Blog

  • FEYM GRUBU  MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 13 Nisan 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 13 Nisan 2018 )

    1. Malta, Ermeni Kültür Günlerine ev sahipliği yapacak. (İ)

    2. Brezilya’ dan bir iş heyeti 18 Nisan’da Ermenistan’ı ilk kez ziyaret edecek. Ziyaret, iki ülke arasındaki ticaret ve ekonomik işbirliğini artırmanın yanı sıra Ermenistan – Brezilya ikili ilişkilerini daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. (İ)

    3. Parlamento Başkanı: En Önemli Hedeflerden Biri Karabağ’ın Uluslar arası hale getirilmesidir. (İ)

    4. Ermenistan Uluslararası Serbest Ekonomik Bölgeler İçin İyi Bir Platform Olabilir. İran ile EAEU arasında serbest bir ekonomik bölgenin kurulmasına ilişkin anlaşmanın Mayıs ayı sonuna kadar sonuçlanması planlanıyor. (İ)

    5. Ermenistan hükümet heyeti Pekin’deki İpek Yolu Konferansına katıldı. (İ)

    6. National Geographic , bir milyon tirajla aylık basılan National Geografic Traveler China Ermenistan’a ilişkin bir makale yayımladı. (T)

    7. İsviçre’ li işadamları Ermenistan’ da yatırım olanaklarıyla ilgileniyor. (T)

    8. Ermenistan Genelkurmay Bşk. Orgeneral Movses Hakobyan ve beraberindeki heyet, 13 Nisan’da Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) Askeri Komite oturumuna katıldı. (T)

    9. Ermenistan’ da muhalefet Serj Sarkiysan’ın başbakanlığa adaylığını protesto ediyor. (T)

    10. Beyrut seçim bölgesinde sonuçları Ermeniler belirleyecek. (T)
    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/04/13/Beyrut-seçim-Ermeni/127135

    10. Litvanya önümüzdeki ay Ermenistan – AB Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması (CEPA) nı onaylayacak. (İ)

    11. Pasadena’ da yeni yol levhaları : “Ermeni <sözde> Soykırımı Anıtı’ na Gider” (İ)

    12. Meclis Başkanı Ara Babloyan : Ermenistan’ın Rusya’yla ilişkileri tarihsel olup her yıl daha da güçleniyor. (İ)

    13. Ermenistan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı, CSTO Askeri Komitesi’ nin Astana’ daki oturumuna katılıyor. (İ)

    14. Times Meydanı’nda Soykırım İnkarına Karşı Birlik : Opera sanatçısı Elie Berberian, 22 Nisan 2018 Pazar günü Times Meydanı’ ndaki Ermeni <sözde> Soykırımı’ nın 103 üncü yıldönümü Anma Töreninin özel başkanı olarak görev yapacak. (İ)

    15. İspanyol milletvekillerinin Ermeni <sözde> Soykırımı’nı tanımakta başarısız oldukları bildirildi. (İ)

    16. Kültür çalmak: Eski Ermeni Tekstil ve Dokuma Sanatları Kültürünün, Azerbaycan – Türk Geleneği Olduğu iddiası ile açılan Azeri kampanyası. (İ)

    17. Serzh Sargsyan’ın politik hilesi. (İ)

    18. Andonyan belgeleri niçin sahte olamaz? Ermeni <sözde> soykırımı üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Taner Akçam geçtiğimiz yıl yayınlanan “Naim Efendi’nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları” kitabında <sözde> soykırıma dair yeni bulgularını paylaşmıştı. Akçam bu çalışmasının devamı niteliğinde bir makale kaleme aldı ve yine Naim Efendi’nin Hatıratından yola çıkarak Ermeni <sözde> soykırımının örgütlenmesine dair yeni bulgular ortaya koydu.(T)

  • 28 Şubat Davasında Müebbet Alan İsimler Belli Oldu.

    28 Şubat Davasında Müebbet Alan İsimler Belli Oldu.

    28 şubat davasında bugün karar çıktı.

    Sözcünün haberine göre;

    Mahkeme, aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, dönemin simge ismi Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, emekli Orgeneral Çetin Doğan da bulunduğu 21 sanığa müebbet hapis cezası verdi.

    68 sanığın beraatine karar veren mahkeme, ölüm nedeniyle 4 sanığın, zamanaşımı nedeniyle 10 sanığın hakkındaki davanın düşmesine karar verdi.

    Müebbet alan sanıklar şunlar: Ahmet Çörekçi, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Çetin Doğan, Çetin Sarı, Çetin Dizdar, Çevik Bir, Erdoğan Öznal, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Hakkı Kılıç, Halil Kemal Gürüz, Hayri Bülent Alpkaya, Hikmet Köksal, İdris Koralp, İlhan Kılıç, İsmail Hakkı Karadayı, Kenan Deniz, Mühittin Erdal Şenel, Vural Avar, Yıldırım Türkeri.

  • Yunanistan: Biz Yokuz!

    Yunanistan: Biz Yokuz!

    Atina merkezli AMNA haber ajansının, Yunan hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı haberde, bugün Çipras ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, Suriye’deki durumun ele alındığı aktarıldı.

    “BARIŞÇIL ÇABALARA İHTİYAÇ VAR”

    Haberde, “İki ülke lideri, Suriye’deki son olayları değerlendirdi. Yunanistan Başbakanı, kimyasal silahın kullanılmasını kınadı, bu konuda Avrupa Birliği’nin kararlı girişimlerine ihtiyaç olduğunu söyledi ve İsveç’in teklifleri temelinde barışçıl çözüm yönünde çabalara ihtiyaç olduğunun altını çizdi’” dendi.

    İsveç, dünkü BM Güvenlik Konseyi toplantısında, Suriye’ye üst düzey silahsızlandırma misyonunun gönderilmesini öngören tasarıyı sunmuştu.

  • Kitabı Çalınan Zülfü Livaneli’den Açıklama

    Kitabı Çalınan Zülfü Livaneli’den Açıklama

    Nursen Karayanız, Zülfü Livaneli’nin ‘Kardeşimin Hikayesi’ romanını satır satır kopyaladı ve Kariyer Yayınları’ndan ‘Kıyamet Çiçeği’ olarak bastı. Olay, Doğan Kitap’ın editörü Tanıl Yaşar’ın dikkati sayesinde ortaya çıktı.

    Sözcü.com.tr’den Sercan Meriç‘e açıklama yapan Livaneli, kitabının kopyalanmasıyla ilgili şunları söyledi: “Vallahi ben haberi görünce çok şaşırdım. Bu kadarı da hiç olmaz diye düşünüyordum. Kimsenin de başına gelmemiştir dünyada. Ülkenin geldiği noktayı da gösteriyor galiba. Hiçbir ölçü kalmamış. O genç kardeşimiz keşke esinlenerek yazsaydı. Kendisi de yazabilirdi. Ona da üzüldüm, ne lüzum var? Niye yaptığını bilmiyorum, kendisini de tanımıyorum.”

    ‘ZÜLFÜ LİVANELİ ÇALDI DEMESİNLER DİYE KORKUYORUM’

    Ben şimdi ‘Zülfü Livaneli bu kitabı çaldı’ derler diye korkmaya başladım (Gülüyor). Bu olay, ülkede değer ölçütlerinin, değer yargılarının sarsıldığını gösteriyor. Referanslarımızı kaybettik.Küçük olaylarda hep bunları görüyoruz. Bu yine ufak bir şey. O kadar büyük suçlar işleniyor ki memlekette.

    ‘RUSYA’DA ÖYLE, BİZDE BÖYLE’

    Kitap aynı dönemde Rusça’ya çevrildi. Rusya’da gayet büyük bir tanıtım yapıldı medyada. Onlar, bir harfe bile dikkat ederek, çeviri yapıyorlar. Bizde de böyle oluyor.”

  • Gül Dünya liderlerini Uyardı, İşsizlik Artacak

    Gül Dünya liderlerini Uyardı, İşsizlik Artacak

    11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen ’21. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin ‘Cumhurbaşkanları Oturumu’ndaki konuşmasında işsizlikuyarısı yaptı. “DEVLETLERİ YÖNETENLERİN TEDBİR ALMASI GEREKİR”

    “Teknoloji… Öyle bir ortam oluştu ki özellikle enformasyon teknolojisi IT dediğimiz şey her şeyi şeffaf yaptı. Hiç kimse artık kafasını kuma gömmüş olamaz. Herkes her şeyi takip edebilir hale geldi. Dolayısıyla dünyanın her köşesinden başka köşesini takip ediyorlar. Böyle olunca fakirler zenginliği, zenginler fakirliği görüyor, her gün acı çekenleri görüyor ve bunun neticesinde ortaya güzel şeyler, örnekler, güzellikleri örnek alan davranışlar çıkarken, bir taraftan da öfke, hınç, radikal akımlar da ortaya çıkıyor. İkinci bir şey, teknoloji ilk ortaya çıkıp da makinelerin uygulanmaya başlaması, emek yoğundan makine yoğuna geçince zaten büyükişsizlikler o zaman oldu ama onlar kaçınılmazdı. Makineden robota, robottan bilgisayarlara oradan şimdi yapay zekânın yönettiği fabrikalara geçilmeye başlanırsa o zaman ortaya iki şey çıkacak; biri işsizlik. Bu istihdam meselesi müthiş bir şey. Devletleri yönetenlerin, geleceği, problemleri görerek tedbir alması gerekir. Büyük istihdam problemleri ortaya çıkacak, büyük işsizlik çıkacak.”
    “AKILALMAZ ŞEYLER” Abdullah Gül, Amerika Başkanı Trump’ın Twitter’dan yaptığı paylaşım ve Rusya gerginliğiyle ilgili olarak da konuştu. Abdullah Gül, “Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, otokratik, şovenist söylemlerin bütün dünya siyasetine hakim olduğunu görmek, gerçekten çok tedirgin edici ve çok üzücü. Twitter üzerinden en hassas meselelerin paylaşılması, tehditlerin yapılması, dünyanın ileri ülkelerinin bu hassasiyeti göstermeyecek bir duyarsızlıkta olmaları… Bunlar doğrusu akılalmaz gelişmeler, hiç olmaması gereken şeyler.” değerlendirmesinde bulundu. Gül, ‘trol’lere de konuşmasında yer verdi:

    Abdullah Gül, “Trol merkezlerinin kurulduğunu, binlerce insanın buralarda nasıl çalıştığını ve nasıl mesajlarla bütün dünyayı boğduğunu, seçimlere nasıl müdahale edildiğini, radikal akımların nasıl desteklenip ülkelerin nasıl zayıflatıldığını yaşıyoruz. Pozitif gündemde mi, negatif gündemde mi ülkeler ilerleyecek?” dedi

  • Istanbul Pendik İlçesinde Kocasını Öldüren Kadın Yeniden Tutuklandı

    Istanbul Pendik İlçesinde Kocasını Öldüren Kadın Yeniden Tutuklandı

    Pendik’te tartıştığı kocasını av tüfeği ile öldüren ve çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılan kadın, savcılığın itirazı üzerine “eşi kasten öldürmek” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Pendik Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 7 Nisan’da meydana gelen olayda iddiaya göre B.F., tartıştığı kocası Sedat Filiz’i av tüfeğiyle vurarak öldürmüştü.

    Olayın ardından adliyeye sevk edilen ve savcılıktaki ifade işlemi tamamlanan şüpheli, “eşi kasten öldürme” suçundan tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmişti. Şüpheli, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda eşinin kendisine ve çocuklarına eziyet ettiğini belirterek, “Uyumadan önce, ‘Hepinizi geberteceğim’ dedi. Tüfek de başucundaydı. Uyanınca tüfekle eylemde bulunmaması için tüfeği aldığım sırada tüfek birden ateş aldı. Ateş etme gibi bir niyetim yoktu. Sadece bana ve çocuklarıma zarar vermesini engellemeye çalıştım. Çok pişmanım, öldürme kastım yoktu” dedi. Sorgusu tamamlanan şüpheli B.F., hakkında adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştı.

    SAVCIDAN KARARA İTİRAZ

    Savcının karara itiraz etmesi üzerine hakkında yakalama kararı çıkarılan B.F., bugün yeniden Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na getirildi.

    “EZİYETE 15 YILDIR KATLANIYORUM”

    Şüpheli B.F. sorgusunda, “Savunmalarımı daha önceki aşamalarda yaptım. Anlattığım eziyete 15 yıldır katlanıyorum. Cinayet işleme niyetinde olsam 15 yıldır bunu yapmış olurdum. Bakmakla yükümlü olduğum çocuklarım var” dedi. Bunun üzerine söz alan sanık avukatı, “Müvekkil olayı kasten işlememiştir. En küçükleri 2 ve 4 yaşında olan 5 çocuk sahibidir. Maktulün kasten yaralama suçundan 22 kaydı bulunmaktadır. Müvekkilin tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    Sorgusu tamamlanan şüpheli B.F., “eşi kasten öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Hurriyet.com

  • THY en pahalı bileti Los Angeles

    THY en pahalı bileti Los Angeles

    Türk hava yolları en pahalı bileti Los Angeles seferlerine uyguluyor. Türk hava yolları, Business Class’ta seyahat etmenin bedelinin 33.2 bin TL ye kadar çıktığını ve uzun mesafeli uçuşlarda maliyetin yüksek olduğuna dikkat çekti.

    Habertürk’ten Gökhan Artan’ın haberine göre, Boeing 777 tipi geniş gövdeli uçaklarla yapılan Los Angeles uçuşlarında business class’ta gidiş geliş seyahat etmenin bedeli 33.2 bin TL’ye kadar çıktı.

    Thy’nin özellikle ABD gibi bazı uzun uçuşlarında busines class bilet fiyatları zaman zaman yoğun talebin de etkisiyle dikkat çekici rakamlara çıkıyor.

    ÇOK SAYIDA İRANLI TAŞIYOR

    Türk Hava Yolları’nın bugüne kadarki en yüksek bilet fiyatı da Güney Kaliforniya’da Pasifik Okyanusu boyunca uzanan ve Melekler Şehri olarak da anılan Los Angeles hattında oldu.13 saat uçuş süreli Boeing 777 tipi uçaklarla İstanbul’dan business class gidiş geliş bilet fiyatı 30 bin TL’yi de geçti.

    Talebinde etkisiyle 16 Nisan gidiş ve 24 Nisan dönüş olmak üzere business class sınıfında Los Angeles’a seyahat etmenin bedelinin 33.2 bin TL’ye kadar çıkması THY’nin bugüne kadar sattığı en pahalı bilet oldu. THY, İstanbul-Los Angeles karşılıklı uçuşlarında çok sayıda İran asıllı ABD’lileri transit olarak taşıyor.

  • TRT World muhabiri, İsrail’in Türkiye Büyükelçisi’ni rezil etti

    TRT World muhabiri, İsrail’in Türkiye Büyükelçisi’ni rezil etti

    İsrail’in Ankara Büyükelçisi Eitan Na’eh’nin, “İsrail ordusu en ahlaklı ordulardan biridir” ifadesine TRT World sunucusu İmran Garda, “Silahsız sivil Filistinlileri öldürmek mi ahlaki” diye karşılık verince Büyükelçi Eitan Na’eh zor anlar yaşadı.

    İsrail’in Ankara büyükelçisi Eitan Na’eh TRT World’de yayınlanan ‘newsmaker’ programına konuk oldu. Programın ana konusu geçtiğimiz hafta toprak günü gösterilerinde sivil Filistinlilerin İsrail askerleri tarafından öldürülmesiydi.

    Büyükelçi Na’eh, İsrail ordusunun sivilleri hedef almadığını, öldürülenlerin Hamas üyesi olduğunu ileri sürdü. Bununla da yetinmeyen Na’eh “İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordularından biri” ifadesini kullandı.

    Bu sözler üzerine programın sunucusu İmran Garda, İsrail askerleri tarafından öldürülen silahsız Filistinlilerin görüntüleri eşliğinde Büyükelçi’ye “Üzgünüm ama silahsız sivil insanların keskin nişancılar tarafından kafalarından vurularak öldürülmesi mi ahlaki?” diye karşılık verdi. TRT World sunucusunun çıkışı karşısında zor anlar yaşayan Büyükelçi Na’eh, soruya, “Bu kişiler bizim askerler için tehdit oluşturdukları için öldürüldüler” şeklinde yanıt vermeye çalıştı.

    Akşam.com.tr 

  • Hollanda alt Meclisi’nin 22 Şubat 2018’de “Ermeni soykırımı”nı tanıması ile ilgili 2 dosya

    Hollanda alt Meclisi’nin 22 Şubat 2018’de “Ermeni soykırımı”nı tanıması ile ilgili 2 dosya

    Ferruh Demirmen

    Bu dosyalardan birincisi kısa, ikincisi aynı içerikli, daha ayrıntılı makalemi teşkil etmektedir.Hollanda alt Meclisi’nin 22 Şubat 2018’de “Ermeni soykırımı”nı tanıması ile ilgili ekteki 2 dosya

    Bu 2 dosya bilgi için tüm (149 üye) Hollanda Meclisi parlamenterlerine, T.C. Lahey Büyükelçiliği’ne ve Hollanda Washingon Büyükelçiliği’ne gönderildi.

    Birinci dosyanın Türkçe nüshası ayrıca Hollanda Meclisi’ndeki Türk/Kürt kökenli olduğunu tahmin ettiğim 8 parlamentere gönderildi.

    Teşekkür ederim.

    Selam ve sevgilerimle,

    Ferruh Demirmen

    Demirmen Holland.pdf

    Demirmen Dutch-1.pdf

  • 28 Şubat Davasında Sanıklara beraat kararı verildi.

    28 Şubat Davasında Sanıklara beraat kararı verildi.

    103 sanık hakkında açılan davada mahkeme heyeti, yaklaşık 5 yıl süren davanın sonunda kararını açıkladı.

    28 Şubat davasında İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir ve Çetin Doğan’ın da arasında bulunduğu 21 sanık müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

    Mahkeme, 68 sanık hakkında beraat kararı verdi.

  • Ünüvar, Azerbaycanlı gençlere başarının sırrını anlattı

    Ünüvar, Azerbaycanlı gençlere başarının sırrını anlattı

    TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı, AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar, başarılı olmak isteyen kişinin, öncelikle alışmaya çalışmak yerine, çalışmaya alışması gerektiğini söyledi.

    Cumhurbaşkanlığı seçimini izlemek üzere Bakü’de bulunan Ünüvar, Yunus Emre Enstitüsünde Anadolu Türkçesi eğitimi alan Azerbaycanlı gençlerle hayata dair tecrübelerini paylaştı. 7 yıldır Türkiye-Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu’na başkanlık ettiğini, bu sebeple Azerbaycan’a sık sık gelip gittiğini belirten Ünüvar, “Yolumuz arada bir Yunus Emre Enstitüsüne de düşüyor. Burada Türkçe öğrenen kardeşlerimin gözlerindeki ışığı görünce çok mutlu oluyorum” ifadelerini kullandı.

    Yaklaşık 1 saat süren sunumunda kendi yaşamından kesitler anlatan Ünüvar, “Tecrübe, asla parayla satın alamayacağınız bir şey. Hayatın akışında hepimizin gittiği bir yol var. Bu yolda karşımıza çıkan engeller ve bu engelleri aşma formüllerimiz var. İşte biz buna tecrübe diyoruz. Hayatta karşınıza daima zorluklar çıkacaktır. Çünkü hayat sadece güzel şeylerden ibaret değildir. Ancak, yaptığımız tercihler bizi bazen dertten derse de götürebilir” dedi.

    “HAYAL EDECEKSİNİZ, SABREDECEKSİNİZ”

    Tarihe geçmenin iki basit kuralı olduğunun altını çizen Ünüvar, “Birincisi tahayyülünüz olacak, ikincisi tahammülünüz olacak. Yani bir şeyi hayal edeceksiniz, bir şeyin hayata geçmesi için de sabredeceksiniz. Tahayyül ve tahammül olmadan asla olmaz. Tahayyülünüz olur, tahammülünüz olmazsa yaptığınız her iş yarım kalır. Tahammülünüz olur, tahayyülünüz olmazsa sürekli bir başkasının izinden gidersiniz. Sabredeceksiniz, aynı zamanda hayal edeceksiniz” diye konuştu.

    “HER ŞEY DEĞİŞİR GAYE DEĞİŞMEZ”

    Gençlere altın değerinde tavsiyelerde bulunan Ünüvar, şöyle devam etti:

    “Devir değişir, araçlar değişir, meslekler değişir ama gaye asla değişmez. Bakınız dedelerimiz belki çiftçiydi, ninelerimiz ev hanımıydı; babalarımız doktordu, annelerimiz avukattı. Bizler belki de ileride şu anda ilk defa duyduğumuz mesleklerden birini yapacağız. Dijital avukat, medya uygulama geliştiricisi, sosyal medya uzmanı, video oyun tasarımcısı, elektronik gazeteci olacağız. Bunlar mesleklerimiz. Meslekler değişiyor ama gaye değişmiyor. Nedir gaye? Gaye, rahmetli Mehmet Emin Resulzade’nin de dediği gibi yükselen bayrağın asla inmemesidir.”

    Kişileri başarıya yaptığı tercihlerin götürdüğünü ifade eden Ünüvar, “Bana göre başarının dört tarifi vardır. Başarılı kişi, başarılı kurum veya başarılı ülke; işleri iyi yönetirler, çalışanları iyi yönetirler, ilişkileri iyi yönetirler, krizleri iyi yönetirler. Başarmak istiyorsan alışmaya çalışmak yerine, çalışmaya alışmalısın. Çünkü Cenab-ı Hak Necm suresi 39. ayette ‘insan için ancak çalıştığı vardır’ buyuruyor. Ne kadar çalışıyorsan o kadar varsın. Çünkü neleri başardığınız her şey bittikten ve herkes gittikten sonra anlaşılıyor. Bu yüzden öyle çalışmalıyız ki ayrıldığımız yerde is değil iz bırakmalıyız. Okumayı, yazmayı ertelememeliyiz. Ertelemeyi hayatımızdan kesinlikle çıkarmamalıyız” diye konuştu.

    Programa Azerbaycan Bakü Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Cihan Özdemir, Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için gelen AK Parti İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati, AK Parti Iğdır Milletvekili Nurettin Aras, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Kamil Aydın, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan katıldı.

    Trend.az

  • Bilinçaltı Temizliği ve Acsess Bars Enerji Terapisi

    Bilinçaltı Temizliği ve Acsess Bars Enerji Terapisi

    Günlük hayatımızda yaşadığımız bir takım olaylar, bunlar esnasında göstermiş olduğumuz tepkiler, duygu yoğunluklarımız gibi direkt veya dolaylı olarak davranışlarımızı etkileyen içinde bulunduğumuz durumların çoğu bilinçaltımızın kontrolünde gerçekleşir. Örneğin, araba kullanmayı öğrenmek, enstrüman çalmayı öğrenmek, bisiklete binmeyi öğrenmek, yüzmeyi öğrenmek hatta ilk attığımız adımlarla yürümeyi öğrenmemiz..Bu gibi eylemler bir süre sonra alışkanlık halini alır ve bilinçaltı kayıtları sayesinde otomatik olarak yapılır. Öncelikle bilinçaltı nedir, gelin onu tanıyalım.
    Kişinin dış dünyasından aldığı sinyalleri kendince yorumlayarak anlamlandırdığı şekliyle depoladığı dinamik mekanizmanın adına ‘bilinçaltı’ diyoruz. Bilinçaltı haklı ve haksız, doğru ve yanlış gibi sınıflandırmalar yapamaz. O sadece kişi doğduğu andan itibaren binlerce veriyi alıp saniyesinde kaydeder. Çocukluğumuzdaki birçok kilit noktada kayıtlar oluşturur. Bugün hatırlamadığımızı düşündüğümüz verileri bile saklar.
    İzlediğimiz filmler, tv reklamlarının özellikle 25.karesi, dinlediğimiz sözlü müzikler farkında olmadan bilinçaltımızda kodlamalara sebebiyet verirler. Bilinçaltı kolay kandırılabildiği için gördüğü veya duyduğu birçok şeyi olduğu gibi sorgusuz kabul eder. İçerik çoğunlukla etkili değildir, özellikle de kişi bu içeriği defalarca deneyimlemişse ona güvenip kabul etmesi daha hızlı olur. Bu anlamda bilinçaltı eğitilmeye açıktır, o oldukça saftır ve siz ona ne aşılarsanız onu alma eğilimindedir. Tabii bu mantık kullanan bilincimizi devreden çıkaracağımız anlamına gelmez.
    Mesela bilinçaltı telkin cd leriyle 21 günde yenilenebiliriz. ’21 gün kuralı’ enerji öğretilerinde önemli bir yöntemdir. Çünkü alışkanlıklar beyinde tam 20 günde oluşmaktadır. Tıpkı sigara içen bir insanın yaptığı gibi 20 gün aynı şeyi yapıp 21. gün alışkanlığı kazanmış(!) olursunuz. Ayrıca mutlu olmak mı istiyorsunuz? Bir müziğin altına yerleştirilmiş, sizin duyamadığınız ancak bilinçaltınızın duyabileceği bir telkini 20 gün dinleyip 21. gün mutlaka mutlu hissedersiniz. Bunun yanı sıra bilinçaltımızı subliminal telkinler, trans hipnoz, oto-telkin gibi birçok yöntemle eğitebilirsiniz.
    Bilinçaltı temizliği denildiğinde ise bu bilinçaltımızdaki bir takım olumsuz kayıtları ve yaşadıklarımızı silmek demek değildir. Bu aslında, bilinçaltını telkinlerle sakinleştirerek tramva yaratan olumsuz deneyimlerin verdiği acıyı minimize etmektir ve onlardan kötü yönde etkilenmenin önüne geçmektir. Ben bir enerji terapisti ve spiritüel danışman olarak bilinçaltı kayıtlarının asla tamamen yok edilemeyeceğini size savunurum.
    Fakat ihtiyaç halinde biz yaşam koçlarının sıkça başvurduğu telkin tekniklerinden ve olumlamalardan faydalanabilirsiniz. Ya da başımızdaki 32 nokta (barlar) üzerine uyguladığımız Access The Bars Enerji Terapisini deneyimleyebilirsiniz. Üzerinizdeki negatif enerji yüklerinden kurtularak yaşamınızda muazzam değişiklikler gözlemleyebilirsiniz.
    Enerji terapilerinin ortak noktası kişiyi stres ve gerginlikten uzaklaştıran meditatif etkilerdir. Şimdi size Access Bars Terapisinin faydalarından bahsetmek istiyorum.
    Access Bars™, bugüne kadar tüm dünyada binlerce insana; uyku, sağlık, kilo, para, seks, ilişkiler, endişe, stres ve benzeri daha birçok konuda hayatlarını istedikleri yönde değiştirmelerine yardım etti.
    Bar’ları Çalıştırmanın bazı Faydaları Nelerdir? 
* Zihin ve bedendeki gerilimi yok eder.
* Günlük yaşamın getirdiği stresi azaltır.
* Yaşamın üzüntülerini en aza indirir.
* Aşırı kızgınlık ve öfke eğilimlerini azaltır.
* Öfke, yorgunluk, tükenmişlik gibi duygular tarafından vücudunuzda oluşturulmuş blokajları çözer.
* Duygusal iniş-çıkışları yatıştırarak daha dengeli bir ruh hali içinde olmanızı sağlar.
* Psikomatik rahatsızlıkları azaltır.
* Depresyonu ortadan kaldırarak neşeyi yaşamınıza geri döndürür.
* Korkularınızın, fobilerinizin, endişelerinizin giderilmesini sağlar.
* Enerjiyi arttırırken yıpranmayı azaltır.
* Bedenin yaşlanma hızını azaltır.
* Yıkıcı düşünceleri kökünden söküp atar.
* Kafanızın içinde sürekli konuşup duran gereksiz düşünce diyaloglarını susturur.
* Huzur, güven ve iyi hal duyguları yaratır.
* Hem rahatlamış, hem de enerjik hissetmenizi sağlar.
* Hamilelikte kolay, rahat ve sakin doğum sağlar.
* Çocuklarda ve gençlerde sınav öncesi sıkıntı ve endişelerin giderilmesini temin eder.
* Kendiniz ve diğer kişiler için zihninizde daha geniş bir kabullenme ortamı yaratmanızı sağlar. Bu kabullenme duygusu sayesinde ilişkilerde düzelme sağlanır.
* Kendinize koyduğunuz kısıtlamaları ortadan kaldırır, böylelikle hayatınızın her alanında daha fazla olasılığa yer açmanıza olanak verir ve fırsatları kendinize çekmenizi sağlar.
* Kendiniz için şu an kullandığınız enerjiden, daha fazlasını kullanmanızı sağlar.
* Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu ( ADHD ) gibi öğrenmeyi güçleştiren durumların aşılmasında yardımcı olur.
* Artan odaklanma, mantık yürütme, problem çözme, hayattan daha fazla keyif alma, işlerin daha kolay yürütülmesi, daha fazla kapasite ve fiziksel yetenek, artan farkındalık ve ruhsal gelişme sağlar.

    Access The Bars Terapi seansını aldıktan sonra, en kötü olasılıkla, seansı hayatınızdaki en iyi masajı almış olduğunuz duygusuyla tamamlayacaksınız. En iyi olasılıkla, hayatınız büyük bir kolaylıkla olduğundan daha büyük bir hayata dönüşecek.

    Yolunuz ışıktan geçsin,
    mutlu ve sağlıklı kalın.

    Enerji Terapisti &
    Spritüel Farkındalık Uzmanı
    SEDA ŞENGÜL

  • Suriye’deki Yeni Şartlar Türkiye’ye Nasıl Yansıyacak

    Suriye’deki Yeni Şartlar Türkiye’ye Nasıl Yansıyacak

    ABD gemileri Akdeniz’e doğru ilerliyor, Rus donanması da Suriye kıyılarında!.. İngiliz savaş uçakları Kıbrıs’taki Ağrotur üssüne ulaştı… Rusya-ABD-Suriye üçgeninde dünyanın başı döndü! Trump’ın tweetleri ve ruh hali ise fırtınalı. Suriye’de yeni şartlar oluştu. Şimdi Trump ne yapacak? Herkesin odaklandığı soru bu? Twitlerinden ve düşünce dünyasından yola çıkarak Rejime nasıl bir ceza kesebileceğini düşünüyoruz. Kısaca söyleyeyim. Trump’ın ne dediğinin ve ne istediğinin pek bir önemi yok.Trump şartlara uygun hareket edecek. O şartlar da şunu söylüyor. Trump birini vuracak ama o adres Rusya değil. Nedeni basit. Nükleer güce sahip olan Rusya’yı vurmak akıl kârı değil. Ancak Rusya da tedirgin. Bu yüzden ordu teyakkuzda. Bence Amerika Birleşik Devletleri, doğrudan Rus ordusunu hedef almayacaktır. Suriye’deki vekillerini vuracaktır. Bunun için ara formüller ve farklı yöntemler var. . Ancak bu yapılan eylem murat edilen sonuçları üretmeyecektir. Suriye savaşı çözülmeyecek sadece yeni bir evreye girecektir.. Ancak bu yapılan eylem istenilen sonuçları doğurmayacaktır. Suriye savaşı çözülmeyecek sadece yeni bir evreye girecektir.. Uzun zamandır süren yıpratma savaşına Amerika daha doğrudan katılmak zorunda kalabilir. Zaten vekiller üzerinden yürütülen savaş, varabileceği noktaya vardı. Şimdi daha da sertleşebilir. Ama ne Rusya Amerika’yı ne de Amerika Rusya’yı doğrudan vurur.. Önemli olan kısmı bu yeni şartların Türkiye’ye nasıl yansıyacağıdır. Şayet Amerika Rusya’yı doğrudan vurmayıp vekalet savaşına hız verecekse bu Suriye’deki iç savaş durumunun uzayacağı anlamına gelir. Yani savaşın kısa vadede bitmeyeceği fikrine taraflar kendilerini daha fazla hazır edeceklerdir. Bu anlamda Türkiye’nin de kendisini buna göre hazırlaması gerekecek. Anlık çözüm mantığıyla değil uzun vadeli bir stratejiyle hareket etmek önem arz edecek. Bir taraf kısa sürede kazanmayacak.. Bu arada bir konuya da değinmeden geçemem : İngiliz hükümeti, Suriye rejimine cevap verilmesine onay verdi. Bunun için Paris ve Washington ile işbirliği yapılacak. Londra, Paris ve Washington. Hepsi de saldırıda ısrarcı… Acaba bu kararda bu 3 merkezin son bir ay içerisinde Suudi veliaht Bin Selman ile arka arkaya görüşmeleri ve imzaladıkları milyarlarca dolarlık anlaşmaların payı var mıdır? Cevabını siz verin… P. S Bazı dostlarımız söyler ki Suriyede savaş yoktur pazar hakimiyeti vardır ! Bölgenin karışması doların ateşini yükseltir , buda abd ekonomisine katkıda bulunur , rusyanin özellikle askeri operasyonu engellemsinin sebebi budur Doğuya hakim olan kaynaklara hakim olur ,kaynağa hakim olan Dünyaya hakim olur.

  • Penis’e Üfürük ve Şeyh Eşref’ten Fethullah Gülen’e Sahte Mehdi İsyanları…

    Penis’e Üfürük ve Şeyh Eşref’ten Fethullah Gülen’e Sahte Mehdi İsyanları…

    Ülkemizde, bir süredir din adına garip şeyler oluyor, ilginç olaylar yaşanıyor. Gün geçmiyor ki; abuk bir fikir ortaya atılmasın. Bu tür gelişmeler MHP lideri Devlet Bahçeli’yi bile çileden çıkardı sonunda. Bahçeli bu konudaki isyanını geçenlerde partisinin grup toplantısında “Bu ülkede ne ara bu kadar sapık türedi!” şeklinde dile getirdi.

    Dün bazı medya organlarında yer alan habere göre; ulemadan birisi yazmış olduğu bir kitapta; erkek cinsel organına okunup üflenecek bazı Kur’an ayetleriyle iktidarsızlık sorunu yaşayan kişinin bu sıkıntıdan kurtulacağını ve bu kişinin cinsel yönden çok güçlü olacağından ölünceye kadar hiçbir itirazla karşılaşmayacağını söylüyormuş! Dediğine göre; kişi kendi cinsel organına okuyup üfleyebileceği gibi; aynı işi başkasının cinsel organına da okuyup üfleyebilirmiş! Hatta ayet numarası bile veriliyormuş kitapta; Bakara Suresi’nin 260. ayeti ile Adiyat Suresi!

    “Kişinin, bahse konu Kur’an ayetlerini başkasının cinsel organına da okuyabileceğinden maksat nedir” diye merak edenler olabilir. Bu olsa olsa muskacılık, büyücülük, sihir gibi işlerle uğraşanların yapacağı şeyler olmalıdır. Anlaşılan bizim bazı tarikat şeyhleri, müritlerini sadece bademlemekle kalmıyorlar, okuyup üfleyerek onların bademlerine can suyu da veriyorlar! Dr. Haydar Dümen televizyon ekranlarında ve gazete köşelerinde boşuna nefes tüketiyor yıllardır! Şeyhler sorunu kökünden halletmişler çünkü!

    Bu sözlerim, vaktiyle cinsel yönden abaza bir hayat yaşadıktan sonra yaşı ilerlediği için iktidarsızlık sorunu yaşayanlaradır; Haydar Dümen gibi doktorlara şunca para verip cinsel tavsiyeler alacağınıza, cerahlara onca para ödeyip penil protez (mutluluk çubuğu) taktıracağınıza veya utana sıkıla gidip eczaneden viagra talep edeceğinize, kapılanın bir tarikat şeyhine, hem bademlenin, hem bademletin efendiler! Nasıl olsa üfürük bedava!

    Peki kitapta geçen “bu adam cinsel yönden çok güçlü olacağından ölünceye kadar hiçbir itirazla karşılaşmaz” sözünü nasıl yorumlamak gerekir? Aslında son derece açık cümle. Yani böyle bir erkek, kendisine cinsel partner (karşı cins) bulmakta hiçbir sorun yaşamaz demek istiyor!

    Bu görüşe göre demek oluyor ki; kadınlar için erkekleri çekici kılan yegane sebep, onların cinsel güçleridir! Kadını aşağılayan ve onlara hakaret eden bir yaklaşım olduğu ortada bu görüşün!

    Bakara Suresi’nin 260. ayetinin penise okunduğunda cinsel sorunların ortadan kalkacağını söyleyen kişinin, vaktiyle “Bu Bakara iyi makara” diyen bir siyasi şahsiyeti, “Herifin biri çıktı şimdi de Bakara makara demiş. Kur’anımızla alay ediyorlar, dinimizle alay ediyorlar. Bakara’ya makara diyor takara diyor. Öbürü de oradan salla bir ayet diyor, Bakara’da çok ayet var diyor, 5’te 6’da salla diyor, ben çakıyorum diyor. Ne adamlara kaldık, ne belalara kaldık, ne işlere kaldık. Dinsizi donsuzu girmiş aramıza, Müslümanlardan faydalanmak için. Biz Müslümanlar neden uyanık olmuyoruz…” şeklinde tenkit eden kişi olması, kaderin bir cilvesi, Allah’ın bir takdiri olsa gerekir. Sanki kendisi Allah’ın ayetlerini apış arasına indirgemekle Bakara’yı makara ve takara pozisyonuna düşürmüyor! Anlaşılıyor ki; bu tip insanlar, Allah’ın ayetlerini sadece kendileri oyuncak yapma derdinde. Başkalarını tenkit etmeleri, oyun sahalarına başkalarının girmelerini istememelerinden kaynaklanıyor.

    Rabbim başta Büyük Türk Milleti olmak üzere; ümmeti Muhammed’i “Asansör’de Halvet”, “Altı yaşındaki kızlarla evlenilebilir” ve “Penise duâ” gibi absürt çıkışlarla, İslam’a tamamıyla uçkur zaviyesinden baktıklarını açık edenlerin şerrinden muhafaza buyursun. Bu tür absürt, akıl ve din dışı çıkışları şimdilik bir yana bırakıyoruz…

    “FETVALAR SAVAŞI” isimli kitabımızın önsözünde de dediğimiz gibi; 15 Temmuz 2016’yı 16 Temmuz 2016 gününe bağlayan gece yaşanan dinci ve gerici darbe girişimi, bir kere daha gösterdi ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük düşmanı, hâlâ dinci ve gerici siyasi akımlardır. Bu tehlikenin büyüklüğü, sinsi hareket etmesinden ve kolayca gizlenme imkanı bulmasından ileri gelmektedir. Çünkü bu akımlar, Türk Milleti’nin dini duygularının güçlü olmasından hareketle, gerçek maksatlarını din kisvesi altında kolayca gizleyebilmektedirler.

    15 Temmuz hadisesinin müsebbiplerinin, Fethullah Gülen’in fikirleri etrafında kümelenen cemaat olduğu artık kesindir! Her ne kadar İslam’ın terörle yan yana getirilmemesi gibi bazı indî (sübjektif) kaygılarla, özellikle 2013 yılının sonundan itibaren Paralel Devlet Yapılanması (PDY) ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) olarak isimlendirilmek suretiyle dini kimlikten soyutlanmaya çalışılsa da Gülen Cemaati’nin, 1960’lı yıllardan beri, fikri temelini Said-i Kürdî’nin düşüncelerinin oluşturduğu, dini yönü ağır basan bir yapılanma olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bu cemaatin, kutsal din duygularını istismar ederek ve konusunda iyi yetiştirilmiş ikna gücü yüksek elemanları vasıtasıyla insanları adeta haraca bağlayan biçimde ve “himmet” adı altında yardım topladığını herkes biliyor bu ülkede. Elbette biz de biliyoruz.

    Öte yandan 15 Temmuz 2016 günü akşam saatlerinden itibaren sahneye konulan oyun, sadece bir darbe girişimi değil, düpedüz başını ABD’nin çektiği dış güçlerin, gericileri kullanarak yaptıkları ülkeyi bölüp parçalama, laik ve demokratik cumhuriyeti yıkma girişimi olarak tarihteki yerini çoktan almış bulunmaktadır. Darbe girişiminden sonra Amerikan Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Joseph Votel ve Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper örneğinde olduğu gibi; ABD’li bazı yetkililerin, darbeci subaylar hakkında “müttefiklerimiz” ve “muhataplarımız” tabirini kullanarak yapmış oldukları açıklamalar, bunu açıkça göstermektedir.

    Dolayısıyla; bu ülke için en büyük yakın tehditlerden birisi hâlâ irticai faaliyetlerdir. Bu bakımdan 2010 yılında irticaı yakın tehdit olmaktan çıkaran devlet aklının bir kere daha düşünmesinde fayda vardır.

    Şeyh Eşref’ten Fethullah Gülen’e Sahte Mehdi İsyanları

    Mehdilik, Halifelik, Kutb’ul Aktaplık, Peygamberlik, hatta Tanrılık iddiasında bulunan tek kişi Fethullah Gülen değildir. Gavsları, Allah dostlarını, evliyaları, erenleri ve şeyhleri ise saymaya bile gerek yok. Her taraf onlarla yıkılıyor zaten. Hele hele son bir asırdır Anadolu toprakları, sanki Şeddad’ın ve Müseylemetül Kezzab’ın ülkesi Yemen gibidir. Sağa dön Gavs’ul Âzâm, sola dön Allah Dostu bu ülkede. Henüz Allah olduğunu iddia eden olmadı ama Hasan Mezarcı’dan, İskender Ali Mihr’e varıncaya kadar pek çok kişinin, peygamberlik iddiasında bulundukları bilinmektedir. Gerçi bazı kişileri Allah ile kıyaslayanlar da yok değil bu ülkede. Yaşar Nuri Öztürk gibi aklı önceleyen ilahiyatçılar bir şekilde sahneden çekilence, meydan büsbütün bunlara kalmış bulunmaktadır.

    Fethullah Gülen ise biraz daha farklı. O, kendisini, Allah ile Peygamberler arasında bir yere konumlandırmış. Diyanet’in hazırlamış olduğu FETÖ raporunda bulunan ifadelerinden bu anlaşılıyor çünkü.

    Aşağıda okuyacağınız üzere; bundan 98 yıl önce yaşanan Şeyh Eşref ve Hart İsyanı, tam da 15 Temmuz 2016’da silahlı çatışmaya evrilen FETÖ hadisesine benzemektedir. Hart İsyanı’nı çıkaran meczup Şeyh Eşref ile Fethullah Gülen arasında da tam bir benzerlik vardır. Çünkü ikisi de Peygamber ve yarı tanrı olduklarını iddia ediyorlar. Daha doğrusu her ikisinin de ileri sürdükleri iddialarından böyle bir anlam çıkıyor.

    Zira içinde bulunduklarını söyledikleri hal veya başarabildiklerine dair iddialar, ancak insanüstü bir gücün yerine getirebileceği veya başarabileceği zorluktaki şeylerdir. Mesela Fethullah Gülen, gaybı bildiği iddiasındadır. Oysa Allah, böyle bir yeteneği peygamberlerine bile vermemiştir. Yüce kitabımız Kur’an’da bu durum açık açık yazar. Gaibi bilme yeteneği sadece Allah’a ait bir yetenektir Kur’an’a göre.(1)

    Gelelim hadiseye: Hadise Bayburt’a bağlı Hart köyünde geçmiştir. Şimdi Aydıntepe ismiyle Bayburt iline bağlı bir ilçe olan Hart, o tarihlerde küçük bir yerleşim yeridir anlayacağınız. Erzurum ve Bayburt’un komşu vilayet olmaları, Şeyh Eşref ile Fethullah Gülen benzerliğine katkı yapacak etmenlerden kabul edilmelidir! Demek ki; o coğrafyanın havası, suyu ve iklimi, insanlarda Mehdi ve Peygamber olma konusunda böyle bir gazlama yapıyor! Araya Erzurumlu Cemalettin Kaplan’ı da sıkıştırırsak, neredeyse ben bile inanırım bu teoriye!

    Erzurum’da konuşlu 15. Kolordu’nun komutanı sıfatıyla Hart İsyanı’nı bastıran adam olarak hadisenin yakın tanığı olan General Kâzım Karabekir anlatıyor:

    “Bayburt’un Hart köyünde Şeyh Eşref adıyla çılgın bir mutaassıp zuhur eder ve etrafında bir takım aveneler toplar ve onlara peygamber olduğunu söyler. Üzerine gönderilen küçük çaplı askeri birliklere baskın yaparak silahlarını alır, subayları hapis ve erleri terhis eder. Yerel yöneticilerin ihmali yüzünden Şeyh Eşref gittikçe güçlenir ve oldukça geniş bir coğrafyada etkili olmaya başlar. ‘Hükümet dinsizdir ve subayları şer’i şerife riayetsizdir’ diyerek hükümet adına hareket edenlerin taleplerine olumsuz yanıtlar verir. Peygamberin ruhunun kendisine geçtiğini iddia eden Şeyh Eşref etrafına sahabe-i kiram ve mücahitler adıyla topladığı mutaassıp grubuyla Bayburt’tan başlayıp Of ve Sürmene sahillerine kadar olan coğrafyada etkinlik oluşturur. Halkı da kendisine kurşun işlemediğine ve sakalını anında renkten renge dönüştürmek suretiyle keramet gösterdiğine inandırır.

    Şeyh Eşref, Kâzım Karabekir tarafından kendisini oyalamak üzere Erzurum’dan gönderilen Kadı Hurşit Efendi’nin sakalını tutarak, sakalının bir tutamdan kısa olduğundan bahisle Kadı Efendi’yi kafirlikle suçlar, sakalsız subaylara da hakaretler yağdırır. Kâzım Karabekir ise askeri tedbir olarak Erzurum’dan bir, Gümüşhane’den bir, Narman hududundan iki tabur, sahilden bir tabur, Erzincan’dan iki süvari bölüğü, Erzurum’dan 10.5’luk iki obüs topu ve bir dağ bataryasını yola çıkartır. Bu askeri birlik 24 Aralık 1919 günü Şeyh Eşref’in köyü olan Hart’ı kuşatır ve köyü tahkim eden yobaz taifesi ile kanlı bir çarpışma başlar. Ancak 10’luk obüslerin ilk mermisiyle Şeyh Eşref’in bir bacağı kalçasından kopup adamlarından birisinin başına çarpınca şeyhin kerameti de, gücü de biter! Çünkü şeyhleri ölür ölmez adamları topluca teslim olur. Yobaz taifesiyle yapılan bu çarpışmada, 18 er şehit olur, üç subay ve 43 er de yaralanır.”(2)

    Yani bu yobaz taifesi, ancak bu şekilde bertaraf edilebilmiştir. Nasıl, 15 Temmuz 2016 günü yaşanan hadise ile bir benzerliği yok mu sizce de bu Hart İsyanı’nın? Tek farkı, Şeyh Eşref, Fethullah Gülen’den çok daha cesur, belki de çaresiz olduğu için adamlarıyla birlikte çatışma sırasında gövdesine isabet eden bir top mermisiyle parçalanarak ölüyor. Bunun gerçek sebebi belki de o günkü iktidarın, daha doğrusu Milli Mücadeleyi başlatanların, irticaa karşı olan tavizsiz tavırlarıdır.

    Gülen ise, korkak ve aynı zamanda hain olduğu, bu sebeple de örgütünü uzaktan kumanda ile yönettiği için, sıcak çatışma ortamından uzak bir şekilde ve ABD’nin sıcak kucağında gününü gün ediyor. Olan ise kandırdığı insanlara oluyor. Özetle; rahmete kavuşan Gülen ve bir avuç yakın adamı, zahmete katlananlar ise FETÖ piramidinin tabanında yer alan kandırılmış garip gureba yığınlar. Allah akıl fikir versin bu insanlara…

    Atatürk, Nutuk’ta bu konuya değinerek Şeyh Eşref’ten yalancı peygamber olarak bahsetmekte ve Şiilik propagandası yaptığını söylediği bu adamın bulunduğu Hart karyesinden civar köylere “Sahib-i Şeriat” ve “Mehdî-i Muntazar”, yani “Beklenen Mehdi” imzalarıyla bir takım bildiriler göndermek suretiyle halkı kandırarak kendisine taraftar topladığını, üzerine gönderilen 50 kişilik askeri birlikteki bazı askerleri şehit edip, bazılarını esir aldığını, nihayetinde Yarbay Halit Bey sevk ve idaresindeki askeri birlikler tarafından bertaraf edildiğini söylemektedir.(3)

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de tıpkı Atatürk’ün Şeyh Eşref için kullandığı tabiri kullanarak Gülen Hareketi için “Sahte Mehdi Hareketi” tabirini kullanmıştır, 04.08.2016 günü.(4) Gülen Hareketini “Sahte Mehdi Hareketi” olarak nitelendiren Sayın Görmez, keşke binlerce FETÖCÜ’nün yönetmiş olduğu kurumda üstlenmelerine göz yummasaydı yıllarca. Keşke bu hareketin fikri temelini atan kişinin kitaplarını Diyanet yayını olarak yayınlatmasaydı, keşke medreselerin legal hale getirilmesini talep etmeseydi ve keşke Mele Projesi’ni uygulamaya sokmasaydı…

    13.04.2018/Ömer Sağlam
    ________________
    1-Bkz. En’am/9, Neml/65, Şûra/51.
    2-Kâzım Karabekir, İstiklâl Harbi’nin Esasları, Timaş Yayınları, İstanbul, 1990, s. 182-185.
    Kâzım Karabekir’in Şeyh Eşref hakkında anlattıkları, 15 Temmuz Darbe girişiminin emrini verdiği söylenen FETÖ lideri hakkında anlatılanlara ne kadar da çok benziyor. Basında onun da tıpkı Şeyh Eşref gibi, peygamberle direk ilişki kurduğuna ve kendisiyle görüş alışverişinde bulunduğuna, hatta “Kutbul Aktap” sıfatıyla bazen direk Allah ile ilişki kurup Allah’tan emir aldığına dair pek çok yazı yazılmış ve söz söylenmiştir. Bu konudaki açıklamalardan birisi de uzun süre cemaatin içinde kalan gazeteci Latif Erdoğan’a aittir. Latif Erdoğan’a göre Fethullah Gülen kendisine; “Allah ile konuştum. Allah bana ‘Kainatı Hz. Muhammed(SAV) için yarattım, senin için de devam ettiriyorum’ dedi” demiş(Bkz. .
    3- Kemal Atatürk, Nutuk 1919-1927, ATAM Yayını, Yay.Haz. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz, Ankara, 2011, s. 236-237.
    4-

  • Dikkatli ve uyanık olma zamanı…

    Dikkatli ve uyanık olma zamanı…

    Bölgemizde savaş rüzgârları esiyor. İki süper güç karşı karşıya ve neredeyse savaş koptu kopacak. Bu satırlar yazılırken savaş tamtamları çalıyordu. Akdeniz’de savaş gemileri kaynamaya başlamıştı. Tehditler ard arda uçmaya başladı ve savaş naraları piyasaları da vurmaya başladı.

    Kafalardaki soru:
    Duma’da yaşanan kimyasal saldırıyı fırsata çevirmeye çalışan, ABD, İngiltere, Fransa Suudi Arabistan ile Ürdün, acaba 11 Ocak 2018 tarihinde yaptıkları gizli toplantıda alınan kararları hayata geçirmek için harekete mi geçti? Hedeflerinde Astana üçlüsü mü var?

    Geçmişe bir bakalım:
    11 Ocak 2018 tarihinde ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan ve Ürdün arasında gerçekleşen gizli toplantıda Ortadoğu ve Suriye’nin kaderini değiştirmeyi hedefleyen kararların alındığında artık sürecin birçok ülkeler için eskisi gibi olmayacağını görülmüşü. Bu ülkeler, Ortadoğu ve Suriye sahasında inisiyatifi ele almayı amaçlayan stratejileri masaya yatırdılar ve hedefleri belirlediler. İttifak’ın hedefinde başta Rusya ve İran var.
    Peki, bu tabloda Türkiye’nin konumu nedir?

    Suriye’de PKK/YPG üzerinden saha genişleten ve enerji koridorlarını ele geçiren ABD’nin, Türkiye’nin karşı hamleyle İdlip, El Bab ve son olarak Afrin’de kontrolü sağlamasıyla tüm planlarının alt-üst olduğunu daha önce yazdığımız bir yazıda dile getirmiştik.
    Türkiye’nin sahada gittikçe inisiyatif almasından rahatsız olan İngiltere ve Fransa’da, Amerika’nın yanında yer alarak Türkiye’nin önüne kesmeyi amaçlıyor. Hedeflerinde Astana mütabakatı’nı işlevsiz kılıp Türkiye’nin Rusya ve İran’la yaptığı taktiksel işbirliğini sabote etmek var. Bu stratejileri için elverişli bir bahaneye ihtiyaç duyan ittifak, aradıklarını Duma’da bulmuş oldular.

    Bunun anlamı şudur:
    Amerika ve müttefikleri bir bahane arıyorlardı, şimdi bunu ele geçirmiş oldular.
    Çünkü Duma’da yaşanan kimyasal saldırının nasıl ve kimler tarafından yapıldığı henüz netleşmedi. BU konuda çok çelişkili açıklamalar var. Herkes birbirini suçluyor. Bu konunun netleşmesi ve yapanların ortaya çıkarılması gerekiyor.

    Türkiye’de de hedefte olabilir mi?
    Yaşanmakta olan bu ortamda gelişmelerin sadece İran ve Rusya ekseninde ilerlemeyeceği, Türkiye’nin de hedef tahtasında olacağını da görmek gerekiyor.
    Afrin operasyonu ile terör koridoru tezgâhını bozan ve ABD’nin PKK/YPG üzerinden işletmek isteği enerji stratejisine sekte vuran Türkiye, sadece Pentagon’un değil, Avrupa’nın da canını hayli sıkmaya başladı. AB’den son günlerde gelen açıklamalar da bunu ortaya koyuyor.

    Bu noktada Türkiye, Suriye sahasında aldığı taktiksel pozisyonunda ısrarcı olursa, Ambargo ve benzeri yaptırımlar Ankara için de uygulanabilir.
    Bize göre dış güçlerin taktiği şöyle:
    Astana süreci sekteye uğratılabilirse, Türkiye bölgede yeniden yalnızlaştırılıp ABD ve müttefiklerinin dayatmalarına mecbur edilecek. Bu karmaşık denklemde Türkiye’nin kurulan tuzaklara karşı uyanık olması gerektiğini görmekteyiz. Sıkıntılı ve çok zor bir dönemeçten geçmekteyiz.

    Rusya-ABD geriliminde bir NATO üyesi olarak Türkiye, yürüttüğü denge politikasında akılcı ve doğru bir yol izlemesi artık kaçınılmazdır.
    Ancak Ankara, sahada elde ettiği kazanımları kaybetmemek için Rusya ve İran ile başlayan işbirliği sürecine çıkarlarına uygun olacak şekilde sadık kalması da söz konusu. Bu da NATO ülkesi olan Türkiye’nin iki blok arasında sıkışıp kalması anlamına geliyor ki bunun sonuçlarının da iyi hesap edilmesi gerekiyor.

    Bölgedeki karışıklı, savaş ortamı Türkiye’yi her açıdan vurabilir.
    Ekonomimiz ve turizmimiz bundan önemli ölçüde etkilenir.
    Sınır boylarımızdaki terör örgütleri ile yaşanan sıkıntılar yeniden eski konumuna dönebilir.
    Müttefik olarak gördüğümüz ülkeler ile aramızda daha da derin çukurlar açılabilir. Amerika ve Batı ile olan ilişkilerimiz her açıdan zarar görür.
    Özetle, nereden bakılacak olursa olsun, çıkabilecek savaşın ne kadar dışında kalırsak kalalım, böyle bir ortamda her konuda derinden etkilenebileceğimizi gözlerden uzak tutmamalıyız.

    Onun için yazımızın başlığına aldığımız “Dikkatli ve uyanık olma zamanı” nı bu nedenle önemsiyoruz.

  • ABD-RUSYA SAVAŞ TİYATROSU

    ABD-RUSYA SAVAŞ TİYATROSU

    Önce bir gülelim..😃😃😃

    Bu tiyatroyu yemeyen “tana” kalmadı..Bizde yedik tabii ki..

    Korkmaya gerek yok SAVAŞ-MAVAŞ olmayacak..

    Ahirete gitmeyeceksiniz..
    Zebanilerle buluşmaya daha hazır değilsiniz..
    Camiler full çakıyor “Kıyamet alametleri baş gösterdi” diye..
    Zengin çapulcular evlere yardım yağdırıyor..
    Gece yarıları bakıyorum çoğu evlerin lambaları yanıyor, meğerse ibadete kalmışlar..
    İmamlar hutbede, haklı olmanın gururunu yaşayarak fetva veriyorlar..
    İsa suriye ye inmişmiş. Oradaki askerleri geri diriltecekmiş.
    Mehti, en güvenli bölge olan kâbe’de şimdilik melekler tarafından korunuyormuş, savaş dersleri alıyormuş..
    Ekvatorda filler en yüksek dağlara göç etmeye başlamışlar bile..
    Gökyüzü karalara bürünmüşmüş..
    Velhasıl kıyamet moduna girmiş bulunmaktayız.
    Bir daha gülelim lütfen 😄😄..

    Geçelim şimdi diğer tarafa, TRUMPA..

    Birincisi ABD Yavaş yavaş TÜRKiYELEŞMEYE Doğru hızla ilerliyor..
    Başında bir manyak ve hatta elbiseleri ile manyak bir ruh hastası var.

    Twit manyağı, hayalperest, beyin vidaları gevşemiş, ne yaptığını bilmeyen bir manyak tarafından yönetilmeye çalışılıyor..
    Halk rahatsız ama buna oy veren “”tana’lar””bunu bir şekilde ayakta tutmaya çalışıyor..

    Bu arada bu hasta adam ve etrafındaki üst düzey bazı kurmayları ile birlikte onlarda pentagondan rahatsız..

    Biz MODEL, bazı üst düzey komutanlar emirlere itaat etmiyor, bunu adam yerine koymuyor, dinlemiyor ve kendi kararlarını kendi başına uygulamaya koyabiliyorlar..
    Bu FETÖ’CÜ Komutanlar, şimdilik orduya hakimler..

    Ha ne olacak ?

    TÜRK MODELi Bir plan devreye girecek..
    Bu TÜRK MODELİ Planı bilenler ABD’nin bundan sonraki durumunu ve ne olacağı hakkında daha iyi fikir yürütebilirler..

    GEÇELİM SAVAŞ MODUNA..

    ABD Neden küresel süper bir güç ?
    Yapamadığı tek şey insan ve diğer canlı varlıklardır..
    Ve en sivri ZEKALI insanlarda orada ve Amerikan devletinin himayesi altındadırlar..
    Amerika bu kadar büyük bir küresel güç iken, 3 adet ciddi ama masraflı planı devreye sokup ortadoğu da azıcık kaybettiği prestijini ve birkaç mevziyi geri alıp, tekrar hakimiyetine devam etme peşinde olmasın mı..??
    Evet; Durum aynen de bu..
    Para var, güç var, kariyer var..
    Ekonomik açıdan dünya ya şekil verirken, RUSYA’YA Şekil vermesi hiçte zor değildi..
    Sadece biraz masraflı olurdu yine hepsi bu..
    Hatta RUSYA ile birlikte, DÜNYA YA Bir mesaj verdi””EN BÜYÜK BENİM””diye..
    İşte bu savaş çığırtkanlığının tüm sebebleri bu anlatmaya çalıştığım üç dört cümle..

    Ama şunu da unutmayalım..

    Rusya da elbetteki askeri güç açısından ABD ile eşdeğerde büyük bir güçtür..
    Fakat ekonomik açıdan zayıf..
    Ki bu yüzden ABD Gibi küresel bir güç olmayı beceremediler..

    AMERİKA BÖYLE BiR GÜÇ GÖSTERiSi iLE, RUSYA’nın bundan sonra ekonomik tüm harcamalarını askeri alanda kullanması yönünde bir korku paronayaklığı yaratmaya çalışıp, ülkeyi ve halkını bir nevi ihmal etmeye zorlamak, sefil bırakmak ve iç politikaları değiştirmeye yönelik bir kitle yaratmaktır amaçları..
    Yani, yine kendine muhtaç etme tiyatrosudur..
    Milyon dolar anlaşmaları olan Rus ve Amerikan iş adamlarını riske edip, böyle birşeye kalkışmaları mümkün bile değildir..
    Evet, her iki ülke askeri alanlarda büyük güçler ve nükleer depoları..
    Ama böyle bir hata, zaten Dünyanın paramparça ve kendilerinin de sonu olur .. Bunu iyi biliyorlar..
    Bunları kullanmaya da biraz G..T ister..

    Haa bu TRUMP Gibi dengesizler yapar’mı yapar..
    Ama onunda şu anda sorunları var.. Çünķü AMERiKAN FETÖ’CÜLERi Takmıyor..
    TRUMP bunlardan ciddi bir şekilde rahatsız..

    İste tüm SAVAŞ Tiyatrosu ile ilgili kısa özetler bunlar..

    Siz takmayın RAHAT OLUN, Survivoru seyretmeye devam edin keyfinize bakın..

    Ben o kadar rahatım ki, twitter de Yıldız Tilbe’ye soruyorum bu olay, bu savaş durumu ne olur diye !! 😁😁

    Çünkü biliyorsunuz ki sanatçılarımızın fikirleri ÇOK önemliymiş..
    Bende YILDIZ TİLBE Yi Seçtim.
    Hiç olmazsa KADIN gariban, saf bir sanatçımız..
    Belki ona ALLAH doğruyu Söyletir..

    Saygı ve sevgilerimle

    Mehti SARAÇ..
    [email protected]

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 12 Nisan 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 12 Nisan 2018 )

    1. İspanya parlamentosu Ermeni ‘soykırım’ tasarısını reddetti… (İ)
    İspanya parlamentosunun Perşembe günü Dışişleri Komisyonu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarını destekleyen bir tasarıyı reddetti.
    Tasarı, dokuz çekimserle 17 – 9 oyla reddedildi. İktidardaki Halk Partisi tarafından 17 (3’ü hariç) “hayır” oyu verildi…Ermeni “soykırım” iddialarının tanınması önerisi 2016 yılında solcu Katalonya ERC partisi tarafından sunulmuştu. (Not ; İspanya’ nın özerk bölgeleri olan Bask ve Katalonya sözde soykırımı tanımışlardır. Diğer taraftan, mesajlarımızda yer verdiğimiz bazı İspanya şehirleri de sözde soykırımı kabul etmişlerdir. Bu şehirleri belirleyip şehir meclislerine protesto göndermeliyiz. Bu konu için, ben, şehirleri belirlerim, yine gönüllü bir üyemiz İspanya Senatosunun bu kararı çerçvesinde, esasen BM Soykırım Sözleşmesi ile birlikte Grup adına bir protesto mektubu hazırlar, koordinasyonunu yapar, yayıma hazır hale getirirse ben yine devreye girer adres teminine çalışırım…, o. tan)

    2. Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü Parlamenter Asamblesi (CSTO PA) Konseyinin oturumu, Perşembe günü Rusya’nın St. Petersburg Ulusal Parlamentosu Başkanı Ara Babloyan’ın katılımıyla başladı. Ermenistan CSTO PA Konseyi ve Meclisi’nin bir sonraki genel oturumlarına ev sahipliği yapacak. (İ)

    3. Ermenistan Cumhuriyeti İktidar Partisi (RPA) Yönetim Kurulu, Ermenistan’ın gelecekteki başbakanı adaylığını tartıştı ve yönetim kurulu üyeleri, başbakanlık görevine aday gösterilmek üzere Ermenistan’ın üçüncü cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın adaylığını oy birliği ile onayladılar.

    4. ABD Kongresi, 24 Nisan’da Ermeni <sözde>Soykırımını Doğru Anmak İçin Trump’a çağrıda bulundu. (Not : Bu girişimde başı yine Türk düşmanı kongre üyeleri Frank Pallone, Jackie Speier, David Trott, David Valadao, Gus Bilirakis ve Adam Schif çekiyor. (İ)
    (Not ; ABD’ deki soydaşlarımız bunları ve benzerleriini belirleyip ANCA’ nın tersine seçimlerde bu kişilere oy verilmemesi propagandası yapmalıdırlar.…,o.tan)

    5. Meclis 2 milyon Dolar tutarındaki yeni Kredi Anlaşmasını onayladı (T)
    Ermenistan Millet Meclisi 12 Nisan’da 62 Kabul ve 32 Red oyuyla ʺErmenistan Cumhuriyeti ve Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) arasında ‘Sulama Sisteminin İyileştirilmesi Projesi için Ek Finansman’ Kredi Anlaşmasının onaylanmasına ilişkin kanun tasarısıʺ nı onayladı. (T)

    6. Ermenistan’ın 4 üncü Cumhurbaşkanı seçilen Armen Sarkisyan maaşını hayır işlerine yönlendirecek ve Erivan’daki kendi konutunda yaşayacak. (T)
    (Not: Dostumuz olmasa da Sarkisyan’ ın bu ulvi davranışını kutlar, bazılarına da örnek olmasını dileriz. Ermenistan’da cumhurbaşkanı maaşı 2.700 ABD Doları…,o.tan)

    7. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca HDP’li 8 milletvekili hakkında, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Hükümetini, devletin askerini veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama”, “terör örgütü propagandası yapmak”, “Siyasi Partiler Kanunu’na aykırı davranmak” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlarından aralarında Garo Paylan’ın da olduğu HDP’li sekiz milletvekilli hakkında fezleke fezleke hazırlandı. (T)
    (Not : Bu habere Ermeni Radyosu’ na aşağıda verdiğim yorum yayımlandı. Bu sitede de yayımlamayı bir kere daha deneyeceğim…,o.tan)

    8. ABD Ermeni toplumunun 4 üyesi, ülkenin gelişimindeki katkıları için, her yıl Amerika’daki etnik azınlıkların temsilcilerine verilen “Ellis Island Onur Madalyası”na layık görüldü. (T)
    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/04/12/ABD-Ermeni-Ellis-İsland-Onur-Madalyası/127106

    9. Türkler Cenevre’deki Soykırım Anıtı’nın peşini bırakmıyorlar (T)
    Vatan Partisi Avrupa yöneticileri, İsviçre’nin Cenevre kentinde 13 Nisan 2018’de Trumpley Park’ta açılacak Ermeni <sözde> Soykırımı anıtını protesto etti. (Not : Protestoya katılanların elinde “Hepimiz Perinçek’ iz” pankartları var…, o.tan)
    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/04/12/Türk-Cenevre-Soykırım-Anıt/127087

    10. Tüm Ermeni mimarlar konferansı Karabağ’ da düzenlenecek. (İ)

    11. Ankara Savcılığı, Ermeni milletvekili dokunulmazlığını engellemeyi hedefliyor. (İ)
    YAYIMLANAN YORUMUM :
    “Orhan Tan • Peoples’ Democratic Party (HDP) members inlcuding Garo Paylan had sworn to work for the national interest of Turkish Republic. But unfortunately, they do not obey their swear…”

    12. Kayseri’deki Ermeniler Konuşuyor: Hrant Dink Vakfı, “Sessizlik Sesleri” serisinin beşinci kitabını İsveç ve Hollanda Başkonsolosluklarının desteğiyle yayınmadı. (İ)

    13. Amerika Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), Ortadoğu’daki Dini Azınlıklara İlişkin Kongre Komitesi Eş Başkanı ile bağlarını güçlendirdi. (İ)

    14. Orange County Denetleme Kurulu, Ermeni <sözde> Soykırımı’nı anıyor. (İ)

    15. Ermenistan, zaman çizelgesine göre Frankofon zirvesine hazırlanıyor. (İ)

    16. Ermeni Hükümet, Ulus – Ordu kavramını gerçekleştirmenin son derece önemli 4 üncü adımını uyguladı. (İ)

    17. Ermenistan askeri heyeti, General Movses Hakobyan başkanlığında CSTO askeri komitesinin oturumuna katılıyor. (İ)

    18. Rusya’ya karşı yaptırımlar kısa vadede Ermenistan’a tehdit oluşturmuyor. (İ)

    19. Boston’ da 20 Nisan’ daki sözde soykırım anma töreni Massachusetts Devlet Evi’ nde yapılacak ve Bedrosyan, Muradian ve Janbazian da Dahil Çeşitli Konuşmacılar katılacak. (İ)

    20. Türkmenler Birliği Başkanı Perşembe günü yaptığı açıklamada, Irak’ın Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ‘ni ülkeden ihraç etmesinin kolay olmayacağını söyledi. (İ)

    21. Özgürlük Evi Raporu Ermenistan’ı “Yarı Otoriter Rejim” olarak sınıflandırıyor. (İ)
    (Not; 11 Nisan mesajımızda Ermeni Radyosu’ na atfen verdiğimiz haberi Massispost.com bugün tekrarlıyor. Habere girdiğinizde Türkiye’ nin Özgür Olmayan Ülkeler için kullanılan renk içinde olduğunu göreceksiniz. Bu durumdan ulus olarak kurtulabilmek için çok çalışmalıyız!,…o.tan)

    22. Kemal Bey’i astıranlar! Nisan ayına girdik… Bir 10 Nisan var, bir de 24 Nisan… 24 Nisan’da Türkiye’de “Hepimiz Ermeni’yiz Grubu” Taksim Meydanı’na çıkıp yas tutacak mı? (T)
    http://avim.org.tr/tr/bulten/kemal-bey-ı-astıranlar

    23. Cenevre’deki ‘soykırım anıtı’ mahkemeye taşınıyor. (T)
    http://avim.org.tr/tr/bulten/cenevre-dekı-soykırım-anıtı-mahkemeye-tasınıyor

  • STOP ABD…

    STOP ABD…

    Amerika ABD bunu hep yapıyor ” Bizler onlara kısaca Amerika ve vatandaşlarına Amerikalı deriz ” önce Irak’ı işgal ettiğinde aynı yalanı kitle imha silahı kullandı diyerek Irak’a yapmadığını bırakmadı ki seneler sonra bir ABD sözcüsü “kitle imha silahı kullandığı doğru değil ” diye itirafta bulunarak ; ben yaptım oldu bitti’ liğe getirildiğini kanıtlamış oldu..

    Şimdi Suriye için aynı yalan sahneye konularak aynı şekilde Suriye fiilen işgal edilmek istenmektedir.Pentagon Askeri vesayeti altında olan ABD siyaseti , bir taraftan yalan bahanesine sığınırken bir taraftan da açık kartla teröre ve teröristlere silah ve mühimmat sağlamakta ,yataklık yapmakta PKK=YPG ye adına ne derseniz deyin eğitim vermekte bir piyon gibi kullanmaya devam etmektedir.İşgal edeceği ülkelere teröristler girsin ki ABD güya terörist avına çıkıp ülkelerine top yekün füzeleririyle asıl askerleri ile topraklarına bağdaş kurabilsin.Ki…o topraklarda petrol var , gaz var , varoğlu var..
    Sömürgeci emperyalist Amerika kaybettiğini daha da kaybedeceğini bile bile vurursa ne olur. Rusya , İran ,Türkiye , Irak , Suriye ve hatta Çin bileşkesinde ya geri dönecektir ya da önce kendi içinde bölünmeyi göze alacaktır. Sebepsiz savaşlardan bıkan ABD Halkı artık durmayacaktır. Eyaletlerinde kopmalar başlayacak yeni yeni devletlerin oluşmasına neden olacaktır.AB Devletlerinin de uzaklaştığı ABD , yalnız başına kalırken Kuzey Kore’den gelebilecek bir hamle bu yıkıma daha büyük sebebiyet verebilecektir.
    Herkesin , her kesimin , her ülkenin , bir bahanesi vardır.
    Artık ABD Pentagon Askeri vesayetinden kurtulmalı siyasetçileri özgür olmanın yolunu bulmalıdır. Eski emlakçı Trump’a en büyük iyilik bu olur.
    ABD Dur…
    Stop ABD…
    Refhan İrtem