Site icon Turkish Forum

BÜYÜTEÇ

  - kilicdaroglu partisinin grup toplantisinda konustu 111777 5
 

 

Tunus ve Mısır’da diktatör deviren protestocular daha fazla özgürlük, adil seçimler ve yolsuzlukların son bulmasını  istemişlerdi.
Protestocuların içinde en organize olanlar özgür akıl ve özgür iradeyi kısıtlayan,otoriter rejimleri öngören İslamcı kuruluşlardı.
Batı’nın bir kralın keyfi yönetiminden demokratik hukuk devletine giden zahmetli yoldan geçerken edindiği yaşam kültüründen ve demokratik geleneklerden yoksundular, rağmen devrimi sahiplendiler…
*
Sonra -mesela, Mısır’da “Müminler, kendi sorunlarını ancak  İslami bir ideoloji oluşturmak suretiyle çözebileceklerdir” düşüncesiyle bir şeriat devleti oluşturulmaya yönelindi.
Emperyalizm, geç de olsa İslamcılığın demokrasi ile bir ilgisinin olmadığını, İslamcılığın ülke ekonomilerini rekabetçi baskılara dayanabilecek bir ekonomi varlığı içinde tutamayacağını,İslamcılıkla Mısır devletinin bir şirkete dönüşemeyeceğini anladı.

*
Çünkü emperyalizm  devletlerin refah devleti ya da sosyal devlete değil birer şirkete dönüşmesini ister,şirkete dönüşemeyen devletleri taşımazdı.
Emperyal ekonomi ve siyaset daha rafine, rasyonel, bürokrasisi oturmuş, finans sisteminin belirleyici olduğu, hukukun finans sistemi üzerine inşa edildiği yapılardan yanaydı.
Bu dönüşümü sağlamak üzere devletler kendi içinde ayıklanmalara gitmeye mecburdu; devlete etki eden yapılar, cemaatler, mafya, lobiler ayıklanmalı, bu yapıların oluşturduğu boşluklara, kara deliklere izin verilmemeliydi.


*
Bugün Mısır’ın yeni anayasasında İslam’ın devlet dini olduğu belirtiliyor, ama tüm inançların özgürlüğü vurgulanırken hiçbir siyasi partinin din esasına bağlı olamayacağı  ilan ediliyor.
Müslüman Kardeşler örgütü ve benzerlerinin siyaset yapması engellenirken,İslami bir gündem ile devlet idaresi arasına engel konulmuştur.
 
*
O sırada genel durgunluğun ortasında gerilim yaşayan emperyalizm, Rusya gibi kişi başına milli geliri belli seviyeye ulaşan gelişmekte olan ülkelerin teknolojik olarak gelişmemiş üretim biçimine bağlı kalmaları, yurtiçi aktivitelerinin eksikleri nedeniyle gelişmiş ülke kategorisine ulaşmalarının olanaksızlığı üzerinde yeni bir soğuk savaşı inşa etmekle meşguldü.
*

Tezgah farklı uluslar,kültürler,diller,dinler ve mezheplerde Ortadoğu’dan, Güney Kafkasya, Güney Hazar ve OrtaAsya’da kaynaklara el koymak ve güvenliği sağlamak zorunluluğuyla Ukrayna/Kiev’de kuruldu.
Rusya’nın boru hatları üzerindeki ve  Bağımsız Devletler toplulukları ve Şangay İşbirliği Örgütü aracılığıyla yürüttüğü rekabetinde  Ortadoğu’da, Orta Asya’da nüfuz oluşturabildiği taktirde yeniden güç olmasının engellenmesi,
Fakat öncelikle yeni bir Soğuk Savaş döneminden esaslı bir ekonomik büyüme öngörüldü, o yüzden İslam ülkelerindeki krizden daha büyüğü,Rusya ile ideolojik değil, stratejik bir kapışma alanı oluşturuluyor.


*
NATO fedaisi yeni Türkiye’nin bu soğuk savaşta bir an önce emperyalizmin ön cephesinde yer alması gerekiyor.
O yüzden Mısır’daki benzerine eş nedenlerle Yeni Türkiye’de “Müminler, kendi sorunlarını ancak  İslami bir ideoloji oluşturmak suretiyle çözebileceklerdir”düşüncesiyle,Recep Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen birlikteliğinin 12 yıllık iktidarlarında kurdukları parti ve derin devletinin sürmekte olan tasfiyesine hız verilmesi gerekiyor.
*
Bir süredir paralel yapıya sokulan nifakla, Başbakan Erdoğan ve şürekasının, tarihte görülmemiş boyutta devlet ve halkın varlıklarının bir kısmını zimmetlerine geçirdikleri,bir kısmını demokrasinin serbest seçim ilkesini çiğneyerek vatandaşa oy’una karşılık sosyal yardım olarak aktarıldığı çok kuvvetle iddia edilirken,
Erdoğan’ın meşruiyeti uluslararası boyutta onulmaz yara alıyor.
*

Başbakan partisinin İzmir Mitingde ” Bunların inine gireceğiz ve bunları oradan çıkaracağız. Paralel yapının, paralel devletin hesabını göreceğiz. Hesabı çok ağır olacak. Bu ülkenin ulusal güvenliğini koruma görevimiz var. CHP ve MHP bu tehlikeli duruma  kol kanat geriyor. 30 Mart, Pensilvanya’daki yeni Ergenekon’un tasfiyesinin tarihi olacak” deyince,
YCHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu,İstanbul’dan yanıt veriyor,”Operasyonları Başbakan’ın söylediği gibi paralel yapı değil,devletin vicdanı yapmıştır” diyor!
Bu çerçevede Türkiye “At izinin it izine karıştığı” bir görünüm veriyor…

 
*
Başbakan Erdoğan’ın uluslararası camiada itibarının tükendiği,rağmen Erdoğan’ın 30 Mart Yerel seçimleri ardından can havliyle tüm detayını bildiği  devlet ağlarına sinmiş cemaate karşı çok sert bir tasfiye süreci işleteceği anlaşılıyor.
Elbette emperyalizmin ağına düşürdüğü Başbakan Erdoğan’ı düşürmesi işten bile değildir, fakat batıdaki aydınlanma ile başlayıp, Atatürk’ün gösterdiği “hayatta en hakiki mürşid ilimdir” sürecini tersleyen bir eğitimi öngören, vahyi akla tercih eden ve yeni bir jenerasyon yetiştiren  Gülen cemaatinin tasfiyesi pek gıllıgışlı bir süreci gerektiriyor.
*
Cemaatin devletle paralel yapısı, 45 yaş altı gençlerin mahalle mahalle, semt semt örgütlenmesi,yaşı büyük olanları danışma grupları oluşturmaları, birlikte okullar, dershaneler, yurtlar , pansiyonlar ve evlerde  yeni jenerasyonları yetiştirmeleri,
Bu jenerasyonla siyasette ve ekonomide platformlar kurmaları, sivil toplum örgütleri oluşturmaları ve devletin her kademesinde mütemadiyen gelişerek yayılmalarından oluşuyor ki;
Bu örgütlenme ve kadro hareketi yıllarca  ABD MIT, Dünya  Bankası, Layola Üniversitesi, Apsen Institude vasıtasıyla desteklenmiştir!
*

Bu kadroların,mesela, yurt içinde sermaye birikimlerini sağlamak üzere devleti emirlerine amade ettikleri, TOKİ, duble yollar, e-devletin alt yapısı, yatırımlar, teşvikler, kredilerle;
Birikimlerini güçlendirdikleri ve daha fazla etkinlik için AB müktesabatının ardına saklanarak  arka arkaya 
çıkardıkları yasalarla kuvvetlendikleri biliniyor.

Cemaat, Türkiye’nin eyaletlere ayrılmasının temel yapılandırmalarından biri olan 23 ilde kurulu ” Bölgesel Kalkınma Ajansları” vasıtasıyla yabancı sermaye, sınır ticareti, tarım, hayvancılık, teknoloji, enerji, yeraltı kaynakları, lojistik, AB uyumu ve yönetişim alanlarında etkin, muazzam bir ordudur.
          
*
Sonuçta Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın meşruiyetini iki paralık etmenin sorumlusudur, Başbakan Erdoğan iki paralık itibarıyla paralel yapının tasfiyasinden!
Biri paralel yapıyı adam yerine koymadığından tükeniyor,
Diğeri zaten tükenmiştir, ama kendi için bir pazarlık şansı bulmanın umuduyla olanca gücüyle paralel yapının tüm unsurlarını çok sert,çok hızlı bir şekilde tasfiye etmeye sorumludur,
Öbürü fare kapanındadır.
 
*
30 Mart Yerel Seçimleri ardından,bekle Emperyalizm; 3.Cumhuriyet hızla fedailiğine geliyor…
 
 
17.3.2014
Exit mobile version