Blog

  • Mısır Prensesi Nefertiti’nin altın mühürü Sualtı müzesinde

    Mısır Prensesi Nefertiti’nin altın mühürü Sualtı müzesinde

    Maalesef elimizdeki değerlerin tanıtımını yapamıyoruz.Erdil Ünsal

    Mısır Prensesi Nefertiti
    Mısır Prensesi Nefertiti
  • DİREN KIBRIS TÜRKÜ!

    DİREN KIBRIS TÜRKÜ!

    DİREN KIBRIS TÜRKÜ!
    Hüseyin MÜMTAZ

    1571’de direnmedin.
    Anadolu’da yüzlerce yıl yaşamakta olduğun yerinden, yurdundan, köyünden, evinden bir gece ansızın “mecburî iskân fermanıyla”, yeni fethedilen, tek Türk’ün yaşamadığı yabancı bir adaya gönderildin, direnmedin.
    1877’de direnmedin.
    Fehametlu, devletlu, alâmetlu padişahımız, efendimiz cihanşümul Abdülhamit Han Hazretleri, “şahsi mülküne zarar gelmemek kaydıyla” sadece 300 yıl önce sürülerek sahiplendiğin, vatan bildiğin toprakları “üzerindeki taşınır ve taşınmazlarıyla beraber”; kurduyla, kuşuyla toptan İngiliz’e kiraladı. Öz yurdunda, bağında, bahçende, evinde sığıntı, kiracı oldun, direnmedin.
    1923’de de direnmedin.
    1877 tarihli “Kira kontratosu” Lozan’da resmiyete döküldü, imza altına alındı, direnmedin.
    Sonra “komşuların” Rumlar uyandı. 25 Mart 1921 tarihinde Serhatköy’de ENOSİS, yâni Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhakını isteyen bir plebisit yapmışlardı. 1925’den sonra yavaş yavaş silahlanınca da Türk-Rum çatışmaları yaşanmaya başladı. 21 Ekim 1931 tarihinde de Nikodimos Milanos önderliğinde ilk isyanı başlattılar. 6 kişi hayatını kaybetti, Lefkoşa’daki hükümet binası göstericiler tarafından yakıldı.
    “Tehlike”yi gördün, yavaş yavaş “direnme” düştü aklına.
    Önce “Kara Çete”, “Volkan”…
    Sonra 1 AĞUSTOS 1958.
    Kutlu bir tarihtir 1958.
    1877’den 81 yıl sonra “TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLÂTI”nı kurdun. Ve nihayet direnmeye başladın.
    Dillere destan bir tarih yazdın.
    27/28 Ocak 1958’de Lefkoşa’da direndin.
    20 Aralık 1963 Tahtakale’de direndin, 21/22 Aralık 1963 Ayvasıl’da direndin, 24 Aralık 1963’de Kumsal’da direndin.
    Direnme’nin kitabını yazdın.
    15 Temmuz 1974’de Sampson’a karşı direndin.
    20/22 Temmuz 1974’de ve 14/16 Ağustos 1974’de direndin…
    Ve Zafer’e ulaştın.
    Kolay olmadı.
    1571’de tamamına sahip olduğun Kıbrıs’ın yarısı kalmıştı elinde ama…
    1 Ekim 1974’de OKTY’yi, 13 Şubat 1975 KTFD’yi ve nihayet 15 Kasım 1983’de KKTC’yi kurdun.
    35 sene daha geçti, yıl oldu 2018.
    Geçen zaman sanki uyuşturmuştu seni. Üzerine nedense anlamsız bir “kabullenmişlik” toprağı serpilmişti.
    Farkında değildin ama direnecek öyle çok şey vardı ki!
    Uyan ve diren ey Kıbrıs Türkü!
    Adam “profesör”müş. Hem de Girne’de; “Tarihin anlattığı pek bir şey yoktur, anlatılacak tek şey vardır o da sanattır” diyor. “Biz çok acı çeken bir toplumuz. Ancak biz hala devlete bir çocuğun daha feda olmasını göze alıyoruz. Tek sorun bunu sanat olarak göze alamıyoruz ancak siyasete de uydurmada sorun yaşamıyoruz” diyor. “Dede Korkut hikâyesi mitolojik bir eserdir. Gerekli malzemeye sahip olmasına rağmen içselleştirilememiş bir eserdir. Masalları kahraman modifiyesiyle okursak bu bize bir gelecek veremeyecek” diyor.
    Adam; hadi Dede Korkut’u okumamış, anlamamış ama görev yaptığı, para kazandığı Kıbrıs’ın yukarıda ayrıntılarını sıraladığımız tarihinden de haberi yok.
    Bu fikre direneceksin, bunu söyleyenlere direneceksin.
    Tarih bilmeyenlere, senin tarihini okumadan, seni tanımadan bu adada yaşayıp ahkâm kesenlere, sana akıl öğretmeye kalkanlara direneceksin.
    Kıdemli Savcı Erdinç Akyener Girne için; “Turizmin değil, suçların başkenti oldu” diyor. Güzel ülkenin, dünyanın en güzel adasının suç başkenti olmasına direneceksin.
    Nijeryalı çetelere direneceksin. Kara para aklamaya direneceksin. Uyuşturucuya direneceksin.
    İkisi hariç; sigara, kola satar gibi “diploma” diye uluslararası âlemde en ufak bir değeri olmayan kâğıt parçası satan “mahalle bakkalı” üniversitelere direneceksin.
    Öğrenci kılığında gelip “her işi” yapanlara direneceksin.
    Gece kulüplerine direneceksin.
    Kumarhanelere direneceksin.
    Betofislere direneceksin.
    Senin Leymosun, Kasaba, İskele Belediye Başkanları yokken (sahi neden yok?) Rumların; Kyrenia, Famagusta, Omorfo Belediye Başkanı seçmelerine, onların gelip burada yerleşik, yabancı kimlikli yandaşlarıyla toplantı yapmalarına direneceksin.
    Çoklu korolara, çoklu korolarda korist olan kaymakamlara direneceksin.
    Sen 1571’de adaya “seçilerek” gönderilmiştin. Son 30 yılda hiçbir ölçüye uymadan niteliksiz, vasıfsız işçi kılığında adaya doldurulan on binlerin senin sosyolojik özelliklerini değiştirmeye cüret etmelerine direneceksin. Asimile olmaya direneceksin.
    Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından yayınlanan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Kayıt dışı Ekonomi Raporu”na göre “5 çalışandan biri kayıt dışı” ve “vergi kaçırma eğilimi” çok yüksek oranda.
    Kayıt dışı çalışanlara ve vergi kaçırmaya direneceksin.
    Türkiye’nin Ayşe’sini, askerini, memurunu, suyunu, elektriğini, parasını istemeyenlere direneceksin.
    Türkiye’den gelen suyu becerip de dağıtamayıp denize dökenlere direneceksin.
    5 ilçe varken 22 belediyeye, 22 belediyede boş oturup para alan binlerce belediye çalışanına direneceksin.
    Binlerce belediye çalışanı boş otururken belediye sınırları içindeki toplanmayan çöplere, delik deşik asfaltlara, yanmayan sokak lambalarına direneceksin.
    Her şeye karşı çıkan, hiçbir şey yapmayan faşist sendikalara direneceksin.
    Ekmeğini, şişe suyunu, hamburgerini, sigarasını gidip Rum’dan alan; Rum bankalarını kullanan, Rum operatörlerinden hat alanlara direneceksin.
    Türkiye’nin her şeyine karşı olup da hafta sonları kumarhane/gece kulüpleri için gelenlere karşı çıkmayanlara; hele Vakıfların Dome Hotel’ini kumarhane olarak işletmekte hiçbir sakınca görmeyen sendikalara direneceksin.
    Girne sahilinde sabahlara kadar buzuki çalanlara direneceksin.
    Kumarhane’den bir saat çıkıp da Girne kaldırımlarında herkesin önünü ilikleyip kenara çekilerek kendisine yol verilmesini bekleyen magandalara, çapsız soytarılara, arkadan liselik eteği belindelere direneceksin.
    Türkiye’de 1943-47 arasında inşa edilen Nümune Hastahaneleri halâ aynı binada hizmet verirken, 78’de inşa edilen Nalbantoğlu Hst. için “ömrünü tamamladı” diyenlere, ama önce bu inşaatı bu kadar çürük yapanlara direneceksin.
    KTYHY’nin batırılmasına, Ercan’ın satılmasına, Ercan müteahhidinin “Hiç şimdiye kadar 100 milyonu bir arada görmüş müydünüz?” diye ileri geri konuşmasına; Türkiye’de şehirler arası 80-120 lira arası uçulurken Ercan’dan Türkiye’ye 300 liraya uçulmasına; kocaman Geçitkale’nin bomboş durmasına direneceksin.
    Bunu yapanlar için, “Acaba Larnaka’dan yüzde mi alıyorlar?” sorusunu aklına getirip onlara direneceksin.
    *****
    “Ya yarım Kıbrıs vâr olur/Ya Mücahit yaşamaz!” demiyordu “Mücahit Marşı”.
    “Ya Türk Kıbrıs vâr olur/Ya Mücahit yaşamaz!” diyordu.
    “TÜRK KIBRIS” ne demek hiç düşündün mü?
    TÜRK KIBRIS’a karşı olanların tümüne direneceksin ey Kıbrıs Türkü! 29 Mart 2018
    NOT; KKTC TMT MÜCAHİTLER DERNEĞİ’NİN MART 2018 TARİHLİ DİRENİŞ GAZETESİNDE YAYINLANAN YAZIDIR.

  • Erdoğan’dan Derbi Yorumu: Kumpas Var!

    Erdoğan’dan Derbi Yorumu: Kumpas Var!

    Cuma namazı çıkışı gazetecilere açıklamada bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Manifestomuzu İstanbul Kongresi’nde açıklayacağız” dedi. Erdoğan, dün oynanan Fenerbahçe-Beşiktaş maçında çıkan olaylara değindi. Erdoğan, yaşananları ‘kumpas’ olarak nitelerken, ‘Birileri bu terörü organize etti’ dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazı çıkışı soruları yanıtladı. 24 Haziran’da yapılacak erken seçimlere ilişkin olarak, “Kampanya başladı. Manifestomuzu İstanbul Kongresi’nde açıklayacağız” dedi.

    Erdoğan, “Milletvekilleriyle ilgili temayül yoklaması yapacağız” diye konuştu.

    Erdoğan, dün oynanan Fenerbahçe-Besiktaď maçında çıkan olaylara değindi. İşte Erdoğan’ın o açıklamaları;

    ‘ Yaşananlar bizi ciddi anlamda üzdü. Bu futbol teröründenöte bir şey. Açık konuşmam lazım bunda kumpas var. Dikkat ettiyseniz olaylar hep korner köşesinde oldu. Bu terörü birileri organize etti. Bu kendiliğinden olan bir şey değil. Maç gayet güzel gidiyordu. Futbolcu gitmiş kornerini atacak o esnada çakmakmış, şişeymiş bir şeyler atıyorlar. Şenol Hoca’nın başına gelen olay kabul edilebilir gibi değil. Keşke Tolga da orada bu işin içine girmemiş olsaydı. Ama Şenol Hoca’ya yapılanı affetmek mümkün değil. Şenol Hoca’yı, Aziz Başkanı herkesi aradım, hepsi durumdan çok şikayetçi. Çarşamba günü TFF konuyla ilgili kararı açıklayacak. Bize de devreye gireceğiz, çalışmalara katılacağız. Türkiye’de ‘fair play’ lafı hep söylenir ama uygulamaya gelince hiçbir şey yok. Tribünlerde biz hanımların, kızlarımızın olmasını istedik. Nedeni ‘fair play’di. Erkekler bu sayede daha edepli olur diye düşünürken, olay tam tersine döndü. Temennim odur ki yeni tedbirler alınmalı. Biz de Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak konunun üzerine gideceğiz’ dedi. (CNNTURK)

  • Akşener,seçime damga vurabilir mi?..

    Akşener,seçime damga vurabilir mi?..

    24 Haziran 2018 Pazar günü seçim yapılacak ve sandıklar kurulacak.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “Türkiye’nin bu ağırlık altında daha fazla kalması, 3 Kasım 2019’a kadar sabırla dayanması mümkün değildir.” dedi ve yapılan görüşmelerden sonra 24 Haziran 2018 Pazar günü seçim kararı alındı.

    Bugüne kadar erken seçime hep karşı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan da “Gerek Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi operasyonlar, gerek bölgemizdeki tarihi önemdeki gelişmeler Türkiye’nin bir an önce belirsizlikleri aşmasını zorunlu hale getirmiştir. Yeni yönetim sistemine geçiş giderek aciliyet kesbetmeye başlamıştır. Türkiye’nin gündemindeki iç ve dış gündemin yoğunluğu, erken seçim kararının açıklanmasıyla ortaya çıkacak belirsizliğin bir an önce ortadan kaldırılmasını zorunlu kılıyor” diyerek erken seçime gitme gerekçesini açıkladı.

    Şimdi gözler muhalefet cephesinde.
    Dikkat edilecek olursa ana muhalefet partisi CHP’de Cumhurbaşkanı adayı henüz belirlenmedi. CHP’den “Seçime hazırız” açıklamaları geliyor ama, kısa zaman içinde beklenen toparlanma sağlanabilir mi? Ya da başka formüller mi devreye girer bunu göreceğiz.

    Ortada görünen İYİ Parti ile SP’nin birlikte seçime girip, baraj sorununu ortadan kaldıracağıdır.
    Bu satırlar yazılırken Yüksek Seçim Kurulu henüz seçim takvimini açıklamamıştı. Hangi partilerin seçime katılıp, hangilerinin katılmayacağı da belirlenmemişti. İYİ Parti konusunda halen tereddütlerin olduğu da söyleniyor.
    İYİ Parti’deki yükseliş, Akşener’in Cumhurbaşkanlığı için adaylığını çok öncelerden açıklaması ve “Seçimlere de hazırız” demesi Akşener’in seçimlere damga vurup vuramayacağı tartışmalarını da beraberinde getirdi.

    Akşener ile daha önce bir görüşmemizde bize seçimlerle ilgili söylediği şu sözleri de sizlere aktaralım:
    “Benim tanıdığım Erdoğan se.imler için 2019 yılını beklemez. Benim tahminim 2018 yazında veya sonbaharında seçime gidileceği yönündedir.”
    İYİ Parti Genel Başkanı seçimlerin öne çekileceğini biliyordu ve bunun için de tüm hazırlıklarını ve önlemlerini bunun üzerine almıştı.
    Bu nedenle seçimlere en hazırlıklı partilerden birinin İYİ Parti olduğunu vurgulamaya çalışıyoruz.

    Bunun normal bir seçim olmadığı, baskın seçim şeklinde yorumlandığı çeşitli çevrelerce ifade ediliyor.
    Çünkü muhalefet cephesi, şu an için hazırlıksız yakalanmış sayılabilir.
    Aslına bakılacak olursa seçimler için en hazırlıklı parti İYİ Parti ve Saadet Partisi (SP) olarak görülüyor.
    Nitekim seçim kararının da İYİ Parti’nin önünün kesilmesi için alındığını söyleyenlerin sayıları giderek artıyor.

    Seçim kararının alınması sonrasında Yeni Çağ Gazetesi Yazarlarından Arslan Bulut “Karşı atak: Akşener’de birleşmek” başlığı altında bir yazı yazdı. Bulut, yazısında kısaca şu vurguyu yapıyor:
    “Diğer taraftan seçim yasası değiştirilmiş, mühürsüz oyların geçerli kabul edilmesi, sandık başına polis-jandarma çağrılması, gezici sandık gibi uygulamalar kurallaştırılmıştır. Bunlardan da vahimi, nüfus kayıtlarında, 2 milyon 537 bin ölünün yaşıyor göründüğü anlaşılmıştır. Yani, baskın seçimde de oyları çalanın Üsküdar’ı geçmesi için her türlü tedbir alınmıştır. İYİ Parti’nin 12 Aralık’ta kesinleşen büyük kurultayının geçerli kabul edilmemesi için de ellerinden geleni yapacaklardır. Bu sebeple, sandıklara sahip çıkmak yeterli değildir. 2 milyon 537 bin sahte seçmenle ve olağanüstü hal şartları altında, medyanın yüzde 90’ı da ele geçirilmişken baskın seçime gidilmesi büyük bir tuzaktır. Bu tuzak, ancak çok büyük bir karşı atakla bozulabilir. O atak da bütün muhalefetin Meral Akşener’in adaylığı üzerinde birleşmesidir. Bu iktidar Suriyeli ve Afgan nüfus ile Türkiye’nin nüfus yapısını da önemli ölçüde değiştirmiştir. Zaten bahsettikleri tek millet Türk Milleti değil, ne idüğü belirsiz bir topluluktur. Türklük, Anadolu ve Trakya’nın çimentosudur. Bu iktidar, bu çimentoyu yok etmeye çalıştı. MHP gibi Türk Milliyetçiliği üzerinde politika yapan bir partinin, Türklükten kurtulmakla övünen, Büyük Orta Doğu Projesi eş başkanlığını üstlenen bir iktidarı desteklemesi, milletin yıllardan beri nasıl ve hangi kurumlar üzerinden aldatıldığını ve kandırıldığını çok net bir şekilde ortaya çıkarmıştır. “

    Şunu söylemeliyiz:
    Demokrasilerde sandıklar vaz geçilmezdir. Seçimi bir şölene çevirmek, vatandaşlık görevini yapmak, sandıklara sahip çıkmak ve hiçbir bahane üretmemek gerekiyor. Bu nedenle 24 Haziran 2018 Pazar günü yapılacak seçimin milletimiz ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz.

  • Avrupa’nın medeniyeti nereye kadar … Prof. Dr. Ata ATUN

    Avrupa’nın medeniyeti nereye kadar … Prof. Dr. Ata ATUN

    Avrupa’nın medeniyeti nereye kadar

    Mart 2016’da, Ankara ve Brüksel arasında imzalanan ve Ege’deki insan kaçakçılığına son vermek için imzalanan anlaşma, birçok AB üyesi ülkenin kendi paylarına düşen miktarı ödemeyi reddetmesi nedeni ile sıkıntıya girdi. Bu ülkeler Türkiye’ye ödeme sözü veren Avrupa Komisyonu’nun bir sonraki 3 milyar avroluk fonun finansmanını sağlayacağına inandıklarından ellerini ceplerine atmıyorlar.

    Almanya, Fransa, Avusturya, İsveç, Danimarka ve Finlandiya’dan yetkililer Avrupa Komisyonuna gönderdikleri resmi mektupta daha fazla kaynak sağlamaya karşı olduklarını ifade ettiler. Etmesine ettiler ama Başkan Jean-Claude Juncker anında reddetti bu talebi. Türkiye’den fazlasıyla gıcık almış durumda olan Almanya hükümeti, Türkiye’nin, sınırları içinde yaşamlarını sürdüren milyonlarca Suriye’linin insani yaşam için gerekli her tür gereksinimini karşıladığını görmezlikten gelerek, bu paranın verilmesini, alt yapı çalışmalarını tamamlanmasına bağlamak istiyor.

    Midilli Mülteci Kampı

    Açıkça “ipe un serdim, yardım parası vermek istemiyorum”a getirmek istiyor konuyu. İşte Batı denilen, Ulusal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un İstiklal Marşımızda “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye tanımladığı ve son yüzyıldır bize medeni insanlar ve medeniyet diye kakalanmaya çalışılan Avrupa böyle bir yer, böylesi bir insan topluluğu. Demokrasi anlayışı da hep kendilerine. Türk askerinin başarısını perdeye aksettiren Can Feda filmini, içinde savaş sahneleri var diye sadece gece geç saatlerde yayınlanmasına izin verir ama Rambo benzeri filmlere hiç ses çıkarmaz.

    Yunanistan, tembel insanların ülkesi olduğundan, kendileri bir elleri yağda, diğeri balda AB’den iç ettikleri paralarla rahat rahat yaşamak ve Orta Doğu’dan gelecek mültecilere kucak açmak istemiyor. Midilli (Lesvos), Sakız (Chios), ve Sisam (Samos) adalarındaki mülteci kamplarındaki yaşam koşulları, IIci Dünya Savaşındaki Nazi Esir Kamplarından daha kötü. Mültecilerin sağlık koşulları yok. Mülteciler ve özellikle de kadınlar geceleri kendilerini konteynerlerine kilitliyorlar. Kadınlar geceleri tecavüze uğramaktan korktukları için tuvalete gitmeye çekinip altlarını bağlıyorlar. Tecavüz, soygun, yaralama almış başını gitmiş bu kamplarda.

    Türkiye ve AB arasında imzalanan ve Türkiye üzerinden AB’ye yapılan insan kaçakçılığına son vermek için imzalanan anlaşmanın çöküşü, 2016 yılında Avrupa’ya seyahat etmek isteyen yüz binlerce mültecinin yaşadığı Yunanistan için korkulu bir rüya, adeta kabus haline geldi.

    Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerginlik, hafta içinde yaşanan Kardak krizi benzeri, Didim açıklarındaki kayalığa Yunan bayrağının dikilmesi, Edirne’de iki Yunan askerinin tutuklanması, göç krizi ve Kıbrıs gibi kangrenleşmiş diğer konulardaki gerginlik gün geçtikçe artma eğilimine girmiş durumda.

    Türkiye ile baş edemeyeceğinin bilincinde olan ve neredeyse 2 asırdır sırtını Avrupa Devletlerine ve 20 yüzyıl itibarı ile de ABD’ye de yaslayarak Türkiye’ye kafa tutmaya çalışan Yunanistan, Türkiye konusunda artık ABD ve AB’nin pek bir şey yapamayacağını anlamış olmalı ki, çareyi devreye Rusya’yı sokmakta görüyor. Yunanistan Başbakanı Çipras (Tsipras) geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i telefonla arayarak Türkiye ile aralarında sürmekte olan gerginliğin yumuşatılması konusunda Başkan Putin’den yardım istemesi, bir AB ve NATO üyesi ülkenin yapabileceği iş değil. Belli ki, Yunanistan fena sıkışmış…

    Prof. Dr. Ata ATUN
    KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı
    e-mail: [email protected] veya [email protected]

    Facebook: AtaAtun1

  • EKONOMİ ÇIKMAZA GİRDİ ERKEN SEÇİM GELDİ * Seçime götüren rakamlar

    EKONOMİ ÇIKMAZA GİRDİ ERKEN SEÇİM GELDİ * Seçime götüren rakamlar

    NACI KAPTAN POST

    Cumhuriyet
    Emre Deveci
    18 Nisan 2018

    Seçime götüren rakamlar

    24 Haziran’da baskın seçime gidilmesinde ekonominin giderek ısınması etkili oldu. Kur, faiz, dış borç, enflasyon ve cari açık verileri alarm veriyor.

    AKP-MHP ittifakı Türkiye’yi baskın seçime götürmeye karar verirken, ekonomide alarm veren göstergeler bu adımda etkili oldu.

    MHP lideri Devlet Bahçeli’nin erken seçim çağrısı yaparken artan ekonomik risklere ve döviz fiyatlarının fren tutmamasına işaret etmişti, dün de AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan ekonomide makro ekonomik kararların verilmesi gerekliliğine değindi. İşte o alarm veren göstergeler:

    1-TL dibe vurdu: Geçen hafta Dolar/TL kuru 4.19, Avro/TL kuru 5.19 ile rekor kırdı. Türkiye’nin fiyat düzeyinin ticaret yaptığı ülkelerin fiyat düzeylerine göre değişimini gösteren tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) bazlı reel efektif döviz kuru endeksi (REK) martta 83.42 ile tarihinin en düşük düzeyine geriledi. Dövizdeki yükseliş, başta özel sektör için olmak üzere dış borcu daha tehlikeli hale getiriyor. Nitekim, son dönemde Ülker ve Doğuş gibi büyük grupların kredi yapılandırma başvurusu yapmalarında TL’deki değer kayıplarının önemli payı var.

    2- Dış borç kriz düzeyinde: Türkiye’nin toplam dış borcu, Eylül 2017 itibarıyla 453.2 milyar doları aştı. Bunun 136.2 milyarı doları (yüzde 29) kamuya ait. 316.4 milyar doları (yüzde 70) özel sektörün borcu. Toplam dış borcun milli gelire oranı ise yüzde 53.3 ile 2001 krizindeki seviyelere yaklaştı. Türkiye’nin iç ve dış toplam borçları ise 3 trilyon 604 milyar liraya ulaşarak milli geliri aşmış durumda.

    3- Döviz açığında rekor: Finansal kesim dışındaki firmaların (reel sektör) net döviz açığı ocakta 2016 sonuna göre 8 milyar 886 milyon dolar artarak 221 milyar 536 milyon dolara yükseldi. Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’in özel sektöre “aman borçlanmayın, fırtına geliyor” demesinin nedeni de söz konusu döviz açığı. AKP Genel Başkanı Erdoğan, bu açıklamanın ardından Şimşek’i isim vermeden fırçalamış ve “kendi ayağına kurşun sıkmakla” eleştirmişti.

    4-Cari açık alarm veriyor: Türkiye ekonomisinin en büyük sorunlarının başında gelen ve TL’deki değer kaybında etkili olan cari işlemler dengesi, şubatta 4.15 milyar dolar açık verdi. Ocak-Şubat dönemi cari açık, 11.19 milyar dolar olurken, 12 aylık cari işlemler açığı 53.3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Cari denge geçen yılın şubat ayında 2.57 milyar dolar, 2017’nin tamamında 47.17 milyar dolar açık vermişti. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in not indirme kararında başta gelen nedenlerden biri de cari açıktaki artıştı.

    5-Enflasyon ve işsizlik çift hanede: 2017’de yüzde 7.4’lük büyüme olduğu açıklansa da halk, büyümeyi kendi cebinde hissetmedi. 2017’yi yüzde 11.92 ile kapatan enflasyon (TÜFE), martta yüzde 10.23 ile çift haneye demirledi. Temel ihtiyaç maddelerinde bu oran yüzde 20’ye yaklaştı. Benzin 6 lirayı aşarken birçok mal ve hizmet zamlandı. 7.4’lük büyümeye rağmen 2016’de yüzde 10.9 olan işsizlik 2017’yi de aynı oran ile kapattı. Ocak 2018’de işsizlik yüzde 10.8 oldu. Genç tanımlı işsizlik 6.2 milyon kişiye ulaştı.

    6-Faizler zirvede: ABD başta olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde faiz oranları artıyor, bu da dışarıdan borçlanmayı giderek daha pahalı hale getiriyor. Nitekim, Hazine Müsteşarlığı’nın Ekim 2028 vadeli 2 milyar dolar borçlanırken, faiz oranı yüzde 6.20 oldu. TL cinsinden faizler de yükselişte. Merkez Bankası’nın tüm fonlamayı yaptığı Geç Likidite Penceresi faizleri yüzde 12.75 iken gösterge 2 yıllık gösterge tahvil faizi geçen hafta yüzde 14.70’i, 10 yıllık tahvil faizi yüzde 13.56’yı gördü. Konut kredisi faizleri 9 yılın en yüksek seviyelerinde seyretmeye devam ediyor. Bankaların uyguladığı konut kredilerinin ortalama faizi 6 Nisan haftası itibariyle yüzde 14.97 seviyesine yükseldi. Bu da, AKP döneminde Türkiye ekonomisinin en öne çıkan sektöründe iflas haberlerini artırıyor, konut satışları düşüyor.

  • Kemal Kılıçdaroğlu: 24 Haziran seçimlerini değerlendirdi. %60 DEMOKRASİ Kazanacak

    Kemal Kılıçdaroğlu: 24 Haziran seçimlerini değerlendirdi. %60 DEMOKRASİ Kazanacak

    CNN Türk’te yayınlanan “Gece Görüşü” programına katılan CHP lideri, erken seçim süreci hakkında açıklamalarda bulundu.

    İşte Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından bazı satır başları şöyle;

    • Bu seçim Türkiye’yi yönetemiyorum seçimi, onun itirafı. Seçime gitme nedenleri ‘biz artık Türkiye’yi yönetemiyoruz bütün bu imkanlara rağmen Türkiye’yi yönetemiyoruz, ekonomiyi yönetemiyoruz, eğitimi yönetemiyoruz, dış politikayı yönetemiyoruz’ demeleri. Demokraside ciddi sorunlar var ve geldik biz tıkandık. Dolayısıyla ‘milletin yakasından düşmek istiyoruz’ diyorlar halka gidiyorlar. Budur Türkçesi budur. Ülke demokrasi istiyor, adalet istiyor, vatandaşlarımız iş istiyor, aş istiyor. Ekonomik problemlerinin çözüldüğü bir Türkiye istiyor. Çiftçi ürünün karşılığını almak istiyor. Çalışanlar ücretlerinin enflasyon karşısında ezilmemesini istiyor. İş dünyası daha demokratik ve özgür bir ülkede üretmek istiyor, ihracat yapmak istiyor.

    HAZİRANDA AYI “ADALET” YÜRÜYÜŞÜMÜZÜN AYI

    •Haziran ayı gündüzün en uzun olduğu ay. Bu haliyle yılın en aydınlık ayı. Yazın başlangıcı. Haziran ayı kiraz mevsimi, doğanın canlandığı bir mevsim. Haziran Türkiye’ye kendi aydınlığı ile gelecek. Haziran ayı aynı zamanda geçen seneki Adalet Yürüyüşümüzün başladığı ay. Biz geçen seneki Adalet Yürüyüşümüzle Maltepe’de de ifade ettiğim gibi duvarın dibine gelmiştik. Şimdi bu haziranda o duvarı yıkacağız. Demokrasiye, özgürlüğe herkesin işi, aşı olması gerektiğine inanıyoruz. Sağcısı, solcusu sosyal demokratı, ülkücüsüyle, muhafazakarıyla birlikte tıpkı yaklaşık yüzyıl önceki Kuvay-i Milliye hareketinin Anadolu’da yarattığı birlik beraberlik duygusuyla bu duvarı yıkacağız. Herkes inansın başaracağız.

    DİRİLME ŞANSLARI YOK

    • (Danışıklı dövüş mü, Devlet Bahçeli’nin bir oyunu mu?) Bizim için hiç fark etmiyor. Yani birisinin oyunu mu olur oyunu olmaz mı, bir an önce bunların bu milletin yakasından düşmesi lazım. Bu ülkenin huzura ihtiyacı var, bu ülkenin birlikte yaşamaya ihtiyacı var. 15 yıldır ülkeyi yönetiyorlar geldikleri nokta bu. Sanıyorum bugün Yeni Şafak’ın manşetiymiş ‘Diriliş Sandığı’ diye atmış demek ki ortada bir ölü var ki diriltmeye çalışıyorlar ama dirilme şansları da yok yine. Ayrıca Yeni Şafak’a da teşekkür etmek lazım böyle bir manşet attığı için.

    PARTI MECLİSİ BELİRLEYECEK

    • (Cumhurbaşkanı adayı mısınız?) Bizim adaylığımızı daha doğrusu partinin adayını Parti Meclisi belirler. Parti Meclisi’nden yetki almak lazım, konuşmak lazım Parti Meclisi ile. Önümüzdeki hafta süratle zaten Parti Meclisi’ni toplayacağız, düşüncelerimizi bir şekliyle kamuoyu ile paylaşacağız. Şu anda tarih belli değil ama Pazartesi biliyorsunuz 23 Nisan var, Salı günü grup var. Çarşamba, Perşembe günlerinden birisi olabilir. Parti Meclisini toplayabiliriz.
    • (Ön seçim olacak mı?) Onu da oturup Parti Meclisi’nde konuşacağız. YSK bir takvim açıklayacak herhalde. Ön seçim için de belli bir gün verecek. Parti Meclisi’nin tavrına tutumuna bağlı. Tabi bizim tüzüğümüze göre eğer ittifak olacaksa siyasal partiler arasında ön seçim yapmayabiliriz ama ittifak olmayacak ise ön seçim yapmak zorundayız.
    • (İttifak görüşmeleri için nasıl bir takvimlendirme yaptınız?) Pazartesi günü Temel(Karamollaoğlu) bey ile görüşeceğiz zaten. Diğer siyasi partiler ile de görüşeceğiz. CHP olarak hedefimiz şu: kim demokrasiyi istiyorsa, kim demokrasiden yana tavır alıyorsa, kim tek adam rejimine karşı ise ortak hareket edeceğiz, yani bu kadar basit. Siyasal partiler kendi kimlikleriyle ama hep beraber ayrı ayrı demokrasiyi savunacağız.

    İYİ PARTİ SEÇİME GİRMEYE HAZIR BİR PARTİ

    (İYİ Parti’nin durumu?) İYİ Parti’nin seçime girmesinin engellenmesini demokrasi açısından talihsizlik olarak görürüm. Bugünkü aşamada bilmiyorum girip giremeyeceğini. YSK bir karar verdi mi vermedi mi ama İYİ parti çalışan, kongrelerini yapan, kurultayını yapan ve seçime girmeye de hazır olan bir siyasi parti.

    YÜZDE 60 İLE DEMOKRASİ KAZANACAK

    (Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oy oranı 55,6 görünüyor, Mahir Ünal’ın açıklamasına göre, siz ne bekliyorsunuz?) En az yüzde 60 ile demokrasi kazanacak.

  • Akparti’ye Yakınlığıyla Bilinen Kanalda Kemal Kılıçdaroğlu Gafı…

    Akparti’ye Yakınlığıyla Bilinen Kanalda Kemal Kılıçdaroğlu Gafı…

    Ülke TV’de yayınlanan En Sıradışı programında erken seçim konusu tartışılırken, Programının Moderatörü Turgay Güler’den ilginç bir yorum geldi. Yorumunda “Kemal Kılıçdaroğlu Programıma Konuk Olur da Sorularımı Cevaplarsa Oy Veririm.”-Benim adayım Kemal Kılıçdaroğlu diye açıklama yaptı.

    Ülke Tv iktidara yakınlığıyla biliniyor.

    Turkishnews

  • Sondakika: Kupada Olaylı Yarı Final-Maç Ertelendi

    Sondakika: Kupada Olaylı Yarı Final-Maç Ertelendi

    Sondakika-Sondakika

    Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan Ziraat Türkiye Kupası mücadelesinde Fenerbahçe tribününden atılan bir cisim Beşiktaşlı teknik direktör Şenol Güneş’in kafasına isabet etmesi nedeniyle

    maç durduruldu.

    Cisim Fenerbahçe Tribününden geldi!

    Fenerbahçe tribününden gelen yabancı cisim, Şenol Güneş’in yaralanmasına neden oldu. Beşiktaşlı çalıştırıcının kafasına beş dikiş atıldı.

    Tolga Zengin’i olay mahalinden uzaklaştırmaya çalışıyordu!

    Tolga Zengin ile Fenerbahçe tribünü arasında gerginlik çıktı. Tolga’yı olay mahalinden uzaklaştırmaya çalışan Şenol Güneş’in kafasına koltuk atıldı. Güneş aldığı darbeyle yere yığıldı.

    Yaşanan olaylar sonrası maçın tatil edildiği bildirildi. Bu sonuca göre Fenerbahçe 3-0 hükmen mağlup sayılacak.

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 19 Nisan 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 19 Nisan 2018 )

    1. Ermeni milletvekili Armen Ashotyan, Facebook’taki bir yazıyla yaptığı açıklamada, Letonya parlamentosunun ikinci kez oturumunda Ermenistan – AB Kapsamlı ve Gelişmiş Ortaklık Anlaşması'(CEP) nı onayladığını bildirdi. (İ)

    2. ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Wess Mitchell, Türkiye’nin Rus S-400’ü satın almasının ABD tarafından yaptırıma yol açabileceğini ve Ankara’nın F-35 programına katılımını etkileyebileceğini söyledi. (İ)

    3. Ermeni Gençlik Federasyonu Batı Birleşik Devletleri (AYF-WUS) Ermenistan’daki Protestolara İlişkin olarak her Ermeni vatandaşının barışçıl bir şekilde protesto ve görüşlerini açıklama hakkını desteklediğini bildirdi. (İ)

    4. Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian Perşembe günü, Avrupa Birliği ile Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu ve Üye Devletleri ile Ermenistan Cumhuriyeti arasındaki Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması’nın (CEPA) onaylanmasıyla ilgili yasayı imzaladı. (İ)

    5. Glendale Kent Konseyi, Ermeni Amerikan Müzesi Oluşturma Fikrini Onayladı.(İ)

    6. ‘Benim adımım’ hareketi lideri Toplum Sözleşmesi Partisi Genel Başkanı Nikol Paşinyan taktik değiştirdiklerini belirterek ʺYolları kapatmıyoruz, aksine yolların her iki tarafında duruyor ve şoförlere ‘Serj’e karşıysan sinyal ver’ diyoruz. (T()

    7. Aurora Prize’ın “Yüz Yaşam” projesinden derleyerek Gazetekarınca’nın Türkçeleştirdiği “1915’ten Bugüne: Ermeni Portreleri”, Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’ nin desteği ile kitaplaştırıldı. Kitap, 24 Nisan’da okurla buluşacak. (T)

    8. Ermeni <sözde> Soykırımı yıldönümü Capitol Hill’ de anıldı. ABD Senatörleri ve Temsilcileri, Çarşamba akşamı Kongre’ de Ermeni İşçi Partisi’ nin ev sahipliğini üstlendiği etkinlikte bir araya geldiler. (İ)

    9. Ermeni <sözde> Soykırımı belgeseli “ Çöl Kargaları”, Glendale Belediyesi, Los Angeles İlçe Danışmanı Kathryn Barger 5 inci Bölge ile ortaklaşa LA Harbor Uluslararası Film Festivali ile işbirliği içinde, 25 Nisan’da ücretsiz bir gösterimine sponsor oluyor. (İ)

    10. Erivan Emniyet Müdürlüğü : Erivan’ da devam eden yasadışı mitingde gözaltına alınanların sayısı 100’e ulaştı. (İ)

    11. “İnkar Mimarları” filminin yapımcıları olan Dean Cain ve Montel Williams, 22 Nisan 2018 Pazar günü saat 22: 00′ de Los Angeles KTLA 5 TV’ de bir saatlik özel bir programda konuşacaklar. (İ)

    12. İran parlamentosu Aras Nehri üzerindeki hidroelektrik santrallerinin yapımını onayladı.
    Magri’ deki hidroelektrik santralı inşasına ilişkin proje, uzun yıllardır Ermenistan – İran ekonomik ilişkileri gündemi ile ilgili en önemli soruların listesindeydi. (İ)

    13. UCLA Yasası ve Georgetown Soykırım Sorumluluğu ve ALC Direktörü ile Mutabakat Panelleri Ermenistan Hukuk Merkezi’ nin Genel Direktörü Kate Nahapetian, UCLA Hukukunda soykırım hesap verebilirliği konulu panelde 11 Nisan ‘ da konuştu. (İ)
    ”https://armenianweekly.com/2018/04/18/ucla-law-georgetown-panels-alc/

    14. Rusya ve Ermenistan, Ortak Hava Savunma Sistemi’nde yer alacak askeri kuvvet ve araç listesi konusunda anlaştılar. (T)

    15. Bu acı hepimizi buluştursun. Örtü açıldığında altından üç yanlı metal üstünde, yaralı kan pıhtılı bir nar ile simgelenen en özgün 1915 anıtlarından biri çıkıyor. Hırçın olmayan bir söylem ile Türkçe, Ermenice, İngilizce 1915 soykırımı anılıyor. Tabandaki metalde ise Almanca metin.

  • Erken seçim tasarısı Komisyon’dan geçti

    Erken seçim tasarısı Komisyon’dan geçti

    Erken seçim tasarısı Anayasa Komisyonu’ndan geçti. HDP’lilerin terkettiği salonda tasarı oy birliği ile kabul edildi.

  • ARTIK SÖZ SİYASİLERİN

    ARTIK SÖZ SİYASİLERİN

    Seçim sürecine girdiğimiz şu günlerde siyasi parti ve partililere çok iş düşüyor. Öncelikle iktidar partisinin söyledikleri, inkar ettikleri, vaad edip halkı kandırdıkları ve en önemlisi de ‘´kandırıldık´´ diyerek itirafta bulunması çok iyi işlenmelidir. Halka kandırılmış olduğunu ve tekrar bu ekibin iş başına getirilmesi halinde yalan, talan ve kandırılmanın daha da artacağı anımsatılmalı, belgelerle ortaya konmalı ki ne olup bittiği sır gibi saklanan olaylardan halkta haberdar olsun. Şu anda ülke terör ve ekonomi kıskacında. Buna bağlı olarak da yönetim felç. Ülkenin yönetilemediğini iktidarın yetkilileri söylüyor. Bütün bunların gelişmesi ve sonuçlarının neler olacağı iyi anlatılırsa mevcut kadroların iktidardan uzaklaştırılması işten bile değil. Halka olayları iyice anlatmak ve muhalefetin tek vücut olarak adalet, özgürlük, güvenlik konularında tek ses tek vücut olması Türkiye´de ki tabloyu değiştirecektir.

    Ancak iç ve dış barış felçtir, ekonomi dibe vurmuştur. Şatafat ve savurganlık hiçbir zamanda görülmemiş ama bu iktidar tavan yapmıştır.Eğitim, gelir dağılımı, adalet kavramlar yoktur, konuşulması bile yasaktır. Muhalefetin bütün bunları masaya yatırarak nasıl çözeceğini ve halktan fedakarlık isteneceğini samimi olarak ortaya koymaları iktidarın sonu olacaktır. Bugüne kadar çok güç süreçlerden geçildi. 200 gazeteci, 10 bine yakın öğrenci hapiste. Düşünen beyni ve kalemi olanlar susturulmuştur. İşinden, aşından, huzurundan edilmiştir. Özgürlük ve demokrasi mücadelesinin bedelini fazlasıyla ödemişlerdir. Yazabilen, konuşabilen düşünenler ise her an için göz altına alınma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Devlet, demokrasi çökmüş yerini yaşamakta olduğumuz yönetimin dinci, eyci, heyci icraatları almıştır. Eli kalem tutanlar  görevini yapmış, sıra siyasilere gelmiştir.

    Görünür tabloya göre yeni bir birleşme ve tepki hareketi başlamıştır. Özellikle İyi partinin yükselişi ve Saadet partisinin ortaya koyduğu performans geçmiş siyasileri iyice silkeleyecek durumdadır. Birde bunlara sadık Kürt vatandaşlarımızın dayanışması eklenirse ‘´Ey yolcu güle güle´´ şarkısının söylenmesi işten bile değildir. Birkaç sefer aldatıldığını itiraf eden siyasi oluşuma artık yeter bu yalanlar diyebilen sağ duyulu seçmene ihtiyaç vardır. Ana muhalefet partisi CHP ne yapar? Tek hedefi güç birliğini gerçekleştirmek ve cumhuriyet, demokrasi düşmanlarına pasaportlarını vermek olmalıdır.

    ‘´Devlet karşısındaki kim olursa olsun, güvenilir olmak zorundadır. Yoksa bir kez aldatabilirsiniz. Bir dahaki sefere hiç kimse sizin sözünüze inanmaz´´ Bülent Ecevit´´

    Maalesef devletin iç ve dışta güvenirliği tamamen sarsılmıştır. Aldatma konusunda ise geçmiş gazete sayfalarına bakıldığında bir birini tutmayan, çelişkili kararların uygulandığı görülecektir. En yakın örnek erken seçim yok deyip arkasından baskın seçim yapanlara bu halk nasıl güvenecek.?

    Memleketimiz ve halkımız için hayırlara vesile olur inşallah. Dürüst, vatansever, demokratik Türkiye güneşinin doğması dileğiyle.

    Siyasi iktidarın seçmene sunacağı tabloya Nasrettin Hoca´nın gözüyle bakalım:

    Karakaçanın sırtında yolculuk yapmakta olan hoca susamış. Kızılırmak gürül gürül akıyor ama su bulanık, Kıpkızıl, pis ve çamurlu içilecek gibi değil. Hemen gitmiş çevrede tertemiz suyu olan bir eşme bulmuş. Tasını doldurmuş Kızılırmak´ın sularına dökmüş.

    ‘´ Ey yavrum, su dediğin böyle olur´´ demiş.

    TÜRKİYEDEN MANZARALAR :

  • Eskişehir’de Şehir Hastanesi ulaşımı için ağaçları bir gecede kestiler

    Eskişehir’de Şehir Hastanesi ulaşımı için ağaçları bir gecede kestiler

    Turkishnews|Eskişehir-Ankara yolu 8. Km üzerinde yapımına devam edilen Şehir Hastanesi’nin bağlantı yolu nedeniyle; Karayolları ekipleri tarafından onlarca ağaç gece geç saatlerde kesildi.

    Kesilen onlarca ağacın gece kesilmesi ve sabaha kadar kesim işleminin devam etmesi ise halk tarafından tepki ile karşılandı. (Esgündem26)

  • Kılıçdaroğlu’ndan Adaylık Açıklaması

    Kılıçdaroğlu’ndan Adaylık Açıklaması

    Erken seçimler ile ilgili gazetecilerin sorularını yanıtlayan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlıği adaylıgı ile ilgili sorulara; “Chp’nin adayını ben değil, parti organları belirler. Adayımızı parti içinde konuşup açıklayacağız.” Dedi.

  • Seçimde AKP’yi Alaşağı Edip, Atatürk Cumhuriyetini Yeniden Kuralım…

    Seçimde AKP’yi Alaşağı Edip, Atatürk Cumhuriyetini Yeniden Kuralım…

    16 seneden beri bu ülkede, kurtarıcımız Mustafa Kemal Atatürk’e ve devrimlerine yapılmayan kötülük, düşmanlık ve ihanet kalmadı…

    16 seneden beri bu ülkede, ATA’mıza ağızlarına geleni söylediler… Bebelerin, gençlerin, çocukların beyinlerine Atatürk’e karşı kin, nefret tohumları ekmeye çalıştılar.

    Cumhuriyeti, laikliği ortadan kaldırmak için ellerinden geleni artlarına koymadılar.

    Milli devlet, milliyetçilik, bayrak, Türk, Türklük yok edilmek istendi. Tabelalardan TC’leri sildiler. Mitinglerde bayrak satan garibanları yerlerde sürüklediler. Ellerinde bayrak taşıyan şehit analarını meclis kapısından geri çevirdiler.

    PKK ile önce canciğer kuzu sarması oldular, meydanlarda halay çekip, Kürtçe türküler söylediler,  sonra kavga ettiler…

    Ulusal kurtuluş savaşlarına bile dil uzattılar.

    Cumhuriyet dönemini, devrimleri, yapılan yenilikleri, İstiklal Savaşı komutanlarını ve kahramanlarını küçümsediler… Adlarını kitaplardan, okullardan, resmi kurumlardan, konuşmalardan çıkardılar…

    Onlarla alay ettiler.  Onlara hakaretler yağdırdılar.

    AKP Ankara milletvekili adayı Ela Kiraz, “Bir gün gelecek 29 Ekim’i yas, 10 Kasım’ı bayram olarak kutlayacağız” dedi.

    AKP eski Balıkesir milletvekili Tülay Babuşçu, “600 yıllık İmparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi” mesajını paylaştı ve büyük tepki topladı.

    Babuşçu bu sözlerinin ardından “Bizans dostu kahpe İnönü” şeklinde bir tweet paylaşmış, tepkiler nedeniyle tweetini silerek, Meclis’te özür dilemiş, sonra da Cumhuriyete tekrar dönmüştü…

    TBMM Başkanı ise şunları söylemişti:

    “Dünyanın en eski tüneli Londra’da, ikinci en eski tüneli ise İstanbul’da Karaköy-Taksim arasındaki tüneldir. Arasında 12 yıl fark var, İstanbul 1875 yılında, Londra ise 1863 yılında tünele kavuştu. Güzel bir yol seferberliğimiz olmuştu. Hicaz Demiryolu ‘nu yapmıştık. 8 senede koca çölü aştık. 1400 kilometrelik Hicaz Demiryolu inşa edildi, 21 günlük mesafe 21 saate indi ve Abdülhamit’in tahta geçişinin yıldönümünde, 1908’de açıldı. Bir duraklama devri geçirdik ve derken şimdi muhteşem bir dönem yaşıyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün emek verenlerden Allah razı olsun diyoruz.”

    Başkan, Osmanlı devleti ile günümüz arasında geçen Cumhuriyet dönemini “DURAKLAMA DEVRİ” olarak tanımlamıştı…

    Önümüzde bir seçim var yine. Bu seçim, aydınlıkla karanlığın, cehaletle uygarlığın savaşımıdır. Bu seçim, parlamenter sistemle diktatörlüğün, Kemalist Cumhuriyet rejimi ile “Tek Adam Rejiminin” savaşımıdır…

    Şeriatçı ile Cumhuriyetçi arasındaki kavgada Cumhuriyetin yanındaysan, Atatürk ile Vahdettin seçiminde Atatürk’ün yanındaysan, yalan ile gerçek arasındaki kavgada gerçeğin yanındaysan, cehalet ile bilim arasındaki kavgada bilimim yanındaysan, kısaca aydınlıkla karanlığın mücadelesinde aydınlığın yanındaysan; iki elin kanda da olsa seçime geleceksin, zevkini, sefanı bırakıp AKP’ye “HAYIR” diyeceksin… Plajlara koşmayacaksın. Çünkü imamlar seçimlerde plajlara koşmuyorlar… Sandığa koşuyorlar.

    Araştırmalar göstermiştir ki, seçimlere katılım arttıkça AKP’nin işi zorlaşmakta, kaybetme olasılığı artmaktadır…

    Peki, katılmazsan, AKP’ye hayır demezsen ne olur?

    Tüm okullar imam hatip olur… Herkesin başında türban, takke, üzerinde çarşaf olur…

    Türkiye, Malezya, Arabistan, Katar, Afganistan olur…

    Hukuk guguk olur…

    Parlamento, bakan, başbakan, milletvekili toz olur… Türkiye’nin başında TEK ADAM olur…

    Ülke eyaletlere ayrılır, Federatif İslam Cumhuriyeti olur…

    Devletin adı Cumhuriyet kalsa da başında padişah olur…

    Başkan, alikıran, baş kesen olur…

    YANİİİ, BU SAVAŞ, BİR VAR OLMA YA DA YOK OLMA SAVAŞIDIR…

    “Bu seçim, aydınlıkla karanlığın, cehaletle uygarlığın savaşımıdır…”

    Bu seçim, parlamenter sistemle diktatörlüğün, Kemalist Cumhuriyet rejimi ile “Tek Adam Rejiminin” savaşımıdır…

    Kardeşin kardeşi boğazladığı Suriye, Irak, Libya, Afganistan gibi ülkelere dönüşmek istemiyorsak, tüm vatansever partiler dayanışma, birlik ve bütünlük içerisinde sandığa gitmeli, Türkiye’yi AKP belasından kurtarmalıdırlar…

    Hele hele, protestoymuş, boykotmuş, bilmem neymiş gibi saçma sapan girişimlerle, seçimden kaçarak, egemen güçlerin değirmenine asla su taşımamalıdırlar…

    Bütün bunlara bir de şunu ekleyeyim: Asla moral bozucuların yönlendirmelerine kanmamalı, sandıkları çok iyi denetlemeliyiz…

    Islak imzalı raporlar alınıp, parti merkezlerine zamanında teslim edilmelidir… Bu raporlar, bir anlaşmazlık durumunda kanıt olarak gösterilmelidir…

    BARO her sandığın başına bir avukat dikmelidir…  Belgeleri Yüksek seçim Kuruluna teslim edene dek muhalif üyeler görevlerinden ayrılmamalıdırlar. Çünkü oy, üye, sandık denetimi, en üst düzeye çıkarılırsa, oy hırsızları sanatlarını icra edemezler, çalıp çırpamazlar…

    Ekonomi batıyor. AKP zor durumdadır. AKP batmak ve çökmek üzeredir. Satacak bir şey de kalmadı. Korku ve telaşları bundan ileri gelmektedir. Onun için yangından mal kaçırır gibi küçük ortağı ile birlikte bir BASKIN SEÇİM düzenlemiştir.

    Hedef diktatörlüktür. Bu oyunu bozalım. Seçim hilelerine engel olalım.

    Haydi, yurtseverler, haydi Atatürkçüler görev başına… AKP’yi tarihin karanlıklarına gömelim…

  • Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci: Firmalarımıza Azerbaycan pazarını keşfetmeleri için yardımcı olmaya çalışıyoruz

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci: Firmalarımıza Azerbaycan pazarını keşfetmeleri için yardımcı olmaya çalışıyoruz

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci başta Türkiye – Azerbaycan ekonomik ilişkileri olmakla ,iki devlet arasındaki ticaret hacmi, ortak yatırımlar ve ticarette milli para kullanmasına ilişkin , TREND Haber Ajansı’na özel açıklamalarda bulundu.

    İşte Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin açıklamaları;

    Türkiye ile Azerbaycan arasında Tercihli Ticaret Anlaşmasına (TTA) büyük önem veriyorum

    Azerbaycan ile ticaret hacmimiz 2017 yılında yaklaşık %10 oranında artarak 2,7 milyar dolar seviyesine yükselmiştir. Azerbaycan’a ihracatımız 2017 yılında 1,35 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bahse konu dönemde Azerbaycan’dan yaptığımız ithalat 1,34 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ticaretimiz bir denge içinde seyretmektedir.

    Ancak ben toplam ticaret hacmimizi çok daha ileriye taşıyacağımıza inanıyorum. Bu sebeple de, müzakereleri hızla devam eden Tercihli Ticaret Anlaşmasına (TTA) büyük önem verdiğimi belirtmeliyim.

    Kardeş ülkelerimizin ticari ve ekonomik ilişkilerini daha da derinleştirmek adına iki ülke arasında bir TTA imzalanması hususunda görüş birliğine vardık. Bu çerçevede, Ekim ayındaki Bakü ziyaretimizde iki ülke arasında bir TTA imzalanmasına ilişkin Mutabakat Zaptı’nı değerli dostum Şahin Mustafayev ile beraber imzaladık. En kısa zamanda Müzakerelerin sonuçlandırılacağını ve anlaşmayı imzalayacağımızı umuyorum.

    Azerbaycan ülkemiz firmalarının yatırım için daima olumlu baktığı ülkelerden birisi

    Dünyadaki küreselleşme hareketleri hız kazandıkça, üretim modelleri de buna ayak uydurmaya başladı. Türk firmaları da bu kapsamda üretimlerini sadece milli sınırlar içerisinde değil, dünyanın dört bir yanında sürdürüyor.

    Bu çerçevede, ezelden beri kardeş ve dost ülke olan Azerbaycan da ülkemiz firmalarının yatırım için daima olumlu baktığı ülkelerden birisi olmuştur.

    Kültürel ve tarihsel bağlarımız, büyüyen ekonomi, zengin doğal kaynaklar ve coğrafi konumu Azerbaycan’ı Türk yatırımcılar için cazip kılan unsurlardan sadece bazılarıdır.

    Bilgi ve iletişim, finans, perakende, tarım ve gıda sanayi ile enerji sektörleri Azerbaycan’ın yatırım açısından önemli fırsatlar sunduğu alanlar. Hâlihazırda bu sektörlerde Azerbaycan’da ciddi yatırımlarımız mevcut olsa da, biz Türkiye olarak bunları yeterli görmüyor, bu alanlardaki işbirliğini daha da artıracağımızı düşünüyoruz.

    Bu amaçla, Azerbaycan’daki yatırım imkânları hakkında özel sektörümüzü düzenli olarak bilgilendiriyor, firmalarımıza Azerbaycan pazarını keşfetmeleri için yardımcı olmaya çalışıyoruz.

    Azerbaycan sermayeli firmaların Türkiye’deki yatırımlarının giderek çeşitlenmesini ümit ediyoruz

    2002-2018/Şubat döneminde Azerbaycan menşeli firmaların ülkemize yaptıkları doğrudan yatırımlar yaklaşık 6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş olup, Azerbaycan, yatırımcı ülkeler arasında 12. sırada yer almaktadır.

    Azerbaycanlı firmalar tarafından gerçekleştirilen doğrudan yatırım mahiyetindeki sermaye transferlerinin çok önemli bir bölümü, enerji üretim ve iletimi ile rafine petrol ürünleri imalatı sektörlerine yoğunlaşmaktadır.

    Azerbaycan ekonomisinin yurtdışı doğrudan yatırım deseni göz önüne alındığında, Türkiye’deki enerji sektörü fırsatlarının Azerbaycan menşeli firmalar açısından önemli düzeyde potansiyel arz ettiği değerlendirilmektedir. İlaveten son dönemde gayrimenkul faaliyetleri alanında da Azerbaycan menşeli yatırımcı ilgisi dikkat çekmektedir.

    Ülkemizdeki Azerbaycanlı yatırımcı ilgisi, yatırım projeleri için düzenlenen yatırım teşvik belgelerine baktığımızda da teyit edilmektedir. Nitekim 2009 yılı sonrası dönemde Azerbaycan sermayeli firmalar için düzenlenen 42 adet yatırım teşvik belgesinde 23,6 milyar TL tutarında sabit sermaye yatırımı gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

    Ayrıca söz konusu belgeler kapsamında ülkemizde 1.875 personelin istihdam edilmesi öngörülmüştür.Azerbaycan sermayeli firmaların Türkiye’deki yatırımlarının giderek çeşitlenmesini ümit ediyoruz.

    Diğer taraftan, istatistiklerimize göre, 2016 yılı sonu itibarıyla Azerbaycan’daki Türk yatırımlarını sermaye değeri 786 milyon dolar civarındadır. Bununla birlikte, bu istatistikler OECD kuralları çerçevesinde, yatırımların defter değeri çerçevesinde tutulduğundan Türk yatırımlarının piyasa değerlerinin bu rakamın çok çok üzerinde olduğunu söylemek mümkündür.

    Azerbaycan’daki Türk yatırımlarında öne çıkan sektörler; bilgi ve iletişim, finans ve sigorta faaliyetleri, madencilik ve taşocakçılığı ile gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı alanlarıdır.

    Ümit ediyorum ki firmalarımız, Azerbaycan’daki faaliyetlerini önümüzdeki dönemde de artırmaya devam edecek, iki ülke halklarının refahı ve kardeşliği için çalışmaya devam edeceklerdir.

    Kurlardaki dalgalanmalardan kurtulmak adına en etkili yöntemin ticaretimizin TL ve Manat ile yapılmasını olduğunu düşünüyoruz

    Döviz kurlarındaki dalgalanmaların ekonomilerimize vermekte olduğu zararları ne yazık ki son zamanlarda bizzat müşahede ettik. Kurlardaki dalgalanmalardan kurtulmak adına en etkili yöntemin ticaretimizin TL ve Manat ile yapılmasını olduğunu düşünüyoruz.

    Yerel paraların dış ticarette kullanılması yönünde ilgili kambiyo mevzuatımız hükümleri kapsamında bir engel bulunmamaktadır. Bu çerçevede, firmaların tercihi çerçevesinde yerel paralarla ticaret gerçekleştirilebilir.

    Türkiye-Nahçıvan sınırında serbest bölge kurulması Bakanlar Kurulunun yetkisinde

    Türkiye-Nahçıvan sınırında serbest bölge kurulması Bakanlar Kurulunun yetkisinde ve girişimcilerin Bakanlığımıza Türkiye-Nahçıvan sınırında serbest bölge kurulması yönünde bir talepleri intikal ederse, biz de tabii ki Bakanlık olarak bu talepleri değerlendiririz.

    Trend.az   https://tr.trend.az/scaucasus/azerbaijan/2889481.html 

  • Seçimin özelleştirilerek araçsallaştırılması

    Seçimin özelleştirilerek araçsallaştırılması

    Seçimin aniden bu kadar erkene alınması, yani baskın seçim yapılması, seçime girecek diğer partilere darbe niteliğindedir. Neo-liberal sözcüklerle ifade edersek, haksız rekabet denilebilir.

    Neo-liberal İslam’ın alameti farikası: önceden ekonomik olmayan saha ve faaliyetlerin piyasalaştırmasıdır.

    Siyaset ve insanın metalaştırılması neo-liberal İslam’ın iş tutuş tarzıdır. Riskleri en aza indirerek seçim kazanmak, ancak darbe şeklinde bir seçime gitmekle mümkün olduğuna olurdu…

    Seçim yoluyla yeni bir meşruiyet alanı açmak, İslamcı zenginler için İslamcı zenginler tarafından yönetilen Türkiye’de iktidarın devamını sağlamak…

    Seçimlerde İslam Dininin, meşrulaştırma aracı olarak bir kez daha ve ağır bir şekilde kullanılmasına şahit olacağız.

    Terörle mücadelede, büyük zafer kazanmış Türk Silahlı Kuvvetlerinin başarısının, iktidar için bir meşrulaşma aracı olarak rol oynayacağını şimdiden söyleyebiliriz.

    Bu anlamda TSK’nın hendek ve Afrin mücadelesi özelleştirilmiş ve metalaştırılarak kullanılmış olacaktır.

    Yani Türk Silahlı Kuvvetleri faaliyetlerinin, iktidar tarafından seçim malzemesi yapılacak olması; TSK’nın özelleştirilmesi anlamındadır.

    Lakin seçim tarihimizde buna benzer örnekler olmuştur. Bülent ECEVİT, Kıbrıs Barış Harekatının, kendine seçim kazandıracağını umarak, koalisyonu bozmuş ve seçime gitmişti. Lakin Rahmetli seçimi kaybetmişti. Ekonomideki sefalet Barış Harekatının kazancını götürmüştü..

    Ordumuzun elde ettiği başarıları her zaman kazanca ve faydaya yani iktidara tahvil etmek mümkün olmayabilir.

    Acil seçim ihtiyacının kaynağı ise; biz bu ülkeyi demokrasi ile yönetemeyiz. Çaremiz yok, anacak sopa ile yönetebiliriz. OHAL ile yönetebiliriz. Onun için elimizde güç varken, hemen seçimi yapalım. Diğer partileri kıpırdayamaz halde yakalayalım.

    Eğer diğer partilere,  bazı seçim bürokrasisi de çıkarırsak, bu işten kazançlı çıkarız diye düşünüyorlar.

    Seçim hukuksuzluklarının olacağı altmış altı günlük seçim takviminden bellidir. Gelecek dönemin daha çok hukuksuzluk yapıldığı dönen olacağı seçime gidişin şeklinden bellidir.

    Sopa ile yönetebiliriz diye düşünebilirler.  Planlamak başka sopa ile sürekli yönetebilmek başka…

    Dünyada halklarını sopa ile yönetmek isteyen kimler geldi kimler geçti. Bunlar da geçer.

    19.4.2018

  • FETHULLAH GÜLEN PAKETLENDİ Mİ

    FETHULLAH GÜLEN PAKETLENDİ Mİ

    (Bir defa daha tarihe not düşüyorum)

    Dün bir radyo programının konuğu oldum. Alelacele alınan erken seçim kararı ile ilgili ne düşündüğümü bu programda net bir şekilde açıkladım.
    İlk bakışta iktidarın bu günkü şartlarda erken seçim kararı almasını siyasi bir intihar kararı olduğunu düşünebilir ve birçok senaryo üretebiliriz.
    ● Meral Akşener’in liderliğindeki İYİ Partinin seçimlere katılmasını engellemek…
    ● Gittikçe derinleşen Ekonomik krizi baskın bir seçimle lehlerine çevirmek…
    ● Muhalefeti hazırlıksız yakalayarak avantaj elde etmek…
    ● Jeopolitik durumu kullanarak milli duygulardan faydalanmak…
    Hepsi ayrı, ayrı veya tek başına birer etken olabilir.

    Ama yetmez……
    Mağduriyet edebiyatı ile iktidara geldikten sonra 16 yıl mağduru oynayarak iktidarda kalanların İYİ parti ve Meral Akşener’i mağdur ederek daha fazla sivrilmesine sebep olmasını düşünmek aşırı saflık olur.

    Ekonomik verilerimiz Buharizade Mustafa Itri efendinin tekbirini çalıyor
    “Allahü Ekber Allâhü Ekber Lâ ilâhe İllâllahü Vallâhü Ekber, Allâhü Ekber ve Lillâhi`l-Hamd”

    ■ Memur, işçi, Emekli yerlerde sürünüyorken
    ■ İşsiz kalan gençlerimiz intihar ediyorken
    ■ Tereyağının kilosu 45, Kırmızı Etin kilosu 55, Sütün litresi 3 liraya çıkmışken
    ■ Rusya ve Amerika 52 askerimizi şehit verdiğimiz Afrinden derhal çekilmemizi istemişken
    ■ Akaryakıta son 3 ayda 9 kere zam yapılmışken
    ■ İktidarın oy patlaması yaptığı illerde şeker fabrikaları özelleştirilmiş ve çok büyük tepkiler alınmış iken
    ■ Kendi teşkilatlarının yaptığı anketlerde bile %40 oy oranını bulamamışken
    ■ Metal Yorgunluğu gerekçesi ile AKP içindeki Kaos ve kargaşa zirveye çıkmış iken

    Hodri meydan haydi Erken seçime gidiyoruz öyle mi?
    Bu şartlarda iktidarda olan ve her istediğini Kanun Hükmündeki Kararnamelerle yapan bir siyasi oluşumun erken seçim kararı alması için;
    Liderlerinin akli melekelerinin bozuk olması lazım
    Siyasi intihara karar vermiş olmaları lazım
    Politikadan zerre miskal kadar anlamıyor olmaları lazım

    YA DA……………
    İktidardakilerin bu seçimleri kazanabilmesi için Bir MUCİZE lazım

    Şimdi lütfen bu yazıyı kopyalayın ve kaydedin.
    Bu güne kadar siyasi tahminlerin de hiç yanılmamış bir gazeteci olarak yazıyor ve bir defa daha tarihe not düşüyorum.
    Amerika ve CIA nın bilgisi ve oluru olmadan Amerika birleşik devletleri dışına bir kedi yavrusunu bile çıkarmak mümkün değildir. Seçime kadar FETHULLAH GÜLEN paketlenerek Türkiye’ye getirilir ve bu eylemi Türk İstihbarat birimlerinin gerçekleştirdiği söylenirse hiç ama hiç şaşırmayın olur mu?
    Mucizenin adı hediye paketi yapılmış ve Türk Milli istihbaratına teslim edilmiş olan FETHULLAH GÜLEN dir.

    Bu mucize gerçekleştiği takdirde bilmelisiniz ki;
    Amerika Birleşik Devletleri Büyük Ortadoğu projesine Recep Tayyip Erdoğan ile devam etmek istiyordur.
    Erken Seçim kararı verenler Amerika birleşik Devletlerinin kripto memurlardır.
    Türkiye Cumhuriyetindeki erken seçime Devlet Bahçeli veya Recep Tayyip Erdoğan’ın değil bizzat Amerika Birleşik Devletleri karar vermiştir.

    Sevgiyle kalın