Site icon Turkish Forum

VICIK VICIK

VICIK VICIK - wwww

VICIK VICIK - wwww

VICIK VICIK

Hüseyin MÜMTAZ

Kıbrıs üç gündür; Zafer Burnu’ndan Yeşilırmak’a, Poli’den AyNapa’ya, Girne’den Leymosun’a kadar vıcık vıcık yanık yağ kokuyor.

Venediklisi, Cenevizlisi,                Lüzinyen’i, Linobambakisi, Türk’ü, Rum’u, Maronit’i ve Nijeryalısı dahil tan 32 milletin burnunun direği kırılıyor.

Konuyu en iyi, açık ve net bir biçimde Kudret Özersay anlatıyor;

“Türkiye’de yapılacak olan referandum, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının karar vereceği, seçim yapacağı bir süreç olmalıdır. Bu durum aynı zamanda KKTC yurttaşı da olan çift uyruklu bireyler için de geçerlidir. Bu propaganda sürecine Türkiye dışından bir ülke yetkilisinin (bu KKTC dahi olsa), siyasi parti temsilcisinin, vekil ya da bakanının müdahale etmesi, yönlendirme yapmaya çalışması, ne demokrasiyle bağdaşır, ne de Türk Halkının iradesine saygı ile” dedikten sonra, “Rahmetlik eniştem çok iyi bir kamyon, tır şoförü ve makinistiydi. Nedense tamirhanesindeki grasso yağını anımsadım dün akşam… UBP-DP hükümetinin bakanları Türk hükümetine yağ çekmekten vazgeçti, artık tam bir yağdanlık gibi davranıyorlar” diyor.

(Olayı ne yazık ki, her davulun önünde zıplayan çekirgelerin bakış açısıyla göremeyeceğim. Çünkü zaten bir süredir Türkiye ve Kıbrıs Türk basınının arası açılmış vaziyette ve ben ikincileri haklı buluyorum.  Kıbrıs’a  “gazetecilik” yapmak için “kendi parasıyla” gelmek yerine başkasının daveti ve parası ile gelip, parayı verenin düdüğünü çalan tipler türemedi mi son zamanlarda?)

Eroğlu’nun büyük keşfi ve icadı ile Kıbrıs Türk siyasetine armağan ettiği iki “bakan”ın, TC Başbakanı Yıldırım’ın Lefkoşa’da düzenlediği “Evet” toplantısında kürsüye çıkarak yaptıkları konuşmalardan bahsediyor Özersay.

Meselâ Nebahat Albayrak (Türk asıllı politikacı. 2007 Hollanda Adalet Bakan Yrd.) veya Aydın Oğuz (Türk asıllı politikacı. 2013 Almanya Göç, Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı)’un Hollanda veya Alman Hükümetinin Bakanı olarak, Hollanda veya Almanya’daki Türklere Türkiye’deki referandumda nasıl oy kullanacaklarını söylemeleri ne kadar yakışıksız ve “Türkiye’nin iç işine karışmak” ise; KKTC’nin iki bakanının yaptığı da siyaseten o kadar etik dışıdır.

KKTC Hükümeti’nin aksi fikirdeki başka bakanları yarın veya öbür gün; Türkiye’den gelip de “hayır” yönünde “yerleşiklerle” toplantı yapacak olan bir başka siyasi partinin toplantısına katılıp “hayır” konuşması yapmaları durumunda ne olacaktır?

Kıl payı oranlarda sonuçlanacağı öngörülen referandum için, yurt dışı oyların kilit öneme sahip oldukları anlaşılmıştır ve bunun için partiler yurt dışı seçmene asılmaya başlamışlardır. Hollanda, Almanya, Avusturya ve İsviçre hükümetleri ile başlatılan “kontrollü gerginlik”, sonuçta görüşü ne olursa olsun yurtdışı seçmenlerin doğal olarak memleketlerinden gelen bakanların düşüncelerini sahiplenmeleri sonucunu doğuracaktır.

KKTC’ye on gün önce gelen “piyasa araştırması” görevlileri Kıbrıs’ta 100.000 seçmen olduğunun düşünüldüğünü açıklamışlardır.

Ailelerin ortalama beş kişi (ve ikisinin seçmen) olduğunu düşünürsek bu 250.000 “yerleşik” nüfus demektir.

Peki, KKTC’nin toplam nüfusu nedir ve en önemlisi Kıbrıs Türkü kaç kişidir be muhteremler?

BU 100.000 “seçmen”e, yerleşme ve çalışma izni olmayan “kaçak”lar dahil midir? Bunlar da “kafa kâğıdı”nı gösterip serbestçe oylarını kullanabilecekler midir?

Bu satırların yazarı 1975 başında eski Boğaz yolunda havası inen lâstiğini kontrol etmek için aracını kenara çekip tekerleğe eğilmişti. Yanında yardımcı olmak için bir aracın durduğunu gördü, direksiyonda “KTFD Başkanı” Denktaş vardı. Yalnızdı ve kendisi sürüyordu. Ne bir koruma, ne önlü arkalı eskort!

TC Başbakanı’nın gelişi ile KKTC’de yüzlerce polisle yolların, sokakların saatlerce kapatılması işgüzarlığı; bu sosyal yapı ve anlayıştaki Kıbrıs’ta belki 100.000 “yerleşik” seçmenin oyunu alabilecektir ama “yerli”lerin kaşlarının çatılmasına neden olacaktır.

Almanya’ya giden bakanlarımız için Almanya yolları saatlerce kapatılmakta mıdır?

Yıldırım’ın konuştuğu salonda “ülkücü”ler de vardı.

Tarihi tam olarak hatırlamıyorum ama geçen yıl galiba yine bu zamanlardı. Dereboyu’nda sabah yürüyüşümü yaparken Meclis karşısındaki Ülkü Ocakları önünde hazırlanan lüks araçlar, koşturmalar, telaşlı telefon konuşmaları dikkatimi çekti. Sonradan, “M”HP milletvekili Ümit Özdağ’ın karşılama hazırlığı olduğunu öğrendim.

“Muhalif” ve partiyle ilişiği kesilen Özdağ’ın.

Kim neye “muhalif”? Asıl “muhalif” Özdağ mı, Bahçeli mi?

Siyasetin cilvesi işte… Geçen sene onu karşılayanlar şimdi Yıldırım’la Bozkurt işareti yapmaya çalışıyorlar! 11 Mart 2017

 NOT; Gelinen noktada Hollanda Hükümetinin, nedeni ne olursa olsun TC Dışişleri Bakanı’nın uçağının iniş iznini iptaliyle sergilemiş olduğu terbiyesizliği şiddetle protesto ediyorum.

 

https://www.turkishnews.com/tr/content/yazarlar/huseyin-mumtaz/

 

Exit mobile version