Blog

  • Kapitalizmin meşruiyet krizi tüm dünya dengelerini bozdu

    Kapitalizmin meşruiyet krizi tüm dünya dengelerini bozdu

    Kapitalist ilişkilerinin yeniden üretiminin temelinde yatan rıza, bireysel ruh halinden değil, örgütlerin davranışlarından ortaya çıkar. Devletler, şirketler, partiler, STK’lar, v.s.

    Rıza, bu kapsamda ve bu anlamda, “rıza gösterenlerin gerçek çıkarına” tekabül eder.

    Kapitalizme dayalı ilişkilerin dayanıklılığı ve sürdürülmesi, bu rıza duygusunun varlığı ile belirlenir.

    Entelektüellerin ve yurtseverlerin statükoya karşı verdiği savaş; gündelik ve gizli kodlanmış bu rızayı ortadan kaldırmaya yöneliktir.

    Egemen sermaye elitleri, bu rızanın sınırlarını sermaye lehine artırmaya çalışırken, halktan yana siyasi partiler ve aydınlar da bu rızanın azaltılması yönünde eylem ve düşünce geliştirir.

    Gündelik ve gizli kodlanmış direniş, krizlerin sıklaşmasındaki asıl etkenlerdendir. Yani rıza gösterenlerin gerçek çıkarı azaldıkça kapitalizm krize girer. Meşruiyet azalır.

    Meşruiyet azaldıkça, egemen sınıfların iktidarları ile yönetilen halk arasında gerilim artar.

    Rıza, tahakküme rızadır. Rıza kelimesinin kendisinden de anlaşılabileceği gibi, gönüllü veya gönülsüzlüğü birlikte içerir.

    Gönüllü rıza azaldıkça, halkın talepleri artar, egemen elitler bu istekleri karşılamazlar.

    Halk fakirleşirken zenginler daha fazla zenginleşir. Meşruiyet iyice yara alır.

    Meşruiyet krizi bir kez ortaya çıktımı, yönetimlerin mutlaka değişmesi gerekir. Yönetenlerin değişmesi halinde de meşruiyet krizi aşılamazsa, devlet örgütlenmesinde ki krizler ortaya çıkar.

    Şimdi dünya ve Türkiye yukarıda anlatmaya çalıştığım “kapitalizmin neo-liberal versiyonu olan meşruiyet krizlerini yaşamaktadır.

    Yönetilenlerin, yönetenlere karşı gösterdiği rıza ortadan kalkmış, meşruiyet krizleri çıkmıştır. Hem Avrupa’da hem de tüm dünyada…

    Meşru gibi görünen, aslında meşru olmayan iktidarlar, ömürlerinin sonuna gelmişlerdir.

    İslam ülkelerinde ise, iktidarlar, kendilerini İslamiyet ile meşrulaştırarak kapitalizmin krizlerine karşı korumaya aldılar. Rıza mekanizmasını böyle yürütüyorlardı.  Ancak bu yol tıkanınca, gönülsüz rıza yolu ile iktidarlarda kalmaları sadece diktatörlüklerle mümkün olabildi.

    Kapitalizmin meşruiyet krizi tüm dünyayı sardı. Dünya dengelerini sarsan bu meşruiyet krizi yeni dünyayı kuracaktır.

    12.5.2018

  • Bahçeli’den çarpıcı açıklamalar

    Bahçeli’den çarpıcı açıklamalar

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabından çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    MHP Lideri Bahçeli’nin açıklamaları şöyle;
    Ismarlama ve icazetli Cumhurbaşkanı adayları belli olmaya başladı. Muhtemel adayların kesin listesi 13 Mayıs’ta netleşecektir. CHP’nin hem milletvekili pazarı kurup hem de imza kampanyasında aktif rol oynaması uzun süre hafızalardan çıkmayacak bir çarpıklık olarak anılacaktır.

    24 Haziran’da, 13’üncü Cumhurbaşkanı bizzat, aracısız, doğrudan Türk milleti tarafından seçilecek, önümüzdeki beş yıl için görev yapacaktır. Cumhurun taban ve tavana hakim olan ittifak ruhu Cumhurbaşkanını belirleyecektir. Bu durum demokratik olgunluğun emaresi ve esamisidir.

    Cumhur İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı herkesin bildiği ve gördüğü gibi Recep Tayyip Erdoğan’dır.

    İP’inden Perinçek’gillere kadar imzayı toplayan topladı, parsayı kapan kaptı. CHP hışımla, hınçla, hırsla hem vekillerini hem de imzalarını kullanıma açtı. Kayış tam koptu. Ana muhalefet bilye dağıttı. Şemsiyesi altına topladıklarıyla dağılmanın, dağınıklığın markası oldu. Yazık etti! PKK’nın siyasi acentesi de cezaevindeki şahsı Cumhurbaşkanı adayı gösterdi. Vatanhainlerinin, Ülkücü katillerinin Cumhurbaşkanı adayı olması bile demokrasi tarihimize, milli ruh ve ahlaka kategorik bir darbe olarak akıllara kazındı. Millet bu gelişmeleri elbette kaydına aldı.

    PKK’lı Demirtaş’ın serbest kalması için yoğun bir kampanya söz konusudur.

    FETÖ ve PKK faaldir! Öyle ki, tescilli ve sabıkalı PKK’lı Demirtaş’ın serbest kalması için yoğun bir kampanya söz konusudur.Yusuf Has Hacib der ki: “Ev almak istersen komşusunu sor, yer almak istersen suyunu sor.” Cumhurbaşkanı adayı çıkarmak için kimlere sorulduğu ise ortadadır.

    Kader çizgimiz bellidir. Bunun değiştirmek harcımız değildir. Ancak kader mahkumlarının talihini değiştirebilir, onların elinden tutabilir, zincirlerinden ve zindanlardan onları çekip çıkarabiliriz. Tartışma ve konuşmaya değmez mi? Hadi buyurun…

    Yusuf Has Hacib isabetle söylemiş: “Sözünü düşünerek söyleyen üzülmez, gününü boşa geçirmeyen pişman olmaz.” Sabahlara kadar düşündük, sonunda söyledik, sabırla duruş gösterip sonuç itibariyle dileğimizi paylaştık…

  • Erdoğan’ın Reklam Ajansından Flaş Karar!

    Erdoğan’ın Reklam Ajansından Flaş Karar!

    Erdoğan’la 16 yıldır seçim çalışmaları reklamlarını yürüten Arter Reklam 24 Haziran’daki seçimlerde Erdoğan’ın ve Ak Partinin seçim çalışmalarında yer almayacaklarını açıkladı.

    Kamuoyuna yapılan açıklamada “Arter Reklam olarak 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanı ve milletvekili genel seçimleri siyasi iletişim çalışmalarında yer almayacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin 24 Haziran seçimlerinden de başarıyla çıkacağınız inancımız tamdır” açıklamalarına yer verdi.
    Öte yandan Arter Reklam’a yakınlığıyla bilinen Twitter hesabı,  @SFGreenlight’ ta bir paylaşım yaptı. Arter Reklam’ın açıklamasıyla aynı saatlere denk gelen paylaşımda, “Sonunda başardılar ama başardıklarını sananlar için sonun başlangıcı olabilir” diye bir paylaşım yaptı.

  • Evet, Halkımız Bu Kez “TAMAM” Diyecek, Ama…

    Evet, Halkımız Bu Kez “TAMAM” Diyecek, Ama…

    Yeni bir dönem başlıyor.

    Halk, “YETER”, sizin iktidarınızdan da suratınızdan da saçma sapan konuşmalarınızdan da icraatlarınızdan da “SIKILDIK” artık diyor…

    Halk, AKP’ye “TAMAM… Çekil, git” artık, diyor.

    Türkiye yokluktan, yoksulluktan, baskıdan, işsizlikten usandı.

    Yalandan – dolandan, boş laflardan, kurusıkıdan, tecavüzlerden usandı.

    Atatürk ilkelerinin, Cumhuriyetin, bayrağın, milliyetçiliğin ayaklar altına alınmasından bıktı.

    Millet İcraat istiyor. “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz, gevezeliği bırak” diyor…

    Tarımı bitirdin, fabrikaları, ormanları, dereleri sattın. Halkı işsizliğe, açlığa, çaresizliğe mahkûm ettin.

    TV ekranlarına çıkıp, Maliye bakanının, Tarım Bakanının durmadan özeleştiri yapmasından, halkla alay eder gibi, otuz iki dişini gösterip, gülücükler saçarak, tarımın ve hayvancılığın, ekonominin kötüye gittiğini, bittiğini anlatmasından Türkiye bıktı, usandı artık…

    TÜRKİYE, ÇÖZÜM İSTİYOR… ÜRETİM İSTİYOR… ÜRÜN İSTİYOR…

    Türkiye hak – hukuk, adalet, eşitlik, demokrasi istiyor…

    Millet, sesini yükseltmeye, hesap sormaya başladı bile. Farkında mısınız?

    Bu hesap sorma, 24 Haziranda noktalanacak elbette.

    Peki, ne zaman başladı bu hak arama, direniş, hesap sorma işi?

    7 Haziran 2015 seçimlerinde.

    AKP yüzde 40,9, CHP 25,0, MHP 16,3, HDP 13,1, saadet 2,1 oy almıştı. Türkiye istese bu seçimlerden sonra AKP’Yİ sırtından atabilirdi. Ama MHP her zaman olduğu gibi yine engel çıkarıp, bu çözüme yanaşmadı. İktidardan yana bir tavır takındı…

    Daha sonra yapılan 16 Nisan 2017 referandum seçimlerinde AKP yine yenilmişti. “Evet” oyları yüzde 51,4, “hayır” oyları 48,6’ydı. Arada sadece 2,8 puan bir fark vardı.

    Üstelik tüm büyük şehirlerden “HAYIR” oyları çıkmıştı. “Hayır” öndeydi.

    16 Nisan 2017’de referandumda oy kullanma işlemi sona erdikten sonra, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) bir açıklama yaptı ve seçim kurulunun mührünü taşımayan oy pusulası ve zarflarla, verilen oyların da sayılacağını duyurdu.

    Bu karar, AKP’nin kurtuluşuydu ama yine de partililer ve Genel Başkan sonuçtan memnun değildi.

    Recep Tayyip Erdoğan, toplumdan gelen sert eleştiriler, karşı çıkmalar ve oy kaybı karşısında

    Partiyi ve Partilileri “Metal Yorgunluğu” ile suçlamıştı.

    Sonra da 16 yıldır hiç ağzına almadığı, iktidarı terk etme, bırakma anlamına gelen konuşmalar yapmaya başladı. Milletimiz bize “Tamam derse, kenara çekiliriz” dedi.

    Bu konuşmadan sonra sosyal medyada “TAMAM” sözcüğünü içeren tam 3 milyon küsur mesaj, ileti paylaşıldı. Bu bir rekordu.

    Şunu söylemek istiyorum:

    AKP’nin artık bittiğini, sona erdiğini, gideceğini ve bugünkü Türkiye ortamına, anketlere göre iktidarı kaybedeceğini biz biliyoruz.

    Ama biz şunu da biliyoruz, 16 seneden beri saltanat süren, servetine servet katan ve toplumu siyasal İslam düzenine sokmak için her türlü mücadeleyi veren bu çevreler, saltanatı ve devleti kolay kolay bırakmayacaklardır.

    Çünkü iktidardan düşmenin sonucunda yargı önüne çıkma, hesap verme ve tüm siyasal İslamcı düzenin yitirilmesi, Atatürkçü, laik Cumhuriyetin yeniden kurulması da olabilir…

    Yaşadıkları rüya, hayal âlemini terk etmemek için ellerinden gelen çabayı göstereceklerdir. Çünkü onların hayranlık duyduğu Osmanlı geleneğinde de bu vardır: Sultanlar tahtlarını korumak için oğullarını, kardeşlerini, amcalarını, babalarını öldürdüler. Onlar seçimi, seçilmeyi, demokrasiyi bilmezlerdi.

    Bu nedenle, birçok ayak oyunlarına, hile – hurdaya, algı oyunlarına gideceklerdir. Topluma yalanı gerçekmiş gibi yutturmaya çalışacaklar, partiler ve parti liderleri hakkında yalan, yanlış tanıklar, belgeler ortaya sürecekler, iftiralar atacaklardır…

    En önemli sahtekârlıkları ve icraatları ise sandıklarda yapacaklardır. Bunu önlemek için partiler, parti liderleri çok etkili ve engelleyici çareler düşünmelidirler. Vatansever parti üyeleri saat 6’da sandık başında olmalıdırlar. Hiçbir hileye hurdaya izin vermemelidirler. Akşam ayrılırken de sonuçlar ıslak imzalarla kayıt altına alınmalıdır. Bu işlemlerden sonra oy hırsızlığı yapsınlar da görelim…

    Hele hele iktidarın algı operasyonlarına, “BU İKTİDAR SANDIKTA YENİLMEZ” palavrasına inanıp, oy vermeye gitmeyenleri şiddetle uyarıyoruz: SAKIN BÖYLE BİR YANLIŞLIĞA DÜŞMEYİN…

    Şunu halkımız çok iyi bilmelidir: Şartlar Türk milletinden yanadır. Hiçbir dönemde bu kadar elverişli fırsatlar yakalamamıştık. Bunu iyi değerlendirmeliyiz.

    Şartlar, ittifaklar Cumhur ittifakının aklının köşesinden geçemeyecek bir biçimde gelişti. Bunun böyle olacağını bilselerdi, baskın seçimin yanından bile geçmezlerdi. Ama olan oldu. Artık geriye dönüş yok.

    Artık “AHDİM OLSUN Kİ…” diye yapılan yeminler, verilen sözler geçerli değildir. 16 yıl içinde yapılmayanların bundan sonra yapılacağına kimseyi inandıramazlar.

    Yazıyı bitirirken bir iki sözümüz de TV sahiplerine var: Gelin iktidara bu kadar emir kulluğu yapmayın. Kul – köle olmayın. Hep varsılların, güçlülerin yanını tutmayın; biraz da yoksulların haklarını savunun.

    Ne demiş atalarımız? “Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner.”

    Bir gün bakarsınız, elinizde ne servetiniz kalır, ne mevkiiniz… Perişan olursunuz…

  • MHP’li Başkandan Bahçeli’ye Çağrı

    MHP’li Başkandan Bahçeli’ye Çağrı

    Afyonkarahisar’ın Emirdağ Belediye Başkanı MHP’li Uğur Serdar Kargın, sosyal medya hesabından MHP Genel Başkanı Bahçeli’ye seslenerek, “As, kes, doğra ama bizi bunlara verme Reisim… Beğ Reisim, Baş Reisim, Buğ Reisim… Sözümü şer bilme, beni hor görme Ey Reisim…” dedi.

    Başkan Kargının sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:

    “40 günlük çocuğumun mevlidini soruşturma konusu yapanlara,

    Acil servis önünde, çoluk çocuğuma “babam ölecek mi” korkusu yaşatanlara,

    “Ölse de kurtulsak” diyerek birbirlerine mesaj atanlara,

    Suç örgütü kurmakla, Kaçakçılık ve hayali ihracat yapmakla şahsıma iftira atarak teftiş yaptıranlara,

    İlçedeki iş kazalarında, yaralanma ve ölümlerde Parti olarak ilden Avukat getirerek şahsıma ceza aldırmaya çalışanlara,

    Devlete, Hükümete, Partiye, Partililere ve Kamu görevlilerine hakaretten Parti yönetimince teftiş ve soruşturma açtıranlara,

    Cumhurbaşkanının avukatlarıyla birlikte hakkımda davacı olanlara, fezleke hazırlatanlara,
    Parti kararıyla ve yönetimin imzasıyla Terör örgütünü övmekten savcılığa suç duyurusunda bulunanlara,

    Devletin bekası için CUMHUR’a oy ver derler…

    Devletin bekâsı, ülkücü bir başkanın, birilerinin Parti Mahkemelerinde, ne idüğü belirsiz parti kanunlarıyla, kim olduğu belirsiz partililerin nefretleriyle yargılanmasındaysa,Ülkücü hareketin liderinin yargısız infazını tercih ederim…

    As, kes, doğra ama bizi bunlara verme Reisim…

    Beğ Reisim, Baş Reisim, Buğ Reisim…

    Sözümü şer bilme, beni hor görme Ey Reisim…”

    YEHA

    Turkishnews/Metin Tapmaz

  • Torba Yasa Mecliste

    Torba Yasa Mecliste

    Yeniden yapılandırma ve emekli ikramiyelerini içeren tasarının TBMM’den geçmesinin ardından birçok kişi yakından ilgilendiren yeni bir torba teklif daha Meclis’e sunuldu. Teklifte, 2-B arazileri için ödeme süresinin uzatılmasından, HGS-OGS cezalarının yüzde 60 indirilmesine kadar birçok düzenleme bulunuyor.

    Teklife göre, çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik borçları kaynağında kesilecek. Böyle bir durumda bankaya borç miktarı bildirilecek ve borç tutarı çiftçilerin destekleme ödemelerinden mahsup edilecek.

    Kamu İhale Sözleşmeleri kapsamındaki elektrik alım sözleşmelerinde, fiyat farkı söz konusu olabilecek. 1 Ocak 2016’dan sonraki alımlarda Bakanlar Kurulu’nun belirlediği kapsamda fiyat farkı ödenebilecek.

    10 KATI TUTARINDAKİ PARA CEZASI 4 KATINA İNDİRİLECEK

    Hürriyet’in haberine göre; karayollarında geçiş ihlaline ilişkin para cezaları yüzde 60 oranında azaltılacak.

    Teklife göre, tüm otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında geçiş ücreti ödemeden çıkış yapan araç sahiplerine, geçiş ücretinin 10 katı tutarındaki idari para cezası 4 katına indirilecek. Düzenleme, kanun yürürlüğe girmeden önce uygulanmış söz konusu cezalar için de geçerli olacak. Cezası tahakkuk ettirilenler için bu düzenleme geçerli olmayacak.

    2B’DE SÜRE UZATILIYOR
    2-B kapsamındakilerin başvuru süresi, tebligatta belirtilen süre içerisinde taşınmaz bedelini ödemeyenlerin ödeme süresi, taksitli satışlarda, taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin ödeme süresi, 30 Kasım 2018’e kadar uzatılacak.(Sputnik)

  • İsrail meydan okuyor…

    İsrail meydan okuyor…

    Amerika’nın İran ile nükleer anlaşmayı iptal etmesinden sonra İsrail’in İran’a karşı savaş tutumu bölgede tansiyonu yükseltiyor.

    Ortadoğu’da ateşi düşmeyen gerilim, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırısıyla daha da tırmandı. Gerilim ateşini kasıtlı körükleyen İsrail, İran’la nükleer anlaşmayı rafa kaldıran ABD’nin uluslararası arenada yalnız kalmasının önüne geçmek istiyor.
    AB ülkelerinin duruşu bugün için netleşmedi. Ancak endişe edilen durum şu:
    İsrail’in hesaplarına göre gerilim daha da kızışırsa Avrupa ülkelerinin ABD’ye destek vermekten başka çareleri kalmayabilir.

    Suriye ve çevresindeki İran-İsrail/ABD gerilimi artarak sürüyor. Suriye topraklarını hedef alarak tanklarla 10 Mayıs gecesi taciz atışları yapan İsrail, Suriye’den karşılık verilmesi üzerine kapsamlı bir hava saldırısı gerçekleştirmişti.
    İsrail yönetimi, ilk saldıran tarafın Suriye olduğu iddia ediyor.
    Rusya, İsrail’in 28 savaş uçağını havalandırdığını ve 70 füze ateşlediğini açıkladı. Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise İsrail saldırılarında en az 23 milisin öldüğünü duyurdu.

    İsrail ordusu, Suriye topraklarında vurduğu hedeflerin yer aldığı bir harita yayınladı. İsrail’in vurduğu Suriye’nin güneyindeki Kuneytra iline bağlı Baas ve Hadar bölgelerindeki yerler arasında askeri üsler ve bir cephanelik de bulunuyor.
    Resmi haber ajansı SANA, güneydeki Kuneytra’ya bağlı Baas şehrine topçu atışı yapıldığını bildirdi.

    İsrail saldırısı sonrası konuşan İsrail Savunma Bakanı Avigdor Lieberman, Suriye’deki bütün İran altyapısının vurulduğunu iddia ederken, ‘Umuyorum bu bölüm sona ermiştir’ açıklamasında bulundu.
    İsrail saldırısının Trump’ın İran nükleer anlaşmasından ayrılmasını açıklamasından kısa süre sonra gelmesi önemlidir. İsrail, zaten böyle bir açıklama sonrasın hazırlıklarını da tamamlamıştı.

    İşin özeti şu:
    İsrail, arkasına Amerika, Suudi Arabistan ve BAE’yi alarak adeta meydan okuyor.
    Zira Trump’ın kararına İsrail ve Suudi Arabistan ve BAE dışında destek veren ülke çıkmaması, İran’a karşı başlatılması planlanan yaptırımların yarım kalma ihtimalini ortaya koyuyor.

    Uzmanlar, İsrail’in Suriye ve çevresindeki bölgede gerilimi tırmandırarak, Trump’ın kararına karşı çıkan Avrupa devletlerini ABD çizgisine gelmeye mecbur bırakmak istediğini söylüyor.
    Avrupa ülkelerinin destek vermediği yaptırımların İran üzerindeki etkisi yok denecek kadar az olacak. Suriye’deki hedeflere yönelik son gerçekleşen saldırıda tanklarla ilk saldıran taraf olmasına rağmen, İsrail’in mağdur rolüne oynamasının nedeni böylece ortaya çıkmış bulunuyor.

    Zira İsrail kendini Suriye’de bulunan İran’a bağlı güçler tarafından saldırı uğramış taraf gibi lanse ederek, başta İngiltere, Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerindeki yönetimler üzerinde kamuoyu baskısı kurmak istiyor.
    Bu bağlamda uzmanlar, İsrail’i mağdur gibi gösterecek yeni ‘düzmece’ saldırılar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

    Kurmaca saldırının ardında beklendiği gibi ABD, İsrail’in yanında yer aldığını resmen açıkladı. Rusya ise, İran’la ilişkilerini daha da geliştireceğini duyurdu. Fransa taraflara gerilimin düşürülmesi için çağrı yaptı.
    BBC’nin Orta Doğu Editörü Jeremy Bowen gelişmeleri, “Vekalet savaşı olduğunu söylemeyin. Bu artık, İsrail ile İran arasında doğrudan bir meseledir. Trump’ın İran nükleer anlaşmasından ayrılmasından beri böyle. Tırmanması gerçek bir risk” yorumuyla yaşananların adını koydu. Suriye hükümeti İsrail’in fırlattığı roketlerin tek tek düşürüldüğünü açıkladı.

    Açıklamayı doğrulayan Rusya Savunma Bakanlığı ise Suriye’nin İsrail’den fırlatılan füzelerin yarısından fazlasını, kendilerinden aldığı hava savunma sistemiyle düşürdüğünü söyledi.
    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz:
    İsrail durdurulamazsa bölge yangın yerine dönenebilir. Bundan en fazla etkilenenler arasında Türkiye de yer alacaktır. Nedenlerini ise bir başka yazımızda dile getireceğiz.

  • FEYM  GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ ( 11 Mayıs 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 11 Mayıs 2018 )

    1.Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerde ‘yeni sayfa’ açmayı düşünmeye istekli olduğunu belirtti. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın, “Türkiye ile ön koşulsuz diplomatik ilişkiler kurmaya hazırız” sözleriyle ilgili soruyu yanıtlayan Başbakan Yıldırım şöyle konuştu: “Tabii bir görelim. Ermenistan yıllardan beri Türkiye’ye yönelik hasmane tutumunu, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne sınırlarına yönelik yanlış tutumlarından vazgeçiyorsa, yeni bir sayfa açmak istiyorsa bunlarla ilgili detayları görüp ona göre karşılık veririz. Biz hiç kimseyle, başta komşularımız olmak üzere husumet içinde olmayı arzu etmiyoruz. Böyle bir yaklaşım varsa bunu tabiatıyla ülkemizin menfaatleri doğrultusunda değerlendiririz.”  (İ)

    1. Cuma günü Ermenistan hükümeti, 18 Mart 2018’de Moskova’da imzalanan 29 Mayıs 2014’teki Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) Antlaşması’ nın tadil edilmesiyle ilgili Protokol’ün kabulü hakkındaki yasa tasarısını onayladı. Başbakan Nikol Paşinyan ‘ın başkanlık ettiği bugünkü kabine toplantısında konuşan Ermenistan Dışişleri Bakanı Edward Nalbandyan, kararın Başbakan seviyesinde EAEU Yüksek Konseyi’nde temsil edilme imkanı sağlamayı hedeflediğini belirtti. (İ)
    1. Başbakan Nikol Paşinyan, gazetecilere verdiği demeçte, David Tonoyan’ın Ermenistan’ın yeni Savunma Bakanı olarak atandığını söyledi. Tonoyan, 2010-2016 yılları arasında Savunma Bakan Yardımcılığı görevinde bulundu ve 2017 yılında Acil Durumlar Bakanı olarak atandı. (İ)
    1. Türkiye’nin Büyük Millet Meclisi’ nin Ermeni asıllı üyesi Garo Paylan (Halkın Demokrasi Partisi) tarafından önerilen Soykırım tanıma tasarısı ülkenin en üst yasama organı tarafından olumsuz karşılandı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, “Türk halkının ulusal bilincine ve tarihine karşı saygılı” olunması gerektiğini söyledi. Meclis Başkanlığı, ayrıca, Ermeni asıllı milletvekilini “Türk halkının geçmişine ve Türk devletine hakaret” ile suçladı. (İ)
    1. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan Erivan Şehri Polis Departmanı eski şefi Valeri Osipyan’ı  Emniyet Genel Müdürü olarak atadı. (İ)
    1. Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian 11 Mayıs’ta Kuveyt Büyükelçisi Nawaf Abdulaziz Abdullah Al-Enezi’ yi kabul ederek Kuveyt ile dostluk ilişkilerini, gelecekteki gelişimini ve güçlenmesini görüştü. Ayrıca Kuveyt liderliğine Ermeni cemaatine karşı dikkatli tutumu için teşekkür etti. (İ)
    1. Ararat – Eskijian Müzesi, Dr. Gabis Harboyan’ ın   örneklendirilmiş konuşmasını sunuyor.  Konuşma, 17 Mayıs Perşembe günü 19.30’ da Ararat-Eskijian Müzesi/Sheen Şapeli’nde yapılacak.(İ)
    1. Financial Times gazetesinde yayınlanan bir makalesinde Aurora İnsani Yardım Girişimi’nin kurucularından Ruben Vardanyan, Ermeniler anavatanlarını dönüştürme şanslarını yakalamalılar dedi. (İ)
    1. ABD Kongresi Ermeni Dostluk Grubu liderleri, Ermenistan halkını demokrasiye geçişleri nedeniyle kutladılar. Yeni seçilen Başbakan Nikol Paşinyan’ ı da kutlayarak ABD – Ermenistan ilişkilerine destek sözü verdiler. (İ)
    1. Nikol Paşinyan’ın Ermenistan’ın yeni Başbakanı olarak seçilmesinden hemen sonra, Amerika Ermenistan Ulusal Komitesi (ANCA), Ermenistan’ın hızlandırılarak benzeri görülmemiş, barışçıl ve anayasal bir geçişin başarılı bir şekilde tamamlanmasını desteklemek üzere ABD Dışişleri Bakanı Michael Pompeo’ya çağrıda bulunarak Ermenistan gençliğini yetiştirmek için ülkenin devlet okullarına, 140 milyon dolar değerindeki Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Sanat ve Matematik (STEAM) eğitim programıyla güçlendirecek yeni bir Millennium Challenge Corporation (MCC) hibe desteği talep etti. (İ)
    1. Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian, Başbakan Nikol Pashinyan’ın önerisine uygun olarak, öncelikle Savunma Bakanlığına Artur Vanetsyan’ ın, Emniyet Genel Müdürlüğüne   de Valery Osipyan’ın atamalarını yaptı. Geçtiğimiz iki yıl boyunca sokak gösterilerinden tanıdık bir figür olan Osipyan, Vladimir Gasparyan’ın yerini, Vanetsyan ise Georgy Koutoyan’ın yerini alacak. Paşinyan, yeni atanan güvenlik şeflerinden, ulusal güvenliğin garantörleri ve Ermenistan vatandaşlarının güvenliği gibi ciddi sonuçlar beklediğini, dikenli tel kültürünü elimine etmelerini istedi. (İ)
    1. Jamanak ve Agos düellosunda son perde. Türkiye’de yayımlanan ve Ermeni vatandaşlarımızı temsil eden gazeteler arasında son günlerde kendilerine aktarılan gelirlerle ilgili bir gerilme gözlemlenmektedir. Söz konusu gazetelerden Jamanak ve Agos, bilhassa Patrikhane ilanlarından sağlanan gelirler konusunda ilk sayfalarında birbirlerine karşı saldırıya geçmişlerdir. (T)
    2. Ermenistan bize ne anlatıyor? İçinde bulunduğumuz coğrafyada son yıllarda eşi ve benzerine rastlamadığımız bir değişim, bir devrim gerçekleşti. Bunu azımsayamayız. Ve bu değişimden çıkarılacak çok dersler olmalı. (T)
  • TÜRKİYE’NİN DAĞLARINDA İNCE İNCE ÇİÇEKLER AÇACAK

    TÜRKİYE’NİN DAĞLARINDA İNCE İNCE ÇİÇEKLER AÇACAK

    TÜRKİYE’NİN DAĞLARINDA
    İNCE İNCE ÇİÇEKLER AÇACAK

    Sevgili okurlar; yoksul bir ailede dünyaya gelmişti.
    Anne ve babası okuma yazma bilmezlerdi.
    Yıllarca tarlalarda ırgatlık yapmıştı.
    Bakkallarda çıraklık yaptı.
    10 yaşında annesini kaybetti
    İşe girdi, 21 yaşında işini kaybetti.
    Bocalama dönemi başladı.
    24 yaşında tekrar işinden oldu.
    Genç yaşında evlenmişti, 25 yaşında dört çocuğu vardı.
    Ancak evlat acısını 25 yaşında üç çocuğunu kaybederek yaşadı.
    27 yaşında ruhsal bunalıma girdi.
    Siyasete girdi, 34 yaşında kongre seçimlerini kaybetti.
    36 yaşında kongre seçimlerini tekrar kaybetti.
    38 yaşında eyalet seçimini kaybetti.
    45 yaşında senato seçimlerini kaybetti.
    47 yaşında başkanlık seçimlerini kaybetti.
    49 yaşında tekrar senato seçimlerini kaybetti.
    52 yaşında ABD’ye başkan seçildi.

    BU KİŞİ, ABRAHAM LİNCOLN’DÜ…
    Lincoln, en büyük ABD Başkanlarından biri olarak kabul edilir. Günümüzde Lincoln’ün resmi, 5 Dolarlık Banknotların ve 1 sentlik madeni paraların üzerinde yer almaktadır.
    (Kaynak: 
    Abraham Lincoln’un hayat hikayesi: Nasıl Başkan oldu? )
    Bunu neden yazdım dersiniz?
    Birilerinin anlaması için.
    CHP’nin başkanlığını kazanamayan Muharrem İnce, bal gibi Cumhurbaşkanı olabilir diye yazdım.
    Kişiler başkalarını eleştirirken, kendilerine de iyi bakmalıdırlar.
    Başarı trendi Türkiye’de aniden yükselebilir.
    Bürokraside evvelden liyakat vardı. Şimdi ise kimlerin nerelere hak etmedikleri görevlere getirildiklerini biliyoruz.
    Halk İNCE’ye CUMHURBAŞKANLIĞI görevini verirse, İNCE’de bu vatanın evladı olarak görevini en iyi şekilde yapabilecek yetenek ve bilgiye sahiptir.
    Diğer adaylar da aynıdır. Her biri birbirinden değerlidir.
    Sevgili okurlar; daha önceki yazımda da bahsettiğim şu hususa bir kere daha değinmek istiyorum.
    Nedeni ise; ülkemiz üzerinde kimlerin neler düşündüğüdür. Halkımızın asıl bu konulara dikkat etmesi gerekmekte ve TAMAM’MI DEVAM MI kararını ona göre vermelidir.
    CIA eski Türkiye Şefi, Paul Bernard Henze’nin 2006’da Beyaz Saray’a sunduğu Türkiye Raporunda bakın ne yazıyor:
    “Türkiye’nin bu şekliyle, Amerikan politikalarının yanında olacağından emin olamayız. Ülkeyi kuranlar, denetim mekanizmasını çok sıkı tutmuşlar. Hükümeti ikna ettiğimizde Meclis; Meclis’i ikna ettiğimizde ordu; orduyu ikna ettiğimizde yargı karşımıza geçebiliyor
    Eğer Amerika’nın çıkarı Türkiye’de bir federal devlet kurulması ise; mutlaka ve öncelikle yargı, ordu, Meclis ve hükümeti tek elde toplayan başkanlık rejimine geçilmelidir.
    Bir kişiyi ikna etmek, birbirini denetleyen yapıyı ikna etmekten çok daha kolay olacaktır.
    Eğer o bir kişi Amerikan çıkarlarına yardım etmek konusunda tereddüt ederse, bir kişi üzerine kurulmuş yapıyı yıkmak Amerika için sorun olmaz.”
    Sevgili okurlar yıl 2006. Şimdi ise yıl 2018. Ülkenin 2006 dan bu yana yaşadıkları ortada. Feto hareketi ile ordu yıpratılmış, yargı bağımsız olmaktan çıkmış, bürokrasi çökmüş, Meclis gücünü kaybetmiştir.
    Meclis ve Hükümet tek elden idare edilecek Başkanlık rejimine doğru gitmektedir.
    Zamanın ABD Başkanlarından Nixon ne demişti 1970 lerde: “Müslüman ülkelerde demokrasi ve laiklik olmasına izin veremeyiz. Eğitim sisteminin ve ülke idaresinin din temelleri üzerine kurulması gerekiyor. Başlarındaki çobanı ele geçirince, ülkeyi biz yönetiriz.
    Bu doğrultuda tedbirler almak zorundayız.”

    Richard Nixon'un müslüman ülkelerde demokrasi ile ilgili görüşü

    Buyurun emperyalist güçlerin düşünceleri işte bu.
    Şimdi 24 Haziran seçimlerinin önemini bir kez daha idrak etmemiz gerekiyor.
    Bakın Mustafa Kemal Atatürk 1923 yılında ne söylemiş: “Milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır. (1923)

    SON SÖZ: 

    Amerika’nın ve emperyalist güçlerin amacı bellidir. Ülkemizin kurumlarının ve en kıymetli madenlerimizin, topraklarımızın kimlere satıldığı bellidir. Amaç belli.

    24 Haziran seçimlerinde Anadolu halkı sağ duyusu ile hareket etmeli. Düşmanlarının istedikleri değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün istediği doğrultuda seçimini yapmalıdır.
    TAMAM, BE TAMAM. YETER ARTIK BİZ ESKİ DÜZENE DEVAM ETMEK İSTEMİYORUZ.
    KALKINMIŞ, BAĞIMSIZ, HÜR, LAİK VE DEMOKRAT TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE HUZUR, İÇERİSİNDE YAŞAMAK İSTİYORUZ.

    11.05.2018
    Zekeriya Tümer
    [email protected]

  • AB’nin Türkiye hayalleri … Prof. Dr. Ata ATUN

    AB’nin Türkiye hayalleri … Prof. Dr. Ata ATUN

    AB’nin Türkiye hayalleri

    Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs adasının Kuzey yarısında yaşamlarını sürdüren Kıbrıslı Türkler ile Türkiye’yi yok sayarak tek taraflı ilan ettikleri egemenlikleriyle, tek başlarına anlaşmalar yapmakta, ittifaklar imzalamakta. Tabi burada önemli olan Rumların ne yaptığı değil, üst akılların bölgedeki girişimleri.

    Rusya’nın asırlardır süregelen arzusu Doğu Akdeniz’de güvenli bir yerinin olması. Adının ne olduğu çok önemli değil. İstediği, Kıbrıs’taki Ağrotur (Akrotiri) ve Dikelya gibi tamamen kendine ait toprağının bulunması. Körün istediği bir göz Allah vermiş iki göz misali şimdi Rusya’nın hem tamamen kendi kontrolünde bir deniz limanı var, hem de Ağrotur gibi… Tabi bir de hava üssü.

    Petrol ve Doğalgaz boru hattı

    Gelelim aynı bölgeden bir taş atımı uzaklıktaki Suriye’ye. Suriye’nin petrol üretimi bilinenden çok daha fazla ve zengin. Petrol yerin sadece 250 metre altında. Çıkarması çok kolay. Toplam olarak 14 petrol kuyusu var ve üretimi de 6-7 milyar varil civarında. Kıyaslama yapmak gerekirse, dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip olduğu iddia edilen Suudi Arabistan’ın petrol üretimi ise 12 milyar varil düzeyinde. Sadece bu bilgi bile niye Rusya’nın ve ABD’nin Suriye’de olduklarını açıklamakta. Doğu Akdeniz’deki doğalgaz yatakları da üç aşağı, beş yukarı aynı konumda.

    Rusya’nın dünyanın en zengin doğalgaz yataklarına sahip olduğu iddia ediliyor ancak
    2009 verilerine göre İsrail’in Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) içinde yer alan Tamar’da 260 milyar metre küp (m3) ve Leviatan’da da 450 milyar m3 doğalgaz rezervi bulunmakta.
    2012 verilerine göre de Afrodit bölgesinde 200 milyar m3 doğal gaz rezervi bulunmakta.
    Bölgedeki toplam doğalgaz rezervi yaklaşık 900 milyar m3 civarında. Bu rakam ise Rusya’daki rezervin yarısına denk gelmekte.

    Suriye ve Kıbrıs’ta mevcut sorununun niye çözülemediğinin yanıtını veriyor bölgedeki petrol ve doğalgaz kaynaklarının varlığı ve büyüklüğü. Gerçekte sorunun kökeninde yatan üst akıl Avrupa Birliği (AB).

    AB’nin yumuşak karnı enerji.
    Avrupa kıtasında artık ne kömür kaldı ne de başka bir toprak altı zenginliği. Yaşam koşullarının maddi açıdan zorlaşması nedeni ile aileler küçüldü, nüfus artmak yerine gerilemeye başladı. Yüzyıllardır sömürgelerinden elde ettikleri varlıklarını yemeye başladılar. Enerji gereksinimlerini de Rusya’dan petrol ve doğalgaz alarak karşılayabiliyorlar. Diğer üretici ülkelerden tedarik edilen petrol ve doğalgaz taşımacılık ve depolama nedeni ile Rusya’nınkinden daha pahalı. Kısaca AB’nin boğazına Rusya’nın eli yapışmış durumda. Rusya AB’nin boğazını sıkarsa AB ölmez ama yaşam koşulları daha da zorlaşır.

    AB bu olasılığı bertaraf edebilmek için Rusya’yı devre dışı bırakmak istiyor ve bu nedenle de gözünü Suriye’ye ve Doğu Akdeniz’e dikti. Niyet çok açık; Suriye’de PYD ve PKK’yı silah ve para desteği ile güçlendirmek, silahlı terör gücünün sayısını 60 bine çıkartmak, ki an itibarı ile bu sayı 60 bini geçmiştir, Kuzey Irak’tan başlamak üzere Doğu Akdeniz’e kadar ulaşan güvenli ve PYD-PKK kontrolünde bir bölge oluşturmak ve bu bölgeye petrol boru hattını döşeyerek Kerkük petrolünü kendi kontrolündeki bu bölgedeki bir limana akıtmak ve Avrupa’ya göndermek.

    Aynısını da doğalgaz konusunda yapmak için AB düğmeye basmış durumda. Hedefi Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğalgazı da İsrail, Kıbrıs Rum ve Yunanistan arasında yapılacak bir anlaşma ile Avrupa’ya taşımak. Hafta içinde Lefkoşa’da Kıbrıs Rum, Yunanistan ve İsrail liderleri toplanarak 2018 sonunda East Med doğal gaz boru hattı projesinin mutabakatını yaparak, imzalar attılar

    Anlaşmalar yapmak tek başına bir önem arz etmemekte. Önemli olan yapılan anlaşmanın sürdürülebilir olması. Bunun için de AB’nin ileriye dönük 3 aşamalı bir de stratejik planı var.
    – Türkiye’de önümüzdeki 10 sene içinde iç savaş çıkarılması,
    – İsrail ile Suudi Arabistan’ın bölgede stratejik ortak ve müttefik haline getirilmesi,
    – PKK-PYD terör örgütünün, hukuk dışı olmaktan çıkarılarak yasal hale getirilmesi.

    Bu pembe ama olmazsa olmaz hayale engel olabilecek bir tek ülke var bölgede. Bu nedenle de ekonomi ve terör başta olmak üzere her türlü yöntemle, her yönden saldırılıyor anavatan Türkiye’mize…

    Prof. Dr. Ata ATUN
    KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı
    e-mail: [email protected] veya [email protected]

    Facebook: AtaAtun1

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ ( 08 – 10 Mayıs 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 08 – 10 Mayıs 2018 )

    1.ŞEHİT DİPLOMATLAR – Avrasya İncelemeleri Merkezi çalışanları, 4 Mayıs 1982 tarihinde Ermeni teröristler tarafından şehit edilen Türkiye’nin Boston Fahri Başkonsolos’u Orhan GÜNDÜZ’ün aziz hatırası önünde saygıyla eğilir.

    (Not : FEYM Grubu olarak biz de şehit diplomatımızı rahmetle anıyor, Ermeni teröristlerini telin ediyoruz…, o. Tan)

    1. Ermenistan Meclisi’ ndeki Yelk fraksiyonunun ve hükümet karşıtı protestoların lideri Nikol Paşinyan Ermenisten Başbakanı olarak seçildi. Yapılan oylamada Paşinyan 59 lehte ve 41 aleyhte oy aldı. 2015 Yılında yapılan Anayasa değişikliğine göre yeni hükümet 10 – 15 gün içinde kurulmuş olacaktır. (İ)
    1. AB Yüksek Temsilcisi/ Başkan – Yardımcısı Federica Mogherini ve Komisyoner Johannes Hahn, Nikol Paşinyan’ ın Başbakanlığa seçilmesi üzerine yaptıkları ortak açıklama ile “AB’ nin Ermenistan’ ın yeni hükümeti ile birlikte çalışmayı dört gözle beklediğini” bildirdiler. (İ)
    1. Fransa Ermenileri Koordinasyon Başkan Yardımcısı, Ermeni diasporasını Ermenistan’ ın gelişimi için devamlı destek vermeye çağırdı. “Hepimizin bir tek prensibi olmalı: Ermenistan bir devlettir ve bizler de bu devletin yanında olmalıyız.” dedi. (İ)
    1. Zhamanak Gazetesinde yer alan habere göre, Ermenistan’ ı ziyaret eden FBI uzmanları, aldıkları bilgi üzerine Ermenistan’ dan yasadışı mali akışı inceliyorlar. (İ)
    1. Ermenistan’ ın yeni Başbakanı Nikol Paşinyan 14 Mayıs’ta Soçi’de yapılacak Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) zirvesine katılacak. RF Devlet Başkanı basın sekreteri Dmitri Peskov, Kremlin’in Ermenistan’ın Mayıs ayında yapılacak Avrasya Ekonomik Birliği zirvesine katılması umudunu taşıdığını, zirve çerçevesinde RF ve Ermenistan liderlerinin ikili buluşmasının gerçekleşeceğini bildirmişti. (T)
    1. Nikol Paşinyan’ ın Başbakan olarak seçilmesini müteakip Avrupa Konseyi Genel Sekreteri

    Thorbjørn Jagland şu açıklamayı yaptı ; “ Ermenistan Parlamentosu’ nun bugünkü kararı, bizim kuruluşumuzla birlikte yürütülen anayasal reformların uygulanmaya başladığını gösteriyor. Bu sürecin devamını dileriz.” (İ)

    1. Putin, Başbakan seçilmesi nedeniyle Paşinyan’ ı kutladı. (İ)

    (Not ; Pek çok ülke liderleri de Paşinyan’ a kutlama mesajı gönderdiler…,o.tan)

    1. Kollektif Güvenlik Anlaşma Örgütü (CSTO) Genel Sekreteri Yuri Khachaturov, Nikol Paşinyan’ ın başbakanlığa seçilmesi nedeniyle yaptığı açıklamada, Ermenistan ile yoğun işbirliğinin devamının önemli olduğunu bildirdi. (İ)
    1. Nikol Paşinyan, seçim sonrasıCumhuriyet Meydanı’ nda yaptığı konuşmada şunları söyledi ; “Bugün siz kazandınız. Bundan sonra sizin zaferinize karşı kimse zarar vermeye cesaret edemeyecek. Açıkça ifade ederim ki bu zafer, Ermenistan başbakanlığına seçilişim nedeniyle benim değil, sizin zaferinizdir.” (İ)
    1. Türk milletvekilleri: Ermenistan’daki gelişmeler tarihe geçecek. Türk parlamentosunun Ermeni asıllı milletvekilleri Garo Paylan ve Selina Doğan, Ermeni halkı demokrasi için savaşarak kazandı diyerek Ermenistan’daki son olayları kutladılar. (İ)
    1. 3. Garo Paylan, Erdogan’ ın seçim kampanyasındaki vaatleri ile ilgili olarak yeter artık diyerek “çekip gitmesini” istedi. (İ)

    !.html

    1. Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian yaptığı açıklamada, Ermenistan’daki son devrimci gelişmeleri saygıyı ile karşıladığını, genç kuşakların yeni bir ülke inşa etme çabalarında ülke çapında bir gurur duymalarını bildirdi. (İ)
    1. Ermenistan’da genç kuşak ‘ daha az Sovyet’ zihniyetinde – Londra’daki Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ ndan Thomas de Waal makalesinde şunları yazdı ; “ Ermenistan’ın egemen rejiminin beklenmedik çöküşü, Ermenistan’ın 1988’deki Sovyet rejimiyle kopuşunun öyküsünü incelerseniz daha iyi anlaşılır. Ülkenin barışçıl bir protesto, ulusal dayanışma mirası var, ama aynı zamanda güçlü bir milliyetçi söylem tarafından tuzağa düşürüldü. (İ)
    1. Birleşik Devletler Kongresi, Temsilciler Meclisinin nispeten etkili isimlerinden Adam Schiff, Nikol Paşinyan’ı bir mesajla kutladı. Mesajda şunlar kaydedildi: ʺErmenistan Cumhuriyeti yeni Başbakanı Nikol Paşinyan’ı kutluyorum. Kitlesel protestolar ve siyasi çalkantılar devresinden Ermenistan yeni bir hükümet kazanarak, geleceğe yönelik yeni umutlarla çıktı. Ermenistan’ın önünde birçok tehlike ve aciliyetler olmasına karşın, bu barışçı çözüm Ermeni halkına yeteneğini tam olarak kullanma ve yeni bir umut güzergahını tutma olanağı sağlamaktadır. Ermenistan’ın bu önemli reform yolunda başarıya ulaşması için Kongre’de her şeyi yapmaya devam edeceğim.ʺ (T)
    1. ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Kuvvetler Komisyonundaki konuşması esnasında Jackie Speier Ermeni <sözde> soykırımı derslerinin hatırlanması gerektiğini belirtti. 20. yy. başında ailesi üyelerinin <sözde> soykırıma kurban gittiklerini belirten Spier ʺEğer diğer ülkelere Soykırımın sonuçlarını idrak etmede ve bunun engellenmesinin  nasıl mümkün olabileceği hususunda yardımcı olmazsak, ahlaki liderliğimizin gerçekten sorgulanacağını sanıyorumʺ dedi.Ermeni <sözde> soykırımının tanınmasına ilişkin tasarıya halen 118 Kongre üyesi destek veriyor. (T)
    1. NATO Gn. Sekreteri Güney Kafkasya ve Merkezi Asya Bölgesi özel temsilcisi James Appathurai, Nikol Paşinyan’ın Ermenistan başbakanlığına seçilmesini bir mesajla kutladı. Mesajında “ Nikol Paşinyan’ı Anayasa gereği yeni Ermenistan başbakanı seçilmesi vesilesiyle kutluyorum. NATO, Ermenistan ile siyasal diyalog ve pratik işbirliği de dahil olmak üzere güçlü bir ortaklık sürdürme beklentisindedir. ʺ (T)
    1. Paşinyan: Karabağ’ın uluslararası tanınma yollarından biri de Ermenistan ve Artsakh’ın birleşmesidir dedi. (T)
    1. Ermenistan yeni başbakanı Nikol Paşinyan, Ermenistan, Türkiye’yle önkoşulsuz diplomatik ilişkiler tesis etmeye hazırdır dedi. Yaptığı açıklamada Paşinyan şunları belirtti: ʺTürkiye’ nin ön koşullar öne sürdüğünü biliyorsunuz. Türkiye’nin talepleri mantık dışıdır, zira bir ülkeyle ilişki tesis etmek için üçüncü bir ülkeye ilişkin şartlar öne sürmek mantıki değildir. Biz tutumumuzu koruyoruz ve önkoşulsuz ilişki tesis etmeye hazırız. Ermeni <sözde> soykırımının uluslararası tanınmasına da sadığız. Bu uluslararası tanınma, Ermeni-Türk ilişkilerinden ziyade soykırımların önlenmesine ilişkindir.ʺ (T)
    1. Ermenistan’ın polisi ve güvenlik şefleri görevden alındı.

    Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian, Vladimir Gasparyan’ı Polis Şefi görevinden, Georgi Kutoyan’ ı ise Ulusal Güvenlik Servisi Müdürü görevinen aldı. (İ)

    1. NATO’nun Kafkasya ve Orta Asya’ya Özel Temsilcisi James Appathurai, Nikol Pashinyan’ı kutladığı mesajında, “ NATO Genel Sekreteri adına, Ermenistan’ın yeni Başbakanı seçiminiz nedeniyle sizi tebrik ediyorum. NATO ve Ermenistan 25 yıldan uzun bir süre önce ilişkiler kurdu ve bu süre zarfında ortaklığımız istikrarlı bir şekilde arttı. Ermenistan’ın Kosova ve Afganistan’daki NATO faaliyetlerine olan katkısını takdir ediyoruz ve NATO-Ermenistan Bireysel Ortaklık Eylem Planı’yla yakın bir siyasi diyaloğu ve önemli derecede pratik işbirliğini sürdürmek istiyoruz. (İ)
    1. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan 10 Mayıs’ta Gürcistan’ın Birinci Kanalında Ermenistan-Gürcistan ikili ilişkileri hakkındaki konuşmasında Gürcistan’ın Ermenistan için belirleyici bir rolü olduğunu söyledi. (İ)
    1. Glendale Kütüphanesi, 17 Mayıs 2018, Perşembe günü saat 19.30’da, 222 East Harvard Street’teki Merkez Kütüphanesi Konferans salonunda Dr. Nerses Kopalyan tarafından “Bugünkü Ermenistan’da Sosyal Gelişim üzerine özel bir sunum” düzenleyecek. (İ)
    1. Ermenistan’ın yeni seçilen Başbakanı Nikol Paşinyan yaptığı açıklamada, Karabağ’ ın barış sürecindeki müzakerelere dahil edilmesi gerektiğine inandığını söyledi. (İ)
    1. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Karabağ’ ın kendi kaderini tayin hakkını Azerbaycan’ın tanıyana kadar karşılıklı tavizi tartışamayacağını söyledi. (İ)
    1. İsveç’teki Süryaniler Hükümetin <sözde> soykırım yasası üzerindeki konumunu tenkit ediyor. Kritik. İsveç başbakanı Stefan Lövfen, hükümetinin hiçbir <sözde> soykırımı tanımak konusunda niyetinin olmadığını bildirdiği söyleşi üzerine Süryani ve Ermeniler şiddetle tepki gösterdiler ve yapılacak seçimlerde Sosyal Demokrat Parti’ye karşı boykot çağrısı yaptılar. (İ)
    1. Başbakan Nikol Paşinyan, Dağlık Karabağ barış sürecine verdiği desteği yineledi ve Karabağ’ ı müzakere masasına geri götürmek için yoğun çabalar vaat etti. (İ)
    1. Ermenistan’ın geleceği ile ilgili ihtimaller. Karabağ çetesinin sonu mu, yoksa ‘yeni şişedeki eski şarap’ mı? Ermenistan’ın on senelik Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Anayasa değişikliklerinden sonra Başbakan olması kitlelerin sokaklara çıkmasıyla sonuçlandı ki, bu da onun istifasına neden oldu. Halkın itirazı Sarkisyan’ın kendi iktidarını güçlendirmek amacıyla attığı adımların önünü kesti. (T) 

    ?

    1. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Karabağ’ ı ziyareti sırasında ‘Türkiye ile önkoşulsuz ilişkiye hazırız’ dedi. (T)
  • İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI VE TÜRKİYE

    İRAN NÜKLEER ANLAŞMASI VE TÜRKİYE

    ABD’li Demokratlar, “Devirmek zaman alabilir ama mücadeleyi zayıflatmayalım” benzeri söylemlerini destekleyen bilgi ve belgelerle,
    Cumhuriyetçi Başkan D.Trump’ı yoğun olarak, Putin’in etkisi altında: Manik-depresif bir kişilik: Hırsız : Kişisel işleriyle devlet işleri arasında çıkar çatışması yaşayan bir milyarder : Beyaz üstünlükçü: Aşırı sağ finans çevrelerinin kuklası olmakla itham ediyor, gözden düşürmeye çalışıyorlar.

    *

    D.Trump ise 21.yüzyılın gidişatını başta ülkesi olmak üzere Avrupa, Rusya, Çin ve İslamcılık arasındaki etkileşimin belirleyeceği,
    ABD’nin bütün bu yapının en zengin ve en güçlü ülkesi olduğu  ama askeri ve ekonomik olarak kötü yönetimle zayıfladığını, diğerlerinin de daha güçlendiğinin düşüncesindedir.
    Bir işadamı doğasındaki dış ilişkilerin pazarlanabilirliği için siyasi hedeflere ulaşmaya elverişli tüm düzenlemeleri tehlikeye atabileceği ve değiştirilebileceği  bir vizyonu yürütüyor.

    *​
    İşte, “A​BD nükleer şantaj için rehin alınamayacak bir ülkedir. Amerika’ya ölümü​n ​bu silah​la geleceğini söyleyen bir rejime izin verilmez.
    İran tehdidine, nükleer emellerine karşı kalıcı bir çözüm​ bulmak için müttefiklerimizle birlikte çalışacağız.
    Yaptırımlar o kadar güçlü olacak ki, İran daha önce karşılaştığından daha büyük sorunlara sahip olacak” diyor.
    Ve Washington’u İran nükleer anlaşmasından çekiyor, ekonomik yaptırımları yeniden​ düzenliyor…

    *​

    Ancak İran’a yeniden düzenlenen ABD yaptırımları 90 gün boyunca devreye girmeyecektir.
    90 günlük bu süre İran’a müzakere ve durumu kurtarmak için yeni bir fırsat oluşturuyor.
    Bu yüzden İran nükleer anlaşmasının akibeti ​kısmen değiştirilen eski anlaşma mı, yeni bir anlaşma mı​ olacaktır​ yoksa bir çatışma mı yaşanacaktır​, şu dakikada bilinmiyor.​

    *
    Durum olumlu bir açıklığa kavuşmadığı takdirde ABD Başkanı Donald Trump, Ekim 2017’de İran’ın şiddet performansı üzerinden ilan ettiği ABD stratejisini işletecektir.
    Strateji Ortadoğu ve dışarısında İran’ın istikrarı bozma operasyonlarına karşı alınacak tedbirleri ve Nükleer- Balistik füze programlarını finanse eden mali geliri bloke etmek için yeni yaptırımları listeliyor…

    *

    İran’ın nükleer programının yalnızca barışçıl olacağını kayıt altına alan 18 Ekim 2015’te P5+1 ile imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı,
    Yalnızca İsrail’in değil belirli koşullarda bölgenin Sünni devletleri; Suudi Arabistan, Mısır, BAE ve Türkiye’nin de endişe kaynağıdır.
    AB ülkeleri de İran füzelerinin gelişiminin Avrupa için bir tehdit oluşturacağını ve Avrupa’yı vurabileceğini düşünüyor.
    Ayrıca İran, Nükleer ve Balistik füze programı dışındaki Hassas Güdümlü Satıhtan Satıha Füze geliştirme programıyla Irak, Suriye ve Yemen’de  hegemonya kurmak istiyor.

    *

    Bu tehditler ABD ve şu anda Suriye’de İran ile işbirliği yapan fakat bölgede bir İran hegemonyası görmek istemeyen Rusya’yı da endişelendiriyor.
    Bu ülkelerin hepsi İran’ın yekpare bir ülke olmadığını çünkü Devrim Muhafızları Ordusunun ayrı bir gündemi olduğunu da değerlendiriyor.
    Yakın zamana kadar Devrim Muhafızları Tahran’dan Akdeniz’e bir İran Koridoru kurmayı amaçlarken,
    İran Cumhurbaşkanı H.Rouhani’nin en büyük ilgisi İran’ın dünyayla olan ekonomik bağlarını genişletmekti.
    H.Rouhani aynı zamanda Suriye ve Hizbullah’a destek olabilmek için de ekonomik durumu iyileştirmeye çalışıyor…

    *

    Ama gelirinin çoğunu dünyanın en büyük 2. üreticisi olduğu petrolden sağlayan İran’a zaten “yaptırımlar siyasetinin” binbir türü uygulanıyor.
    Mesela ekonomik işlemlerinin sonlandırılması amacıyla Merkez Bankası işlemleri askıya alındığında ;
    İran’ın çok sayıda sektörde faaliyet gösteren, ithalatın yarıdan fazlasını ihracaatın tamamına yakınını yaparak en güçlü ekonomik örgütü olan Devrim Muhafızları,
    Devrim Muhafızlarından hareketle giderek toplumsal bilinç ve vicdanların körleştirilmesi, bireylerin ve İran ulusunu yalnızlaştırması, inancı- bilinci teslim alırken,
    İranlıların düşlerinin parçalanması, fiziki ve psikolojik olarak çökertilerek rejiminin yıkılması hedefleniyor…

    *

    Bir süredir dini ideolojinin hakim olması nedeniyle dini lider A.Hamaney ile Batı ile ilişkilerin normalleşmesini isteyen fakat Hizbullah ve HAMAS İslami örgütlerini himaye etmek istemeyen, bu yüzden Batı ile gizli bir ajandası olduğuna ilişki bir kuşku dalgası içinde bulunan Cumhurbaşkanı H.Rouhani arasında  nifak fırtınası esiyor.
    Nitekim İran bir süreden beri;
    1- Dini lider A.Hamaney’in “İslam Devrimi Güçleri”,
    2- Cumhurbaşkanı H.Ruhani’nin ” Devrimci Güçler”i,
    3- Eski Cumhurbaşkanı M.Ahmedinejad’ın “devrimci anti-emperyalist Güçler”i arasında bölünmüştür.
    İran yönetimde hem ideolojik hem de kişisel hesapların çelişkileri çok keskin bir durumdadır.

    *

    Bunlara bağlı olarak İran yönetişim sisteminin “istikrar” unsuru dört temel konuda yaralıdır.
    1- İranlılar devletin yönetişim sisteminin meşruiyeti tartışıyor.
    2- Devlet işleri yönetiminde etkinlik azalmış,
    3- Siyasi elitler arasındaki birlik  bozulmuştur.
    4- Hükümet şiddet kapasitesinin artmasıyla zayıflamıştır…

    *

    Şimdi Başkan D. Trump, İran’ın balistik füze testlerini gerçekleştirmesini ve nükleer başlık taşıması amacıyla tasarlanan  kıtalararası balistik füze programınn geliştirilmesini engelleyeceğini,
    İran’ın Kızıldeniz ve Akabe Körfezi’ndeki uluslararası seyrüsefer tehdidinde bulunmasına izin vermeyeceğini,
    Devrim Muhafızları Ordusunun teröre destek ve silahlı vekil güçler sağlamasını  engellemek üzere İran’ın finansal varlıklarını Devrim Muhafızlarına kaçırması önleyeceğini,
    Bunları gerçekleştirmek üzere İran’ın uyumu konusunda uluslararası denetimler sıkılaştıracağını,
    Bunlar gerçekleşmediği taktirde İran rejiminin askeri ve siyasi temellerini sarsacağını öngörüyor…

    *

    Başkan Trump’ın, Washington’un İran nükleer anlaşmasından çekmesiyle birlikte hem ABD ve müttefikleri hem de İran sahadaki pozisyonlarını güçlendirmeye başlamıştır.
    İran ile yapılan anlaşmayı imzalayan ülkelerden Birleşik Krallık ve Fransa, Başkan Trump’ın kararına itiraz etmekle birlikte Kuzey Suriye’ye hava ve kara gücü unsurlarını gönderiyor​.​ABD ise İsrail ile yakın çalışma halinde Suriye ve Lübnan’ın Akdeniz kıyılarındaki en ufak askeri hareketleri izlemek için  savaş uçakları ve gelişmiş gözetleme uçağı filosu bulunduruyor.
    Suriye hava savunması Şam’ın güneyinde bir İsrail hava saldırısını engellemiş,
    İsrail Savunma Kuvvetleri ise düzensiz İran hareketleri izlendiği gerekçesiyle Golan’da ve bütün sınırları boyunca önleyici eylem tertibatları almıştır.
    Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü’nün ise İran’dan bağımsız  saldırıya geçmek için İsrail Savunma Kuvvetleri’nin bir anlık gafletini beklediği varsayılıyor.

    *

    Bu sırada  ABD ve Batılı birçok ülkenin, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta;
    Kürt tabanı üzerinde çokuluslu şirketleri üzerinden bu topraklardaki siyasi mülkiyeti, yönetim ve gücü, güvenliği ele geçirdiğini,
    İran ve Rusya’nın bu zengin toprakların dışında kaldığını,
    Birlikte yaptırımlara sürüklendikleri Beşar Esad rejimi ile bir sıratta ve istikrarsızlaştırılan Ortadoğu’da çökertilmeye tabi tutulduklarına da dikkat kesilmek gerekiyor.

    *

    Suriye’de ABD ve İran ile Rusya arasındaki mevcut dengede;
    Türkiye R.T.Erdoğan’ın İslamcı  ideolojisinin neden olduğu İslamofobi ortamında ve durmaksızın Batı’ya tehditler savurduğu bir durumda,
    Kuzey Suriye ve  Kuzey Irak topraklarında genişleyen ve hiç bitmeyen bir savaştadır.

    *

    Türkiye bu savaşında Suriye ve Irak’taki Kürtlerin ABD ve koalisyonu ile ilişkisinde Rusya ve İran’ın yanında,
    Ama Suriye’de Esad rejimine karşı sürdürdüğü ilişkide ABD ile birliktedir…

    *

    Batı, 24 Haziran seçimleriyle birlikte Türkiye’nin mutlaka farklı etnik ve dini kökenlerden gelen insanları bir arada yaşatmak için normalleşmesinden yanadır.
    Ama Erdoğan Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta savaş politikası yürütmekle hem iç hem de dış politikada ama öncelikle 24 Haziran seçimlerinde elindeki  bu tek kozuyla oyun oynuyor.
    Bu kozunu 24 Haziran’da kendine avantaj aramak üzere İran ve Rusya’ya gösteriyor.
    İran ve Rusya ise herhalde hapsoldukları Ortadoğu’da Türkiye’nin bu kozunu nasıl kullanabileceklerinin hesabındadırlar…

    11. 5. 2018

  • Ganire Paşayeva: Haydar Aliyev benim ve milyonlarca Azerbaycanlının hayatında önemli rol oynuyor

    Ganire Paşayeva: Haydar Aliyev benim ve milyonlarca Azerbaycanlının hayatında önemli rol oynuyor

    Azerbaycan Cumhuriyeti millet vekili Ganire Paşayeva, Haydar Aliyev’in 95. Yıldönümü münasebetiyle katıldığı bir programda Haydar Aliyev’in büstüne karanfil bırakarak açıklamalarda bulundu. Paşayeva; Onu sadece “Bir Millet İki Devlet” dediği Azerbaycan’da değil, hiçbir zaman ayırmadığı Türkiye Cumhuriyeti’nde de saygıyla anıyorlar dedi.

    Milletvekili Ganire Paşayeva’ın açıklamaları şöyle;

    Bütün ülkeler, halklar bağımsızlığını ilan edebilir ama onu korumak çok büyük bir güç ister. Çünkü bir ülkeyi korumadıktan, onu yaşatmadıktan sonra bağımsızlığını ilan etmiş olmasının hiç bir anlamı yoktur. Haydar Aliyev, Azerbaycan’ın bağımsızlığına bu anlamı katan şahsiyetti ve bu yüzdendir ki ölümünden sonra da kadir kıymet bilen Azerbaycan halkı ve aynı zamanda Türk dünyası onu unutmuyor.

    Bugün onun 95. yıl dönümüdür.

    Onu sadece Azerbaycan’da değil “Bir Millet İki Devlet” dediği, Azerbaycan’dan hiç bir zaman ayırmadığı Türkiye Cumhuriyeti’nde de herkes saygıyla anıyor.

    Bu gün Azerbaycan’ın büyük oğlu Haydar Aliyev’in 95. Yıl dönümüdür. Haydar Aliyev, Azerbaycan’ı ikinci defa bağımsızlığını ilan ettikten sonra o bağımsızlığı koruyup devam ettirilmesinde büyük emeği olan şahsiyettir. Bir Millet İki Devlet kelimesinin yazarı, Türk dünyasını daima bütün, birlik içerisinde görmek isteyen bu büyük insan bütün hayatı boyunca siyasetle meşgul olmuş ve ister Sovyetler döneminde ister Sovyetler döneminden sonra Azerbaycan’ın korunması için Azerbaycan’ın dilini, manevi değerlerini, topraklarının korunması için her şeyi yapmaya hazır olan bir kişiydi. O aynı zamanda bundan dolayı defalarca suikastlara maruz kalmış ama hiç bir zaman gittiği yoldan geri dönmemiştir.

    KARANFİLLERLE ALİYEV’İ ANDILAR

    95. Yılında İzmir Azerbaycan Kültür ve Dayanışma Derneği, Karşıyaka Belediyesi ile İzmir’deki Haydar Aliyev Park’ında yükseltilmiş, Haydar Aliyev’in büstüne çiçekler koyarak onu hatırlayarak onunla ilgili düşüncelerini paylaşarak bir daha Haydar Aliyev’i anma programı tamamlandı.

    ÇOK SAYIDA SİVİL TOPLUM KURULUŞU KATILDI.

    İzmir’de düzenlenen anma törenine Azerbaycan Cumhuriyeti Milletvekili Ganire Pashayeva, Azerbaycan’ın İstanbul’daki konsolosluğu, Sivil Toplum kuruluşları, Karşıyaka Belediye Meclis Üyeleri, Belediye Başkanı Yardımcısı ve aynı zaman da Muhtarlar Birliği katıldı

    Haydar Aliyev’in büstüne çiçekler konuldu onun ruhuna dualar okundu. İzmir Azerbaycan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mülazım Pahsa, Haydar Aliyev ile ilgili konuşarak düşüncelerini bildirdi. “Bugünkü Azerbaycan’ın yaşamasında, var oluşunda, dünyada tanınmasında bu büyük şahsiyetin emeği inkâr edilemezdir. Ve asırlar geçse de değer bilen Azerbaycan halkı asla ve asla onu unutmayacaktır. Onun bizlere bıraktığı ve emanet ettiği bu büyük serveti bu büyük armağanı asla unutmaya hakkımız yoktur. Ve bu yüzden de Şubat ayında Derneğin ve Belediyenin de katkısıyla Haydar Aliyev’in yıllar önce adını alan bu parkta onun şerefine heykeli dikilmiştir. Bugün sevinmemize sebep olan şey buradan geçen herkes Haydar Aliyev’in karşısında durup ona rahmet okuyor ve biz de bu önemli günlerde onun heykelinin karşısına gelmeyi onu anmayı, çiçek koymayı kendimize borç biliyoruz. Yaşadığımız sürece ve Derneğimiz var olduğu sürece aynı geleneği yaşatacağımıza söz veriyoruz. Karşıyaka Belediyesi Başkan Vekili Süha Barlak’ da Azerbaycan Türkiye ilişkilerinden konuşarak bu ikili ilişkilerde Haydar Aliyev’in çok büyük emeği olduğunu hatırlattı.

    Milletvekili Ganire Paşayeva; “milyonlarca Azerbaycan’lının aynı zamanda onun hayatında Haydar Aliyev’in çok büyük rolü olduğunu bildirdi. Azerbaycan halkının onun hiçbir zaman unutmayacağını, ömrünün büyük hissesini milletine, devletine adayan bu şahsiyetin evez edilemez bir lider olduğunu hususi olarak kaydetti.”

    Türkiye Azerbaycan ilişkilerine aynı zamanda Türk dünyası ile Azerbaycan’ın ilişkilerine Haydar Aliyev’in çok büyük önem verdiğini bunun için büyük katkılarda bulunduğunu hatırlatan milletvekili, halkımızın bu şahsiyeti daim yaşatacağına emin olduğunu söyledi.

    Turkishnews|Sıla Arsel

    HABERİMİZ İLE İLGİLİ DİĞER GÖRSELLER 

  • Kendi isteğiyle hayata veda etti

    Kendi isteğiyle hayata veda etti

    Son yolculuğunu ötenazinin serbest olduğu İsviçre’ye yapan Avustralyalı çevre bilimci David Goodall, kendi isteğiyle hayata veda etti.

    104 yaşında olan ve ölümcül bir hastalığı bulunmayan ekoloji profesörü , 2 Mayıs’ta Avustralya’dan İsviçre’ye hareket etmişti.

    Artık yaşamak istemediğini dile getiren ve çarşamba günü Basel’de tekerlekli sandalyesinde bir basın toplantısı düzenleyen bilim insanı,”Benim yaşımda, hatta benden çok daha genç yaşta birisi uygun bir zamanda ölümünü tercih etmekte özgür olmak ister. Hayatıma koyacağım nokta benim kendi tercihim. Dört gözle bekliyorum ve bunu mümkün kılan İsviçreli tıp uzmanlarına da minnettarım” diye konuşmuştu.

    Bir iğne ile yardımıyla intiharı gerçekleştirilen David Goodall, hayatına son verdiği sırada Beethoven’ın 9’uncu senfonisini dinledi.

    David Goodall, 1914 yılında Londra’da dünyaya gelmiş, 1948 yılında Avustralya’ya göç etmişti. (euronews.)

  • Halk Eğitimi yıl sonu sergisi Turgutreis’te açıldı..

    Halk Eğitimi yıl sonu sergisi Turgutreis’te açıldı..


    BODRUM HALK EĞİTİMİ MERKEZİ ÖĞRENCİLERİNİN
    EL SANTLARI SERGİSİ TURGUTREİS ŞEVKET
    SABANCI KÜLTÜR MERKEZİ’NDE GÖRÜCÜYE ÇIKTI

    SERGİ AÇILIŞINI YAPAN OKUL MÜDÜRÜ MEHMET ÜNAL
    “13 BİNİN ÜZERİNDEKİ KURSİYERİMİZ, DEĞİŞİK ALANLARDAKİ
    ÇALIŞMALARI İLE HER GEÇEN YIL DAHA ÇARPICI VE BAŞARILI
    ESERLERİ İLE ÇITAYI YÜKSELTİYOR DEDİ.

    Bodrum Halk Eğitimi ve Akşam Sanat Okulu tarafından yıl içinde açılan kurslara katılanların el sanatları ürünleri sergisi açıldı. Turgutreis Şevket Sabancı Kültür Merkezi Sergi Salonundaki serginin açılışını yapan okul Müdürü Mehmet Ünal, sergide emeği geçen öğretmenleri ve öğrencileri kutladı.
    Ünal, yaptığı konuşmasında özetle şunları söyledi:
    “Yıl içinde 13 binin üzerinde öğrenci kurslarımıza katıldı. Birçok dalda eserler üretildi. Çalışma yapılan alanlarda programlı olarak bunların açlışını yapıyoruz. Bu yıl okuma-yazma dalında açtığımız kurslarımıza da 400’ün üzerinde kursiyerimiz katıldı. Bizi sevindiren de her yıl kurslarımıza katılımların çoğalması ve ürünlerin kalitesinin yüksekliğidir. Çalışmalarımıza hiç ara vermeden daha hızlı ve tempolu biçimde devam edeceğiz. Başta kursiyer öğretmenlerimizi ve kursiyerlerimizi kutluyorum. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Önümüzdeki yıllarda bugünleri aşabilecek trentleri yakalayacağımız inancı içindeyim.”
    Açılışı yapılan sergide Kırkyama (Pacwork), el nakışı, tel kırma, Çini, seramik, resim, üç boyutlu şekillendirilmiş ahşap rölyef resim, takı, ebru, kara kalem, yağlı boya, sulu boya resimler görücüye çıktı.

  • Trump yine yalnız kaldı…

    Trump yine yalnız kaldı…

    Trump’un tek taraflı İran kararı dünyayı ayağa kaldırdı.
    Bunun anlamı şudur:
    Artık, hiçbir ülke Amerika’nın arkasından körü körüne gitmiyor. Trump’a olan güven ve destek de bu nedenle giderek zayıflıyor.

    Özet olarak Kudüs karında yalnız kalan Trump, İran konusunda da yalnız kalacağa benziyor.
    Şimdi tüm gelişmeleri ve açıklamaları birlikte okuyarak konunun nerelere dayanabileceği konusunda daha sağlıklı bir görüşe kavuşmamız mümkün olacak.
    ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la yapılan uluslararası nükleer anlaşmadan (JCPOA) çekilmesi ve bu ülkeye yönelik yeni ekonomik yaptırımlar uygulanacağını açıklaması sonrasında ilk tepkisi “anlaşma 5 ülkeyle devam ediyor” olan Tahran, Avrupa Birliği’nin tutumuna göre tavır belirleyecek.

    İran’a destek veren Rusya ve Çin’in de Trump’un kararlarını tanımayacağı ve İran ile ilişkilerini sürdüreceği görüşü de güç kazanıyor.
    Beyaz Saray’ın kararına karşı çıkan Avrupa’dan ise anlaşmaya bağlılık mesajlarının yanı sıra daha geniş kapsamlı bir anlaşma için açık kapı bırakıldı. JCPOA’nın akıbetiyle ilgili Macron’un İranlı mevkidaşı Ruhani ile temaslarda bulunması, Alman ve Rus Dışişleri Bakanlarının durum değerlendirmesi yapması ve Avrupalı tarafların bir araya gelmesi planlandığı duyuruldu.

    İran’la nükleer anlaşmayı iptal ederek, Ortadoğu’da bombanın pimini çeken ABD Başkanı Trump’a yalnızca İsrail ve Suudi Arabistan destek verirken diğer ülkelerden art arda ‘anlaşmaya devam’ mesajları geldi. İngiltere, Fransa ve Almanya anlaşmaya tamamen bağlı kalacağını ve İran’a yaptırım uygulanmayacağını açıkladı. Trump’ın kararını değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan ise “ABD zararlı çıkacak”dedi
    Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Doç. Dr. Ali Faik Demir, ABD Başkanı Trump’ın İran’la nükleer anlaşmadan çekilme kararıyla birlikte bir anlamda Transatlantik ilişkilerinde bir çözülmeden bahsedilebileceğine işaret ediyor.
    Bu çerçevede, Washington’ın anlaşmadan çıkma hamlesine uzun süredir AB liderliğinin yanı sıra Almanya, Fransa, Britanya başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinden gelen karşıtlıkları hatırlatıyor. Cumhuriyet’e değerlendirmede bulunan Demir’e göre, Trump’ın İsrail’le birlikte bu adımıyla sorulacak sorulardan biri de uluslararası siyaset arenasında hangi ölçüde yalnız kalacağı…

    Bu adım Avrupa’yı Rusya’ya doğru da itebilir. Trump’ın bu kararla amacının İran’ı agresif hamleler atmaya, çatışmacı yüzünü göstermeye, saldırgan tepkiler vermeye iterek “bakın ben haklıyım” diyerek Batı ittifakını yanına çekmeyi hedeflemiş olabileceğine de dikkat çekiyor.

    Ancak buna karşın Tahran’ın şu anki tabloda boşluğa düşeceğini sanmadığını, diplomatik tutum sürdüreceği görüşünde. ABD’nin kararının bölgesel barış açısından anlamlı bir çıkış olmadığına da vurgu yapıyor. Doç. Dr. Demir, herkesin aklındaki soru işaretini de yineliyor. “Peki Trump’ın bu anlaşmadan çekilme sonrasındaki adımı ne? İran’a mı saldıracak?”
    Diğer yandan da bu atmosferde bölgede ABD’nin silah satışı seyrinin nasıl bir grafik izleyeceğine de atıfta bulunuyor.

    ABD Başkanı Trump’ın nükleer anlaşmadan çekilme kararı Avrupa medyasında geniş yankı buldu. İngiliz The Guardian, “Trump’ın İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından “yeni Körfez krizi korkusu” manşetiyle çıkarak, haberde, İran’ın anlaşmanın bozulması halinde uranyum zenginleştirmeye yeniden başlayacağı mesajını öne çıkardı.
    Daily Telegraph ise ABD Başkanı’nın İran ile balistik füze programını ve bölgedeki eylemlerini de kapsayacak yeni bir anlaşma yapmaya açık olduğu sinyalini verdiğini yazdı. ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi gerçeğinin önemli sonuçları olacağına dikkati çeken Belçika gazetesi De Morgen ise Avrupa iş hayatının yanı sıra uluslararası diplomasinin de bu sonuçlardan etkileneceğine yer verdi. Fransa’da yayımlanan Le Point dergisi ise “Trump dünyayı belirsizliğe soktu” başlığıyla verdiği haberinde, ABD Başkanı’nın Avrupalı müttefiklerine sırtını döndüğünü ve İran’ı tahrik ettiğini kaydetti.
    Liberation gazetesi ise “Netanyahu için bariz bir zafer ama ne pahasına?” başlığıyla verdiği haberde, Trump’ın İsrail Başbakanı tarafından yıllardır öne sürülen iddiaları ciddiye aldığını ve verdiği kararla İran ve İsrail arasındaki çatışma zeminini hızlandırdığını yazdı.
    L’Express dergisi de Avrupalılar ile İran’ın masaya oturacağını ve ABD’nin bu kararla Avrupa’dan dışlandığını belirtti. Kamu yayıncısı France Info’da yayımlanan bir haberde ise, ABD’nin bu kararının, “Avrupa Birliği’ne karşı açılan potansiyel bir ticari savaşın ilanı” olduğu kaydedildi.

    Sonuç:
    Daha önceden de yazıp vurguladığımı gibi, her şey bölgede İsrail’in güvenliği noktasına çıkıyor.

  • Doğal Kararlılık Operasyonu Karargahları

    Doğal Kararlılık Operasyonu Karargahları

    Amerika dünya egemenliğini sürdürebilmek için sürekli savaş yapmak zorundadır. Bu egemenlik baskı ve şantajlarla sürdürülemiyorsa, savaş ABD için kaçınılmazdır.

    Amerika’nın Doğal Kararlılık Operasyonu Karargahları, yer kürenin yedi yüz ayrı yerinde kurulu olmasının nedeni budur. Her an savaşa hazır olmasını gerektirir.

    Savaş Amerika için bir ekonomik iştir. Bu sebepten savaş için “War is good business” derler.

    Amerika’nın barış zamanlarındaki silahı Dolar’ın kendisidir.

    Amerikan finans egemenliğinin temel aracı dolardır. Amerikan finans egemenliği sisteminin dışına çıkan ülkeler için Doğal Kararlılık Operasyonları Karargahları hemen devreye girer.

    Operasyonlar ya yönetimleri değiştirmek-kendisi bile getirmiş olsa fark etmez- ya da yönetim içinde revizyonlar yapmak gibi çok çeşitli operasyon biçimleri şeklinde uygulanır. Bunlardan sonuç alamazsa doğrudan ve açık tehditler yapar.

    İran’ın ABD için en önemli düşman olmasının sebebi; İran’ın Amerikan finans sistemine dahil olmayışıdır. Petrolünü Suudiler gibi dolar ile satmamasıdır.

    Amerika bilmektedir ki; eğer İran’ı teslim alırsa, Çin ve Rusya’yı dize getirmek için çok önemli bir büyük engeli aşmış olacaktır.

    Şimdilerde Amerika İran halkını İran devletine karşı isyana teşvik ediyor ve bu isyanı, İran içerisindeki işbirlikçiler eliyle örgütlemeye çalışıyor. Hani bir zamanlar Türkiye’de çokça uyguladığı gibi…

    İran halkını isyan için örgütleyebilir mi işte asıl sorun buradadır.

    Amerika’nın doğu halklarını hiç tanıyamadığını, yaptığı tüm sosyolojik araştırmalarının ters sonuçlar verdiğini biliyoruz. 1950 yılından beri Küçük Amerika olma heveslisi Türk halkının, şimdilerde, %67’si radikal bir şekilde Amerikan karşıtı oldu.

    Bir zamanlar bizler, Amerikan sömürü sistemine karşı yazılar yazıp, içerideki işbirlikçilerini deşifre ettikçe, aldığımız cevap hep şu olurdu; kardeşim siz de Amerika’dan başka bir şey bilmez misiniz!

    Her halde İran halkının yurtseverlerinin böyle tepkilerine, İranlı Amerikan  işbirlikçileri de böyle cümlelerle karşılık veriyordur!

    Amerika’nın İran’a ambargo diye yapacağı iş; İran’ın sattığı petrolün karşılığı olan paralara bankalarda el koymak olacaktır. Anlayacağımız 14. Yüz Yılardaki Akdeniz korsanlığı… “Emperyalizm dünyanın en gerici yönetimidir” derken işte böyle bir yönetim anlayışı olmasındandır.

    Amerikan finans sistemine esir düşmüş Türk ekonomisinin Finans elitlerinin varlığına rağmen, Türk halkındaki Amerikan karşıtlığı, iktidarın ABD yaptırımlarına katılamayacağını gösteriyor.

    Gönül ister ki, muhalefet partileri de,  çok uluslu şirketlerinin çatı örgütü olan bu ABD saldırısına karşı durmasıdır. Bugüne kadar Vatan Partisi dışında bir açıklama gelmedi. Bekliyoruz.

    10.5.2018

  • İttifaklar Seçimi Kazandı

    İttifaklar Seçimi Kazandı

    Sondakika|Malezya’da yapılan seçimleri İttifak yapan muhalif partiler kazandı. Ülkeyi 60 yıldır yöneten iktidar seçimleri kaybetti.