Site icon Turkish Forum

Kıbrıs Türklerinden Erdoğan’a Mesaj‏

Erdoğan'a 20 Temmuz Mesajımdır! - 140203kibriss hlarge

Erdoğan’a 20 Temmuz Mesajımdır!

Sayın Erdoğan’a Atfen…

Emete GÖZÜGÜZELLİ
(Ayşe KOCATÜRK)
ayse@aysekocaturk.com

KKTC’nde 20 Temmuz Mutlu Barış Harekatının 34. Yılı Kutlama Etkinlikleri bu yıl da coşku ile kutlanacak. Hepimizin bayramı şimdiden kutlu olsun. Her yıl olduğu üzere bu yıl da Anavatan’dan üst düzey konukları ülkemizde ağırlayacağız. Gelecek olan konuklardan biri de TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve ekibi. Hal böyle olunca Sayın Erdoğan’a bir Kıbrıs Türk genci olarak bir mesaj yayımlamak istedim. Kendisine mektubum şu şekildedir;

Sayın Erdoğan,

Bugün 20 Temmuz. Bizim özgürlüğümüze giden Mutlu Barış Harekatı’nın 34’üncü yıldönümü. Bunu içten ve yürekten kutlayan herkese kutlu olsun. Böylesine önemli bir günde Ordusuna, Milletine, Devletine ve Dinine aşık olan bir Kıbrıs Türk genci olarak size söylemek ve sormak istediğim çok sual var. İşte bu satırlarımı bunun için yazıyorum…

Sayın Erdoğan,

Siz hiç var olan Devletinizin bayrağı, toprağı, milleti ve dinine aşık olmak nedir bilirmisiniz? Bence bilmiyorsunuz.. Neden mi? Çünkü AB’ne gireceksiniz diye, Kıbrıs’ta kendi öz Devletimizin ortadan kaldırılması için mücadele veren Haçlı Dünyasının taleplerine “evet” der pozisyonundasınız.

Hal böyleyken, size bir sual sormak istiyorum. Acaba Siz gönderden bayrağınızın aşağı çekilerek yerine yeni bir bayrak çıkartılmak istenmesi ihtimalini düşünmenin bile insana ne kadar acı verdiğini bilirmisiniz? Bilemezsiniz, çünkü siz, KKTC Devleti’nin bayrağının gönderden indirilerek yerine AB ve Rum bayrağı dalgalandırılmasını destekler konumdasınız. Neden mi?

Hatırlarsanız, 17 Temmuz gecesinde ülkenizde yurt dışında görevli Büyükelçiler onuruna verdiğiniz bir yemek vardı. Hani orada Kıbrıs konusuna da değinerek şu açıklamada bulunmuştunuz; “Yapıcı ve barıştan yana tutumumuzu bundan böyle de korumaya devam edeceğiz ve bu konuda kararlıyız. İnşallah bu hafta sonu da çok büyük bir ekiple Kuzey Kıbrıs’ta olacağız ve orada gerek açılışlar gerekse kutlamalarla Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımıza çok daha farklı bir motivasyonu, çok daha farklı bir heyecanı vereceğiz” dediniz. Sağolun, eksik olmayın, ama benim ülkemin adı “Kuzey Kıbrıs” olmadığını daha bilmiyorsanız, bunun acısını Kıbrıs Türküne çektirmeye hakkınız olmadığını söylemek istiyorum!

Sayın Erdoğan,

Kuzey Kıbrıs söylemini kimler kullanmaktadır bilirmisiniz? Sanırım bilmiyorsunuz. O halde ben size belirteyim; “Kuzey Kıbrıs” söylemi, Haçlıların ve GKRY’nin kontrol edemediği bölge için kullanılıyor. Yani tanımadıkları KKTC Devleti için söylenilmektedir. O halde, hadi onlar bizi yok etmek, Devletimizi ortadan kaldırmak için uğraşırlarken, siz de kalkıp Anavatanımızın bir Başbakanı olarak bizi “Kuzey Kıbrıs” olarak tanımlamanızdan ötürü ne kadar içerlediğimi bilmenizi isterim.

Sayın Erdoğan, KKTC gerçek bir olgudur. Yani Bizim Devletimiz var, hem de öyle bir devletimiz var ki tarihe şanlı bir destan yazarak bu günlere geldi. İsterseniz size biraz eski tarihi günleri yad edeyim; Biliyorsunuz ki geçmişte, 1960 Ortaklık Cumhuriyeti kurulduğunda, Rumlar bizimle egemenlik paylaşımıda bulunmayı asla düşünmemişlerdi. Bunun içindi ki Akritas planı çerçevesinde 1963 yılından 1974 yılına kadar, ada genelinde milletimiz yok etmek istediler. Toplu katliamlar yaptılar. Daha 16 günlük Selden Ali Faik bebeğimizi bile acımadan Muratağa’da toplu mezarlara gömdüler. Ufacık çocuklarımızın başlarına nacaklarla saldırıp vahşet uyguladılar. Kadınlarımıza tecavüz ettiler. Yaşlılarımızı yattıkları yatak yorganlarına sararak diri diri yaktılar…Bizleri aç ve susuz bıraktılar. Tam 11 yıl gettolarda açık hapishanede yaşamak ve direnmek zorunda kaldık. Çok şükür Anavatanımız bizi hiç yalnız bırakmadı. Kızılay yardımını eksiltmedi. Sivil gönderdiği TMT komutanları sayesinde direnişimize güç verdi. Silah gönderdi.. Her an yanımızda oldu. Bu vesile ile 1974 dönemi ve öncesinde, Kıbrıs için mücadele veren tüm isimsiz kahramanlarımızı da anmak istiyorum. Rahmetli olanların tümünün ruhu şad olsun…

Sayın Erdoğan,

Bilmem bilirmisiniz ama, 1964 yılında, Rumların Erenköy’e yaptıkları saldırıda, direnen kahraman Kıbrıs Türküne destek yine Anavatan’dan gelmişti. Hatta İngiltere ve Türkiye’de öğrenim gören birçok gencimiz okullarını bırakarak vatanları için çarpışmaya gelmişlerdi. İşte bu ortamda Anavatanımız da artan şiddetli saldırıları neticesinde Rumlara ikaz için jet uçaklarını gönderip uyarıda bulunmuştu. İşte bu uçaklardan birini kullanan Cengiz Topel’in uçağı Rumlar tarafından düşürülmüştü. Topel sağ olarak düşen uçaktan kurtulabilmişti ama, Rumlar tarafından rehin alınmıştı. Sonrası da ortada…Diri diri işkence edilerek şehit edildi. Bunu size niye anlattım? Sadece merak ettim, Yzb. Cengiz Topel’e karşı yapılan bu vahşetin ölüm raporunu hiç okudunuz mu? Böylesine vahşet uygulayan bir millet ile bizi birleşik Kıbrıs diye yeniden birleştirme gayesi taşımanız ve bu yönde mücadele veren dış unsurlara destek olmanızdan ötürü sizi kınıyorum. Ben sıradan bir vatandaşım. Ama atalarım Ergenekon çıkışlıdır. Kökenim Orta Asya’dır. Biz, Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatının mücahit ve mücahidelerinin verdiği gece gündüz direnişi ve Anavatanımın 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği Mutlu Barış Harekatı sayesinde vatanımda huzurlu ve rahatım. Yemeğime etimi koyabilecek, pikniğimi yapabilecek, özgürce bir yerden bir yere gidebilecek durumdayım. Çok şükür Allahıma. Koskoca Anavatanımız’ın şanlı ve kahraman Türk ordusu vatan topraklarımızda bizi bekliyor. Bu huzuru birleşik Kıbrıs siyaseti adına bozmaya çalışmak neden bu kadar sizi mutlu ediyor?

Sayın Erdoğan,

Tabi ben, yıllarca vatanımda KKTC tanıtılması yönünde siyaset uygulamayan büyüklerime de kızgınım. Sözde söylemler bu ülkemizin yaşatılması için yetmez. Geçmişin hatalıları da çok. Ama şimdi siz daha büyük hatalısınız. Neden mi? Önce başımıza Annan planına evet deyin baskısını getirdiniz. Evet dedik de ne oldu? Uzlaşır taraf mı olduk? İzolasyonlar mı kalktı? Bilakis hayır, bu evet yine Rumlara yaradı. Şimdi batı dünyası “Kıbrıs Türkünün kendi Devletinden vazgeçtiğini” Annan planı referandumunda kabul ettiğini diyor. “Bu eveti koruyun” diyor. Bize bunun için mi evet baskısı yaptınız?

Bize başka ne naptınız biliyor musunuz? 2003’teki AİHM’in açıkladığı Loizudu kararını kabul ederek ona 1 milyon euro ödemeyi kabul ettiniz. Bu kararı kabul ederek mülkiyet konusunu AİHM’e taşıdınız ve konuyu politik zeminden hukuki zemine soktunuz. Siz Loizudu kararının içeriğini biliyormuydunuz? Orada bugün benim can ve mal güvenliğimi, namusumu koruyan Türk askerim, adadaki haklı konumu gözardı edilerek “işgalci” olarak tanımlanması konusunda yazılan metini kabul ederken hiç mi içiniz sızlamadı? Bilmem ki acaba raporu okumuş muydunuz? …

Sayın Erdoğan,

Türk askeri neden adada bulunuyor biliyor musunuz? Bilmiyorsanız Rum ve Yunan’ın 15 Temmuz darbesini ve adadaki katliamlara bakınız. Peşinizde koşan adamlarınız size bunları bilgi halinde sunsunlar. Şayet sunmazlarsa ben size göndereyim. Hadi onlar geçmişte kaldı diye bir laf ederseniz kendi kendinize, ona da verilecek cevabım var, merak etmeyin. Sadece 1974 sonrasından bugüne kadar olan tüm Rum siyasilerinin demeçlerine bakmanız yeter… Hadi onu da bir kenara koyun.. Malum çok yoğunsunuz. Şunu hatırlayın; Adaya S-300 füzelerini sokmak için kriz yaratan, 1996’da Derinya olayları ile sınırlarımızı delme girşiminde bulunan, 2003’te kapıların açılması ile ilk olarak Türk köpeğini sırf Türkün diye sınırda canlı canlı yakan, ardından da belirli aralıklarda güney’de Türklere saldırılar gerçekleştiren ve “En iyi Türk ölü Türktür diye Rum milli eğitim sisteminde ve kiliselerinde yemin içtirilen Rum toplumunun var olan zihniyeti ile bizim nasıl iç içe veya Rumlarla ortak idarede anlaşabileceğimizi düşünürsünüz? Sizin barış anlayışınız bumudur?

Sayın Erdoğan,

KKTC Devletinin varlığı, adadaki hem Türk egemenliğinin hemde İslam dinimizin varlığının yegane simgesidir. Göndere çekilen bayrağımızda bizler bugün çaylarımıza şekerlerimiz koyabilirken, geçmişte ben bu günleri yaşayım diye bırakın bir sıcak çayı bir şekeri bile bulamayan atalarımın bana emanetidir KKTC!

Benim bu topraklarımda Peygamber Efendimizin Halası yatmaktadır. Benim bu topraklarımda Hayrettin Barbaros’un neferleri yatmaktadır. Benim bu topraklarımda kahraman TMT’nin verdiği nice şehitler yatmaktadır. Ve benim bu topraklarımda Anavatanımdan koparak eşini, çoluğunu, çocuğunu, ailesini, vatan için geride bırakıp gelen nice şehitlerimin kanları ile doludur. Şimdi size soruyorum; ille de birleşik Kıbrıs diyerek bizi Rumun kucağına atmakla Kıbrıs davasını çözeceğinizi mi sanıyorsunuz?

Kıbrıs Türkünün Türk hükümetinden beklentisi birleşik Kıbrıs siyasetine destek vermesi değildir. Bilakis artık tüm dünyaya var olan elçilikleri kanadıyla TANINMA çağrısında bulunması gerçeğidir. Annan planına evet dedirtilen Kıbrıs Türkü verilen o kadar söze karşın bugün halen tecrit altında ezilmeye devam ederken, siz halen hangi yapıcı ve kalıcı barıştan söz ediyorsunuz?

Sayın Erdoğan,

Adamıza Barış; 20 Temmuz 1974 Mutlu Barış Harekatı ile geldi. Adamıza barış, KKTC Devletinin 15 Kasım 1983’te kurulması ile geldi. Bizler Kuran, Bayrak üzerine yemin verdik. Kendi iffetimizi korurcasına bu Devletimizi koruyacak ve yaşatacağız. KKTC’ye gelip de KKTC için sözde mesajlar vermeye gerek yok. Bizim beklentimiz Tanınmadır! Tanınma, çünkü KKTC, Doğu Akdeniz’deki barış ve istikrarın yegane varlığıdır. Bilmem bu özel mektubum sizin vicdanınızda birşeyler uyandırdı mı?… Ne de olsa diğer dünyada her kişi yaptıklarından ötürü yüce Allah karşısında hesap verecektir. Sakın bu topraklarda yatan şehitlerimizin daha çok ahını almayın… Yoksa sizi çevrenizdeki adamlarınız da kurtaramayacak. Çünkü makamlar gelip geçer, büyük olan tek şey; Yüce Allah’tır. Son olarak size tek sözüm; Bizi Devletimizden yoksun etmek için uğraşmayın, yoksa ahımız yerde kalmayacaktır…”

18 Temmuz 2008/16:34

Exit mobile version