  aile sigortası ya da  yoksul ailedeki kadının banka hesabına her ay ortalama 600 lira yatırılmakla  ya da  hanelere belli oranlarda elektrik, doğalgaz ve suyun ücretsiz verilmesiyle çözülemez.

    Fakat  buna rağmen  hükümet bir adım atarak polis, öğretmen, hemşire, din görevlileri ve idarecilerin emeklilik ek göstergelerini 3.600’e çıkaracağı sözünü seçim öncesi vermiştir.  Bu düzenlemeden emekli olmuş vatandaşlar da  yararlanacaktır. Maliye Bakanı  Ağbal, düzenlemeden yaklaşık 1,5 milyon civarında memur ve emeklinin faydalanacağını  açıklamıştır: “Emekli olan ve bundan sonra olacak kamu görevlilerimizin maaşları artacak.”

    Seçimlere katılan  tüm adayların seçim bildirilerinde Türkiye’de yatırım ortamındaki gelişmeler  ile ilgili  MSCI Turkey EFT Endeksi’nden söz edilmemiştir.

    Endeks, Türkiye’de yatırım yapılabilirliği izlemek amacıyla BİST 100’de işlem gören 10  hisseden oluşmaktadır.   Nasdaq Borsasında MSCI Turkey EFT (TUR) koduyla işlem gören endeksi oluşturan hisseler ilgili dönemlerde güncellenmektedir.

    Endeks, global yatırımcılar için ilgili ülkelerde yatırım fırsatlarını değerlendirmekte ve hangi ülkenin borsasına veya hisselerine yatırım yapılabileceği konusunda önemli referans olmaktadır.

    MSCI Turkey EFT Endeksi’ndeki olumsuz gelişmeler üzerine Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya  Londra’da  Mayıs ayı sonunda yatırımcılarla buluşmuştur. Reuters haber ajansından Karin Strohecker ve Claire Milhench,  iki yetkilinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın iki hafta önce Londra’da yatırımcılara yaptığı açıklamaların yarattığı gerilimi düşürmeye yönelik açıklamalarda bulunduğunu yazmıştır.

    Cumhurbaşkanı  Erdoğan iki hafta önceki yatırımcılarla yaptığı görüşmelerde, gelecek ayki seçimlerle birlikte ekonomi yönetiminde ağırlığını artırmayı planladığını ve yükselen enflasyonla mücadele için faizlerin düşmesi gerektiğini  açıklamıştı.  Bunun üzerine  Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya  Londra’ya yatırım ortamını  yumuşatmak  için  gitmişlerdir.

    Son zamanlarda liderler ve adaylar arasındaki gerginlik  artmıştır.

    Her aday ve lider kendi yakın çeviresidekilere danışarak ve bilgilendirilerek açıklamalarda bulunmakta ve bu çerçevede halka hitap etmektedir.  Eğer doğru bilgilendirilmezlerse hata da yapabilmektedirler. Hata yapmamak için liderlerin ve adayların yakın çevresinde mutlaka farklı düşüncede olan danışmanlar bulunmalıdır. Bu konuda rahmetli Yusuf Bozkurt Özal ile yaşadığımız bir anımı paylaşmak istiyorum.

    Paris’te görev yaptığım  yıllarda sevgili arkadaşım İlhan Kesici ile birlikte rahmetli Yusuf Beyi havaalanına götürüyordum.  İlhan Kesici Yusuf Beye bir arkadaşımızın…ülkesine Planlama Müşaviri sıfatıyla gönderilmesinin doğru olmadığını, çünkü o arkadaşımızın bizim gibi düşünmediğini  açıklaması üzerine Yusuf Bey  İlhan Kesici’ye aynen şunları söylemiştir:

    “Bak İlhan, bir liderin etrafında mutlaka  farklı dünya görüşünde olanlar da bulunmalıdır. Ben, ….in görüşlerinden yararlanıyorum.  Uygun görürsem dikkate alıyorum. Fakat sizler bizim gibi düşündüğünüz için  bizim icraatlarımıza olumlu yaklaşarak hata yapmamıza zemin hazırlarsınız. Fakat …, bizim gibi düşünmediği  ve olaya farklı bir pencereden baktığı için bizi uyarır ve hata yapmamızı önler.” .

    Rahmetli  Cumhurbaşkanımız Turgut Özal da bu düşüncede olduğu için yakın çalışma arkadaşları arasında farklı düşüncede olanlar da vardı.

  • Bursa’da Halk Otobüsünde Skandal Görüntüler

    Bursa’da Halk Otobüsünde Skandal Görüntüler

    Skandalın adı bu kez Bursa. Whatsapp ihbar hattımıza gönderilen görüntüde, kimliği belirsiz iki kişi, halk otobüsünde güpegündüz kimseye aldırış etmeden cinsel ilişkiye girdi.

    Çevreden bir vatandaşın o anları kameraya alması ile halk otobüsünde meydana gelen skandal pes dedirtti. Görüntülerde ormanlık alanın bitiminde, boş bir arazide olduğu anlaşılan otobüste iki kişinin cinsel ilişkiye girmesi olayı sosyal medyada büyük tepkilere yol açtı.

    Vatandaşın Parasıyla, Devletin Otobüsünde Çirkin Hareket

    Olayın, vatandaşın parasıyla alınan halk otobüsünde üstelik Müslümanlar için kutsal bir gün olan Ramazan Ayı’nda  gerçekleşmesi ise bir hayli üzücü… Yayın politikamız gereği videoyu makyajlarak veriyoruz.

    Turkishnews./Metin Tapmaz

  • MENBİÇ GÖRÜŞMESİ,  KUZEY IRAK POZİSYONU VE SEÇİMLER

    MENBİÇ GÖRÜŞMESİ,  KUZEY IRAK POZİSYONU VE SEÇİMLER

    Kaos’un hakim olduğu Irak ve Suriye’de hadiseler, hedefler, yöntemler, araçlar, ilişkiler  mütemadiyen değişiyor.
    Toplam savaş karşısında ABD, Rusya, Türkiye, İsrail, İran ve Avrupalı​ ülkeler bir taraftan çıkarlarını sağlamak​, diğer taraftan savaş suçlarından kurtulmak için yarışıyor.
    Yazık ki, bu topraklar kurallara dayalı küresel düzenin hızla çözüldüğü bir girdap durumundadır…

    *
    ​İslam Devleti (İŞİD) ​Suriye ve Irak’ta​,​ toprağa bağlı olmayan yeni mücadelede​ ​stratejisi​nde​ yeni siyasi çıkış yolları ve ittifak arayış​ındadır.​
    Suriye ve Irak’tan  İŞİD’i süpüren​ Kürtler, ABD’nin desteğiyle önemli su,​ ​tarım alanları, petrol ve doğal gaz alanlarını kontrol etme hedeflerini pekiştiriyor.​
    Bir taraftan da Kürtler​ ​arası ilişkilerde rekabet derinleşmiş, her bir grup kendi lehine stratejik​ ​kazanımların peşine düşmüştür.

    *
    Suriye ve Irak, işbu çıkarlar çerçevesinde daha geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline gel​mekte, ​çözümleme​ imkansızlaşmaktadır.
    Tehlikeli olan şey ise taraflar arasında başka çatışmaların gerçekleşme ihtimalinin yükselmekte oluşudur.
    Özellikle İsrail ve İran askeri kuvvetlerinin karşı karşıya gelebilecek olması gibi bir felâket herkesi korkutuyor…

    *
    Türkiye ise​ Suriye ve Irak’ın kuzeyinde terör koridoru oluşumunu engellemek başlığında Kürtlere karşı​ kapsamlı​ bir mücadele sürdürüyor.​
    Bu mücadele aslında Türkiye’nin, yabancı diyarlarda  Suriye ve Irak’la  savaşı anlamına geliyor.
    Ama bu suretle Türkiye esasen ABD’nin izniyle çıkarları birbirleriyle farklı ülkelerin Suriye ve Irak’ı geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline ge​tirmesinin​ önüne geçiyor!
    Üstelik ABD adına Çin’in İpek Yolu projesinde çok önemli bir yeri olan Deir el-Zor ve Palmyra’dan Türkiye’ye uzanan güzergahı gözlüyor.

    *
    Ve Türkiye  bu savaşımında mütemadiyen yeni cepheler açıyor.
    Birbirinden farklı her neden yeni bir cephenin kurulması sonucunu veriyor…

    *

    Çünkü Türkiye hükümeti; Cumhuriyetin 1938 yılına kadar gerçekleşen anlaşmaların sınırı içinde ülke birliğinin temeline işaret eden Misak-ı Milli’sini,
    Ve bu perspektifte “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini reddediyor.
    Bunun yerine 28 Ocak 1920’de İstanbul’da son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin kabul ettiği saldırgan Misak’ı Milli ilkesinden hareketle,
    Kuzey Suriye ve Irak’ta  İslamcı  yeni Osmanlı Devleti için gerekli olan su,​ ​tarım alanları, petrol ve doğal gaz alanlarını kontrol etme hedefini gözetiyor.
    Sonra çıkarları birbirleriyle farklı ülkelerin Suriye ve Irak’ı  geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline ge​tirmesinin​ önüne geçme görevi karşılığında;
    Bu hedefe ulaşmak için ABD’nin himmetinden medet umuyor!

    *

    4 Haziran’da Dışişleri Bakanı M. Çavuşoğlu’nun, “​YPG militanlarının Menbiç’i boşaltması” konusunda Washington’da yaptığı görüşmelerin ardından,
    “Yol haritasının onaylanması, Amerika’nın bize verdiği sözü tutması anlamına geliyor ” açıklamasını  yukarıdaki  çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
    Nitekim AKP Genel Başkan Yardımcısı H.Yazıcı, Dışişleri Bakanı M. Çavuşoğlu ile ABD’li mevkidaşı M.Pompeo’nun Washington’daki Menbiç görüşmesini,
    “Umarım Amerika sözünü tutar ” ifadesiyle değerlendiriyor…

    *

    Pazar günü de Başbakan B. Yıldırım, Türkiye’nin  Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki askeri varlığını terörü yok etmek üzere  ikiye katladığını,
    TSK’nın Irak topraklarında 27 kilometre  derinlikte  operasyonlar tertiplediğini açıklıyor.
    Ayrıca Suriye’de “Fırat’ın batısı anlamına gelen Afrin ve Fırat Kalkanı bölgesinde 250 kilometrelik bir mesafeyi terörden temizlediklerini ” söylüyor.
    Dün toplanan Bakanlar Kurulu ardından Hükümet Sözcüsü de koroya katılıyor ve ” Türkiye Kandil’e girebilir, her an her şey olabilir” diyor…

    *
    Birkaç yıldır Türkiye, tıpkı Suriye’de olduğu gibi Irak’ın da geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline ge​tirilmesinin önüne geçme görevindedir.
    Bu sırada Kürtçü terörle mücadele kisvesi altında Irak’ın kuzeyinde de petrol ve doğal gaz alanlarını kontrol etme hedefini koşturuyor.
    Nitekim Türk hükümeti Kandil, Maxmur ve Şengal’e operasyon yapmak talebiyle Irak hükümetine Musul sınırlarında yeni bir gümrük kapısı açma ve İrak ile ticareti geliştirme teklifini hayata geçiriyor…

    *

    Buna göre Türkiye hükümeti, Irak hükümetinin PKK’ye yönelik operasyonlara izin vermesi karşılığında, Habur’un batısında  Şırnak/ Silopi’ye bağlı Ovaköy’de  yeni bir sınır kapısı açıyor.
    Bu kapıdan yapılan ihracaatın Telafer, Musul’dan Ninova ve Bağdat’a ulaşması planlanıyor.
    Aslında Türk Ordusu Ovaköy’den  Musul’un kuzeyine kadar olan  50 kilometrelik alanda bulunan İran’a bağlı Haşdi Şabi ve Şengal Direniş Birliklerini engellemeye çalışıyor.
    ABD adına Irak’ta Musul’un kuzeybatısında yer alan stratejik konuma sahip Irak- İran ticaret koridorunu ve Irak’ın Peshkhabur kentine yapılan kuzeydoğu geçidiyle uluslararası piyasalara ulaşan güzergahı da kontrol altında tutuyor.
    Ama Kürtçü terörle mücadele kisvesi altında Irak’ın kuzeyinde petrol ve doğal gaz alanlarında hak sahibi olmanın hedefini koşturuyor.
    Son bir haftadır şehit edilen Türk askerleri Ovaköy’ün Telafer’e ve Musul’a giden ana yola bağlanması için 120 kilometrelik bir stabilize yolun inşasındaki görevlilerdir…

    *

    Dışişleri Bakanı M. Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı M.Pompeo’nun dün Washington’daki Menbiç görüşmesini aktarırken,
    “Net bir gün sözkonusu. Takvim sayesinde sürüncemede kalmayacak. Ama Anadolu Ajansı’nın sonradan düzelttiği haberindeki gibi 30 gün sözkonusu değil. Bu, sahada birlikte atılacak adımlara bağlı. 6 aydan az bir süreden bahsediyoruz ” ifadesini de;
    Türkiye’nin 24 Haziran’ dan itibaren mutlaka farklı etnik ve dini kökenlerden gelen insanları bir arada yaşatmak için normalleşeceği bir perspektifte düşünmek gerekiyor.

    6. 6. 2018

  • Kim için af, anladınız mı?

    Kim için af, anladınız mı?

    25 Aralık 2013’te Tayyip Erdoğan’ın saltanatı sona ermişti. Demokrasiyi bir yana bırak, hiçbir rejimde o çapta darbe yiyen bir lider ayakta kalamaz. Oğluyla paraları sıfırlama konuşmasını dikkatle dinle. Beni o kayıtta çarpan şey hırsızlık değil (o da var elbette); yenilmiş ve yalnız kalmış bir adamın yorgun mırıltısı.

    Ancak masif silahlı güç kullanarak ayakta kalabilirdi. Besbelli öyle bir gücü yoktu. Ordu sadık değildi; hiçbir zaman olmadı. Askere ve polise “ateş” emri verse, Ekim 1989’da Erich Honecker’in başına gelenle karşılaşması kaçınılmazdı.

    Bıraksalar düşerdi. Bırakmak işlerine gelmedi. İşlerine yarayacak bir araçtı. O aşamada düşse memleketin başına olmadık belalar açılabilirdi. Irak, Suriye, Libya örnekleri tazeydi.

    Tahminimce masaya üç şart koydular. Bir, Ergenekon soruşturmalarına son verilecek ve mahkumlar salınacak. İki, Kürt açılımına son verilecek. Üç, orduda Cemaatçi yapılanmanın tasfiyesine yol verilecek. Karşılığında yumuşak iniş vadettiler.

    Kabul etmek lazım ki üstüne düşen görevi hakkıyla yerine getirdi. Ergenekoncu şefler derhal serbest bırakıldı. Kürt barışı 2014 yerel seçiminin ardından rölantiye alındı, Şubat 2015’te noktalandı, Haziran 2015 seçimlerinden hemen sonra saldırıya geçip Kürt hareketinin o güne kadarki stratejik kazanımlarını yerle bir ettiler. Cemaat yapılanması Temmuz 2016’da şık bir operasyonla temizlendi. O operasyondan önceki günlerde Erdoğan’ın nerede ve kimlerin elinde olduğu elbet bir gün anlatılacaktır.

    Tahminimce şimdi sıra pazarlığın öbür yanına gelmiştir. Somut bilgim yok; haftalar sonrasını tahmin etmek de çok büyük risk. Ama elli senedir Türk siyaseti izleyen biri olarak hissiyatım o yönde. Yanılırsam “bilemedin” dersiniz. Omuz silker gülerim.

    Yumuşak inişin adı Nixon Formülü’dür. Richard Nixon’ı hatırlar mısınız? Pis dövüşçüydü. Watergate skandalında köşeye sıkıştıkça potu artırdı; gerekirse memleketi yakmaktan çekinmeyeceğini belli etti. Sonra kayıtsız şartsız af teklif ettiler. Ertesi gün arkasına bile bakmadan uçağa binip gitti.

    Bu sefer de makul ve gerçekçi tek çözüm, korkarım ki budur. Aksi halde iktidarı bırakması imkansızdır. Milyarların ve daha kim bilir nelerin hesabının senden ve ailenden ve yakınındaki herkesten sorulacağını bilsen sen olsan ne yapardın? Hayatını bir lağım kanalında bitirmek cazip bir seçenek olmasa gerek.

    Bu son genel af muhabbetini şimdi bu açıdan değerlendirin derim. Dikkat buyurun, konuyu ortaya Devlet Bahçeli atmadı, ondan on gün önce Yiğit Bulut attı. Hükümet elbette “istemem, bilmem, yan cebime koy” demek zorundaydı. Çünkü, yaşayan görecek, affın muhatabı birtakım çağı geçmiş mafya babaları değil; “kader kurbanı” denilen hırsız uğursuz takımı da değil. Tayyip Erdoğan ve adamlarıdır. Elbette teklif onlardan gelmeyecek; millet kuşa bakarken onlar kaşla göz arası aradan sıyrılacaklar.

    Adalet duygumuzu zedeler mi? Zedeler. Ama memlekette neyin adalet duygusu kaldı ki bunda adalet bekleyelim?

    Umalım ki haksız yere esir tutulan herkes, başta Ahmet Altan, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala ve emsalleri gibi özgürlüğü en çok hak edenler, fırsattan yararlanarak özgürlüklerine kavuşurlar. Fetöcü diye zindana atılan on binlerce şapşal fırsatçı için de iki sene eziyet yeter.

    Seçimden sonraya kalır mı? Tahmin etmem. O riski alamazlar. 25 Haziranda kimin başta olacağı belli değil ki?

    Sevan Nişanyan

  • Hani Ahlaklı, Terbiyeli Nesiller Yetiştirecektiniz, Ne Oldu?

    Hani Ahlaklı, Terbiyeli Nesiller Yetiştirecektiniz, Ne Oldu?

    NOT: Yakınlarda çıkacak olan 2. Kitabımdan bir örnek makale. Sevgili okuyucularıma saygı ve sevgilerimle sunuyorum.

    Ülke ne hale geldi…

    Geçenlerde TV’lerde seyrettik. Genç adam, 100 TL verdi diye teyzesini öldürmüş… Çünkü o, daha fazla istiyormuş… Verilen parayı az bulmuş.

    Sokaklar pompalı tüfekli insanlarla doldu. Kafası birisine bozuldu mu adamın, basıyor tetiğe. Vahşet, barbarlık kol geziyor. Sokaklar kan gölü…

    Annelerinin, babalarının gözü önünde çocukları öldürüyorlar; babaları, anneleri de çocuklarının gözü önünde… Hem de hiç tereddüt etmeden… Hunharca…

    İşin kötü yanı, bu olaylar toplumda olağan, normal karşılanmaya başlandı… Tepki, karşı koyma, kınama yok. Herkes yaşananları kanıksamış.  Sadece seyrediyor.

    Bir ülkede bilim, uygarlık dışı görüşler, hurafeler, çağ dışı inançlar arttıkça toplumsal çöküntü, bozulma, cinayet olayları da ona bağlı olarak artıyor.

    Kuran kursu en çok AKP döneminde açıldı. İmam hatip en çok AKP döneminde yaygınlaştırıldı… Tüm okullar imam hatiplere dönüştürüldü.

    En çok sınav başarısızlıkları da bu dönemde ortaya çıktı. Öğrenciler arasında intiharlar yaşanmaya başlandı…

    Terörist, şeriatçı örgütlerle diyaloglar, sıcak ilişkiler en çok bu dönemde gerçekleştirildi…

    Allah, Muhammet sözcükleri bu dönemde hiç dillerden düşmedi, en çok bu dönemde konuşuldu… Cennet – cehennem en çok bu dönemde Demokles’in kılıcı gibi başımızda sallandı… En çok bu dönemde “korku, korkutma silahına” dönüştürüldü…

    Tarikatlar, tekkeler, cemaatler şeyhler, Şıhlar, âlimler(!!!) en çok bu dönemde türedi… Ayrık otu gibi sardı dört bir yanımızı…

    “İnşallah”, “Maşallah”, “Allah izin verirse” deyişleri en çok bu dönemde söylendi… Söyleşilerde ağızlardan çıkan iki sözcükten birisi bu oldu…

    Vee… En büyük, en zengin bütçe bu dönemde diyanet işlerine ayrıldı…

    Ayrıca laiklik ve Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) yasası en çok bu dönemde pas pas gibi çiğnendi.

    Atatürk’e, devrimlere, Kurtuluş Savaşına, aydınlanmaya en çok bu dönemde sövüldü, sayıldı… Geçmişte yapılanlar küçümsendi…

    Atatürk’ün resimleri en çok bu dönemde kitaplardan kaldırıldı, duvarlardan indirildi…

    Bunlar yetmiyormuş gibi bir de Atatürk, İnönü “ayyaşlıkla” suçlandı, aşağılandı…

    Amaa…  En çok tecavüz, en çok kadın cinayeti, kadın dövme, kadın yaralama, cinsel taciz, çocuklara yönelik cinsel istismar da bu dönemde gerçekleşti…

    Uyuşturucu kullanımı ilkokul çağına düştü… Emniyet Genel Müdürlüğünün raporlarına göre uyuşturucu kullanımında artış yüzde 1700’lere (yazıyla: Bin yedi yüzlere) ulaştı…

    Son yıllarda seks işçileri sayısı tam üç kat arttı…

    Fuhuş yapan kadın sayısında patlama oldu. Yüzde 1680 (Yazıyla: bin altı yüz seksen) artış gösterdi… Açlık sınırının altında yaşayanlar bir çığ gibi çoğaldı… Öte yandan göçmen seks işçileri, ayakta durabilmek için hâlâ bazı kentlerde polise rüşvet vermek zorunda kalıyorlar…

    Öğretmenler öğrencilerine, imamlar çocuklara bu dönemde tecavüz etmeye başladı…

    Cumhuriyet tarihinde öğretmenin öğrencisine tecavüzü, sarkıntılığı, cinsel tacizi ne görülmüş ne duyulmuş şeydi… Bu türden iğrenç olaylarla da yine bu dönemde karşılaştık…

    Sonra bir taraftan günah – sevap, cennet – cehennem, melek – şeytan, umre – hac dersleri verilirken, bir taraftan da en çok yolsuzluk, hırsızlık, çalma – çırpma, talan, orman, arazi yağmacılığı bu dönemde ortaya çıktı…

    “Devlet malı deniz, yemeyen domuz…” felsefesi bu dönemde kurumsallaştı, yasa haline geldi…

    Vatandaşlar en çok bu dönemde birbirlerine düşman oldular. Bakın bir vatandaş, karşıt görüşlü öteki vatandaş için ne diyor:

    “Tayyip’i devirecez diyen kâfirler var. Reisi ölüm pahasına ayakta tutacak olan Müslümanlar burda mı?” Ölüm pahasına…!!!

    Kim ki seçimlerde “Tayyip’i devireceğiz” diyor, onlara göre bu vatandaş kâfir…

    Şimdi bu açıklamalardan sonra yeniden soralım:

    Hani “ahlaklı, terbiyeli nesiller” yetiştirecektiniz? Ne oldu?

    Neden toplumun ruh sağlığı bozuldu? Neden kişilerin birbirine saygısı, sevgisi kalmadı ve herkes birbirine, özellikle kendisi gibi düşünmeyen siyasi rakiplerine düşman gibi bakmaya başladı.

    Neden ortalık vurgun, soygun, ölüm, tecavüz – taciz, yangın yerine döndü bu dönemde?

    Neden çocuk tacizleri ve tecavüzleri bir çığ gibi büyüdü?

    Hiçbir şey kendiliğinden ortaya çıkmaz.

    Hiçbir toplum kendiliğinden suçlular cehennemine dönüşmez. Bütün bu oluşumlar, olgular, suçlar yanlış, eksik eğitimin, öğretimin, kültür anlayışının sonuçlarıdır…

    Perişan oldu eğitim.

    Perişan oldu Türk insanı ve Türklük…

    Eğitiminizle, kültürünüzle, eserinizle övünebilirsiniz…

  • DAK Başkanı  Görev Süresinin Dolması Sebebiyle İstifa Etti

    DAK Başkanı Görev Süresinin Dolması Sebebiyle İstifa Etti

    Dünya Azerbaycanlıları Kongresi Başkanı Asıf Kurban Görev Süresinin Dolması Sebebiyle İstifa Etti.

    Dün istifa beyanatını gazetelere gönderen Asıf Kurban, Beyanatında dile getirdi ki; 18 Mayıs 2018’de doğunun müslüman coğrafyasının ve doğunun ilk demokratik cumhuriyeti olan Azerbaycan’ın 100.yılını kutladı. Bu yüzüncü yılda Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin (AHC’nin) kurucularını ve aynı zamanda Cumhuriyetin başında duran Mehmed Emin Resülzade’yi saygıyla andı. Onun “Yaşa yaşa bin yaşa şanlı Azerbaycan” düşünceleri ile her bir vatantaşı tebrik etti. 2016 Yılı Mayıs ayında, Rusya’da düzenlenen Dünya Azerbaycanlıları Kongresinde, kongre başkanı olarak seçilmişti. Mayıs ayında iki yıllık süresi dolan ve yeni bir kongreye kadar başkanlık görevine devam etmek istemeyen Asıf Kurban, başkanlıktan istifa etti. Aynı zamanda Dünya Azerbaycanlıları Kongre Yönetim Kurulunda üye olan Kurban, Kongre Yönetim Kurulu üyeliğinden de istifa etti. Bunun nedenine ise; “Gelecek nesillere de yol açılsın ki onlarda kendilerine, halkımıza ve devletimize hizmet etme olanağı bulsunlar” şeklinde açıklamada bulundu. Kurban’ın Beyanatında 2 yıl süresince Uluslararası kongre ve konseylerde Azerbaycanın haklı davası olan Karabağ ve diğer sorunlarıyla ilgili konuları gündeme getirdiklerini ve geçen bu süre içersinde yaptıkları işleri de anlattı. Bu süre zarfından sonra, başkanlığa devam etmese de halkına hizmet edeceğini söyledi. Halka hizmet etmek için illa ki bir teşkilatın başında olmaya gerek olmadığını, her vatandaşın milli manevi değerlerimize sahip çıkma düşüncesini savundu. Bundan sonra da kendisine ne zaman ihtiyaç olursa olsun, bu yolda devam edeceğini bildirdi. Bu yüksek makamda olması için ona oy veren ve bu iki yıllık görev süresinde ona destek olam DAK (Dünya Azerbaycanlılar Kurulu Konseyi) üyelerine ve yönetimine teşekkürlerini bildiren Asıf Kurban aynı zamanda, görevde olan arkadaşlarına başarılar diledi. Asıf Kurban, İzmir’deki Azerbaycan Derneklerinden AKİDER’in (Azerbaycan Kardeşlik ve İşbirliği Derneği) Başkanı olmakla birlikte tanınmış bir iş adamıdır. Azerbaycanın her türlü sorununu her defasında duyuran bu yolda canla başla çalışan değerli bir şahsiyettir.

    TURKİSHNEWS/SILA ARSEL

  • “Millet İttifakı” yükselişte…

    “Millet İttifakı” yükselişte…

    CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin ortaya koyduğu performans günden güne artıyor. İnce için “Akşener’in önüne geçti. Erdoğan’ı zorluyor” deniliyor.
    Son yapılan kamuoyu araştırmaları da İnce’nin oy oranında belirgin yükselişlerin olduğunu gösteriyor.

    Bu noktada öne çıkan iki önemli konu var:
    Birincisi İnce’nin Güneydoğu’dan çok ciddi ol alabileceği görüşüdür. İkincisi de HDP’nin barajı geçecek noktaya geldiğidir.
    Bize göre bunlardan daha önemli olan gelişme “Cumhur İttifakı”nın kan kaybetmesi, “Millet İttifakı”nın ise yükselişe geçmesi konusudur.

    Şimdi bu konulardaki gelişmelere bakalım:
    Remres Araştırma, 24 Haziran seçimlerine ilişkin son anket sonuçlarını açıkladı. Yapılan son ankette Cumhur İttifakı yüzde 44’ün altına düştü, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başa baş. İşte 24 Haziran erken seçim sonuçlarına ilişkin olarak yapılan son ankette partilerin ve Cumhurbaşkanı adaylarının son oy oranları.

    Remses Şirketi’nin Genel Müdürü Emre Şişmanlar, son yapılan anket çalışmalarını şu şekilde açıklıyor:
    “Mayıs sonu Haziran başını kapsayan bir anket çalışmamız oldu. Cumhur ittifakı düşüyor, millet ittifakı yükseliyor. Mayıs başında ‘cumhur ittifakı’ yüzde 44.2 iken şimdi yüzde 43.9’a geriledi. ‘Millet ittifakı’ysa yüzde 43.4 ile başlamıştı. Son ölçümlere göreyse 43.5- 43.7 bandında çıkıyor. Kafa kafaya bir yarış var. Bu yüzden de Meclis’te ne cumhur ne de millet ittifakı 301’i buluyor. İttifakların dışındaki HDP de yüzde 12.1 çıkıyor.HDP, 7 Haziran seçimlerinde yüzde 13.12 oranında oy almıştı. HDP, Güneydoğu’daki oylarını koruyor. Batı’daki oylarda küçük bir düşüş var. Örneğin İstanbul’da 11.9’a indi. 7 Haziran’daysa bu rakam biraz daha yüksekti. Özetle HDP, 7 Haziran ve 1 Kasım arasında bir yerde duruyor. Sadece “Aman baraj altı kalmasın” diyerek HDP’ye oy verecek bir miktar seçmen var. Ancak biz ve pek çok şirket de HDP’nin gayet rahat baraj üstünde olduğunu görüyoruz. Muharrem İnce faktörü ve HDP’nin olası bir baraj riski karşısında hareket eden bir CHP-HDP seçmeni görüyoruz. Kimi HDP’li, Selahattin Demirtaş’ın ikinci tura kalmasını gerçekçi bulmuyor. Bu yüzden ilk turda milletvekili seçimlerinde partisi HDP’ye, cumhurbaşkanlığında da İnce’ye oy verecek. Benzer durum CHP tabanında da var. “Benim cumhurbaşkanı adayım İnce’dir ama barajı mutlaka geçmesi gerekir, oyum HDP’ye” diyen de bir CHP kitlesi oluştu.

    Kafalardaki soru şu:
    CHP ve HDP arasındaki oy geçişkenliği Türkiye’nin hangi bölgesinde daha çok ortaya çıkıyor? Yanıtını Remres Genel Müdürü Emre Şişmanlar’dan alalım:
    “Bu konuda şaşırtıcı sonuçlar alıyoruz… Örneğin, CHP’nin bir adayı olarak Muharrem İnce’nin Güneydoğu bölgesinden çok ciddi bir oy almasını bekliyoruz. CHP’nin yaptırdığı anketlere göre Erdoğan’ın karşısında İnce, İyi Parti’nin anketlerine göreyse Erdoğan karşısında Akşener ikinci tura kalıyor. Sizde ne çıktı? Bizim sonuçlarımıza göre ilk turda Tayyip Erdoğan 42.2, Muharrem İnce 24.6, Meral Akşener 16.9, Selahattin Demirtaş, 12.3 Temel Karamollaoğlu 3.8, Doğu Perinçek de 0.2 oy alıyor. Erdoğan ve İnce ikinci tura kalırsa, Erdoğan yüzde 42.2, İnce yüzde 41.9 ile başlıyor. Erdoğan- İnce finalinde kararsızlar 9.4; oy vermem diyenlerse 6.5. Matematiksel olarak yüzde 51,52 gibi bir oyla Tayyip Erdoğan çıkıyor. Ancak kararsızları dağıtamayız. Sağlıklı olmaz. Çünkü, HDP seçmeninin ne yapacağını bilmiyoruz. Ayrıca 24 Haziran akşamı Meclis’te hiçbir ittifakın çoğunluğu alamadığını görüyoruz. Bu durumun seçmen üzerinde ikinci tur için nasıl bir psikoloji yaratacağını da kestiremiyoruz.”
    Seçimlere az bir zaman kala, MHP ve AK Parti cephesindeki gelişmeleri de sizlerle paylaşalım:

    AK Parti ve MHP kulislerine göre, 24 Haziran’da erken seçim kararı alınmadan hemen önce MHP’de başlangıçtaki büyük oy kaybı belli bir noktada durdu. Meral Akşener’in İYİ Partisi’ne partinin neredeyse yarısı oranındaki gidişten sonra MHP, az az olsa da oylarını artırmaya başladı. Ancak araştırma kuruluşlarından bu oy artışının, muhalefetten değil bizzat AK Parti’den geldiği bilgileri geldi.

    Sahadaki gözlemler de 1 Kasım seçimlerinde MHP’den AK Parti’ye giden ve “Ak kurtlar” diye nitelenen oylarda belli oranlarda geri dönüş olduğu bilgisini doğruladı.
    Dışarıdan yeni oy gelmeyip, ittifakın kendi içinde yer değiştiren oylar, AK Parti’de durumu anlama ihtiyacı doğurdu. Parlamentoda çıtayı, sadece kendisi için yarıdan bir fazlası olan 301 olarak belirleyen AK Parti, MHP’ye gidebilecek oylarla bu hedefin altında kalıp kalmadığını ölçme ihtiyacı duydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, erken seçim kararının alındığı ilk günlerde AK Parti içinde cumhurbaşkanı seçiminde kendisine oy verip, partiye oy vermeyecek seçmen sorunuyla karşılaştı.

  • Yararlı Formüller

    Yararlı Formüller

    AŞK ARİTMETİGİ
    * Akıllı erkek + Akıllı kadın = aşk
    * Akıllı erkek + Aptal kadın = ilişki
    * Aptal erkek + Akıllı kadın = evlilik
    * Aptal erkek + Aptal kadın = hamilelik

    OFIS ARİTMETİGİ
    * Akıllı patron + Akıllı eleman = kar
    * Akıllı patron + Aptal eleman = üretim
    * Aptal patron + Akıllı eleman = terfi
    * Aptal patron + Aptal eleman = fazla mesai

    ALISVERIS ARİTMETİGİ
    * Bir erkek kendisine gerekli olan ürünü almak için 1 liralık ürüne 2 lira öder.
    * Bir kadın kendisine gerekmeyen ürünü almak için 2 liralık ürüne 1 lira öder. 

    GENEL FORMÜLLER VE İSTATİSTİKİ VERİLER
    * Bir kadının gelecek endişesi evlenene kadar sürer.
    * Bir erkeğin gelecek endişesi evlenince başlar. 

    * Başarılı bir erkek eşinin harcayabileceğinden daha fazla geliri olandır.
    * Başarılı bir kadın böyle bir erkeği evliliğe ikna edebilendir.

    MUTLULUK
    * Bir erkekle mutlu olabilmek için onu çok iyi anlamak ve az sevmek gerekir.
    * Bir kadınla mutlu olabilmek için onu çok sevmek ve anlamaya çalısmamak gerekir.

    UZUN YAŞAM
    * Evli erkekler bekar erkeklerden daha uzun yaşar ama daha erken ölmek isterler.

    DEĞİŞİM ORANI
    * Bir kadın kocasınin değişeceği inancıyla evlenir ama erkek değişmez.
    * Bir erkek karısının değişmeyeceği inancıyla evlenir ama kadın değişir.

    TARTIŞMA TEKNIKLERI
    * Kadın bir tartışmada her zaman son sözü söyler. Bu sözden sonra erkeğin söyleyeceği her şey yeni bir tartışma konusudur.

  • ATATÜRK VE STALİN ARASINDAKİ GERGİNLİK

    ATATÜRK VE STALİN ARASINDAKİ GERGİNLİK

    Stalin’in SSCB’nin başında olduğu dönemde SSCB’nin Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat olan Karakan’dı.

    Sovyet devriminin yıldönümlerinden birinin sabahında (Yanılmıyorsam 1935) Stalin son derece sivri, anlamsız ve onur kırıcı bir demeç veriyordu. Bu demecinde aynen şunları söylüyordu: “Herkes bilsin ki, Rus milleti; Boğazlar ve Ardahan’ı ele geçirme arzusundan asla vazgeçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda bu davamızı halletmiş olacağımızı müjdeliyorum.”

    Aynı gece Sovyet Büyükelçiliği’nde de ihtilalin yıldönümü kutlanıyordu.

    Atatürk, gece yarısına doğru Stalin’in bu rahatsız edici demecinden rahatsız oluyor ve emrediyordu:

    -Arabayı hazırlayın gidiyoruz.
    -Paşamız bu saatte nereye gidecekler?
    -Sovyet Elçiliği’ne.

    Ekibin etekleri tutuşur. Çünkü olayı kavrarlar.

    İçlerinden birisi Gazi’ye:
    -Paşa Hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü? Siz devlet başkanısınız, protokolsüz nasıl gidersiniz?
    -Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları.

    Ulu önderimiz ve arabalar hazırlanır. Gazi ve ekibi Sovyet elçiliğinin kapısına dayanır.

    Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar ve o sırada içeride büyük bir balo vardır.

    Gazi kendisini karşılayan büyükelçi Karahan’ı görünce, “Merhaba Karahan.” der ve sert bir şekilde söze devam eder: “Ajanstan öğrendiğime göre Başkanınız Stalin, Ardahan ile Boğazlar’ı istemiş, kararı katıymış. Pek yakın bir gelecekte bu kararını uygulayacakmış. Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama buna benzer şeyler söylemiş. Tabii bu konuşmanın bir kopyası sende vardır. Getir bakalım şunu da işin aslını faslını iyi anlayalım.”

    Gazi metnin o kısmını kelime kelime tercüme ettirir. Konuşma ajanstan geçen metin ile aynıdır.

    Gazi sorar: “Karahan, elçiliğin telsizinden derhal Stalin’i bulduracaksın. Başkanın tükürdüğünü yalayacak, yalamazsa ben yapacağımı bilirim. Bu cevap bu gece gelecek çünkü benim senin Başkanınınkinden daha önemli bir kararım var. İstediğim cevabı almadan elçiliğinizden dışarı adım atmam. Eğer cevap istemediğim şekilde gelirse bil ki buradan çıkıp doğru Rus sınırına gideceğim.”

    Karahan çaresizlik içinde telsizin başına koşar ve Gazi’nin söylediklerini aynen nakleder.

    Stalin’den gelen cevap Atatürk’ü tatmin eder çünkü cevapta aynen şöyle söylenmektedir:

    “Stalin sürçü lisan eylemiştir. Boğazlar ile Ardahan’ı almak gibi bir arzusu kesinlikle yoktur.”

    Gazi cevabı okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karahan’a hitaben: “Karahan seni geri çağırırlar ve yaşatmazlar. Uzun süredir tanışıyoruz, istersen bize iltica et.”

    Karahan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabı telgraftan hemen sonra bir telgrafla geri çağırıldığını hatırlatarak: “Teşekkür ederim. Sizi tanımış olmam bile yeterlidir. Yarın memlektinizdeki görevim sona eriyor. Yarın hareket edeceğim.”

    Gazi fazla ısrar etmez ve Çankaya’ya geri döner. On gün sonra şöyle bir haber gelir. SSCB’nin eski Ankara Büyükelçisi Karahan fırında yakılmak suretiyle idam edilmiştir.

    KAYNAK 1: Arıburnu, Kemal Atatürk’ten Anılar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara,1976, s. 205-208.
    KAYNAK 2: Atatürk’ten Gençliğe Unutulmaz Anılar, Ahmet Gürel, Mayıs 2009.

  • HEKiMLiK VE FAHiŞELiK

    HEKiMLiK VE FAHiŞELiK

    a.. Her ikisi de dünyanın en eski meslekleridir.

    b.. Her ikisi için de ‘Allah muhtaç etmesin ama yokluklarını da göstermesin’ denir.

    c.. İkisinin de aldığı ücrete ‘vizite ücreti’ denir.

    d.. Eğer özel sektörde çalışıyorlarsa ne ala, toplumda her ikisininde saygınlığı yüksek olur; ama eğer kamu sektöründe iseler halleri perişandır.

    e.. Sosyetik olanları daima el üstünde tutulur; sık sık televizyonlarda, basinda boy gösterirler.

    f.. Her ikisinin de çalışma saatleri düzenli değildir. Ne zaman çağırılırsa o zaman gitmek zorundadırlar.

    g.. Her ikisi de müşterilerini seçme şansına sahip değildir.Ancak müşterileri onları seçebilir.

    h.. Muameleleri iyi olmak zorundadır, müşteri memnun kalmazsa bir daha gelmez.

    i.. Her ikisi de otobüste, trende vs. yolculuk yaparken yanlarında oturan kişiye mesleklerinin ne olduğunu söylemekten çekinirler. Aksi takdirde yanlarındaki kişi kendilerinden yararlanmaya kalkışabilir.

    j.. Mesleklerini sevmeseler de bir kere başladılar mı artık geriye dönüş yoktur.

    k.. Her ikisi de çocuklarını en iyi okullarda okuturlar kendileri gibi olmasınlar diye…

    l.. ‘Bu meslekte en iyisi ol’ düsturu her iki meslek için de geçerlidir.

    m..Her ikisinin de en büyük hayali, bol para kazanıp, en kısa zamanda bu meslekten kurtulmak ve normal insanlar gibi bir yaşam sürebilmektir.

    Ama nerdeee…
    Antik şehirlerden günümüze kadar sadece iki yapı ayakta kalmıştır…

    Şifahane ve kerhane. Çünkü ikisi de yıkılmasın diye çok sağlam yapılmışlardır.

    Dr. Kadir Çeviker
    İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü Kalp Damar Cerrahisi

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 04 Haziran 2018 )   

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ   FAALİYETLERİ  ( 04 Haziran 2018 )  

    1.. 02 Haziran 1978 günü Ermeni teröristler tarafından şehit edilen Madrid Büyükelçimizin eşi Necla Kuneralp ve Emekli Büyükelçimiz Beşir Balcıoğlu’nu FEYM Grubu olarak saygı ve rahmetle anıyor, Ermeni terörünü bir kez daha tel’in ediyoruz. 

    1. Ermenistan Ekonomik Kalkınma ve Yatırım Bakanı Artsvik Minasyan, yıllık iş dünyası forumunda gazetecilere verdiği demeçte “Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ticari ilişkilerin kurulmasında ve işbirliğinde büyük rol oynayabilir” dedi.  (İ)
    1. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Ermeni <sözde> soykırımı ile ilgili Knesset tartışmasını, Erdoğan’ın seçim kampanyasına yardım etmekten kaçınmak için ertelediğini bildirdi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, Pazar günü bu konudaki görüşmelere devam edilmesinin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyasına yardımcı olabileceğini belirtti. Başbakan Benjamin Netanyahu, Dışişleri Bakanlığı’nın, 24 Haziran 2018’de yapılan seçimlere kadar, Ermeni <sözde> soykırımını tanıyan bir yasaya ilişkin bir tartışmayı erteleme önerisini kabul etti.  (İ)
    1. Türkiye’nin tek Ermeni Köyü olan Vakıflı Köyü’nde Kalkınma Bakanlığı SODES destekli aşçı yardımcılığı kursu açıldı. UNESCO tarafından dünyanın 26 ncı Gastronomi kenti ilan edilen Hatay’da, “Tarihten Gelen Lezzetler” başlıklı kursta  kursta geleneksel lezzetler Ermeni ev hanımlarının ellerinde canlanacak. Hatay Valiliği tarafından koordine edilen, Vakıflı Köyü Ermeni Ortodoks Kilisesi tarafından yürütülen proje kapsamında kursa katılan 28 Ermeni ev hanımı, 550 saat sürecek kursta maharetlerini ortaya koyuyorlar. (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/06/04/Vakıflı-Ermeni-ev-hanımları-kurs/130449

    1. Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, Radio Free Europe / Radio Liberty’ nin Analitik Gösterisi’ne verdiği röportajda, “Rusya ile stratejik ilişkilerin çok sağlam temelleri var” diyerek, çaba harcamanın gerekli olduğunu sözlerine ekledi ve Ermenistan’ın başkası pahasına kimseyle hiçbir zaman ilişki kurmamış olduğunu ve bunun için hiçbir planının olmadığını açıkça belirtti.  (İ)
    1. Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, AB ile anlaşmanın çok etkili bir araç olduğunu söyledi. Ermenistan-AB Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması’nın (CEPA) Ermenistan’ın elindeki reformları ve ülkenin kalkınma gündemini ulusal hedeflere hizmet eden standartlar ve işbirliği kullanarak güçlendirmek ve teşvik etmek için çok etkili bir araç olduğunu söyledi. (İ)
    1. Alexander Lapshin Uruguay Hınçak Merkezi’ni ziyaret etti. Dağlık Karabağ’ a yaptığı ziyaret nedeniyle yedi ay boyunca Azerbaycan’da hapsedilen Alexander Lapshin, son zamanlarda Güney Amerika ülkelerini ziyaret ediyor. Uruguay’ a  yaptığı ziyaret sırasında  ayrıca milletvekilleri, insan hakları örgütleri ve Ermeni topluluğunun temsilcileriyle toplantılar düzenledi. (İ)
    1. “Tarım-Köylü Sendikası” STK Başkanı Hrach Berberyan, Ermeni hükümetinin tarımla ilgili programında  tarım uzmanlarının eksikliğine işaret etti. Bir fizikçi tarafından hazırlanan  program daha fazla  bir şey vaat edemezdi d iyerek Tarım Bakanı Artur Khachatryan’ın meslek açısından bir ziraatçı olmadığı gerçeğine atıfta bulundu. (İ)
    1. Ermenistan-AB Anlaşmasının hızlı uygulanması büyük fırsatlar yaratabilir., Ermenistan ve Avrupa Birliği arasında imzalanan Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması 1 Haziran’dan itibaren kısmen yürürlüğe girmiştir. Anlaşmanın kısmen uygulanması, Ermenistan Cumhuriyeti

    tarafından onaylandıktan sonra mümkün oldu. AB üyesi ülkelerden Letonya, Litvanya ve Estonya onay sürecini tamamladılar. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için diğer 25 AB üye devleti ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekiyor. (İ)

    1. Ermenistan Savunma Bakanı David Tonoyan, Rus Devlet Şirketi “Rostechnologii” Genel Müdürü Sergei Chemezov ve Rosoboronexport JSC Alexander Mikhei Genel Müdürü ile toplantılar yaptı. Çok çeşitli askeri-teknik işbirliği konuları ve işbirliğinin geliştirilmesi perspektifleri tartışıldı. (İ)
    1. Ermeni <sözde> soykırımı belgeselinin yapımcıları, anti-Semitizmin yükselişini üstleniyorlar. Ermeni <sözde> soykırımı, İnkar Mimarları (televizyona özel bir program olarak uyarlandı),  yapımcıları David McKenzie ( bir kç kez  Emmy ödüllü bir yapımcı ve yönetmen), Dean Cain ve Montel Williams’ın yeni belgeseli,  dünya çapında anti-Semitizm dünyasının yükselen geleceğine ışık tutacak olan “Aramızdaki Kin”  başlıklı uzun metrajlı bir proje. (İ)
  • 1960’lardan Günümüze Hippiler…

    1960’lardan Günümüze Hippiler…

    ABD’nin sanatsal faaliyetlerinin arttığı 1960’lı yıllar, şüphesiz Dünya’yı kasıp kavuran bir akımın da başlangıcıydı. Özellikle popüler kültürün merkezinin, New-York olduğu sizi hiçte yanıltmasın. O yıllar, 2. Dünya Savaşı’nın sonrası dönemine rast geldiği için, savaş karşıtlığı, ahlak ve eylemsel hareketlerin arttığı bir dönem diyebiliriz. Modernizmin getirdiği kurallar, insanları daha rahat ve özgürlükçü yaşama itmiş ve kabuğundan tekrar çıkmasına olanak sağlamıştır. Bu sistem, o dönemlerde dini hareketin aksi bir yaşam biçimi olmuş, bazılarına göre ahlaksızca bazılarına göre ise; ‘’olması gereken bir şey’’ mantığı dile getirilmişti.

    Modernizm;  katı kurallar çerçevesinde, reformlara dayalı yeni bir akımın özellikle 18. yy Aydınlanma Hareketi ve 1789 Fransız Devrimi’ne dayandırılan bir sürecin başlangıcıdır. Bu devrimlerle birlikte dini akımın yerine, bilimin, sanatın ve yaşam biçiminin yeniden şekillendirdiğini söylesek doğru olur.

    Peki bu durum da Hippi Hareketi nasıl bir hareket…

    Tamamıyla özgürlük temeline dayandırılan bu akım, 1960-70’lerin en hareketli, en neşeli ve en merak edilen akımı olmuştur. Anarşist ve faşist düşünce yapısına karşı çıkan bir anlayışa da meydan okuyan bu hareket, dinlenilen müziklerden tutunda doğal yaşama, kadar birçok özgün yaşam tarzını, kaidesini oluşturmuştur. Düşünce biçiminin gerçek yaşama dönüştürüldüğü, bir akım Hippi Hareketi

    Dünya’nın, üzerinde yaşayan bitki, insan ve hayvanlara ait olduğuna inanan hippiler, Vegan ve Vejeteryan beslenirler. Zamanla bu kültürün içerisine uyuşturucu da girerek akıl almaz bir hal almıştır. Herhangi siyasal bir hareket veya politik ilişkilerde bulunmamışlardır. Tarımla uğraşmak yerine toplayıcılık ve bahçe kültürünü benimsemişler ve sabit bir yerde yaşamamışlardır.

    Sonuç olarak bu hareket, devrimci düşünceyle süslenerek en büyük yönelimlerden birisi olmuştur. Savaşmak yerine cinsel devrimi duyurmaya çalışan, topluma ve devletin bütününe karşı çıkan felsefik yapıyı baz alan bir yaşam biçimi olmuştur. Hedonist felsefe yani hazcılığa dayanılan ve seksin serbestliğine önderlik etmiştir. ‘’Çiçek Çocuklar’’  diye adlandırılan hippi hareketi Eric Fromm tarafından mutluluk kaynağı, barışseverlik ve özgürlük savunucuları olarak adlandırılmıştır.

    Metin Tapmaz

  • BENİM…BENİM……BENİM….

    BENİM…BENİM……BENİM….

    BENİM…BENİM……BENİM….

    Gerçek mümin kainattaki tüm varlıkların tek sahibinin onun yaratıcısı olan Yüce Allah´ın olduğunu bilir ve kayıtsız şartsız inanır. Yüce Allah´ın sahip olduğu niteliklere sahip olmayı hedeflemekte şirktir.  Bunun için teoloji tahsili yapmaya gerek yok. Her mümin bunun değişmez kural olduğuna inanmıştır. Peki sorun Nerede ?

    Efendim sayın başkanın çok sık dillendirdiği benim..ile başlayan konuşmalarında. Hiç bir canlı Allah´ın sahip olduklarına benim diyemez. Yazımın temel amacı da buna dayanır. Ne diyor sayın başkan? Benim seçmenin,  benim vatandaşım,  benim askerim, benim ordum. …….diyerek devam ediyor. Öncelikle benim diyebileceğimiz seçmen grubu % 51, yüzde % 49 u ise size oy vermemiş. Onlar senin seçmenin olamaz. Zaten “sen benim başkanım olamazsın “ diyor, demiyor mu? Başka örnek verelim. Benim ordum, benim polisim,  benim askerim……Türk Milletinin ordusu, polisi, askeri Türk ordusuTürk polisi ve Türk askeridir. Bunlara benim denirse özel milis kuvveti ifade edilmiş olur, buda kabul edilebilir bir sahiplenme değildir. Başkana ait tek seçmen vardır. O´da kendisini seçen % 51 dir. Oda onların kendilerini başkana ait olduklarını kabul etmesine bağlıdır. Hiç bir kul hiç bir faniye bağlı olamaz. Dinimizde bunu kabul etmez. Köle ticareti ondokuzuncu yüzyılda tarihe gömüldü. Kendini köle olarak görenler varsa ona da kimse itiraz edemez. Köle değilse faniye biat etmeyecektir,  kişiliğine sahip çıkacaktır. 

    Sayın Başkan öteki, benden değil denilerek halk arasında ikilik,  ayrılık yaratılmadı mı, halkın arasına nifak sokulmadı mı. Daha da ileri gidilerek başkana oy verip partiye oy vermeyenler münafık ilan edilmedi mi? Demek ki sayın başkan herkes size ait değil. Ötekiler, münafıklar sizin olamaz. Zaten ” sen benim başkanım olamazsın” diyerek tepki veriyorlar. Bu söylemlerin yerini tekil ifadeler değil çoğul ifadelere bırakmak gerekiyor. Tek millet, tek devlet deniliyor. Bu argumanla mı tek devlet, tek millet, tek Ümmet olacağız.?

    ++++++++
    1986 da göreve gelen Gorbaçov reform ve yeniden yapılanma çalışmalarına başladı. Bilindiği gibi Rus halkı votkaya çok düşkündür. Sağlıklı bir nesil yetiştirmek için içkiye karşı savaş başlattı. Kampanyalar düzenledi. Sibirya bölgesinden sorumlu komünist parti yöneticisi çok ivedi kaydıyla Gorbaçov´a bir mesaj gönderir.

    Yoldaş Gorbaçov size yalvarıyorum, acilen üç vagon dolusu votka gönderin. Halk ayıldı ve parti mekezinin önüne toplandı.

    1917´DE KOMÜNİST İHTİLAL İNDE RUS ÇARINAN NE YAPTIĞIMIZI SORUYORLAR?

    Notumuz: ihtilal sonrası 1917 den Gorbaçov´ un göreve gelmesine kadar geçen süreçte halk alkole alıştırılmıştır. Alkol içimi kontrol altına alınması ile birlikte ayılmışlar ve O zamanki yöneticileri olan Çar´a ne yaptıklarını sormuşlardır (ironi )

    Türkiye´de 2002 den bu tarafa din siyasete alet edilmiş, her şeyin kuralı dine dayandırılmıştır. Halk sorgulama yetisini kaybetmiştir. Uyandığında laiklik, özgürlük ne oldu diye sormayacak mı acaba?

  • Soros: AB İtalya’ya aldığı göçmenler için tazminat ödemeli

    Soros: AB İtalya’ya aldığı göçmenler için tazminat ödemeli

    Macar asıllı Amerikalı milyarder işadamı Soros, AB’ye, İtalya’ya giren göçmenler için tazminat ödeme çağrısında bulundu.

    Macar asıllı Amerikalı milyarder işadamı George Soros, Avrupa Birliği’ne ülkeye giren göçmenler için tazminat ödeme çağrısında bulundu.

    Guardian’da yer alan habere göre, Corriera della Sera gazetesinde bir yazı kaleme alan Soros, İtalya’da aşırı sağ partilerin seçimlerde başarılı olmasının “İtalya’nın üzerine adil olmayan bir yük bindiren bir Avrupa’nın defolu göç politikasından” kaynaklanmış olabileceğini söyledi.

    Soros AB’nin, İtalya’da koalisyon ortakları arasındaki uyumsuzluk nedeniyle er ya da geç yapılacağına inandığı genel seçimleri yapıcı bir şekilde etkilemesi için bu yüke bir çare bulması gerektiğini vurguladı.

    Soros “Kısa süre öncesine kadar, çoğu göçmen gitmek istedikleri Kuzey Avrupa’ya ulaşabiliyordu. Ama Eylül 2015’te Fransa ve Avusturya sınırlarını kapattı ve kurtarılan göçmenler İtalya’da mahsur kaldılar. Bu durum haksız olmasının yanı sıra İtalya’ya da çoğu diğer Avrupa ülkesinden ekonomik anlamda geride kaldığı bir dönemde, İtalya açısından mali anlamda büyük bir yük oluyor” diyor.

    ‘Çözüm İtalya’ya tazminat’

    Soros, sorunun göçmenlerin zorla iskân edilerek çözülemeyeceğini ve tek çözümün AB’nin İtalya’yı bu ülkeye giren mülteciler için mali anlamda tazmin etmesiyle çözülebileceğini belirtiyor.

  • İsrail resmen NATO’da

    İsrail resmen NATO’da

    NATO, Polonya ve Baltık ülkeleri Litvanya, Letonya ve Estonya’yı kapsayan “Kılıç Darbesi 18” tatbikatını başlattı. Tatbikata bu yıl ilk kez NATO üyesi olmayan bir ülke olarak İsrail’de katıldı.

    NATO, Polonya ve 3 Baltık ülkesini kapsayan “Kılıç Darbesi 18” tatbikatını başlattığı bildirildi.

    ABD Avrupa Ordusundan yapılan açıklamada, ittifakın doğu kanadını korumayı amaçlayan tatbikata 20 ülkeden 18 bin askerin katıldığı belirtildi.

    ‘RUSYA’YI PROVOKE AMAÇLI DEĞİL’

    Tatbikatın Rusya’nın askeri manevralarının çevresindeki NATO üyesi ülkelerde tedirginliğe yol açtığı bir dönemde ittifak üyeleri arasındaki birlik ve dayanışmayı vurgulamayı amaçladığı kaydedildi.

    Açıklamada tatbikatın Rusya’yı provoke etmeyi amaçlamadığının altı çizildi.

    İSRAİL İLK KEZ KATILIYOR

    Tatbikata bu yıl ilk kez NATO üyesi olmayan bir ülke olarak İsrail’in de katılacağı ifade edildi. İsrail NATO tatbikatlarına katılamıyordu ancak “one minute” çıkışı ile İslam dünyasında gönüllerde taht kuran Recep Tayyip Erdoğan siyonist İsrail ordusunun tıpkı Konya’da gerçekleştirdiği tatbikatlar gibi NATO’ya dahil olmasını sağlamıştı. İsrail NATO tatbikatlarında edindiği tecrübeler ile Filistin ve Suriye’de daha fazla insan kanı dökebilecek. Dünya lideri Recep Tayyip Erdoğan’a minnetlerini ileten İsrail ise teşekkür mahiyetinde Gazze’ye bomba yağdırdı. Teşekkürler ümmetin lideri!

    Kılıç Darbesi tatbikatı 2010 yılından bu yana ABD Avrupa Ordusu komutasında icra ediliyor.

  • ABD’de uyuşturucudan her 5 gençten biri yaşamını yitiriyor

    ABD’de uyuşturucudan her 5 gençten biri yaşamını yitiriyor

    ABD’de her 5 gençten birinin ölümünün uyuşturucu madde bağlantılı olduğu öğrenildi.

    Kanada’nın Toronto kentinde St. Michael’s Hastanesi’nin yürüttüğü çalışmada ABD’de her 5 gençten birinin ölümünün uyuşturucu maddelerle (opioidlerle) bağlantılı olduğu, bu maddeyle bağlantılı ölümlerin sayısının 2001’den 2016’ya kadar yüzde 292 arttığı kaydedildi.

    UYUŞTURUCU MADDEDEN ÖLENLERİN YÜZDE 70’İ ERKEK

    Çalışmada opioid kullanımı yüzünden ölenlerin yüzde 70’inin erkek olduğu ifade edildi.

    Araştırma ekibinden Dr. Tara Gomes, yaptığı açıklamada, ABD’de gençler arasında bu maddenin bu kadar yaygın olmasını endişe verici bulduklarını ifade ederek, krizin ABD’yi nesiller boyunca etkileyebileceğini söyledi.

    Araştırmanın sonuçları “JAMA Network Open” dergisinde yayımlandı.