Vicdanın Coğrafyası Yoktur

Okuma Süresi:

1–2 dakika
❤️

Dünyanın hangi köşesinde bir “ah” yükselse, insan kalbinin orada durup dinlenmesi mümkün değildir. Çünkü vicdan, haritalara sığmaz; sınır kapılarında durdurulamaz.

Vicdanın Coğrafyası Yoktur

Dünyanın hangi köşesinde bir “ah” yükselse, insan kalbinin orada durup dinlenmesi mümkün değildir. Çünkü vicdan, haritalara sığmaz; sınır kapılarında durdurulamaz. Acının pasaportu, gözyaşının kimliği, feryadın dili yoktur. Nerede bir mazlum haksızlığa uğruyorsa, nerede bir masum can toprağa düşüyorsa, insanlık orada sınanır.

Bugün dünya, zulmü sınıflandırma alışkanlığına kapılmış durumda. Acılar kıyaslanıyor, ölümler hiyerarşiye sokuluyor, bazı feryatlar daha “meşru”, bazıları daha “görünmez” ilan ediliyor. Oysa vicdan, böyle bir ayrımı kabul etmez. Bir çocuğun korkuyla gökyüzüne bakışı, hangi ülkede olursa olsun aynıdır. Bir annenin evladının ardından yaktığı ağıt, hangi dilde söylenirse söylensin aynı yerden yakar insanı.

İnancımızda ve insanlık ortak paydasında çok açık bir hakikat vardır: İnsan, insana emanettir. Bu emanet bilinci kaybolduğunda, geriye sadece güçlülerin hukuku kalır. Zulmün karşısında susmak, tarafsızlık değil; çoğu zaman suça ortaklıktır. Erdem olan, kimliğe bakmadan “adalet” diye haykırabilmektir.

Bana failin kim olduğunu, mağdurun hangi dili konuştuğunu sormayın. Eğer bir yerde haksızlık varsa, orada insanlığın kalbi kanıyor demektir. Haksız yere dökülen her damla kan, sadece bir coğrafyanın değil; bütün insanlığın ortak yasına dönüşür. Çünkü adalet, seçici davranmayı kaldırmaz. Merhamet, taraf tutmaz; yalnızca mazlumdan yana olur.

İnsanlık, tek bir vücut gibidir. Dünyanın öbür ucunda bir can yandığında, burada sızısını hissetmiyorsak; sorun mesafede değil, vicdan kaybındadır. Acıya alışmak, en büyük çürümedir. Sessizliğin normalleştiği yerde, zulüm daha da cesaret bulur.

Bugün bize düşen, adaleti belli kalıplara hapseten anlayışlara karşı durmaktır. Mazlumu “bizden” ya da “bizden değil” diye ayırmadan sahiplenebilmektir. Nerede bir masum ölüm varsa, nerede bir haksızlık yaşanıyorsa; kimliğine bakmadan kederini kuşanabilmektir.

Çünkü vicdan, hiçbir ideolojinin, hiçbir sınırın, hiçbir bayrağın tekelinde değildir.

Vicdan, insan olmanın en yalın ve en evrensel halidir.

Ve unutulmamalıdır:
Vicdanın coğrafyası yoktur; ama yokluğu, bütün dünyayı karanlığa boğar.

Songül Özer Gapolay gazetesi














Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar

  • PENELOPE  Πηνελόπη Başkentimiz ANKARA’da , geçtiğimiz hafta, NATO ‘ya üye ülkelerin yöneticilerinin mutat toplantılarını…

  • 1971-73 yıllarında Erzincan’da, 3. Ordu Komutanlığı Karargahı Sağlık Başkanlığı’nda çalıştım.…

  • Yıllar önce Akdeniz Üniversitesinden gelen bir bayan doçent, Heilbron’da Türkiye’nin…

  • Sn. Çelik’in, kendi yaşamı üzerinden yapılan devrimlerle Cumhuriyet bireyinin kazanımlarından…

  • Küresel Finans Krizi: Lehman Brothers İflas Başvurusunda Bulundu. 15.09.2008 Küresel…

  • YENİ PARTİ… Bugünlerin en çok konuşulan konularından birisi; seçilmiş CHP…

  • KOLAYI VAR… Ne uğraşıyorsunuz?.. Niye zaman kaybediyorsunuz?.. Niye; vatandaşı aptal…