Blog

  • Türkmeneli Türk’ten destek bekliyor…

    Türkmeneli Türk’ten destek bekliyor…

    Tarih yazan , büyük devletler kuran Türklerin şerefli mirasının layikli davamcılarıdır Türkmenler..
    Ortadoğu ‘da Batılılar tarafından süni döllenme ile üretilmiş nur topu gibi veled-i zinalardan müteşekkil hakim yaptırılan kesime karşı tek başına direnen Oğuz Türklerin en safi,katıksız kısmını oluşturan kesimidir Türkmenler..

    Er meydanında kanıyla destan yazan,canı pahasına bastığımız toprakları Vatan yapan
    bugün kaderine terk edilen Irak Türkmenleri
    tarihte
    Ak-Koyunlu,
    Kara koyunlu eli,
    Dulkadırlı eli,
    Selçukçu eli diye tanınan Türklerdir..

    “ Oy Men ölmüşem gavim gardaş , nerdesin?
    Irak çok mu ırak?”
    diye feryat eden ,
    Emperyalizmin Ortadoğudakı oynunu mertçe bozan,
    Dimdik durarak şeref mücadelesi
    toprak müdafaası yapan , maalesef yalnız bırakılan Türkmeneli Oğuz Türk’ünün kanı ile Vatan yaptığı , yüzyıllardır medeniyetimizin yaşatıldığı mübarek coğrafyadır..
    Kutsallık sadece dini nedenlerle addedilen bir kavram değildir,
    Vatan : kutsaldır
    Toprak: kutsaldır
    Bayrak: kutsaldır..
    Yalın parmağını ateşli silahtan daha etkili şekilde sallayarak Türk şehri Kerkük’te Türkmenleri yok sayanlara itiraz edenlere dur diyen mangal yürekli soydaşlarımız kutsal savaşın birer kahramanlarıdırlar..
    Filistin kadar gündem oluşturmayı,
    haklı davalarında desteklenmeyi fazlasıyla hakediyorlar..
    Ey Türk dünyası, Türkmenelinden gelen o sese tıpkı Güney Azerbaycan ‘da “Haray Haray Men Türkem” diyen soydaşlarımıza yaptığın gibi kulaklarını tıkama!..
    Türkmeneli ‘nin gözleri yolda
    Türkmeneli’nin kulağı seste
    Türkmeneli “ gavim gardaş nerdesin?” diye sormakta?
    Nerdesin?
    Nerdesin?
    #türkmenelitürkünnamusudur
    Türk, namusu için yaşayan, onun uğrunda ölendir!.
    Namusuna sahip çık, Turan!..

    Prof.Dr.Aygün Attar.

    turkishnews.com

    Hertürlü İhbar,Öneri ve istekleriniz için +90 0546 951 2876 nolu WhatsApp ihbar hattımızdan bize ulaşın.

  • “Kerkük’te Türkmenleri unutmayalım…”

    “Kerkük’te Türkmenleri unutmayalım…”

    Türkmen gençleri, ırak türkmenleri kerkük

    Son günlerde hem Filistin, hem de Kerkük’teki olaylar gündem oluşturmaya başladı. Sosyal medyada her iki konuda yapılan paylaşımlardan sizler için bir demet oluşturduk.
    “İsrail, Gazze’de Filistinlileri yok ederken, diğer taraftan da Irak’da yapılan seçimlerde, Kerkük’te Türkmenler unutturularak hakları resmen gasp edilmektedir. Türkmenler adeta yok sayılmaktadır, yok edilmektedir,
    Irak Genel seçimlerinde yapılan, ayak oyunları, hile ile Kerkük Türkmenleri yok sayılmaktadır, Kerküklü Türkmenler bu durumu kabul etmiyerek sokaklara dökülerek seçimde yapılan hileyi protesto ediyorlar.
    Filistine gösterdiğimiz hassasiyetin aynısını Kerkük ve kardeşlerimiz Türkmenlere de gösterelim…(Adnan Fişenk)”
    xxx

    “AKP’liler mecliste israil anlaşmalarının iptali önergesini reddetti. Sürekli bir kınama,yas,elçi gönderme,yalandan deli olma hareketleri..
    İş eyleme gelince devamlı geri vites(R).. (Kod adı:Mavi Marmara) Yenikapı’da çok iyi miting yaparlar !!! (Ömer Küçük)”
    xxx
    “Koca bir alışveriş listesi ile Migrosa girdim, aklıma İsrail’i protesto etmek geldi, listeye ve ürünlerin menşeine baktım bir tane marul alabildim oda İsrail tohumu çıktı. (Gökhan Soygüder)”

    xxx

    “Hadi ünlüler ne duruyorsunuz! Hatay şurası oraya herkes gider asıl siz Filistin’e gidin sizi alkışlayalım, hatta İbo uçakta bide türkü tuttursun “Bahdi Gazze hoş degil yaylalar yaylalar, Kudüs’ü dolaşta gel dılı dılo yaylalar” (Hilal Nesin)”
    xxx

    “Her şey tamda düşündüğüm gibi ilerliyor aslında, erken seçim kararı Haziran’a alındığında neden Haziran? sorusu üzerine bayağı kafa yormuştum ve parçaları birleştiriyordum. Mayıs ayı, ABD’nin Kudüs elçiliği, Ramazan ve Bayram. ABD tarafından Mayıs ayına getirilmiş Kudüs’e elçilik açma zamanlaması, Filistinlilere İsraillerin saldırısı başlayacak olan Ramazan. Ben Ramazan’da ABD Kudüs elçiliği ile Erdoğan’a destek olur O’da seçimlere kadar bunu kullanır 1 Ay içinde de Ortadoğu’da ABD tarafından kahraman bir İslam lideri yapılır sonucunda da seçimlerden kolayca çıkar diye tahmin yürütüyordum. Her şey aslına uygun başladı da İsrail’in Filistinli’lere böyle bir alçaklık yapacağını düşünememiştim ama bu da senaryoya inanılmaz bir destek sağladı. Bu bir komplo senaryosu olsa ancak bu kadar kurgulanabilir. Şimdi izleyip sonuçları görmek lazım bakalım Filistin Ve Kudüs Feryatlarından diğer Cumhurbaşkanı adayları seslerini halka duyurabilecek mi ? (Sezai Aydemir)”
    xxx

    “TÜRKLER için yas tutan bir arap ülkesi var mı!? (Albayrak Nural)”
    xxx
    “…Türk yurdu Kerkük’ü Türk’e zindan ettiler…(Aşkın TD)”
    xxx

    Irak Türkmenleri Gazze Kerkük ayrımını protesto ediyor

    “Sâla okunur ve sonunda “Filistinli Kardeşlerimiz için” der müezzin! Kerkük’te, Musul’da şehit edilen ”Türkmen Kardeşlerimiz” için sâla okunduğunu hiç duymadık, duyacağımızı da sanmıyoruz. Müezzinlerimizin, imamlarımızın kardeşi olabilmek için Arap olmanız gerek! (Fikret Karaca)”
    xxx

    “PES Filistin topraklarının 4/3 ünü işgal etmiş olsalar da: “Ülkeler, sınırlarını koruma hakkına sahiptir” diye -tereddütsüz- açıklama yapabiliyorlar… (Ferruh Sıdar)”
    xxx

    “Türk askeri Afrin’e girdiğinde kınayan, Kuzey Kıbrıs’ı, Azerbaycan’ı tanımayan; Sözde Ermeni soykırımını tanıyan hatta Erivan’da ki soykırım anıtına çelenk bırakan Selahattin Demirtaş’a “Diyarbakır’ın özgürlüğünü görmeyi isterim” diyen Filistin’i sevmiyorum. (Sarı Zeybek)”
    xxx

    “Bir slogan tam da durumu ifade ediyor: “Gazze size yakın Kerkük ırak mı?” Bunu okuyunca aklıma ilk geleni söylemek istiyorum: Türk devletini Türkler yönetmeyince evet ırak!( Hayri Yıldırım)”
    xxx

    “Yahudiler Avrupa’yı kızdırdı Filistin de yaptıkları insan katliamına Fransa tepki gösterdi… Fransa başı çektiğine göre diğer Avrupa ülkeleri de sessiz kalmaz.. Ortadoğu’da bütün Araplar birleşse kan dökülmez; ama ne yazık ki Arapların kendi iç çekişmelerinden dolayı bir avuç Yahudi bütün Ortadoğu’ya hükmediyor.. Tabii dünya ekonomisine de…(Gülşen Yıldırım)”

    xxx

    “İslâmın sancaktarlığını yapan Türk Milletine ihanet eden Allah’ın gazabına uğrarlar. 1. Dünya savaşında İngilizlerle işbirliği yapıp bizi arkamızdan vurmalarının cezasını çekmekteler. Tabi ki İngilizler kurdurdukları Arap devletlerinin başına da en büyük hainleri getirmiş, İsraile karşı tavır alamıyorlar (Halil Çevik)”
    xxx
    “Benim ülkem niçin üç günlük ulusal yasa mecbur ediliyor, anlamak imkansız. Müslüman ülkeler ve Araplardan niye tepki yok. Öldürmeye karșıyım ama Osmanlı’ya ihanet eden Filistin’ liye desteğe hayır.(TC Mehmet Akif Örge) “
    xxx
    “Kerkük”ü nerdeyse hiç direnmeden gerçek sahibi olan Türkmenlere teslim ettiler. Arkalarına bakmadan da kaçtılar. Bunun altında ne var diyordum. Meğer ABD-İsrail maşası Barzanigiller hileli seçimlerle geri alacaklarından eminlermiş.( Filiz Dabreli)”

  • MEHMET HAKAN ATİLLA

    MEHMET HAKAN ATİLLA

     Deveyi hamuduyla yutanların yanında,Zarrab ‘ın tanık,Atilla’nın sanık sandalyesinde oturmasını bir türlü kavrayamadım.Anlayacağınız kimin eli,kimin cebinde belli değil…

    Daha önce çok yıpranmış gördüğüm Hakan Atilla bu davada sanki az ceza alacağını biliyormuşçasına traşını olmuş,takım elbise-kravatla çok şık,elleri kelepçesiz ve son derece rahattı.

    Kapıdan girerken hemen eşinin bulunduğu tarafa bakıp öpücük gönderdi.Yerine oturup kulaklığını taktı.Ayağa kalktığı zamanlarda ellerini arkada birleştiriyordu.7 avukatı vardı.5 de savcı vardı.

    73 yaşındaki Hakim Berman şimdiye kadar kim kime ne zaman,ne kadar rüşvet vermiş onları tekrarladı.Özellikle dönüp dönüp Zarrab’ın verdiği ifadeleri teker teker hatırlatıyordu.Hiç ara vermeden,ses tonunda hiç bir değişiklik yapmadan tam iki saat bu hatırlatmaları okudu.

    Berman ‘ın en çok üzerinde durduğu Hakan Atilla oyun kuruculardan birisi mi yoksa oyunda küçük bir figüran mı,emir kulu mu?Zarrab’ın dediği gibi dişlinin bir parçası olduğunu söylüyordu.Benzer davalardan örnekler verdi.Aslında verdiği örneklerle Hakan Atilla’nın kullanıldığını düşünüyordu.”Kesinlikle liderlerinden birisi değildir” dedi.Aynı zamanda Hakan Atilla’nın kendi isteğiyle tanık sandalyesine oturduğunu anlattı.

    Atilla, 5 suçtan dolayı suçlu bulunurken,para aklamadan ise suçsuz bulundu.Karar açıklandığında Atilla’nın eşi gözyaşlarına boğuldu.

    Atilla’ya atfedilen suçlar arasında ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını delmek, ABD’yi aldatma suçuna iştirak etmek, ABD bankalarını dolandırmak, ABD bankalarını dolandırmaya iştirak etmek, kara para aklamak ve kara para aklama suçuna iştirak etmek bulunuyordu.

    Halkbank Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla,ABD’nin New York kentinde tutuklanıp,Rıza Zarrab’ın da yattığı Manhattan’daki cezaevine konulmuştu.

    Hakkında 50 yıla kadar hapis cezası ve 2 milyon dolar para cezası istenen Halkbank eski genel müdür yardımcısı Mehmet Hakan Atilla,Zarrab’a İran’a yönelik yaptırımları delmekte yardım etmekle suçlanıyor

    Gazi Üniversitesi İktisat Bölümü’ndeki eğitiminin ardından 22 yıl önce Halkbank’da çalışmaya başladı.2011’den bu yana Halkbank’ta Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütüyordu.

    İddialara göre, Zarrab tarafından yönetilen şebeke, ABD ambargosu altındaki İran petrolünün Türkiye’ye satışından elde edilen gelirlerin paravan şirketler ve çok sayıda banka transferi aracılığıyla uluslararası piyasalara aktarılmasını sağlıyordu.

    Zarrab’ın rüşvet verdiği iddia edilen Atilla’nın sahte belge düzenleme gibi konularda İranlı işadamına yardımcı olduğu öne sürülüyor.

    Atilla, bu dava kapsamında ABD yargısının peşine düştüğü tek Türk banka yöneticisi değil. Eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ve eski Genel Müdür Yardımcısı Levent Balkan’ın da yakalanması isteniyor. Davada eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan hakkında da yakalama kararı bulunuyor.

    Hakim Berman,Hakan Atilla’nın 32 ay ceza aldığını,14 ay tutuklu kaldığı göz önüne alındığında ABD’de 18 ay daha tutuklu kalacağını açıkladı.. Hakan Atilla ve avukatları yargıcın kararını ayakta endişeli bir yüz ifadesiyle dinledi. 32 ay hapis cezası açıklandığında belli etmemeye çalışsalar da salondan çıktıktan sonra sevinçlerini gizleyemediler.

    Savcı Atilla’nın yalan söylediğini,nükleer tehlike olan İran yüzünden bütün dünya için nükleer tehlike olduğunu söyledi.

    Savcılık Berman’dan Atillaya 15,5 yıl hapis,500 bin dolar para cezası vermesini talep etti.Hakim Atilla’nın bu parayı ödeyecek durumda olmadığını söyledi.

    Avukatları Atilla’nın “Zarrab’ın entrikalarının komplosuna alet edilen bir devlet memuru”olduğunu vurguluyordu.

    Berman,bir deste mektup gösterdi.101 tane mektup gelmiş.”Ailesinden arkadaşlarından gelen çok samimi mektuplardı hepsini okudum” dedi.Mektuplarda hiç suça karışmadığı,çevresindeki insanlara hep yardım etmeye çalışan bir insan olduğu anlatılmış .Hakim bu mektuplardan çok etkilenmiş görünüyordu.

    Benim dikkatimi çeken bir şey de Berman’ın sık sık tepedekiler gibi bir terim kullanarak hükümet yetkililerinin esas işi yapanların  olduğu kanaatinde olmasıydı.

    Yakında Zarrab elini kolunu sallayarak istanbul sokaklarında dolaşmaya başlarsa hiç şaşırmayacağım…

    Al gülüm ver gülüm…

    Bankanın cezasını bir başka birim kesecek…

    Buradan da bu davaların genişleyerek süreceği kanısı uyandı bende.

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ FAALİYETLERİ ( 16 Mayıs 2018)

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 16 Mayıs 2018)

    1.. Amerikalı Avukatlar yüzlerce milyon dolar karşılığında Türkiye’ye dava açıyor. 16 Mayıs 2017’de Recep Tayyip Erdoğan’ ın Başkan Trump’ ı ziyareti sırasında, korumaları Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Rezidansı’ nın dışında toplanan Kürt ve Ermeni protestoculara saldırdı. Dokuz gösterici ağır şekilde yaralandı. Temsilciler Meclisi bir kararı oybirliği ile (397–0) onayladı. Karar “faillerin adalete teslim edilmesi ve gelecekte benzer olayları önlemek için alınacak önlemler” olarak adlandırılıyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında, federal büyük jüri, çoğu Erdoğan’ın diplomatik dokunulmazlığı olan on dokuz korumasını saldırı ile suçladı. Bu kişilerin Türkiye’ ye dönmelerine izin verildi, iki Amerikalı Türk bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un Türkiye ziyareti arifesinde Erdoğan’ın korumalarının çoğuna karşı suçlamalar düştü. Bir grup Washington, DC avukatı, geçen hafta, Türk hükümetine, iki Amerikalı Türke ve üç Kanadalı Türk’ e “uluslar arası hukuk ve nefret ihlali” nedeniyle dava açmaya karar verdiler. 3 Mayıs’ta, bir başka Amerikan hukuk firması, Türkiye aleyhine beş gösterici tarafından ayrı bir dava açtı. Washington Post’ taki habere göre, “ABD yasaları uyarınca, Türk hükümeti, davalara karşı mücadele edebilir, uzlaşabilir veya savunmayı reddedebilir. Reddetme durumunda, bir hakem protestocular için varsayılan bir karar verebilir.” (İ)

    1. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan Salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada 2018’de baskın parlamento seçimlerinin yapılabileceğini söyledi. (İ)
    1. AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanları Haziran ayında yeni Ermeni liderliği ile buluşacak. AGİT Minsk Grubunun Eş Başkanları Igor Popov, Stephane Visconti ve Andrew Schofer, AGİT Genel Başkanı Andrzej Kasprzyk ile birlikte, 15 Mayıs’ta Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov ile bir araya gelmişti. (İ)
    1. Ermenistan’daki yolsuzlukla mücadelede ekonomik modelde ‘yeterli değil. Uluslar arası Şeffalık (Transparency International)’ ın   Erivan’da bulunan yolsuzlukla mücadele merkezi yöneticisi Varuzhan Hoktanyan’a göre, Başbakan Nikol Paşinyan’ın ülkedeki ekonomik modeldeki reformlar yoluyla yolsuzlukla mücadele konusundaki sürekli tekrarlarının, yolsuzluk sorununun ortadan kaldırılması için yeterli garantiler sunmadığını bildirdi. (İ)
    1. Ermeni medyasında, Ermeni <sözde> soykırımının tanınması ile ilgili olarak İsrail Parlamentosu Knesset’ te gündeme gelen aşağıdaki haberler yer alıyor ;

    a.. Türkiye – İsrail ilişkileri gerilirken Ermeni Soykırımı tasarısı İsrail Knesset gündemine geri döndü. Ermeni <sözde> soykırımını tanıyan bir tasarı, 16 Mayıs Çarşamba günü, Türkiye ve İsrail’in Büyükelçilerini Gazze’deki gerginliklerden ve Kudüs’ teki gelişmeler üzerine geri çektikten sonra Knesset’in gündemine döndü. Siyonist Birlik MV Itzik Shmuly ve Likud MV Amir Ohana, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1,5 milyondan fazla Ermeni’yi <sözde> öldürdüğü 1915 Soykırımı’nı tanıması için yasa çıkartacaklarını ve İsrail’in <sözde> soykırımı tanıyan 30 uncu ülke olacağını belirttiler. (İ)

    b.. İsrail Çevre İşleri Bakanı ve Başbakan Benjamin Netanyahu’nun yakın dostu Bakan Gilad Erdan, Salı günü yaptığı açıklamada, İsrail’ in politikasını değiştirmesi ve 1915’te Osmanlı Türkleri tarafından Ermenilerin öldürülmesinin soykırım eylemi olarak tanıması gerektiğini söyledi. (İ)

    c.. İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennet, Ermeni <sözde> Soykırımının tanınması çağrısında bulundu. The Times of Israel’ in verdiği habere göre, Bakan Bennet, ʺKnesset Başkanına Türkiye tarafından gerçekleştirilen Ermeni <sözde> Soykırımının İsrail tarafından resmen tanınması için başvurdum. ʺ dedi. (T)

    1. Karabağ’da Ermenistan askerlerinin de katılımıyla tatbikatlar yapılıyor. Ermenistan ve Dağlık Karabağ Silahlı Kuvvetleri İşbirliği Programı çerçevesinde 14 Mayıs’ta başlanan operatif – taktik tatbikatlara Ermenistan Silahlı Kuvvetleri birimleri de katılmaktadır. Tatbikatların koordinasyonunu bizzat Ermenistan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Movses Hakobyan yapıyor. (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/05/16/Karabağ-Ermenistan/12932

    1. Ermenistan Amerikan Müzesi Yönetim Kurulu, Glendale Belediye Meclisi’nin 5 Eylül’deki Müze Günü, 9 Eylül’deki Telethon ve 9 Aralık’taki Gala Banquet’in de yer aldığı üç büyük topluluk etkinliğini duyurdu. Ermeni Amerikan Müzesi, önde gelen on Ermeni Amerikan kültürel, hayırsever ve dini kurumun birleşik önderliğinde yönetilmekte olan ve kar gütmeyen bir kuruluştur. (İ)
    1. ABD Başkanı Donald Trump, Nikol Paşinyan’ı Ermenistan Başbakanı olarak seçilmesinden dolayı kutladığı mesajında şunları belirtti; “ Seçildiğiniz için tebrikler. Sendikaları, demokratik kurumları ve bölgesel güvenliği güçlendirmek de dahil olmak üzere, ülkelerimiz için karşılıklı birçok alanda sizinle birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum. Yolsuzlukla mücadele, bütün siyasi partileri bir araya getirme ve Dağlık Karabağ sorununu barışçıl yollarla çözme konusundaki ilerlemeler, bu çabalara yardımcı olacak ve Ermenistan’ın parlak geleceğini sağlayacaktır. ” (İ)
    1. Ermenistan Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, 16 Mayıs’ta Björn Söder liderliğindeki İsveç Parlamentosu Milletvekillerini kabul etti. Konukları karşılayan Mnatsakanyan, İsveç’in bağımsızlıktan bu yana Ermenistan için kilit bir ortak olduğunu, parlamentolar arası etkili işbirliğinin devletler arası ilişkileri daha da güçlendirmeye katkıda bulunduğunu belirtti. (İ)
    1. Romanya Başbakanı Viorica Dăncilă, Nikol Paşinyan’ı Ermenistan Başbakanı seçilmesi nedeniyle kutladı. Romanya Başbakanı, kutlama mektubunda şunları belirtti ; “Romanya ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin önümüzdeki yıllarda, halklarımızın uzun yıllar boyunca geliştirdiği geleneksel ve uzun yıllara dayanan işbirliğinin güçlenmeye devam edeceğine inanıyorum.” (İ)
    1. Halkların Demokratik Partisi (HDP) nin Ermeni asıllı milletvekili Garo Paylan

    önümüzdeki seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak partiden resmen tescil edilen ve halen hapishanede bulunan milletvekili Selahettin Demirtaş’ı 15 Mayıs’ta ziyaret etti. (İ)

    12.Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Pazartesi günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi’de yaptığı ilk görüşmeyi “çok verimli” olarak nitelendirdi. Paşinyan, “Çok geniş bir yelpazedeki konuları tartıştık ve çok verimli bir toplantı oldu” dedi. (İ)

    1. USC Ermenistan Enstitüsü Ermenistan’ın geleceğini keşfedecek. Ermeni Başbakanı Serj Sarkisian’ın istifasıdan sonra sorulan pek çok soru var. Bu görevi Parlamento Üyesi Nikol Paşinyan üstlendi. 20 Mayıs Pazar günü saat 13.00′ te Güney Kaliforniya Üniversitesi’ nde “Liderlerin vadettiği dönüşümü sağlamak için ne gibi değişiklikler hızlı bir şekilde yapılmalı? Sokak politikaları, politika oluşturma ve uygulamasına nasıl dönüştürülecek? bu ve diğer sorular tartışılacaktır. Dünyanın dört bir yanından bir düzineden fazla siyaset bilimcisi ve Ermenistan’dan üst düzey aktivistler, “ Yarının Ermenistanı’ nı tartışmak üzere toplanacaklar.(İ)

     14. Ermenistan’ın Başbakanı değişti, ancak, söylem hala aynı. (Tutku Dilaver’ in yorumu)  Nikol Paşinyan, Ermenistan’da Başbakan seçilmesinin ardından, ilk ziyaretini 9 Mayıs’ta Dağlık Karabağ’a gerçekleştirdi. Paşinyan, Ermenistan’ın uzun süredir işgal altında tuttuğu Dağlık Karabağ’ın Hankendi (Stepanakert) şehrinde, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geleceği ve Karabağ politikası hakkında bazı açıklamalarda bulundu. Paşinyan’ın bu açıklamalarından yola çıkarak yakın gelecekte izleyebileceği dış politikaya dair bir takım çıkarımlar yapmak mümkün görünüyor. Bunun için öncelikle Türkiye hakkındaki sözlerine, daha sonra ise Karabağ’a dair açıklamalarına yakından bakmak gerekiyor. (T)

    http://avim.org.tr/tr/yorum/ermenıstan-ın-basbakanı-degıstı-ancak-soylem-hala-aynı

  • İSLAMCI YAYGARA

    İSLAMCI YAYGARA

    İslam Birliği Dönem Başkanı​ ve Müslüman Kardeşler Cemaati hamisi​ R.T. Erdoğan çeşitli temaslarda bulunmak üzere 13 Mayıs’ta Birleşik Krallık’taydı.​
    Birleşik Krallık, Suudi Arabistan ve Türkiye cihadçılığı bir strateji olarak kullanan üç ülkedir.​
    Bu yüzden ABD Başkanı Trump’ın İsrail-Filistin barışını sağlayabilmesi ya da İsrail-Filistin savaşına neden olan İslamcı terörizm ile mücadelesinde;
    Londra’nın bu ülkelerle ittifakını bozması, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin yarım yüzyıldan beri Londra ve Washington hesabına geliştirdikleri stratejilerini değiştirmelerini sağlaması gerekiyor.
     
    ​*​

    Çünkü Birleşik Krallık, I.Dünya Savaşı’ndan beri Ortadoğu’nun denetimini ele geçirmek için Vahhabileri destekliyor.
    1951’de İslamcı Cihad’ın kaynağı Müslüman Kardeşler Örgütünü Birleşik Krallık kurdu, Dünya İslam Birliği’nin kurulmasında da çok etkindi…
     
    *

    İslam Birliği, 1962’den beri Londra ve Washington hesabına Uluslararası İslamcı terörizmi yönetiyor. 
    Hem Müslüman Kardeşler Cemaatiyle Arapları, hem de Nakşibendi tarikatıyla Türkleri ve Kafkasyalıları kapsıyor.
    2011’de Londra ve Washington’a, Arap Baharı adı altında Büyük Arap İsyanını düzenleyen militanları İslam Birliği sağlamıştı…
     
    *

    3 günlük resmi temasında  Birleşik Krallık’ta olan Erdoğan, 14 Mayıs’ta Chatnam House’ da konuştu.
    D. Trump’ın Kudüs’ü ‘İsrail’in başkenti’ olarak tanıma kararı sonucu Tel Aviv’den taşınan büyükelçiliğin Kudüs’te açılmasına bir kez daha tepki gösterdi.
    Filistin topraklarında yaşanması muhtemel olaylar konusunda İsrail yönetimini sorumlu ve itidalli davranmaya davet etti.
    Bu kritik günde, can kayıplarının önlenmesi için gerekli hassasiyetin azami düzeyde gösterilmesi gerektiğine dikkati çekti.​..​
     
    *

    Aynı gün Londra’da Türk öğrencilerle bir aradaydı.
    İsrail’in Gazze sınırında eylem yapan 60’dan fazla Filistinli eylemciyi öldürmesine, 2 binden fazlasını yaralamasına sert tepki gösterdi.
    “İsrail’in yaptığı bir soykırımdır” dedi.
     
    *
    ​Ve İsrail Başbakanı B. Netenyahu​ ile bir ağız dalaşı yaşandı.​
    ​Netenyahu: “Erdoğan HAMAS’ın en büyük destekçilerinden biridir, dolayısıyla kendisi terör ve katliamdan şüphesiz çok iyi anlar.
    Kendisine tavsiyem, bize ahlak vaazı vermesin​..​.​ Her ülkenin kendi sınırlarını koruma zorunluluğu vardır.
    HAMAS terör örgütü İsrail’i yok etmek ve bu hedefine ulaşmak için binlerce kişiyi sınırdan yasadışı göndermek istediğini ilan ediyor.
    ​B​iz de egemenliğimizi ve vatandaşlarımızı korumaya kararlı olup, eylemlerimizi sürdüreceğiz” dedi.
     
    *
    Erdoğan​, “Netanyahu’nun elinde Filistinlilerin kanı vardır ve bunu Türkiye’ye saldırarak saklayamaz.
    Netanyahu, savunmasız bir halkın topraklarını BM kararlarını ihlal ederek 60 yıldan fazladır işgal altında tutan ırkçı devletin başbakanıdır​.​
    ​HAMAS​ terör örgütü değildir ve Filistinliler de terörist değildir.
    Bu hareket Filistin vatanın işgal eden bir güce karşı direniş hareketidir.
    Tüm dünya Filistin halkına zulmedenlere karşı duruyor​ ” ​ifadesiyle  yanıt verdi.​.. 
     
    ​*​
    Halbuki HAMAS uluslararası arenada bir terör örgütü olarak kabul edilmektedir.
    Nitekim Mayıs 2017’de açıklanan HAMAS Siyaset Belgesinde;  
    HAMAS’ın Filistinli bir İslami kurtuluş hareketi olarak hedefinin Filistin’i özgürleştirmek olduğu:
    Kudüs’ün Filistin halkının, Arap ve İslam ümmetinin sabit hakkı olarak Filistin’in başkenti olduğu: 
    Filistin’in, mübarek ve kutsal bir Arap ve İslam yurdu olduğu belirleniyor. 
     
    *
    Siyaset Belgesi, HAMAS’ın  İslam’ı tüm zaman ve mekanlara salahiyeti ve mutedil ruhuyla anladığına,
    Diğer din mensuplarının onun gölgesinde tam bir güvenlikte  yaşayabileceğine, tıpkı Filistin’in birlikte yaşama modeli olduğuna inandığı gibi inanmakta olduğuna dikkat çekiyor. 
    Buna göre Mescid-i Aksa yalnızca Filistinlilerin ve İslam ümmetinin hakkıdır ve İsrail’in onda hiçbir hakkı bulunmamaktadır: 
    İsrail’in Mescid-i Aksa’yı Yahudileştirmeye ve bölmeye yönelik tüm projeleri ve adımlarının batıl ve gayri meşrudur.
    Çünkü Siyonist proje; başkalarının haklarını yok etmeye dayanan düşmanca ve ırkçı bir proje olarak Filistin halkının özgürlük, Filistin’in kurtuluşu, geri dönüş ve kendi kaderini tayin hakkı gibi talepleriyle zıttır.
    Balfour bildirisi, Filistin’deki İngiliz mandası, BM’nin Filistin’i taksim planı ve benzer tüm kararların ve İsrail’in icat edilmesinin temelden batıl olduğunu ilan ediyor.
     
    *
    Ama bu süreçte Başkan D.Trump ve Başbakan B.Netenyahu, Arap Dünyası ile geliştirdikleri ve yürüttükleri ilişkilere dayandırdıkları bir strateji çerçevesinde; 
    1- Öncelikle İsrail’in gelecekte HAMAS’la sonra İran’la doğrudan bir savaş yaşayabileceği olasılığını dikkate almakta,
    2- İsrail ve Suudi Arabistan işbirliğinin ürünü olarak Filistinlilerle kapsamlı bir barış anlaşması yapılması amacını doğrultusunda çalışmaları sürdürmektedirler. 
     
    *
    Amaçlanan Barış Anlaşması;
    1- İsrail ve Suudi Arabistan önderliğini,
    2- İsrail’in 1967 savaşında işgal ettiği tüm topraklardan çekilmesini,
    3- BM Güvenlik Konseyi’ne 194 sayılı karar çerçevesinde Filistinli mülteciler sorununa adil bir çözüm için çağrıda bulunulmasını,
    4- İsrail’in Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yasa dışı yerleşimlere son vermesini, 
    5- 1967 sınırlarında kurulacak ve başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız bir Filistin devletiyle beraber “iki devletli çözüm”ü öngörüyor.
     
    *
    Bu çerçevede Başkan D​.Trump, ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ilan ederken;​
    ​”​Kudüs sadece üç büyük dinin kalbi değildir​,​ aynı zamanda dünyanın en başarılı demokrasilerinden birisinin de merkezidir.
    Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanların birlikte barış içinde yaşayıp özgürce ibadet ettiği bir yerdir.
    Bu karar, niha​î​ barışa olan bağlılığımızın ihl​â​l edilmesi anlamına gelmiyor.
    ABD olarak İsrail ile Filistin arasında iki devletli çözümü h​â​l​â​ destekliyoruz.​
    ​”Harem Ül-Şerif -Tapınak Dağı “da dahil olmak üzere din​î​ alanda statüko gözlemlenecektir​.
    Birçok hükümet ve başta Arap Birliğinin desteklediği üzere​ Filistin Devletinin başkenti​ de​ Doğu Kudüs​’te​​ Yahuda ve Samiriye’de​ olacaktır. 
    Bölgenin liderlerinden isteğim niha​î​​ barışın peşinden gitmeleridir​ ” açıklamasında bulundu.​
     
    *
    İran’la doğrudan bir savaş yaşayabileceği olasılığı dikkate alınarak,
    İsrail Askeri Stratejisi gereğince İran’dan gelecek uzak mesafeli füzelerin bertaraf edilmesi için kendi sınırları berisinde koruma daireleri oluşturulmasına işlerlik kazandırıldı.
    14 Nisan’da ABD, Birleşik Krallık ve Fransa; Rusya’nın  teminatında Suriye’de Beşar Esad’ın sözde kimyasal silah potansiyelinin altyapısını vurdu. 
    Aslında  birlikte Kuzey Suriye’de bir koridor oluşturdular ve İsrail’in lehinde bölgeye NATO’yu getirdiler.
     
    *​
    İsrail’in kuşatan “Politik İslami Sistemde” takdim edilen İslam’ın bir barış dini olduğu efsanesi yaşanan onca şeyden sonra çok ciddi yara almıştır.
    Dünyayı endişe, tehlike, cinayet ve yıkım kaynağı haline getiren İslam toplumlarında kutsallaştırılan dini fikirler ve metinlere dayalı  ideolojiler​;
    ​ABD’nin İsrail-Filistin arasında iki devletli çözüm temelinde Kudüs’ü başkent olarak tanıması konusu,,
    B​ir kez daha “Din”e meydan oku​yarak, diplomatik  karardan alınıp dini bir düzlemde El Aksa’ya bir haçlı seferinin başlatıldığı biçiminde Tapınak Dağı’na götürmeye çalışılmıştır.
     
    *
    Bu noktada İsrail’in kuşatan Müslüman Kardeşlerin, HAMAS’ın, Hizbullah’ın ve El Kaideci bir çok İslamcı terör örgütünün​ “​K​afirleri öldürüp dünyaya İslamı empoze etmeyi hedeflediği”;
    Mesela HAMAS’ın, dünyadaki en son Yahudiyi öldürüp bir İslam devleti kurmaya çalışan İslam Tugayları’nın bir bölüğü olduğu,
    Ya da kendisini Müslüman Kardeşler’in hamisi gören ve yeni Osmanlıların başı olarak günün birinde Hilafeti ve Kudüs’ü geri getireceğini düşle​yenErdoğan’ın;
    Kudüs ve Tapınak Dağı’na olan ilgisinin, işte bu düşle birlikte Kudüs’ün Müslüman Kardeşler Hareketi’nin dünyada tutunacak son dalı olmasından kaynaklandığını bütün dünya biliyor.
     
    *
    ​Bu nedenle zaten Başkan Trump, İsrail-Filistin barışını sağlayabilmek için İslamcı terörizmle mücadele  başlatmıştır.
    İsrail’in kuşatan “Politik İslami Sistemde”​ ​kutsallaştırılan dini fikirler ve metinlere dayalı  ideolojiler​i takip eden ülkelerin, Arap liderlerin, HAMAS ve benzeri örgütlerin, 
    Barış sürecini tehlikeye atacak ve bir şiddet dalgası yarataca​k​ açıklamalardan, boş tehditlerden uzak kalmalarını sağlamaya çalışıyor. 
     
    *
    Nitekim Trump Mayıs 2017’de, dünyanın dört bir yanında İslamcı terör ideolojisini ve terörünü hızla yenmek üzere bir plan doğrultusunda;
    Suudi Arabistan/Riyad’ı ziyaretinde Suudi Arabistan Kralı ve 50 Arap ülkesiyle görüşmesinde;
    Öncelikle Mısır, El Ezher Üniversitesinin tüm aşırılık ideolojilerini görme ve sınırlama rolü eşliğinde İslam’ın doğru öğretilerini yayma konusundaki liderliğini pekiştirmiştir.
     
    *
    Ardından Trump’ın “Ortadoğu’ya yaptığım seferimde artık radikal ideolojiye yapılan mali yardımın olmaması gerektiğini bildirdim. Ondan sonra bölge rehberleri Katar’ı işaret ederek onu suçladılar. Arabistan’a yaptığım ziyaretim, Kral ve 50 Arap ülkesiyle görüşmem sonuç verdi. Radikalizmin mali kaynaklarını kesme noktasında sert önlemler alacaklarını söylediler. Tüm deliller Katar aleyhineydi. Belki de bu, terörizmin son bulmasının başlangıcıdır” ifadesiyle;
    ABD, Suudiler ve BAE’nin askeri varlıkları senkronize edilmiş, birlikte Katar’a yaptırım uygulanmaya başlanırken,.
    İran’ın petrol zengini Körfez ve Ortadoğu’daki genişlemeci tasarımlarının durdurulması öngörülmüştür.
     
    *

    O günden beri çanlar, Türkiye’de; “Ben İhvan-ı Müslimin’i bir terör örgütü olarak görmüyorum. Çünkü İhvan-ı Müslimin bir düşünce örgütüdür” diyen,
    Türkiye Cumhuriyeti’nin 1938 yılına kadar gerçekleşen anlaşmaların sınırı içinde ülke birliğinin temeline işaret eden Misak-ı Milli’yı ve bu perspektifte “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini reddeden,
    Bunların yerine hâlâ 28 Ocak 1920’de İstanbul’da son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin kabul ettiği saldırgan Misak’ı Milli ilkesi doğrultusunda hareket eden, 
    Müslüman Kardeşler örgütünün hamisi, pan-islamist ve yeni Osmanlıcı AKP Genel Başkanı Errdoğan için çalıyor…
     
    *
    İşte 24 Haziran seçimleri öncesinde Erdoğan, eteğindeki son taşları döküyor… 
    Bu noktada Suriye Devlet Başkanı B.Esad’ın;
    “Recep Tayyip Erdoğan, şahsi çıkarları için ülkesinin tümünü feda eder. Çok şey satın alıp satarak Arap ve İslam arenasında kendilerine yer bulmaya çalıştı. Efendilerinin kendilerine biçtikleri rolü aşıp, kendilerine izin verilenin çok ötesine gitti.
    Bu rolden geri adım atması gerekiyordu ama Suriye’nin rolünde ısrar etmesi sıkıntı yaratmıştır.
    Bu nedenle Suriye davası, o’nun için siyasi açıdan sıkıntı yaratan ölüm kalım meselesi haline gelmiştir” ifadesini her dem akılda tutmak gerekiyor.
     
    *
    HAMAS, İslamcı bir terör örgütüdür.
    Erdoğan İslamcılığın lideridir.
    Ama Dünya Barışı’nın; Aydınlanma’dan başlayan ve bireyi pozitif özgürlük üzerinden ulusal, etnik, dini, sınıf vb. kollektif kimliği ve olumsuz özgürlüğü destekleyen bakışa ihtiyacı vardır.
     
     
    17.5. 2018

  • ÂLEMİN DELİSİ

    ÂLEMİN DELİSİ

    ÂLEMİN DELİSİ
    Hüseyin MÜMTAZ

    Daha çok “Köyün delisi” denir, her köyde bir tane mutlaka bulunur, zararsızdır, çocuklar takılır, gençler yok farz eder, ihtiyarlar geçmişi ile ilgili olarak suskundurlar…
    Ama bu seferki çok farklı.
    Etkili, yetkili, zararlı ve hem haddini bilmiyor, üstelik muhtarlık da taslıyor.
    Trump’dan bahsettiğimi anlamışsınızdır.
    Dünyayı bir büyük köy, hem de kendi köyü olarak görüyor.
    Meydanı boş buluyor; kendisini köyün, dünyanın, âlemin efendisi olarak görüyor.
    O halde burada “köyün delisi” yerine “âlemin delisi” tanımı daha uygun düşmeyecek mi?
    Ama bir lâf daha var biliyorsunuz; “Deli deliyi görünce değneğini saklar” diye.
    Demek mevcut fotoğrafa bir başka “deli” daha lâzım.
    İsterseniz “çivi çiviyi söker” de diyelim.
    Trump, Telaviv’deki Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıdı ve Filistinliler tarafından doğal olarak protesto edildi. İsrail’in katil güvenlik güçlerinin Gazze sınırındaki sivil/silahsız gösterilere müdahalesi katliama dönüştü. Gerçek mermi kullanılan müdahale sonucunda 59 Filistinli hayatını kaybetti, 2 bin 700’ü aşkın kişi de yaralandı.

    Müslüman Şam’ın Hristiyanlarca “füzelenmesi” Miraç Gecesi idi; İsrail’in yeni Filistin katliamı da Ramazan’dan bir gün öncesine denk getirilmiştir.
    İnsanlık dışı bu katliamın yolunu açan; Filistinlilere, “İsrail’le anlaşın” diyen Suudi Veliahdı ile Yahudi damadı Kushner’i kullanan Trump’tır.
    Prens bin Selman bir süre önce ABD’nin The Atlantic sitesine verdiği demeçte; “Yahudilerin kendi topraklarına sahip olma hakları olduğunu” dile getirmemiş miydi?
    Suriye anlaşmazlığı bahanesi ile Irak ve Suriye’ye yerleşen Amerika’nın asıl amacı İsrail-İran anlaşmazlığında taraf olmak, “denge” sağlamaktan öte terazinin kefesini İsrail’den yana ağırlaştırmaktır.
    İran’ı; İsrail ve Suudilerle birlikte yok etmektir Amerika’nın amacı.
    Rusya da fırsatı kaçırmamış, güya Amerika’yı dengelemek için hemen intikal etmiştir bölgeye.
    Sonuçta Ortadoğu’da kartlar yeniden dağıtılmış, taşlar yeni yerlerine oturmuştur. Tarafların (Amerika-Rusya-İsrail) kullandığı, piyon olarak ileri sürdüğü onlarca terör örgütü vardır. Herkes meşrebine göre Kürt, Arap yahut aşırı “İslâmcı” onlarca terör örgütünü beslemekte, donatmakta, eğitmekte, “sahaya” sürmektedir.
    Ve birinin terörist dediğine diğeri dememektedir.
    Arap dünyası bölünmüştür, İİT bölünmüştür. (Bırakın Filistin, Yemen, Katar konusundaki fikir ayrılıklarına; Ramazan ayına, Oruç’a bile ayni gün başlayamamaktadırlar.)
    AB sessiz, BM sağırdır. NATO parçalanmıştır; çaresiz ve telâştadır.
    23 Şubat 2018 tarihinde şunları yazmışız;
    “Demek ki ‘Osmanlılık’ bahse konu coğrafyada öyle muhabbet, sevgi, sevda çağrıştırmıyor, pek de özlemle anılmıyor.
    İstanbul’daki Kudüs konulu son İslâm İşbirliği Teşkilâtı toplantısına katılmayan 8 ülke hangileriydi? Neden katılmamışlardı? Hangi ülkeler neden ‘alt düzeyde’ temsil edilmişti?
    Arap Birliği, Türkiye’nin Irak politikasına ve Suriye müdahalesine neden karşı?
    Sınırlarımızı, sınır ötesinde teröristlerden temizleyip emniyete almak tamam da uzun vadede kim yanımızda?
    Arap Birliği? İslâm İşbirliği Teşkilâtı?
    Kim dost?
    Biz kimi, kimden, neden kurtaracağız?”

    YÜZ YILIN HİKÂYESİ


    Aslında cevap bellidir; bakınız “TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ” (22.12 2017)

    TAKKE DÜŞTÜ KEL GÖRÜNDÜ


    Ortadoğu’da “Durum” şimdilik “stabil”dir ama….
    “Bir kıvılcım yeter”….
    Stabil’dir çünkü “ara hedef”e ulaşılmış; “bütün güçler” şu veya bu şekilde Ortadoğu’ya yerleşmiştir.
    Peki “oyun” nasıl bozulur? Deliye, değneği nasıl saklatılır?
    Perinçek’in gazetesi diyor ki; “KUDÜS YANITI, ŞAM’la VERİLİR”. (15 Mayıs 2018 manşet)
    Hâlbuki iki yanlış bir doğru etmez…
    Çivi lâzım… Çiviyi, ancak çivi söker.
    Deli, deliyi görünce değneğini saklar.
    Kimse farkında değil ama Türkiye’nin elinde; askersiz, silahsız, tanksız, tüfeksiz, sıfır zayiatla ve hiç masrafsız kullanabileceği büyük bir koz vardır.
    44 yıldır hep masada var olan ama hiç kullanmadığı…
    …Tek kurşun atmadan bölgedeki dengeleri alt üst edebilecek bir koz.
    KIBRIS.
    “Nasıl becerdi de lâfı döndürüp Filistin’den Kıbrıs’a getirdi?” demeyin.
    Filistin-Kıbrıs ilişkisini benden yıllar önce Müslüman Filistinli Yaser Arafat ile Ortodoks Kıbrıs Rum’u Makarios kurmuştu.
    Arafat; Denktaş varken, tankıyla topuyla Makarios’un yanında yer almıştı, hatırladınız mı?
    Vakti zamanında Filistin’de eğitim alan, Rumcu kuzeyli komünistlerin isimlerini sayayım mı?
    Konumuza dönelim.
    KKTC (tabii Türkiye’nin açık desteği ve beyanı ile) bir gece ansızın “tanınma” isterse neler olur hiç düşündünüz mü?
    Görüşmeler pekâlâ devam edebilir. Bağımsız ve egemen KKTC’nin “tanınması”, Rum’la veya başkasıyla görüşmelere engel değildir ki! Kimler kimlerle görüşüyor, etrafınıza bir bakar mısınız?
    “Tanınma”ya hangi Arap, hangi Müslüman, hangi Türk, hangi NATO devletleri destekler veya karşı çıkar?
    Rusya, Çin ne yapar?
    Dünyanın gözü önünde; Trump’ın, May’in, Merkel’in, Macron’un tavırları ne olur?
    44 yıldır nice köprülerin altından ne sular akmıştır?
    Tek bir tuşa basıp güncelleme yapmanın artık zamanı gelmemiş midir?
    Ortalıkta, nereden çıktığı belli olmayan bir “Kıbrıs veriliyor” lâfı dolaşmaya başlamıştır.
    Bekir Bozdağ “Kıbrıs’lı Müslüman Türkler”den bahsederken; Akıncı folsuz/yumurtasız “Guterres Çerçevesi”ni hatırlarken içeride ve dışarıda ezber bozacak, her türlü dedikoduyu önleyecek tek hamle budur.
    Her ikisi de keşke bu lâfları söylemeden Nazım Beratlı’nın; “Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research”’nin, Nisan 2018’de yayınlanmış olan (Cilt: 11 Sayı: 56); “KIBRIS’TA MÜSLÜMAN EVKAFI’NIN SÖMÜRGE DÖNEMİNDEKİ YÖNETİMİ” makalesini okumuş olsalardı!
    KKTC’nin “tanınma” çıkışı; dış politika sahnesindeki son yılların en kuvvetli Şah/Mat hamlesi olacaktır.
    (NOT; Filistin ile ilgilenenlere ilginç bir başka makale öneriyorum;

    SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI’nı TANIYAN FİLİSTİNLİLER için AYAKLANDIK

    16 Mayıs 2018

  • Dolar neden durdurulamıyor?..

    Dolar neden durdurulamıyor?..

    Aylardır Dolar’daki yükseliş, alınan onca önlemlere rağmen durdurulamıyor. Her geçen gün yükselişini sürdüren dolardaki artış, iğneden ipliğe her şeyi etkiliyor. İthalata bağımlılığımız nedeni ile fiyatlar yükseliyor, enflasyon can yakmaya devam ediyor.
    Peki, bunun nedenleri nedir? Hangi önlemlerle Dolar’daki artışın önüne geçilebilir? Bugüne kadar bizi yönetenlerin aldığı önlemler yetmediğine göre ne yapılmalıdır?
    Geçenlerde Merkez Bankası Eski Genel Müdürü Durmuş Yılmaz, bu konudaki değerlendirmelerini Sözcü Gazetesi’ne değerlendirdi. Şimdi İYİ Parti ekonomi kurmayları arasında yer alan Durmuş, öncelikle dövizi tırmandıran ana temellerini şu maddeler içinde değerlendiriyor:
    – Türkiye’nin giderek artan borçluluk oranı
    – Sermaye girişindeki belirgin yavaşlama
    – Tırmanan cari açık
    – Yüksek enflasyon
    – İktidarın siyasi söylemleri
    – OHAL’in devam etmesi
    – Hukuka güven eksikliği
    – Siyasi sonucu öngörülemeyen seçimler
    – Komşularla kötü ilişkiler
    – ABD-İran gerginliği ve petrol fiyatları.
    Dikkat edilecek olursa,Durmuş’un sıraladığı bu nedenleri birçok ekonomist de dile getirmişti. Ancak, bizi yönetenler her nedense bu sıkıntıları giderebilecek önlemleri bugüne kadar almamakta direniyorlar.

    Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, hükümetin birbiri ardına açtığı seçim paketleriyle kaynak bulabilmek için getirdiği af ve barış paketlerinin ekonomiye ilişkin kaygı ve riskleri körüklediğini söyledi. Yılmaz, “Bu aflar, barışlar piyasaya, ‘biz bir çıkmaz sokağa girdik, önünü sonunu görmediğimiz tedbirler alıyoruz’ mesajı veriyor. Bu paketler piyasaya güven vermiyor, aksine belirsizliği daha da artırıyor” dedi.
    Yılmaz, siyasilerin gölgesinde kaldığı sürece Merkez Bankası’nın dövizi frenlemeye yönelik attığı adımlardan etkili sonuç alamayacağını da belirtiyor. Söyledikleri özetle şöyle:
    “Önde siyasiler değil, Merkez Bankası başkanı ve yönetimi olacak, siyasiler arka planda kalacaktı. Tamam, Merkez Bankası güzel iş yapıyor, döviz arzını artırıyor. Ama siyasilerin niyeti uzun vadede faizi artırmamak olduğu için bu müdahalelerin etkisi zayıf kalıyor. Biraz geç kalındı, Allah sonumuzu hayır etsin. Merkez Bankası’nın politika faizini artırması gerekiyor. Merkez Bankası’nın piyasayı inandırabilmesi için yüzde 8’lik repo faizini (politika faizi) zaten uygulamada olan yüzde 13,5’e, geç likidite faizini de yüzde 14-15’lere yükseltmesi işi kolaylaştırabilir.”

    Kısaca biraz da siyasete ve Cumhurbaşkanlığı seçimine dönelim:
    İYİ Parti Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz, Tayyip Erdoğan’ın seçimleri kaybetmesi halinde Cumhurbaşkanlığını bırakmayabileceğine ilişkin söylenti ve kaygıları da değerlendiren Yılmaz, “Bu konuda parti liderimiz Meral Akşener 1946 örneğini gösteriyor. Nasıl ki o dönemde hem parti lideri hem Cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan İsmet İnönü parti liderliğini bırakıp seçimlere gidiyor ve kaybedince de hiçbir sorun çıkarmadan iktidarı devretmişse, bugün de vatanını seven herkes seçimi kaybedince iktidarı bırakıp gidecektir. Türkiye demokrasisinin önünde 1946 örneği duruyor. Bizi Zimbabve’den, Zambiya’dan, halkı hiçe sayan totaliter lider rejimlerinden ayıran fark, demokrasi tarihimizdir” diye konuştu.

    Son yıllarda dışa her açıdan bağımlı hale geldik. İthal ettiğimiz her şeye dolar veriyoruz. Yatırım yok, artık sıcak para girişi de olmuyor. Bu durumda dolar yükseldikçe ithal mallar pahalanıyor.

    Bu satırlar yazılırken dolar 4 lira 44 kuruşa yükselmişti.
    Yine bu satırlar yazılırken akaryakıta yeni zamlar yürürlüğe girdi.
    Ramazan nedeni ile piyasalardaki zam furyası ise dur durak bilmiyor.
    Bütün bu gelişmeleri değerlendirdiğimizde Merkez Bankası Eski Başkanı Durmuş Yılmaz’ın önerileri de gerçek anlamda önem kazanmış olmuyor mu? Kaldı ki, birçok ekonomistin görüşleri de Durmuş Yılmaz’ın önerileri ve görüşleri ile bir noktada birleşiyor.

  • ERKEN SEVİNMEYİN, HEMEN GEVŞEMEYİN

    TÜMER DİYOR Kİ:
    ERKEN SEVİNMEYİN
    HEMEN GEVŞEMEYİN
    Sevgili okurlar; 24 Haziran seçimlerinin ülkemiz için çok önemli olduğunu hemen hemen herkes idrak etmektedir.
    İYİ Parti lideri Meral Akşener büyük mücadeleler sonunda Partisini kurdu ve ülke genelinde örgütleşti.

    Hızını kesmeden de mitinglerine devam etti.Bahçeli önünü kesmeye çalıştıkça da, halkın beğenisini ve takdirini kazandı.

    CHP dahil, birçok partinin tabanı Meral Akşener’e oylarını vermeye niyetlenmeye başlamışlardı.

    CHP nin tabanından gene de birçok kişi İYİ partiye oylarını verecekler gibi gözüküyor.

    Akşener Cumhurbaşkanı adayı olduğunu çok erken açıklamıştı.

    İYİ Parti’de esen olumlu rüzgâr AKP’yi ve en önemlisi de Bahçeli’yi çok tedirgin ediyordu.

    İYİ Partinin 24 Haziran seçimlerine girmemesi için oyunlar tezgâhlanıyordu.

    Ancak, CHP nin ve Kılıçdaroğlu’nun son hamlesi, AKP’nin ve MHP’nin sinsi düşüncelerini bertaraf etti.

    Muharrem İnce’de öğretmen olarak bazı sezgilere sahip olduğundan Cumhurbaşkanlığı adayı olabileceğini ilan etti.

    Kılıçdaroğlu tabandan gelen baskılar neticesinde mecbur kalarak Muharrem İnce’yi CHP ‘nin Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterdi.

    Şu gerçeği de göz ardı etmemek gerek; Kılıçdaroğlu bir bakıma da Muharrem İnce’den kurtuluyordu.

    Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olursa her şey iyi olacaktır.

    Olamaz ise, bu CHP’nin başarısızlığı olacaktır. Muharrem İnce’nin değil.

    O zaman en kısa sürede CHP Olağanüstü Kurultaya gidebilir ve Muharrem İnce CHP’nin başına gelebilir.

    Yani Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce rüzgârından kurtulmuş değildir.

    Bu nedenle, Kılıçdaroğlu’da bütün gücüyle çalışmalı ve Muharrem İnce’yi ne yapıp yapıp Cumhurbaşkanı olmasını sağlamalıdır.

    24 Haziran seçimleri normal bir seçim olmayacaktır. Burada seçilecek Cumhurbaşkanı tek adam olacaktır. Kanunlar ona göre hazırlanmıştır.

    Cumhuriyet rejimi sarsıntıya uğrayacaktır. Meclisin üstünlüğü ortadan kalkacaktır.

    Bu nedenle seçmenler adayları iyi dinlemeli ve ona göre 24 Haziran seçimlerinde oylarını duyguları ile değil, mantıkları ve çocuklarının, torunlarının geleceğini düşünerek vermelidirler.

    24 Haziran 2018 de ki Cumhurbaşkanlığı adayları belli oldu.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Yalova Milletvekili Muharrem İnce,

    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener,

    Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi’nin ortak adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

    Halkların Demokratik Partisi’nin adayı tutuklu İstanbul Milletvekili Selahattin Demirtaş

    Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu

    Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek

    Şimdi bütün adaylar, ülkeyi karış karış gezerek oy toplama yarışına girecekler.

    CHP’nin adayı Muharrem İnce yaptığı mitingler de puan toplamaya ve halkın umudu olmaya başladı.

    Kalabalıkları gördükçe seviniyor ve umudu artıyor.

    Ancak, şunu unutmamak gerek. Meral Akşener’de kalabalıklara hitap ediyor.

    Tayyip etmiyor mu? O da ediyor.

    Karamollaoğlu da Perincek de aynı oranda kalabalıklara hitap edecekler.

    Eli kolu bağlı, hapiste olan HDP adayı Selahattin Demirtaş’ta meydanlara çıkabilseydi, o da kalabalıklara hitap edebilirdi. Şimdilik mümkün gözükmüyor. Belki acırlar da bırakırlar.

    Rahmetli Bölükbaşı da güzel bir hatipti. Kürsüye çıktığında muazzam kalabalıklara hitap ederdi. Fakat o kalabalıklar Bölükbaşını dinler alkışlarlar ama oylar başka partilere giderdi.

    Yani zannetmeyin ki, o görünen kalabalıkların hepsi size oylarını verecekler.

    Bu nedenle hemen havaya girmeyin. Gevşemeyin. Kazandık diye de erken sevinmeyin!

    Birinci turda hiçbir adayın çoğunluğu alarak ilk turda Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi mümkün gözükmüyor.

    Asıl önemli olan ikinci turdaki fedakârlık.

    Akşener ile İnce arasında ki oy farkı çok önem arz edecek.

    Akşener İnce lehine çekilir ise, İYİ Partiye oy verenlerin İnce’ye oy verecekleri konusunda endişeliyim.

    Doğu Perinsek ve partisinin üyelerinden de şüpheliyim.

    Saadet Partisi üyelerinden de umutlu değilim.

    HDP tabanı Muharrem İnce’yi tam manası ile destekler mi, o da şüpheli.

    Muharrem İnce, şunu açıklasa idi belki bu şüpheli oyları alabilirdi.

    Cumhurbaşkanı olduğunda birlikte çalışacakları Başkan Yardımcılarını muhalefet kanadından güçlü isimleri yanına alarak çalışacağını açıklarsa, merkez sağın tüm oylarını alması daha kolay olur kanısındayım.

    Muharrem İnce, Akşener lehine adaylıktan çekilirse, CHP’nin tabanı Akşener’e oy verir. Vatan ve HDP den de Akşener oy alabilir mi, işte o şüpheli. Saadet ve Demokrat Parti dâhil, sağ partilerden oy alır.

    En büyük destek CHP den gelir.

    İYİ Parti ile CHP parti üyeleri bütünü ile birbirlerini destekleseler, diğer partilerden gelecek oylar ile % 51 i çok kolay geçerler.

    Bunlar başarılamaz ise, Tayyip ortadan sıyrılır çıkar valla.

    Zaten her türlü hile, oyun, baskı yapılacak, halkı kandırmak için Ramazan hediyesi altında çok hediyeler dağıtılacak, göz boyama avansları halka verilecektir.

    Buradaki inceliği iyi düşünmek ve tedbir almak gerek.

    Türk Seçmeni AKP’nin 15 yıllık iktidarını çok iyi değerlendirip, biz AKP’den ve Erdoğan’dan bıktık deyip R.T.E nı 3.cü sıraya düşürürlerse, 1.Cİ ve 2. sırada Akşener ile İnce’nin olması halinde çok büyük sürpriz olur ve ya İnce, ya da Akşener Cumhurbaşkanı olur.

    Bu durumda R.T.E.nın iktidarı bırakacağından emin olunabilir mi?

    O kadar zor bir dönemden geçiyoruz ki, inşallah ülkemiz kargaşa içerisine sürüklenmez.

    Şunu kimsenin unutmaması gerek. Başkanlık sistemi bizim istediğimiz değil, emperyalistlerin istediği bir oyun.

    Cumhurbaşkanı adaylarının bu hususu halka belgeleri ile açıklamaları ve izah etmeleri gerek.

    Palavra atarak propaganda yapılmamalı ve AKP’nin 15 yılda ülkeyi nereden nereye getirdiği çok açık ve seçik anlatılmalıdır.

    Seçim ertelenebilir diye de bir kuşku var. Ertelenir ise, ne olacaktır.?

    Sevgili okurlar, gerçekten ülke bir dönüm noktasında.

    Geleceğimiz aydınlık mı olacak, yoksa kutuplaşarak, böl parçala yut, politikaları ile hayatımız karanlık mı olacak.

    Meydanlar gittikçe ısınacak. Ağızdan çıkan sözler, hakaret varı sözlere dönüşmeye başladı.

    Bahçeli ortalığı karıştırdıkça karıştırmaya başladı.

    SON SÖZ:
    Eyy Milletim uyanın artık. Sağduyunuz harekete geçsin. Aklınızı kullanın Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan ayrılmamaya çalışın.TÜRKİYE’M IŞIĞIN HİÇ SÖNMESİN.
    İnşallah sağduyu ve akıl hâkim olur ve Demokratik bir seçim yapılır.Ülkem huzura ve mutluluğa kavuşur.

    TÜM İSLAM ALEMİNİN RAMAZANINI KUTLAR, MÜSLÜMANIM DİYEN DEVLETLERİN, FİLİSTİN HALKINA DESTEK OLMALARINI, AMERİKAN VE İSRAİL ZULMÜNE VE DE EMPERYALİSTLERİN BÖL, PARÇALA, YUT POLİTİKALARINA KARŞI BİRLEŞEREK, DUR DİYEBİLMELERİNİ DİLERİM.

    16.05.2018
    ZEKERİYA TÜMER
    [email protected]

  • RAMAZAN GELMİŞ

    RAMAZAN GELMİŞ

    Ramazan gelmiş yine…Hoş gelmiş… Ömür su gibi akıp gidiyor ve biz takılmışız günlük hayatın keşmekeşine bazı şeylerin nereye gittiğinin farkında bile değiliz.

    Eskiden eş-dost iftara şağrılırdı ya,şimdi gerek yok, herkes camide hep birlikte iftar yapiliyor.

    Bir yanda Ramazan boyu gerçekten inanarak orucunu tutup ,akşama kadar iftar hazırlığı yapıp,teravisini kılan,sahura kadar ibadet ve eğlenceyi bir arada geçiren ve dinini sadece ALLAh’ın rızasını kazanmak için yaşayan nezih bir toplum…

    Bir yanda dinini sadece ramazanda hatırlayan,sanki ibadet sadece ramazanda yapılırmış gibi kafasını gözünü bağlayıp,saçının bir telini ya da tırnağının ucunu gösterdiğinde günah sayan ama akşama kadar dedikodu peşinde koşan,kul hakkı yiyen,dini sadece örtünme sanan ve ortam öyle gerektiriyor diye veya birilerine şirin görünmek için oruç tutup, teraviye gelen bir toplum.

    Bir yanda müzik dinlemeyi günah sayan ve elindeki mikrofonu bırakıp, birden dindar kesilip,kadınları görmenin dahi günah olduğunu düşünen, okumayan,ezberci ve kendisine verilenlerin doğru olduğunu sanan,katı kurallar içine sıkışıp kalmış,eğitimden uzak,sadece etrafından duyduklarıyla dinini yaşamaya çalışan bir toplum…

    Bir yanda inanmayan ve yaratılanın yaratanın eseri olduğunu reddeden,ramazan kavramının ne olduğunu bile bilmeyen,sahillerde güzel bikinisiyle boy gösteren,ya da yeni teknesine eşini dostunu toplayıp gösteriş yapan bir toplum.

    Bir yanda hem sosyal hayatın içinde yaşayıp,hem dini görevlerini yerine getirmeye çalışan gerçekten inandığı için ibadet eden bir toplum…

    Bizler küçücük dünyamızda birbirimizi eleştirip,kendimizi bulunmaz hint kumaşı sayarken,dünya ağlıyor…Dünya kan gölü oldu…İnsanlar bir avuç toprak,bir yudum su ve bir parça maden için birbirini boğazlıyor.

    Bizim en büyük hatalarımızdan birisi dinimizi bilmiyor olmamız. KUR-AN’da bütün kurallar yazıyor bir bir. Arapca bilmiyorsanız ATATÜRK Elmalılı Hamdi’ye türkçe tercümesini yaptırdı, açın türkçesini okuyun. Okuma özürlü dostlarım benim. Eğer dinimizi esas kaynağından doğru bir şekilde öğrenirsek sahte dincilerin eline düşmeyiz, din tüccarlari tarafından kullanılmayız. Biz kulaktan dolma öğrenmeye bayılıyoruz herşeyi.

    İslamiyetin ana kuralları dediğimiz 32 farz… İnancımıza göre müslümanım diyen herkes bu kuralları yerine getirmek zorundadır.

    Herkes inancında özgürdür, yerine getirir ya da getirmez, kimseye hesap vermek zorunda değildir. Bu ALLAH ile KUL arasındadır, kimseyi ilgilendirmez.

    Bırakın isteyen istediği gibi inansın, bırakın isteyen istediği gibi giyinip kuşansın, birakin insanlar özgürcerce ibadetini yapsın. Siz katı kurallara boğarak dini, dinden uzaklastırıyorsunuz, onlarda etraftaki türedi tarikatların eline düşüyor, dinimiz yozlaşıp gidiyor.

    Birisi”sen böyle namaz kılarsan namazın kabul olmaz”dedi.Benim görüşüme göre bu cümleyi kuran insan allaha şirk koşmuş olur.Namazının kabul olup olmayacağına karar veren tek merci ALLAH’tır.

    Belki sen namaz kılarken kimi nasıl dolandıracağını düşünüyorsun da o adam safiyane bir şekilde tamamen yaradana yönelmiş içten kılıyor namazını.

    Ya da belki sadece dua ediyor… Kimse bilemez.

    Çok gÜzel bir dinimiz var.Gerçekten araştırıp öğrenirseniz,insanın mutluluğu için olan bir hak dini olduğunu görürsünüz.

    Ama yok ben sağdan soldan duyup,gazeteden,televizyondan dinleyip öğreniyorum dersen,işte dünya bugünkü haline gelir.

    İnsanlar rant kavgasıyla doğayı da katleder,birbirini de….

    Ben değil dinimiz emrediyor:

    Toplumu kamplara bölüp birbirimizi eleştirmek yerine,Iyisiyle kötüsüyle birbirimizi sevelim ,sayalım,zengin bir parça fakire versin,fakir hazır lokma beklemesin rızkı için gayret etsin.

    Herkes mezarına ayrı girecek ve biz insanları inançlarına göre yargılama hakkına sahip değiliz.Bu hak sadece yaratanın.Bırakalım yaratanla yaratılanı başbaşa.Biz burada sadece yaratılanı yaratan için sevip,dostluğu,güler yüzü ve sevgiyi paylaşalim.

    İnsanın hayatında en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden birisidir gerçek dostlar ve dostluklar.

    Durup dururken kapı çalıverir,hasta yatağınızdan zorla kalkarsınız,kapıyı açarsınız,karşınızda yan komşunuz Bill”Ümran Hanım görünmedin bahçede kaç gündür merak ettim seni”der ya…Hastalığınızı falan unutur,boynuna sarılasınız gelir.

    Başka bir eyalete gitmişsiniz,karşı komşunuz yazar bu sefer sosyal medyadan ”Göremedim seni bahçede,hayırdır hasta falan mısın?”Sevildiğinizi hissedersiniz…

    Yolda yürürken bir kaya vardır,biraz soluklanayım diye oturursunuz,gelen geçen araba durup sorar”İyi misiniz,yardıma ihtiyacınız var mı?”Kendinizi değerli hissedersiniz…

    Dünyanın bir ucundan kardeş olduğunuzu hissettiğiniz bir dost hastalığınız boyunca hergün sorup,yardım etmek için çırpınan güzel insan”bugün nasıl oldun,sevgilerimi gönderiyorum burdan” deyiverir…Dünyalar sizin olur…

    Konser olur”Ablam sen eğilme ben giydiririm senin ayakkabılarını

    Bir başkası,”ben çıkarayım ayakkabılarını” diyen doktora yapmış kızlarınız vardır,sahneden inerken ,hemen elini uzatıp”tut Ümran Ablam”diyen dünyada kariyer yapmış gençleriniz vardır,gurur duyarsınız onlarla…

    İyiki hayatımdasınız ve ben sizlere nasıl teşekkür ederim bilmiyorum.

    Ramazan boyu hergün yaptığım bu dua hiç değişmez”Allah’im  ordumuzu, yurdumuzu, cumhuriyetimizi kişisel çıkarlarının üstünde tutacak, ülke topraklarını peşkeş çekmeyecek, yönettiği insanlara adil davranacak, ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine yükseltecek, demokrasimizi kesintiye uğratmayacak, ATATÜRK ilkelerine sahip çıkacak, ordusunu hapse gönderip, ülke düşmanlarını baş köşeye oturtmayacak, halkını ötekileştirmeyecek, insanını gruplara ayırıp birbirine düşman etmeyecek, birlik ve beraberliğimizi koruyacak, gençliğine sahip çıkacak, geriye değil, ileriye götürecek, inanıyormuş gibi halkı kandırmak yerine, gerçekten inançlı olup kul hakkı yemeyecek yöneticiler nasip et.”

    Şu mubarek ramazan gününde birbirimizi arayıp hal hatır soralım,birbirimize gülümseyelim,sevgi ve şefkatle bakalım birbirimizin gözlerine,iyilik yapalım,birbirimizi ötelemek yerine sorunu nedir anlamaya çalışalım ve güzel arkadaşlıklar biriktirelim…

    Sağlıklı,huzurlu nice ramazanlara…

  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ ( 15 Mayıs 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 15 Mayıs 2018 )

    1.. Erivan Belediye Başkanı Taron Margaryan ‘ın istifa etmesi için çağrıda bulunan Erivan protestocuları Belediye Sarayı dışında toplanıyorlar. Kalabalık, başkentte sayısız çözülmemiş sorunu ve daha önce şehir yetkilileri tarafından verilen yerine getirilmemiş vaatleri belirtiyor. (İ)

    1. Karabağ Ermeni Yönetimi Lideri Bako Sahakyan Ermenistan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Movses Hakobyan le görüştü.   Öğrenildiğine göre, iki yönetim arasındaki ordu inşası ve işbirliği konuları gündemde yer aldı. (İ)

    https://www.panorama.am/en/news/2018/05/15/Artsakh-president-receives-the-Chief-of-the-General-Staff-of-Armenia’s-Armed-Forces/1949382

    1. Belarus Cumhurbaşkanı Alexander Lukashenko, Ermenistan Başbakanı Nikol Pashinyan ile Soçi’deki Avrasya Yüksek Ekonomik Konseyi toplantısının oturum aralarında yaptığı görüşmede, Belarus ve Ermenistan arasındaki ilişkilerde sorun olmadığını ve olmayacağını bildirdi. (İ)
    1. Ermenistan’ ın yeni Başbakan’ın önceliklerinden biri olan Karabağ çatışması müzakere bloğunu etkin bir şekilde ele aldı. Karabağ sorununun müzakere süreci, özellikle başbakan ana müzakereci olduğunda, dış politikamız bağlamında özel bir öneme sahiptir dedi. (İ)
    1. Arakel Semirjyan, kamuoyu tartışmasında Başbakan Nikol Paşinyan’ın Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile yaptığı son görüşmeler hakkında yorumda bulunarak,   Rus -Ermeni ilişkilerinde var olan sorunlar, uzun soluklu bir geçmişin mirasıdır ve sonuç olarak önemli ölçüde zaman ve çaba gerektirmektedir dedi. (İ)
    1. Ermenistan Meclisi Dış İlişkiler Daimi Komisyonu Başkanı Armen Aşotyan, Avrupa Halk Partisi (EPP) Genel Başkanı Joseph Daul ile Kapsamlı ve Genişletilmiş Ortaklık Anlaşması (CEPA) çerçevesinde Ermenistan – AB’ nin ileriye dönük işbirliğini görüştü. (T)
    1. Ermenistan Başsavcısı Arthur Davtyan, ülkede siyasi tutuklu bulunmadığını açıkladı.  Parlamento muhabirlerine konuşan Davtyan, sayısız elçilik ve çeşitli insan hakları örgütlerini son yıllarda izlediklerini ve hiçbirinin Ermenistan’da siyasi tutuklu olarak kimse bulunmadığını kabul ettiklerini vurguladı. (İ)
    1. Ermenistan Başbakanı Ofisi, Fransa Başbakanı Édouard Philippe’in Nikol Paşinyan’a Ermenistan Başbakanı seçildiği için tebrik mektubu gönderdiğini söyledi. Mektup şöyle diyor: “Ermenistan Başbakanı olarak seçiminizden dolayı sizi kutluyorum ve başarılar diliyorum. Fransa ve Ermenistan, ülkemizin hükümetlerine, parlamentolarına, yerel özerk yönetimlerine ve sivil toplum düzeylerine yansıyan eski tarihsel bağlara ve mevcut özgün siyasi ilişkilere dayalı iki taraflı karşılıklı ilişkilere sahiptir. Bugün, Fransa, her zamankinden daha fazla, yasal devlet yolunda ilerlenmesi ve reformların sağlamlaştırılması yolunda Ermenistan ile birlikte hareket ediyor.” (İ)
    1. Washington Post’ ta yer alan habere göre ; Ermenistan demokrasi için iyi haberler sunuyor.  Freedom House’un anketlerinde, demokrasinin geçtiğimiz birkaç yıl boyunca dünya çapında gerilemeye başladığı bildiriliyor. Bu, özellikle Çin ve Rusya’nın 21 inci yüzyıl diktatörlüğünün uygulanabilir modellerini sunduğu Güneydoğu Asya ve Avrasya’da geçerlidir. Washington Post Editörler Kurulu, makalesinde geçen hafta Ermenistan’daki yolsuzluğa ve otokratik yöneticilere karşı kitlesel isyanların kutlanması gerektiğini söyledi. (İ)
    1. Azerbaycan’dan Ermenistan’a: Ordumuz hazır. Azerbaycan Savunma Bakanlığında, üst düzey askeri yetkililerin ve ordu komutanlarının katılımıyla toplantı düzenlendi. Bakanlık açıklamasına göre, Savunma Bakanı Hasanov toplantıda yaptığı konuşmada, Ermenistan’daki yönetim değişikliğinin ardından bazı Ermeni siyasilerin ve yeni Başbakan Nikol Paşinyan’ın sorumsuz açıklamalarda bulunduğunu hatırlatarak, “Ermenistan yönetimini uyarıyoruz. düşmanın bu tarz hareketleri kabul edilemez ve Azerbaycan Ordusu geniş kapsamlı askeri operasyonlara hazırdır.” ifadelerini kullandı. (T)

    http://avim.org.tr/tr/bulten/azerbaycan-dan-ermenıstan-a-ordumuz-hazır

    1. Harput Ermenileri ve felaketle yüzleşme. Yüksek lisansını Moskova Devlet Üniversitesi Rusya tarihi alanında yapan, tez çalışmasında ‘Rus İç Savaşı Dönemi’nde Türk Politikası” üzerine çalışan Dr. İsmet Konak 1915’in öncesi ve sonrasında Harput Ermenilerinin durumuna yoğunlaşıyor. (T)
  • Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi’nde (ADAU) “İrevan’sız 100 Yıl” başlıklı kamuoyu tartışması düzenlendi.

    Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi’nde (ADAU) “İrevan’sız 100 Yıl” başlıklı kamuoyu tartışması düzenlendi.

    Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi’nde (ADAU) “İrevan’sız 100 Yıl” başlıklı kamuoyu tartışması düzenlendi. Günümüzde Ermenilerin bulunduğu Azerbaycan’ın tarihi topraklarından, Erivan (İrevan) şehrinin Ermenilere verilmesi meselesi ele alındı.

    Program Uluslararası Bilgi ve Bölgesel Araştırmalar Derneği ile beraber organize edildi. Üniversitenin akademik heyeti ve öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını üniversitenin rektörü, Azerbaycan Milli Bilimler Akademisinin muhabir üyesi Prof. İbrahim Caferov şimdiki Ermenistan’ın bulunduğu Azerbaycan’ın tarihi topraklarından, aynı zamanda şimdiki Erivan (İrevan) şehrinin Ermenilere verilmesi ile ilgili konuştu.

    Rektör bu toprakların Azerbaycan halkına mahsus olması Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından defalarca resmi şekilde beyan edildiğinin altını çizdi. Rektör: “Onu da biz dünya birliğine, kamuoyuna iletiyoruz ki, sadece Dağlık Karabağ değil, şimdiki Ermenistan da bizim tarihi topraklarımız. Sadece sözle değil, biz delillerle dünya birliğine bunu iletiyoruz. Bilimsel eserler, tarihi kitaplar yazılmakta, arşivler kaldırılmakta. Bunu kanıtlayan yeteri kadar tarihi belge mevcuttur. XIX yüzyılın başlarında İrevan Hanlığının nüfusunun 80 faizini Azerbaycanlılar teşkil ediyordu. Biz birkaç sürgüne maruz kaldık. Bütün bunları biz iletmeliyiz, iletiyoruz” ifadelerini kulland.
    Uluslararası Bilgi ve Bölgesel Araştırmalar Derneği Başkanı Zaur Garipoğlu, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yanında Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Desteği Konseyinin 2018 yılı için ilan ettiği hibe yarışmasında “İrevan’sız 100 yıl konusunda tedbirlerin teşkili sosyal ağlarda bilgi savaşının güçlendirilmesine destek” projesi ile yer alarak kazandı.

    2018 yılında Devlet Başkanı İlham Aliyev’in kararı ile Cumhuriyet yılı ilan edildiğine değinen rektör bu yıl tarihi Azerbaycan kenti olan İrevan’ın Ermenilere verilesinin ardından 100 yıl geçti.

    Etkinliğin ADAU-da düzenlenmesinin amacı üniversitenin idari binasının Azerbaycan Halk Cumhuriyeti hükümeti ve Ulusal Konseyinin 3 ay boyunca tam burada görev yapmış olmasıydı.

    Programda savaş gazisi Kadınlara Sosyal Yardım Derneği Başkanı Radde Abbas, üniversitenin Sosyal Bilimler ve çok kültürlülük bölümü başöğretmeni Azer Ahundov, öğretmen Sebine Alizade tarihi olayları dile getirerek Azerbaycan’ın ezeli topraklarında Ermenistan adlı bir devletin oluşturulmasını, İrevan’ın güzeşte gidilmesinin halkımızın trajik sayfalardan biri olduğunu dile getirdiler.

    Turkishnews/Sıla Arsel

    HABER İLE İLGİLİ DİĞER GÖRSELLER

  • Umut olabilmek…

    Umut olabilmek…

    Cumhurbaşkanı adayları meydanlara indi. Şimdi ne yapacaklarını, gelecekte ne vereceklerini, bugünkü çıkmazdan ülkeyi düzlüğe nasıl çıkaracaklarını anlatma zamanıdır. Çünkü sorunlar yumağı çözüm bekliyor. Millet, kendisine umut olabilecek adayı görmek istiyor.

    24 Haziran’da yapılacak seçim, bir kader seçimi olacak. Bu nedenle bu seçim önemseniyor. Yapılan anketlerde 24 Haziran seçiminde rekor katılım olabileceğine vurgu yapılıyor.
    Bir önemli nokta da şu:
    24 Haziran’daki seçime gençler damga vurabilir. 4 milyon 800 bin yeni genç seçmen bu seçimde ilk kez oy kullanacak. Gençlere yönelik bazı söylemlerin de önem kazandığını unutmayalım.

    Bu arada hemen şunu da söyleyelim:
    Artık, adayların birbiri ile söz yarışı yapma, birbirini karalama yerine, plan ve projelerinin neler olacağını ortaya koyması daha isabetli olacaktır. Seçmen de bunu bekliyor. Artık kavga etmek, karalamak, siyasi terbiye kuralları dışı sözler yerine millete ne verilecek bunlar ortaya konulmalıdır.

    Geçenlerde Ahmet Hakan, köşesinde adayların neler yapması gerektiği konusunda bir liste yayınladı. Bugün için bizim de acil olarak değerlendirdiğimiz bu listeyi sizlerle paylaşmak istedik. Aynı görüşlerde olduğumuzun da altını çizelim:
    – Tarım politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da kuru fasulyeyi bile ithal etmekten kurtulacağız?
    – Eğitim politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da her 6 ayda bir sistem değişikliğine gitmeyeceksiniz?
    – Hayvancılık politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da “et ithal ettiğimiz ülkeler” listesi yapmaya gerek duymayacağız?
    – Faiz, enflasyon politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da kur yükselmeyecek, enflasyon düşecek, faizler fırlamayacak?
    – Çevre ve şehircilik politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da şehirlerimiz artık daha fazla ihanete uğramayacak?
    – İstihdam politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da işsizler ordusuna her gün yüzlerce nefer katılmayacak?
    – Suriyeli mülteciler politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da mülteciler sorununu şimdikinden farklı bir şekilde çözeceksiniz?
    – Düşünce özgürlüğü politikanız ne olacak? Ne yapacaksınız da size azıcık dokunduran gazeteciler kendilerini güvende hissedecek?
    İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in manifestosundan kısa bir alıntı:

    “Elbette biz de köprüler, yollar, hastaneler yapacağız. Ama bizim yaptıklarımızın sahibi müteahhitler değil millet olacak. Bizim yaptığımız köprülerden geçen de geçmeyen de para ödemek zorunda kalmayacak. Yaptığımız yollar üç beş yıllık olmayacak. Şehirlere hançer gibi saplanan rezidans müteahhitliği değil karakteri olan şehir planlamalarımız hazır. 700 yatak üzeri hastanelerin düzgün işlemeyeceğini biliyoruz. Daha ulaşılabilir hastaneler yaparak insanların eziyetine son vereceğiz. Tarım ve hayvancılıkta yeniden dünyanın en gözdesi olmak için projeler hazırladık. Biz adımız gibi iyi olan hiçbir şeyi değiştirmeyeceğiz. Yanlış olan, işlemeyen şeyleri düzeltmeye geleceğiz. Einstain’in dediği gibi ‘Her şey olabildiğince kolay olmalı ama basitçe geçiştirilmemeli’ daha yola çıkarken ilan ettik güçlü bir Türkiye istiyoruz. Herkes çok net görüyor milletimizin yeni bir nefese, kendini tazelemeye ihtiyacı var. Önce ekonomiyi ele alacağız. Dünyanın en iyi ekonomilerini örnek alıp, örnek alınacak bir politika izleyeceğiz. Çok önemli isimlerle planlar yaptık. O plana göre Türkiye’yi kişi başı milli gelirde dünyanın ilk 10 ülkesi arasına yükselteceğiz. Bu ilk 5 yıldaki hedefimiz. Gerekli reformlar ve altyapıları düzenleyeceğiz. İnsanlarımızı gelecekte dünya ile rekabet edecek bir hale getireceğiz. Alacağımız her karar, her adım mülkiyet analizlerine saygı duyarak atılacak. Ekonomiyi siyaset erbabının zenginleştiği bir ağ olmaktan çıkarmak gerekiyor. Böyle olmazsa her seferinde kazandıklarını kaybeden bir ülke olmaya devam ederiz. Bugünkü manzara şu; yönetim boşluğunun faturasını milletimiz ödüyor. Ekonomiye duyulan güvensizliğin maliyetinin yükü vatandaşa biniyor. Dünyanın en karmaşık vergi ve teşvik sistemi Türkiye’de. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir sistem yok. Artık dünya bu sistemi basit ve sade hale getirdi. Biz de bu politikaya uygun bir sistem getireceğiz.

  • Sattılar, Savdılar; Ülkeyi Viraneye Çevirdiler, Şimdi De Halktan Oy İstiyorlar…

    Sattılar, Savdılar; Ülkeyi Viraneye Çevirdiler, Şimdi De Halktan Oy İstiyorlar…

    AKP seçim ortamından ve anketlerden çok tedirgin, şaşkın, korku içerisinde.

    Sağa sola, partilere saldırıyorlar. Sövmenin, saymanın, küfrün, hakaretin bini beş para…!!! Ağızlarına geleni söylüyorlar. İncelik, nezaket kapı dışına atılmış…

    Olaylar planladıkları gibi gitmedi çünkü. İstedikleri gibi yürümedi. İYİ partiyi kapatacaklardı, kapatamadılar. Üstüne üstlük bir de dört parti birleşip “Sıfır baraj ittifakı” yaptı.

    Ne demek sıfır baraj ittifakı?

    Yüzde 10 seçim barajını geçemeyecek partilere CHP’nin ittifak önerisidir. Buna göre Saadet Partisi, İYİ Parti, Demokrat Parti gibi partiler seçim ittifakı yapacak ve yüzde 10’luk baraja takılmadan TBMM’de sandalye sahibi olacak.

    Bu yöntemle muhalefet meclise 80 milletvekili daha fazla sokacak. Böylece Meclis çoğunluğu AKP’den muhalefete geçecek.  Muhalefet 400’e yakın milletvekili çıkaracak.

    Bu şartlarda Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilse ne olur, seçilmese ne olur. Dilediği yasayı meclisten çıkaramadıktan sonra…

    Bu yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP’ye oy vermek istemeyenleri “Münafıklıkla” suçlayarak, Kayseri mitinginde şunları söyledi:

    “Birileri bir fitne fesat kaynatıyor. Bu ne biliyor musunuz? ‘Oyumu cumhurbaşkanına vereceğim ama parlamentoda AK Parti’ye vermeyeceğim.’ Böyle bir şeye siz ne diyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi? Bu oyunu da bozmaya var mıyız? Bu oyun, bu tezgâh… Kimlerin olduğunu anlıyorsunuz. İnşallah bu münafıklar çetesini 24 Haziran’da hep birlikte yere gömeceğiz.”

    AKP ve “Baskın Seçime” giden üst yöneticiler, bugünkü ortamı, muhalefetin güçlenmesini rüyalarında görse inanmazlardı.

    Bu durumda iktidara birkaç çözüm kalıyor: Seçimlerde hile – hurdaya başvurmak, Suriyeli mültecileri TC vatandaşı yapmak, ayak oyunlarına girişmek ve en son çare, “Seçimleri bir bahane ile iptal etmek…”

    Gerçi ok yaydan çıktı, buna cesaret edemezler…  Ama “Olmaz” demeyin. AKP iktidarında şimdiye dek neler gördük, neler yaşadık. AKP iktidarında “Olmaz yok…”

    Çünkü zor durumdalar… Artık mitinglerde toplama kalabalıklar, foto montajları da AKP’yi halkın gözünde büyük, güçlü göstermiyor…

    Şimdi kara kara düşünüyorlar:

    Hem de en üst yöneticisinden en aşağıdaki militanına, üyesine kadar.  En çok da geçimini din sömürüsü, din ticareti üzerine kurmuş şeyhler, şıhlar, hocalar, hacılar, mollalar şaşkın…

     “AKP giderse biz ne yaparız. Halimiz nice olur. Nasıl geçiniriz? Ne güzeldi hayatımız… Bir elimiz yağda bir elimiz balda mutlu bir yaşam sürüyorduk”

    “İşsizlik, yoksulluk, geçim derdimiz yoktu…”

    “Asgari ücret, asgari geçim, sözleşmeli personel bizi ilgilendirmiyordu…”

    Şimdi de Bahçeli “Kader kurbanları” edebiyatı yapmaya soyundu. Bu yolla puan toplamak istiyor…

    Bir zamanlar Başbakan da çıkmış, “Ülkemiz Avrupa’da tarımda 1 numara olan ülke demişti…” Mecliste milletvekilleri gülmeye başlayınca, arkasından da bu dediğini pekiştirmek için “ 1 numara, Evet, niye güldünüz? Tarımda 1 numaraya çıktık…”

    Sanırım Başbakan Türkiye’nin o sıralar, saman ithal ettiğini unutmuştu. Ve günümüzde onlarca büyük çiftlik satışa çıkarıldı, yüzüne bakan yok.

    Ekonomi Bakanı da tam doların zirve yaptığı günlerde halkla alay edercesine, “Önümüzde tam böyle coşacağımız, coşmuş olan bir ekonomimiz var…” demişti.

    Kimse çıkıp da batan, yok olan, çöken sanayiden, tarımdan söz etmiyor; bu sorunların nasıl çözümleneceğini konuşmuyordu…

    Varsa yoksa palavra, masal, hikâye, halkı yalan yanlış bilgilerle aldatmak… Ama bu yöntem de artık geçerliliğini yitirdi.

    Cumhurbaşkanı çıkmış, bir zamanlar tuvaletin 1 milyon olduğunu, şimdi 1 liraya gerilediğini anlatıyor. Bununla övünüyor. Ama konuşmalarında ne fabrika var, ne tarım, ne üretim…

    Bir de durmadan saraylar yapıyorlar. Ormanları yok ediyorlar. Bunun için tam 50 bin ağaç kestiler. Orman yürüyüş, gezinti yolları asfaltla döşeniyor şimdi. Okluk Koyu’nda 300 odalı “YAZLIK SARAY” inşaatına başladılar… Kim kalacaksa orada…

    Güzelim doğa, koylar yerle bir ediliyor… Bunlar doğa düşmanı. Kuş düşmanı. Börtü böcek düşmanı…

    Bir zamanlar da kafayı asırlık zeytin ağaçlarına takmışlardı. O yıllarda Hürriyet gazetesi şunları yazıyordu:

    “Manisa’nın Soma ilçesi, Yırca Mahallesi’nde, Kolin Grubu tarafından termik santral yapılacak bölgedeki zeytin ağaçlarının kesilmemesi için nöbet tutan köylülere şirketin güvenlik görevlileri saldırdı, bir köylü başından yaralandı. Şirketin dozerleri alana girdi, 6 bin zeytin ağacı kesildi.

    Yırca Mahallesi’nde yaşayanlar, güvenliği sağlamak için bölgeye gelen askerlerin önünde diz çökerek adeta yalvardı. CHP milletvekili Özgür Özel ise ‘Sabah 06.00’da teyzelerin feryatlarıyla uyandım. 5 bin ağaç kalmıştı, hepsini kesmişler. Güvenlik görevlileri yakın yörelerden toplanmış. Köylü çocuğuna köylüyü üç kuruş için dövdürene lanet olsun’ dedi. Danıştay akşam saatlerinde yürütmeyi durdurma kararı verdi…”

    Yoksa bölgede zeytin ağacı kalmayacaktı…

    Sattılar, savdılar; ne sanayi bıraktılar ne tarım, ülkeyi viraneye çevirdiler; şimdi de halktan oy istiyorlar… AVUÇLARINI YALARLAR. HESAP SORMA GÜNÜ GELİYOR. Kısa çöp, uzun çöpten hakkın alacak…”

  • Türkiye’de 276 bin 158 Suriyeli bebek dünyaya geldi

    Türkiye’de 276 bin 158 Suriyeli bebek dünyaya geldi

    Kamu Denetçiliği Kurumu’nun(KDK) Suriyeliler özel Raporuna göre, Türkiye’de 276.158 Suriyeli bebek dünyaya geldi. 2011-2017 yılları arasında KDK’nın raporuna göre Suriyelilere yönelik geçici koruma ve sağlık hizmetleri 29 Nisan 2011’de Hatay’da başladı. Suriyelilerin Türkiye’ye göç hareketinde 2011’den bu yana 31 milyon 329 bin 849 hasta hastanelerde yatılı tedavi gördü.  31 milyon 449 bin 800 hasta ise tedavi edildi. Rapora göre yine 1 milyon 112 bin 58 kişi de ameliyat edildi. Sağlık Bakanlığı ile Afad arasındaki protokol gereği geçici korumayla alınan Suriyelilerin sağlık hizmetlerinin ücretleri Afad tarafından Sağlık Bakanlığı’na ödeniyor.

  • Şubat ayı işsizlik oranları açıklandı

    Şubat ayı işsizlik oranları açıklandı

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan açıklamaya göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2018 yılı Şubat döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 546 bin kişi azalarak 3 milyon 354 bin kişi oldu.
    İşsizlik oranı 2 puanlık azalış ile %10,6 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı 2,3 puanlık azalış ile %12,5 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 4,3 puanlık azalış ile %19 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 2 puanlık azalış ile %10,9 olarak gerçekleşti.
    İSTİHDAM ORANI %46,6 OLDU
    İstihdam edilenlerin sayısı 2018 yılı Şubat döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 210 bin kişi artarak 28 milyon 166 bin kişi, istihdam oranı ise 1,3 puanlık artış ile %46,6 oldu.
    Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 53 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 1 milyon 262 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin %17,7’si tarım, %20’si sanayi, %7’si inşaat, %55,3’ü ise hizmetler sektöründe yer aldı. Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında tarım sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 1 puan azalırken, sanayi sektörünün payı 0,5 puan, inşaat sektörünün payı 0,3 puan, hizmet sektörünün payı 0,1 puan arttı.
    İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI %52,2 OLARAK GERÇEKLEŞTİ
    İşgücü 2018 yılı Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 665 bin kişi artarak 31 milyon 520 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puan artarak %52,2 olarak gerçekleşti. Aynı dönemler için yapılan kıyaslamalara göre erkeklerde işgücüne katılma oranı 0,2 puanlık azalışla %71,5, kadınlarda ise 1 puanlık artışla %33,3 olarak gerçekleşti.
    KAYIT DIŞI ÇALIŞANLARIN ORANI %32,2 OLARAK GERÇEKLEŞTİ
    Şubat 2018 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 0,6 puan azalarak %32,2 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre değişim göstermeyerek %21,7 oldu.
    KAMU İSTİHDAMI %4,4 ARTTI
    Maliye Bakanlığı tarafından derlenen verilere göre, 2018 yılı I. döneminde toplam kamu istihdamı 2017 yılının aynı dönemine göre %4,4 oranında artarak 3 milyon 714 bin kişi olarak gerçekleşti.
    MEVSİM ETKİLERİNDEN ARINDIRILMIŞ İSTİHDAM ARTTI, İŞSİZLİK AZALDI
    Mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 40 bin kişi artarak 28 milyon 961 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı değişim göstermeyerek %47,9 oldu.
    Mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 11 bin kişi azalarak 3 milyon 149 bin kişi olarak gerçekleşti. İşsizlik oranı değişim göstermeyerek %9,8 oldu.
    Mevsim etkilerinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0,1 puan artarak %53,2 olarak gerçekleşti. Ekonomik faaliyete göre istihdam edilenlerin sayısı, tarım sektöründe 71 bin kişi azalırken sanayi sektöründe 60 bin, inşaat sektöründe 3 bin ve hizmet sektöründe 49 bin kişi arttı.(UzmanPara)
  • FEYM GRUBU MESAJI  –  ERMENİ   FAALİYETLERİ ( 14 Mayıs 2018 )

    FEYM GRUBU MESAJI – ERMENİ FAALİYETLERİ ( 14 Mayıs 2018 )

    1.Ermenistan’ı Acemoğlu kurtaracak. Dünyanın önde gelen ekonomistlerinden Ermeni asıllı Türk ekonomist Daron Acemoğlu, Ermenistan ekonomisini kurtarmak için kolları sıvıyor. Ermenistan’ın yeni Başbakanı Nikol Paşinyan dünyaca ünlü ekonomist Acemoğlu’nu Ermenistan’a davet ettiğini ve Ermenistan’ın ekonomisinin yeniden yapılandırılması için yardım istediğini duyurdu. (İ /T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/05/14/Ermeni-Acemoğlu-Ermenistan/129118

    1. Avrasya Ekonomi Konseyi’ (EEC) nin oturumu Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) üyesi ülke liderlerinin katılımı ile Rusya’ nın başkanlığında Soçi’de başladı. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan oturuma katıldı. (İ)

    Oturumlar arasında Paşinyan’ ın bazı liderlerle yaptığı görüşmelere ait bilgi ;

    **Soçi’de, Ermenistan Başbakanı Nikol Pashinyan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ikili toplantısı gerçekleşti. (İ)

    **Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan bugün 14 Mayıs’ta Rusya’nın Soçi kentinde  AvrasyaEkonomik Birliği (AEB) üyesi ülkeler Devlet Yöneticileri Konseyi çerçevesinde Moldova cumhurbaşkanı Igor Dodon’la buluştu. Paşinyan, Emenistan’ın Moldova ile siyasi ve ekonomik ilişkilerini geliştirmeye hazır olduğunu ifade etti. (T)

    **Başbakan Nikol Paşinyan, Soçi’deki Kırgız Devlet Başkanı Sooronbay Jeenbekov ile  görüştü. Paşinyan görüşmede Ermenistan Başbakanı, Kırgızistan ile ekonomik ilişkileri güçlendirmeye hazır olduğunu vurguladı. (İ)

    **Yaptıkları görüşmede Belarus Cumhurbaşkanı Alexander Lukashenko, Ermenistan  Başbakanı Nikol Paşinyan’ı Ermenistan’daki mevcut iç siyasi durumun onurlu bir şekilde sonuçlanmasından dolayı kutladı. (İ)

    ** Ermenistan Başbakanı Nikol Pashinyan, EEC Yönetim Kurulu Başkanı Tigran  Sargsyan ile Soçi’de bir görüşme yaptı. (İ)

    1. Ermenistan Cumhurbaşkanı Armen Sarkissian, Bakan atamalarını onayladı. Paşinyan liderliğindeki hükümette 3 Başbakan Yardımcısı ve 17 Bakan yer alıyor.      
    1. Ermenistan’ın yeni hükümetinde Daşnak partili iki bakan yer alacak. Daşnak partisi Genel Başkanı Arsen Hambardzumyan’ın açıklamasına göre, Ermenistan Tarım İşleri Bakanlığını Şirak bölgesinin eski valisi Arthur Khaçatryan, Ermenistan Ekonomik Kalkınma ve Yatırımlar Bakanlığını ise Doğa Koruma eski Bakanı Artsvik Minasyan yönetecek. (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/05/14/Ermenistan-yeni-hükümeti-Daşnak-partisi/129083

    1. Paşinyan Ruhani ile görüştü. 13 Mayıs’ta Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan İran İslam Cumhuriyeti Devlet Başkanı Hasan Ruhani ile bir telefon görüşmesi yaptı. İki devlet lideri Ermenistan – İran dostluk ilişkileri ve işbirliği gibi uluslararası ve bölgesel gündeme dair konuları ele aldı. Paşinyan ve Ruhani, İran nükleer programı konusunda yaşanan son gelişmeler ile ilgili fikir alış verişinde bulundu.  Muhataplar, bu konuda müzakereler sonucunda  mevcut durumun çözülebileceğini umduklarını bildirdi. (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/05/14/Paşinyan-Ruhani/129075

    1. Erivan Devlet Üniversitesi İran Araştırmaları Dairesi Başkanı Vardan Voskanyan düzenlediği basın toplantısında, Ermenistan ve İran arasındaki ilişkilerin hiç değişmediğini söyledi. (İ)
    1. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan: Hiç kimse Ermenistan – Rusya stratejik ilişkilerinin önemini sorgulamadı. Paşinyan, Soçi’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı

    toplantıda, “Politik ve ticari-ekonomik alanlarda ilişkilerimize yeni bir ivme kazandırmak için kararlıyız ve enerjiyle doluyuz. Askeri-teknik alanda ve diğer alanlarda ilişkiler geliştirmeyi umuyoruz. ” dedi. (İ)

    1. Cumhurbaşkanı Vladimir Putin bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin özellikle ekonomik ve siyasi diyaloga olan ilgisini vurguladı. Ermenistan’ ın Rusya ile diyalogu ilerletme konusunda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. (İ)
    1. Rusya’nin Soçi kentinde bulunan Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Rusya’daki iş adamlarını Ermenistan’da yatırımlar yapmaya çağırdı. (T)

    https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/05/14/Paşinyan-Rusya-Ermenistan/129106

    1. Erdoğan, Londra’ da yaptığı konuşmada Ermenistan’a yönelik düşmanca ifadeleri tekrarladı. Milliyet gazetesinin bildirdiğine göre Erdoğan, “Türkiye’nin bölgesel ve küresel vizyonu” başlıklı konuşmasında Ermenistan’a da değindi. Türkiye’nin Kafkasya ve Ortadoğu’da uzun vadeli barış ve refahı tesis etmek için tüm girişimleri desteklediğini iddia ederek, “Ermenistan, bu resimden yoksun olan tek ülke, Ermeni liderliğinden makul bir yaklaşım göreceğimiz günü bekliyoruz ” dedi. (İ)
    1. Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU), Kazakistan’ın Astana kentinde 17 Mayıs’ta Çin ve İran’la anlaşma imzalamasının beklendiğini bildirdi. EAEU ile İran arasında, oldukça geniş bir ürün yelpazesi için ithalat gümrük vergilerinin azaltılmasını veya kaldırılmasını sağlayan serbest ticaret bölgesi kurulacaktır. Çin ile geniş çaplı ve sektörel işbirliğine yönelik anlaşmalara varılmıştır. (İ)
    1. Ermenistan’daki siyasi mahkumların serbest bırakılması başladı ve devam ediyor. (İ)
    1. Rogue Machine Sineması “100 Nisanlar” Dünya prömiyerini 9 Haziran’ da takdim ediyor.

    100 Nisanlar, kuşaklar arası sonuçlara komik karanlık bir bakış ve inkar edilen tarih çılgınlığı.

    Oyun yazarı Leslie Ayvazyan, “Ermeni <sözde> soykırımının yüzüncü yıldönümü anısına bir katkıda bulunmalıydım” diyor. “Tüm Ermenilerin taşıdıkları ve nesiller boyu anlattıkları bir hikaye. Bu özel anlatım, absürt bir dünyadan geliyor. Kısmen halüsinasyonda ve kısmen de susturulamayan rüyalarda yaşıyor. ” (İ)

    1. Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin kentinin ele geçirilmesinden bu yana bir aydan fazla bir süre sonra Türk hükümeti ve cihatçı müttefikleri, şehri İslam şeriat hukuku ile yönetme planlarını tartışıyorlar. (İ)
    1. Muhalif gazeteciden muhalif politikacıya: Nikol Paşinyan. İki dönem Cumhurbaşkanlığı yaptıktan sonra bu kez de Başbakan olarak ülkeyi yönetmeye hazırlanan Serj Sarkisyan’ı istifaya zorlayan, daha sonra parlamentodaki tüm grupları yanına çekip başbakan koltuğuna oturabilen Nikol Paşinyan muhalif politikacı olmadan önce muhalif bir gazeteciydi.
  • Baskın seçimden sonra şimdi de baskın af mı?

    Baskın seçimden sonra şimdi de baskın af mı?

    Bize göre; muhalefet, Cumhur İttifakı’nın küçük ortağına teşekkür borçludur.
    Zira muhalefet, Bahçeli sayesinde hem iktidar olma imkânına 18 ay erken kavuşacak, hem de Bahçeli sayesinde Sayın Erdoğan’ı ilk defa yenme fırsatı yakalayacaktır!
    Konunun uzmanları gibi bize göre de Türkiye’de erken seçim şartları henüz oluşmamıştır ve bütün şartlar iktidarın aleyhinedir.
    Zira ekonomik ve sosyal dengelerin yanı sıra, dış şartlar da iktidarın aleyhinedir.
    Üstelik Afrin Harekatı ile kazanılan birkaç puanın bile sınırda Yaylalar Türküsü söyleyen eski Megriciler yüzünden yok olup gittiğini söylüyor ciddi kamuoyu araştırmacıları.
    Öte yandan bir gecede almış olduğu kararlarla, yani çıkarmış olduğu Kanun Hükmündeki Kararnamelerle ülkeyi adeta tek başına yönetme imkanı varken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Bahçeli’nin aklına uyup erken seçim kararı alması, üstelik seçim tarihinin, Türkiye’nin yükselen değeri olan İYİ Parti’yi seçim dışında bırakacak şekilde belirlenmesi, tersine bir etki yapmış bulunmaktadır.
    Bu süreçte Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin yapmış olduğu ve tarihe altın harflerle yazılacak siyasi manevra, iktidarın ve Bahçeli’nin bütün oyunlarını altüst etmiş bulunmaktadır.
    Kılıçdaroğlu’nun, ilgili yasanın boşluğundan istifade ile 15 milletvekilini geçici olarak İYİ Parti’ye göndermesi, muhalifleri tarafından hakarete varan sözlerle tenkit edilse de bize göre; CHP, söz konusu manevra ile kurmuş olduğu rejime sahip çıkma istidadını açıkça göstermiş bulunmaktadır.
    Siyasi tarihimiz, bu hadiseyi mutlaka not etmiştir bir yana.
    Hele hele Demokratik Parlamenter sisteme tekrar dönülmesiyle birlikte, Kılıçdaroğlu ve Akşener isimleri, altın harflerle yazılacaktır Cumhuriyet tarihimize…

    Çatıdaki Çatlak!

    Dedik ki; muhalefet Sayın Bahçeli’ye şükran borçludur.
    Zira Baskın Seçim’le, muhalefete iktidarın yolunu erken açan Bahçeli, baskın af yasası teklifiyle Ak Parti iktidarını büsbütün temelinden yıkmakta kararlı gözüküyor!
    Sanıyorum Sayın Erdoğan ve Sayın Yıldırım, Bahçeli’nin bu oyununa gelmeyecekler!
    Zira her ikisi de Bahçeli’nin teklifine düet halinde “Hayır” dediler.
    Başbakan “Sayın Bahçeli zannediyorum, bölücü terör örgütlerine, onu destekleyenlere karşı, bugünlerde terör muhipleri bir çalışma içerisine girdiler, ona bir tepki olarak öyle bir konuyu gündeme getirmiş olabilir diye düşünüyorum. Ama hükümet olarak bizim gündemimizde teröristlere asla ve asla af söz konusu değildir” derken.
    Erdoğan, “Sayın Bahçeli’nin bu talebi veya teklifi tabi kendisine ait bir taleptir, tekliftir. Ama bizim şu anda hükümetimizle böyle bir düşüncemiz kesinlikle yok” dedi.
    Bahçeli ise hâlâ ısrar ediyor ve “Biz bu konuda kararlıyız, sözümüzün arkasındayız. Allah’ın izniyle affın çıkacağını ümit ediyorum” diyor.
    Anlaşılıyor ki; Cumhur İttifakı’nda şimdiden derin çatlaklar oluştu!
    Kim bilir ilerleyen günlerde içeriye ne sular sızacak bu çatlaklardan.
    “MİLLET İTTİFAKI”na “BENZEMEZLER İTTİFAKI” diyenlerin ittifakındaki benzerliğe, uyuma ve ahenge bakar mısınız lütfen!
    Gerçi özellikle Başbakanın açıklamasında yer alan “Ama hükümet olarak bizim gündemimizde teröristlere asla ve asla af söz konusu değildir” şeklindeki cümleden, terör suçları dışında kalan suçları kapsayacak bir af yasası gündeme gelebilir şeklinde bir yorum yapmak elbette mümkündür.
    Hele hele, iktidarın “Erken seçim geri kalmışlığın bir göstergesidir… Erken seçim ihanettir…” vs. cümleler kurduktan sonra erken seçim kararı aldığını düşününce, neden olmasın diye düşünmek de elbette mümkündür.

    Bahçeli Tam Olarak Ne dedi?

    Başta sosyal medya olmak üzere, Sayın Bahçeli’nin af açıklamasını tashih ve tevil etmeye, sözüm ona açıklık getirmeye çalışan partilileri var.
    Oysa burada esas alınması gereken bu tür tashih, tevil ve düzeltme yazı ve yorumları değil, Bahçeli’nin bizzat yapmış olduğu açıklamalardır.
    Çünkü, bu konudaki gerçek düşünce ve temel maksat, Bahçeli’nin sözlerinde gizlidir.
    Öbür sözler, kamuoyundan gelen ve dolayısıyla seçimlerde sandığa yansıma ihtimali bulunan tepkileri savuşturma ve etkisizleştirme amacına matuf sözlerdir.
    Dikkate alınması gereken, saatlerce düşündükten sonra yapılan tashihler ve düzeltmeler değil, bizzat Sayın Bahçeli’nin twitter vasıtasıyla ulu orta yapmış olduğu açıklamalardır.
    Çünkü asıl niyet ve düşünce o sözlerde gizlidir.
    Bahçeli’nin twitter üzerinden yapmış olduğu açıklama tam olarak şöyle:
    “Çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, kadın katilleri, PKK’lılar, FETÖ’cüler hariç olmak üzere, demir parmaklıkların gerisinde özgürlük düşü kuran, zindanda gün sayan, dama düşüp sevdiklerinin ve sevenlerinin hasretini çeken kader kurbanlarını afla taltif etmek niye akıllara gelmez? PKK’lı alçaklar, FETÖ’cü caniler, vatan ve millet düşmanları demokrasi ve özgürlük adına sahiplenilirken, kaderlerinin kurbanı olmuş mağdurlarla ilgili lehlerinde hukuki ve ahlaki bir düzenleme yapılması, onların aydınlığa kavuşturulmaları tez elden sağlanmalıdır”
    Peki Sayın Bahçeli’nin dilinin altındaki bakla tam olarak nedir?
    Yani çıkarılacak muhtemel bir af yasasının içine hangi suçların dahil edilmesini istiyor Devlet Bey?
    Görüldüğü gibi açıklamada, kapsam af kapsamı dışında kalacak suçlar sayılmış ama kapsama alınacak suçlar belli edilmemiş.
    Mesela; hırsızlar, yolsuzluk yapanlar, hortumcular, devleti ve milleti dolandıranlar, sudan sebep adam öldüren kiralık katiller, uyuşturucu baronları, mafya ve çete reisleri, kundakçılar da giriyor mu acaba bu affın kapsamına?
    Belki Devlet Bey’in düşündüğü affın kapsamına bunlar da girmiyordur.
    Ancak af yasası meclise geldikten sonra verilecek önergelerle affın kapsamının genişleme ve Bahçeli’nin istemediği suçluların da affedilmesi ihtimali her zaman vardır.
    Yani Devlet Bey, kaş yapayım derken göz çıkarabilir.
    Bir zamanlar “Hasta ve yaşlıdır” diyerek tahliyesine sebep olduğu Ahmet Türk’ten sonra Selahattin Demirtaş ve benzerlerinin de tahliyesine sebep olabilir.
    Unutulmasın ki; aralanmış kapının ardına kadar açılma olasılığı her zaman vardır.
    MHP’nin de koalisyon ortağı olarak bulunduğu hükümet döneminde 21 Aralık 2000 tarihinde çıkarılan ve Rahşan Ecevit’in, tıpkı Devlet Bey gibi “Kader Kurbanları” diyerek ön ayak olduğu, bu sebeple de kamuoyunda “Rahşan Affı” olarak bilinen af yasasının nelere mal olduğu iyi hatırlanmalıdır.
    O yasa öyle noktalara vardırılmıştır ki; sonunda Rahşan Ecevit’i bile isyan ettirmiştir!
    Bahçeli’nin: “…Demir parmaklıkların gerisinde özgürlük düşü kuran, zindanda gün sayan, dama düşüp sevdiklerinin ve sevenlerinin hasretini çeken kader kurbanlarını afla taltif etmek niye akıllara gelmez?” diyerek affı bir TALTİF olarak öngörmesi oldukça ilginçtir.
    Oysa bizim bildiğimiz taltif, başarılı ve faydalı işler yapmanın bir karşılığıdır ve teşvik amaçlıdır.
    Suç ve suçlu, hiç taltif edilir mi; taltif edilerek hiç teşvik edilir mi?
    Bu nasıl bir düşüncedir ve bu nasıl bir devlet anlayışıdır efendim?
    Yok eğer buradaki asıl maksat, belli kişilerin tahliyesini sağlamak ise bunun için genel affa ne lüzum var?
    Cumhurbaşkanının özel af yetkisi varken ve üstelik ülke OHAL ile yönetilirken çıkarırsınız bir KHK, olur biter!
    Bize göre; devlet, ancak kendisine karşı işlenen suçları affedebilir.
    Vatandaşın canına, malına, ırzına, namusuna, manevi şahsına ve her türlü hak ve menfaatlerine karşı işlenen suçları asla affedemez/affetmemelidir!
    Politikacılar, başta hayat hakkı olmak üzere; başka insanların her türlü menfaatleri hilafına karşı işlenen suçlar için af yasası çıkaramazlar/çıkarmamalıdırlar!
    Öyle “Af adalet ve genel menfaat düşüncesiyle suç işleyen kişinin cezalandırılmasından veya hükmedilmiş cezanın infazından vazgeçilmesini kapsayan yasal düzenlemedir. Devletin alicenaplığıdır, Atatürk’ün sözüyle söylersek medeniyet demek af ve müsamaha demektir.” gibi afili ve albenili sözlerle hiç kimseyi kandırmaya kalkışmayın lütfen.
    Seçime kırk gün kala çıkarılacak bir af yasası, ne adalete hizmet eder ne de halkın genel menfaatine.
    Ancak ve ancak o yasayı çıkaracaklara hizmet etmeyi amaçlar.
    Baskın şekilde, yani sonuçları iyi hesap edilmeden çıkarılacak bir af yasası, faydadan çok zarar getirir.
    Unutmayın; gerek Rahşan Affı, gerekse Etkinlik Pişmanlık ve Eve Dönüş gibi fiyakalı isimler altında çıkarılan af yasalarıyla dışarı çıkan pek çok suçlu, aynı veya başka suçları işleyerek tekrar içeri girmişlerdir.
    Hapishane yönetimlerinden birkaç gün izin alarak gidip adam öldürenlerin yaşadığı bir ülkede, af yasalarından beklenen faydanın sağlanamayacağı açıktır.
    Asıl yapılması gereken adaletin ve hukukun tam olarak işletilmesi ve devletin, vatandaşlarına kader mahkumu pozisyonuna düşmeyecek şekilde yaşam şartları sağlamasıdır

  • Bize bir hikâye lazım diyenler ne demek istiyor?

    Bize bir hikâye lazım diyenler ne demek istiyor?

    Para, Borsa, faiz, döviz programlarında, kriz dönemlerinde, çok duyduğumuz; “yeniden yapılanma, yeni bir hikâyeye ihtiyaç var” diyenlerin artık ne demek istediklerini iyi biliyoruz.

    Dışarıdan bize verdiği sıcak para ile bizi yönetenler, içine düştüğümüz ya da düşürüldüğümüz ekonomik krizden çıkabilmemiz için bize akıl verirler.

    Size yeni bir hikâye lazım” derler.

    Hikâyeden kast ettikleri hiçbir şekilde ekonominin iyileşmesi için teknik düzeydeki bir iş değildir. Yeniden borç vermeleri için sizden istedikleri hususlardır. Sizi yönetebilmeleri için sizden istedikleridir.

    Sıcak para sağlayıcılarının, Türkiye temsilcileri, para programlarında bu sözü sürekli tekrarlarlar. Size yeni bir hikâye lazım diye…

    Hikâyenin ne olduğunu anlamaya çalıştığınızda, hikâyeden kast edilenlerin, doğrudan siyasi olduğunu anlarsınız.

    Bize yeni bir hikâye lazım diyenler, Erdoğan’ın sıcak para bulmak için Londra’daki ziyaretini değerlendiriyorlar.

    Şöyle ifade ediyorlar; “Siz (Erdoğan) yabancı sermayeye gelin, Türkiye’ye yatırım yapın, emlak alın dediğinizde, size gelip yatırım yapmazlar. Sizin güvenilir olup olmadığınıza bakarlar.”

    Küreselleşme saldırıları sırasında yeniden yapılandırma diye, bizden istedikleri özelleştirmeler ve millet malının yağmalanmasıydı. Özelleştirilecek bir şey kalmadı. Daha doğrusu özelleştirmeden alacakları ganimetler azaldı. Ulusal pazarları da ele geçirdiklerini düşündüğümüzde, geriye siyasi tavizlerin ne olabileceği aklımıza geliyor.

    Kıbrıs’tan askerin tamamen çekilmesi, Doğu Akdeniz’deki enerji çıkarlarımızdan vaz geçmemiz. Adaları Yunanistan’a terk etmemiz, Açılım Sürecine geri dönmemiz, eskiden olduğu gibi Atlantik Bloğuna teslim olmamız istenecektir.

    Astana Süreci sıcak para sağlayıcılarının hiç haz etmediği bir durumdur. Sanıyorum ilk istekleri budur. Sonra sırasıyla diğer siyasi istekler sıralanacaktır.

    Özelleştirmelerle ekonominizdeki devleti çok uluslu şirketlere teslim ederseniz, onların istekleri aldıklarıyla sınırlı değildir.

    Ol hikâye budur. Bu isteklere direnirseniz, sıcak para (borç) vermeyiz diyorlar.

    Üretimsiz bırakarak zihnen ikiye böldükleri Türkiye’yi; faizleri artır, siyasi isteklerimi yerine getir diyen, borç vericilerle karşı karşıyayız

    14.5.2018