Site icon Turkish Forum

“KENDİNİ KESEN KILIÇ”

“KENDİNİ KESEN KILIÇ” - imagesCAJHMZQR

“KENDİNİ KESEN KILIÇ”

Hüseyin MÜMTAZ

   Türkçe’nin en büyük şairlerinden Bahtiyar Vahapzade’nin “KENDİNİ KESEN KILIÇ” adlı tiyatro eserini vefatından bir-iki yıl önce Bakü’de, üstelik kendisinin de seyrettiği bir sahnede izlemiştim.  Azeri sanatçılardan “Göktürkler”i dinlemek ve seyretmenin lezzetini-heyecanını anlatamam.

Meraklısı konuyu zaten bilir, meraklı olmayanı ise fazla meşgul etmeyerek günümüze dönelim.

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, düzenlediği basın toplantısında Suriye’deki gelişmelere değinmiş. Suriye’deki Kürtlerin kendi kaderlerini belirlemek adına siyaset sahnesine çıktıklarını belirten Tan, “Bu da normal bir şey. Niye çekiniyorsunuz?” diye sormuş. “ Türkiye ‘deki Kürtlerin Suriye’dekileri örnek alacağı” kaygısının bulunduğunu ifade eden Tan, “Korkunun ecele faydası yok. İnsani, İslami, vicdani ve demokratik kriterlere göre bu barış sağlanmalıdır. Başka çaresi yoktur” demiş.. Tan, şunları kaydetmiş: “Bundan sonra Ortadoğu ‘da 40 milyon Kürdü köle olarak, müstemleke zihniyetiyle, kimliksiz, statüsüz yönetemezsiniz, mümkün değil. Peki ne olacak? Kavga, bölünme istemiyoruz, ayrılık istemiyoruz. Yeni bir Ortadoğu federasyonu istiyoruz. Kim varsa bu coğrafyada, bütün bir Ortadoğu ‘nun bütün renkleriyle Benelüks modelinde olduğu gibi vizelerin, gümrüklerin kalktığı, eyaletlerden oluşan bir yeni Ortadoğu federasyonu hepimizin derdine derman olacaktır. Halep’i, Musul’u, Diyarbakır ‘ı, İstanbul ‘u, Bağdat’ı, Şam’ı, Beyrut’u, Kudüs’ü birbirinden ayıran hiç bir projenin bundan sonra başarılı olma şansı yok. Siz de bir stratejik derinlik varsa kerametinizi ve ferasetinizi burada gösterin.”

21 Suriyeli Kürt liderin üyesi olduğu Kürt Ulusal Konseyi (KUK)’un Başkanı Abdül Hâkim Başar,  da şöyle söylemiş: “Soru- Bağımsız Kürdistan gündeminizde yok mu yani? Bu sorunuzun yanıtı bölgesel gelişmelere ve ilişkilere bağlı. Ama bugün için istediğimiz Suriye’de Kürdistan bölgesi kurup onun içinde yaşamak. Sonrasına bugünden karar veremeyiz. Koşullar değişebiliyor. Türkiye Irak Kürdistan’ı federalizme karar verdiğinde buna da karşı çıkmıştı ama bugün Irak’taki Kürt Yönetimi’nin en büyük dostu Türkiye. Belki de biz Kürtler için ilerde en mantıklı olan Türkiye’ye bağlı bir konfederal yapı olacaktır. Tabii bunun için Türkiye’nin de kendi Kürt meselesini çözmüş olması gerekecek. Böyle bir bakış açımız var ama siyasi gelişmeler buna izin verir mi bilemem.  Soru- Türkiye bu formüle sıcak bakar mı sizce? Biz söyledik Türkiye’ye kendileri bir formül bulsun. Biliyoruz ki İran’ın kendi içinde Kürt meselesini çözme niyeti yok. Ama Türkiye’nin niyeti var. O nedenle de kendisi de bir formül geliştirebilir. En azından şunu net söyleyebilirim; bölgemizde Türkiye, Irak Kürdistan’ı ve Suriye Kürdistan’ı birlikte en büyük ekonomik bloğu oluşturacak”.

Peki, neredeyse eş zamanlı olarak Dâvutoğlu ne demişti farkında mısınız?

“Ortalık senaryodan geçilmiyor. 4 parçalı bir Kürdistan’dan bahsedip ‘puzzle’ın parçaları birleşecek büyük Kürdistan kurulacak’ deniyor. Ben size daha büyük bir puzzle söyleyeyim. Ortadoğu puzzle’ı var. Bu Kürdistan’dan daha büyük bir puzzle. Bu puzzle öyle bir çizelim ki daha küçük parçalar değil, büyük parçalar oluşsun. Ortadoğu’daki sınırlar yanlış örülmüş bir duvara benziyor. Bir taşı çekseniz tüm duvar çöküyor. O sınırları Avrupa da olduğu gibi anlamsız kılalım diyoruz muhataplarımıza. Ortadoğu’da hiçbir millet gökten zembille inmedi. Bunların hepsi buranın otantik halkları. Hiçbirini tehdit olarak görmüyoruz. Zihnimizdeki çözüm de bu. O harita (BOP) parçalayıcı bir haritadır. Defansif politikalarla bu parçalanmayı hızlandırırız. Bizi eleştirenlerin zihninde harita bile yok. Basında çıkan haritalar yanlış. Ne öyle bir bloklaşma var ne de koridor. Maalesef önce harita sonra tehdit üretiliyor. Oysa oradaki birçok Kürt aşireti Türkiye müzahiridir. Türkmenler ile Kürtler arasında bir tefrik yapmayız”.  

Zaten çok değil altı ay önce Schengen-Şamgen şarkıları ile başımız göğe ermiyor muydu?

Statüleri, kimlikleri, “kapsama alanları” birbirlerinden farklı üç ayrı kişi hemen hemen aynı zamanda; Tan, “Benelüks modelinde olduğu gibi vizelerin, gümrüklerin kalktığı, eyaletlerden oluşan bir yeni Ortadoğu federasyonu hepimizin derdine derman olacaktır” diyor; Başar, “Belki de biz Kürtler için ilerde en mantıklı olan Türkiye’ye bağlı bir konfederal yapı olacaktır” diyor;  Dâvutoğlu, “Ortadoğu’daki sınırlar yanlış örülmüş bir duvara benziyor. Bir taşı çekseniz tüm duvar çöküyor. O sınırları Avrupa da olduğu gibi anlamsız kılalım diyoruz muhataplarımıza” diyor…

Gördüğünüz gibi “gençler görüşmüş, tanışmış, anlaşmışlar” kıymetli okuyucu.. Bize de gidip kızı istemek düşüyor.

Yalnız kız tarafı mıyız, erkek tarafı mıyız; kız mı vereceğiz, yoksa gidip kızı isteyecek miyiz henüz anlayabilmiş değilim.

Fazlasıyla karışan kafamı dinlendirmek için Vahapzade’nin, “Kendini Kesen Kılıç-Göktürkler”ini okuyorum.

Ama aynı zamanda “art-alanda” zihnim fazla mesai yapmaya devam ediyor.

İstemeyerek bindi(rildi)ğimiz alâmetin saçma derinliklerdeki zoraki yolculuğunun sığ güzergâh stratejisi fazlasıyla yoruyor bizi.

Kerkük’e giden Dâvutoğlu’na bir Türkmen’in; “Bizi buradan göndermek istiyorlar. Bize yardım edin” (HABERTÜRK. 3 Ağustos 2012. Sayfa 14. Bahar Bakır’ın Kerkük mahreçli haberi) feryadına muhatabının verdiği cevabın en ufak bir kıymet-i harbiyesi olmuyor.

Çünkü….  Gitmeden gazetecilere verdiği iftar yemeğinde “Oysa oradaki birçok Kürt aşireti Türkiye müzahiridir. Türkmenler ile Kürtler arasında bir tefrik yapmayız” dememiş miydi?

Öyleyse o Türkmen’e, o soruyu sorduran “vaziyet ve manzara-i umumiye” ayan beyan ortada duruyor. Değişmiyor.

Kız mı istiyoruz, kız mı veriyoruz, siz anladınız mı? 3 Ağustos 2012

57′NCİ ALAY HER YERDE HEPİMİZ

 57′İNCİ ALAY’IN NEFERLERİYİZ

Exit mobile version