Site icon Turkish Forum

EROĞLU-TALAT İŞBİRLİĞİ

Vur abalıya misali, Hristofyas daha 20 Nisan Pazartesi sabahını bile beklemeden seçim gününün gecesinde ağabeylerinin senaryosunu uygulamaya koydu ve televizyon kanallarına verdiği demeçlerle, hemen ve derhal çoğunluğu elde eden UBP hükümetinin müzakereleri çıkmaza sokacağından bahsetmeye başladı. - 041210 ha eroglu

EROĞLU-TALAT İŞBİRLİĞİ

Kıbrıs Rum cumhurbaşkanı Hristofyas uzun müddettir müzakereleri çıkmaza sokmaya ve bunun da sorumluluğunu Cumhurbaşkanı Talat’ın sırtına yüklemenin temel hazırlıklarını yapıyordu.

Önceleri müzakereleri sulandırmak için “Talat haftada iki kez görüşme istiyor, benim vaktim yok” deyip sabote etmek yolunu seçti ama tutturamadı.

Sonra Talat’ın ısrarlı tutumunu ve ard arda gelen önerilerini görünce “Talat BM parametrelerinin dışına çıkıyor ve Konfederasyon istiyor” demeye başladı.

Arkasından, baktı gördü bunda da pek inandırıcı olamıyor, bu defa da “Çözüm Türkiye’nin elinde. Türkiye isterse adada çözüm hemen gerçekleşir” iddiasını ortaya attı ve Türkiye’yi hedef göstermeye başladı.

Hristofyas’ın bu son uygulamasına, sözcüsü Stefanu, Dışişleri Bakanı Kiprianu, Meclis Başkanı Karoyan ve Nasyonal Sosyalist (NAZİ) çizgisinde olan hükümetin küçük ortağı EDEK’in başkanı Omiru’dan oluşan koro da katıldı. Ayrı ayrı yer ve toplantılarda aynı ithamları dile getirmeye başladılar.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Gül’ün açıklamaları ve adada sürdürülen müzakerelere destek verdiklerini resmen belirtmeleri, Hristofyas ve avenesinin (ortaklarının) bu son girişimini de iyice gölgede bıraktı.

Rum Yönetimi başkanının müzakereler sürecinde, Türk tarafını suçlama girişimlerinin inandırıcı olmaması ve Türk tarafında suçlanacak birilerinin bulanamamasından dolayı “Türkleri suçlama senaryosu” tam da kötüye gidiyorken, KKTC’de yapılan 19 Nisan Milletvekili seçimleri imdadına yetişti.

Pazar günü yapılan seçimler, müzakereler kendileri tarafından çıkmaza sokulduktan sonra Türk tarafında suçlayabilecekleri yeni bir aktörü daha çıkardı piyasaya, Ulusal Birlik Partisini.

Yapılan seçimlerde 26 Milletvekili çıkararak kurulacak hükümetin alternatifsiz adayı durumuna yükselen UBP, suçlanabilecek en ideal hedef oldu.

Vur abalıya misali, Hristofyas daha 20 Nisan Pazartesi sabahını bile beklemeden seçim gününün gecesinde ağabeylerinin senaryosunu uygulamaya koydu ve televizyon kanallarına verdiği demeçlerle, hemen ve derhal çoğunluğu elde eden UBP hükümetinin müzakereleri çıkmaza sokacağından bahsetmeye başladı.

Niyeti de, Talat ile Eroğlu’nu daha işin başında kapıştırmak ve tereyağından kıl çeker gibi aradan çıkarak müzakerelerin devamının tehlikeye girmesini zevkle seyretmek, sonra da ağız dolusu suçlama ile UBP’yi müzakereleri kopartmakla suçlamak.

Hedefi de aynen Glafkos Klerides’in “İfadem” adlı 4 ciltlik kitabında yazdığı gibi “Yıllarca masaya oturduk ama anlaşma niyetimiz yoktu. Hiçbir anlaşmaya da imza atmadan laf ola görüşmeleri sürdürdük ve sonunda da Türkleri anlaşmazlıkla suçladık” şeklinde davranmak ve müzakereleri kabul edilemez öneriler sunarak çıkmaza sokmaktı.

Korku miskinmiş derler ya, aynen öyle de oldu.

Hristrofyas, tüm suçlamaları sırtına yıkacağı bu yeni hedefi bulmanın sevinci ile ellerini ovuştururken aniden seçimlerin ertesi günü UBP Genel Başkanı Dr. Eroğlu’ndan tüm hayallerini yıkan bir açıklama geldi.

Talat ile müzakerelere aynen devam edeceğiz” diyen Eroğlu, Hristofyas’ı ve haftalardır “uluslar arası camianın ve özellikle AB’nin ve ABD’nin; müzakerelerin başarısızlığa uğramasını istemiyorlarsa, uzlaşmazlığının aşılması amacıyla Türkiye’ye baskı yapmalarının şimdi tam zamanıdır” diyen Rum siyasileri düş kırıklığına uğrattı.

Dün gerçekleştirilen Eroğlu-Talat görüşmesinden sonra yapılan, “Her ikimiz de parti başkanlığından gelen yöneticileriz, netice itibarıyla ikimiz de ülke sorunlarını çözmek için bu görevlerdeyiz. Cumhurbaşkanı ve Başbakan olarak uyumlu bir dönem geçireceğizaçıklaması ise Rumları iyice yıktı ve UBP’yi müzakereleri çıkmaza sokmakla suçlamak senaryolarına da darbe vurdu.

Aslında bu aşamada sorgulanması gereken UBP değil, Hristofyas’ın müzakereler sürecindeki tutumu olmalı.

Müzakerelere fiilen müdahil olan BM ve her zaman hariçten Rumların lehine gazel okuyan AB, UBP’nin çözüme destek olup olmayacağını sorgulamak ve üzerinde fikirler yürütmek yerine bu güne kadar Hristofyas’ın, Kıbrıs sorununun çözümüne ne tür engeller çıkardığını araştırması gerekmektedir.

Prof. Dr. Ata ATUN

Exit mobile version