Site icon Turkish Forum

VEKÂLET YOLUYLA KURBAN KESMEK YASAKLANMALIDIR(*)

Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı olduğu söylenen İhsan Açık’ın geçen sene medyaya yaptığı bir açıklama var. Diyor ki İhsan Açık: “28 yıldır devam eden kurban organizasyonumuzda her geçen sene halkımızın bizlere olan güveninin arttığına şahit olduk. Kurban vekalet sayılarında 2016 yılında yüzde 30, 2017 yılında yüzde 5, 2018 yılında yüzde 76, 2019 yılında yüzde 3,7, 2020 yılında yüzde 26,5 artış sağlanmış, 2021 yılında 64 bin 33'ü yurt içinde, 525 bin 103'ü yurt dışında olmak üzere toplamda 589 bin 136 hisseye ulaşılarak yaklaşık yüzde 6'lık bir artış sağlanmıştır.” - kurban

Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı olduğu söylenen İhsan Açık’ın geçen sene medyaya yaptığı bir açıklama var. Diyor ki İhsan Açık: “28 yıldır devam eden kurban organizasyonumuzda her geçen sene halkımızın bizlere olan güveninin arttığına şahit olduk. Kurban vekalet sayılarında 2016 yılında yüzde 30, 2017 yılında yüzde 5, 2018 yılında yüzde 76, 2019 yılında yüzde 3,7, 2020 yılında yüzde 26,5 artış sağlanmış, 2021 yılında 64 bin 33’ü yurt içinde, 525 bin 103’ü yurt dışında olmak üzere toplamda 589 bin 136 hisseye ulaşılarak yaklaşık yüzde 6’lık bir artış sağlanmıştır.”

Diyanet 2021 yılında Vekaleten Kurban Kesme ücretlerini yurtiçi için 1125 TL, Yurtdışı için 925 TL olarak belirlemişti.

Bu demektir ki; Diyanet, sadece 2021 yılında, Vekalet Yoluyla Kurban Kesme kampanyasında: (64.033X1125=72.037.125)+(525.103X925=485.720.275)= 557.757.400 TL. para toplamış ve bu paranın 485.720.275 TL’sini yurtdışına aktarmıştır. Elbette bu miktarın tamamını (kurban satın alma, kestirme, dağıtım bedeli ve bu iş için yurtdışına gönderilen görevlilere harcırah olarak) harcadıysa!

Diyanet’in yanı sıra birçok STK’nın da yurtdışında vekalet yoluyla kurban kestiği düşünülürse, önemli bir milli servetin yurtdışına aktarıldığı sonucuna varırız. Bu müsrifliktir, hükmü konusunda bile konsensüs olmayan bir ibadet bahane edilerek yapılan bir işgüzarlıktır. Aslına bakılırsa, siyasi iktidar bu yolla, genelde Afrika’nın ve Güney Asya’nın yoksul ülkelerinde sempati kazanma peşindedir. Bu, apaçık dinin siyasete alet edilmesinden başka bir şey değildir.

Yenileme yatırımı için 50 milyon dolar (800 milyon TL) bulunamadığı için Tank Palet Fabrikasının işletme hakkının devrildiği, Çorum Şeker Fabrikası’nın 528 milyon, Yozgat Şeker Fabrikası’nın 275 milyon, Kırşehir Şeker Fabrikası’nın 330 milyon. Niğde-Bor Şeker Fabrikası’nın 336 milyon, Ilgın Şeker Fabrikası’nın 637 milyon,
Turhal Şeker Fabrikası’nın 569 milyon liraya satıldığı bir zamanda, Vekalet Yoluyla Kurban kesiyoruz diyerek,  yüz milyonlarca liralık milli servetin yurtdışına aktarılıp, oralarda israf edilmesi kabul edilemez.

….

SORU: Kurban nedir?

CEVAP: Arapça kökenli Kurban kelimesi, yakınlık ve yakınlaşma ifade eder. Dini literatürde, Tanrı ile yakınlık kurmak için, yani ibadet maksadıyla belli bir vakitte belirli cinsten hayvanları kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder.(1) Yahudilik ve İslam’da ayetlerle sabittir. Yahudiliğin etkisiyle Hıristiyanlığa da geçmiştir ve çeşitli şekillerde ve çeşitli zamanlarda yerini getirilmektedir. Esasen, birçok dünyevi veya Pagan denilen dinlerde de kurban geleneği vardır. İbrahim ve İsmail hikâyesinden hareketle söyleyecek olursak; bu geleneğin insan kurban etmekten hayvan kurban etmeye evrildiğini görürüz. Çünkü İbrahim, kendisinden önceki  geleneğe uygun olarak oğlunu kurban etmeye kalkışmıştır!

SORU: Kurban konusunda Kur’an’daki hüküm nedir?

CEVAP:  Kurban kesmenin hükmü konusunda İslam uleması arasında görüş birliği yoktur. Sünnet diyen de vardır, Vacip diyen de. Diğer bütün mezhepler Sünnet derken, sadece Hanefiler Vacip demişlerdir.(2)

Kur’an’da, kurban hakkındaki ayetlere bakılacak olursa; kurbanın, farz olduğu konusunda görüş birliği olan Hac ibadetinin bir parçası olduğu görülür. Söz konusu ayetlerin, genelde, Hac ibadetini düzenleyen Hac Suresi’nde Hac ayetleriyle bağlantılı olarak geçiyor olması, yine Bakara-196’da hacla birlikte geçiyor olması bunu göstermektedir. Ayrıca Kurban Bayramı’nın, Hac günlerine denk getirilmesi ve harem (Mekke) dışında kesilen kurbanların da Hac kurbanlarıyla aynı zamanda kesiliyor olması da kurbanın hacla bağlantılı olduğuna işaret etmektedir.

Kevser Suresi ise Peygamberin şahsını muhatap almaktadır ve oradaki “Venhar/Kurban kes” emri de yine Hz. Peygamber’in şahsına yöneliktir. Gerek kurban konusundaki ayetleri, gerekse Hz. Peygamberin konu ile ilgili hadislerini dikkate aldığımızda, bize göre; karşımıza çıkan durum, Hac ibadetinden bağımsız olarak ve ancak Hac günlerinde kurban kesmenin olsa olsa sünnet olduğudur ki; Haccın farzları ve vacipleri arasında da kurban kesmek bulunmamaktadır.

Esasen yapılış itibarıyla “Haccı İfrat”, “Haccı Temettü” ve “Haccı Kıran” olmak üzere, üç ayrı biçimde icra edilen hac türlerinden “Haccı İfrat” denilen uygulama şeklinde Kurban kesmeye gerek olmadığı öngörüldüğüne göre ve Bakara Suresi’nin 196. Ayetinde “Güven içinde olursanız hacca kadar umreden yararlanan kişiye, kolayına gelen bir kurban gerekir. Onu bulamayan kişi, üç gün hacda, yedi gün de geri döndüğünde oruç tutar. Bu tam on gün eder. Bu, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun. Bilin ki Allah’ın cezası pek ağırdır.” Denildiğine göre; kurbanın, aslında haccın olmazsa olmaz şartlarından birisi olmadığı ve tercihe bağlı olduğu da kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.   

Kurban ibadetine delil olarak, genelde üç ayetten müteşekkil Kur’an-ı Kerim’in en kısa süresi olan Kevser Suresi’nin ikinci ayetinde geçen “Ve’nhar” şeklindeki tek bir kelime gösterilmektedir. Kurban kelimesi, diğer bazı ayetlerde,”Habil-Kabil” ve “İbrahim-İsmail” vak’aları örneğinde olduğu gibi ya bir olayı haber verirken geçmektedir ya da haccın bir parçası olarak kesilen kurbanları anlatırken geçmektedir.

Diyanet İşleri eski başkanlarından birisi ve Kur’an’ı Kerim’i tefsir edecek çapta yetkin bir ilahiyatçı olan Prof. Dr. Süleyman Ateş, Kevser Suresi’nin ikinci ayetini şöyle anlamlandırmış: “Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve nahret (kurban kes veya ellerini boğazına kadar kaldırıp tekbir al).”(3)

Onun lafının üstüne laf söylemek, bizi aşar. Ancak bence de Süleyman Ateş haklıdır. Çünkü söz konusu ayet namazla ilgilidir. Namazdan bahsediyor. Namazdan bahsedilirken, birden tek kelimeyle de olsa başka bir ibadetin konu edilmesi, biraz enteresan. Hâşâ Tanrı sanki kelime sıkıntısı yaşamış ya da laftan tasarruf etmek istemiş de bir kelime ile konuyu özetleyivermiş veya kestirip atıvermiş gibi!

“Müdayene/Borçlanma” konusundaki ayeti tam bir sayfa uzatan (Bakara/282) Tanrı, insanların hayatını tam 14 asırdır kuşatan ve Hz. İbrahim’in Tevhid dininden beri tek tanrılı dinlerde de var olan Kurban gibi önemli bir konuyu neden tek kelime ile (ve bağlaçtır) geçiştirmiş olsun. “Ve’nhar” kelimesinin birçok farklı anlamı var. Bunlardan birisi de “Elin, göğüsteki gerdanlık yerine(Nahar) konmasına yönelik bir emirdir…”(4)

İbn Abbas (Peygamberin amca oğlu/kuzeni) şöyle demiştir: “Yüce Allah, resûlüne, ‘Namaz için tekbir aldığında, iki elini nahrinin(Ennahr) hizasına kaldır.’ diye vahyetmiştir. İşte (ennahr) budur”(5)

Bana kalırsa Süleyman Ateş Hoca, parantez içi cümleyi ihtiyaten/Mahalle baskısından çekindiği için koymuş olmalıdır. Parantez dışındaki “nahret” kelimesini koymadan direk “ellerini boğazına kadar kaldırıp tekbir al” diyebilirdi. Ya da “nahret” deyip parantezi açtıktan sonra parantez içine sadece (ellerini boğazına kadar kaldırıp tekbir al) diyebilirdi.

Arapça “El Nahru(Ennahru)” kelimesinin “Göğüste gerdanlık yeri (gerdanın geçirildiği yer) (6) anlamına geldiği ve Kevser Suresi’nin, Âs bin Vâil gibi Müşriklerin, Hz. Peygamber’le “Ebter”, yani “Soyu kesik” şeklinde alay etmeleri üzerine, kendisini teselli etmek üzere gönderildiği dikkate alınırsa(7), “Venhar” kelimesine (sıkıntılara ve iftiralara karşı “göğüs ger, sabret”) anlamı verilmesi de fazla yanlış olmasa gerekir.

SORU: Vekâlet Yoluyla Kurban nedir? Bu uygulama ne zaman başladı?

CEVAP: Vekalet yoluyla kurban, şehirleşmenin getirdiği bir sonuçtur aslında. Kurban kesecek zamanı ve kurban kesecek uygun mekanı bulamayanların, bu sıkıntısını gidermek için başlatılan bir uygulama olmakla birlikte, zamanla tamamen bir rant alanı haline getirilmiştir. Yani pek çok konuda olduğu gibi Vekalet Yoluyla Kurban uygulaması da bir istismar alanı haline gelmiştir ülkemizde. Bu uygulama yanlış bilmiyorsam 1990’ların başında başladı.

SORU: Vekâlet Yoluyla Kurban konusundaki istismar nedir?

CEVAP: Size yakından bildiğim çarpıcı bir örnek vererek izah edelim bu konuyu. Diyanet, 1990’ların başından başlayıp 2008 yılına gelinceye kadar,  vekalet yoluyla kestirdiği kurbanların etlerinden ve derilerinden önemli bir bölümünü satıyor, buradan elde ettiği paraları zaman içinde sosyal yardım olarak dağıtıyor, hayır hasenat işlerine harcıyordu. 2008 yılında kurban etlerini satmaktan vazgeçti ve et olarak dağıtmaya başladı. Ayrıca, Diyanet’e bağlı yatılı Kur’an Kursları’nın et ihtiyacı ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından ticari olarak işletilen öğrenci yurtlarının et ihtiyacı da bu kampanyadan elde edilen kurban etleriyle karşılanmaktadır. Yani bu konuda Diyanet’in de kafası karışıktır aslında. Görüldüğü gibi fetvalar devrin siyasi iktidarına, ihtiyaçlara ve Diyanet İşleri Başkanlarına göre şekilleniyor bu ülkede.

Kurbanların kesilip kesilmediği konusunda Diyanet’i tenzih ederim, çünkü Diyanet, bazı bireysel küçükhatalar ve istismarlar dışında kurbanları mutlaka kesiyor; ancak bu işi yapan bazı STK’ların kurbanları kesmediklerine dair iddialar yer alır her sene medyada. Örneğin FETÖ’ye yakın derneklerin kurbanları kesmeyerek toplanan paraları Pensilvanya’ya gönderdiğine ilişkin haberler yer aldı medyada. Hatta bazen kesimsiz kurban parası toplayan kurumlar da çıkmıştır bu ülkede. Oysa kesimsiz kurban ibadeti olmaz. Kesimsiz şartıyla verilen paralar, ancak sadaka ve bağış olur. Eğer maksat, sadaka ve bağış yapharak Tanrı’ya yaklaşmak ise elbette sadaka da bir tür ibadettir ve Tanrı’ya yaklaşma yöntemidir. Ancak bu, bildiğimiz anlamda kurban olmaz.

Bir başka önemli istismar alanı da, kurbanların ucuza alınarak aradaki farkın sahiplerine iade edilmeyip, kampanya düzenleyen kurumda kalmasıdır. Özellikle yurtdışında kesilen kurbanlar konusunda bu kâr çok daha fazladır.

Öte yandan Kurbanların, belli evsafta olması gerekiyor. Özellikle yurtdışında kesilen kurbanların, bu evsafta olup olmadıklarına fazla dikkat edildiği de şüphelidir.

SORU: Sizin, yurtdışında kesilen kurbanlar konusundaki bir iddianız var; bu yolla milli servetin dışarıya aktarıldığını ve israf edildiğini söylüyorsunuz. Biraz daha açar mısınız bu konuyu?

CEVAP: Evet, bana göre bu kesinlikle yurtdışına bir servet aktarımı ve israftır. Bu sebeple Vekalet yoluyla yurtdışında kurban kesimi yasaklanmalı ya da kesilen kurban etlerinin Türkiye’ye getirilmesi zorunlu kılınmalıdır. Böylece, hem alt yapısı yetersiz, ne idüğü belirsiz, kime hizmet ettikleri bilinmeyen STK’ların kurban üzerinden vurgun yapmalarının önüne geçilmiş olur hem de milli servetimiz yurtiçinde kalır. Bana göre; hacda Türk hacı adayları tarafından kesilecek kurbanların etleri de Türkiye’ye getirilmelidir. Zira dünya gıda krizi yaşarken, dinimizi, kerameti kendinden menkul adamların vermiş oldukları abuk fetvalarla yaşayamayız. İnsanlar açken ve bir lokma ete muhtaçken, henüz dini hükmü konusunda bile konsensüs sağlanamayan kurban ibadetini yerine getiriyoruz diye, kurban etleri ve derileri, sıcak iklimde, hijyenik olmayan namüsait şart ve ortamlarda kesilerek kokuşup, bozularak israfa konu edilmemelidir. Bu konudaki fetvanın günün şartları ve ihtiyaçlar dikkate alınarak yeniden ele alınması elzemdir.

Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyeti İkinci Başkanı olduğu söylenen İhsan Açık’ın geçen sene medyaya yaptığı bir açıklama var. Diyor ki İhsan Açık: “28 yıldır devam eden kurban organizasyonumuzda her geçen sene halkımızın bizlere olan güveninin arttığına şahit olduk. Kurban vekalet sayılarında 2016 yılında yüzde 30, 2017 yılında yüzde 5, 2018 yılında yüzde 76, 2019 yılında yüzde 3,7, 2020 yılında yüzde 26,5 artış sağlanmış, 2021 yılında 64 bin 33’ü yurt içinde, 525 bin 103’ü yurt dışında olmak üzere toplamda 589 bin 136 hisseye ulaşılarak yaklaşık yüzde 6’lık bir artış sağlanmıştır.”(8)

Diyanet 2021 yılında Vekaleten Kurban Kesme ücretlerini yurtiçi için 1125 TL, Yurtdışı için 925 TL olarak belirlemişti.(9)

Bu demektir ki; Diyanet, sadece 2021 yılında, Vekalet Yoluyla Kurban Kesme kampanyasında: (64.033X1125=72.037.125)+(525.103X925=485.720.275)= 557.757.400 TL. para toplamış ve bu paranın 485.720.275 TL’sini yurtdışına aktarmıştır. Elbette bu miktarın tamamını (kurban satın alma, kestirme, dağıtım bedeli ve bu iş için yurtdışına gönderilen görevlilere harcırah olarak) harcadıysa!

Diyanet’in yanı sıra birçok STK’nın da yurtdışında vekalet yoluyla kurban kestiği düşünülürse, önemli bir milli servetin yurtdışına aktarıldığı sonucuna varırız. Bu müsrifliktir, hükmü konusunda bile konsensüs olmayan bir ibadet bahane edilerek yapılan bir işgüzarlıktır. Aslına bakılırsa, siyasi iktidar bu yolla, genelde Afrika’nın ve Güney Asya’nın yoksul ülkelerinde sempati kazanma peşindedir. Bu, apaçık dinin siyasete alet edilmesinden başka bir şey değildir.

Yenileme yatırımı için 50 milyon dolar (800 milyon TL) bulunamadığı için Tank Palet Fabrikasının işletme hakkının devrildiği, Çorum Şeker Fabrikası’nın 528 milyon, Yozgat Şeker Fabrikası’nın 275 milyon, Kırşehir Şeker Fabrikası’nın 330 milyon. Niğde-Bor Şeker Fabrikası’nın 336 milyon, Ilgın Şeker Fabrikası’nın 637 milyon,
Turhal Şeker Fabrikası’nın 569 milyon liraya satıldığı(10) bir zamanda, Vekalet Yoluyla Kurban kesiyoruz diyerek,  yüz milyonlarca liralık milli servetin yurtdışına aktarılıp, oralarda israf edilmesi kabul edilemez.

SORU: Kimler kurban kesmelidir?

CEVAP: Muhtemelen “Kurban Bayramı günlerinde Vacip veya Sünnet anlamında kesilen kurbanları kimlerin keseceği” şeklinde sorulan bir soruya, Diyanet şu cevabı vermiştir:

“Kurban kesmek, akıl sağlığı yerinde, büluğa ermiş (ergen olmuş), dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve mukim olan her müslümanın yerine getireceği malî bir ibadettir (Merğînânî, el-Hidâye, VII, 148). Temel ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80.18 gr altın veya değerinde para ya da eşyaya sahip olan kimselerin kurban kesmesi gerekir (Mevsılî, el-İhtiyâr, IV, 252-256; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, IX, 452-453). Ayrıca kurban mükellefiyeti için aranan nisabın üzerinden, zekâtın aksine bir yıl geçmesi şart değildir.”(11)

Diyanet’in verdiği cevaptan da anlaşılacağı üzere;  kurban kesmede belirleyici sebep zenginliktir. Bu zenginliğin miktarı da zorunlu ihtiyaçlar dışında 80.18 gram altın değerinde bir birikime sahip olmaktır. Yani bugünkü piyasa fiyatlarıyla zorunlu ihtiyaçlar dışında yaklaşık 80 bin TL’lik bir tasarrufun/birikimin olmasıdır.

SORU: İslam’a göre; zorunlu ihtiyaçlar nelerdir? Yani, kişi hangi ihtiyaçların dışında 80.18 gram altına sahip olursa zengin sayılır?

CEVAP: İslam Alimleri’nin, “Havaic-i Asliye” olarak tanımladıkları zorunlu ihtiyaçlar, insanların hayatlarını sağlık ve güvenlik içinde devam ettirmeleri için ihtiyaç duydukları her şeydir. Bir tanıma göre “Temel ihtiyaç maddeleri, insanın hayat ve hürriyetini korumak için muhtaç olduğu şeylerdir. Bunlar, barınma, nafaka (yiyecek, giyecek ve sağlık giderleri), ulaşım, eğitim, ev eşyası, sanat ve mesleğe ait alet ve makineler, kitaplar, güvenlik amacıyla kullanılan aletler ve elektrik, su, yakıt, aidat vb. diğer cari giderler ve bu temel ihtiyaçları karşılamak için ayrılan paradır. (Mevsıli, el-İhtiyar, I, 332-333; İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, III, 178).”(12)

Diyanetin üstü kapalı olarak ve genel ifadelerle geçiştirdiği zorunlu ihtiyaçlar bir başka kaynakta şöyle detaylandırılmış:

“Bir insanın hayatını huzur, güven ve sağlık içinde sürdürebilmesi için lüzumlu olan mesken, iş yeri, binek ve iş hayvanları, ticarî maksatlı olmayan özel araba, özel silâh, ev eşyaları, elbiselerle altın ve gümüşten yapılmış olmayan süs kapları aslî ihtiyaç maddeleri kabul edilir. Yine ilim adamlarının özel kütüphanelerinde mevcut kitaplar, zanaatkârların sanat ve mesleklerini icra ederken kullandıkları iş aletleri ve takım sandıkları, ticarî malları depolamada kullanılan paket ve kaplar da yine aslî ihtiyaç olma ve artış göstermeme sebebiyle zekât matrahı dışında tutulmuştur.”(13)

Buradan çıkarılacak sonuç şudur: Bir insana kurban kesmesi için zengin olması şarttır. Bugünkü şartlarda bir insana zengin diyebilmek için, kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı ve dengeli beslenmelerine yetecek derecede sürekli ve muntazam bir geliri olacak, evi olacak (kendisinin evi olacak veya kirasını düzenli ödeyecek derecede geliri olacak), binek aracı olacak, ticari iş yapıyorsa o işi yapmaya matuf aracı veya araçları olacak, kendisini ve ailesini korumaya müsait silahı olacak (bugünkü toplum düzeninde buna ihtiyaç yoktur), ev eşyaları olacak ve elbiseleri olacak, ilim adamı ise kütüphanesi olacak. Zanaatkar veya sanatkar ise bu işlerini yapmak için ihtiyaç duyduğu alet-edevat olacak, ticari mallarını muhafaza edecek depo ve depolamaya yarayan ambalaj ve paketler olacak, bütün bunlardan sonra da 80.18 gram altını veya karşılığı birikmiş nakit parası veya malı olacak. Kurban kesmek ancak bu gibi kişilere vacip veya sünnettir.

SORU:  Laik devlette insanların neye ihtiyaç duyduklarını, nelerin zorunlu ihtiyaç olduğunu ve zenginliğin miktarını veya ölçüsünü kim belirleyecek?

CEVAP: Türkiye Cumhuriyeti çağdaş, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğuna ve kapitalist liberal ekonomi modeliyle yönetildiğine göre; insanların zorunlu ihtiyaçları ve zengin olup olmadıkları da şeriat hükümlerine göre değil, çağdaş toplumun ihtiyaçlarına ve uygulanan ekonominin kurallarına göre belirlenecektir. Öyle ya; hala zenginliğin ölçüsünü binek ve iş hayvanlarıyla, savunma araçlarını ok, yay, hançer ve kılıçla açıklayan ulemanın görüşlerine göre açıklayamayız.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, 2022 yılında uygulanacak Vekaleten Kurban Kesme ücretlerini yurtiçi için 2.250 TL; yurtdışı için 1.800 TL. olarak açıklamış bulunmaktadır. Mayıs/2022 Ayı rakamlarıyla yıllık enflasyon TÜİK’e göre %73.50, ENAG’a göre %160.76. TÜRKİŞ ise 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırını aylık 19.602 TL. olarak açıklamış bulunmaktadır. TÜRKİŞ’in 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırını olarak açıkladığı aylık 19.602 TL. genel kabul gören bir rakam ise aylık geliri bu rakamın altında olan 4 kişilik bir aile yoksul sayılır ve bu ailelerin kurban kesmesi gerekmez.

Ayrıca bana göre; yurtiçinde et yüzü göremeyen milyonlar varken, kurbanı ucuza getirmek için yurtdışında kurban kesmek vatana ve millete ihanettir. Kardeşlik, sosyal dayanışma ve milli birlik ruhunu da zedeleyen bir uygulamadır. Aslına bakılırsa, bu durum Kur’an ayetlerine de aykırıdır. Çünkü Kur’an yakınlara bakmayı emreder.(14) Türkiye’deki Müslümanlar, yurtdışındakilere nazaran bizim yakınlarımızdır. Yardımlar, öncelikle yakınlardan başlayarak dağıtılır İslam’a göre. İslam kardeşliği ise büyük ölçüde bir safsatadan ibarettir. Siyasi ve emperyal anlam içermektedir. Kur’an’da bahsediler kardeşlik “İslam kardeşliği” değil, “İman Kardeşliği”dir. En azından tek Tanrıya inanan bütün din mensuplarını kapsayan çok daha geniş bir kavramdır…

Ömer Sağlam

______________

(*) Bu yazı, Yeniçağ Gazetesi yazarı Orhan Uğuroğlu’nun e-posta yoluyla sormuş olduğu sorulardan ve sorulara tarafımızca verilen cevaplardan oluşmaktadır. Bu yazı, 08.06.2022 günü Orhan Uğurloğlu tarafından Yeniçağ Gazetesinde “80,18 gram altını olan zengine kurban vacip” başlığı ve özet olarak yayınlanmıştır.https://www.yenicaggazetesi.com.tr/8018-gram-altini-olan-zengine-kurban-vacip-550086h.htm

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/8018-gram-altini-olan-zengine-kurban-vacip-550086h.htm

1-https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/657/kurban-ibadetinin-mahiyeti-ve-hukmu-nedir-?enc=QisAbR4bAkZg1HImMxXRn5PJ8DgFEAoa2xtNuyterRk%3d

2-Aynı kaynak.

3-

4-Râğıp El İsfahani Müfredât-Kur’an Kavramları Sözlüğü, 1. Basım, Pınar Yayınları, İst, 2007,s, 1426.

5- İsfahani, Age, s, 1426, 87 nolu dipnot.

6- Age, 1426.

7-

8-https://www.trthaber.com/haber/gundem/tdv-589-bin-136-hisse-kurbani-ihtiyac-sahiplerine-ulastirdi-597275.html)

9-https://www.diyanethaber.com.tr/ali-erbas/2021-yili-vekaletle-kurban-bedelleri-aciklandi-h16532.html

10-https://www.internethaber.com/seker-fabrikalari-bakin-kime-kaca-satildi-iste-tam-listesi-1864131h.htm

11-https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-Ara/659/kimler-kurban-kesmekle-yukumludur-?enc=QisAbR4bAkZg1HImMxXRn5PJ8DgFEAoa2xtNuyterRk%3d

12-

13-

14- Bkz. Kur’an-ı Kerim, Nahl/90

Exit mobile version