Site icon Turkish Forum

İnsan Olmalı Önce, İnsan…

Sevgidir her işin başı. - A.Eralp

Sevgidir her işin başı. - A.Eralp 1

Sevgidir her işin başı.

Sevgidir insanı insan yapan, yücelten.

Sevgi güzelliktir. Doğadır. Acıları, sevinçleri, sevdaları ortaklaşa yaşamaktır. Bölüşmektir.

Sevgi insanlaşmaktır.

Halktan uzakta, mutluluğu sırça köşklerinin duvarları arkasında arayanlar, anlayabilirler mi sevginin derinliğini?

Yokluk,  yoksulluk, nedeniyle cinnet geçirip kafasına kurşun sıkanları, kendilerini yağlı urganlarda asanları, maaş kuyruğunda can veren emeklileri görmezden gelenler, “Ulusun efendisi” köylüyü lanetleyenler, görebilirler mi sevginin boyutlarını?

Politikacılık, insanı sevme mesleğidir.

İnsanı, hayvanı doğayı sevmeyen ne “adam” olur, ne politikacı…

İnsana çile çektiren, “Komşusu açken, kendisi tok yatan” bir kimse ne Tanrı’nın buyruğunu yerine getirmiş sayılır ne de peygamberin.

Yöneticilik de yapamaz. Bakan, başbakan, milletvekili, başkan da olamaz…

DOĞAYI, HAYVANI, İNSANI SEVMEYEN BİR KİMSENİN NE KATKISI OLABİLİR HALKA…

İnsan olmalı önce, insan.

Her şeyden önce, “insanlaşmak” gerekir. İnsanlaşmak için de gönüllerin sevgiyle, hoşgörüyle dolması gerekir.

Topluma, halka sadece rant – gelir, para – servet, mal – mülk penceresinden bakanlar; insanı, doğayı sömürülmesi, soyulması gereken varlıklar, yaratıklar olarak görenler felaketlerin, ölümlerin, yoksullukların kaynağı ve nedenidirler…

Onlar yeşilin, sarının, turuncunun, mavinin, kırmızının buluştuğu ormanları üç kuruşluk kazanç uğruna doğa katliamcılarına, taş ocaklarına, HES’lere, müteahhitlere peşkeş çekerler…

Yandaşlara, akrabalara yok pahasına teslim ederler.

Çünkü tohumun, toprağın, derelerin, ırmakların düşmanıdır onlar.

Doğanın düşmanıdırlar.

Geleceğin, umudun, güneşin, insanlığın düşmanıdırlar.

Onlar insanın, insanlığın, aydınlanmanın, özgürlüğün, senin benim, herkesin düşmanıdırlar.

Ne diyor yüce şair Nazım:

Onlar, “Sana düşman, bana düşman  / Düşünen insana düşman / Vatan ki bu insanların evidir / Sevgilim, onlar vatana düşman…”

Bu türden insanların en bol olduğu yerler ise az gelişmiş, geri bıraktırılmış ülkelerdir.

Orada bir grup azınlık, bir eli yağda, bir eli balda yaşam sürerken; çoğunluk, halk sefalet içinde yaşar. Sel felaketleri, depremler, savaşlar, tren, trafik kazaları yakalarını bırakmaz.

İnsanları mezhep, din, dil, ırk açısından birbirlerine düşürürler. Çarpışmalar, kavgalar olur. Kan sular, seller gibi akar. Gözyaşı hiç eksilmez.

Her yerde kan vardır. Ölüm vardır.

Ülkemizde de madenlerde göçükler yüzünden yüzlerce insanımız yaşamını yitirdi. Tren kazaları durmak, dinmek bilmiyor.

AKP 2002’de iktidar olduktan sonra hızlı tren kazaları Türkiye’nin gündeminden hiç düşmedi. Çünkü onlar alt yapısını, üst yapısını kurmadan hemen trenleri hizmete açıyorlar.

Hele bir de seçim yaklaşmışsa, gözleri hiçbir şey görmüyor. Eksik var mı, aksaklık var mı doğru dürüst incelemeden insanları dolduruyorlar içine…

İşte tren kazası listesi:

-2004 Pamuk Ova 38 ölü

– 2004 Kocaeli 8 ölü

-2008 Kütahya 9 ölü

-2008 Ankara 13 yaralı

-2009 Bilecik 5 ölü

-2010 Bakırköy 1 ölü 8 yaralı

-2018 Çorlu 24 ölü 318 yaralı

-2018 Ankara 9 ölü 46 yaralı.

Dünyanın neresinde var böyle bir felaket zinciri? Afrika’da bile bulamazsın.

Son kazada ölümlerin sinyalizasyon sisteminin kurulmamasından ileri geldiği söylenmekte… Bu iddia gazeteciler tarafından Ulaştırma Bakanı Mehmet Cahit Turhan’a soruldu:

“Bu trenlerde sinyalizasyon sistemi var mıydı?”

Bakan Bey soru karşısında önce öfkelendi. “Bu soru doğru bir soru değil” dedi. Sonra da şu açıklamayı yaptı:

Sinyalizasyon sistemi demir yollarımızda son birkaç yıldır tesis etmeye başladığımız bir sistemdir. Sinyalizasyon sistemi demir yolu işletmeciliği için olmazsa olmaz bir sistem değil. Bu sistemin olmamasından dolayı demiryollarında işletme yapılamaz diye bir şey yok. Sinyalizasyon olmadığı için bu kaza oldu diyenler doğru bir değerlendirme yapmıyor!..

Yorumu okuyuculara bırakıyorum…

(alieralp37@gmail.com)

Exit mobile version