Zararına üretim yapılıyor…

Okuma Süresi:

3–4 dakika
❤️

Türk hazır giyim sektörü, küresel ticarette uzun yıllardır sürdürdüğü güçlü konumunu son dönemde hızla kaybediyor. Öyle ki dünyanın en büyük tedarik zincirlerinden biri olmasına rağmen 2025’in ilk yarısında dünya ticareti büyürken ihracatı daralan tek ülke Türkiye oldu.

Dünya hazır giyim ihracatının 2023 yılında yaşanan sert düşüşün ardından geçtiğimiz yıl itibarıyla toparlanma sürecine girdiğini, Türkiye’de ise bu durumun tam tersinin yaşandığını hatırlatan Narbay, şunları söyledi:

“Özellikle enflasyonla mücadele için uygulanan yüksek faiz, baskılanmış döviz kuru politikası sonucu artan maliyetlerimiz, rekabetçiliğimizi kaybetmemize yol açtı. Buna bir de savaş bölgelerindeki yüksek kaybımız eklenince Türk hazır giyim sektörünün ihracatı giderek düşmeye başladı. Bu yılın ilk yarısında da dünya hazır giyim ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artarken; Bangladeş, Vietnam gibi rekabet ettiğimiz ülkelerin payı yüzde 10’un üzerinde yükselirken bizim ihracatımız yüzde 6.5 azaldı. Hatta ihracatı düşen tek ülke Türkiye oldu. Türk hazır giyim sektörünün dünya hazır giyim ticaretinden aldığı pay, ilk kez 1990 yılında yüzde 3’ün üzerine çıkmıştı. Tam 35 yıl sonra, Haziran 2025 itibarıyla bu oranın altına düşerek 2.96’ya geriledi. Halbuki son 15 yılda aldığımız payın ortalaması yüzde 3.67 idi. Geleneksel ve en büyük pazarımız olan AB’deki payımız da 30 yıl sonra yüzde 5’in altına inerek yüzde 4.65’e düştü. Diğer taraftan dezenflasyon programı, hazır giyim yurt içi harcamalarını da vurdu. Azalan iç satışlar ve bunun yanında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 25 artan hazır giyim ithalatı da üretim kapasitemizi hızla kaybetmemize neden oluyor.”

Rekabet gücü kaybının sonuçlarını değerlendiren Narbay, şöyle devam etti;

“2022’den sonra azalmaya başlayan hazır giyim ihracatında bu yıl da 1 milyar dolarlık kayıp bekliyor, yılı 16.9 milyar dolar ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz. Bununla birlikte ithalattaki artışın da 1 milyar doları bulmasını bekliyoruz. Çünkü yüksek vergilere rağmen ithalat, içeride üretmekten daha ucuz hale geldi. İhracattaki düşüş ve ithalattaki artış, 2025 yıl sonu itibarıyla 2 milyar dolarlık üretim kaybı anlamına geliyor. Diğer taraftan TGSD olarak yaptığımız modellemeye göre sektördeki her 1 milyar dolarlık kayıp, 31 bin 500 kişinin işini kaybetmesine neden oluyor. Yılın ilk yarısında hazır giyimde 33 bin 724 kişi, tekstilde 22 bin 116 kişi olmak üzere toplamda 55 bin 840 kişilik istihdam kaybı yaşadık. Yine aynı dönemde hazır giyimde 2 bin 527, tekstilde 496 olmak üzere toplamda 3 bin 23 şirket kapandı. Bu yılın başında, devlet destekleri verilmediği takdirde 63 bini hazır giyimden olmak üzere tekstil ile beraber toplamda 100 bin kişilik istihdam kaybı yaşanacağına dair öngörümüzü paylaşmıştık. İlk yarı rakamları, maalesef bu öngörümüzü teyit ediyor. Yıl sonunda hazır giyim istihdamının 520 binli seviyelere kadar düşeceğini tahmin ediyoruz. 2022-2025 yılları arasında yüzde 21.8 olan üretimdeki daralmanın da üzerinde olan istihdam kaybı, sadece üretim değil, beyaz yaka tarafında da işten çıkarmaların olduğunu gösteriyor. Her seviyeden nitelikli çalışanımızı kaybediyoruz; bu, sektör için telafisi olmayan bir kayıp. İstihdam kaybında, döviz bazlı maliyet artışının yanı sıra EYT, tesislerin yurt dışına taşınması ve kapanmaların da önemli bir etkisi var. Öte yandan ülkemizin en çok istihdam sağlayan sektörlerinden biri olan hazır giyim sektöründeki bu tablo, bugün rekor düzeye ulaşan geniş tanımlı işsizliğin artmasına da sebep oluyor.”


Narbay ayrıca, cari işlemler dengesine en net katkı sağlayan sektörlerden biriyken bu katkılarının giderek azaldığını belirterek, 2022’de 18.1 milyar dolar seviyesinde olan net ihracat gelirlerinin 2024’te 13.9 milyar dolara gerilediğini, bu yılın ilk yarısındaki 5.9 milyar dolarlık net ihracat gelirlerinin de kaybın devam ettiğini gösterdiğini söyledi.

Sektörün maliyet artışları ve rekabet gücü kaybı sonucunda oluşan zararı telafi etmek için fiyat artırdığını ve zorunlu olarak istihdamı düşürdüğünü ancak bunların yeterli gelmediğini ifade eden Narbay, sözlerine şunları da ekledi:

“Sektörümüzün dolar bazlı maliyeti, 2022-2025 yılları arasında yüzde 25.8 arttı. Bu zararın karşılanması için satış fiyatlarında yüzde 9.6 artış yapılırken, istihdam da zorunlu olarak yüzde 28.3 azaltıldı. Ancak bunlar bile zararın durdurulmasına yetmedi. TGSD olarak yaptığımız modellemeye göre 2022’de vergi önceki kârlılık oranı yüzde 10.5 olan bir şirket, 2023’te yüzde 5.6 kâr ederken 2024’ü yüzde 5.1 zararla kapattı. Bu yıl Şubat ayında da yıl sonu öngörümüzü yüzde 4.6 zarar olarak açıklamıştık. Dolayısıyla iki yıl üst üste zarar eden sektörümüz öz sermayesini de tamamen kaybedecek. Çünkü mevcut para politikaları, sektörümüzün sermayesini koruyacak bir karlılık yaratamıyor. Yüksek enflasyon ve bununla mücadelede kullanılan yüksek faiz-baskılanan kur politikası nedeniyle rekabetçiliğimizi sadece işçilik maliyeti değil, finansman maliyeti kaynaklı da kaybettik.”




Facebook Twitter Whatsapp

Yazıda kullanılan alıntı, kaynak, yapay zeka gibi teknolojiler, yazının sahibinin belirttiği şekilde okuyucuya duyurulur ve yazıların sorumluluğu yazının sahibine aittir.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazıları posta kutunda oku

son yazılar