Site icon Turkish Forum

BİR TUTAM TUZ

MUZELIK-TARIHI-OSMANLI-HARITASI__57622055_0

BİR TUTAM TUZ

HÜSEYİN MÜMTAZ

 

“Tarih sahnesine çıkalı 5000 (yazıyla beş bin) yıl ve kurduğumuz bu kadar devletten sonra ‘kim’ olduğumuzu tartışır hâle ge(tiri)ldik” (“HÜKÜMSÜZDÜR”. Hüseyin Mümtaz. 2 Mart 2013) muhabbetine devam edelim.

Gözün gözü görmediği bunca toz duman içinde; “Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin düzenlediği ’Türkiye’de Milliyetçilik’ konferansına konuşmacı olarak katılan Doç. Dr. Yıldız Akpolat, katılımın az olması nedeniyle şaşkınlık yaşadı. Konuşmasına başlamak için 20 dakika bekleyen Akpolat, 16 katılımcıya ulaşınca konuşmaya başladı, erken ayrılanlara da ‘Nereye gidiyorsunuz, beğenmediniz mi ?’ diye sordu” haberini okuyunca hiç şaşırmadım.

Ama çok geçmeden “şaşırma” duygum yerini; çok sayın öğretim üyesinin konuşma metninde geçen “Biz milliyetçiliği sevmedik aslında. Milliyetçilik demek parçalanmak, bölünmek demek. Bulgar, Yunan, Arap milliyetçiliği Osmanlının toprak bütünlüğünü parçalayan yapılar aslında” hükmünü okuyunca, salondaki “boşluğu anlama” hissine terk etti.

MHP Milletvekili Lütfi Türkkan konuya damardan girmiş..

Yüce Meclis’te, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a demiş ki;

“Geçtiğimiz hafta Makedonya’daydım. Orada yaşayan Cengiz Murtezan adlı bir genç bana ‘Anayasa’dan Türk kelimesini çıkarıyormuşsunuz. 600 yıldır atamla, dedemle, bayrağımla, ezanımla Türk olarak anılan ben, bundan sonra Üsküp’te ne olarak anılacağım? Size de benim vasıtamla soruyor”.

Bakan cevap veriyor;

“Biz kendimizden eminsek dışarı ne derse desin ondan hiç korkmamak lazım. Yani, bir adam eğer kendisini sizin nitelediğiniz bir nitelikten saymıyorsa Anayasa’da da olsa, kanunda da olsa, kimliğinde de olsa yapabilmek mümkün değil; yapılamadığını biz gördük. Zaten, aslına bakınca bizim ilkemizde de vardır, ‘Ne mutlu Türk olana’ demiyordu, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ydi. Bu coğrafyalarda yaşayanların ortak adıydı Türk”.

Bakan devam ediyor;

“Bakın, Bakanlık’ta, Milli Savunma Bakanlığı’nda 1500’lü yıllarda yapılmış, Avusturya’da orijinali olan bir harita var. ‘Osmanlı İmparatorluğu’ diye hiçbir yerde yazmıyor. ‘Turkish Empire’ diye yazıyor.”

               Aferin o’na..

Aferin ama çok muhterem bakan, bakan olup da Mili Savunma Bakanlığı’ndaki o Avusturya haritasını görmeden “Turkish Empire”ın, “Turkish Empire” olduğunu bilmiyor muydu?

Türkiye’de biz, derya içindeki balık gibi deryanın kıymetini bilmeyebiliriz ama Makedonya’daki Cengiz Murtezan biliyor..

Batı Trakya ve Adalar Türkleri de biliyor; çünkü dernek isimlerinde-levhalarında “Türk” ismini kullanamıyorlar. “Gümülcine Türk Birliği”nin levhası; “Siz Türk değil Müslüman Yunanlılarsınız” diye sökülünce AİHM’e müracaat ediliyor, Türkler haklı bulunuyor ama Yunan Devleti; “AİHM kararları bizim kanunlarımızdan üstün değildir” diye kararı uygulamıyor.

Kıbrıs Türkleri de biliyor.

1571’den beri Türklüğün mücadelesini veren Kıbrıs Türkleri de biliyor ama linobambaki “gıprıslıtürkler” şaşkınlık içinde.

Türkiye’deki “derya içre balıklar” deryanın farkına varamazlarsa onlar ne diyecekler şimdi “gendilerine”?

“gıprıslısığıntırumcuklar” mı?

7-8 yıl oluyor; Bakü’de Elçibey’in mezarı başında Fatiha okuyoruz..  Lise çağlarında bir genç de bizden önce oraya gitmiş, sessiz sakin dua ediyor.

Kendi aramızdaki fısıldaşmalarımızı dinlemiş olacak ki ayrılırken efendice yaklaşıp; “Osmanlı Türkü müsünüz?” diye sormuştu.

Evet Osmanlı’da 72 çeşit küsurat vardı ama bir Yunan, bir Bulgar, bir Arap (Suriye-Irak-Ürdün-Mısır-Libya-Tunus-Yemen) imparatorluğu değildi.

Osmanlı’nın asli unsurunun Türk olduğunu Makedonya, Batı Trakya ve Adalar, Azerbaycan, Kıbrıs gençleri biliyordu…

Hatta Ankara Milli Savunma Bakanlığı duvarlarında asılı 15’inci YY çizimi haritayı resmeden Avusturyalı biliyordu ama…

Deryadaki balıklar bilmiyordu..

Pişmiş aşa soğuk su değil, çorbaya bir tutam tuz da biz katalım dedik.

Tuz kokmadan çorbada bir tutam bizim de tuzumuz olsun dedik. 15 Mart 2013

57’İNCİ ALAY HER YERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ

 

 

 

Exit mobile version