Site icon Turkish Forum

Üniversite ve Bilim İnsanı Sorumluluğu-11

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr - Bosphorus University bogazici universitesi

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr

Akademisyen bir toplumun belleği, zekâsı, anlama ve algılama gücüdür. Bir üniversitenin başarısı akademik kadroların başarısı ile eşdeğerdir.

Ülkemizin Önceliği Bilim Olmadığı İçin Sorun Yaşıyoruz

Üniversite Nedir?

Türkiye bugün içeride ve dışarıda birçok yapısal ve yönetsel sorun ile uğraşmaktadır. Toplumun genel kanısı ise günden güne sorunların giderek ağırlaştığı yönündedir. Bilim ve üniversite tam da bu durumda sorun çözmek için vardır. Teknik sorunların çözümü belki daha kolay, ancak sosyal sorunların çözümü çoğu zaman yönetimler, hâkim görüş, mahalle baskısı ve siyasi etkilerden dolayı çok daha sorunlu ve zordur. Bu nedenle insan odaklı sorunların rahat incelenmesi için üniversitelerin üzerinde hiçbir etkinin olmaması, akademisyenlerin rahatça görüşleri ve bulgularını geliştirmek için özerklik talebi oluşmuştur. Üniversitelerde bugün yaşanan birçok sorunun temelinde üniversitenin tam olarak bilinememesi yatmaktadır. Üniversitenin varlık nedeni ve kendisinden beklenilenler doğru tanımlanmadığı ve anlaşılmadığı için doğru bilim insanı da yetiştirilemedi ve buna bağlı olarak doğru da yönetilemedi.

Cahit ARF’ın ifadesi ile “

 “Üniversite kurulmaz, Üniversite olunur” Üniversite olmak için bilimsel bilgiye nasıl ulaşılacağını bilmek zorunludur.  

Bilimsel bilgiye nasıl ulaşılacağını bilmek için öncelikle Bilim Tarihi, Bilim Felsefesi ve Araştırma Metotları derslerinin en başta üniversitelerde öğretilmesi/okutulması gerekiyor. Üniversitelerin toptan aydınlanması için üniversite mutlaka tartışmayı ve felsefeyi öğrenmek zorundadır. Öğrenmeden öğretimin olduğunu gösteren bir tek bilimsel örnek ve pratik bulunmamaktadır. Bilimin işleyiş mekanizması metodolojiye dayanmaktadır. Yani bilgiye nasıl ulaşılacağına bağlıdır. Bilim adamı mesleği gereği bilimin felsefesini, elde ettiği bilgiyi tanımak ve bilimin işleyişini bilen kişi olmak zorundadır.

Bilim kişisi bilgi ve sorumluluğu edindiği zaman bilgiye ulaşmasını bilir. Ne aradığını bilirse bilinçle her bulgu analiz edilir ve yorumlanır.

Üniversitenin görevi nedir?

1. Güncel ve gelecekte ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili derinlemesine araştırmalar yapmak ve çözüm önerileri sunmak,

2. Eğitim görevi yapmak, nitelikli insan yetiştirmek,

3. Toplumu aydınlatmak ve önderlik yapmak.

Ancak en önemli görevi “doğanın ve toplumun” gizemlerini (sırlarını) deşifre etmektir. Deşifre etmesi görevi önemli, çünkü bilim insanı bilinenleri değil, bilinmeyenleri anlamak üzere çalışmalarının peşinde coşku ile koşan kişidir. Atomun varlığını gözle görerek anlayamayız, ancak derin sezgiler, gözlemler, araştırmalar ile atomun varlığı anlaşılır. Gizem çözüldükçe bulgular paylaşılır, öğretilir ve toplum aydınlatılır.

Üniversitenin yeri ve görevi doğru anlaşılırsa, öğretim üyesi veya bilim insanının görevi daha net anlaşılır. Eğer üniversite ve bilimkavramlarını ve tarihçesini doğru anlarsak veya üniversite ve sorumluluklarını doğru okuyabilirsek hangi nitelik ve düzeydeki kişilerin bu işi yapabileceğini daha iyi tanımlarız.

Üniversite tarihi üniversitenin en önemli özelliğinin her tür otoriteden bağımsız araştırma ve eleştiri hakkı olduğunu göstermektedir. Bu anlamda üniversite birkaç şekilde tanımlanabilir, fakat en yaygın ifade ile kamu yararı için bilgi üreten, bilgiyi ileten ve yayan özerk bir öğretim ve araştırma kurumudur. Üniversitelerin sorunları evrensel boyutta olduğu için sınırları da dünya sınırlarının ötesine taşınmaktadır. Bu ortamlarda her türlü düşünce otoritelere, tabulara ve kişilere bağlı olmaksızın tartışılmaktadır. Ancak özerk üniversitelerin özgür tartışma ortamında, göreli doğrular ve göreli yanlışlar, değişik fikirlerin, çeşitli ekollerin, farklı hipotez ve teorilerin tartışılması ve birbirini elemesi ile sağlıklı bilgi ve görüş ortaya çıkar.

Bilim İnsanı Kimdir? Kim değildir?

Bilim İnsanı Kimdir?   

Bilim insanı “Dünyayı ve/ya içinde yaşadığımız evrenin sırlarını araştıran, hatta yaşamı anlayabilmek için ufkumuzu açmak için sordukları sorular ve cevapları ile bizleri aydınlatan kişilerdir. Newton’un ölümünden sonra Alexander Pope, onunla açılan çığırı iki mısrada anlattı: “Doğa ve doğanın yasaları gecenin koynunda saklıydı: Tanrı, Newton’u yarattı! Her yer ve de her şey ışıktı artık” der. Diğer bir ifade ile “Bilim İnsanı Gizemi Aralayandır

Matematikçi Prof. Dr. Cahit Arf’a göre bilim insanı, bize evrenimizi anlamak için yol gösteren rehberlerdir. Bilim insanı, bir soruna çözüm bulmak için kendiliğinden harekete geçen kişidir. Engel tanımadan, bir zamanlar olanaksız denilen şeyleri olanaklı kılmak için yeni yollar arayandır. İnsan, bildiği, tanıdığı şeyleri sever, bilmediği, anlamadığı şeylerden korkar. Aklımız, korkularımıza karşı kullanacağımız en güçlü silahımızdır. Karşımıza çıkan sorunlara aklımızla çözüm yolları arar, zorlukları aklımızla aşmaya çalışırız. Kendimize neden, nasıl, ne zaman gibi sorular sormaya başladığımızda biz de bilim insanı olma yolundayız demektir. Çünkü bilim, biraz da doymak bilmez merak demek değil midir? Bu bağlamda bilim insanı tutkuları olan, kafasında çok farklı soruları olan kişidir.

Bilim Adamının   en önemli özelliklerinden biri, mütevazi yaşamı ve kişiliğidir.

Akademik ortam için Voltaire “sizin ile aynı görüşte değilim, ancak görüşlerinizi savunmanız için sonuna kadar yanınızdayım, hatta canımı veririm der. Akademisyen, ifade özgürlüğünün üniversite olmanın temel koşulu olduğunu benimser ve bu özgürlük olmazsa demokrasiden bahsetmenin anlamsız olacağını bilir. Üniversitenin yarattığı demokratik ortamda akademisyen akıl yürütme ve araştırma ile edindiği bilgiyi özgürce paylaşır. Bu amaçla batı üniversiteleri yüzlerce yıl önce krallara ve otoritelere karşı önce özerk üniversite talep ettiler ve bu konuda ciddi bedeller ödediler. Aksi durumda gelişme olamaz. İnsanın insan olmasından bu yanan statükocu güçler ile dinamik güçler arasında hep bir çatışma alanı yaşanmaktadır.

Günümüz bilgi çağında bilgiye, bilime ve özgürlüğe verilecek en büyük zarar fikirlerin ifade edilmesinin engellenmesidir. Hangi ortamda olursa olsun, bilimin yaşam hakkı bulmadığı, özgürlüğün olmadığı, entelektüel gerilemenin yaşandığı her yerde başta sosyal ve ekonomik duraklama kaçınılmazdır. Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede yapılması gereken başta üniversite özerkliği ve akademik özgürlüğü sağlamak ve yaşamın her alanında demokratik ortamı yaşatmaktır. Türkiye gibi genç nüfuslu bir ülkede düşünce açıklama ve kendini ifade etme özgürlüğü sosyal ve ekonomik kalkınma için elzemdir.

Kaynakça

Hirsch, E, “Üniversite Muhtariyeti”, Dünya Üniversiteleri ve Türkiye’de Üniversitelerin Gelişmesi. İstanbul: Ankara Üniversitesi Yayınları, No: 23, 1950.

Sıddık Sami Onar, “İstanbul Üniversitesi’nin Raporu”, Dünya Üniversiteleri ve Türkiye’de Üniversitelerin Gelişmesi, İstanbul: Ankara Üniversitesi Yayınları No:23, 1950, s. 755-757.

Ortaş, 2004. Üniversite ve Toplum. Mart 2004. Cilt 4. Sayı 1. http://www.universite-toplum.org/text.php3?id=179

Exit mobile version