Blog

  • Birçok Ülkede Yaygın Kullanılan Mesajlaşma Uygulamasına Erişim Yasağı Getirildi

    Birçok Ülkede Yaygın Kullanılan Mesajlaşma Uygulamasına Erişim Yasağı Getirildi

    Rusya’nın en çok kullanılan uygulaması olan Telegram’a mahkeme kararı ile erişim yasağı konuldu.

    Rusya’da yaygın kullanılan Telegram’ın sahibi bulunduğu şirketten Rus yetkililer, müşterilerinin mesaj içeriklerinin paylaşılması talebinde bulunmuşlar fakat şirket bu teklifi geri çevirmişti. Rus yetkililer ile bilgi paylaşımda bulunmayan şirketin uygulamasına mahkeme kararı ile erişim yasağı konuldu.

    Amerikanın Sesi Gazetesinin Haberine göre;

    Şirketin bu talebi reddetmesi sonucu geçen hafta Telegram’ın kullanımının engellenmesini talep eden bir dava açıldı.

    Davanın Cuma günü yapılan duruşmasında, mahkeme Telegram’ın kapatılmasına karar verdi. Telegram, Rusya’da resmi olarak yasaklanan ilk yaygın iletişim aracı.

    Rus girişimci Pavel Durov tarafından geliştirilen Telegram, Rusya istihbarat servisinin tüketici haklarını ihlal ettiğini savunuyor. Rus yetkililer ise uygulamanın şiddet yanlısı radikaller tarafından kullanıldığını iddia ediyor.

    Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov’un ekibi de gazetecileri bilgilendirmek için sık sık Telegram uygulamasını kullanıyor. Gazetecilerin konu hakkındaki sorularını yanıtlayan Kremlin Sözcüsü, mahkeme kararları hakkında yorum yapmayacağını söyledi.

    Telegram şirketini savunan avukatlardan Pavel Chikov, kararın siyasi olduğunu, 20 dakika süren bir duruşmada böyle bir sonuca varılamayacağını söyledi ve Rus istihbarat servisleri karşısında geri adım atmayacaklarını belirtti.

    Uygulamanın mahkeme kararından sonraki saatlerde de erişime açık olduğu gözlendi. Telegram kurucusu Durov, sosyal medyadan kullanıcılarına, uygulamayı telefonlarından silmeme çağrısı yaptı.

    Durov sosyal medya mesajında, “Özel hayat, satılık değildir ve insan hakları korku ya da hırslara karşı taviz vermemelidir” dedi.

  • AKP’ye Kimler, Neden Oy Veriyor?

    AKP’ye Kimler, Neden Oy Veriyor?

    2001 yılında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Bülent Ecevit’e Anayasa kitapçığını atması ile ülkemizde çok büyük bir kriz doğmuştu.

    Dolar ikiye katlanmış, işsizlik, enflasyon artmış, borsa çökmüş, faizler yükselmiş, esnaf zor duruma düşmüştü. Özellikle dolarla borçlananların durumu daha da kötüydü.

    Ahmet Çakmak adlı vatandaşımız da bunlardan birisiydi. Çiçekçilik yapıyordu. Esnaftı. Daha sonra dolarla kiraladığı bir dükkânda başka bir iş yapmaya başladı. Ama krizden dolayı onu da beceremedi.

    Anayasa kitapçığının fırlatılmasından sonra onun da işleri iyice çıkmaza girmiş, evinin ve dükkânının kiralarını ödeyemez duruma gelmişti. Bu durumu protesto etmek için aylardan beri kullanmadığı yazarkasasını da yanına alarak Başbakanlık konutuna gitti. Bülent Ecevit’i bekledi. O çıkarken:

    “Sayın Başbakanım, al, ben bir esnafım, ben bir esnafım” diye bağırarak, Bülent Ecevit’in önüne attı ve onu protesto etti… Bu olay bir kıvılcım çakmıştı. Yürüyüşler, mitingler, çeşitli direnişler, protestolar birbirini izlemişti. Yazarkasa fırlatma dış basında bile konu olmuştu.

    Sonunda bu ortam, iktidarın gücünü azaltmış, 2002 seçimlerinde AKP iktidara gelmişti.

    Artık günümüzde yazarkasa atmalar falan gündeme gelmiyor. Herkes kaderine razı. Herkes sessizce bekliyor.

    Dolar başını aldı gitti. İşsizlik tavan yaptı. Enflasyon her gün biraz daha artıyor. Çatır çatır fabrikalar, ormanlar satılıyor. Koylar, değerli araziler yağmalanıyor. İmara açılıyor.

    Bir zamanlar tekel fabrikası 292 milyon dolara satılmıştı. Bu fabrikayı alan patron onu bir Amerikan kuruluşuna 810 milyon dolara verdi. Daha sonra yeni şirket de başka bir holdinge 2,5 milyara devretti. 292 milyon dolar, bir çığ gibi büyüdü büyüdü, 2,5 milyara dönüştü.

    Böylece yerli sigaralarımız da tarihe karıştı… Samsun, Maltepe, Tekel 2000 yok artık…

    Şimdi aynı akıbet şeker fabrikalarını bekliyor… Bakalım bu fabrikaların son satış fiyatı ne olacak?

    Halkımızın çalışma alanları ve işyerleri ellerinden alınıyor, tarım biti, açlık ve yoksulluk diz boyu, yine de insanlarımız, ağzını açıp tek kelam etmiyor.

    Yazarkasa atmaktan vazgeçtik, adam çıkıp da, “Ben niye işsizim? Ben niye açım? Ben neden yoksul ve mağdurum? Neden ülkemin fabrikalarını satıyorsunuz? Neden beni daha da mağdur ve perişan ediyorsunuz?” diye sormuyor bile…

    Çoluğunun çocuğunun rızkını, hakkını arayamıyor. Savunamıyor… Dut yemiş bülbüle döndü…

    İşin daha da tuhaf yanı, AKP’ye en çok oy, yine bu ezilen, sömürülen; mağdur ve perişan kesimden, yoksul bölgelerden geliyor…

    301 madencinin hayatını kaybettiği Manisa’nın Soma ilçesinde daha sonra yapılan seçimde AKP, yüzde 39,8 (27 bin 224 oy), CHP, yüzde 27,4 (18 bin 753 oy), MHP, yüzde 25,4 (17 bin 344 oy), saadet Partisi, yüzde 2,8 (1914 oy) alıyor.

    Ve yine su baskını sonucunda, 350 metre derinlikte 18 maden işçisinin canını verdiği Ermenek’te, 2011 seçimlerinde, oyların yüzde 40,5’ini alan AKP, oy oranını yüzde 45,6’ya yükseltti. MHP de oylarını artıran ikinci partiydi.

    Bakalım, şeker fabrikalarının satıldığı yörelerde partilerin yeni oy dağılımı nasıl olacak? Merakla bekliyorum.

    Şimdi, tam makalenin burasında, asıl can alıcı ve merak uyandırıcı sorumuzu soralım ve yanıtlamaya çalışalım.

    Peki, bu insanlarımız, bu kadar kötü durumdayken, ezilirken ve sömürülürken AKP’ye niçin oy veriyor?

    Bu ülke uzun bir süreden beri OHAL düzeninde yönetiliyor. Ülkemiz bir darbe süreci yaşıyor. Baskı, şiddet, tehdit herkesin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi… Konuşan, direnen, iktidarın icraatına karşı çıkanlar kendilerini ya karakollarda ya tutukevlerinde buluyorlar…

    Bu nedenle korku dağları bekliyor. Herkes korkuyor. Yargı korkuyor. Avukat korkuyor. Savcı korkuyor. Öğrenci korkuyor. Üniversite hocası korkuyor.

    Her şeye zam geliyor. Bir gün arayla mazota yüzde 17 ve 13, toplam yüzde 30 zam. Kimse “Gık”ını çıkaramıyor. Kimse “Gözünün üstünde kaşın var” diyemiyor. Kimse hakkını aramak için yargıya başvuramıyor. Çünkü örnekler ortada… Yazarlar, milletvekilleri, öğrenciler içeride.

    İktidar tüm medyayı kendine tutsak etmiş. Kimse yazamıyor, çizemiyor, eleştiremiyor. Çünkü başına gelecekleri biliyor.

    Ekonomiden sorumlu bakan bile konuşamıyor. Konuşursa fırça yiyor… Caniler, suçlular ellerini, kollarını sallayarak dolaşıyorlar. Gıda teröristleri özgürce halkı zehirlemeye devam ediyor. İktidarın umurunda değil. Halkın sağlık sorunu onun ilgi alanının dışında.

    İktidar, şimdiye dek “Ekonomiyi düzelteceğim” diye tam 26 paket açıklamış. Ama ekonomi bir türlü düzelmemiş. Daha da kötüye gitmiş. Koca koca holdingler günümüzde borçlarını ödeyemedikleri için bankalardan yeniden “Yapılandırma” talep ediyorlar.

    Şimdi sorumuzu yeniden soralım: Peki, bu insanlarımız, bu kadar kötü durumdayken, ezilirken ve sömürülürken AKP’ye niçin oy veriyor?

    Bu kadar aydın, öğretmen, savcı, yargıç, öğrenci, üniversite hocası, sendikacı susuyorsa, sesini çıkarmıyorsa, çıkaramıyorsa; cinle, periyle, “Sadaka ekonomisiyle”, cahillikle, bilgisizlikle, TV’lerle uyutuluyorsa, beyni uyuşturulan yoksul halk, AKP’ye oy vermeyip de ne yapsın?

    Hani nerede devrimci, Atatürkçü sendikalar, aydınlar, kişiler, kuruluşlar? Meydanlar neden boş? Bu kadar fabrika satılıyor da neden seslerini çıkarmıyorlar? Çıkaramıyorlar?

    Neden halkın arasına karışıp gerçekleri anlatmıyorlar? Neden soygunları, talanları ortaya çıkarıp halkın gerçekleri görmesine yardımcı olmuyorlar? Nerede TV’ler, basın?

    Uğur mumcu şöyle der: Bir toplum böyle çöker işte; devletin yerini kaba kuvvet alır susulur… Yasanın yerini din alır korkulur, yolsuzluklar, cinayetler birbirini izler… Eller, kollar bağlanıp götürülür… Vuran vurur, öldüren öldürür…”

  • Kılıçdaroğlu’ndan Suriye’ye saldırıyla ilgili ilk açıklama

    Kılıçdaroğlu’ndan Suriye’ye saldırıyla ilgili ilk açıklama

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye yönelik başlatılan hava saldırısı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kimyasal silah insanlık suçudur. Türkiye çok dikkatli olmalı. Egemen güçler bölgeden elini çekmeli. Sorunumuzu kendimiz çözecek kapasitedeyiz”

    dedi.

    BirGün gazetesinin haberine göre kimyasal silah kullanımına karşı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Suriye’nin kimyasal silah kullanıp kullanmadığı konusunda tereddütler olduğunu vurgulayarak “Birleşmiş Milletler’den bir uzman heyeti gelir, bakarlar, kullanılmışsa bu silah hangi ülkede üretilmiş gayet açık ve net tespit edilebilir. Gereğini yapsınlar, itirazım yok ama bunlar yapılmadan bölgeyi daha da kritik bir sürecin içine sokacak bir savaşı asla doğru bulmuyoruz” diye konuştu.

    ‘BİR GECE KALKTIK, SURİYE’Yİ DÜŞMAN İLAN ETTİK’

    Bir dönem Türkiye ile Suriye’nin arasının çok iyi olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Bir gece kalktık, birdenbire Suriye’yi düşman ilan ettik. Hangi gerekçeyle? Esad demokrat değilmiş. Esad’ın demokrat olup olmadığına Suriye halkı karar verir. Esad mı kalır, başka birisi mi gider buna karar verecek olan Suriye halkı. Otururlar kararlarını verirler. Ha siz demokrasinin tüm ülkelere gelmesini öğütleyebilirsiniz, bunda beis yok ama kültürel ilişkilerimizin olduğu, akrabalarımızın olduğu, ortak tarihimizin, inançlarımızın olduğu bir coğrafyada kavga kimseye yarar getirmez, herkese zarar getirir” şeklinde konuştu.

    ‘TÜRKİYE ÇOK DİKKATLİ OLMALI’

    Kılıçdaroğlu, Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz paylaşımı kavgası nedeniyle insanların öldüğünün altını çizerek, “Ölenler kim? Garibanlar. Yoksul insanlar. Türkiye de bu konuda çok dikkatli bir üslup takınması lazımdı ve politika izlemesi lazımdı. Maalesef izleyemedik. Üzülerek söylüyorum. Bizim gösterdiğimiz duyarlılığı hükümet edenler gösterseydi, barıştan huzurdan yana tavır takınsalardı emin olun çok farklı tablo ortaya çıkabilirdi. 10-15 yıl önce tüm Arap ülkeleri Türkiye gibi olmak isterlerdi. Demokrasi, kadın-erkek eşitliği, siyasetteki çok sesliliğe herkes imrenirdi. Buyurun bakın şimdi hangi noktaya geldik? Merkez projesini arkadaşımız dile getirdi. Orta Doğu ve Kafkaslara barış getiren bir projeydi. Ekonomik güç götürecek, insanlar yatırım yapacaklardı. Savaşı değil, hep birlikte barışı savunacaktık” ifadelerini kullandı.

    ‘EGEMEN GÜÇLERİN ELİNİ ÇEKMESİ LAZIM’

    ABD ve Rusya’nın karşılıklı güç gösterisi yaptığı görüşünü dile getiren Kılıçdaroğlu, “Oturuyorlar 30-40-100 kilometreden düğmeye basıyor bomba atıyor. Adam mı sivil mi? Kadın mı öldü? Umurlarında değil. Egemen güçlerin bölgeden elini çekmesi lazım. Doğalgaz ve petrol buradaki halkların belası oldu. Egemen güçler petrol ve doğalgazı kontrol etmek için her türlü çatışmaya ortam hazırlıyorlar. Artık 21’inci yüzyıldayız. İnsanların uyanması, sorunu analiz etmesi lazım. Dış politikalar ülkelerin çıkarları üzerine inşa edilir ama karşılıklı çıkarları dengelemek mümkündür” diye konuştu.

  • Putin: Saldırıyı En Sert Biçimde Kınıyoruz

    Putin: Saldırıyı En Sert Biçimde Kınıyoruz

    ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye saldırısının ardından açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırıyı en sert biçimde kınadıklarını vurguladı.

    Saldırıyı terörle mücadelede ön safta yer alan egemen bir devlete yönelik saldırganlık eylemi olarak niteleyen Putin, saldırının tüm uluslararası ilişkiler sistemi üzerinde yıkıcı etki yaratacağının altını çizdi.

  • Bozdağ: Suriye operasyonunda İncirlik üssü kullanılmadı!

    Bozdağ: Suriye operasyonunda İncirlik üssü kullanılmadı!

    Suriye konusunda Türkiye’nin tutumu,nettir. Suriye’de Türkiye; Esed rejimine, kimyasal veya konvansiyonel silah kullanımına, iç çatışmalara, insanların öldürülmesine, insanların yerinden yurdundan edilmesine, DEAŞ,PKK,KCK,PYD/YPG dahil bütün terör örgütlerine, karşıdır.

    TÜRKİYE ÇOK NET BİR TUTUM ORTAYA KOYDU

    Türkiye’ye göre Suriye’de; Esed rejimi ile DEAŞ,PKK,KCK,PYD ve YPG dahil tüm terör örgütlerine destek, kimyasal silahla öldürme gibi konvansiyonel silahlarla da öldürme, can ve mal emniyetinin yokluğu, zorunlu göç, ülkeler arası nüfuz,güç ve çıkar yarışı da yanlıştır. Türkiye,Duma’ya rejimin kimyasal saldırısını her düzeyde şiddetle kınadı ve çok net bir tutum ortaya koydu.

    Cumhurbaşkanımız R.Tayyip Erdoğan,Sayın Trump ve Sayın Putin ile görüşmeler yaptı. Türkiye,bir nevi ABD ile Rusya arasında çözüm için arabuluculuk yaptı. Suriye’deki hedeflere ABD,İngiltere ve Fransa saldırısından önce ABD Genelkurmay Başkanı ile Türkiye Genelkurmay Başkanı,Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Trump’ın talimatlarıyla görüştüler. Türkiye, saldırı öncesi bilgilendirildi. Saldırıda İncirlik Üssü kullanılmadı.”

  • Merkel’den Suriye Açıklaması

    Merkel’den Suriye Açıklaması

    Almanya Başbakanı Angela Merkel’den Suriye ilk kez resmi açıklama geldi. Merkel, Suriye’deki operasyonla ilgili açıklamasında “Müttefiklerimizin gerçekleştirdiği hava operasyonunu destekliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Eskişehir Daeş Operasyonunda 10 kişi gözaltına alındı.

    Eskişehir Daeş Operasyonunda 10 kişi gözaltına alındı.

    Eskişehir’de terör örgütü DEAŞ’a yönelik düzenlenen operasyonda, aralarında örgütün üst düzey sorumlularının da bulunduğu iddia edilen 10 kişi gözaltına alındı.

    İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şubesi ekipleri, bu sabah Özel Harekat polislerinin de katılımıyla terör örgütü DEAŞ’a yönelik operasyon düzenledi. Kent merkezinde 9 ayrı eve yapılan baskınlarda aralarında örgütün üst düzey sorumlusu olduğu öne sürülen A.S.J.J.’nin de bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden birinin polisleri görünce kaldığı ikinci kattaki evin balkonundan atlayıp kaçmaya çalıştığı, ancak apartman bahçesinde yakalandığı belirtildi.

    Şüpheliler, sorgulanmak üzere TEM Şubesi’ne götürüldü.

  • AKP sözcüsü Ünal: Suriye Operasyonundan Önce Bize Bilgi Verildi

    AKP sözcüsü Ünal: Suriye Operasyonundan Önce Bize Bilgi Verildi

    AKP Sözcüsü Ünal’dan flaş açıklama: Suriye operasyonundan önce bize bilgi verildi
    CNN Türk’te canlı yayına katılan AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal,ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’ye yönelik operasyonundan önce Türkiye’ye bilgi verildiğini açıkladı.
  • Ermeni Sorununda İfade Özgürlüğünden “Hipokrasi Özgürlüğü”ne

    Ermeni Sorununda İfade Özgürlüğünden “Hipokrasi Özgürlüğü”ne

    Dr. Ferruh Demirmen

    Sayın Turkish Forum mensupları,

    Henry Morgenthau ve ABD'nin Osmanlı elçisi iken ülkesine yazdığı telgraf temalı Ermeni pulu
    Ermeni pulu üzerinde Henry Morgenthau

    Bazılarınızın bildiği gibi, Wall Street Journal gazetesinin 25 Ocak 2018 nüshasında Osmanlı dönemi ABD eski Büyük elçisi Henry Morgenthau’nun torunu emekli New York Güney Bölgesi Federal Savcısı Robert Morgenthau’nun bir yazısı yayınladı. Torun Morgenthau bu yazısında Başkan Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasını örnek göstererek Başkan’ın “Ermeni soykırımı”nı tanımasının da zamanı geldiğini ileri sürdü. “Delil” olarak Hitler’in sahte “Ermeni katliamı” sözlerini hatırlatarak dedesinin Türkler için sarfettiği ırkçı ve aşağılayacı iddialarını gündeme getirdi. Bu yazıya benim karşılık olarak gönderdiğim makaleyi gazete bir gerekçe göstermeden yayınlayamıyacağını belirtti.

    Oysa makalemi göndermeden önce gazete bana bir “Wall Street Journal Dünya Yorumlama Lideri” olmam için davetiye göndermişti. Bu, cesaret verici bir davetti. Bu davete karşın gazete makalemi alınca yayınlamak istemedi. Bir olasılığa karşı makalem fazla uzun ise kısaltabileceğimi gazeteye ayrıca bildirdim.

    Benim dışında Morgenthau yazısına tepki gösteren Türk kaynaklı diğer 2 mektup da gazete tarafından yayınlanmadı, hatta cevap bile verilmedi.

    Durum, Ermeni sorununda Türk görüşlerinin ABD ana medyasında nasıl dışlandığının açık kanıtıdır. Türkler soykırım yapmıştır şeklinde çirkin suçlamalar medyada rahatça yer alırken bu suçlamaları çürütmeye yönelik yazılar müzminleşmiş bir önyargının sonucu olarak medyada sansürlenmektedir. Bu durum gazetecilik açısından bir skandal olarak tanımlanabilir. Başka bir deyişle, toplumda büyük bir saygınlıkla algılanan ifade özgürlüğü medya tarafından monopolize edilip, iki yüzlülük ile bir anlamda “Hipokrasi Özgürlüğü”ne dönüştürülmektedir.

    Wall Street Journal politik açıdan sağ eğilimli bir gazete. Ancak Ermeni sorununda Türk karşıtı önyargılar politik eğilim ile bağlantılı değil. Sol eğilimli medya organlarında da bu tutum hâkim. Sansürlemenin değişik şekilleri daha önce de görülmüştü:

        Bu bağlamda Prof. Dr. Justin McCarthy’nin “The Turk in America: The Creation of an Enduring Prejudice” (2010) başlıklı eseri doğal olarak hemen akla geliyor. Türk karşıtı önyargının etnik ve din kökenli olduğu biliniyor.

        Wall Street Journal gazetesine sunduğum ve yayınlanmayan makalem, kesintisiz olarak aşağıdaki PDF dosyasında görülmektedir. Ermeni sorununda Türk görüşüne fırsat vermeyen bu gazeteye abone olan Turkish Forum mensuplarının bu aboneliği ne ölçüde devam ettirmek istedikleri takdirlerine kalmıştır.

        Saygılarımla,
        Ferruh Demirmen

        Demirmen WSJ

      • FEYM GRUBU  MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 13 Nisan 2018 )

        FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 13 Nisan 2018 )

        1. Malta, Ermeni Kültür Günlerine ev sahipliği yapacak. (İ)

        2. Brezilya’ dan bir iş heyeti 18 Nisan’da Ermenistan’ı ilk kez ziyaret edecek. Ziyaret, iki ülke arasındaki ticaret ve ekonomik işbirliğini artırmanın yanı sıra Ermenistan – Brezilya ikili ilişkilerini daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. (İ)

        3. Parlamento Başkanı: En Önemli Hedeflerden Biri Karabağ’ın Uluslar arası hale getirilmesidir. (İ)

        4. Ermenistan Uluslararası Serbest Ekonomik Bölgeler İçin İyi Bir Platform Olabilir. İran ile EAEU arasında serbest bir ekonomik bölgenin kurulmasına ilişkin anlaşmanın Mayıs ayı sonuna kadar sonuçlanması planlanıyor. (İ)

        5. Ermenistan hükümet heyeti Pekin’deki İpek Yolu Konferansına katıldı. (İ)

        6. National Geographic , bir milyon tirajla aylık basılan National Geografic Traveler China Ermenistan’a ilişkin bir makale yayımladı. (T)

        7. İsviçre’ li işadamları Ermenistan’ da yatırım olanaklarıyla ilgileniyor. (T)

        8. Ermenistan Genelkurmay Bşk. Orgeneral Movses Hakobyan ve beraberindeki heyet, 13 Nisan’da Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) Askeri Komite oturumuna katıldı. (T)

        9. Ermenistan’ da muhalefet Serj Sarkiysan’ın başbakanlığa adaylığını protesto ediyor. (T)

        10. Beyrut seçim bölgesinde sonuçları Ermeniler belirleyecek. (T)
        https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/04/13/Beyrut-seçim-Ermeni/127135

        10. Litvanya önümüzdeki ay Ermenistan – AB Kapsamlı ve Geliştirilmiş Ortaklık Anlaşması (CEPA) nı onaylayacak. (İ)

        11. Pasadena’ da yeni yol levhaları : “Ermeni <sözde> Soykırımı Anıtı’ na Gider” (İ)

        12. Meclis Başkanı Ara Babloyan : Ermenistan’ın Rusya’yla ilişkileri tarihsel olup her yıl daha da güçleniyor. (İ)

        13. Ermenistan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı, CSTO Askeri Komitesi’ nin Astana’ daki oturumuna katılıyor. (İ)

        14. Times Meydanı’nda Soykırım İnkarına Karşı Birlik : Opera sanatçısı Elie Berberian, 22 Nisan 2018 Pazar günü Times Meydanı’ ndaki Ermeni <sözde> Soykırımı’ nın 103 üncü yıldönümü Anma Töreninin özel başkanı olarak görev yapacak. (İ)

        15. İspanyol milletvekillerinin Ermeni <sözde> Soykırımı’nı tanımakta başarısız oldukları bildirildi. (İ)

        16. Kültür çalmak: Eski Ermeni Tekstil ve Dokuma Sanatları Kültürünün, Azerbaycan – Türk Geleneği Olduğu iddiası ile açılan Azeri kampanyası. (İ)

        17. Serzh Sargsyan’ın politik hilesi. (İ)

        18. Andonyan belgeleri niçin sahte olamaz? Ermeni <sözde> soykırımı üzerine çalışmalarıyla bilinen Prof. Taner Akçam geçtiğimiz yıl yayınlanan “Naim Efendi’nin Hatıratı ve Talat Paşa Telgrafları” kitabında <sözde> soykırıma dair yeni bulgularını paylaşmıştı. Akçam bu çalışmasının devamı niteliğinde bir makale kaleme aldı ve yine Naim Efendi’nin Hatıratından yola çıkarak Ermeni <sözde> soykırımının örgütlenmesine dair yeni bulgular ortaya koydu.(T)

      • 28 Şubat Davasında Müebbet Alan İsimler Belli Oldu.

        28 Şubat Davasında Müebbet Alan İsimler Belli Oldu.

        28 şubat davasında bugün karar çıktı.

        Sözcünün haberine göre;

        Mahkeme, aralarında dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, dönemin simge ismi Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir, emekli Orgeneral Çetin Doğan da bulunduğu 21 sanığa müebbet hapis cezası verdi.

        68 sanığın beraatine karar veren mahkeme, ölüm nedeniyle 4 sanığın, zamanaşımı nedeniyle 10 sanığın hakkındaki davanın düşmesine karar verdi.

        Müebbet alan sanıklar şunlar: Ahmet Çörekçi, Aydan Erol, Cevat Temel Özkaynak, Çetin Doğan, Çetin Sarı, Çetin Dizdar, Çevik Bir, Erdoğan Öznal, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Hakkı Kılıç, Halil Kemal Gürüz, Hayri Bülent Alpkaya, Hikmet Köksal, İdris Koralp, İlhan Kılıç, İsmail Hakkı Karadayı, Kenan Deniz, Mühittin Erdal Şenel, Vural Avar, Yıldırım Türkeri.

      • Yunanistan: Biz Yokuz!

        Yunanistan: Biz Yokuz!

        Atina merkezli AMNA haber ajansının, Yunan hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı haberde, bugün Çipras ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde, Suriye’deki durumun ele alındığı aktarıldı.

        “BARIŞÇIL ÇABALARA İHTİYAÇ VAR”

        Haberde, “İki ülke lideri, Suriye’deki son olayları değerlendirdi. Yunanistan Başbakanı, kimyasal silahın kullanılmasını kınadı, bu konuda Avrupa Birliği’nin kararlı girişimlerine ihtiyaç olduğunu söyledi ve İsveç’in teklifleri temelinde barışçıl çözüm yönünde çabalara ihtiyaç olduğunun altını çizdi’” dendi.

        İsveç, dünkü BM Güvenlik Konseyi toplantısında, Suriye’ye üst düzey silahsızlandırma misyonunun gönderilmesini öngören tasarıyı sunmuştu.

      • Kitabı Çalınan Zülfü Livaneli’den Açıklama

        Kitabı Çalınan Zülfü Livaneli’den Açıklama

        Nursen Karayanız, Zülfü Livaneli’nin ‘Kardeşimin Hikayesi’ romanını satır satır kopyaladı ve Kariyer Yayınları’ndan ‘Kıyamet Çiçeği’ olarak bastı. Olay, Doğan Kitap’ın editörü Tanıl Yaşar’ın dikkati sayesinde ortaya çıktı.

        Sözcü.com.tr’den Sercan Meriç‘e açıklama yapan Livaneli, kitabının kopyalanmasıyla ilgili şunları söyledi: “Vallahi ben haberi görünce çok şaşırdım. Bu kadarı da hiç olmaz diye düşünüyordum. Kimsenin de başına gelmemiştir dünyada. Ülkenin geldiği noktayı da gösteriyor galiba. Hiçbir ölçü kalmamış. O genç kardeşimiz keşke esinlenerek yazsaydı. Kendisi de yazabilirdi. Ona da üzüldüm, ne lüzum var? Niye yaptığını bilmiyorum, kendisini de tanımıyorum.”

        ‘ZÜLFÜ LİVANELİ ÇALDI DEMESİNLER DİYE KORKUYORUM’

        Ben şimdi ‘Zülfü Livaneli bu kitabı çaldı’ derler diye korkmaya başladım (Gülüyor). Bu olay, ülkede değer ölçütlerinin, değer yargılarının sarsıldığını gösteriyor. Referanslarımızı kaybettik.Küçük olaylarda hep bunları görüyoruz. Bu yine ufak bir şey. O kadar büyük suçlar işleniyor ki memlekette.

        ‘RUSYA’DA ÖYLE, BİZDE BÖYLE’

        Kitap aynı dönemde Rusça’ya çevrildi. Rusya’da gayet büyük bir tanıtım yapıldı medyada. Onlar, bir harfe bile dikkat ederek, çeviri yapıyorlar. Bizde de böyle oluyor.”

      • Gül Dünya liderlerini Uyardı, İşsizlik Artacak

        Gül Dünya liderlerini Uyardı, İşsizlik Artacak

        11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Marmara Grubu Vakfı tarafından düzenlenen ’21. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin ‘Cumhurbaşkanları Oturumu’ndaki konuşmasında işsizlikuyarısı yaptı. “DEVLETLERİ YÖNETENLERİN TEDBİR ALMASI GEREKİR”

        “Teknoloji… Öyle bir ortam oluştu ki özellikle enformasyon teknolojisi IT dediğimiz şey her şeyi şeffaf yaptı. Hiç kimse artık kafasını kuma gömmüş olamaz. Herkes her şeyi takip edebilir hale geldi. Dolayısıyla dünyanın her köşesinden başka köşesini takip ediyorlar. Böyle olunca fakirler zenginliği, zenginler fakirliği görüyor, her gün acı çekenleri görüyor ve bunun neticesinde ortaya güzel şeyler, örnekler, güzellikleri örnek alan davranışlar çıkarken, bir taraftan da öfke, hınç, radikal akımlar da ortaya çıkıyor. İkinci bir şey, teknoloji ilk ortaya çıkıp da makinelerin uygulanmaya başlaması, emek yoğundan makine yoğuna geçince zaten büyükişsizlikler o zaman oldu ama onlar kaçınılmazdı. Makineden robota, robottan bilgisayarlara oradan şimdi yapay zekânın yönettiği fabrikalara geçilmeye başlanırsa o zaman ortaya iki şey çıkacak; biri işsizlik. Bu istihdam meselesi müthiş bir şey. Devletleri yönetenlerin, geleceği, problemleri görerek tedbir alması gerekir. Büyük istihdam problemleri ortaya çıkacak, büyük işsizlik çıkacak.”
        “AKILALMAZ ŞEYLER” Abdullah Gül, Amerika Başkanı Trump’ın Twitter’dan yaptığı paylaşım ve Rusya gerginliğiyle ilgili olarak da konuştu. Abdullah Gül, “Ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı, otokratik, şovenist söylemlerin bütün dünya siyasetine hakim olduğunu görmek, gerçekten çok tedirgin edici ve çok üzücü. Twitter üzerinden en hassas meselelerin paylaşılması, tehditlerin yapılması, dünyanın ileri ülkelerinin bu hassasiyeti göstermeyecek bir duyarsızlıkta olmaları… Bunlar doğrusu akılalmaz gelişmeler, hiç olmaması gereken şeyler.” değerlendirmesinde bulundu. Gül, ‘trol’lere de konuşmasında yer verdi:

        Abdullah Gül, “Trol merkezlerinin kurulduğunu, binlerce insanın buralarda nasıl çalıştığını ve nasıl mesajlarla bütün dünyayı boğduğunu, seçimlere nasıl müdahale edildiğini, radikal akımların nasıl desteklenip ülkelerin nasıl zayıflatıldığını yaşıyoruz. Pozitif gündemde mi, negatif gündemde mi ülkeler ilerleyecek?” dedi

      • Istanbul Pendik İlçesinde Kocasını Öldüren Kadın Yeniden Tutuklandı

        Istanbul Pendik İlçesinde Kocasını Öldüren Kadın Yeniden Tutuklandı

        Pendik’te tartıştığı kocasını av tüfeği ile öldüren ve çıkarıldığı mahkemece serbest bırakılan kadın, savcılığın itirazı üzerine “eşi kasten öldürmek” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

        Pendik Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 7 Nisan’da meydana gelen olayda iddiaya göre B.F., tartıştığı kocası Sedat Filiz’i av tüfeğiyle vurarak öldürmüştü.

        Olayın ardından adliyeye sevk edilen ve savcılıktaki ifade işlemi tamamlanan şüpheli, “eşi kasten öldürme” suçundan tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmişti. Şüpheli, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda eşinin kendisine ve çocuklarına eziyet ettiğini belirterek, “Uyumadan önce, ‘Hepinizi geberteceğim’ dedi. Tüfek de başucundaydı. Uyanınca tüfekle eylemde bulunmaması için tüfeği aldığım sırada tüfek birden ateş aldı. Ateş etme gibi bir niyetim yoktu. Sadece bana ve çocuklarıma zarar vermesini engellemeye çalıştım. Çok pişmanım, öldürme kastım yoktu” dedi. Sorgusu tamamlanan şüpheli B.F., hakkında adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmıştı.

        SAVCIDAN KARARA İTİRAZ

        Savcının karara itiraz etmesi üzerine hakkında yakalama kararı çıkarılan B.F., bugün yeniden Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na getirildi.

        “EZİYETE 15 YILDIR KATLANIYORUM”

        Şüpheli B.F. sorgusunda, “Savunmalarımı daha önceki aşamalarda yaptım. Anlattığım eziyete 15 yıldır katlanıyorum. Cinayet işleme niyetinde olsam 15 yıldır bunu yapmış olurdum. Bakmakla yükümlü olduğum çocuklarım var” dedi. Bunun üzerine söz alan sanık avukatı, “Müvekkil olayı kasten işlememiştir. En küçükleri 2 ve 4 yaşında olan 5 çocuk sahibidir. Maktulün kasten yaralama suçundan 22 kaydı bulunmaktadır. Müvekkilin tutuksuz yargılanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

        Sorgusu tamamlanan şüpheli B.F., “eşi kasten öldürme” suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.

        Hurriyet.com

      • THY en pahalı bileti Los Angeles

        THY en pahalı bileti Los Angeles

        Türk hava yolları en pahalı bileti Los Angeles seferlerine uyguluyor. Türk hava yolları, Business Class’ta seyahat etmenin bedelinin 33.2 bin TL ye kadar çıktığını ve uzun mesafeli uçuşlarda maliyetin yüksek olduğuna dikkat çekti.

        Habertürk’ten Gökhan Artan’ın haberine göre, Boeing 777 tipi geniş gövdeli uçaklarla yapılan Los Angeles uçuşlarında business class’ta gidiş geliş seyahat etmenin bedeli 33.2 bin TL’ye kadar çıktı.

        Thy’nin özellikle ABD gibi bazı uzun uçuşlarında busines class bilet fiyatları zaman zaman yoğun talebin de etkisiyle dikkat çekici rakamlara çıkıyor.

        ÇOK SAYIDA İRANLI TAŞIYOR

        Türk Hava Yolları’nın bugüne kadarki en yüksek bilet fiyatı da Güney Kaliforniya’da Pasifik Okyanusu boyunca uzanan ve Melekler Şehri olarak da anılan Los Angeles hattında oldu.13 saat uçuş süreli Boeing 777 tipi uçaklarla İstanbul’dan business class gidiş geliş bilet fiyatı 30 bin TL’yi de geçti.

        Talebinde etkisiyle 16 Nisan gidiş ve 24 Nisan dönüş olmak üzere business class sınıfında Los Angeles’a seyahat etmenin bedelinin 33.2 bin TL’ye kadar çıkması THY’nin bugüne kadar sattığı en pahalı bilet oldu. THY, İstanbul-Los Angeles karşılıklı uçuşlarında çok sayıda İran asıllı ABD’lileri transit olarak taşıyor.

      • TRT World muhabiri, İsrail’in Türkiye Büyükelçisi’ni rezil etti

        TRT World muhabiri, İsrail’in Türkiye Büyükelçisi’ni rezil etti

        İsrail’in Ankara Büyükelçisi Eitan Na’eh’nin, “İsrail ordusu en ahlaklı ordulardan biridir” ifadesine TRT World sunucusu İmran Garda, “Silahsız sivil Filistinlileri öldürmek mi ahlaki” diye karşılık verince Büyükelçi Eitan Na’eh zor anlar yaşadı.

        İsrail’in Ankara büyükelçisi Eitan Na’eh TRT World’de yayınlanan ‘newsmaker’ programına konuk oldu. Programın ana konusu geçtiğimiz hafta toprak günü gösterilerinde sivil Filistinlilerin İsrail askerleri tarafından öldürülmesiydi.

        Büyükelçi Na’eh, İsrail ordusunun sivilleri hedef almadığını, öldürülenlerin Hamas üyesi olduğunu ileri sürdü. Bununla da yetinmeyen Na’eh “İsrail ordusu dünyanın en ahlaklı ordularından biri” ifadesini kullandı.

        Bu sözler üzerine programın sunucusu İmran Garda, İsrail askerleri tarafından öldürülen silahsız Filistinlilerin görüntüleri eşliğinde Büyükelçi’ye “Üzgünüm ama silahsız sivil insanların keskin nişancılar tarafından kafalarından vurularak öldürülmesi mi ahlaki?” diye karşılık verdi. TRT World sunucusunun çıkışı karşısında zor anlar yaşayan Büyükelçi Na’eh, soruya, “Bu kişiler bizim askerler için tehdit oluşturdukları için öldürüldüler” şeklinde yanıt vermeye çalıştı.

        Akşam.com.tr 

      • Hollanda alt Meclisi’nin 22 Şubat 2018’de “Ermeni soykırımı”nı tanıması ile ilgili 2 dosya

        Hollanda alt Meclisi’nin 22 Şubat 2018’de “Ermeni soykırımı”nı tanıması ile ilgili 2 dosya

        Ferruh Demirmen

        Bu dosyalardan birincisi kısa, ikincisi aynı içerikli, daha ayrıntılı makalemi teşkil etmektedir.Hollanda alt Meclisi’nin 22 Şubat 2018’de “Ermeni soykırımı”nı tanıması ile ilgili ekteki 2 dosya

        Bu 2 dosya bilgi için tüm (149 üye) Hollanda Meclisi parlamenterlerine, T.C. Lahey Büyükelçiliği’ne ve Hollanda Washingon Büyükelçiliği’ne gönderildi.

        Birinci dosyanın Türkçe nüshası ayrıca Hollanda Meclisi’ndeki Türk/Kürt kökenli olduğunu tahmin ettiğim 8 parlamentere gönderildi.

        Teşekkür ederim.

        Selam ve sevgilerimle,

        Ferruh Demirmen

        Demirmen Holland.pdf

        Demirmen Dutch-1.pdf