Site icon Turkish Forum

Baskı Ve Zulüm İle Özgürlükler Yok Edilemez…

Ülkemizde bir baskı ve korku düzeni kuruldu… - IMG 20170622 111622 1
Ülkemizde bir baskı ve korku düzeni kuruldu… - IMG 20170622 111622 3

Ülkemizde bir baskı ve korku düzeni kuruldu…

Türkiye bir “Korku İmparatorluğu’na dönüştürüldü.

Herkes birbirine kuşkuyla bakıyor. Herkes birbirinden çekiniyor. Düşündüğünü söyleyemiyor.

Köşe yazarlarının, sanatçıların başına gelenleri bilmeyen kalmadı. Hallaç pamuğu gibi atılıyorlar.

Hâkim önüne çıkarılıyorlar.

Konuşmak, eleştirmek, gerçekleri açıklamak, kirli çamaşırları ortaya dökmek, ihale yolsuzluklarını, hırsızlık belgelerini gözler önüne sermek yasak.

Açıklarsan ya FETÖCÜ ya terörist ilan ediliyorsun…

AKP’ye yan gözle bakanın gözünü çıkarıyorlar.

Özgürlük denilince sadece siyasal İslamcı politikacı ve yöneticilerinin özgürlüğünü anlıyorlar.

 Peki, bilim özgürlüğü, eğitim, öğretim özgürlüğü, yazma çizme, düşünce, konuşma özgürlüğü nerede? Neden kısıtlıyorsunuz onları? Neden ulusal düşünceden yana olan, ülkenin tam bağımsızlığını isteyen Kemalist aydınların özgürlüğünü ellerinden alıyorsunuz? Neden onları yıllardan beri tehdit ediyor ya da dört duvar arasına atyorsunuz?

Ama Mustafa Kemal Atatürk’ün vurguladığı gibi:

“Düşünceler; şiddetle, topla, tüfekle asla öldürülemez.” 

Namık kemal de Atatürk gibi düşünmüş, aynı şeyleri söylemişti yıllar önce:

 “Ne mümkün zulm ile bîdâd ile imhâ-yı hürriyet

Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten”

Bugünkü Türkçeye çevirirsek:

“Zulüm ve zalimlik ile özgürlüğü yok etmek mümkün değildir. Gücün yeterse insanlıktan düşünceyi kaldır.”

Çünkü İnsan düşündüğü sürece haksızlıklara, işkencelere, acılara başkaldırmıştır. Direnmiştir. Direnmeye de devam edecektir.

12 Martlarda, 12 Eylüllerde gençleri, aydınları hapishanelere doldurdular, 17 yaşındaki çocukları idam ettiler de ne oldu? Tarihin akışını geriye çevirebildiler mi?

 Hitler gibi, Mussolini gibi faşistler geçici başarılar elde etmiş olsalar bile, sonları her zaman için kötü olmuştur, hüsranla sonuçlanmıştır.

Bakın bu konuda Ahmet Taner Kışlalı neler demiş:

“Mussolini de bacağından asılarak noktaladığı yoluna, sol yumruğunu göstererek başlayanlardandı.

Önce düzene tepki duyan kitleleri peşine taktı. Oyların üçte birini topladı. Tıpkı bizim “rahmetli” devlet büyüğümüz gibi, güzel bir seçim sistemi sayesinde, üçte bir oyla meclisteki sandalyelerin üçte ikisini ele geçirdi.

Ve sonunda, o üçte ikilik çoğunluğa dayanarak, anayasayı değiştirdi. Diğer partileri kapattı. Tarihin karanlık bir dönemine damgasını vuracak olan “faşizm”i kurdu.

Her şey yasalara uygundu. Seçimler de, anayasa değişikliği de, yeni çıkardığı yasalar da…

Her şey kitabına uygundu, yasaldı, ama meşru değildi…”

Sanki şu içinde yaşadığımız günleri anlatmış Kışlalı. Siyasal İslamcı zorbaların sonu da önceki faşistler gibi olacaktır… Bundan hiç kuşkunuz olmasın.

Yeter ki biz haksızlıklara, hukuksuzluklara direnmesini bilelim, yeter ki Mustafa Kemal’in önerilerine kulak verelim.

Ne demişti Yüce önder:

“…Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur…”

(alieralp37@gmail.com)

Exit mobile version