Site icon Turkish Forum

Bağırtan Tecavüze Bağırtan Ceza Verilmeli

Gazi Mağusa’da hiçte hoş olmayan, kulağa çok çirkin gelen bir tecavüz olayı yaşadık geçen gün. - ata atun wuerzburg usak uni konferansi

Ata Atun-Würzburg-Uşak Üni. Konferansında makalesini sunarken

Gazi Mağusa’da hiçte hoş olmayan, kulağa çok çirkin gelen bir tecavüz olayı yaşadık geçen gün.

Geleneklerimize göreneklerimize hiç uymayan, çirkin mi çirkin bir olay.

Hem çirkin bir tecavüz var, hem dayak, hem şiddet, hem de tehdit ve şantaj.

Utanmadan olayı telefon kameralarına çekmişler ve “polise gidersen internette yayarız” tehdidi yapmışlar.

Bunlar 3 kişi. Daha doğrusu 3 tane insanlığın yüz karası haydut.

Toplumumuzdan yaşam boyu soyutlanması gereken kötü yetişmiş, kötü karakterli insanlar.

Erkek olmanın getirdiği fiziksel gücü avantaj olarak kullanarak,
bir kızımıza, döve döve, iç çamaşırlarını zorla yırtarak, istememesine, karşı
koymasına rağmen bağırta bağırta tecavüz etmiş bu insanlık dışı kişiler.

Bağırtan tecavüze bağırtan ceza verilmeli. Göze göz, dişe diş
olmalı cezaları.

Geçmiş yıllarda üniversitelerimizin birinde, oradaki inşaat
işinde, bir taşerona ait firmada çalışan bir işçi, genç bir öğrenci kızımıza
tecavüz etmişti. Bu tecavüzcüye verilen ceza da gerçekten de örnek bir cezaydı.
25 yıl hapis cezası verilmişti, genç kızımızın hayatını karartan bu insanlık
dışı kişiye.
Cezayı veren, neredeyse doğumundan beri tanıdığım, çocukluğunu,
gençliğini bildiğim, ailesini yakından tanıdığım Gazi Mağusa’lı bir hâkimimizdi.
Bu genç hâkimimizin kararını sokakta birçok insanımızla da konuşup
tartışmıştım. Bir tek kişi bile 25 yıl çok fazla dememişti. Neredeyse tümü de
“Yargıyı kutlarım, adalet yerini buldu” gibi sözler söylemişlerdi.
Bu yerinde kararından dolayı hâkimimizi tebrik etmek için evine
gittim. Aramızdaki yaş farkından çekinmesem, kutlamak için elinden bile
öpecektim.
Bu üç insanlık dışı haydudun işlediği bu çirkin tecavüz olayında
bence 3 tane 25 yıllık suç var. Tecavüz ve Irza geçme, şiddet ve dayak, tehdit
ve şantaj.
Artık bu tecavüz düşüncesinin ve eyleminin önünün kesilmesi gerek.

Eğitimle ve bir daha tekrarlanmaması için akıllarda örnek olarak
kalacak, yıldıracak, aklından tecavüzü geçiren kişileri iki kere düşünmeye sevk
edecek ve caydıracak denli ağır cezalarla, bu çirkin eylemin kökü kazınmalı.
Sivil Toplum Örgütlerimiz bu kez bir araya gelmeli, basında çağrı
yapmalı, siyasi partileri dolaşarak “Tecavüz ve Kimyasal Kastrasyon yani “Hadım
etme” yasasının hazırlanıp Meclise sunulması için eylem yapmalı, siyasiler
üzerinde baskı başlatmalı.

Yasamanın yani Meclisimizin bu konuyu ivedilikle ele alması
gerekmektedir. Özellikle de siyasi partilerimizin kadın milletvekilleri ve
bakanımız, siyasi rozetlerine bir kenara bırakarak,  bir araya gelmeli ve bu konuda öncülük ederek
bir hareket başlatmalı.
Meclisimiz açılınca “Tecavüz ve Kimyasal Kastrasyon” yasası, bir
an evvel hazırlanmalı, ivedilik alınarak önce ilgili komiteye sonra da Genel
Kurula sevk edilmeli ve en kısa sürede de yasalaşmalı.
Bu ülkede ne sapıklara yer vardır ne de sapıkça düşünce ve
eylemlere. Rehabilite edilmeleri gerek.

Avrupa’da hadım etme yasası aslında bir çeşit rehabilitasyondur,
ceza değildir. Batı tıbbına göre bu tarz insanların beyinlerindeki o
fonksiyonlar başka türlü tedavi edilemiyor.
İnsana veya hayvana tecavüz edenler, davanın bittiği ve suçlu
bulunduğu gün önce hastaneye götürülüp hadım edilmeli, sonra da bir daha güneş
yüzü görmemek üzere, ilk bir kaç yılı hücrede geçecek şekilde içeri tıkılmalı.

Yargılamak ve ceza vermek bir adalet süreci. Nelerin yapılacağı,
ne gibi bir cezanın verileceği yasalarda belirtiliyor.

Tecavüze uğrayanların mahvolan hayatları, yaşadıkları travmanın ve
yıkıntının nasıl giderileceği ise hiçbir yerde yazmıyor.

Nasıl tazmin edilecekleri de hiçbir yerde belirtilmiyor.

Tecavüzün acı sonuçları ve psikolojik götürüleri, tecavüze uğrayanın
yanına kalıyor ve hayat boyu kendisi ile birlikte beyninde yaşıyor.
Dolayısıyla, tecavüz edeni içeri sokmanın ve ağır bir şekilde
cezalandırmanın yanı sıra tecavüze uğrayanın kırılan onurunun, lekelenen
namusunun ve ayaklar altına alınan kişiliğinin nasıl gerisin geriye yerine
konabileceğinin üzerinde durulmalıdır.
Devlet, tecavüz mağdurlarını kucaklayacak ve onları hayata yeniden
dönüştürecek bir sistemi hayata geçirmeli, tecavüze uğrayanların maddi ve
manevi olarak tazmin edilmelerini sağlamalıdır.
Bence hemen, şimdi bu yolda adım atılmaya başlanmalı.

Prof. Dr. Ata ATUN

26 Ağustos 2011

 

Exit mobile version