Site icon Turkish Forum

Bahçeli’den şike yasasını veto eden Gül’e eleştiri

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edilen şike yasasının Meclis gündemine aynı haliyle gelmesi durumunda arkasında duracaklarını söyledi. - bahceli2MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edilen şike yasasının Meclis gündemine aynı haliyle gelmesi durumunda arkasında duracaklarını söyledi.

Partisinin grup toplantısında milletvekilleri ve partililere hitap eden Bahçeli, Cumhurbaşkanı Gül’ün veto ettiği ve toplumun geniş kesimi tarafından tepki gösterilen şike yasasıyla ilgili değerlendirmede bulundu.

Milyonlarca insanın destek verdiği kulüplerin suçlamaların merkezine yerleştiğini ifade eden Bahçeli, “Her hal ve durumda parti olarak, köklü kulüplerimizin ve onlara gönül veren kardeşlerimizin incitilmesini ve hırpalanmasını kabul etmiyoruz ve bunu da şiddetle reddediyoruz. Kulüplerimizin zan ve töhmet altında bırakılarak itibarlarının, saygınlıklarının ve güvenirliklerinin zedelenmesini de hiç doğru ve insaflı görmüyoruz. Bu yaklaşımımızın, şike ve teşvik pirimi batağına saplanan kişileri kapsamayacağı, onlar için mazeret oluşturmayacağı tartışmasızdır. Suç ve suçluyu ayırt edecek, ama masumiyet karinesine de titizlikle riayet edecek basiretli ve tarafsız bir bakış ve değerlendirme açısının şart olduğunu düşünüyoruz.” diye konuştu.

Türk futbolundaki bu olumsuzluklar sebebiyle, mahkeme aşaması gerçekleşmeden, birçok kişinin peşinen suçlu gibi gösterilmesinin haksızlık olduğunu kaydeden Bahçeli, “Gerek Anayasa’da gerekse de Ceza Kanununda, suçu kesinleşmemiş hiç kimseye suçlu muamelesi yapılamayacağı kayıt ve hüküm altına alınmıştır. Ancak ne acı bir durumdur ki, yaklaşık beş aydır tutuklu bulunan ve Türkiye’de milyonlarca insanının sevgisini ve haklı ilgisini kazanmış spor kulüplerimizin başkan ya da oyuncuları, hukuken bir netice ortaya çıkmadan dört duvar arasında ısrarla tutulmaktadır.” şeklinde konuştu.

TBMM’nin Türk futbolunun içine girdiği bunalımlı ve buhranlı ortama müdahil olarak 24 Kasım 2011’de yasal düzenleme yaptığını hatırlatan Bahçeli, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yasayı veto ettiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül’ün 2004 yılında ve Nisan 2011’de yapılan düzenlemeleri onayladığını kaydeden Bahçeli, şöyle devam etti: “O zaman herhangi bir itirazı olmayan Sayın Cumhurbaşkanı, bazı gerekçelerle yapılan düzenlemeleri şimdi kabul etmemiş ve bir kez daha görüşülmek üzere TBMM Başkanlığına göndermiştir. Ve Kanunla öngörülen değişikliklerin, ölçülülük ve caydırıcılık gibi Ceza Hukukunun temel prensiplerini etkisiz kılacağından hareketle adalete vurgu yapmış ve halen yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında bulunan kişilere yönelik özel bir düzenleme yapıldığı intibaını gündeme getirmiştir. Bunun üzerine şike ve teşvik primi iddiaları çerçevesinde iddianame hazırlanmış ve ilgili mahkemeye gönderilmiştir.”

Veto kararının Cumhurbaşkanı’nın şahsi görüşü ve takdiri olduğunu ifade eden Bahçeli, “Partimiz, bu Kanun değişikliğine destek verirken; ne adalet duygusunun zedelenmesini ne de kişiye özel bir düzenleme olmasını asla istemediği gibi aklından dahi geçirmemiştir. Bizim anlayamadığımız taraf; Cumhurbaşkanı’nın, adalet duygusunun kimler tarafından saldırıya uğradığını ve kimler için kişiye özel yasalar çıkarıldığını unutmuş ya da unutur gibi görünmeye tevessül etmesidir. Biz, çıkması için katkı verdiğimiz bir Kanun değişikliğinde; Cumhurbaşkanı’nın bu şekilde veto yetkisini kullanmasını hayret ve esefle karşılaşıyoruz. Çankaya Noteri suçlamalarını bertaraf etmek amacıyla fırsattan yararlanarak meseleyi farklı noktalara çekmiştir. Cumhurbaşkanı bilmelidir ki, Milliyetçi Hareket Partisi ceza-yaptırım dengesini bozacak, adalet duygusunu zaafa uğratacak ve adrese teslim düzenlemeler yapacak hiçbir ilişki ağının içinde olmamıştır ve olmayacaktır. Hele hele partimiz; şike ya da teşvik primi konusunda herkesten fazla hassas ve duyarlıdır ve bu alanda kimseden duyacağı veya öğreneceği bir şey yoktur. Biz meselenin tümüyle çözülmesi ve hukuki sorunların giderilmesi için duruş gösterdik ve onay verdik.” değerlendirmesinde bulundu.

Kanun değişikliğinin 4 partinin katılımı ve işbirliği ile çıkartıldığını hatırlatan Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü: Kanun değişikliği, tekrar Meclis gündemine aynı haliyle gelirse, biz sözümüzün ve kararlılığımızın sonuna kadar arkasında duracağız. Meclis iradesinin sulandırılmasına ve milletimiz nezdinde değersizleşmesine tahammülümüz yoktur ve muhataplarımızı da aynı yaklaşım ve kararlılık içinde görmeyi istememiz en tabii hakkımızdır. Doğaldır ki, zihniyet değişmeden ve ahlaki prensipler her alana hakim olmadan sırf hukuki kaidelerle sorunların üstesinden gelmek mümkün değildir. Buna inandık ve inanıyoruz.

AK Parti ve ana muhalefetten sözünü ve kararına bağlı kalarak yasaya sahip çıkması gerektiğini belirten Bahçeli, “Ne var ki AKP Hükümeti’nin ağlayan siması, vetoyu hayırlı bir gelişme olarak değerlendirerek kendi partisinin alacağı pozisyon hakkında da hepimize bir fikir vermiştir. Sorguladığımız husus burada şudur: Kimseye biat etmeye niyeti olmadığını söyleyen ilgili Başbakan Yardımcısının, Kanun değişikliği tekrar Meclis Genel Kuruluna geldiği takdirde ne yapacağı ve nasıl bir yol izleyeceğidir. Bazı grup başkanvekillerinin düşüncelerinin hilafına, eğer AKP vetoyu doğru buluyorsa, daha önceki tutumunu ve kararını nasıl izah edecektir? U dönüşü yapan, sürekli çark eden ve geriye adımlarla bizim fazlasıyla dikkatimizi çeken AKP’nin ve CHP’nin; bu mesele karşısında alacakları tutum onların inandırıcılığı ve siyasi kaliteleri bakımından da test olacaktır. Ancak yapılan Kanun değişikliği hakkında Gül’ün yaklaşımı son derece ikircikli ve çifte standartlıdır.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün aynı hassasiyeti Türklüğe hakareti düzenleyen 301. Maddenin değiştirilmesinde göstermediğini savunan Bahçeli, “Söz konusu Kanun hükmü, değiştirilmeden önce, ‘Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişiler altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.’ ibarelerini kapsarken, Sayın Gül’ün 7 Mayıs 2008 tarihindeki onayıyla tam anlamıyla içi boşaltılmıştır. Dileriz ki Sayın Cumhurbaşkanı her meselede gözü kapalı onay makamı gibi davranmasın; dikkatle, kararlılıkla ve itinayla önüne gelenleri derinlemesine ve objektif olarak incelesin.” diye konuştu.

 Cihan
Exit mobile version